Yorgunluk nedir ve sebepleri?

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve EU1 tarafından 19 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    19 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler. Seninle dergisi bu konuyu yeni sayısında sayfalara taşıdı.

    1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler
    Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.

    2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar!
    Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.

    3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar
    Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.

    4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır
    Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.

    5- Cep telefonu hipnozdan beter
    20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.

    6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi
    Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!

    7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz
    Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, "çölyak" hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir.

    8- Kola bünyeyi aside boğar
    Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.

    9- Gürültü de yorar
    Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.

    10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur
    Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.

    11- Küften uzak durmalı
    Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.

    BİR ÖNERİ
    Zencefil ve karanfilli bir kek vücudunuzdaki mutluluk hormonlarının üretimini artırır, sizi canlandırır. Muskat da "myristicin" adı verilen bir madde içerir ki, bu madde doping ile çok büyük benzerlik taş
     
  2. 19 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : EU1
  3. cokayipettiniz

    cokayipettiniz Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2006
    Mesajlar:
    219
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    108
    güzel bir paylaşımdı canım :çiçek:
     
  4. 24 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : EU1
  5. burbuk

    burbuk Popüler Üye Üye

    Katılım:
    25 Nisan 2007
    Mesajlar:
    3.840
    Beğenildi:
    1.679
    Ödül Puanları:
    163
    Yorgunluk nedir ?

    Eğer yorgunluk olmasaydı her birimiz hangi sporda olursa olsun dünya şampiyonu olabilirdik öyle değil mi? Ya da hiç durmadan sürekli çalışabilir makineler haline gelirdik? Fakat ne yazık ki durum hiç de öyle değil.

    Hangi çabuklukta ve hangi yoğunlukta yorgunluk hissettiğimiz form ve zindeliğimizin en önemli göstergesidir. Yorgunluğu hissetmeye başladığımız eşiği yükseltmek ise antreman yapmamızın başlıca nedeni. En formda sporcular, yorgunluğun kendilerini yavaşlatmasını en iyi önleyebilenlerdir.

    Yorgunluğun pek çok nedeni olabilir ancak biz dağ bisikletçilerini ilgilendiren en önemli etkenler şunlardır: Laktat birikimi Glikojen depolarının azalması Kas dayanıklılığı



    Nitelikli ve sistematik olarak uygulanacak bir antreman programı vücudun bu etkenlere karşı direncini artırırken bu sınırlayıcıların olumsuz etkilerini de en düşük seviyeye indirgeyecektir.

    Laktat Birikmesi

    Pedal çevirebilmek için gereksinim duyduğumuz enerji iki ana kaynaktan sağlanır. Yağlar ve karbonhidratlar. Vücut karbonhidrat depolarını glikojen adı altında oluşturur. Oluşan glikojen'in bir kısmı karaciğerde birikirken çok büyük bir kısmı kaslarda depolanır. Glikojen enerji oluşturmak amacıyla parçalandığında, kas hücrelerinde laktik asit oluşmaya başlar. Oluşan laktik asit kas hücrelerinin etrafında bulunan vücut salgılarına yavaş yavaş bulaşmaya başlar ve böylece kana karışır. Kas hücrelerini terkederken hidrojen iyonları ortaya çıkar ve bu iyonlar sayesinde oluşan tuza "Laktat" adı verilir.

    Oluşan laktat belirli bir seviyeye ulaştığında asidik olan içeriği kas hücrelerinin hareket özelliğini azaltır ve bu durum bisikletçinin (sporcunun) yavaşlamasına neden olur.

    Her seviyedeki hareket yoğunluklarında, hatta siz şu satırları okurken dahi, vücut karbonhidrat ve yağları enerji üretmek için kullanır ve bu süreçte laktat kanda varolmaya devam eder.

    Ancak egzersiz esnasında glikojen tüketimi süreklilik kazandığından kandaki laktat seviyesindeki artış hızlanır. Düşük seviyedeki egzersizlerde vücut laktat'ın oluşturduğu asidik içeriği kandan temizlemekte zorlanmaz. Ancak egzersizin dozu aerobik (hafif yoğunlukta nefes alıp vermeli) seviyeden anaerobik (hızlı nefes alıp vermeli - oksijensiz ortam) seviyeye yükseldiğinde, laktat üretimi öyle yüksek bir hıza ulaşır ki, vücudun laktat üretim hızı laktat temizleme hızının üzerine çıkar.

    Oluşan laktat birikimi "kısa süreli" yorgunluk hissi yaratır. Bu noktada sporcunun yapacağı tek şey yavaşlamak, laktat üretim hızını azaltmak ve vücudun kendini toparlamasına - temizlemesine izin vermektir.

