Yevgeni Yevtuşenko Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve seaBahAR tarafından 17 Haziran 2009 başlatılmıştır.

    17 Haziran 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238
    [​IMG]

    Yevgeni YEVTUŞENKO (Yevgeny Yevtushenko) 18 Temmuz 1933'te Zima'da doğdu. Stalin sonrası şairler kuşağının önde gelen temsilcisi. Bu kuşağın sanatsal özgürlüklerin genişletilmesi ve edebiyatın siyasal ölçütler yerine estetik değerlere dayandırılması için mücadele veren sanatçılarındandır. Çocukluğu Moskova'da ve Trans-Sibirya Demiryolu üzerindeki küçük bir kasabada geçen Yevtuşenko ilk önemli öykülü şiir yapıtı Stantsiya Zima (Zima Kavşağı, 1956)'da bu kasabayı betimledi. Moskova'daki Gorki Edebiyat Enstitüsü'nde öğrenim gördü. Yayımlanmasına Stalin'in ölümünden sonra izin verilen şiirleriyle halkın sevdiği bir şair oldu. İlk devrimci şairlerden Mayakovski ve Yesenin'in taşkın, yer yer argo yüklü şiir dilini yeniden canlandırdı; ayrıca aşk, kişisel sorunlar gibi Stalin döneminde ele alınması hoş karşılanmayan konularda şiirler yazdı. Yaklaşık 34 bin Ukraynalı Yahudi'nin Nazilerce katledilişini konu alan Baby Yar (Babi Yar, 1961) adlı şiir kitabında SSCB'deki Yahudi düşmanlığını da eleştirdi. ABD ve Avrupa'ya geziler yaptı, bu gezileri sırasında şiirilerini topluluklar önünde okudu. 1963'te Paris'te otobiyografik nitelikteki Yaşantım/Erken Yazılmış Bir Yaşam Öyküsü (1968) adlı yapıtını yayımlanmasından sonra ülkesinde baskıya uğradı. Ama SSCB'ne ışık sağlayan bir elektrik santralinin kurulduğu Sibirya simgesiyle Rusya tarihi boyunca bir sürgün yeri sayılan Sibirya simgesini karşılaştırdığı son derece coşkulu bir dizi şiirden oluşan Bratskaya GES (Bratsk İstasyonu, 1965) adlı yapıtını yayımlanmasının ardından saygınlığını yeniden kazandı. ABD üzerine ilk şiirlerinden derlenen Özgürlük Heykelinin Derisinin Altında adlı oyunu 1972'de Moskova'da sahnelendi. 1978'de tiyatro oyunculuğuna başladı, 1981'de fotoğraflardan oluşan kitabını, ertesi yıl da ilk romanını yayımladı. 1984'te Ardabiola adlı bir kısa roman yazdı.


    -alıntı/ Tuğrul Asi Balkar-
     
  2. 17 Haziran 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238
    KÜLLENDı SANA OLAN AŞKIM

    Küllendi sana olan aşkım - bayatladı yaşam benzeri
    Çözüldü ölüm gibi, içler acısı bir öyküydü
    Koparıp atsam bu acımasız aşk şarkısının telini
    ıkiye parçalasam gitarı - sürdürmek niye bu güldürüyü!


    Ne var ki o küçük o tüylü canavar anlamıyor
    Neden daha karmaşık yaptığımızı yalın olan her şeyi
    Ben alınca içeri koşup senin kapını tırmalıyor
    Ama benim kapımı tırmalıyor sen alınca içeri.


    Çıldırabilir insan böyle koşturmaktan, gerçekten
    Biliyorum daha çok küçüksün, küçük duygusal bir köpek,
    Ama duygusal olmaya da karşıyımdır ben.
    Neye yarar son perdeyi uzatıp işkenceyi sürdürmek?


    Güçsüzlük değil suç demeli duygusallığa aslında
    Yumuşayınca yine barışmaya söz verilir
    Sonra homurtular yeni bir gösteri için daha
    Tadı tuzu kalmamış "Aşkın kurtuluşu için" denir.


