Yıllar Sonra

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve vicdan tarafından 4 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  1. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Mine hanımın gözleri yerdeydi.
    işte uzun bir ayrılıktan sonra yine karşındayım. Bana kırgın olduğunu biliyorum. ne zamandır yanına gelemedim. gelemedim; çünkü hem gelmeye yüzüm yoktu, hem geçmişle yüzleşmeden gelmek istemedim. artık herşey halloldu. Bugün itiraf günü.

    mine hanım yutkundu, söze nerden başlayacağını bilemez gibiydi.

    seninle yaşadığımız yirmi yıllık evlilikten sonra aramıza giren ayrılık aklımı başıma getirdi. şimdi sana herşeyi anlatacağım. neden sevgine karşılık vermediğimi, yanındayken dalıp giden gözlerimin sebebini öğreneceksin bugün. sen affedecekmisin beni bilmiyorum ama sen affetsende affetmesende ben kendimi asla affetmeyeceğim.

    gözlerine ani bir sel baskını gibi hücum eden yaşlar bir süre konuşmasına engel oldu. sakinleşince yeniden konuşmaya başladı.

    bundan 21 yıl önce başladı herşey. 19 yaşındaydım. benim gelin çıktığım yeşil renkli evde oturuyorduk. tam bir çevre dostu olan babam, o yıl evimizi açık yeşile boyamıştı. evimizin önünden geçenler bizim bahçedeki rengarenk açmış çiçeklere bakmaktan,durup hanımelilierin, güllerin mis gibi kokusunu koklamaktan kendilerini alakoyamıyorlardı.

    o yaz komşumuz ayşe teyze ölünce çocukları evi kiraya verdiler. işte nolduysa o zaman oldu. kiracının askerden yeni gelmiş olan çok yakışıklı bir oğlu vardı. bahçede, balkonda konuşurken birbirimize tutulduk.6 ay kadar görüştük. bazen çay bahçesinde buluşuyor, evlenince kaç çocuğumuz olacağından bahsediyorduk. bir gün ailece gelip evimize beni istediler. babam düşünelim, kızında bi fikrini alalım bile demeden cevabını hemen verdi."hiç mümkün değil. olmaz" dedi. onlar gidincede hayır deme sebebini açıkladı. fehmiyi iki kere yere tükürürken, 1 defada sigara paketini yola atarken görmüş. çevreye saygısı olmayanın insanada saygısı olmazmış. fehmiye kaçalım dedim. fehmi kabul etmedi. küsüştük ayrıldık.

    1 ay sonra babam bahçeyi göstermek bahanesiyle seni görmem için eve davet etti. sen gidincede bir güzel seni övdü."çevre derneğinde gönüllü çalışıyor. efendi,terbiyeli, çalışıyor.tam evlenilecek adam" dedi.o zamanlar aklım dahala fehmide olduğu için ilgilenmedim seninle. babam kararını vermişti. beni sana verdi. bende fehmiye kızgın olduğum için kabul ettim.gözüm komşuda ağlayarak çıktım ana evinden.

    sen iyi bir eştin. bana çok iyi davrandın. ama ben kıymetini bilemedim.aklım fehmideydi. sık sık annemlere gider 1 saniye bile olsun onu görebilmek için balkondan içeri girmezdim. fakat 1 yıl sonra oda evlendi. başka bir şehre yerleşti. aileside oturdukları ev satılınca evi boşaltıp başka yere taşındılar. yıllar geçti. ama içimdeki ona olan sevgi küllendi ama hiç sönmedi. yada ben istemedim sönmesini. evde gündüzleri sigaramı yakar ayrılık müzikleri dinlerdim hep. o yüzden senin sevgine karşılık veremedim."seni seviyorum" derdin ama ben bir kere bile olsun "ben de" demedim. biliyorum hep sen bunu benden duymak için hayatını verirdin. ama ben sana hiç söylemedim.

    sen gittikten bir yıl sonra ondan haber aldım. yıllar önceki gibi aynı çay bahçesinde buluştuk.konuştuk. karısından ayrılmış. yalnız başına yaşıyormuş. bende yalnız olunca hiç düşünmeden evlendik.

    mutluluğum kısa sürdü. hemde çok kısa. evliliğimin daha ilk gününde hayal kırıklığına uğradım.benim hayallerimdeki romantik prensim aslında kaba, bencil bir adammış. 20 yıllık bir aşk anında sönüverdi.evliliğede ancak 1-2 ay dayandım.

