Yeni trend; Raw Food

Konusu 'Güncel Diyet Haberleri' forumundadır ve dids tarafından 1 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    1 Haziran 2008
    Konu Sahibi : dids
  1. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Çiğ beslenme felsefesini diğerlerinden ayıran özellik çiğ beslenmenin aslında bir yaşam tarzı olması. İnsanın kendini sevmesi, yaşadığı evren ve doğanın farkında olması, doğa ile dengeyi kurması ile gerçekleşiyor.

    Vücudumuzun bizim kalemiz olduğunu düşünürsek, bizim sorumluluğumuz kalenin bekçilerini gerekli enerji destekleri ile beslemek.

    Çiğ beslenme, insanın yeryüzüne geldiği andan itibaren Adem ile Havva'nın beslenme şekli gibi ilk orjinal yemek şekli.

    Bizler milyonlarca yıl çiğ yiyecek yiyerek buralara kadar geldik.


    Neleri yemekte özgürüz?

    Uzmanlar bu çiğ beslenme tarzında günlük yaşamda yüzde 50 yeşil yüzde 25 meyve yüzde 25 kuruyemiş öneriyor. Bu sistemde hangi besinin kaç kalori olduğu değil neyi neyle yediğiniz önemli olan. Örneğin kavun ya da karpuzu diğer meyvelerle karıştırmamanız öneriliyor.

    Özellikle tohumları ve kuruyemişleri yemeden önce 6-12 saat suda bekletip enzim hareketleri temelde tutulmaya çalışılıyor.


    Ünlü isimlerden Raw Foodist'ler

    Eskilerden Sokrat,Aristo,Plato ve Hipokrat'ın bu beslenme tarzını benimsedikleri bilinirken Hollywood camiasından ise Uma Thurman,Demi Moore,Natalie Portman çiğ besleniyor.


    Evde kendi kendilerine çiğ beslenme yapabilirler mi?

    Her şeyi kendileri hazırlayabilirler. Pasta bile buna dahil. Ayrıca çok kolay yenilebilir ve yedikten sonra pişmanlık yaratmayan bir yeme sistemi de ayrıca.


    Bu yeme biçiminde yasaklar neler?

    Alkol ve kahve bu yeme-içme biçiminden tamamen uzak... Gıdaların karışımı ve meyvelerin yemek esnasında yenmemesi bu sistemin anahtarlarından. Yemek esnasında su içilmezken çay ılık ve kafeinsiz olmak zorunda. Bugün Amerika'da bir çok klinikte çiğ beslenme ile tedaviler uygulanıyor. Dünyanın her yerinde bu yöntemle hastalara alternatif sağlık kazandıran kuruluşlar mevcut.


    Kimler uygulayabilir?

    Doktor tarafından aksi raporlanmadıkça herkes bu yeme biçimini benimseyebilir. Yutma problemi varsa yiyecekleri öğüterek içebilir. Doğadan gelenin bize zararı yok. Ara sıra görülen alerji durumları bile vücudun bu tip beslenmeye alışmasıyla kayboluyor. Amerika'da bağırsak iltihabı olan hastaların tedavisinde bu yöntem kullanılıyor ve sağlıklı yaşam sağlama yüzdesi yüzde yüz...

    Yiyeceklerin sıvı ya da kuru şekilde kurutma ya da ısıtma yöntemiyle alınması, sindirim ya da gaz problemi olanlarda çiğ beslenmeye geçiş döneminde yardımcı olur.

    Bugünün beslenme şeklinde yüksek asitli, sekeri kızartılmış, katkı maddesi çok, raf süresi beş yıla kadar uzayabilen yemeklerin arasında en masumu ve zararsızı çiğ beslenme türü.


    Çiğ beslenmenin yıldızı olarak hangi sebze ve meyveler ön plana çıkıyor?

    Listenin üstünde yeşiller yer alıyor. Biz özellikle toprak altında yetişen sebzelerin bile yaprak kısımlarının yemeğe ilave edilmesini öneriyoruz. Çünkü güneş enerjisi ile asıl temas eden yaprak kısımları olduğu için enerjinin en yoğun olduğu kısım kökten ziyade yapraklarıdır. Her türlü yeşil, özelliklede koyu renkli yeşiller kalsiyum açısından zengin. Smoothie'ler için doğal şeker ve çekirdekleri güneş enerjisini absorbe edebilme özelliğine sahip olduğu için özellikle kuru incir öne çıkıyor.

