Yılmaz Yeşildağ şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve *Lila*^^ tarafından 24 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    24 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  1. *Lila*^^

    *Lila*^^ Popüler Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    EYLÜLDÜ

    gittin
    düşlerin sarkıyordu sırt çantamdan
    eylüldü ve ağaçlar bir hüzne soyunuyordu
    en küçük bir şaşkınlık bile duymadan
    çocukluğunda unuttuklarını almak için geri
    herhangi bir sokak lambasının
    sana yanmayan yüzüne verip yüzümü
    ellerime düşürdüm gizemli çiğ damlalarını.

    gittin,
    düşlerin sarkıyordu sırt çantamdan
    eylüldü ve havada kendini asanların çığlıkları asılıydı
    siyah bir perde inmişti aramıza, gece
    geride denizin bitmez tükenmez çağrısı
    ağlayan nergisler, çatırdayan gemici türküleri
    suyu yırtan kulaçların bir de
    ancak kendine dönen argonatlar.

    neydi?
    tükendiğini sandığımız, sonralar mı?
    gecenin gözlerini bağladığı an duydum
    keskin bir jilet ağzında damarlarının sesini
    pelte pelte dökülüşünü yosun yapraklara
    duydum, avuçlarında çırpınan kalbimin yalanlığını
    sahi ben mi "öldüm cesedimi görmedim.

    biliyorum,
    her gidiş başlangıcıdır geri dönüşlerin, duyuyorum
    avuçlarımı yakan sesinin kor yalnızlığını
    bir balığın aradığını kovuklarda
    -bıçkın bir balıkçı ağında unuttuğu-
    ve söylencelerini deniz kızlarının.

    Yılmaz YEŞİLDAĞ
     
  2. 24 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  3. *Lila*^^

    *Lila*^^ Popüler Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    HOŞÇAKAL TRENİ

    Bir tanımın olmalı senin
    Eksik kalmış bir ömür gibi.

    Günün bungun saatlerinde çoğalan sesin
    Gobi çölünde bir vahadır özlenen
    İmgelerle çözersin çerkes saçlarını
    söz yangını dingin sulara
    Bilirsin, hangi makamı dolamıştır diline
    Lila çiçeklerle beklediğin yolcu
    Ve
    Her kalkışında hoşçakal trenine eklemlediği
    Yürek vuruşlarını bırakır
    gözleriyle dudaklarının üstüne.
    Bu kent üşütmesin gözyaşlarını
    Bırak kendi kıyısını dövsün dalgalar
    Çiz seslerini parmakaralarına sıkışan çocukların.
    Zaman zamanlığını öğrenmiştir artık ve
    Raylarda akan hırçın bir akşamdır
    yüzüne düşen tebeşir kokulu sancılarla.

    Dağlarımızda çiçekler gülüşür
    -sıkı tut ellerimi-
    Geceler boyu çocuk kahkahaları anlatır bizi
    Kulak kesilmiş koyaklar, çılgın çocukları barikatların
    Kendine tutuklu bu aşkı kutsamak için.

    Ulaşamamak, çürümüş avuntuları kentlilerin
    sararmış kağıtlar gibi
    Çöp sepetine düşerler, doğdukları yere...

    Yılmaz YEŞİLDAĞ