    mine hanım yeniden ağlamaya başladı. sakinleşince devam etti.

    senin kıymetini, ne kadar harika biri olduğunu o zaman anladım. bir hayall uğruna senin ve sevginin kıymetini bilemedim. bunları söylemek için geç kaldım biliyorum. sen bana ve 2 çocuğumuza her zaman iyi bir eş ve iyi bir baba oldun. her zaman bize çok değer verdin. şimdi seni çok arıyorum.

    mine hanım yere çömeldi.

    bugün buraya aslında bir tek şey için, seni sevdiğimi söylemek için geldim. "seni seviyorum. çok ama çok seviyorum." beni affet... sen affetsende ben kendimi affetmeyeceğim. ama sen beni affet..

    sonra kocasının kabri üzerine kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. başını kaldırdığında kabrin toprakları gözyaşından sırılsıklam olmuştu. yanında getirdiği bir gül fidanını dikti. ve sessizce kabristanı terketti.senağlama


    Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı kadını sevmek kolaydır.Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabuledebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanapede yastıklara sarılıp sızmışken bile şevkatle okşayabilmektir.

    Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor diyebiliriz.Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. hep beraber olmak istersin. banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün.Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin.Bin tane ayakkabısı varken binbirinciye sahip olmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin.Zamanla almaktan çok, birşeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin.Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa,o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp ”….. böyle kuaförü” diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır.Evlilik; sadece aşk değildir.Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta tutamaz.Aşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz.Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.Aşk evlilikte gider gelir. halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur.O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.Zafer, direnenlerin olur.


    Can DÜNDAR'dan alıntıdır
     
  2. 4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  3. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Geçen gün işten eve dönerken,genellikle kitap okuduğum halde o gün canım kitap okumak istemedi ve bende camdan dışarı bakmaya başladım,aslında gördüklerim hep aynıydı,tanıdık evler,tanıdık ağaçlar ve dükkanlar...sonra birden yoldan gecen araçların içine bakmaya başladım.Aslında onlarda tanıdıktı aracın içindeki insanlar genellikle yola bakıyorlardı ve birden bir şey fark ettim. Yanımdan geçen araçların içindeki insanların çoğu sadece dışarıya bakıyordu, şoför koltuğunda oturan adam sola bakarken yanındaki kadın da sağa bakıyordu, arka koltukta da, ya çocuk ya da eşyalar oluyordu ve bu insanların yaşları orta yaş civarıydı yani evliydiler ya da uzun süredir birlikteydiler, diğer taraftan birbirlerine bakarak ve konuşarak seyahat edenlerin ise ya flört eden ya da nişanlı belki de yeni evli çiftler olduğu anlaşılıyordu. İşte o an kafamda bir şimşek çaktı ve o günden sonra kitap okumayı bırakıp hep yolda yanımdan geçenlere bakarak tahmin etmeye çalıştım, kimler evli ya da uzun süreli beraberlik yaşıyor, kimler daha işin başında. Lütfen sizde yoldayken bir bakın, seyahat ederken önüne ya da camdan dışarı bakarak gidenlerin çoğu evli, ama konuşarak ve birbirlerine bakarak gidenlerin çoğu bekar ve işin daha çok başında. O zaman anladım ki,aşkı evlilik öldürmüyor aşkı uzun süreli beraberlikler ve yaşanan monoton heyecansız birliktelikler öldürüyor, işte o zaman kendi beraberliğime dışarıdan bakmaya çalıştım ve ne gördüm dersiniz.