    Bu tür yorgunluklar örneğin koşarak bir tepeyi tırmanmak ya da sprint atmak gibi kısa süreli fakat yüksek tempolu egzersizler sonucu oluşur. Vücuda laktat'ı daha hızlı temizlemesini öğretmek ve vücudun bu tür yorgunluklardan en az seviyede etkilenmesini sağlamak için kısa süreli, yarış temposu benzeri yoğunluklarda "interval" çalışmaları yapmak gerekir.

    Glikojen Tükenmesi

    Yağlar bisiklete binişimiz sırasında vücudun temel enerji kaynağıdır; Ancak egzersizin temposu ve yoğunluğunda iniş çıkışlar yaşandıkça, vücudun enerji kaynağı olarak karbonhidratlara başvurma oranı da azalıp çoğalır. Aşağıdaki grafik bu ilişkiyi göstermektedir. Uluslararası kalitede bir atlette bu rakam 70-80 ml/kg/min aralığında görülürken, normal lise çağındaki gençler için bu aralık 40-50 ml/kg/min arasıdır. Bayanların VO2max seviyeleri erkeklere nazaran genelde %10 daha düşüktür.

    Aerobik kapasite genetik özelliklerin yanısıra fizyolojik olarak kalp büyüklüğü, kalp atış sıklığı, bir batımda kan pompalama kapasitesi, kan hemoglobin kapasitesi, vücudun ürettiği aerobik enzim konsantrasyonları , mitokondrial yoğunluk ve kas dokusu özellikleri gibi pek çok değişkene bağlıdır. VO2max'ın en üst seviyeye ulaşması için 7-8 haftalık yoğun bir çalışma dönemi gerekir.

    Yaşlandıkça aerobik kapasite düşer. 25 yaşından itibaren bu oran yılda yaklaşık %1 seviyesindedir. Ciddi olarak antreman alışkanlığı elde etmiş kişilerde, 30'lu yaşların sonlarına kadar bu kayıp ya çok az olur ya da hiç görülmez.

    Karbonhidrat böbrek ve kaslarda "glikojen", kanda ise "glükoz" şeklinde depolanır. İyi beslenen bir sporcu 1500-2000 kcal arasında glikojen ve glükoz'u form seviyesine ve vücut büyüklüğüne bağlı olarak depolayabilir. Bu fazla bir enerji değildir ve bu enerjinin %75'inden fazlası kaslarda depolanır.

    Karşılaşılan en önemli problem, glikojen ve glükoz depoları tükenmeye yüz tuttuğunda yapılan egzersizin önemli derecede yavaşlaması gerekmesidir zira vücudun enerji kaynağı olarak güvenebileceği yegane kaynak olarak yağlar kalmıştır. Bu durum duvara çarpma (bonking) olarak da adlandırılır.

    2.5 saat sürecek bir "cross country" yarışı vücuda 3000 kcal'ye yakın bir enerjiye malolacaktır. Bu enerji ihtiyacının yarıya yakını karbonhidrat depolarından karşılanır. Eğer sporcu yarışa eksik glikojen deposuyla başlarsa ve harcanan enerji yarış boyunca yerine konmazsa sporcunun yarışı tamamlama şansı oldukça azalacaktır. Aynı olumsuz sonuç, sporcu bisikletini ekonomik kullanamıyorsa ya da yeterli form düzeyinde değilse de şüphesiz oluşacaktır.

    Araştırmalar iyi antrenmanlı bir sporcunun, normal insanlara göre çok daha yüksek seviyede enerji depolayabilme özelliğine sahip olurken, enerjiyi çok daha verimli kullanabildiğ ini göstermektedir. Kullanılan yiyecekler de alınacak enerjinin hangi seviyede ve hangi hızda kullanılabilir hale geleceğini etkilemektedir.

    Kas Dayanıklılığı

    Yarış ya da antrenmanın sonlarında tam olarak hangi etkenin, kasların doğru kasılıp gevşemesini (çalışmasını) bozduğunu ya da durdurduğu ne yazık ki günümüzde hala bilinmiyor. Bunun nedeni büyük bir ihtimalle, sinir sistemi ile kasların ortak çalışmasını sağlayan kimyasallardaki bir hata - aksama ya da merkezi sinir sisteminin kasların kendilerine zarar vermelerini önlemek için bir iç kontrolü nedeniyle oluşmakta.

