Yıldız Avcısı Bir Kadının Güncesi

Konusu 'Tüp Bebek Özel Bölüm' forumundadır ve AdaEge tarafından 23 Temmuz 2010 başlatılmıştır.

    23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  1. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    Neredeyse 5 yıllık evli bir kadınım ben. Evliliğimin ilk 4 yılında çocuk düşüncesi bile ürkütücü gelirdi. Çocuk yok mu daha, ne zaman düşünüyorsunuz sorularına da çok kızar, soran herkesi de azarlar ya da terslerdim. Yaşım da çok küçük değildi hani, daha ben çocuğum bahanesinin ardına saklanacak kadar küçük değildi en azından.

    4. yılımızda eşim çocuk özlemini belli etmeye başladı. Bu da beni korkuttu. Hatta bu yüzden ufak tefek atışmalarımız olmadı değil. Hepsini tatlıya bağlamayı bildim, yapacak çok şey var daha diye bambaşka yönlere çektim ilgisini.

    Fakat ne olduysa oldu, 2009 senesinin Ağustos ayında, evlilik yıldönümüzün olduğu hafta ben "çocuk istiyorum" diyerek uyandım bir sabah. Şu içimizde var olduğu iddia edilen biyolojik saat denilen şey gerçekten varmış meğer. Yoksa regl 2 gün gecikse eyvah diye aklı çıkan, lütfen olmamış olsun diye dualar eden ben, bu şekilde bangır bangır çocuk diye uyanmamı neyle açıklayabilirim ki...

    Hemen gerekli çalışmalara başladık tabi dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Benim gibi garantici bir insan bu işi de garantilemeden giremezdi bu yola elbet. Önce araştırdım bu işin en güvenilir yolu nedir. Önce bir şişe folik asit tableti edindim. Ovulasyon takibi de çok faydalı bir işlemmiş. Bunu öğrendiğim gün ovulasyon kiti siparişi verdim ve 1 ayın içinde hamile kalma şansımın en fazla olduğu günü tespit etmeye çalıştım. Ta ta ne de kolay olmuştu. Gerekli çalışmalardan sonra diğer periyod zamanımı büyük bir rahatlıkla bekledim, ne de olsa günü tutturmuştuk ve ben hamileydim :)

    Sonra daha büyük bir "ta ta"yla karşılaştım! Olması gereken günden 2 gün önce gelen regl suratıma tokat gibi iniverdi. Ama nasıl olurdu herşey tamamdı yoksa değil miydi. 30 yaşımdaydım eşimse 33. Çok genç olmasak da genç anne baba adayı grubuna giriyorduk ucundan köşesinden. İlk yenilgiyi çabuk bertaraf ettim, ne de olsa bir deneme yapmıştık daha ve 6 aya kadar gebelik olmamasına normal gözüyle bakıyordu doktorlar. Yine de ben o kadar bekleyemezdim. Bu ay bu iş olmalıydı.

    2. ayda da ovulasyon günü yakalanıp gerekli işlemler gerçekleştirilip, bu defa biraz daha tedirgince diğer periyod beklendi ve beklenen gecikme yaşandı. Oleydi, yihhuydu, olmuştu işte. Yapılan idrar testine şaşı olana kadar bakılsa da çift çizgi görülemeyince bir tokat daha indi suratıma. Zaten onun gecesinde de beklenmeyen misafir regl geldi.
     
    Son düzenleme: 23 Temmuz 2010
  2. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  3. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    Bu böyle olmayacaktı, ben gidip bir doktorla görüşmeli ve gereken neyse yapmalıydım. Nitekim öyle de oldu. Denememizin 3. ayında pek sevgili doktorumla tanıştım. Denemelerin henüz 3. ayında olmamıza rağmen yaşadığım paniğe şaşırdı önce, sonra gönlüme göre davranarak gerekli testleri, usg leri yaptı. Hepsi güzel çıktı çok şükür. Doktorum ovulasyon takibini usg ile yapacağını söyledi. Bir hafta içinde 4 defa kendisini ziyaret ederek yumurtamın geliştiğini ve çatladığını teyid ettim. Eee tamam o zaman, bu ay olmaması için bir neden kalmamıştı. Yanılmışım...