    Hayatın akışına kapılmış,evden işe, işten eve koşuşturan, hayatında yeni hiç bir heyecanı olmayan ve çok uzun süredir gerçekten dolu dolu sohbet etmeyen, sadece çocuktan, işten ve sıkıntılardan konuşan, akşam yemekten sonra televizyon karşısına geçen ve kanepede (ayrı ayrı kanepelerde) uzanan bir çift gördüm. O gün kapıldığım dehşeti anlatmam oldukça güç, bize ne olmuştu, her şeyi unuttuğumuz, beraber olabilmek için bütün zorluklarına katlandığımız beraberliğimize ne olmuştu?Yaşadığımız heyecan nereye gitmişti? Nasıl bitmişti ve biz farkına varamamıştık? Sonra çevreme baktım ve diğer çiftlerinde bizim gibi olduğunu gördüm.İşin komik yanı insanlar bu hale gelirken, fark etmiyorlardı ve başkasının hayatının bu hale geldiğini anlattığınızda "vah vah" diyorlardı,oysa onlarda aynı durumdaydılar, sadece öyle bir şey yokmuş gibi davranıyorlardı.
    Herkes bir başkasının hayatına imrenir, İnternet te chatleşerek kaybettiği bu heyecanı bulmaya çalışır bir hale gelmişti. Birden eşimin de evdeyken çoğu zaman nete girdiğini fark ettim,ve gördüm ki ben onu ve aynı şekilde o beni sadece eşi olarak görmeye başlamıştı, işte o gün bu gidişe bir dur demeye karar verdim. Ama ne yapabilirdim, bununla ilgili dergilerde pek çok yazı olduğunu fark ettim, itiraf etmeliyim yapılan önerilerin pek çoğu uygulamada problem olan maddelerdi, ayrıca onları yaparsam başkasının elbisesini giymiş gibi olacaktım,ben kendi çözümlerimi bulmak istiyordum. Onlarında verdiği öğütleri baz alarak,oturdum ve kendimce bir acil durum planı çıkardım ve uygulamaya başladım.
    Öncelikle eşimle birlikte çocuğumuz olmadan baş başa yemeğe çıktık, itiraf ediyorum ilk denememiz biraz zor oldu, çünkü eskisi gibi konuşacak konu bolluğu yoktu,işten güçten ve çocuktan bahsetmemeye karar vermiştik, evde daha az tv seyretmeye onun yerine müzik eşliğinde sohbetler yapmaya başladık ve en önemlisi birbirimize karşı çok açık olduk, sohbetten sıkılan bunu diğerini kırmadan söylüyordu, aramızda zorlama olmamasına dikkat ettik. Baş başa sinemaya gittik ve bunu yıllar sonra yaptığımızı fark ettik, birbirimize telefondan mesajlar çektik, içimizden geldiği an ve geldiği gibi olmasına özen gösterdik ve birbirimiz için kendimize özen gösterdik, hafta sonları ben eşofmanlarımı üzerimden çıkardım, daha özenli giyindim, tıpkı flört ederken eşimin beni ziyarete geldiği günlerdeki gibi, eşimde hafta sonları tıraş oldu, daha özenli giyindi, deniz kıyısında hafta sonu yürüyüşleri yaptık,pamuk helva yedik ve sohbet ettik.
    Kısacası, eşimi sadece eşim olarak değil, sevdiğimiz insan olarak görmeyi ve onu yeniden sevmeyi öğrendim, bu gün ondan bir gün ayrı kalsam, eşimi yeniden özlüyorum, onunla küçük kaçamaklar yapmayı dört gözle bekliyorum ve artık eşim internette chat yapacaksa benimde yanında olmamı istiyor ve nete çok daha az giriyor.Bunları niye yazdığıma gelince, hiç bir şey için geç olmadığını düşünüyorum, birlikte olduğumuz kişinin değerini onu kaybetmeden fark etmeliyiz diye düşünüyorum ve kendimizi hayatın akışına kaptırıp sevdiklerimizi ihmal etmeyelim.



    Alıntı
     
  4. 4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  5. _BERAY_

    _BERAY_ Popüler Üye Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.555
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    106
    hakikatten öyle birlikte olduğumuz insanların değerini bilmemiz gerekiyor
    hayat kısa kime ne zaman ne olucağı hiç belli olmuyor
     
  6. 4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  7. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    KÜSKÜN GELİN

    Babamın dayısı halit dayıyı görmeyeli epeyce zaman olmuştu. Yılların onun
    üzerinde bıraktığı etki sadece saçlarındaki beyaz tellerdi. yüzü sanki hiç
    değişmemişti. iri gözleri pırıl pırıl parlıyor, yanaklarıda hala elma gibi
    kıpkırmızı. halit dayı güleryüzlü, şakacı, hoşsohbet bir insandır. ben onun
    ençok konşurken sohbetinin arasına şiirler serpiştirmesini severim. benim
    hikaye yazdığımı duyunca babama " bizim gelinin hikayesini mutlaka
    anlatmalıyım, eminim hoşuna gider" demiş. derken babamla birlikte bana
    geldiler. çayını içerken anlatmaya başladı.

