Zihin Nasil Kontrol Edilir?

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve vicdan tarafından 22 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    22 Nisan 2007
    Konu Sahibi : vicdan
  1. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Insanlari kontrol etmenin verdigi haris tamahin iç giciklayici baskisi, eh bir de konunun "esrarengiz" yapisi "zihin kontrolünü" müthis çekici yapmakta.

    Neler yok ki bu dosyada. Tek kelimeyle tetik çekenler, hayvanlari silaha dönüstürenler, ezoterik bilgiler, gizli servisler ve daha neler neler!

    Günümüzdeki alt kollari birer ahtapot gibi yerküreyi saran "psikolojik" operasyonlar için, çok ama çok eski dipnotlari var. Hasan Sabbah´in Hashasi Tarikati´nda, müritlerin, hashas etkisiyle intihar ve suikastlari kolayca yapmalari gibi. Size ne ifade eder bilemeyiz, ama "cennete" inandirilan Hashasinler, mutlulukla ölüme/öldürmeye kosuyorlardi. Bu tarihsel olayin etkileri öyle derin oldu ki, günümüzde suikast anlamina gelen Ingilizce "assassination" kelimesi bile "hashasin"den türetildi.

    Amerika´nin boynuzlari "ustasini" geçse de, gerçekte kötülügün kaynagi bir zamanlarin "Seytan Imparatorlugu"na gidiyor... Soguk savasin "Demir perde" arkasinda kalan laboratuarlarinda, "pis savaslar"in akla ziyan "zihin savaslari"na giden yolu açan etikette yazili dört harf var. SSCB... Yani, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birligi!

    Günümüzde bazi çok basit sorular sorulabilir. "Insan zihni nasil kontrol edilebilir?" gibi, "Peki ama ne için?" gibi. Bilinen o ki, masum bilimsel meraklar, kisa sürede tehlikeli fantezilere yol açabiliyor. "Askeri, politik ve istihbarat alanlarinda "zihin kontrolü" yapilmasi örneklenebilir. Niyet masumdu baslangiçta. Zihin kontrolü ile hastaliklar tedavi edilebilirdi. Ancak "soguk savas" ve devamindaki yillarda masumiyet yitirildi. Sonuç dramatik.

    Konu zihin olunca, psikoloji ve psikiyatri ivme vermis. Hemen ardindan parapsikoloji, dinsel motifli uygulamalar, medyumluk, duru görü, 6. his, 7. his, 8. his (17´ye kadar gidiyor), uyusturucular, vücuda elektronik implantlar takilmasi, enerjinin tahrip amaciyla hedeflere yöneltilmesi, radyasyon, duyu azaltilmasi, hipnoz, propaganda teknikleri, beyin yikama vb. kavramlar virüs gibi yayilmis gizli merkezlerde. Alt basliklar böyle olunca, derinligi ve çapi bilinmeyen bir alana milyonlarca dolar, yüzlerce proje ayrilmasinin sonuçlari pek iyi olmamis. Bugün hangi tehlikeyle karsi karsiya insanlik?" derseniz eger...

    Beatiful Mind!..

    Ilk bilgilerin izi 20. yüzyilin ilk çeyregine, SSCB´de, Prof. Vassiliyev´in l930´larda yaptigi arastirmalara kadar sürülebiliyor. Onun ulastigi bilgiler, "Zihin Telkini Tecrübeleri" adi altinda l962 yilinda yayinlandi. Vassiliyev, çalismalarini, telepati yoluyla düsüncelerin beyinler arasindaki nakline yöneltmisti. Vassiliyev, ruhen hasta olan Ivanovna ve Fedorova isminde iki denek üzerinde çalismaya baslar. Deneklere beyin dalgalari, cilt direnci ve diger biyolojik fonksiyonlarini ölçecek aletler baglayip, telkinle hipnoza sokar. Önceleri ayri ayri odalarda, sonra da uzak mesafelerde transa giren deneklerin düsünce yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajlar kaydedilir.

    Iki kadinin kursun levhalardan bile geçen telepatik zihin dalgalarini izleyen Vassilyev, ruhi olaylari mekanik görüse baglayamayinca endiselenir. Çünkü tanriyi reddeden rejim açisindan geçerli bir açiklama yapma olanagi yoktur. Önceleri deneklerin trans halini sartli refleks olarak degerlendiren Vassiliyev, degisik insanlarla deneyi tekrarlar. Sonuç aynidir. Tüm deneklerde önce suur kaybi olur, sonra transa girerler. Denekler arasindaki uzakligi 1.500 kilometreye kadar çikaran Vassiliyev, neticenin degismedigini görür. Telepatik iletisim sürmektedir.