    Antioksidan özelliklerinden dolayı ise nar, kızılcık, yabanmersini önemli. Vücudun alkaline seviyesine çok uygun olduğu için zeytin ve zeytinyağını öneriyoruz, pH değeri ile soslarda ve salatalarda ise gözdemiz zeytinyağı. Deniz sebzeleri için susam yağını önerebilirim. Kurutulmuş ya da çiğ deniz yosunlan denizden beslendikleri için mineral açısından oldukça zengindir ve salatalarınızda ayrı bir tat yaratır. Keten tohumu içeriğinde Omega 3 ve B12 ihtiva ettiğinden, özellikle hayvan ürünü içermediklerinden çiğ beslenenlerin gözdelerinden.


    Bu beslenme şeklini uygulayanlara bir öneriniz var mı?

    Her beslenme seklinin önerdiği gibi su çok önemli. En az 2 litre su içmeyi unutmamak gerekiyor. Burada ayrıntı, içtiğiniz suyun asit değerlerini kontrol etmeniz. Japonya'da her ailenin evinde suyu iyonize eden cihazlar bulunuyor. Son dönemde Türkiye'de de bu aletlerin satışının başladığını duydum. İçtiğiniz kolanın asit değerinin 2.2 olduğunu söylersek ve bir bardak koladan sonra vücudu tekrar asit düzeyinin normale dönmesi için 32 bardak suya ihtiyaç olduğunu düşünürsek kutu mevye suları yerine press meyve sularının bedeninize verilen bir ödül olduğunu söylemeye gerek yok.

    Bir öneri de yemek sırasında ve sonrasında su içmemeniz. Tatlıyı yemeklerden önce yemeyi tercih edin .Çünkü şekerli yiyeceklerin asit değeri yüksek olduğundan üzerine yiyeceğiniz çeklerin sebze ve yeşilliklerden oluşan bir çiğ salata ile asit baz dengesini kurarak sindirimi kolaylaştırabilirsiniz.Çok sıcak ve çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçının. İçeceğinizde buz kullanmayın. Özellikle meyve tüketimini gün içerisinde yapmaya çalışın, akşam yemeğinden sonra meyve ya da tatlı yemekten kaçının. Özellikle karaciğer problemi olanlar dikkat etmeli. Bedeninizin ve ruhunuzun değerini bilerek yaşayın ve aldığınız nefesin farkında olarak beslenin...




    (alıntıdır)
     
  2. 1 Haziran 2008
    Konu Sahibi : dids
  3. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Biliniyor ki, canlı gıdalar içlerinde enzim, su, mineral ve enerji barındırıyor. Vücudumuzun pH değeri optimum 7.35-7.50'dir. Vücudun pH değeri düştüğünde yani asidic ortama geçtiğinde hastalıklara kapısı açık anlamına geliyor. Besinlerin doğal halleri ile vücudumuzun pH değeri ortalama aynıdır. Bedenimiz en iyi pH değeri alkaline olduğu zaman çalışıyor. Tüm pişmiş yemekler alkaline değeri düşük, asiditesi yüksek gıdalardır. Diğer bir nokta ise bitkilerin enerji dönüşümü.

    Bitkiler su, hava, güneş ve topraktan belirli besinleri fiziksel maddeye dönüştürürler. Bu geçişte enzimler büyük rol oynuyor, insanlar da gıdalardan ihtiyacı olan enerjiyi alır. Canlı yaşayan besinler sindirim için gerekli enzimleri sağlıyor.


    Dolayısıyla çiğ beslenme seklinin en önemli getirilen şöyle sıralanabilir:

    Çiğ besinler bağışıklık sistemini güçlendirici, hazmı arttırıcı bakteri ve mikro-organizmalar içeriyor.

    Fazla kilolardan kurtarıyor ve vücudun kendi öz yapısındaki vücut kitle endeksini buluyor.

