Yedi Uyurlar Efsanesi

Konusu 'Destanlar Efsaneler Mitoloji' forumundadır ve UzmaN tarafından 10 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    10 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  1. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    Yedi Uyurlar Efsanesi

    On binlerce yıllık insan beşiği Anadolu'nun Tarsus yöresinde Dakyanus adında oldukça uyanık kurnaz düzenbaz ve acımasız bir kral yaşarmış Dakyanus sarayında her an hazır beklettiği kahin astrolog ve büyücülerinin yardımıyla küçüklü büyüklü kurnazca hileler ve oyunlar oynayıp cahil ve korkak halkını korkutarak hükümdarlığını devam ettiriyormuş Zamanla oynadığı bu oyunlara kendisi de inanarak gerçekten de bir tanrı olduğunu düşünmeye başlamış Dakyanus sarayının dört bir tarafına putlar diktirmiş ve halkının onlara tapmasını tanrıların onları koruması için de putların önünde hazırlanan sunaklara gelirlerinin en az üçte ikisini bırakmalarını emretmiş Aksi takdirde tanrıların insanlara çok kızacaklarını ve onların gazaplarını da hiç kimsenin durduramayacağını söyleyip korkutmuş onları Zavallı cahil halk da bu söylenenlere inanıp tüm kazançlarını hazırlanan sunaklara bırakıp tanrıların kendilerine kızmasını önlemek için sadakat yarışına girmiş Bütün bu olan biten sonucunda her gün daha da zenginleşen Dakyanus gücüne güç katmaya devam etmiş Zalim kral Dakyanus'un Mernuş Sezenuş Debernuş Yemliha Makselmine ve Meslina isimli altı yardımcısı varmış Dakyanus onlara çok güvenir her konuda akıl danışıp bütün sırlarını da anlatırmış yardımcılarına Zamanla bu altı yardımcısı da Dakyanus'un göz kamaştıran zenginliğinden ve gücünden etkilenerek halka söyledikleri yalanlara inanıp onun bir tanrı olduğuna inanmaya başlamışlar.

    Günlerden birgün Tarsus büyük bir düşman saldırısına uğramış Görkemli Tarsus şehri tamamen istila edilip yağmalanmış Kurnaz Dakyanus durumun vahametini görünce hiç düşünmeden istilacı düşmanlarıyla anlaşma yoluna giderek hem canını hem de krallığını kurtarmış Kurnaz kral halkına ve insanlarına bu durumu anlatırken de işin içinden kendisini sıyırmaya çalışmış Onlara şöyle demiş Zalim ve Kurnaz Dakyanus; “Bakın bu şeytan güçleri karşısında hangi insan durabilirdi Elbette ki hiç kimse Ama krallığımızın büyük ve ulu tanrılarının gücüyle hepimiz canımızı kurtardık Bu büyük ve belalı sınavdan sonra hâlâ tanrılarımızın gücüne inanmayan var mı aranızda?” Yoksul ve cahil halk yaşadıkları dehşetten sonra canlarını kurtarmış olmanın rahatlığıyla hak vermiş kurnaz kralın söylediklerine Ancak kralın en güvendiği altı danışmanından biri olan Yemliha kralın söylediklerine hiç inanmış Ve arkadaşlarıyla bir toplantı yapmışlar kendi aralarında Cesur ve akıllı Yemliha şöyle demiş arkadaşlarına; “Şu kralın dediklerine hanginiz inandınız? Güzel ülkemiz saldırgan düşmanlar tarafından yağmalanırken insanlarımız öldürülürken neredeydi şu büyük ve güçlü tanrılar? Onlar kendilerini bile korumaktan aciz taş parçaları Bu gerçeği görmediniz mi artık? Bu şarlatanlığa bir son vermenin zamanı gelmedi mi sizce? Çevrenize bakın bir Güneşi kim doğuruyor hergün? Bizi ısıtan ve üşüten güç kimdir? Bu doğa kimin eseridir? Bunları küçük bir düşman saldırısından bile kendini korumaktan aciz Dakyanus ve heykelleri mi yaptı? Hayır! Bu bana hiç de inandırıcı gelmiyor Gelin bir olup bu şarlatanın maskesini düşürelim artık”