    Daha en başta tazeyken korunmalıdır aşklar
    Atmalı o aşk dolu "Daima!" ve o çocuksu "Asla!"ları,
    "Söz vermeyin!" diye bağırıyordu trenler,
    "Söz vermeyin!" diye mırıldanıyordu telefon telleri.


    Yarı çatlak ağaç dalları ve duman karası gökyüzü
    Uyarıyordu bizi, ama haberleri yoktu onların,
    ıyimserliği yalnızca öğretilmemiş yalınlık gördüğümüzü,
    Ve büyük olmadığı zaman daha güvenli olduğunu umutların.


    Ayık kalmak gerekir ve tartmalıdır ayık kafayla
    ılişkinin değerini, benimsemeden önce-zincirin öğretisidir,
    Söz vermemektir göklere ama hiç değilse vermektir toprağa,
    Söz vermemektir ölüm ayırana kadar, ama hiç değilse bir yaşam vermektir.


    "Seni seviyorum" demeli insan aşık olunca.
    Çok acı oluyor sonra aynı ağızdan duymak yıkılışını
    Yalanlarla, küçümsemelerle ve alaylarla
    Ve bunlardır aldatmacaya döndüren kusursuz sandığımız dünyayı.


    Farkına varmaz aşkın insan.
    Söz vermemeli ve en iyisi
    Öyleyse neden çekeriz insanı, atlarmış gibi yalan seline
    Uçup gidene kadar elbette güzeldir imgesi.


    Aşık olmamak en iyisi, bilmeliyiz, aşk varmaz bir geleceğe .
    Uyuyup duruyor zavallı köpeğimiz, yeter bizi delirtmeye,
    Bir senin kapını tırmalıyor patileriyle bir benimkini
    Artık sevmiyorum seni; ama niyetim yok senden af dilemeye


    Sevmiştim bir zamanlar; bunun için işte, bağışla beni.



    Yevgeni YEVTUŞENKO

    Çeviri: Özdemir ıNCE - Yusuf CEMALı
     
  4. 17 Haziran 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238
    NÂZIM'IN YÜREĞı

    Usanınca gerçeklerin yalanından,
    kaygan, yüzsüz baskıdan,
    tunç Nâzım'ı anımsarım
    ve sesini
    biraz hançerimsi :
    "Merhaba kardaşım...
    Ne o, neden yüzün asık öyle
    Boş ver!
    Yoksa şiir mi takıldı bir yerde?
    Gel, birlikte bitirelim.
    Paran mı yok?
    Bakarız bir çaresine, dert değil.
    Kız mı?
    Aldırma bulunur..."
    Oysa asıl kendisinde var bir şey,
    içini kemiren
    yüz çizgilerinden dehşetle akan :
    "Hepsi iyi de,
    şu yürek ağrısı...
    Adam sen de
    ağrıyadursun, yaşıyoruz ya..."
    Kimisi için şiir bir roldür,
    Kimisine bir dükkân,
    kazançtır.
    Onun içinse ağrıdır şiir,
    rol değil.
    Nâzım'ın yüreği de ağrıdı durdu işte.
    Üzerine titreyen doktoru bir gün,
    hani pek de güvenemiyerek,
    tenbih etmişti bana :
    "Bakın" demişti,
    "Keskin konulardan kaçının ki
    ağrımasın Nâzım'ın yüreği..."
    Hey gidi doktor...
    Hastanız gitti.
    Yaramadı çabalarınız.
    Yüreğiyse onun
    gizli gizli çarparak
    sürdürdü ağrısını
    ölümünden sonra da.
    ıçimdeki acı için ağrıyor,
    Türkler için, Ruslar için ağrıyor,
    kendisi gibi mapusta özgür olanlar için
    özgürlükte mapus gibiler için
    ağrıyor.
    Hapisane acılarıyla yanan o yürek
    - ölümden sonra bile -
    dinlemiyor doktorları,
    korkak olduğumuz zaman
    ağrıyor.
    neme gerek dersek
    ağrıyor.
    onun gibi açık yürekle :
    "Merhaba kardaşım..."
    diyemezsek ağrıyor...
    Varsın ağrısın
    hepsi için yüreklerimiz,
    tek ağrımasın Nâzım'ın yüreği.



