Zakkumlar...

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve canayakxixn tarafından 22 Aralık 2009 başlatılmıştır.

    22 Aralık 2009
    Konu Sahibi : canayakxixn
  1. canayakxixn

    canayakxixn Bir Nefes&Düş Gibi Pro Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    4.945
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    ZAKKUMLAR...


    Herkesin
    içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozasında saklı duran bir aşk
    yatar; bir gün bir güneş parlar, bir yağmur düşer ve tohumun çatlayıp
    çiçekler açtığını, ruhunuzun rengarenk bir ağaç gibi rüzgarlarla dans
    ettiğini görürsünüz... Sonra... O
    rüzgârlarla dans eden çiçekler bazen manasız kaprisl...erle, yanlış
    anlamalarla, hoyrat fırtınalarla örselenip yeniden insan ruhuna dökülür
    ve bu kez acının tohumları olur aşkın çiçekleri. Zakkum yeşili çiçekler
    halinde büyüyüp içinizi kavurur. Aşka lanet eder, unutmaya çalışır,
    acıyı öldürebilmek için aşkı da öldürmeye uğraşırsınız. Ve 'unuttukça
    bir şeyler eksilir' sizden. Acıdan kurtulabilmek için 'eksilmeye' bile
    razı olursunuz. Bir
    gün artık unuttum dersiniz, Yahya Kemal gibi nekahat dönemi
    yaşadığınızı sanırsınız. Sonra bir 'çifte kayık' geçer sulardan, bir
    kadın sesi şarkı söyler, bütün zakkumlar çıldırır, acının çiçekleri
    yanık kokularıyla dağlayıp geçer içinizi. En beklemediğiniz anda;
    yağmurlarla parçalanan bir gece yarısında ya da sabaha karşı rüyalarla
    yatağınızda uyandığınızda ilk günlerde olmadığı kadar derin özlemlerle
    sarsılırsınız, 'onu' görmek ya da hiç olmazsa sesini duymak için
    kıvranırsınız. Çaresizlik,
    özleminizi ve acınızı daha da büyütür. Unuttuğunuzu sandığınızı
    unutamadığınızı, eksik parçanızın gene eski yerine oturduğunu zakkum
    çiçeklerini soluyarak keşfedersiniz. Aşkın böyle bir acıya
    değmeyeceğini düşünürsünüz. Falcıların söylediği gibi 'gözyaşı olur
    kadınların yatağında' böyle zamanlarda... Aşktan
    korkar, bütün çiçekleri çiğneyip gizli bir tohum gibi yeniden
    gömersiniz yüreğinize. 'Ne görür, ne de bir kimseye sorarsınız' Sonra
    bir ses duyulur, bir yağmur damlar, rüyalarda bir güneş görülür ve
    tohum yeniden çatlar. Ruhunuz aşkın ve acının çiçekleriyle, bir büyük
    bahçe gibi rüzgârla dalgalanır. Zamanla hayatın geniş bir bahçe
    olduğunu, yalnızca sevincin ya da acının çiçeklerini değil, kaçınılmaz
    olarak hepsini birden içinde barındırdığını, çiçeklerin bir kısmından
    vazgeçmenin bahçenin bütününden vazgeçmek olduğunu anlar, bahçeyi
    bütünüyle seversiniz.
    Ve zakkumlarınız açar ve biri size der ki: "Bırak açsınlar, çiçeksiz kalmaktan iyidir zakkumlar..