    Vassilyev uyusturucu ilaçlarla da deney yapar. Meskalin verdigi bir kizdan, sekiz kutunun içine yerlestirdigi pamuklara sarili cisimleri tanimlamasini ister. Denek, üzerinde Moskova Merkez Postanesi´nin bulundugu resimli pulu; "Bu koca tastan binayi kutu içine nasil soktunuz" olarak tanimlar.

    Sovyetler ise koyuluyor!

    SSCB´de, 1970 baslarinda 20´den fazla laboratuar kurulur. Sovyet Bilimler Akademisi sayisiz deney gerçeklestirir. Parapsikolog Naumov´un o tarihlerdeki açiklamalari, masum bir bilim adaminin görüslerini yansitiyor gibidir;

    "Biz, insanda suur disi gerçeklesen bir haberlesme sistemini bulmak üzereyiz. Bir insan, normal suuru disinda baska bir insani etkileyebilir mi? Bu telesomatik akimlarin yayilmasina neden olan sartlar neler? Bu telesomatik akimlar belirsiz bir boyutun bilinmezligi içindedir. Iste bu bilinmeyen enerji üzerinde yapilacak çalismalar beseri münasebetleri mükemmel bir ahenk içine sokabilir."

    Bu iyi niyetli açiklamalar, gün gelecek dünyanin en güçlü ülkeleri arasinda keskin rekabet yaratacak; milyonlarca dolarlik bütçeleri tüketecek, gizli belgelerin sayisi milyonlari, gizli operasyonlarin sayisi da yüzleri asacaktir. Asil trajik ve korkutucu olan ise bu "bilim dalinda" ortaya çikacak buluslar ve dehsetengiz uygulamalar olacaktir bundan böyle. Bir zamanlar "çiçegi burnunda" bir bilim dali olarak kabul gören parapsikoloji artik askeri ve istihbari alanda kullanilmaya baslayacaktir. Zihnin okunmasi ve kontrolü çagi baslamistir artik...

    Hijyenik fikirler: Beyin yikama...

    Haber alma örgütleri tarafindan uygulanan beyin yikama yöntemleri, bir çesit "zorunlu hipnotik trans. CIA tarafindan yayinlanan gizli bir raporda, soguk savas döneminde KGB´nin beyin yikama ve insan egitme yöntemleri incelenmis. Yani insanlardaki savunma sistemi nasil yikilir, yeni model insan nasil yaratilir.

    Beyin yikama yöntemleri, SSCB´de rejim muhaliflerine uygulandigi gibi, rejimle tam bir uyum içerisinde, birer robot gibi çalisabilmeleri için gönüllülere de uygulanmis. Böylece, rejimin istedigi insan tipini yaratmak; insanlari, gerektiginde bir terörist, bir sabotajci gibi egitmek amaçlanmis.

    CIA eski baskanlarindan Richard Helms; Watergate sorusturmasinda Warren Komisyonu´na su açiklamayi yapiyordu; "Yapilan arastirma göstermistir ki, SSCB kendi sisteminin isteklerine uygun politik görüse bagli olacak, halkinin davranislarini düzenleyebilecek bir kontrol teknolojisi gelistirmeye çalismaktadir. Bundan böyle ayni teknoloji, bilgiler kodlanarak insan hedeflerine yöneltilebilecektir. Ve bu, insan zihinleri harbi olacaktir."

    CIA raporlarinda, ABD´deki yeni tip bir casusluk sebekesinden de söz edilir. Buna göre; hipnoz, telapati, düsünce okuma ve düsünce nakli gibi özel yeteneklere sahip ajanlar, Amerikan halkinin suuraltini etkileyerek, düsüncelerini KGB´nin programi çerçevesinde degistirmeye çalisiyor. Ajanlar, çesitli dini ve mistik topluluklara nüfuz ederek, bunlari, konsantrasyon ve imajinasyon çalismalari ile etkilemek istiyorlar.

