yeni bebeği olacak anneler için bir derleme

Konusu 'Doğum sonrası Annelerin Sorunları' forumundadır ve husel tarafından 5 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    5 Kasım 2007
    Konu Sahibi : husel
  1. husel

    husel er:) Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    Bebek yıkamanın kuralları
    Bebeklerin tok karnına banyo yaptırılmaması gerekli çünkü kusabilir. Banyo sırasında gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun. Suyun sıcaklığını bileğinizin içi veya dirseğinizle kontrol edin. Bebeğinizi havlu üzerine yatırarak soyun. Havluyu bebeğin vücuduna sarın. Ardından yere yatırıp havlusunu açın, bezini çıkarıp gerekiyorsa alt temizliğini yapın. Sol elinizle bebeğin boynunu destekleyip vücudunu kolunuzun üstüne yaslayın ve koltuğunuzun altından destekleyin. Bebeği yüzü yukarı bakar şekilde banyo küvetinin üzerine alın. Banyo süngerini bebe sabunu veya bebe banyo köpüğü ile köpürtün ve havlu üzerinde vücudunun her yanını iyice silin. Bebeğinizi kesinlikle suyun yanında yalnız bırakmayın.

    Mama alırken dikkat edilecek hususlar

    - İçindeki proteinin anne sütündeki protein oranlarına benzer olması

    - Mineral içeriğinin doğru ve anne sütüne benzer olması

    - Karbonhidrat ve yağ cins ve miktarının anne sütündeki gibi olmasıdır

    Mamanın hazırlanışı

    Mama hazırlarken çok titiz davranmak gerekir. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar:

    - El yıkamanın önemini unutmayın

    - Kullanılacak tüm kaplar önce sabunlu suyla yıkayıp durulanmalıdır, sonra kaynamakta olan suya atılarak en az 10 dakika bekletilmelidir. Daha sonra, temiz bir maşa ile temiz bir yüzeyde kurutulmalıdır.

    - Temiz içme suyu en az 10 dakika kaynatılmalı ve 60 dereceye kadar soğutulmalıdır.

    - Mamanın üzerinde yazan veya doktorunuzun önerdiği miktarda mama, belirtilen miktarda su ile karıştırılmalıdır.

    - Mama eridikten sonra, bebeğin içebileceği ısıya getirilmelidir. Mamanın sıcaklığı ideal vücut sıcaklığı olan 35- 37 derece olmalıdır. Bir damla mamayı bileğinizin iç kısmına damlatarak kontrol edin. Bilekte soğuk ya da sıcak bir his oluşturmamasına dikkat edin.

    - Mama paketleri, açıldıktan sonra belli bir süre içinde tüketilmelidir. Bunun için kutunun üzerinde yer alan talimatlara uyun.

    Bebekler mama ile besleniyorsa ya da mama anne sütüne takviye amaçlı kullanılıyorsa, emzirme saatleri sıklığında mama verilmelidir. Mama miktarı da zamanla artacaktır. Mama verirken de, emzirme işleminde olduğu gibi rahat bir yere oturun ve bebeğinizle göz teması kurun. Başını göğsünüze yaslayın. Bu yakınlık ona ve size iyi gelecektir. Aslında bu işi arada sırada baba da yapabilir. Böylece bebekle baba arasında bir bağ kurulmuş olur...


    İşin sırrı bebeği emzirmede


    Doğum sebebiyle alınan kiloları vermenin ve eski vücut formuna kavuşmanın yolu, annelerin bebeğini emzirmesinden geçiyor.

    Zübeydehanım Doğumevi Diyetisyeni Habibe Örenli, yeni doğum yapan anneleri gebelik sonrasında eski vücut ağırlığına dönmek için acele etmemeleri konusunda uyararak, "Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeğinizi emziriyorsanız eski formunuza kolay dönebilirsiniz" dedi.

    Örenli, çiçeği burnunda annelerin zayıflama diyeti uygulamaması ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye dikkat etmesi gerektiğini kaydederek şunları söyledi:
    "Günde en az 12 su bardağı sıvı alın. Kalsiyumdan zengin süt, yoğurt, peynir tüketmeye önem gösterin. Demirden zengin olan kuru baklagiller ve eti, C vitamininden zengin olan domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan, portakal ve mandalina tüketin. Hazır besinler, salam, sucuk, sosis gibi gıdaları mümkün olduğunca almayın. D vitamini besinlerde bulunmaz. Güneş ışınlarının cilde temasıyla alındığı için güneşlenmeye özen gösterin. İyotlu tuz kullanın. Kuru meyveler ve kuru yemişler demir ve kalsiyum gibi mineraller yönünden zengindir.

