zalimi'nin günlüğü

Konusu 'Diyet Yöntemleri ve Deneyimlerimiz' forumundadır ve zalimi tarafından 3 Nisan 2010 başlatılmıştır.

    3 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  1. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    slm çok kilo vermem gerekiyor tam30 kilo şimdi 85im 55 olmam lazım en az


    sizlerinde desteği ve yorumlarını bekliyorum...


    şimdi izne ayırdım kendimi sınavlardan ötürü


    şu zayıflamayı başarayım en son foto paylaşımında da bulunacağım ilk son halim diyeyerimseniben
     
  2. 4 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  3. ebru5454

    ebru5454 Zıpırcan =) Üye

    Katılım:
    7 Eylül 2009
    Mesajlar:
    105
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    cnm ben de ne zamandır kendime başlicam diyorum ama bu izinler bi türlü bitmiyo. ama uzun zamandır görmediğin bi arkadaşını yeni halinle şaşırtmayı hepimiz yapabiliriz değil mi kızlarrrrrrrrr... opuyorumnanaktan
     
  4. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  5. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    Günlerden bir gün kurbağaların yarışı varmış.Hedefçok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar.Ve yarış başlamış.
    Bazen Sağır Olmak En ıyisi Galiba... Gerçekte seyircilerin hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş.Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:"Zavallılar!Hiçbir zaman başaramayacaklar!"
    Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar.Seyirciler bağırıyorlarmış:"Zavallılar!Hiçbir zaman başaramayacaklar!..."Sonunda bir tanesi hariçdiğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve yarışı bırakmışlar.Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
    Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler
    Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş:"Bu başarının sırrı nedir dostum?"
    Ama yanıt alamamış.O anda farkına varmışlar ki... Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!!


    Hayallerinizi ve ümitlerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyenbunu neden yapamayacağınız konusunda size bir sürü olumsuz neden sıralayan kişilere karşı sağır olmak en iyisi galiba...(Paul Estridge)

    Her Akşam oLduğu gibi bu akşamda PC başında oturuyodu
    Her eve geLdiğinde BiLgisayar başına oturur Net'e bağlenırdı
    Annesi yatağa yoLLayana kadar hep Net başında otururdu
    Ama Bu sefer herşey farkLıydı
    Aşık oLmuştu! Bi dakika oLsun akLından hiç çıkmıyodu
    Sadece Nickini ve kendi hakkında oLan tarifi biLiyodu
    Hep onun nasıL biri oLabiLeceğini hayaL ediyodu
    AsLında hiç kendiLerinden bişey konuşmadıLar… ince detaya hiç girmemişLerdi… meseLa diğerinin nerede oturduğunu
    Sadece onunda kendi gibi Türkiyede oturduğunu biLiyodu
    ama 400 km gidip görmek için çok fazLaydı
    Ona günveniyodu..kendini saLabiLiyodu... rahat davranabiLiyodu
    OnunLa chatLeşirken…asLen yapamadığı birşeydi
    Gerçekte hiçbirşey yapamayan çekingen biriydi
    Ama Chat'te...onunLa konuşuyoken herşey koLay geLiyodu
    Ve HisLerini ortaya dökebiLiyodu
    Ama yinede ona Aşık oLabiLeceğini hiç tahmin etmemişti
    Hiç düşünemiyodu biLe Chat'te Aşık oLacağını ama yapcak bişey yoktu...oLan oLdu
    Buna karşı bişey yapamazdı artık
    Aradan bikaç gün geçmişti ve her saniye onu düşünüyodu
    Bikaç kez söyLeyecek oLdu ama sonradan yine yapamadı
    Ve O Gün geLdi...Kesin söyLeyecekti ona karşı oLan duyguLarını
    OkuLdan geLdiği gibi hemen Chat'e girdi ama o yoktu
    Uzun süre bekLedi ama geLmedi...Yoksa herseferinde oLuyodu
    Her gün aynı saat'te..ama bugün yoktu
    Araya ne girdiğini biLmiyodu ve akLına hemen en kötü ihtimaL geLiyodu
    akLına geLen tek şey MaiLLerini gözden geçirmekti
    Ve evet ondan MaiL vardı
    BaşLığı okuduğunda fena oLdu
    Birden ne oLduğunu anLayamadı ve zorLana nefes aLıyodu
    BaşLıkta şöyLe yazıyodu..: Özür diLerim ama senden hoşLanmıyorum

    MaiL'i açtı....