    Sonraki ay ve sonraki ay ve ondan sonraki ay da aynı şey.. Doktorum ısrarla rahat olmamı söylerken, benim gecem gündüzüm bu konu oldu. Her yerde hamile kadınlar gözüme batıyordu ve bu beni çok rahatsız etmeye başlamıştı. Bu sırada eşim de test yaptırmak istediğini söyledi. Peki dedim. Bir cumartesi günü spermiyogram testi için örnek vermeye giderken ikimizde çok rahattık nedense...

    Sonucu aldığımızda doğru görüp görmediğimden emin olamadım uzunca bir süre. Yok canım olamazdı. Eşim Şiddetli OAT olamazdı. Morfoloji, sayı, hız, şekil hepsi mi bozuktu yani. 1.000.000 sayısının yanındaki referans aralığında >40.000.000 yazıyor olamazdı değil mi... Olabilirmiş...

    Hemen doktoruma danıştım. Çok endişelenmeyin bakalım dedi. Bir ürologla görüşün önce. Ünlü bir ürologdan rica minnet randevu alarak koşup gittik. Evet doğruymuş Şiddetli OAT tanısı. Varikosel falan da yokmuş üstelik, bu eşimin yapısal bir özelliğiymiş. Kepçe kulak, mavi göz gibi Şiddetli OAT... Şiddetli bir sarsıntı yarattı bizde...

    Eşime bir gün bile suçlu, eksik hissettirecek tek kelime etmedim, yanında gereğinden fazla neşeli ve umutluydum, işe geldiğimde ise gözleri daima dolu dolu, ağzından kelimeler zorla dökülen bir kadındım. Buna rağmen Türk filmlerini aratmayacak sahneler yaşandı evimizde. "Beni bırak, sana çocuk verebilecek bir adam bul" repliğini bile duyduğumu hatırlıyorum ve akabinde boynuna sarılıp onu öpücüklere boğduğumu...

    Internette aynı sorunu yaşayan insanları buldum, kararlıydım iyileştirecektim kocamı. Keçiboynuzu kürleri, 40 şifalı bitkinin tonumunun ezilmesiyle yapılmış tozlar, arısütü bal polenler, e vitamini, selenyum, çinko, gingseng tabletleri... Hepsini 2 ay boyunca her gün yedirip içirdim eşime. 2 ay sonra benim vücudumda hala tek kalp atıyordu... Eşim tekrar test yaptırdı. Sonuç aynıydı ancak ilginç bir şekilde ileri hızlı sperm oranı artmıştı bu da birşeydi. Ama bana yetmiyordu.

    Sonunda eşimin cesaret edip de bana söyleyemediği şeyi ben ona teklif ettim, "Tüp Bebek"... Ben seni zorlayamam ama istersen, hazırsan sonuna kadar yanındayım dedi bana. İstiyordum, buna mecburdum çünkü ben anne olmak için yanıp tutuşuyordum ve tek yolum buydu.

    Doktoruma danıştım, bana uzmanlığına çok güvendiği bir ismi, Emre Karatekelioğlu'nu önerdi. O hafta hemen gittik görüştük. Daha çok erken isterseniz bir süre daha deneyin dedi güleryüzlü doktorumuz. Normalde benim gibi doktor ve hastane fobisi olan bir insan için süper bir teklifti ama annelik isteğim ağır bastı ve hayır dedim, hemen, mümkünse bu ay...

    Emre Bey gülümsedi ve eşimden bir test daha istedi. Testi yaptırdık, 2 gün sonra tekrar görüşme odasındaydık. Test sonucu bu defa 300.000'i gösteriyordu ve tüp bebek doktorumuzun gülümsemesi yüzünde donuverdi. Evet dedi, beklemeyelim, hemen başlayalım... Kocamın elini sımsıkı tutuğumu ve yolculuk başladı aşkım dediğimi hatırlıyorum. Benim yolculuğum böyle başladı işte...
     
    Son düzenleme: 1 Eylül 2010
  4. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  5. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    Herşeyden önce doktor ve hastane fobimi yenmeye çalışmakla başlamalıydım işe. Bu konuda bana yardımcı olan harika bir ekipti doktorum ve asistanları. Tüp Bebek merkezi hastaneden soyutlanmış küçük bir bölümdü. Sanki bir cafede arkadaşlarımla sohbet edip, biraz da bebek yapacaktık bundan iyisi can sağlığıydı. Öyle bir oyun haline getirmiştim ki içinde bulunduğum zorlayıcı durumu, "micro enjeksiyon ya da Tüp Bebek" demek bile içimden gelmiyordu. Ben de Tüp'ten yola çıkarak LPG dedim işlemimize...