    Aşırıya kaçmadan bu besinleri tüketebilirsiniz. Yemeklerle birlikte çay içmeyin. Yemekten 1-2 saat sonra açık olarak için. İçecek olarak nane, papatya, kuşburnu gibi doğal bitki çaylarını tercih edin. Makarna ve sebzelerin haşlanma suyunu dökmeyin. Kuru baklagilleri iyice yıkayıp 12-24 saat ıslattıktan sonra pişirin. Sebze ve meyveleri iyice yıkadıktan sonra tüketin. Sigara ve alkol kullanmayın. Doktora danışmadan ilaç kullanmayın." İHA


    Masum Bir Öpücük Ciddi Problemlere Yol Açabilir

    Küçük olmasına karşın yemek yeme, konuşma gibi pek çok eylemi kısıtlayan, ağrı veren uçuk, sanıldığı kadar masum değil. Vücut dengesini derinden sarsabildiği gibi bebek ölümlerine bile yol açabiliyor. Korunmanın en basit yolu ise uçuklu kişi ile öpüşmemek

    Genelde ağız kenarı, dudak, damak, dil, yanak içleri ve diş etleri gibi bölgelerde görülen uçuk, verdiği ağrılarla hayatı zindan edebildiği gibi bulaşıcı olması nedeniyle başkaları için de zararlı olabiliyor. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu, uçuğun ön belirtilerinin alındığı dönem ile açılan yaranın kapanması dönemleri arasında bulaşıcı olduğunu, bu nedenle uçuğu olan bir kişinin kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık gibi eşyaları kullanmamak ve uçuklu kişi ile öpüşmemek gerektiğini belirtiyor. Eğer uçuğa dokunulursa yüzün diğer bölümlerine, göze ve genital bölge gibi vücudun diğer bölümlerine bulaştırılabileceği konusunda uyarıyor.


    ENFEKSİYON VE ÖLÜME YOL AÇABİLİR

    Uçuğun sanıldığı kadar masum olmayıp, zaman zaman bebek ölümlerine bile yol açabildiğini ifade eden Dr. Haliloğlu, "Uçuk virüsü ile insan genellikle ilk defa 0-5 yaş arasında tanışır. Uçuğu olan aile bireylerinden birinin öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla fark edilmeyen küçük kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar; ağız içi, diş etleri ve dudaklar enfekte olur" diyor. Uçuğun kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyonlar şeklinde de görülebileceğine dikkat çeken Dr. Haliloğlu, "Tıbbi yayınlar arasında uçuklu bir kişiden bulaşan virüs sonucu yeni doğan ölümlerine ait vakalar var. Bu nedenle uçuklu bir kişi günlük yaşantısında oldukça dikkatli olmalı" şeklinde konuşuyor.


    BUNLARI YAPMAYIN

    Uçuğun, hekimin önerdiği antiviral kremler ya da oral ilaçlar ile tedavi edilebileceğini belirten Dr. Haliloğlu, uçuğu bulunanların yapmamaları gerekenleri şöyle sıralıyor: l Uçuğa dokunmayın, dokunursanız ellerinizi çok iyi yıkayın. l Uçukluyken kesinlikle gözlerinize dokunmayın. l Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanları öpmekten ve onlarla yakın temastan kaçının. l Uçukluyken kullandığınız havlu, bardak, çatal, kaşık gibi eşyaları ayırın ve başkalarının kullanmasına izin vermeyin. l Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynamayın. (Parmaklara uçuk virüsü bulaşacağı gibi, aynı zamanda uçuk yarasına da diğer mikroplar bulaşmış olur.)




    Ağlayan Bebeği Yatıştırma


    Bebeklerimizin ağlamasına anne ve babaların dışında bebek ile ilgilenen tüm kişiler dayanamazlar. Bebeğin bir an önce yatıştırılması için herkes elinden geleni yapmak ister. Bu çabalar sırasında bilinçli davranmak hem bebeği hem de anneyi rahatlatacaktır.