    SeLam! Özür diLerim sana daha önce söyLemem gerekiyodu

    bunu böyLe bu kadar uzatmamam gerekiyodu

    ben senin tanıdığın o değiLim

    Basitinden bir insanım ve samimi söyLüyorum senLe ne yapacağımı biLemiyorum

    Sana şimdiye kadar hep yaLan söyLedim

    AsLında aLayımı geçebiLeceğim birini arıyodum...AsLında seni hiç çekemiyorum

    Senin dırdırın ve hayata bakış açından bıktım

    Bu Oyunu sürdürdüm çünkü senin istediğin buydu

    Ama işte seni çekemiyorum ve seni bundan sonra rahat bırakıcam

    Bu benden duyduğun son şey oLucak



    oLanLara inanamıyordu
    Her keLime KaLbine bir hançer gibi sapLanıyordu
    okurken canı çok acıyordu
    GözyaşLarına engeL oLamıyordu
    yanağından aşağı doğru akıyoLardı
    Sanki diken gibi batıyoLardı yüzüne
    Allahtan evde yaLnızdı
    Yoksa odasından çımaya cesaret edemezdi
    YıLLardır ağLamamış gibi döküLüyordu GözyaşLarı
    Sanki KeLimeLer içini paramparça ediyodu...yakıyordu
    Artık istemiyordu...O'na güvenmişti
    Kendisini anLattığı tek kişiydi…...amahepsi bir oyunmuş
    hiç bişey gerçek değiLdi...Sevdiği ondan nefret ediyordu
    Yaşamak istemiyordu...inandığı tek şey koca bir yaLan oLdu
    En kötüsü de bunu böyLe öğrenmesiydi başka türLüde yapabiLirdi
    Ama neden? Niye ben...niye başka saf biri değiLde ben
    düzgün göremiyordu..gözLeri doLuydu
    Ama hatırLadığı kadarıyLa annesi uyku hapı aLmıştı
    Banydoda oLması gerekiyodu
    Tesadüfen buLdu o hapLarı
    Yeniden gidip biLgisayar başına oturdu MaiL'in başına
    -Yeni bir MaiL yok....
    Kapağını açar ve içindeki beyaz hapLara bakar
    o kadar küçük ama bi o kadarda tehLikeLiLer
    içinden birtane aldı ve yuttu
    iğrenç bir tadı vardı...acayip acı bir tat ama Hap hemenmiğdemde kayboLdu
    geriside o kadar kötü oLamaz ya zaten birazdan herşey bitiyor
    ve hapLarın tamamını yuttu
    ne kadar orda oturup ondan MaiL bekLediğini kimse biLemez
    SaatLer oLmaLı…
    Kafası ağırLaşıyodu Göz kapakLarı kurşun gibi ağırLaştı
    Midesi yanıyodu...ama artık hiçbişey hissetmiyordu
    SesLer çok uzaktan geLiyodu
    Başı kLavyenin üzerine indi ve gözeLeri kapandı
    KaLbi gitgide yavaşLıyordu ve herşey uyuyodu...Sonsuza kadar
    Ertesi kız buLunuyo
    BiLgisayar başında..öLü...eLindede hapLarın kutusu
    Ekrandada bi MaiL gözüküyo...aynen şöyLe yazıyodu



    SeLam! Allahım kardeşim neLer saçmaLamış öyLe?

    Özür diLerim ama bunu ben yazmadım...

    ınan bana Lütfen...