    Mayısta haydi dedik başladık yumurta baskılayıcı iğneleri kullanmaya. İlk seferi doktorumun asistanının yanında yaptım hatta, hemşireyi çağırayım size göstersin derken saplayıverdim göbeğime iğneyi, eşim ve asistan bir süre kocaman açılmış gözleriyle bana bakıp sonra gülmeye başladılar, bu ne acele diye. Bebeğimi çabucak istiyorum dedim.
     
  6. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  7. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    Umutla bekledim, saat saat, gün gün sayarak. Eşim her iğne yapışımda sanki ona bıçak saplanmış gibi acı dolu bir ifadeyle bakıyordu gözlerime. Benim canım yanmıyor ki rahat ol sevgilim dedikçe, o daha da eziliyordu, tek derdimiz buydu neyse ki bunu da aşacaktık elbet. Derken ikinci set iğnelere başladık. Bunlar benim yumurtalıklarımı normalden 10 kat kadar daha fazla uyararak bir sürü yumurta - benim deyimimle yumoş- elde etmemizi sağlayacak olan iğnelerdi. Onlar biraz daha zorlu iğnelerdi doğrusunu isterseniz. Daha kalın uçluydular. Yaparken acısını hissetmiyordum ama göbeğimde ciddi morluklara neden oldular. Olsundu, hepsi geçerdi, yeter ki bebeğimi bana bir adım daha yaklaştırsınlardı. Kontrollerim sıklaştı, sağ yumurtalık tembel çıktı neyseki sol gereğinden fazla çalışkandı da bir sorun yaşamadık, birbirlerini tamamlıyorlardı eşim ve ben gibi :) Bir defa bile E2 testine ihtiyaç olmadan OHSS (su toplama) riskine maruz kalmadan Emre Bey'in usta ellerinde tam 11 olgun yumurtam oluştu. Daha da vardı ama onlar geriden gelenlerdi. Olsun, 11 de çok iyi bir sayıydı.

    Bir perşembe günü doktorum cumartesi toplayalım yumurtalarınızı haydi bakalım dedi. Allahım nasıl bir heyecandı bu. Cumartesi sabahı 05.30 da kalktım. Ilık bir banyo yaptım, dua ettim ve eşimi uyandırdım. 7.00'de hastanedeydik. 8.00'de OPU için müdahale odasındaydım. Heyecanlıydım ama bunu bastırmak için etrafa gülücükler atıyordum. Üstelik doktorum en sevdiğim yeşil t-shirt ünü giymişti ve bu iyiye işaretti. Anestezist nasıl hissettiğimi sordu, çok uykum var dedim gülerek, o da karşılık verdi ve o zaman güzelce uyutalım sizi dedi.

    Uyandığımda yatağımdaydım, çok kolay geçti aşkım dedim eşime. Hemşirem bunu 3. defa söylüyorsun gerçekten bu kadar korkuyor muydun yoksa dedi. Kızardım.. O gün çok hafif lekelenmelerle geçti ama hiç ağrım sızım olmadı. Usta ellerdeydim bu da benim şansımdı.

    Ertesi gün heyecandan titriyorduk eşimle, ya döllenmemişlerse. Eşimi ilk defa bu kadar stresli görüyordum,sonunda cesaretimizi toplayarak aradık hastaneyi. 11 yumurtamızdan 9'una işlem yapıldığını ve 7'sinin döllendiğini öğrendik. Hepsi de iyi durumdaydı. O an ellerim titreyerek ağladım kısacık bir süre. Eşimle gözgöze geldik ve çok şükür dedik.

    Sonraki 5 gün boyunca yumurtalarımız 7-5-4 sayılarıyla devam ettiler ve 5. güne 4 tane kaliteli blast embriyomuz kaldı.

    Büyük gün perşembe günüydü, transferim vardı yani bebeğimle buluşacağım gün gelmişti işte...
     
