Yüreğimi bir gül çizdi.

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve sessizLik tarafından 21 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    21 Ekim 2010
    Konu Sahibi : sessizLik
  1. sessizLik

    sessizLik Yeni Üye Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.427
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    0


    [​IMG]

    yüreğimi bir gül çizdi

    Gülün dikeni battı dün parmagima, ve hala gülümseyerek bakiyorum parmagimdaki kücük siyriga...

    kizamadim...
    cünkü gülün dikeni batmadan önce sükretmistim;
    " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmissin " demistim.
    Kizamadim, cünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme cekmistim , bakmaya kiyamamis kokusuna hayran kalmistim, cünkü batmadan önce yüregime koymus onu sevmistim...
    dikenini unutmusmuydum? unutmustum dikenini... unutmustum iste....

    acitmayayim diye dokunmaya cekindigim gül, ince ve derin bir yara acmisti parmagima... gülümsedim yarayada... süzülen iki damla kanada... cünkü o yarayi acan bakmaya kiyamadigim o güldü...

    sevdiklerimizin yüregimizde actiklari yaralarda aslinda o gülün actigi yara gibi degilmiydi... ince ve derin bir yara... aslinda cok önemsiz gibi görünsede her kimildadiginizda yüreginizi inceden sizlatan bir yara... ama dostlariniz o yarayi acmadan önce siz muhabbet dolu kokularini sineye cekmistiniz, zamani, mekani ve kalbinizi paylasmistiniz... yarayi acmadan önce siz onlari kalbinize koymustunuz...
    kizabilirmiydiniz...
    kizamazdiniz elbet...

    sevdiklerimizin actiklari yaralarda o gülün actigi yara gibi ince ve derin... ama yarimiz o yarayi acmadan önce biz sükretmistik, kokusunu sinemize cekmis, bakmaya kiyamamistik...dikenini unutmusmuyduk... unutmustuk tabi... ama biz gülümsemeliyiz yaraya... belki süzülen iki damla kanada... gülümsemeliyiz iste.... cünkü o yarayi acmadan önce biz onu kalbimize koymustuk ve sevmistik..

    ( alintidir )
     
  2. 23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : sessizLik
  3. kibela24

    kibela24 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2007
    Mesajlar:
    6.278
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    sevdiklerimizin actiklari yaralarda o gülün actigi yara gibi ince ve derin... ama yarimiz o yarayi acmadan önce biz sükretmistik, kokusunu sinemize cekmis, bakmaya kiyamamistik...dikenini unutmusmuyduk... unutmustuk tabi... ama biz gülümsemeliyiz yaraya... belki süzülen iki damla kanada... gülümsemeliyiz iste.... cünkü o yarayi acmadan önce biz onu kalbimize koymustuk ve sevmistik....


    Maalesef oyle olmuyor yıllarca cok guzel gıden evlılık bıtınce ..tum guzel şeyler unutuluyor başlıyor karşılıklı hatalar....


    Sevgılerımızı cabuk olduruyoruz ve sonrada sevgımız yerını nefrete bırakıyor...
    .gulu sevdıgımızde dıkenı oldugunuda hatırlayarak sevsek kor olmadan oldugu gıbı sevsek..

    Acıtıncada gulun kokusunu hatırlasak..
     
  4. 23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : sessizLik
  5. sessizLik

    sessizLik Yeni Üye Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.427
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    Bu sekilde sevmeyi basaranlarda vardir degilmi.

    Yani karsindakinin gül oldugunun farkindasin hemde ne kadar güzel bir gül...

    Ama sen onu dikenlerine ragmen seviyorsun.

    Hatta baskalarinin sadece güzel bir gül diye baktiginin sen o icini acitan dikenlerini taniyorsun..

    Ama o gül dikenleriyle birlikte öylesine güzel bri gül oluyor iste.

    InsaAllah müstakbel esim ve ben birbirimizi bu sekilde sevmeyi basaririz.

    Birbirimizi dikenlerimizle acitsakta gülün kokusunu hatirlariz. InsaAllah.

    Kiymetli yorumunuz icin tesekkür ederim.
     
  6. 23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : sessizLik
  7. kibela24

    kibela24 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2007
    Mesajlar:
    6.278
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148





    Bende bu yazı cok begenırım arada okurum konuyla da cok alakalı olacak...


    Ne zaman eşinizle bir sorun yaşasanız avucunuza bakın. Sorunların olabilirliğini kabul ederseniz Çözümlerinizde hemen elinizin altında, avucunuzun içinde.... sevildiğinizden ve sevdiğinizden şüpheye düşerseniz avucunuzu açıp parmaklarınızı sayın.

