Yumurta / Nejat İşler & Ufuk Bayraktar

Konusu 'Sinema & Tiyatro' forumundadır ve seaBahAR tarafından 13 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

    13 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    [​IMG]


    Yapım : 2007, Türkiye
    Tür : Dram / Gizem
    Yönetmen : Semih Kaplanoğlu
    Senaryo : Semih Kaplanoğlu
    Oyuncular : Nejat İşler, Ufuk Bayraktar, Saadet Işıl Aksoy, Tülin Özen, Gülçin Santırcıoğlu, Kaan Karabacak ​



    Özet:
    Şair Yusuf annesinin ölüm haberini alır ve yıllardır uğramadığı kasabadaki çocukluk evine geri döner. Bakımsızlıktan harap düşmüş bir evde onu genç bir kız, Ayla beklemektedir. Yusuf beş yıldır annesi ile yaşayan bu uzak akrabadan habersizdir.

    Ayla'nın Yusuf'tan bir isteği vardır. Zehra'nın ölmeden önce adadığı adağı oğlu Yusuf yerine getirmelidir. Taşra hayatının durağan ritmi, eski sevgili, dostlar ve hayaletlerle dolu mekanlar ve içini kaplayan suçluluk duygusu yüzünden karşı koyamaz. Ve Ayla ile Yusuf üç-dört saat uzaklıktaki bir yatır türbesinde yapılacak kurban kesimi için yola çıkarlar.

    Kurbanlığın seçileceği sürünün bulunamaması yüzünden geceyi bir krater gölünün kenarındaki otelde geçirirler ve katılmak zorunda kaldıkları düğünün atmosferi Yusuf'la Ayla'yı birbirlerine yaklaştırır.


    Ödüller:
    44. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nın sonuçları açıklandı. “En İyi Film” ödülünü “Yumurta” aldı. Bu ödül dışında, en iyi senaryo, en iyi sanat yönetmeni, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi kostüm ve jüri özel ödülü olmak üzere festivalden altı ödülle dönen filme uluslararası film festivallerinde de ilgi büyük...


    Filmin web sitesi için tıklayınız.

    -alıntıdır-
     
  2. 7 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Planladığım tarihten geç de olsa nihayet filmi izleyebildim..
    Kabadayı'dan sonra, izleyemediğim ikinci film oldu son zamanlarda..
    Yanlış saymadıysam; filmin ilk 5 dakikasında 4 yürüyüş sahnesi vardı. Hani nerede güzel yol, oraya konuşlandır kamerayı.. "Yürü" de.. Oyuncu, uzak noktadan yakına kadar yürüsün. Sahne bitti.. yerimseniben

    Neyse ben de bittim.. 12. dakikada pes ettim. Sonuna kadar izleyen ve birşey anlayan varsa buraya yazar nasıl olsa.. Ben de belki bir şey öğrenirim..

    Eşim, karakteri itibariyle benden çok daha öngörülü ve sabırlı bir kişi olarak filmi sonuna kadar izledi.. Şöyle bir cümle çıktı ağzından.. "E-ee bitti mi şimdi yani?" Gözgöze geldik. Sonra yürüyüşe çıktık.. :roflol: :roflol:
     
  4. 16 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. PurpleRain

    PurpleRain what if i'm the bad guy? Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    8.294
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    çok sıkıcı bir filmdi, ben türk sinemasını seven ve takip eden bir insanım.bu filmde müzik yok, ses yok, yemek yerken çıkan ağız şapırtılarını saymazsak tabi, sonunu zor getirdim ve inanın ki etkisini uzun süre üzerimden atamadım, garip bir psikolojiye sürükledi beni.
     
  6. 16 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    :roflol: Yorumunuz sayesinde bir kahkaha attım.. Demek ki izlemeye devam etmeme kararını alırken yanılmamışım..
    Katılımda bulunduğunuz için teşekkürler..
     
  8. 17 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Gidin.. Belki başka bir bakış açısı yaratmış olursunuz biz faniler için.. :roflol:
    a.s.
     
  10. 17 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. esennil

    esennil Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2007
    Mesajlar:
    359
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ben izledim.aslında ilk 5 dakikasını 4 kez izleyip kendimi zorlasamda izleyemediğim kabadayıdan daha umutlu değildim.türk sinemasının o ağır,diyalogsuz müziksiz,konusuz,heyecansız örneklerine geri dönüş.bol bol kuş sesi dinledim,filmin sonuna doğru bir çoban köpeği havlaması,nejat işlerin arada nedenini bilmediğimiz bayılmaları,traş koltuğunda uyumaları.çok tatsız bir film olmuş.işin kötüsü bu bir seriymiş.devamı varmış süt ve bal.aman inş çekmezler boşuboşuna.demekki iş oyuncuda değil yönetmende ve senaryoda ben nejatı beğenirim aslında ama bu film 10 üzerinden yumurta
     
  12. 17 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238

    Öncelikle yorumunuz için içten teşekkür etmek isterim..

    Sanat filmi çekmek başka bir şey.. Çekmeye "öykünmek" başka..
    Ağırlıklı olarak Avrupa Sineması'nda örneklerine sıklıkla rastladığımız sanat filmlerinde diyaloglara az yer verilir. Çünkü; "kamera" filmin başrol oyuncusudur. Ete kemiğe bürünmüş oyuncuların diyalog boşluklarını, kamera adındaki bu başrol oyuncumuz doldurur. Kulağınızla duyamadığınız diyalogları, görerek hissetmenizi sağlar..

    İzleyici kendi algılama düzeyi paralelinde filmin içine girer.. Ona diyalog yöntemiyle zorla dayatılanın yerine, ona sunulan seçeneklerin arasında gel-git yaşar.. Müzik ve görsellik de kameranın yanısıra diğer önemli oyunculardır..

    Yönetmenlik de işte bu güya gizli ama bana göre başrolde olan; kamera-müzik-görsellik üçlemesini doğru kurgulayan yetenektir...


    "Yumurta" yı izlemeye devam etmeye dayanamamıştım.. Yapılan böylesi dolu bir yorumdan sonra; "iyi ki ısrar etmemişim" diye düşünmemek mümkün değil..
     
  14. 28 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. yesmel

    yesmel Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2007
    Mesajlar:
    14
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Semih Kaplanoğlu'un Yusuf karekterini yazarken Albert Camus'un Yabancı'sından etkilendiğini okumuştum bir yerde. Her şeye karşı bir hissizlik durumu, annesinin ölmesi ve bunun karşısında sinir bozucu tepkisizliği, tüm olaylara karşı vurdumduymazlığı...
    Bence genel olarak Yumurta ne çok iyi, ne çok kötü. İzlemezseniz çok da bir şey kaybetmezsiniz Bunu izlemek yerine Yabancı'yı okumanızı daha çok tavsiye edebilirim, hatta mutlaka okuyun derim...