    Ayni raporlarda; Sibirya´da, beton siginaklar içinde olusturulan nükleer infilak etkisinin, bir grup yetenekli psjiko-süje tarafindan, istenilen hedeflere zihinsel olarak nakledildiginden söz ediliyor. Raporda, Sovyetler´in laboratuvarda ürettikleri bakteri türlerini kullanarak, psisik süje yardimi ile ve zihin yoluyla çok uzaklarda hastalik çikarabildikleri anlatiliyor. Inanilmaz gibi, ama bu islemler için askeri hedefin fotografini kullanmak yeterli olmakta. Öyle ki, 1963 yilinda kaybolan ABD Nükleer Denizaltisi Tehresher´in, bu yolla batirildigi dahi söyleniyor.

    Demirperde ülkelerinden Bugaristan, daha 1960Prof. Dr. Lozanov baskanliginda olusturdugu "Telkinbilim ve Parapsikoloji" kurumunda; zihin kontrolü, zihinsel sifa, retina ötesi görme, süratli ögrenme (saggestoloji) çalismalari baslatir. Çekoslavakya´da ise, psikotronik adi altinda yapilan bilimsel çalismalar; telepati, telegnosis ve psikoknesis üzerinde yogunlasir. Çekler isi o kadar ciddi tutarlar ki, Çek Bilimler Akademisi çalismalari destekler, Charles Üniversitesi Nörofizyoloji Bölümü deneylere yardimci olur. Günümüzde bu tür kurumlarin en ünlüsü, ABD´de, direkt Beyaz Saray´a hizmet veren "Zihin Arastirmalari Merkezi"dir.

    Ezoterik bilgilerden parapsikolojiye

    Tibet Budizmi, Zen Budizmi, Sufizm ve Yoga gibi ögretilerin içerikleri, Bati da tam anlamiyla bilinmiyor. Bugün, zihnimizin normal çalismasinin disinda, sezgiye dayanan bilince sahip oldugumuz kabul ediliyor ve insanin akil ile sezgiye dayanan kabiliyetleri arasindaki fark inceleniyor. Dini ve mistik batini sistemlerdeki meditasyon ve vecd ise batida yeterince bilinmiyor.

    Bugün modern bilimin ortaya koydugu madde ve enerji kanunlari, medeniyetimizi olusturuyor. Ancak bu kanunlar yalnizca maddeye iliskin ve canlilarin duyumlar disi yeteneklerine cevap bulamiyor. Bu nedenle, bir grup bilim insani metafizik ve mistik ögretilerden yola çikarak, dünya yasantisinin bir hayalden ibaret, bir rüya hali oldugundan yola çikarak sezgileri inceliyor.

    Yeni bir bilim dali olarak kabul edilen ve giderek gelisen Parapsikoloji, eskinin batini ögretileri ve bilgilerini, modern-teknolojik cihaz ve vasitalarla inceliyor. Londra Üniversitesi King´s College Matematik Profesörü John G. Taylor, The Shape of Minds to Come (Zihnin Gelecekteki Sekli) adli kitabinda söyle diyor;
    "Zihin ihtilalinin yari yolunda bulundugumuz anlasiliyor. Daha parlak gelismeler olacak. Zihnin yeni anlayisi; insanin hislerini, hareket tarzlarini yahut zekasini kontrolde güçlü metotlar meydana getirdi. Biz simdi birçok zihin halini, hemen hemen bütünüyle, fiziki vasitalarla kontrol edebiliyoruz."

    Parapsikoloji terimi ilk kez 1880 yillarinda Dessouir tarafindan kullanilmis. Normal yasantimizda karsilastigimiz, ancak mevcut müspet bilgilerimizle açiklanamayan ruhi olaylari tanimlayan bir terim. Parapsikoloji bugün; bes duyumuzun disinda, bazi olaylari sezebilmek, etkileyebilmek ve gelecege, geçmise ait bazi seyleri anlamaya yardimci olan bir bilim dali haline gelmis bulunuyor.

    Parapsikoloji´nin, ABD ve dünyada yayilmasindaki en etkin isimlerden birisi olan Dr. J.B.; bir insanin duyumlarini kullanmadan, dis dünyadan ve diger insanlarin zihinlerinden bilgiler alabilecegine inaniyordu. Yani "Duyumlar Disi Algilama".