    Yüksek yoğunluklu antrenmanlar sinir sistemine, aktivite için daha fazla kasa görev vermesini öğretirken, vücudun kas dayanıklılığını artırmada önemli rol oynarlar. İnterval çalışması yoğunluklu antremanlar hızlı reaksiyon gösteren kasların gelişmesini sağlarken uzun mesafe-zamanlı ve düşük tempolu antremanlar ise düşük reaksiyonlu kasları artırır. Böylece değişik yoğunluklara alışan vücut, hareket çok yüksek seviyelere ulaşmadığı ve düşük reaksiyonlu kaslar elverdiği sürece, hızlı reaksiyon gösteren kasları kullanmaz. Eğer hızlı reaksiyon kaslarına görev verilmeye başlanmışsa ve aktivitenin yoğunluğuna bu kaslar yetişemiyorsa bu durumda düşük reaksiyonlu kaslar da sinir sistemi tarafından devreye sokulabilir. Bu tür antremanlara alışan vücuttaki kaslar için benzer görev değişimlerini öğrenmek çok önemlidir.

    Kaynak: "Mountainbike Training Bible - Joe Friel"
     
  6. 14 Ekim 2007
    Konu Sahibi : EU1
  7. EU1

    EU1 Guest

    NEDEN BU KADAR YORGUNUM DOKTOR?


    Yazan: Dr. Hasan İnsel


    Neden bu kadar yorgunum?

    Yeterli uyuduğunuz ve sağlıklı yaşadığınız halde, kendinizi yorgun hissediyorsanız ve bunun sebebi yoğun çalışma temponuz değilse doktorunuzla konuşmanızda fayda var


    Bundan önceki yazılarımda yorgunluğa genel anlamda değinmiştim. Bugün özellikle kadınların yorgunluk şikayetlerinde, ilk aklımıza gelen yorgunluk sebeplerinden bahsetmek istiyorum. Tabii bunlar sadece ilk akla gelenler, bunların dışında değişik sebepler ve çeşitli hastalıklar da yorgunluk nedeni olabilirler. Bir aydan fazla devam eden bir yorgunluk hali, muhakkak doktorunuz tarafından değerlendirilmelidir.

    Kansızlık : Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir.

    Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur.

    Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlanma kansızlığın diğer belirtileridir.

    Kansızlığın tanısı için doktorunuz bir kan testi isteyecektir. Eğer sebep demir eksikliği ise demir takviyesi gibi kansızlığın nedenine yönelik tedavi uygulanır. Etkili tedaviyle yorgunluk, en geç 30 günde geçecektir.

    Hipotiroid: Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder.
    Kadınlarda sanıldığından çok daha yaygın olan tiroid bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroid hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikâyetiniz kısa zamanda geçecektir.

    İdrar yolu enfeksiyonu: Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir. Cinsel birleşme bakterileri idrar yolunun ağzından vajinaya doğru ittiğinden bu riski artırabilir.

    Bir idrar tahliliyle teşhis konulabilir. Genellikle ağızdan alınan bir antibiyotikle tedavi hızlı ve kolay sonuç verir. Yorgunluk da birkaç gün içinde kaybolur.

    Bir süre sonra yorgunluk veya başka belirtiler tekrarlarsa tekrar idrar testi yaptırın çünkü bazı kadınlarda idrar yolu enfeksiyonları kroniktir.
    Fazla kafein alımı: Hızlı bir enerji desteği için çoğumuz kahve ya da kola içeriz ama bazı kadınlarda kafeinin fazlası ters bir etki yapabilir. Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesinden başka işe yaramıyor.

    Çözüm; yaşantınızdan kafeini mümkün olduğu kadar çıkarın. Bu, sadece kahvenin değil çikolata, çay, kola ve kafein içeren bazı ilaçların da kesilmesi anlamına geliyor.

    Besin intoleransı : Besinlerin bize enerji verdiği kabul edilir ama bazı doktorlar gizli besin intoleranslarının bunun tersine yol açtığına inanıyor. Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi kendinizi,sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir.

    Eğer belirli besinleri yedikten sonra 10-30 dakika içinde uykunuz geliyor, kendinizi kötü hissediyorsanız şüphelendiğiniz besinleri beslenmenizden çıkarın. Böyle bir şüpheniz varsa doktorunuzla konuşun.

    Uyku apnesi : Yeterli uyku uyumuyorsanız bu bir yorgunluk sebebi olabilir. Ama ya yeterli uyku uyuyup ta aslında uykunuzu almadığınızı bilmiyorsanız? Uyku apnesi olarak bilinen durumda siz uykuda iken genellikle her gece birçok kez nefes almanız durmaktadır. Sonuç, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olmanızdır.

    Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmın bir doktorun yardımıyla uyku laboratuvarında bu hastalığa tanı konulması mümkündür. Uyku apneniz varsa doktorunuz kilo verme ve sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişimleri önerecektir. Siz uyurken hava yollarını açık tutan cihazlar veya nefesle tetiklenen basınçlı hava cihazları kullanılabilir. Aşırı olgularda, yeterli hava akımının sağlanması için ameliyat gerekebilir.