    "tarlayı taşlı yerden, kızı kardeşli yerden al diye boşa sölememiş
    atalarımız. bizim oğlana çok dedim ama baba nasihati dinlemedi.alacağın kız
    baba otoritesi, ağabey baskısı görmeli. kavga, hakaret küfür nedir? az çok
    bilmeli. yani hayatın gerçeklerinden haberi olmalı dedim. çünkü oğlum öyle
    ortamlarda büyüdü. davul bile dengi dengine değilmi? o ne yaptı? bula bula
    bir kibar bir ailenin çıtkırıldım kızını buldu. bu kız bizim ailemize göre
    değil dedim, seviyorum,aşığım, ondan başkasıyla evlenmem dedi. kız esmer
    güzeliymiş, tam istediği gibiymiş. oğlum yüzü güzele doyulur da huyu güzele
    doyulmaz dedim. huyuda güzel dedi. ona çok sevdiğim bi şiiri okudum.

    deh dedinmi yürüdümü at
    tut dedinmi tuttumu evlat
    eğer birde güzel huyluysa avrat
    ne işin var düğün evinde
    düğün senin evinde
    gir oyna çık oyna

    güldüm şiir hoşuma gitti. dur dedi daha devamı var. bitmedi.

    deh dedinmi yürümedimi at
    tut deyince tutmadımı avrat
    eğer birde çirkin huyluysa avrat
    ne işin var ölü evinde
    ölü senin evinde
    gir ağla, çık ağla

    oğlum şiirden işine geleni anladı. aşığın gözü kör olduğu gibi kulağıda
    sağırmış meğerse. benim evim düğün evi olacak baba, hiç merak etme dedi.
    allah biliyor kalbimi kızı istemeye giderken vermezler inşallah diye dua
    ettim. oğlanın tahsilimi etkili oldu, yoksa kızlarının arzusunamı karşı
    gelemediler bilmiyorum, hiç nazlanmadan evet dediler.

    düğünden önce çektiğimiz sıkıntıları, maddi olarak ne kadar zorlandığımızı
    burda anlatmıyacağım. kısaca dünürlerimiz sayesinde adını hiç duymadığımız
    markaları ve markalı mobilyaların bizim mahallede bir ev fiyatına olduğunu
    öğrenmiş olduk. boyumuzca borca batıp,elimizdeki bütün imkanları seferber
    edip oğlanı evlendirdik. şöyle bir oh çekip dinlenelim demeye kalmadı,
    düğünden üç gün sonra oğlum bir karış suratla geldi. gelinimiz düğünde
    taktığımız takıları beğenmemiş, ileri geri konuşmuş. bizim oğlanında zoruna
    gitmiş, tartışmışlar. gençleri anlamak zor. ne zaman sevmeyi bitirdinizde
    kavgaya sıra geldi.

    gelin ayıp etmiş doğrusu. bizim halimiz durumumuz belli. bor harç evi onun
    istediği gibi döşedik. bunun üzerine tantanalı bir düğün masrafıda
    eklenince, takı almak için borcu iyice kabartmayı gözümüz kesmedi. dört tane
    bilezik taktık. bir kaç ince bilezikle düğünü ucuz yollu
    hallettiniz.altınıartık köylüler takıyor. ben pırlanta set
    takacağınızı zannetmiştim.
    demiş.a benim güzel gelinim, biz evladımız büyüttük, yetiştirdik koca adam
    ettik, sana verdik. biraz sabırlı olsaydın o sana altında alırdı,
    pırlantada. yok şimdiki gençlerde sabır diye bişey yok. tabii bu
    düşündüklerimi oğluma söyleyemedim. yangına körükle gitmiyim, yuvasında
    mutlu olsun düşüncemle gelini haklı çıkardım. evlilikte olur böyle şeyler.
    hem onun etrafındaki insanlar pırlanta takan insanlar. ona göre davranmalı
    ve düşünde ona pırlanta takmalıydık. gelini mahcup ettik, haklı, git özür
    dile deyip evine yolladım.

    bir hafta geçti. bizim oğlandan ses seda yok. akşam evini aradım. telefona
    gelin çıktı. nasılsın kızım diye sordum konuşmadan doğru oğluma
    verdi. durumdan şüphelendim. oğluma hal hatir sorduktan sonra gelin nasıl
    dedim. bir haftadır küs konuşmuyor dedi. özür dilemedinmi diye kızdım.
    dilemiş ama tartışırken ağır konuştuğu için gelin oonu affetmemiş. oğlumun
    sesi çok kötü geliyordu.oldum olası kimseyle küs duramazdı. annesi ona kızsa
    ve bir beş on dakka onla konuşmasına annesine " anne beni döv ama nolursun
    küsme" diye yalvarırdı. oğluma git çiçek felan alda gönlünü yap deyip teli
    kapattım.