    CIA devreye giriyor

    New York Times Gazetesi´nin l6 Temmuz l977 tarihli sayisinda söyle bir haber yayinlandi; "ABD, insanligi esir edebilecek görünmez silahlar gelistiriyor." Bir yil sonra, Arizonali gazeteci Walter Boward, "Operation Mind Control" (Zihin Kontrol Harekati) adiyla yayinladigi kitabinda ciddi suçlamalarda bulunuyordu;

    "CIA tarafindan uyusturucu ilaçlarla yapilan deneyler, ABD hükümetinin uyguladigi çok gizli zihin kontrol projesinin yalnizca bir kismidir. Bu deneyler binlerce kisi üzerinde 35 yil devam etmistir. Bu arastirmalar; hipnoz teknigi, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarilmasi, ultrasonik mikrodalgalar ve alçak ses frekanslariyla davranislarin etkilenmesi, davranis degisiklikleri terapisidir.

    CIA, psikolojik silah stoklarini, psisik silahlarin degisik tiplerini gelistirmeyi basarmistir. Bu yöntemlerle, yeni tip bir harbe girismesi mümkündür. Bu savasin görünmez muharebe sahasi insan zihnidir. Parapsikoloji silahlari devletler vatandaslarini kendi ideolojik ve politik sistemleri içinde tutmak için veya diger ülke insanlarinin zihinlerini etkileyerek degistirmek ve kendi gayelerine uygun yönlendirmek amaciyla kullanacaklardir."
    En hayret edilecek konunun, milli güvenlik etiketi altinda zihin kontrolünün arastirilmasi oldugunu vurgulayan Boward, kitabinda zihin kontrolü için uygulanan "MKUTRA Projesi"ne de deginiyor;

    "Senato istihbarat komitesine; Amiral Turner, ´CIA uyusturucu ilaç deneylerini durdurdu´ demistir. Sorulmadi ve kendisi de zihin kontrol projelerinden bahsetmedi. Amiral Turner, zihin kontrol harekatinin durduruldugunu söylemedi, yalnizca deneyler durduruldu" dedi.

    Günümüzde insanlarin zihnine çesitli araçlarla (gazete, kitap, radyo, internet ve televizyon) ulasma imkani sinirsiz ve kontrolsüz bir halde. Insan denilen biyolojik varlik, çok kolay programlanabilmekte. Okült (batini, gizli) bir bilgi olan tekno-maji´nin (teknik büyü) sirlari da son 300 yil içinde insanlar tarafindan çözülmüs durumda. Bu bilgi yigini korkunç silahlari da beraberinde getirdi.

    Teknokrat, bilim adami ve askerlerden olusan bir grup, bu güçlerin kontrolünü simdi elinde bulundurmakta. Son 25 yil, parapsikoloji ve psikotronik gibi adlar altinda psikomaji´nin (ruhsal büyü) uygulama alanina konuldugu yillar oldu. Hedef insan zihinlerini kontroldür. Gelecegin insaninin-hatta günümüzün-kaderini; psikologlar, psikiyatristler, nörologlar, nörobiyologlar, biyokimyacilar, kuantum fizikçileri çiziyor."

    Blue Bird!

    CIA; Sovyet, Çin ve Kuzey Kore´nin zihin üzerindeki çalismalarina karsi ilk programi 1950´de "Blue Bird" (Mavi Kus) adiyla hayata geçirdi. Sonraki her gelisme Mavi Kus´un kanatlari altinda serpildi. Bugün ilgilenenlerin elinde, CIA´in 1953´te Güvenlik Bürosu, 1962´ye degin Teknik Servisler Kadrosu eliyle yürüttügü kirli projelere iliskin 215 bin sayfa doküman var. Ancak bunlarin tamami, isin finansal yönüne iliskin ipuçlarindan ibaret. Öze iliskin kayitlarin miktar ve içerigi bilinmiyor, nedeni bu döneme ait tüm belgelerin imha edilmis olmasi. Yine de isin içinde yalnizca CIA´nin degil; ABD Savunma Bakanligi, askeri kurumlar, Avrupa´daki bir çok bilimsel kurulus ve özel laboratuvarlarin da bulundugu anlasiliyor bu dokümanlardan.

