Yüzümde ki şu derin çizgiler..

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve seyran tarafından 18 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    18 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Olur olmaz zamanlarda yüzümü dağlara dönüp,
    İç çekişim sebepsiz değil,
    Kısık gözlerimin aralığından hayata kırgın bakışım,
    Zannetme ki,asiliğimden,
    Kaç can gömdük bilir misin?
    Köy kıyısı mezarlıklarına,sahipsiz kaç can,
    Sebepsiz değil ,
    Gözlerimin böyle nemli oluşu.

    Sözüm ona her şeye rağmen kavi olacak,
    Yılmayacak,yıkılmayacak,ağlamayacaktık hatta,
    Bi ben duramadım sözümde bi ben,
    Sen bilmezsin,musaf kabına benzer bez çantalarımız vardı,
    Bez çantalarımızda sarı saman defterlerimiz,
    Bi de adına ne hikmetse OKUMA! Dedikleri kitabımız,
    El kadar pabuçlarımız vardı,
    Yama üstüne yama atılan,
    O yıllarda sen bilmezsin ihtilal alkışlamaktan yorgun düşerdi avuçlarımız.

    Yüzümde ki şu derin çizgiler,
    Kaç asrın ifadesi bilir misin?
    Saçlarımdaki beyazlar kaç dağ karına bedel,
    Senin anlayacağın asude geçmedi ömrümün hiçbir demi,
    İstediği limandan alıp,istediği limanlara bıraktı,
    Buralardan ta uzaklara kalkan her gemi,
    İşte sana yazdığım mektuplarda tuz ağusu sitemler bundandır
    Yumruklarım sıkılıysa şimdi hayata,
    Kırgın ve kızgınsam hatta,
    Sen de ki;bir şairin o muhtemel sona yaklaşırken iç döküşü,
    Tut ki;yenilmenin diz çöküşü.

    Ne dersen de işte,
    Biz hayata zaten bir sıfır yenik başladık,
    Alacakaranlıklara bir düştü ki yolumuz pir düştü,
    Dağ irisi korkular sırtımızda,
    Hani serde gençlikte var,
    Üstelik mahalleden bir kızı sevmişiz,
    Ben o zamanlar Ayhan Işık rollerinde,
    Asuman ise tıpkı Belgin Doruk,
    Asuman’la hafta sonları Süreyya önlerinde buluşurduk,
    Zaten benim bi Asuman’ım oldu hayatta,
    Sevdi ise bi o sevdi beni hatta.

    Biz sevdalarımızı bile erteledik o gün bu gün,
    Kavgamız ekmek kavgasıydı,
    Öyle üniversiteli kavgası değil,
    Hani bir şairin dediği gibi,
    Şiir o zamanlarda karın doyurmuyordu,
    Üstelik,sürgün üstüne sürgün yemişiz,
    O köy senin bu köy benim,
    Sonra,sonrası yok,
    Ne iflah oldum ne de islah,
    Ne acıların baş kahramanıydık o zamanlarda,
    Hüznü bir kapıdan kovsak,o diğer bir kapıdan girerdi,
    Yakışmazdı dudaklarımıza değil gülmek,
    Bir küçücük tebessüm bile,
    Hoyrat rüzgarların dağıttığı sadece saçlarımız değildi,
    Kara kediler girmişti çoktan aramıza aşk ile,
    Yalnızlığın kol gezdiği yıllarda.

    Bi ben sığamadım,bi ben bu koca şehre,
    Bir yanımı sevdalar götürmüş,
    Bir yanım işte bu günlerde,
    Sahillere vurmuş ölü balık gibiyim,
    Ben sadece ve sadece kaybettiklerimin sahibiyim.

    Mahdut zamanlarda yaşıyoruz,
    Haydut kapımızda süngülü tüfenk,süngülü tüfenk,
    Şunun şurası yaşayıp yaşayacağım daha kaç yılki,
    Hadi Beni boş ver,
    Muhtemel ki gidişim düşer eylüllere denk,
    Üç beş ağlamacı kadın tutarsınız,
    Kalan üç beş kuruşumu dağıtıp,
    Yetmezse,yetmezse üstünü sen tamamla,
    Olursa ,bi sana olsun borcum,
    Toplanıp cami avlusunda,
    Öylesine bir cenaze namazı,
    Hoca usulen sorar,nasıl bilir diniz rahmetliyi,
    Yalandan,yarım ağız eh işte iyi,
    Sonra bir köy kıyısı mezarlığı,
    Başında ne bir taş,ne bir tahta,
    Yokluğum ya sürer ya sürmez bir hafta,
    Anlat diyorsun,anlat
    Ne anlatayım,alt tarafı buralar sürgün yeri,
    Nasıl olsa şairler ölünce anlaşılırmış değeri,
    Benim zaten bi asuman’ım oldu hayatta,
    Sevdi ise beni,bi o sevdi hatta,
    MEHMET ÇETİN
    SÜRGÜNDE

    [/FONT
    mehmet cetin