Yetim bir YAVRU kediye Anne-Baba Olmak....

Konusu 'Tekrar Konular' forumundadır ve Meg tarafından 28 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    28 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Meg
  1. Meg

    Meg ⓚeditör Editor

    Katılım:
    27 Kasım 2008
    Mesajlar:
    53.358
    Beğenildi:
    16.463
    Ödül Puanları:
    388
    Kısırlaştır-Aşılat-Yaşam Alanına Bırak

    --------------------------------------------------------------------------------

    KISIRLAŞTIR - AŞILAT - YAŞAM ALANINA BIRAK

    alıntı..
    --------------------------------------------------------------------------------

    İLK OLARAK HAYVAN SEVGİSİNİ, EMPATİYİ, YÜREĞİ, VİCDANI FİLAN BİR TARAFA BIRAKIP, BİR UZMAN GÖRÜŞÜYLE BAŞLAMAK İSTİYORUM...

    ÖLDÜRMEK VEYA BARINAĞA KAPATMAK NEDEN ÇÖZÜM DEĞİL

    Köpekler, koyun, keçi veya inekler gibi sürü halinde yaşamazlar. Onlar belirli bir bölgeyi içgüdü ile kontrol etmek isterler. Onlar için küçük bir yer, belki bir ev bir sokak veya bir mahalleyi kontrol etmek doğal bir davranıştır. Buralar onlar için kendilerine ait bir bölgedir. Eğer köpekler özel yerlerinden alınıp öldürülerek veya barınağa götürme gibi sebeplerden dolayı uzaklaştırılırsa, onların boşalttıkları yerlere çok kısa bir zaman içinde yeni köpekler gelir ve benzer davranışlarda bulunurlar. Doğada, bazı boş alanlar varsa oralarda doğum ve hayatta kalabilme oranı daha yüksek oluyor ve oralara doyuma ulaşıncaya kadar etraftan köpekler geliyor. Öldürmek veya barınağa taşımak kısa bir süre içim çözüm gibi görünse de, bunların çoğalmaları tekrar ve tekrar biçimde yine probleme dönüyor ve uzun bir periyot için çözüm olmuyor ve olamaz. Belediye başkanları bazen çözüm için çok kötü bir yöntem olan zehirleme yöntemini tercih etmek zorunda kalıyorlar, fakat izleyen yıl yine benzer sayıda köpek aynı şehre problem olmaya başlıyor ve bu çok kötü dönüşüm devam ediyor. Düşünelim ki barınak bir çözüm ve her şehir, ilçe ve köylerde barınaklar var, bunlar dışarıda kalan köpeklerin çoğalmalarını engellemeyecektir ve tekrar sokaklar belli bir sayıda köpek ile dolacaktır.

    Kısırlaştırmak ve bulunduğu alana geri bırakmak uzun dönem için tek gerekli yoldur.

    Sokak köpeklerinin zehir veya silah ile kıyımları hayvan dostu insanlarında artışıyla nefretle karşılanmaktadır. Avrupa Birliğine girmeyi hedefleyen bir Türkiye bu önemli konuyu dikkatlice gözden geçirmelidir. Türkiye modern ve ileriyi düşünen bir ülke gibi görünmek istiyorsa, bunun bir parçası olan sokak köpekleri problemini çözüme ulaştırması gerekmektedir. Türkiye Avrupa Birliğine girmeyi en büyük hedeflerinden biri olduğunun farkına vardığı bu günlerde ve Avrupalılarında istekleri doğrultusunda hayvanların daha az acı çekmesi adı altında geçen Kurban bayramında kesim politikaları geliştirildi (örneğin kurban edilecek hayvanlar için özel kesim alanları ve uzman kesiciler ayarlandı) Eğer Türkiyede hala sokak köpekleri zehirlenmeye devam edilirse, Avrupa Birliğine girme çabalarında olan Türkiyeye bir geri kalmış ülke izlenimi verecektir. Bunun turizme de kötü yönde etkisi olacaktır, çünkü bu hayvan seven batılı turistlerin gözünde kötü bir resim olarak kalacaktır. Onlar köpeklerin katledildiklerini duyduklarında şok olacaklardır.