    Baş parmağınıza bakın önce. Size en yakın olan parmağınız. Diğer dört parmağın hareketlerini anlamlı kılan o. Gerektiğinde her parmağın yanında hazır oluyor, yardımına koşuyor. Vazgeçebilir misiniz başparmağınızdan?

    Peki ya eşinizden? Size en yakın o iken kesip atabilir misiniz onu hayatınızdan? Her halinizde hemen yanı başınızda olmuşken ve olmaya hazırken, gözden çıkarır mısınız eşinizi? Hayatınızda başka her şey onun yakınlığı ile sevimli geliyor değil mi size? Bütün akrabalarınızla ilişkilerinizi eşinizin yakınlığı anlamlı kılıyor değil mi?
    Şimdi de işaret parmağınıza bakın. Güzel bir şey görseniz hemen onu uzatırsınız. Beğendiklerinizi gösterirsiniz onunla. Doğru olanı onunla işaret edersiniz.

    Eşinizi de onca insan arasından parmakla gösterilir bulmuyor musunuz? İlk gördüğünüzde, ilk sevdiğinizde, yüreğiniz ilk ısındığında, kalbiniz tıpkı işaret parmağınız gibi onu göstermişti size. Şimdi nasıl yalancı çıkarırsınız kalbinizin işaretini? Nasıl güvenmezsiniz kalbinizin seçimine? Hem sonra işaret parmağınızın göstermeye değer bulduğu güzel şeyler yaşamadınız mı onunla? İşaret parmağınızın göstermeye değer bulduğu doğruları paylaşmadınız mı onunla? Şimdi kesip atacak mısınız işaret parmağınızın size gösterdiğini? Elinizin tersiyle itecek misiniz kalbinizin işaret ettiğini?
    Orta parmağınıza bakın şimdi. En uzunu o parmaklarınızın arasında. Yüksekte duruyor. Hepsinden öteye uzanıyor. Vazgeçebilir misiniz orta parmağınızdan? Hepsinden uzun diye lüzumsuz görürü müsünüz onu?

    Peki ya eşiniz? Bütün kadınlar yada erkekler arasında kalbinizin sırlarına aşina olacak kadar farklı değil mi o? Bütün kadınlar ve erkekler arasından sizin için özel olarak sıyrılıp gelmiş değil mi? O sizin için en yüksek konumda değil mi? Sizi başka bütün erkekler ve kadınların üzerinde tutmadı mı? Vazgeçebilir misiniz ondan şimdi? Onu herhangi bir kadın yada erkek gibi görebilir misiniz?
    Şimdi de yüzük parmağınıza bakın. Parmağınızı ne zamandır çevreleyen o altın yada gümüş halkayı ilk taktığınız günü düşünün. Ne kadar heyecanlıydınız değil mi? Hayatınızın kadınını yada erkeğini bulduğunuz o günü yeniden yaşayın. Tekrar bakın eşinizin gözlerinin içine. Onu kendinize biricik yapan sırrı yeniden hissedin. Eşinizin sırf size razı olması onu sizin için biricik yapmaya değmiyor mu? Şimdi yüzük parmağınızı atabilir misiniz elinizden?

    Ve son olarak serçe parmağınıza bakın. Ne kadar da incecik ve zayıf değil mi? Eşinizin kalbi gibi. Size sırlarını açmış, sizin sırlarınız paylaşmış bir kalp sizin için süslenip bezenmiş paha biçilmez bir ayine gibidir. Bakınca kendinizi gördüğünüz bu ayna, öylesine kırılgandır ki, sizden gelecek küçük bir fiske parçalayıp köreltebilir onu. Özellikle size karşı savunmasızdır ve özellikle sizden gelecek darbeler onu en hassas yerlerinden çatlatabilir. Başkası karşısında bu kadar kırılgan değildir eşiniz. Tıpkı serçe parmağınız gibi... şimdi dilerseniz vazgeçin serçe parmağınızdan. Nasılsa ince ve zayıf diye koparıp atın onu elinizden. Hiç olur mu?
     
  8. 23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : sessizLik
  9. sessizLik

    sessizLik Yeni Üye Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.427
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Evet evet bu yaziyi daha öncede okumustum. Müthis bir yazi. Sahsen ben ilk okudugumda etkilenmistim. Paylastiginiz icin tesekkür ederim. Tekrar okumakta fayda var. Diger arkadaslarda okur insaAllah.

    Ne kendi canimdan ne de sevdigimden vazgecemem.