    her evlilikte küskünlükler olur. karımla bizde birbirimize kırılıp
    küstüğümüz zamanlar olmuştur. küsüpte barışmanın tadi hiç bişeyde yoktur.
    barıştığımız zaman yeni evliler gibi oluruz. fakat öyle uzun küs
    kalamayızki. 1 yada 2 gün. 3. güne kalmaz. rahmetli babam dinimizde üç
    günden fazla küs kalmak yok. 3 günü küs geçirdiğin zaman günaha girersin
    derdi. neyse ertesi gün barıştılarmı diye merak ettim. oğlumun iş yerini
    aradım. eşine gül almış. onu yemeğe çıkarmış barışmışlar. nasıl sevindim
    anlatamam. çocuklar evlenirken anayı babayı dinlemiyorlar ama sorubları
    olduğunda buna anne ve babayıda ortak ediyorlar.

    barışmalarının üstünden 15 gün geçmiştiki oğlum yine bi karış suratla geldi.
    yine tartışmışlar. oğlumu kablıkla suçlamış. " bana su getir, çay yap diye
    emrederek konuşamassın. lütfen yaparmısın diye konuşacaksın demiş.bu sefer
    gelin haklı, ben biliyordum bu tür sorunlar oalcağını. kültür farkı ortaya
    çıktı. oğlanda haklı. bizim evde kimse yaparmısın, edermisin, tutarmısın
    diye dolaylı konuşmaz. neyse çocuk üniversitede yabancılarla konuşurken
    bunları öğrenmiş. kullanmasına kullanıyor ama sonradan örenilen dil ancak bu
    kadar olur. evde bizim evde konuşulduğu gibi konuşulur sanıyor. gelien bizim
    oğlan sen kıymet bilmez bi eşeksin demiş. geçenlerde duyduydum. şimdiki
    sevgiler çiçek adıyla başlayıp hayvan adıyla bitiyormuş sözü meğersem
    doğruymuş. bu devirde aşklar çok hızlı yaşanıp bitiyor.

    bizim gelin bu sefer 2 ay küstü. sadece kocasına değil bizede küstü. bizim
    suçumuz nedir bilmiyorum ama herhalde sebep oplumuzu onun aile yapısına göre
    terbiye etmeyişimiz. böylece gelinimizin huyunu örenmiş olduk. gelin küsmeyi
    seviyor. o gün sonra daha çok küstü. 6 ay küsütğü zamanlar oluyordu artık.
    şimdi iki yaşında bir torunumuz var. oğlum karısının küsmelerinede, evde
    ocağın üstüne bırakılmış yemekleri ısıtıp yemeyede alıştı. işin kötü tarafo
    öğlum evini otel gibi kullanmaya başladı. gelin küsüyor, o kendini gezmeye
    veriyordu. o geziyor parasını çarçur ediyor diye gelin daha çok küser
    oldu.oğlum karım küs nasılsa hesap vermiyorum diye daha çok geziyor daha çok
    para çarçur ediyordu. bir kısır döngünün içinde dönüp duruyorlardı.

    gelinin uzaktan akrabası olan bir tanıdık geldi bize geçen gün. onun
    sölediklerini duyunca şaşkınlıktan ağzım açık kaldı.bizim gelinin babannesi
    bir kere kocasına bir küsmüşve tam 30 yıl kocasıyla hiç konuşmamış. beterin
    beteri varmışda bizim haberimiz yok.allahtan bizim gelinin küsme süresi 6
    ayı geçmemişti. insanoğlu köküne çeker diye boşa dememişler.

    sözünün bu kısmında halit dayının çayını tazalemek için ayağa kalktım. halit
    dayı çayından ir yudum aldı ve devam etti;

    bir gün bizim oğlan geldi. baba arık ben dayanamıycam, boşancam dedi. iyi
    oğlum hemen boşan. sorunlardan kaçmak her zaman en kolay olandır. sende
    kolay olanı tercih et. evliliğini kurtarmak için savaşma, boşan. fakat
    unutmaki kolay olan yol hep kolay devam etmez. ardında zorluklarıda vardır.
    bir çocuğun var, onuda hiç unutma dedim.