    Zehrin yanlış kullanılması aynı zamanda insanlarda da tehlikeler oluşturabilir.
    Barınak oluşturmak pahalı ve zor bir iş olmasının yanı sıra, fazla sayıda köpeğin dar bir alana doldurulması da köpeklerin acı çekmesine sebep olacaktır. Bulundukları yerleri temiz tutmak oldukça güç ve yeterli yiyecek bulmakta güç ve pahalı bir yöntem. Hastalanan köpeklerin hastalıkları diğer köpeklere yayması kolay olacak ve bunların veterinerler tarafından tedavileri de ekstradan maliyet çıkaracaktır. İyi niyetli belediye başkanları barınak oluşturmayı, zehirlemeye karşı bir alternatif olarak gördüler ama uzun vadede başlarına bela oldu. Bu yöntemde zehirlemeden daha şefkatli değil. Türkiyede barınakların çoğu iğrenç şartlar altında, buradaki köpeklerin çoğunlukla ya açlıktan ya da hastalıktan öldükleri biliniyor, çünkü onlara harcanması gereken para zamanla azalıyor veya bitiyor.
    Aynı zamanda, dışarıda köpeklerin nüfusu artmaya devam ediyor.

    NEDEN KISIRLAŞTIRMAK GEREKİYOR?

    Kısırlaştırma, üremeyi durdurma ve sakinleştirmenin yanı sıra kararlı ve sağlıklı bir nüfus sağlıyor.

    Üremeyi Durdurma

    Dişi bir köpek bir senede yaklaşık 16 yavru üretiyor. Eğer bunların yaklaşık yarısı dişi olursa (, o zaman ertesi sene bu yavrulardan (8x16) 128 yeni yavru doğuyor. Bu sayılara birinci yavrulardan kalan erkek köpeklerin bunların dışındaki dişi köpekler ile çiftleşmelerinden meydana gelebilecek yavruları katılmadı. Yapılan hesaplamalar sonucunda kısırlaştırılmamış bir çift köpekten 6 yıl sonunda toplam 67.000 yavru doğacağı bulunmuştur. (Kaynak: Dog Fancy 2000). Bu sayı 16 yavru ile başlayan bir dişi köpekten oluşmuştur. Bu sayının içinde başlangıçta verdiğimiz bir çift köpekten erkek olanın diğer dişilerle çiftleşmelerinden olabilecek yavrular dikkate alınmamıştır. Normal olarak, sağlıklı bir erkek köpek haftada en az bir kez bir dişi köpek ile çiftleşir.
    Bu üreme oranı oldukça yüksektir. Şehrin sokaklarında bu yavrular ve anneleri yiyecek bir şeyler bulabilmek için çok acı çekiyorlar. İlk senelerinde yavrulardan dörtte biri açlık, hastalık, soğuk hava veya trafik kazalarından dolayı ölüyorlar. Bir kez düşünün, bu karamsar tablo eğer bu bir çift köpek kısırlaştırılmış olsalardı meydana gelmeyecekti.