    Pişirilmiş yiyeceklerle besin değerlerini kaybetmek yerine, raw food ile vücuda alınan besinlerde enerjinin yüksek olması nedeniyle gençliğin devam etmesi sağlanıyor hatta yaşlanma yavaşlatılıyor. Aynı zamanda da bazı yaşlılık belirtilerinin geriye dönüşümü sağlanıyor.

    Ciltteki lekeler azalıyor. Pigment hücreleri yenileniyor böylelikle saçlar parlaklık ve canlılık kazanıyor. Ciltteki kırışıklıklar azalıyor.

    Sindirim sistemini yormayan enerji değeri yüksek besinlerden ve su yüzdesi yüzde 70'lerde olan çiğ beslenme sekli, karaciğeri ve böbrekleri desteklediğinden kronik hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynuyor.

    Sağlıklı bir uyku döngi ve sabah uyandığımızı dinç bir bedene sahip olmayı sağlıyor. Besinler canlı tüketildiğinde doyma hissinin daha çabuk gelmesinden dolayı, pişmiş besinlerden daha az tüketiliyor. Başlı başına kendimiz, komşumuz, dünyamız ve canlı olan her şeye saygı duymamız için bir temel hazırlıyor.


    En sevdiğiniz yemek sorulunca aklınıza ne gelir? İçi karnabaharla doldurulmuş pişmemiş dolma ya da sarma? Yahut avokadolu çiğ ıspanak çorbası? Sizin için bunlar bir şey ifade etmiyor hatta bir "yemek" gibi bile durmuyorsa o zaman henüz "canlı yiyecek" akımıyla tanışmadınız!

    Aslında "raw food", öz Türkçesi'yle "ham (ya da işlenmemiş) gıda", daha anlaşılır haliyle canlı, çiğ besinlerle beslenme yeni bir kavram değil. Ancak yüzyıllardan beri inandıkları birtakım prensiplerle beslenmeyi, hatta yaşamayı gerektiren bu akımı ilk defa bir Türk ile birlikte anıyoruz.


    Canlı beslenme uzmanları kaydediyorlar ki:

    Canlı beslenme başta kulağa yalnızca bir diyet gibi gözükse de bu tamamen bir yaşam felsefesi. Zira insanın daha canlı, daha enerjik olabilmesi için "canlı" gıdayla beslenmesi gerekiyor. Ama tabii siz canlı deyince kanlı canlı bir et parçası ya da henüz çırpınan bir balık getirdiyseniz gözünüzün önüne tamamen yanıldığınızı söylemek zorundayız. Zira bu noktada mevzu bahis olan "canlı" sıfatı yalnızca sebzeler için geçerli.

    Yani öldürülmemiş (117 Fahrenayt ya da 47 derecede ölüyorlar) ve işlemden geçmemiş olmaları gerekiyor. Yalnızca o zaman vücudunuz için gereken enzimleri alabiliyorsunuz. Zaten canlı beslenmenin ilk öğretilerinden biri aynen şöyle: "Çiğ sebzeler enzim bakımından zengindir ve sindirimin gerçekleşmesinde önemli rol oynar." Finlandiya Kuopio Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre ham besinler içerdikleri bakteri ve enzimler sayesinde vücudun toksinlerden arınmasını sağlıyor. Bu sayede özellikle kolon kanseri riskini azaltıyor. 1996 yılında British Medical Journal'da yayımlanan bir makaleye göreyse taze meyvelerin de dahil olduğu diyet programı kalp krizi riskini yüzde 24 azaltıyor.




    (alıntıdır)
     