    Ben senin kaLbini asLa kıramam...

    Çünkü

    SENı SEVıYORUM...!!

    Güzel bir bahar sabahı dışardan baktığında çalkalanmakta olduğunu farkettirircesine uyanmış Süt. “Ne kadar güzel bir gün” diye düşünmüş bembeyaz yanaklarını elleriyle kapatarak duraksamış ve düzeltmiş “Aşık olmak için ne de güzel bir gün!” Pek sık böyle hissetmezmiş aşkı kovaladığı yıllar boyunca. Hızlıca aşağı inmiş mutfaktan güzel kokular geliyormuş. “Annem yine harikalar yaratıyor!” diye düşünerek içeri girmiş. Hiçbir şeyden habersiz “Günaydıııın!” diye seslenmiş. Annesi gülümseyerek öpmüş Süt’ü. Süt’ün yanakları kızarmış. Pembe ve beyaz sayesinde birbirine çok yakışırmış.
    Süt ve Kakao
    “Nedendir bu hazırlık özel bir misafirimiz mi var anneciğim?” diye sormuş ince sesiyle. Annesi tedirgince cevap vermiş. “Evet.” demiş ve eklemiş. “Kahve ve ailesi gelecek.” Süt gülümsemiş “Ağır misafirlerimiz var anlaşıldı. Ama anneciğim gerçekten biraz fazla ağır değiller mi? Ve biraz yapmacık..” diye sormuş. Annesi kaşlarını çatarak “Artık onların dedikodusunu yapmamalısın Süt! Lütfen..” demiş. Süt anlamsızca gözlerini kırpıştırarak “Niye?” diye sormuş. Sorduğuna pişmanlık hissederek çıkmış evden aka aka uzaklaşmış. Gözyaşları likit bedenine karışmış. Kahve’yle evlenmek istemiyormuş. Onun aşkı bulması gerekiyormuş. Kahve’yle evlenmemek için değil aşkından ağlamak istiyormuş.

    Akmış akmış ve bir dere kenarına gelmiş. “Aşk yok!” diye bağırmış yankılanan sesi eşliğinde. “Aşk yok ve bunu kimse duymuyor! Aşk yok ve kimse de bilmiyor.! O hiç gelmedi.” demiş. Biraz bekledikten sonra “O yoksa..” diyerek dereye katılmaya kendini yoketmeye hazırlanmış. Tam atlayacakken renginin koyulaştığını ve birşeylerin gitmesine izin verdiğini farketmiş. Arkasını döndüğünde esmer mi esmer yakışıklı mı yakışıklı bir erkek ona bakmaktaymış. “Gidemezsin.” demiş erkek gülümseyerek. Dişleri süt’ün rengine yakınmış. Çok çok güzelmiş. Süt’ü farkında olmadan gülümsetmiş. Erkek konuşmaya devam etmiş. “Gidemezsin çünkü o var. Burada değilse de yaklaşık 40 saniye önce buralara uğradı. Ben kakao ya sen?” diye sormuş Kakao. Süt gülümsemiş “Çok şirin bir isim bu Kakao. Bende Süt.” demiş. El ele uzaklaşarak bir taşın üzerinde oturup Gece’yi beklemişler. Gece gelmiş asık suratlı Süt ve Kakao’yu görüp sormuş “Neyiniz var?” Kakao konuşmak istememiş sözü Süt’e bırakmış. Süt herşeyi anlatarak “O eve gitmeyeceğim. Orda aşk yok. Kimse de beni sevmiyor.” demiş. Gece iç çekmiş ve “Ama annen seni çok merak ediyor O kadar üzgün ki Güneş ilk sizin evinizin tepesinde battı ve ben burdayım.” demiş. Süt üzülmüş zaman geçsin rüyası devam etsin istemiş. Süt üşümüş. Kakao güçlü ve centilmenmiş. Süt artık hiç üşümeyecekmiş gibi hissetmiş.