    Tanı konmamış kalp hastalığı:
    Elektrikli süpürgeyle evi temizlemek, bahçe işleri veya olağan günlük işlerinizi yapmak gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalbiniz SOS sinyali gönderiyor olabilir. Eğer bu basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi hele birdenbire ve sebepsiz yere ortaya çıktıysa, ciddi durumların habercisi olabilir, beklemeden doktorunuza danışmalısıniz
     
  8. 28 Ekim 2007
    Konu Sahibi : EU1
  9. EU1

    EU1 Guest

    aslinda evetbir an önce doktora basvurulmalidir cunku bende birisinden duymustum kizin karni asiri derece agriyormus gelip gecer demis gelip gecer demis bir iki sene gecmis yine devam etmis bu arada tabi en sonunda doktora gitmis kiz kanser butun karnini kaplamis o iki sene icinde burda almanyada yasanmis gercek bir olaydir bu
     
  10. 30 Kasım 2007
    Konu Sahibi : EU1
  11. Deryacik

    Deryacik ...KUAFÖR OLDUM BEN... Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    7.811
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    146
    Bende kendimi gün içinde aşırı yorgun hissediyorum hatta yapabilsen dr. gidicem ama yapamıyorummm
     
  12. 31 Aralık 2007
    Konu Sahibi : EU1
  13. Japon KIZ

    Japon KIZ IŞIL' IM Pro Üye

    Katılım:
    22 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.756
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Paylaşımın için teşekkür ederim arkadaşım. Uzun süreli yorgunluk ve halsizlik şikayeti olan arkadaşlarım ihmal etmeyin bir an önce uzman bir doktora görünün derim. Aynı dertten önceki senelerde bende de vardı. İnanın saçımı taramaya bile üşenir olmuştum. En sonunda bir çaresi vardır düşüncesi ile doktora gittim çokta iyi yapmışım. Kan hapları ve demir takviyesi ile kendime geldim sırnaşık şey Keşke daha önce gitseydim diye de kendime kızdım Kötü Kazen Kısacası ihmalkar olmayalım arkadaşlar hepimize sağlıklı günler diliyorum.
     
  14. 8 Ocak 2008
    Konu Sahibi : EU1
  15. nbatur55

    nbatur55 baldan tatlı can kızım... Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2007
    Mesajlar:
    513
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Yorgunluğun muhtemel sebepleri

    Sevgili dostlar, eğer çabuk yorulmaktan şikayetçiyseniz aşağıdaki maddeleri gözden geçirmenizde yarar var.

    1– Kan basıncı değişiklikleri. Yüksek ya da düşük tansiyon. Ama özellikle düşük tansiyon.
    2– Kalp hastalıkları: Aort, kapak disfonksiyonları ve özellikle kalp yetmezliği.
    3– Hormonal dengesizlik.
    4– Diyabet ama özellikle düşük kan şekeri...
    5– Böbrek ve karaciğer yetmezliği.
    6– Yetersiz, beslenme.
    7– Gürültü, aşırı sıcak–soğuk, stresli çalışma ortamı, kirli, tozlu, dumanlı, sigaralı yerler, aşırı ya da az aydınlanmış ortamlar...
    8– Psikolojik etkenler; başta anksiyolitik rahatsızlıklar ve depresyon...
    9– Romatizmal hastalıklar.
    10– Kansızlık.
    11– Hareketsizlik.
    12– Yetersiz ve kalitesiz uyku. Yastığınızdan çarşafınıza her şey özenle seçilmeli, yatağınız orta sert ve ortopedik olmalı. Odanızın kendisi ve havası temiz olmalı ve yatış öncesi hafif bir yatak egzersizi yapmalısınız. Mümkünse, check–up yaptırın. Fiziksel bir sorun varsa onu ekarte edin; yoksa stresle vedalaşıp güzel bir uyku çekin.

    Selamlar...
     
  16. 9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : EU1
  17. zerrecik

    zerrecik Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    299
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    108
    teşekkürler arkadaşım ben de bu durumdan muzdaribim son zamanlarda sürekli yorgunum uyuyorum uyanıyorum dinleniyorum yok hala yorgunum hala yorgunum enerjim tamamen tükenmiş gibi Allah'tan hayırlısı...
     
  18. 9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : EU1
  19. Alsebe

    Alsebe Rutbesiz :-) Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.322
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    148
    Bende ayni durumdayim..Surekli bir yorgunluk hali...Ev islerini yapmak için kendimde yeterli gucu ancak 3-4 saatlerinde bulabiliyorum....Aynen benimde enerjim tukenmis gibi zerrecik'in yazdigi gibi...(Bu arada bende 33 yasindayim yasla alakalimi diye dusunmeden edemedim :))))