  4. 29 Ocak 2012
    Konu Sahibi : dids
  5. titto79

    titto79 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2007
    Mesajlar:
    491
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    bu konuyla kimse ilgilenmemiş ama zor gözüksede elinde blender olan herkes uygulayabilir
    bugün akşam ilk denememi yaptım kendimce uyduruk bişey ama çok leziz oldu ve bi dikişte içilmediği için daha da hoşuma gitti
    deneme amaçlı ve uyduruk bişey olduğu için az malzeme kullandım bir tane havuç biraz maydanoz biraz dereotu bir limonun suyu ve sulu olmazsa die düşünüp bi kaşık da yoğurt ekledim blenderda karıştırdım el blenderı olduğu için taneli oldu bence daha güzel ve yoğurt kullanmasam da olurmuş o zaman saf tarif olurdu bir bardaklık malzeme için de bir limon çok ekşi bi tad verdi yarım limon suyu da yeterli olurmuş denemek isteyen olursa die :KK66: bu sabah yine deneme amaçlı bi avuç yeşil mercimeği çimlenmeye bıraktım ilk ürünümü alcam inş :) annem evvelden saksıya sarımsak dikmişti onların filizleri de baya bi uzamış %100 olmasa da bi şekilde elimden geldiğince uygulıcam inş. yarın sabah da portakal ve süt düşünüorum hayvansal gıda olmaması en doğrusu ama başlangıç için şuan eldeki imkanlarla bu kadar oluo ilgilenenler deneyenler denemek isteyenler lütfen paylaşsın
     
  6. 29 Ocak 2012
    Konu Sahibi : dids
  7. Duygu_Oner

    Duygu_Oner http://www.o-bebek.com ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.376
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    148
    tito79, çimlendirme paleo beslenmede de var, mantık aynı mantık, çimlenene kadar yemiyorsun veya pişirmiyorsun...

    Aslında eşim olmasa kesinlikle denerdim, ancak geleneksel bir eşle evde paleo düzeni bir nebze uygulayabiliyorum..

    Çok faydalı bilgiler olmuş, dids ellerine sağlık...
     
  8. 29 Ocak 2012
    Konu Sahibi : dids
  9. titto79

    titto79 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2007
    Mesajlar:
    491
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    aa bunu bilmiordum bak :) tşkr ederim cnm
    ben zaten vejetaryenim bi gün vegan olmayı hayal ediorum tabi kilo vermeyi de :KK9: bu yüzden bu beslenme ilgimi çekti %100 yapabileceğimi sanmıorum ama en azından çimlendirmeden sora pişirme süresi kısaldığı için besini en az zararla alabiliriz paleo düzenini de araştıriim bakem
     
  10. 29 Ocak 2012
    Konu Sahibi : dids
  11. titto79

    titto79 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2007
    Mesajlar:
    491
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    paleo diyeti sitede vrmış zaten yahu ayyy bi daha teşekkür ederim :KK16:
     
  12. 29 Ocak 2012
    Konu Sahibi : dids
  13. Duygu_Oner

    Duygu_Oner http://www.o-bebek.com ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    1.376
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    148
    Rica ederim :)

    Çimlendirmeden sonra pişirme süresi inanılmazzzz kısalıyor haklısın, 15 dk'da fasulye, nohut, hepsi hazır. İlk hazırladığım mercimek lapa olmuştu bu yüzden :)

    Şurada çiğ beslenmeyle ilgili bir kaç tarif bulmuştum, ilginizi çekebilir :Çiğ Beslenme | Hafif Tarifler *** Resimli Yemek Tarifleri
     
  14. 31 Ocak 2012
    Konu Sahibi : dids
  15. esrarr

    esrarr Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2009
    Mesajlar:
    45
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Benim nacizane bi uyarım olacak,ben de kaç gündür raw beslenmeyi araştırıyorum ama süt ve süt ürünleri yasak diye biliyorum,yani karışımınıza yoğurt kullanmışsınız?? bu arada bende haşimoto hipotroidi hastalığı var acaba bi sakıncası var mı biliyor musunuz,bir de öğünler nasıl oluyor acaba?
     
  16. 12 Nisan 2012
    Konu Sahibi : dids
  17. limondemir

    limondemir Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    22
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    raw food beslenme şeklinde hayvansal gıda olmadığı için süt yerine kendiniz badem veya susam sütü yapabilirsiniz. sonra bu yaptığınız süt ile sebze&meyve karışımı yapabilirsiniz. çok leziz oluyor :)

     
  18. 3 Ocak 2013
    Konu Sahibi : dids
  19. reiki

    reiki Aktif Üye Üye

    Katılım:
    7 Ekim 2009
    Mesajlar:
    45
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    88
    ben başladım, bu üçüncü günüm.. midem çok rahat kilo kaybım da oldu şimdiden..