    Son düzenleme: 1 Eylül 2010
  8. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  9. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    transfer günümde de herşey çok yolunda gitti. tam olması gereken saatte sıkıştım, tam olması gereken şekilde rahattım ve doktorumun güvenilir ellerindeydim. embiryoloğumuz çok güveniyordu bana ve bebeğimize. herşey başladı, gözlerim monitörde bekledim onu görmeyi, bir yıldız gibi kayıverdi içime yavrum. yıldız avcısı oldum, onu yakaladım ve hiç bırakmak istemedim...

    ben artık anneydim, evimde dinleniyordum, bebeğimle konuşuyordum ve onun benimle olduğuna tüm kalbimle inanıyordum. transferden sonra 6. günümde ciddi regl ağrılarım başladığında bile beni bırakıp gideceğine inanmadım ve bırakmadı da. aslında o gün bana sıkı sıkı tutunduğunu anladım bebeğimin. dayanamayıp günümden önce test yaptırdığımda da dünya benim için bambaşka bir hal aldı. Anneydim ben Anne Annnneeee !!!!! eşimi il defa ağlarken gördüm, kendim ilk defa fark etmeden ağlamışım sonradan anladım. anne olmuştum anne, dahası var mıydı...

    ama çok kısa sürdü mutluluğumuz, benim yıldızım sadece 14 gün parlayabildi, ikinci kan testimde içimden kayıp gidiyor olduğunu anladık, değerim düşmüştü... eşimin gözlerindeki hayal kırıklığını hayatım boyunca unutamayacağım, bana sarılışını, teselli etmeye çalışırken aslında teselliye muhtaç olanın kendisi olduğunu fark etmediğini...

    yıldızım içimden kayıp gitti, kimyasal gebelik yaşadım. şimdi daha iyiyim toparlanmaya çalışıyorum, çünkü yıldız olmayı bekleyen iki frigo bebek annesiyim ben. inanıyorum ki bu defa olacak, kayıp gitmesine izin vermeden içimde parlatacağım onu ve bu defa bir güneş gibi doğacak hayatıma...
     
  10. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  11. kahvekolik

    kahvekolik Ya Hafiz! Üye

    Katılım:
    5 Eylül 2008
    Mesajlar:
    8.195
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    146
    o kadar güzel anlatmışsınız ki gözlerim dolu dolu okudum.
    inşallah yıldızınız size tutunur en kısa zamanda.
     
  12. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  13. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    inşallah... isteyen herkesin kavuşması için tüm dualarım, eğer sizin yıldızınız henüz kaymadıysa içinize, en kısa zamanda sizinle olmasını diliyorum...
     
  14. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  15. sarxixcivciv

    sarxixcivciv Kıymetlimizsin meleğim... Üye

    Katılım:
    9 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    5.813
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    146
    agustos ayında tüp bebek tedavisine başlayacagım reglı günümü bekliyorum..bu yazını okuyunca önce bir duraksadım..içim burkuldu...sabır arkadaşım sabır rabbimin bir bildiği vardır....hakkımızda hayırlısı nme ise olsun...Rabbim istediği zaman o yıldız içinde tekrardan parlayacaktır..yeterki sen böyle istemeye devam et..kendine iyi bak..
     
  16. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  17. asozlem

    asozlem Popüler Üye Üye

    Katılım:
    17 Nisan 2008
    Mesajlar:
    367
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    108
    O kadar benziyor ki yaşadıklarımız, anlattıkların sanki benim hikayemdi. Tek fark ben bebeğimi iki aylıkken kaybettim. Kalbi durdu meleğimin. Allah kimseye göstermesin. İki ayda bile varlığına o kadar alışmıştık ki , gidişi büyük boşluk oldu bizim için...
    Şimdi yeniden denemeye hazırlıyorum kendimi. Kendimi hazır hissetmeyi bekliyorum .
     
  18. 23 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : AdaEge
  19. AdaEge

    AdaEge Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    6.820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    lütfen duraksama ve için burkulmasın. benim içimde hep ya olmazsa, ya tutmazsa kaygıları vardı. herkese pozitif görünmeye çalışırken içimden acaba diyordum ve duraksıyordum senin gibi. o yüzden asla acaba deme, bebeğim benimle olacak de ve arkana bakmadan daima önüne bakarak umud ederek başla yolculuğuna. olacak buna inan ben bu defa buna inanacağım.

    danışmak, dertleşmek istersen ben buralardayım :)