    CIA´in baslangiç çalismalari parlak sonuçlar verdi. Insan davranislarini ve dengesini kimyasal yöntemlerle zayiflatmayi amaçlayan bir ekip, "Scopaline, Barbiturates, Peyote, Mariyuhana ve Mescaline" türü maddeleri kullanarak "gerçek serumu" üretmeyi planladilar. Ekip bununla da kalmayip, "Beyinlerarasi Radyo-Hipnotik Kontrol" projesinin ilk adimlarini da atti. Insanlarin içine, onlari kontrol edecek küçük alicilarin yerlestirilmesi idi projenin görünmez yüzü. Ve zamanla insanlarin kobay olarak kullanildigi projelerin efsaneye dönüsecek isimleri ardi ardina belirginlesmeye basladi; MKULTRA, MKSEARCH, MKACTION ve ARTICHOKE.

    MKULTRA...

    Sayilan projelerden MKULTRA´nin ne oldugunu bilmek, bu konuda neden korku duyulmasi gerektigini yeteri kadar açikliyor. MKULTRA´da yalnizca uyusturucular üzerinde çalisilmiyor. Duyumda azaltma, dini cemaatler, mikrodalga deneyleri, psikolojik sartlanma, psiko-cerrahi, beyin nakli gibi pek çok arastirma yapiliyor proje kapsaminda.

    MKULTRA´da tamami gizli bütçelerden finanse edilen 180´in üzerinde alt proje bulunuyor. Ana proje çatisi altinda kimyasal, biyolojik ve radyolojik maddelerin insan hareketlerini kontrol etme amaçli ve gizli operasyonlarda kullanilmasina yönelik bir seri arastirma yapiliyor. Kâgit üzerinde 1964´te sona eren projenin 1970´lere kadar sürdürüldügü biliniyor. Tüm belgelerin 1973´te yok edilmesi nedeniyle projenin tamami sorusturma ve kovusturmalardan siyrilmayi basardi.

    "Duyu Ötesi Algilama"; insanin gelecek, geçmis veya simdiki zaman hakkinda, bilinen bes duyuyu "kullanmaksizin" bilgi edinebilmesine deniyor. Yani "6.his"ten baslayarak! 1970´lere kadar parapsikolojik bir altyapi mevcutsa da, bu tarihten sonra "psisik" çalismalar çok daha kalibreli, genis ve tehlikeli bir boyuta tirmaniyor.

    Örnegin, ölülerden istihbarat temini için medyumlardan faydalanildigi, bunlara bütçe ayrildigi biliniyor. Bunlar ABD´de olanlar. Ya Sovyetler?

    1975 yilina gelindiginde, Sovyetlerin bu alandaki faaliyetlerinin gideri 300 milyon Ruble´yi asmisti. Bu rakam tek basina isin ciddiyetini gösteriyordu. Ancak ABD için buradaki problem farkliydi. CIA istihbarat alamiyordu ve kongreyi bu alana yatirim yapmaya ikna edebilecek delillerden yoksundu. Yine de konuyu NSA´ye tasiyarak gerekli destegi aldi.

    1971´de "duru görü" üzerine çalismalara baslandi. Bio-insanin klasik 5 fiziksel duyusunun disindaki bilgiyi organize edebilmek için ek algilayicilara sahip olup olmadigi arastiriliyordu ve bu basarildi. Uzmanlara göre, insanin tam 17 tane farkli duyusu vardi ve projeler, deneyler ardi ardina hayata geçiriliyordu.

    Bugün için söylenecek çok fazla sey yok ne yazik ki. Yöntem ve pratigin daha sarsici hale gelmesinin, ya da uygulama alaninin daha tehlikeli çapa erismesinin kaygilari artirmaktan baska bir önemi yok. Çünkü ilkel haliyle de olsa, bir grubu ya da bir ülkedeki tüm insanlari topyekûn etkileyebilecek de olsa "zihin kontrolü" lanetli bir is. "Uluslararasi Af Örgütü" de tam olarak bunu söylüyor zaten:

    "Bireyin kendi zihin kontrolünü saglama yetisine zarar verilmesini, düsünce kontrolü ve beyin yikama bahsinde yer alan bir ahlaki suç olarak ele aliyoruz. Zira bir insanin zihni yetilerini bozmayi ya da yok etmeyi hedefleyen herhangi bir sorgulama ve uygulama prosedürü, yaygin olarak kabul edilen fiziksel iskence siniflandirmalari kadar insanlik disidir."



    Kaynak: iyibilgi.com