    Saldırganlığı engellemek

    Dişi köpekler her altı ayda bir kızgınlığa geliyorlar. Bu zaman zarfında dişi çiftleşmeye hazır ve onun hormonları güçlü bir koku salgılıyor ve bu koku erkek kısırlaştırılmamış köpekler tarafından 1 km. uzaklıktan dahi algılanabiliyor. Kısırlaştırılmamış erkek köpekler bu kokuyu algıladıkları zaman, hormon salgıları artıyor. İçgüdüsel olarak dişiyi bulmak, yakalamak ve eşleşmek için kontrolsüz olarak harekete geçiyorlar. Erkekler bu dönemde insan ve diğer köpeklere karşı daha saldırgan, huzursuz, heyecanlı oluyorlar ve daha fazla havlıyorlar. Köpeklerin etrafına devamlı kızgınlık halinde olabilecek bir köpek bulunabilir. Bu da civardaki erkek köpeklerin devamlı tahrik halinde olabileceğini gösterir. Bu ortamda çok sayıda erkek köpek grup halinde kızgınlık halinde olan dişinin yakınına bir an önce gelirler. Bu olay insanları korkutur.
    Kısırlaştırılan köpekler bu saldırganlık hallerini göstermiyorlar. Kısırlaştırılırken erkeklerden ve dişilerden hormonların kaynağı çıkartılıyor. Kısırlaştırma ile iki etki önleniyor: Saldırganlık ve üreme. Kısırlaştırılmış dişiler (yumurtalık ve rahim çıkartılmış) hamile kalamazlar ve kızgınlık haline gelmezler. Sonuçta erkek köpekleri saldırgan ve tahrik etmezler. Kısırlaştırılmış erkekler (testisler çıkartılmış) hem dişiyi hamile bırakamazlar hem de eğer dişi koku saldıysa kokuyu duymazlar. Onların bu sayede saldırganlık ve tahrik olma durumları ortadan kalkar. Bu sayede kavga etmezler ve insanlarla daha dostça yaşarlar.
    Köpeklerin sadece içgüdüsel olarak eşleşme dürtülerinin olduğunu bilmek önemlidir. Eşleşmekten zevk almıyorlar, Dişi köpekler erkek köpekler ile sadece kızgınlık zamanlarında çiftleşirler. Bu da kısırlaştırılmamış bir dişi için yılda iki defadır. Bu da bize köpeklerin seksi zevk için yapmadıklarını gösteriyor. Zevk alıyor olsalardı onlarda insanlar gibi istedikleri zaman çiftleşirlerdi. Onlarda sadece hormon ile içgüdüsel olarak çiftleşme dürtüleniyor. Biz onları kısırlaştırarak zevklerinden yoksun bırakmıyoruz. Bilakis onların huzurlu ve kontrollü yaşamlarına yardımcı oluyoruz.

    NEDEN SOKAĞA GERİ BIRAKMALIYIZ?
    Yüzeysel bakıldığında barınak iyi bir fikir gibi görünebilir. Çünkü problem çok hızlı bir şekilde çözülecek gibi görünüyor. Köpekler bir anda sokaklardan kayboluyorlar. Bununla birlikte, uzun bir zaman diliminde bir çözüm olmadığı anlaşılmıştır.
    Daha önce de söylediğimiz gibi, doğada eğer boş yer varsa, köpekler çevre yerlerden gelerek burayı doldururlar ve kısa sürede burada doğum ve sayı hızla doyma noktasına ulaşıncaya dek artacaktır. Çok hızla artan nüfus ile problem tekrar başlayacaktır.
    Aynı zamanda barınakta köpekler acı çekiyorlar. Belli bir süre sonra yeterli yemek ilaç ve bakıcı bulmak zor oluyor. Belediyelerin çoğunluğu uzun zaman diliminde masrafları karşılayamazlar.
    Eğer köpekler kısırlaştırma, aşılama ve kulaklarına pasaport takma işleminden sonra geldiği aynı sokağa bırakılırsa hiçbir boş alan kalmaz ve buralara yeni köpekler gelmez. Biz ortama sakin, sağlıklı ve üreme yapmayan köpekler bırakıyoruz. Bundan sonra doğal yaşamında huzur içinde yaşabilir. Kontrol altına alınan bölgeye yeni bir köpek gelirse onunda kısırlaştırılması gerekir ve böyle devam eder.
    Eğer kısırlaştırma ve sokağa geri bırakma yeterli bir periyotta yapılırsa uzun dönem için iyi bir çözümdür ve bu sayede güvenli ve sakin bir nüfus oluşturmanın yanı sıra insan sağlığını da tehdit etmez.

    Veteriner Hekim Karen Özel
    __________________
    Her Eve Lazım 4 Ayaklı Bi Dost
     

    Ekli Dosyalar:

    Son düzenleme: 29 Temmuz 2009
  2. 29 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Meg
  3. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.653
    Beğenildi:
    5.192
    Ödül Puanları:
    438
  4. 29 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Meg
  5. Meg

    Meg ⓚeditör Editor

    Katılım:
    27 Kasım 2008
    Mesajlar:
    53.358
    Beğenildi:
    16.463
    Ödül Puanları:
    388
    farketmemişim ben:KK43:
     
    Son düzenleme: 29 Temmuz 2009
  6. 29 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Meg
  7. Meg

    Meg ⓚeditör Editor

    Katılım:
    27 Kasım 2008
    Mesajlar:
    53.358
    Beğenildi:
    16.463
    Ödül Puanları:
    388
    uyarı için sağol arkadaşım..
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.