    Diğer arkadaşları cesur ve akıllı Yemliha'nın bu sözlerine hak vermişler ve kralın maskesini düşürmek için hep beraber çalışmaya karar vermişler Ancak zalim ve kurnaz Dakyanus'un her yerde herkesi dinleyen ajanlarından biri de o gün danışmanların toplantısını dinliyormuş gizlice Bütün duyduklarını hemen krala aktarmış tabii ki Dakyanus hemen altı danışmanını da huzuruna çağırtmış Onlara olan bitenden haberdar olduğunu söylemiş Ancak en güvendiği ve bütün sırlarını paylaştığı bu altı adamı bir anda yok etmeyi de göze alamamış Bu yüzden onlara iyice düşünüp kendisine tekrar sadakatle hizmet etmeleri için zaman tanıyacağını söylemiş Danışmanlar kralın huzurundan ayrıldıktan sonra akıllı Yemliha arkadaşlarına şöyle demiş; “Arkadaşlar hepimiz Dakyanus'u iyi tanıyoruz Bu saatten sonra o bizi yaşatmaz Şimdi kendisine güvenemediği için bize bir şey yapmıyor ama uygun zamanı yakaladığında hepimizi ortadan kaldıracağına hiç şüphe yok En iyisi biz bir an önce Tarsus'u terk edip başka bir yere gidelim Orada gücümüzü birleştirip iyice güçlendikten sonra yeniden buraya geliriz Diğer arkadaşları da Yemliha'ya hak vermişler Yanlarına yol için gerekli malzemeyi aldıktan sonra hep birlikte gizlice yola çıkmışlar Tarsus'tan iyice uzaklaşan altı arkadaş yolda sürüsünü otlatan bir çobana rastlamışlar Çoban gördüğü bu altı yabancıya büyük bir konukseverlik göstermiş ve onları çok güzel bir şekilde ağırlamış Çobanın iyi niyetinden etkilenen altı arkadaş başlarından geçenleri çobana da anlatmışlar.