    Süt’ün dileği yerine gelmiş ve zaman geçmiş. Süt ve kakao evlenmeye karar vererek Cezve Dede’ye gitmişler. Bu evlilik için ona ihtiyaçları varmış. Mutlu mutlu girdikleri cezveden endişelice ayrılmışlar. Çünkü Cezve Dede onlara “Şeker’i bulmadan evlenemezsiniz.” demiş.. Şeker’in doğuda yetişen şeker pancarlarından üretildiğini öğrenerek doğudaki çöle doğru yola çıkmışlar. Gece vakti varmışlar yanlarına birkaç ay önce dertlerini dinleyen Gece bu kez onları çok üşütmüş. O an kimseye güvenmemeye karar vererek yollarına devam etmişler. Güneş yavaş yavaş doğmaya başlamış Süt ve Kakao ısınarak daha çok çaba harcamışlar. Öğlen olduğunda önemli bir detayı atladıklarını farketmişler. Çöl fazla sıcakmış ve Süt yavaş yavaş buharlaşmaktaymış. Kakao’nun gölgesi yetmemiş. Azaldıkça azalmış. Kakao göz yaşlarıyla beslemiş onu. Hayatta kalması için Kakao’nun ağlaması Süt’ü çok üzmüş ama elden başka birşey gelmiyormuş. Hain Güneş elinden geleni yapmış ve Şeker’e kavuşmalarına ne kadar az kaldığını birtek Tanrı’nın bildiğininden habersiz Süt yokoluvermiş. Kakao kendini Mecnun gibi hissetmiş. Çölün ortasında sevgilisinin ardından saatlerce ağlamış bildiği en büyük aşık gibi hissettiği için Süt’e son bir kez teşekkür ederek oradan uzaklaşmış..

    Yağmur’u çok sevmiş Kakao. Buharlaşıp bulut olan sevgilisini hissetmek için dışarı fırlarmış her Yağmur yağdığında. Onun bu halini ve onu deli sananları gören Yağmur ağlarmış. Daha çok yağar daha çok mutlu edermiş Kakao’yu.

    Ben o yüzden bardağıma kakao ve sütten önce ilk şeker koyarım.
    Ve ben o yüzden gidenlerin ardından “Süt ve kakao gibiydik biz ikimiz güzeldik ama eksikti şekerimiz.” derim..

    Kakaolu sütlerin bol şekerli içilmesi dileğiyle..

    Hadi bakalım gülmeye hazır mısınız? Ama aynı zamanda ders te alınmalı derim...Yerinin onun için burası olduğunu düşündüm arkadaşlar....
    Sözün geri vitesi!
    Rivayet odur ki;
    Saatlerin geri alınacağını duyan Dursun evdeki bütün saatleri toplayıp Saatçi Temel’in dükkanına gitmiş
    -Ula Temal biliy misun saatler geri alinacakmuş!
    Onun içun ben da bütün saatleri toplayup getirdum sana Çünkü hepsinu sendan almiştum demiş!

    -Saatlerin geri alinacağunu ben da biliyrum demiş Temel
    Lakin “bir saat geri alinacakmuş” bunu da biliyrum

    Sonra da kendisini kandırmaya çalıştığını düşündüğü Dursun’un getirdiği saatlerin içinden “sadece bir tanesini” seçip geri almış ve diğerlerini bırakmış

    Bunu niye mi anlattım?
    Sözün geri vitesi olmadığını hatırlamak ve hatırlatmak için anlattım
    Çünkü söylenmiş sözü geri almak;
    Temel’in saati geri almasına benziyor; sakil yamuk acayip!

    Derler ya hani;
    Söylenmiş söz atılmış oka benziyor
    Yayı kırsan da ok dilini kessen de söz geri gelmiyor

    Duvardaki catlaktan bakan
    fare çiftlik sahibi ile karisinin
    Seni Ne Kadar ılgilendirir..??‏
    bir paket actiklarini gordu

    "Icinde yiyecek mi var?'"


    derken - - -


    Bir baktı ki

    fare kapanı!!.