    ben öyle deyince gözleri doldu. bende bitsin istemiyorum ama bir ömür böyle
    deavm etmeski dedi. dur bakalım oğlum biz bu gelini küsme huyundan nasıl
    vazgeçiririz diye düşünmeye başladım. gelin küsünce sen napıyorsun diye
    sordum. bende ona küsüyorum dedi. birden beynimde bir ampul yandı. tamam
    işte dedim.o sana küsünce sen ona küsmeyeceksin dedim.tavşan dağa küsmüş
    dağın haberi yok misali tek başına küsülmez. sen onun küsmesine hiç aldırma
    hiç bişi yokmuş gibi onunla konuş, cevap vermesse şaka yap, onu güldürmeye
    çalış. ama küsmesine izin verme dedim. yapmam baba yaaa. öyle şeymi olur. o
    benimle konuşmasın, ben onula konuşmaya uğraşayım. beni ne duruma düşürmek
    istediğinin farkındamısın. benim gururm ne olacak dedi.

    kolay kolay hiddetlenmem ama öyle söyleyince kan beynime
    sıçramış.ayağakalkıp bağırmışım. Ne gururu oğlum. karı kocanın yanında
    guru kelimesi
    anlamını kaybeder, etmiyorsada etmelidir. sabah kızar kavga edersin. bir
    daha yüzyüze bakılmayacak laf duyarsın, laf edersin. fakat gece aynı yatağa
    girince hepsini unutursun. seviyorsan unutmalısın. hata yapmayı biliyorsan
    özür dilemeyide bileceksin. kalp kırmayı biliyorsan gönül almayıda
    bileceksin. vel hasıl sözü uzatmalayalım oğlanı ikna ettim ve evine
    gönderdim. epey uğraştı. kolay olmadı. bazen bıktı ama vazgeçmesine izin
    vermedim. gelinide aldım karşıam bak kızım ya boşanacaksın yada güzelce
    yaşayacaksınız. öyle her gün küs her gün kavgalı yaşanmaz. oğlum yuvasını
    kurtarmak için gayret ediyor, sende ona yardımcı olacaksın, ve bu kötü
    huyunu unutacaksın dedim. nihayetinde ben haklı çıktım. gelin küsmeyi
    unuttu. artık kavga etmiyorlar. tabi arada sırada kavgalar olmuyor değil ama
    oda evliliğin tuzu biberi oluyorlar.

    sizi tebrik ederim halit dayı gençleri iyi yönlendirmişsiniz. keşke aile
    büyükleri hep sizin gibi akıllıca davransa malesef hoşgörüsüzlükleri
    yüzünden onlarda yıkabiliyor bazı güzel evlilikleri dedim.

    ykmak kolay, yapmak zor dedi halit dayı. birden bir kahkaha patlattı: aklıma
    geldikçe gülüyorum. bu arada bizim gelinin adı tavşana çıktı. oğlum ona
    tavşanım diyor. onu küsme huyundan vazgeçirmeye çalışırken 1tavşanım yine
    küsmüş" diye ona takılıyormuş. bu tavşan sözü aralrında bi espri olmuş.
    gelin küstüğü zaman oğlum ona tavşanım dedikçe dayanamayıp gülüyormuş.
    arkasından bide ona tavşan diyoruz; ama duymasın. oğluma küsmüyor ama olaki
    bize küser........
     
  8. 4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  9. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Okurken hoşuma gittiler sizinlede paylaşayım dedim :kahve:a.s.
     
  10. 4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  11. _BERAY_

    _BERAY_ Popüler Üye Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.555
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    106
    bu arada paylaşım için teşekkürler
     
  12. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  13. HeartLess

    HeartLess HUZUR MELEĞİMSİN SEN.. Pro Üye

    Katılım:
    20 Ekim 2007
    Mesajlar:
    12.846
    Beğenildi:
    29
    Ödül Puanları:
    198
    paylaşımın için teşekkürler canım..ikiside çok hoşuma gitti...
     
  14. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  15. GxoxkyxuxzxuxndeDans

    GxoxkyxuxzxuxndeDans GÖZLERİMDE GECE OLDU Üye

    Katılım:
    3 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.055
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    vicdancım gerçektende süper yazılar teşekkürler paylaşım için elimizdekilerin kıymetini belki gittikten sonra anlıyoruz insanoğlu işte