zihinsel cikletler...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 7 Haziran 2009 başlatılmıştır.

    7 Haziran 2009
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Zihnin çiğnemekten büyük keyif aldığı, sorun markalı zihinsel cikletleri vardır. Sağdan sola, soldan sağa büyük bir hışımla, birilerine duyduğu öfke ve kızgınlıkla çiğner durur.

    Çürütene kadar çiğner yine de atmaya kıyamaz. Çürümüş, tadı kaçmış da olsa tekrar tekrar çiğnemekten büyük keyif alır.

    Çözüm için hiç ara vermez, çiğneyip durur.

    Çözüm ise bu kadar eğlenceli ve kolay çiğnenen bir lokma değildir.

    Çözüm için eveleyip gevelemeyi bırakıp eyleme geçmek gerekir.

    Zihin, kendini beslediğini zannettiği bu cikleti bıraktığında boşluğa, hiçliğe düşeceğinden korktuğu için, çözüm için eyleme geçmeye engel olur. Sürekli çiğneyip kendini meşgul edeceği sorun cikletlerini yaratıp durur.

    Çözüm ise içeriye girebilmek için zihnin boş kalmasını bekler hemen yanı başında. Sorun cikletini bir kenara koysan da hatta kaldırıp atsan da içeri girebilsem, diye kapıyı tıklatıp, kapının ardından seslenir.

    Ama çiğnemenin keyfine o kadar dalar ki zihin, bazen iyice şişirip, kocaman bir balon haline getirip patlatmak, birilerine patlamak o kadar keyif verir ki, çözümün varlığını duymak bile istemez. Onun istediği, sorun markalı cikletin keyfini çıkarmaktır.

    Bu keyfi bir kenara bırakıp çözümün talep edeceği eylemi göze almaktan korkar.

    Sorunu bir kenara koyup çözümü davet etmek, çözümün getireceği yüzleşmeleri kabul etmek güven gerektirir.

    Kendine ve çözümün içinden çıkıp geleceği belirsizliğe güven.

    Çiğne, bırak, tekrar çiğne. Kendini kaptırdığın bir kısır döngü. Sadece çözümü seçmekle, çözüm için zihnini boşaltmakla, sorun cikletini kaldırıp atmakla sonlandırabileceğin bir kısır döngü.

    Sorunu çiğnemeyi seçtiğin için, seçimine saygı duyup seçilmeyi bekliyor çözüm. Zihninin sürekli sorunlarla meşgul olması çözümü kapı dışında tutmaya devam ediyor.

    Sorunu bir kenara bırakıp, çözüme yer açtığında, çözümü seçip kapıyı açtığında çözümü sağlayacak olaylar kendiliğinden gelişmeye başlar.

    Çözüm kapıda bekleyen bir misafir gibidir.

    Zihin denen evin o kadar dolu ve kirli ki çözüme yer kalmamış. Misafirini evine davet edeceğinde nasıl evini özenle temizleyip arındırıyorsan, çözümü davet etmek için de zihnini boşaltıp arındırmalısın.

    Misafirin dokuz kısmetiyle geldiği gibi çözüm de dokuz kısmetiyle, ayağını sürüyerek gelecektir. O başka yerden değil senin içinden gelir.

    Özel bir misafir gibi asil ve zarif geliverir.

    Hemen gelmediyse gelmeyecek değildir, dokuz kısmetini toparlamak için biraz zamana ihtiyacı vardır. Zihnin, çözümü kapı dışarı etmek isteyecektir; sen çözümlerine sahip çıktıkça zihnin de üzerini düşeni yapacak ve seçimine saygı duyup kabullenecektir.

    Sen evini hazırladığında misafir gelir!

    Nereden gelir, nasıl gelir, ne zaman gelir deme.

    Mutlaka gelir.

    Tanrı misafiri gibi ansızın içinden çıkagelir.

    Geleceğini bilmek, geleceğine inanmak yeterlidir. İçindeki her şeyi bilenin bunu da bildiğini bilmen yeterlidir.

    hülye gültekin'den alıntıdıra.s.