    Yevgeni YEVTUŞENKO

    Çeviri: Ziya YAMAÇ
     
  6. 17 Haziran 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.194
    Ödül Puanları:
    238
    ÖLDÜRME ÖZGÜRLÜĞÜ

    Özgürlük Anıtı'nın rengi şimdi
    Bir ölümcül donuklukla eşittir
    Kurşunlandı özgürlük, onun sevgili adı
    Sandı alındı bağımsızlığı geri -
    Amerika, kendi kendini vuran!

    Tam da öyle işte, kendi kendini!
    Sıkıysa çık dışarı bu korkulu
    Her taşına kâbuslar sinen ülkede
    Ve daha korkuncu bu gidişle
    Ormanlara kaçıp gizlenmek sonu.

    Toprakta o bildik koku
    Şu evrensel ünü olan Dallas'tan,
    Yaşamak nasıl da tekinsizlik dolu
    Ve işte senin en büyük utancın bu.

    Kim inanır masallara, hangi çağdayız
    O soylu fikir zevahirinin ardından
    Silah yağının fiyatı yükselirken
    Yaşamın düşürdüğün bedeline bak sen!

    Katillerdir cenazende yas tutanlar da
    Hissedar olmaya her karış toprağına
    -ışte yine, bir daha, hadi bir daha-
    Başaklarında kurşun tanelerinin
    Dalgalandığı Teksas tarlalarına.

    Şapkalarının altında haince
    Tarıyor gözleri karanlığı
    Senin o katil çetelerinin
    Tutmuşlar her kapıyı
    Ve işte cesedi bir ikinci Kennedy'nin...
    Amerika nedir bu, oğullarını koru!

    Ve çocukları, başka ülkelerdeki
    Ve onların kulübelerini küle döndüren
    Yakıyor tıpkı onlar gibi, ateş ve bombaların
    ınsan hakları bildirini senin de.

    Bilinci olmaya söz verdiydin dünyanın
    Şu hale bak, dipsiz utancın kıyısında
    Vurduğun, kral değil sözündür
    Onurundur, Vietnam'a attığın her bombada.

    Bir ulus çıldırıyorsa, yaptıklarını
    Mümkün müdür kınamak el kadar
    Üstünkörü barış sözleriyle.

    Tek yol senin için yine utançtır
    Tarih çamaşırhanede aklanmaz ki
    -Yok henüz, keşfedemedin
    Böyle bir çamaşır makinesini-
    Kan hiç paklanır mı Amerika!

    Nerendedir Amerika utancın senin
    Söyle nerede saklı o
    Sanki kaçan bir köle
    Kölelerin içinde.

    Tut ki Raskolnikov'dur dolaşan baştan başa
    Deliliğin kanlı baltası elinde
    Kendisini yine kendi yargılayan
    Planlı katliamlarıyla
    Canilerden geçilmiyorsun Amerika.

    Hey Abe, iyi ihtiyar
    De bana ne yapıyor ülkendeki insanlar?
    Kaçıncıdır sıralıyor tek bir gerçeği:
    Anlaşılır ancak kesildiğinde
    Yüce bir ağacın yüceliği.

    Lincoln oturuyor güneşe karşı
    Mermer sandalyesinde kanayarak.

    Aslında odur canavarların
    Bu kaçıncı kez vurduğu.

    ışte o kurşun delikleridir
    Amerika
    Yıldız diye koydukların da
    bayrağına.

    Urbası kurşunlarla lime lime
    Özgürlük Anıtı, ey sen
    O kadın, o ana yüreğinle
    Kaldır başını ölümlerden
    Aç ağzını, yum gözünü
    Toptan lanetle bu
    Kahrolası öldürme özgürlüğünü.

    Hey Özgürlük Anıtı, sen, kaldır şu
    Yeşile kesmiş yüzünü boğulduğun kandan
    Kafa tut özgürlüğün cellatlarına
    Ve ama alnından artık
    Bir damla kan akıtmadan.


    1968


    Yevgeni YEVTUŞENKO

    Çeviri : Ülkü TAMER