    Bütün olup biteni dinleyen çoban misafirlerine içten bir gülümsemeyle karşılık vermiş ve demiş ki; “Arkadaşlar hiç şüphe yok ki siz en doğru olanı yaptınız Güneşe bir bakın hele Nasıl da yavaş yavaş gösteriyor yüzünü dağların ardından Sıcaklığı ve aydınlığı nasıl da sarıyor şu dünyamızı Şu tarladaki günebakanlara bir bakın hele Güneşle birlikte nasıl da başlarını gökyüzüne çeviriyorlar Akşamın karanlığında da tekrar önlerine eğiyorlar Bu nasıl bir mucizedir Bütün bunları yapan bir güç mutlaka var Bu güç ne Dakyanus olabilir ne de onun taştan yapılmış putları” Çobanın bu sözleri altı arkadaşı verdikleri karar konusunda daha da cesaretlendirmiş Çoban da onlara katılmaya karar vermiş Yanlarına çobanın Kıtmir adlı köpeğine de alıp tekrar yola düşmüşler Bütün gün hiç durmadan yürümüşler Akşam olup karanlık bastığında dağlarda rastladıkları ve saklanmaya müsait Yencelüs isimli mağaraya girmişler Hâlâ yaşadıkları ve sığınacak bir yer bulabildikleri için şükredip uyumaya çekilmişler İlk uyanan akıllı Yemliha olmuş Arkadaşları da sırayla derin uykularından uyanmışlar Şaşkınlık içerisinde birbirlerinin yüzlerine bakıyorlarmış Hepsinin saçı sakalı iyice uzamış birbirine dolanmış haldeymiş “biz ne kadar uyuduk ki” diye sormuş içlerinden biri Bir diğeri “bana sanki bir gün ya da daha az gibi geldi” diye cevap vermiş Durumlarına çok şaşırmışlar ama bir anlam da verememişler Karınlarının iyice acıktığını hissettikleri için Yemliha'nın gizlice şehre gitmesine ve yiyecek bir şeyler almasına karar vermişler
    Yemliha bu haliyle kendisini kimsenin tanıyamayacağını düşünerek şehre doğru yola koyulmuş Şehre vardığında gözlerine inanamamış Her şey baştan sona değişmiş durumdaymış İnsanlar evler caddeler herşey Hiç biri kendilerinin bıraktığı gibi değilmiş “Bir gecede bu kadar büyük bir değişiklik nasıl olur diye şaşırmış” Yemliha Gördüğü ilk fırının önünde durup içeri girmiş Cebinden çıkardığı Dakyanus altınını fırıncıya uzatıp ekmek istemiş Yemliha'nın elindeki Dakyanus altınını gören fırıncı hemen koluna yapışmış Yemliha'nın “Sen bu altını nereden buldun” Çabuk söyle Yoksa hısızlık mı yaptın gömü mü buldun” Diye arka arkaya sorular sormaya başlamış Yemliha ne olduğunu anlamaya çalışırken fırındaki diğer müşteriler de işe karışmış ve hep birlikte şehrin mahkemesinin yolunu tutmuşlar Mahkemedeki yargıç fırıncının elindeki altına bakıp Yemliha'ya “Bu 309 yıl önce yaşamış kral Dakyanus'un parası Bu altını nereden buldun” diye sormuş Yemliha yargıcın sorusu üzerine mağarada tam 309 yıl uyuduklarının farkına varmış Bunu yargıca söylese inanmayacağını düşünmüş mağaradaki arkadaşları da aklına gelince doğruyu söylemenin kendisi ve arkadaşları için hiç de iyi olmayacağına karar vermiş Ve yargıca “Evimden” diye cevap vermiş “Yargıç evin nerede” diye sorunca da arkadaşları geceyi geçirdikleri mağaranın ismini söylemiş Yargıç askerleri çağırmış hemen ve demiş ki” Bu adamı alın ve söylediği yere gidin Eğere söyledikleri doğruysa sorun yok Yok eğer yalan söylüyorsa hemen buraya getirin de cezasını verelim”
    Yargıcın bu kararından sonra askerler Yemliha'yı yanlarına alıp mağaraya doğru yola çıkmışlar Mağaranın önüne geldiklerinde Yemliha askerlere şöyle demiş; “Siz burada bekleyin İçerideki arkadaşların aniden karşılarında sizi görürlerse korkup çıkmayabilirler Ben gidip onları alıp geleyim”Askerler mağaranın önünde beklerken Yemliha da mağaraya girmiş Arkadaşlarını mağaranın derinliklerinde kendisini beklerken bulmuş Onlara başından geçenleri bütün ayrıntısıyla anlatmış ve demiş ki; “Arkadaşlar şimdi mağaranın girişinde askerler bizi bekliyor Kararı siz verin artık çıkalım mı yoksa burada mı kalalım”İçlerinden birisi söz almış ve şöyle demiş; “Bu saatten sonra insanların içine karışmak hiç de hayrımıza değil Sevdiklerimizden hiç biri hayatta değildir şimdi Bir de yeni yaşamın nasıl bir şey olduğu hakkında hiç birimizin fikri yok Madem bizi yaratan bizi burada tam 309 yıl uyutmuş bence bizim için en hayırlısı buradan hiç çıkmamaktır Sen hepimiz adına dua et de yüce yaratıcı bizi burada 309 yıl sakladığı gibi sır etsin” diğerleri de bu görüşe katılmışlar Yemliha arkadaşlarının ortak kararı ile yüce Yaradana dua edip kendilerini sır etmesini istemiş Hepsi de duanın ardından içtenlikle amin demişlerDışarıda bekleyen askerler içerinden uzun süre hiç ses gelmeyince meraklanıp mağaraya girmişler Büyük mağarayı iyice aramışlar ama kimseyi görememişler Sadece mağaranın dibinde birbirine sokulmuş yedi kuş yavrusunu görmüşler Büyük bir korkuya ve paniğe kapılıp hemen geri dönmüşler ve bütün olup biteni komutanlarına anlatmışlar Çok geçmeden bu ilginç olayı bütün yöre halkı duymuş ve akın akın bu mağarayı görmeye gelmişler Ve bu hikayede dilden dile dolaşarak “Eshabı-ı Kehf” yani Yedi Uyurlar olarak günümüze kadar gelmiş.

    (İçerik Alıntıdır)
     
  2. 28 Ocak 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  3. recinus

    recinus Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Ocak 2009
    Mesajlar:
    10
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    canım yedi uyuyanların mezarları yaşadıkları yerler efes te buda izmir e bağlı olan selçuk ilçesinde tarsusla bir alakası olduğunu sanmıyorum hala daha selçuk kalesini gidip gezersen göreceksin bu söylediklerimi.kuran-ı kerim de de yedi uyuyanlar geçiyor.tabii nerede olduğu değil ama neden böyle bir olayın olmasını Allah ın emrettiği anlatılıyor..sadece belirtmek istedim genede emeğine sağlık...
     
  4. 28 Ocak 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  5. amazon570

    amazon570 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2007
    Mesajlar:
    101
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ben urfanın suriye sınırında yaşıyorum şu anda ve burdaki yerel halktan kadınlar normal doğum yaparken yedi uyurun isimlerini tek tek bi kağıda yazıp bellerinde taşırlarsa doğumun çok kolay geçeceğine inanyorlar...ne kadar doğru gelir size bilemiyorum ama paylaşmak istedim sadece.
     