    Bebek, genellikle acıktığı zaman ağlar, ancak huzursuzluk, yalnızlık ve can sıkıntısı gibi durumlar da bu tepkiye neden olabilir. Bebekle sürekli ilgilenen kişi, çeşitli nedenlerden kaynaklanan farklı ağlayış biçimlerini ayırt etmeyi kısa zamanda öğrenecektir. Ne var ki bebeğiniz bazen nedensiz olarak da ağlayabilir. Bu durum, kendilerine çok güvenen anne babaları bile üzecek ve morallerini bozacaktır. Bundan alınmayın, yalnızca varlığınızla onu rahatlatın ve kendini güvende hissetmesini sağlayın.


    Bebeğinizin ağlamalarına birkaç dakika içinde yanıt vermeniz önemlidir. Nekadar uzun süre ağlarsa, o kadar rahatsız olacaktır. Ağlamaya terk edilirse, dahada huzursuz olacak ve derdini anlamanız iyice güçleşecektir.


    Ağlamalarına kulak asılmayan bebekler, büyüdükçe daha da huysuz olurlar. Şundan emin olmalısınız; ağlamasına yanıt vermeniz onu şımartmaz. Tam tersine, gereksinimleriyle ilgilendiğinizi ve bunları karşılayacağını belirtir.



    bebeğinizin giyimi
    Bebeklerin günde en az üç kere üstlerini değiştirmek gerekebileceğini unutmayın. Yedekleri ile beraber yeterli sayıda bodysi, çorabı, tulumu (mevsime göre kısa veya uzun patikli) olduğundan emin olun. Çünkü çarşıya gitmek için zamanınız az olabilir. Sonbahar ve kış için dışarıda giyebileceği tulum da alınmalıdır. İlk aylarda giysiler çok kısa sürede küçüleceğinden, gereğinden fazla giysi almaktan kaçının. Eskiden yeni doğan bebeklere giydirilen zıbınların, bodylerden bir üstünlüğü yoktur ve zıbınlar uzun süre kullanılmadıklarından, body almak daha akıllıca olabilir.

    Zaten bebeğinizin göbek kordonu düşmeden önce üzeri kapalı olduğundan, ondan da endişe etmenize gerek yoktur. Tulumların bacakları düğmeli olanları, altını değiştirirken kolaylık sağlar. Ayrıca çoğu bebek giysisi kafadan da rahatlıkla geçişi sağlamak üzere tasarlanmıştır.

    Eğer doktorunuz ultrasonda tahminen büyük bir bebeğiniz olacağını söylediyse, en küçük bebek giysileri (50 cm'lik olanlar) muhtemelen bebeğinize uymayacaktır.

    Yeni doğan bebekler özellikle başlarından kolay ısı kaybettiklerinden, her zaman mevsime uygun incelikte bir şapka giydirin. Küçük bebekleri sıkı giydirmiş olsanız da, çok soğuk kış günlerinde uzun süre dışarıda tutmayın.

    Bebeklerin sizden bir kat daha fazla giyinmiş olmaları, şapkaları ve çorapları olduğu sürece yeterli olacaktır.

    Bebeğin tenine değen giysilerin yumuşak pamuklu kumaştan olması, dikişlerinin batmayacak şekilde olması önemlidir. Bebeğin giysilerini, kendiniz için kullandığınız deterjanla yıkamayın.

    En iyisi sabunla yıkamaktır. Sabun tozlarının otomatik makinelerde kullanılabilenleri de mevcuttur. Ancak bebeğin makineyi doldurabilmek için yeterli giysisi olamayabilir. Bu yüzden elde yıkayacak tozlardan da bulundurmanızda fayda vardır.

    Bunun dışında bebeğiniz için yumuşak, su emiciliği yüksek alt kurulama havlusu ve banyo havlusu almanız gerekir.




    Dr. Menetlioğlu'nun annelere tavsiyeleri

    * Çocuklarınızı kalabalık ortamlarda bulundurmayın ve ağız ve burunlarına yakın öpmeyin.

    * Çocuklarınızı kesinlikle kundaklamayın.

    * Çocuklar aksıran, öksüren ve ateşli hastalıklı insanlardan uzak tutun.

    * Su kesinlikle kaynatılmadan çocuklara verilmemelidir.

    * Erken teşhis ve tedavi hayat kurtarır ve bu nedenle hasta çocuğunuzu bekletmeyin.

    * Hekimlerin tavsiye etmediği, bilim dışı kulaktan dolma tedavileri uygulamayın.

    * Unutmayın ki her aşı çocuğunuzu ölümcül hastalıklardan korur bu nedenle çocuklarınızın aşısını ihmal etmeyin.

    * 9 aylıktan sonra bebeklerinize emzik vermeyin."
     
    tuhafgozlukiz bunu beğendi.