yolculuk

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 10 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    10 Şubat 2009
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    En başlarda kendimi ve geçmişi toprağın ta dibine gömmek istedim, nefes almak istemiyordum, geçmişten bir nefes...

    Heplik ve hiçlik duygusunun tam ortasındaydım. Bu iki zıtlık birbirlerini o kadar kuvvetle ve istekle çekiyorlardı ki birbirlerine, her bir noktam her bir organım acıyordu.

    Evet, içim fena halde acıyordu ve ben nedenlerini bildiğim halde acıyı dindiremiyordum. 'Düşünmemek en iyisi' diyordum. Acımı da geçmişim ile birlikte toprağın çorak, kuru, kumlu soluğuna gömmek istemiştim.

    Bu yolculukta hayatımın dönüm noktalarından birini hem de en keskinini yaşayacağımı biliyordum, bunu tam içimde hissediyordum.

    Bir kişi-kişilik, bir değer-saygı olmalıydı bu zamana kadar bilinçsizce eğitmeye çalıştığım 'Ben'liğimde. Oysa son zamanlarda yaşadıklarım, bir midenin kötü bir yemeği hazmedemediği gibi kusuyordu, böğüre böğüre haykırıyordu tüm 'gerçeği'.

    Ne ben BEN'dim, ne de bildiklerim bildiğim...

    Peki yaşadığım neydi?

    Geçmişin kara, gölgeli, gizlenmiş taraflarını yıllar sonra tüm çıplaklığıyla öğrenmek; geçmişte yaşanması gereken, kanaması gereken bir(çok) yaramın şimdi kanamasına 'izin' verilmesi canımı fena halde acıtıyordu. Bu, yaranın üstüne yarayı açanın bir de tuz basması gibiydi.

    Geçmiş her ne 'hakça' nedenden olursa olsun geçiştirilmişti.

    Evren, yıllar önce tüm cömertliğiyle sunduğu yaşama dair, insana ait tüm güzel duyguları aynı oranda geri istiyor, içime işlenenleri kanata kanata söküp alıyordu.

    Ama Ona kızgın değildim. O görev verildiğinde gerekeni kaybetme korkusundan uzak, dürüstçe ve tam zamanında yapmıştı yapmalıydı da...

    Anlıyordum ki bu yolculukta toprağa ulaşma çabam, öze katılıp taptaze, hayat dolu, sevgi dolu, aşk dolu var olmak, özümden ÖZ olmaktı.

    Artık hazırdım ve evrenin beni hayata dahil etmesini arzuluyordum.

    Evren, her zamanki gibi görevini yerine getirmek için iki avucunu birden iştahlı bir şekilde toprağa daldırmış ve beni yeni bir BEN'le toprağın üstüne bir çapa gibi atmıştı.

    ...EVET,
    Nefes alıyorum...Şimdiye kadar aldığımdan çok farklı bir nefes... Bunu biliyorum.


    ...EVET,
    Her gün yeni bir gün...ve artık her yeni gün, yeni bir yolculuk benim için...

    Benime ve bilgeliğime...

    alıntıdıra.s.