Şimdi “böyle soru da olur mu?” ya da“nereden çıktı bu soru” demeyin. Basında epeyce yer aldı. Geçen ay  Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, “Kadın insan mıdır” konulu bir seminer düzenlendi. Afişte, Fahd El Ahmedi isimli bir kişinin verdiği seminerin, “Yaratıcılık Eğitimi ve Danışmanlık Akademisi” tarafından organize edildiği belirtiliyor.
Seminerin içeriği nedir,  neler konuşuldu tam olarak bilmiyorum ama yapıldığı ülke kadın haklarının hiçe sayıldığı S.Arabistan olunca elbette kadınların yararına bir konu olmadığı kesin.
Böyle bir soruyu insanın aklına bile getirmesi mümkün mü bilmiyorum ama erkek egemen toplumlarda kadının 2.sınıf vatandaş gibi görüldüğü yadsınamaz bir gerçek. Ülkemizin de bu konularda şaibeli olduğunu söylersek herhalde fazla abartmış olmayız.
Erkeklerin bir çoğunun kafası gerçekten çok fazla çalışmıyor. Yaşamlarının her dönemlerinde kadınların ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu bir anlayabilseler, bırakın kadınlara el filan  kaldırmayı onlar için deli divane olurlar, olmaları da gerekir.
Diyelim ki kadınlar olmadan bir şekilde dünyaya geldik, şöyle bir düşünün doğduğunuz andan ölene kadar kadınlara ne kadar muhtacız. Onlarsız bir yaşam erkekler için kabus olmaz mı?
Ben kadınları erkeklerin yaşamında sahip oldukları tüm değerlerin önüne getirilmiş 1 gibi kabul ediyorum. Zenginsiniz, yakışıklısınız, karizmatiksiniz, eviniz, arabanız, yatınız, katınız, yazlığınız her şeyiniz var diyelim. Sahip olduğunuz bu maddi-manevi değerlerin her birini 0(sıfır) kabul edelim. Bütün bu değerler yaşamınızda kadınlar varsa değerlidir. İşte tüm bu sıfırların önüne 1 gelmedikten sonra yaşam ne kadar anlamlı olabilir ki?
Anneniz, ablanız, eşiniz, kızınız ve yaşamınızdaki tüm kadınlar değil midir bu sıfırları değerli kılan? Onlar olmadan bu değerlerin ne önemi var ki? Keşke onların değerini yanımızdayden daha iyi anlayabilsek ve onlara da bizler için ne kadar önemli ve değerli olduklarını hissettirebilsek…
Sadece sevmek ve değer vermek yerine biraz da bunları onlara göstersek daha iyi olmaz mı?
Hani tecavüz ettiğimiz, namussuzluk yaptı diye dövüp sokağa attığımız hatta öldürdüğümüz, eksik etek diye küçümsediğimiz, saçı uzun aklı kısa diye dalga geçtiğimiz, her fırsatta taciz ettiğimiz kadınlar olmadan anlamlı yaşamak mümkün mü?
Aslında hepsinden de önemlisi  kadın erkek ayrımı yapmadan bütün mesele önce insan olabilmek değil midir? İnsan olamadıktan sonra kadın ya da erkek olsan ne yazar? En zoru da bu zaten, insan olabilmek öyle çok kolay değil. Bakmayın siz herkesin öyle insan maskesi ile dolaştığına. O maskelerin altında ne çeşit hayvanlar olduğunu bir bilseniz insanlığınızdan utanırsınız.
Başlıktaki sorunun yanıtını verelim de, akllarda bir şey kalmasın. Kadınlar insan mıdır?” sorusunun bence tek yanıtı olabilir. Elbette insan değillerdir. Onlar erkeklerin değerini çok fazla bilemediği birer melektir…
Neyse… Fazla uzatmadan gelin bu yazıyı büyük usta Nazım Hikmet‘in kadınlarımızı anlattığı şu dizelerle bitirelim.
Büyük usta ne güzel anlatmış kadınlarımızı;
Ve kadınlar 
bizim kadınlarımız: 
korkunç ve mübarek elleri 
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle 
anamız, avradımız, yarimiz 
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen 
ve soframızdaki yeri 
öküzümüzden sonra gelen 
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız 
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki 
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda 
ışıltısında yere saplı bıçakların 
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan 
kadınlar, 
bizim kadınlarımız 
İlhan İLMENÖZ