  6. 29 Ocak 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  7. violette

    violette zor bir yola çıkıyorum Üye

    Katılım:
    16 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.330
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    evet burda var kızlar.efeste.ancak ne kadar dogrudur bilmiyorum.hikaye böyle.efesin giriş bölgesine yakın ve bir mağrada 7 tane kazılı çukur var.
     
  8. 28 Şubat 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  9. aysun444

    aysun444 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    9 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.555
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    106
    Hımmm belki tarsustan yola çıkmışlar ya efesin oraya kadar gitmişlerde olabilirler, bende geçen yaz efesteydim, Meryem Ana, efes harabeleri ve yedi uyurlara gittim( gezi amaçlı) Tabi mezarlık gibi bir hale getirmişlerdi, başka mezarlarda vardı, pekde hoş görünmüyordu açıkcası, hiçbir bilgi yazı vs de asmamışlardı, öyle gezip dönmüştük, belkide yedi uyurlar diye yazmışlar ama olmayabilir. Tarsusta varmı böyle bir yer acaba araştırmak lazım...
     
  10. 28 Şubat 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  11. aysun444

    aysun444 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    9 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.555
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    106
    Tarsus'un kuzeybatısında 14 km. uzaklıkta Dedeler Köyündedir. Kuran-ı Kerim'de Kehf Suresinde sözü edilen bu mağara Müslüman ve Hristyanlarca kutsal sayılır. Mağaraya 15-20 merdivenle inilir.Eshab-ı Kehf Mağarasına ait bir efsane halk arasında anlatılır; "Mitolojik tanrılara inanışın gücünü kaybettiği dönemlerde tek Tanrıya inandıkları için eziyet edilmekten kaçan Hristiyan dinine mensup Yemliha Mekseline Mislina Mernuş Sazenuş Tebernuş ve Kefeştetayuş adında yedi genç Putperestliğe dönmeyi kabul etmediklerinden Rum Hükümdar Dakyanus'un huzuruna çıkarılmışlar. Bu hükümdar Putperestlik dinine bağlı kalmalarını aksi takdirde kendilerini öldürteceğini söyleyerek birkaç günlük zaman vermiş. Köpekleri Kıtmir ile birlikte bu yedi genç ölümden kurtulmak için verilen süreden fayadalanarak kaçmışlar ve bu mağaraya sığınmışlar. Allah tarafından kendilerine 300 yıl süre bir uyku verilmiştir. İlk uyanan yiyecek almak için kente gider ama elinde bulunan zamanı geçmiş para yüzünden yakalanır. Yakalayan parayı nerede bulduğunu ve oraya götürülmesini ister. O da yalnız olmadığını yedi arkadaşıyla beraber mağarada kaldığını söyler. Onunla birlikte mağaraya geldiğinde yedi yavru kuşun tünediği bir yuvadan başka bir şey görmemiştir.
    Bu nedenle burası "Yedi Uyurlar Mağarası" diye de anılır. Halk arasında ziyaret dağı olarak bilinen dağ konik biçimi ve topoğrafik görünümü itibariyla doğal bir özellik arz eder. Mağara 300 m2 büyüklüğünde 10 m yüksekliğindedir. Mağaranın içinde 3 tünel mevcuttur. Eshab-ı Kehf Mağarasının yanına Osmanlı Padişahı Abdulaziz tarafından 1873 yılında bir mescit yaptırılmıştır.

    Evet Tarsusta da varmış. Tarsustakini görmedim ama gerçektende Efesteki öyle mağara havasında değildi, muhtemelen bahsedilen yer Tarsustur.
     
  12. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  13. lightlife

    lightlife eylülde geeeeellll :) Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2009
    Mesajlar:
    8.752
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    148
    Teşekkürler sayende kültürüme kültür katmış oldum..
     
  14. 22 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  15. montesori

    montesori metin's and kaan's mother Pro Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.059
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    paylasım için tesekkürler:))
     
  16. 1 Eylül 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  17. archimim

    archimim KRALİÇE KIZIM ASYA'M Üye

    Katılım:
    11 Haziran 2009
    Mesajlar:
    5.213
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    146
    rehberimiz bizi selçuktaki yedi uyuyanlara götürmüştü ve türkiye nin bir çok yerinde yedi uyuyanların mağarasının bulunduğunu ama hangisinin gerçek olduğunu tam bilmediğini söylemişti. önemli olan yeri değil zaten hikayesi.