    Hemen bahceye kosup


    alarmi verdi :


    Evde kapan var!


    Evde kapan var!'



    Tavuk gidaklayip


    kafayi kaldirdi ve


    'Bay fare" bu sizin icin ciddi


    bir sorun olsa da sahsen beni ilgilendiren


    bir tarafi yok ne yazik ki! .


    Fare donup bu sefer domuzcuga


    "Evde kapan var


    evde kapan var"!


    dedi.


    Domuzcuk konuyla ilgilendi ama


    kendi hesabina


    'Uzgunum bay fare vah vah


    emin ol senin icin dua edecegim"


    dedi.



    Fare bu kez öküze yoneldi:


    "Evde kapan var!"


    "Evde kapan var!"


    diye bagirdi nefes nefese.



    Öküz: 'Wow Bay Fare


    Senin icin uzuldum


    ama burnumu sokacagim bir sey degil.'


    dedi.


    E farenin de basini egip


    gitmekten baska caresi kalmamisti...


    yalnizlik ve terkedilmislik hisleri icinde


    fare kapani ile artik....tek basina basa


    cikmaya calisacakti!.


    ***


    O aksam evde alisilmamis bir ses duyuldu.


    Sanki bir kapan


    avinin uzerine kapanmisti.


    Sese kosan cifcinin karisi karanlikta kapana


    zehirli bir yilanın kuyrugu kaptirdigini gormemis.


    Yilan da onu isirmisti..


    Ciftci karisini hastaneye kosturdu


    Karisi eve atesli dondu.


    E atesli insana ne verilir??


    sicacik bir tavuk corbasi!!!.


    Tavuk acilen pisirilmis!


    Ama kadin hala iyilesmiyormus


    E es dost ahbap gelince hasta ziyaretine


    ciftci de sofraya domuzcugu cikarmak


    zorunda kalmis!!!.


    Ama ciftcinin karisi iyilesmemis;


    olmus!!!!!.



    Aman ne kalabalik gelmis cenazeye


    ne kalabalik!!!


    Bu sefer de konuklari


    doyurmak icin kesilen okuz olmus....


    Fareye de olan biteni


    deliginin ardindan izlemek kalmis!....


    ***


    Onun icin bir daha


    seni ilgilendirmeyen bir sorun


    karsina cikarsa... bir dusun!!! ----


    Birimiz tehdit altindaysak


    hepimiz risk altindayiz.



    Bu hayat denen yolculukta


    Birlikte yol almaktayiz..


    Birbirimizi kollayip


    guc ve guven paylasmaliyiz...


    Eflatun''a iki soru sormuslar.
    Eflatun'a iki soru sormuşlar...
    Birincisi ; "Insanoglunun sizi en çok sasirtan davranislari nedir ? "
    Eflatun tek tek siralamis :

    - Çocukluktan sikilirlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarini özlerler...
    - Para kazanmak için sagliklarini yitirirler. Ama sagliklarini geri almak için de para öderler...
    - Yarindan endise ederken bugünü unuturlar.Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar...
    - Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yasamamis gibi ölürler...

    Sira gelmis ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"

    Bilge yine siralamis ;

    - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin! Yapilmasi gereken tek sey sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir...
    - Önemli olan; hayatta "en çok seye sahip olmak" degil "en az seye ihtiyaç duymaktir"..


    Sobanın borusunda bulunan çamaşır kurutma tellerine asılı olan okul önlüğünün kurumasını beklemiş çocuktur...
    Sobalı Evde Büyüyen Çocuk

    Kış sabahları bazen üşümekten yataktan çıkmayı istemeyensoba kokusunu seven üstünde kaynayan çaydanlığın sesini sevenüstündeki kestanenin mandalina-elma kabuklarının kokusunu tanıyanseven bahçede karda oynadıktan sonra üstüne ellerini tutup ısıtmayıseven sobalı odadan öteki odaların soğukluğu nedeniyle çıkmakistemeyen kömür kokusu odun kokusu çalı çırpı çıtırtısı ateş gürlemesi nedir bilen çocuktur...

    Yıllar sonra büyüdükten sonra kaloriferli veya kombili bir evde bile halen "oturma odası"nın kapısını kapayan rahatsız bir insandır...

    ılerleyen yıllarda kestaneye bayılan ama çocukluğundan hatırladığı tadı bulamayan bir büyük insan olacaktır...

    Sobanın üzerine kolonya dökerek alev denemesi yapmış çocuktur...

    Elbiselerinin bir köşesi kurutulurken yanmıştır...

    Büyüdüğünde yazın bile yorgan kullanmadan uyuyamama alışkanlığına ve her mevsim açık kapıları kapama hastalığına sahip olacak çocuk...

    Gizli gizli sobanın arkasına pastel boya değdirip boyanın eriyereksoyut sanat eserlerine dönüşmesini izleyen koku farkedilip kendisinemüdahale edilene kadar bunu değişik renklerle yapmaya devam edençocuktur...

    Nohutun leblebiye dönüşünü soba üstünde görmüş cocuktur...

    Yün coraplarini sobaya dayayarak ayaklarini isitmistir bu cocuk....

    Geceleyin atesin kırmızı ve sarı renklerinin dansını evin tavanında seyreden çocuktur...

    Elinin kolunun bir kenarında muhtemelen nasıl olduğunu hatırlayamadığı yanık izleri olan çocuktur...

    Sobanın kenarına pısıp dakikalrca ısınansonra kosarak aynaya bakan vekıpkırmızı yanakları görünce kendini begenen bundan zevk alan cocuktur...

    Annesi evde yokken soba sönmesin diye sobaya tahta kömür taşımayı görev bilmiş çocuktur...

    Gece lambasinin isigi yerine sobanin alevlerine bakarak uyuyan cocuktur...

    Soba tütünce tırsmış çocuktur...

    Sobanın üstüne mantar koyup tuzlayıp sonra afiyetle yiyen çocuktur...

    Sobanin onunde mavi legen icinde banyo yapmis cocuktur...

    Muhakkak bir kere evi havaya ucurma macerasini yasamis cocuktur...

    Sobanın sıcaklığını ne kaloriferle ne de doğalgazla ısınan evde bulabilmiş çocuktur...

    Önlük yakalığını kumaş mendilini bilumum ufak tefek malzemeyi soba borusuna yapıştırmak suretiyle ütülemiş olan çocuktur...


    Sıcacık odada radyo dinlemeyi...
    Sevdikleriyle zaman geçirmeyi...
    Annesinin ördüğü kazağı o sıcaklıkta yinede giymeyi...
    Özelliklede hasta olmayı çok iyi bilen çocuktur...

    Alıntı
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  6. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  7. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    bu hikayeler çok hoşuma gitti

    ders çıkarılacak şeyler var sizde bir bakın

    vaktiniz olursa bence çok hoş
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  8. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  9. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    ...............................
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  10. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  11. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    ..............................................
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  12. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  13. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    .................................
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  14. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  15. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    ................................................
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  16. 6 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  17. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    ...........................................
     
    Son düzenleme: 8 Nisan 2010
  18. 6 Nisan 2010
    Konu Sahibi : zalimi
  19. zalimi

    zalimi Ya başlama,yada bitir.... Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.459
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    bencede aynı görüşteyim 12 kilo önce giydiğim elbisem var ve arkadaşım haziranda evleniyor onun düğününde giymek istiyorum umarım 5gün5kilo diyetiyle bunu başarabilirim 10 mekik 15 koltuk mekiği(kendi tabirimle) yaptım 100 makas hareketi yaptım bugün patates günüyle başladım yarın sebze günüm yarınla ilgili güzel planlarım var dip köşe temizlik te içeriyi ve bilgisayar odasını temizledim