Yeni doğan bebek bakımı

blueflower

İki kuzusuyla musmutlu =)
Kayıtlı Üye
1 Mayıs 2009
6.532
2.537
Kızlar ihtiyaç duyabileceğimiz bilgiler var,fırsat buldukça okuyun derim a.s

BEBEĞİN AĞIRLIĞI
Her bebekte farklılık göstermekle birlikte ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığı kız bebeklere göre biraz daha fazladır.
Ağır bebekler: 4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Ama bilinenin aksine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.
Hafif bebekler: Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise bu bebekler düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak adlandırılırlar. Bu bebeklerin normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaçları olmasıdır. Eğer bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. Arasında sağlıklı görünse bile önlem olarak özel bakıma alınabilir. Bu bebeklerde en sık görülen sorunlar nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı sorunlarıdır.
Eğer bebek 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakım gereklidir.
İLK MUAYENE
Doğumdan 24 saat sonra bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenenin ailenin yanında yapılmasının aileyi tatmin emektedir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu) yapılmaktadır. Sonra sırasıyla kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi yapılmaktadır. Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir. Bu muayene sırasında merak edilen her soru sorulmalıdır.
YENİ DOĞAN BEBEKTEKİ ALIŞILMADIK ANCAK NORMAL OLAN DURUMLAR:
Deri:
Yeni doğanın derisini rengi pembe-kırmızıdır. Bu derinin inceliğinden kaynaklanmaktadır.
Renk değişimi:
Bebeğin kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından elleri ve ayakları mavi-mor görünebilir.
Noktalar(spot):
Genellikle burun çevresinde görülen beyaz noktalar henüz tam olarak çalışmayan ter bezlerinden kaynaklanmaktadır. Bu birkaç hafta kalabilir. Yine yüzde kırmazı plakalar halinde olan döküntüye “toksik eritem” olarak adlandırılır ve tedavi gerekmeden kendiliğinden düzelir.
Mavi yamalar:
Bunlar mongol lekeleri olarak ta bilinir ve deri altında mavi pigmenti n geçici birikiminden kaynaklanır.
Soyulma:
İlk günlerde bebeğin derisi soyulabilir. Bu özellikle avuç içi ve ayaklarda görülür. Bu hafif nemlendiriciler ile çözümlenebilir.
Saç:
Bebeklerin saç miktarı çok farklı olabilir. Ama genellikle doğum sırasındaki saçlar dökülür. Vücuttaki siyah tüyler ise zamanla dökülür.
Konak (saçlı derideki kepek benzeri birikim) :Konak
Bebeğin saç diplerinde görülen kirli sarı renkte kabuklu bir deri hastalığıdır.
Bebeğin başına banyo yapmadan önce temiz bir tülbente kızdırılıp soğutulmuş zeytin yağını sürüp, hafifçe ovalayıp yumuşamasını bekleyin.
Banyo esnasında o bölgeyi hafifçe ovarak yıkayın.Bu işlemi kabuklar kayboluncaya dek birkaç kez tekrarlayın.
Bu da deri soyulmasının bir türüdür ve temizlikle bir ilgisi yoktur
BAŞ
Biçimi:
Bebeğin başı doğum sırasındaki travmalara uygun olarak değişik bir şekilde görülebilir. Bu kafanın hasarlandığı anlamına gelmez.
Bıngıldaklar:
Bunlar henüz kafa kemiklerinin birleşmediği yerlerdir. Bıngıldaklar sağlam bir zar ile kaplıdırlar ve normal temas ile hasar görmezler. Bazen nabız atışı şeklinde bıngıldakta hareketlenme olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Eğer bıngıldak içeri basık görünüyorsa bebeğin nispeten susuz kaldığının bir bulgusu olabilir. Eğer bıngıldak dışarı doğru çıkık ve bebek ağlamıyorsa, bu bir hastalık göstergesi olabilir ve doktora görünmek gereklidir.
GÖZLER
Şaşılık:
İlk günlerde olan şaşılık normaldir. Bebek gözlerini hareket ettirirler. Ak onları kontrol edinceye kadar gözleri kayabilir. Bu durum 6. Ayda düzelir. Ancak sabit bir şaşılık varsa doktora görünmek gereklidir.
KULAKLAR
Akıntı:
Kulak yolu kendi ürettiği balmumu benzeri bir salgıyla kendi kendini temizler. Ancak bu salgı ile iltihap akıntısının karıştırılmaması önemlidir.
Ağız:
Bebeğin dili altındaki doku nedeniyle erişkinlere göre daha hareketsizdir. Bu dilin hareket etmediği kanaatini doğurabilir. Bu zamanla düzelir. Ve gerçekten bağlı dil olarak adlandırılan durum az görülen bir durumdur. İlk yaş günüde dil tamamen hareket etmelidir.
Üst dudaktaki kabarcıklar:
Bunlar emme sonucunda oluşan kabarcıklardır ve bebek emdiği sürece görülebilirler.
Beyaz dil:
Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normal bir durumdur.
Pamukçuk:

Ağız içinde oluşan beyaz lekelerdir. Ağrı nedeniyle bebeğin emmesini engeller. Bunu gidermek için;

Bir fincan suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırın.
Parmağınıza temiz tülbent sararak, bu karbonatlı su ile bebeğin ağzını bastırarak günde üç dört kez temizleyin.
Her emzirmeden önce göğüslerinizi silin ve kaynamış soğumuş su ile durulayın.
Sıvı dolu keseler:
Bunlar damakta görülebilen zararsız kistlerdir.
Memeler:
Yeni doğan kız ve erkek bebeklerde memelerin şişkin olması hormonlara bağlı bir durumdur ve doğumdan 3-5 gün içinde belli olurlar. Bazen az miktarda süt benzeri salgı da gelebilir. Bunun kesinlikle sıkılmaması gereklidir.
Göbek Bakımı:

Bebeklerde yeterli göbek bakımı yapılmaması ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara neden olabilir. Bunu önlemek için:

Bebeğe mikrop bulaştırmamak için elerinizi yıkayın.
Mersollü veya alkollü bir pamukla göbek kordonunu ve çevresini iyice silin.
Göbek kordonunu içine alacak biçimde hazır sargı bezi veya ütülenmiş bir bez ya da tülbentle göbeği sarın.
Göbeğe kesinlikle lokum,hamur,pudra gibi şeyler koymayın.
Bebeğinizi, göbeği düşünceye kadar silerek temizleyin ve göbeği düşdükten sonra banyo yaptırın
Eger göbek ve çevresi kızarık, şiş ve göbekten akıntı geliyorsa en yakın sağlık kuruluşuna, başvurun.
Cinsel organlar:
Erkek ve kız bebeklerin cinsel organları hormonlar etkisiyle büyük görünebilir. Cinsel organlarda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir bunlar ilk muayene sırasında doktor tarafından kontrol edilecektir ancak bu sırada merak edilen her şey doktora sorulmalıdır.
İnmemiş testis:
Erkek çocukların testisleri karın içinde gelişir ve torbaya doğum öncesinde inerler. Eğer ilk muayene sırasında doktor torba içinde testisleri hissetmezse bu her zaman inmemiş testis anlamına gelmez testisler hareketli-retraktil- de olabilirler. Eğer testis gerçekten inmemişse gerekli tıbbi müdahale zaman içinde yapılacaktır.
Kapalı sünnet derisi-fimozis:
Yeni doğanların sünnet derisi genellikle sıkıdır. Sünnet derisi geri çekilemez çünkü bu yaşta elastik değildir.
Katran renkli dışkı:
Mekonyum: bu siyah-yeşil renkte yapışkan olan dışkı bebeğin ilk dışkısıdır. İlk gün bu dışkının gelmemesi doktora söylenmelidir.
Dışkıda kan:
Nadiren bebeğin dışkısında kan görülebilir. Bu doğum sırasında olan kanamanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bezin doktora gösterilmesi gerekebilir.
Kırmızı idrar:
Çok erken gelen idrar kırmızı renkli ürat kristalleri içerebilir. Benzer şekilde bezin doktora gerekebilir.
Sık idrar:
Bebeğiniz 24 saat içinde 30 kereye kadar idrar yapabilir. Anormal olan 4-6 saat boyunca idrarını yapmamasıdır.
Pişik:

Bebeğin boyun, koltuk altı, kasıkları ve kalçalarının kızararak iltihaplanmasıdır.
Bebeğin her altı değiştirildiğinde ılık su ile yıkayın ve altına muşamba bağlamayın.
Cilt koruyucu yumuşatıcı merhemler veya kızdırılıp soğutulmuş ılık zeytinyağı sürün.
Altını sık sık değiştirin ve idrar veya dışkıyı dışarı sızdırmayacak kalınlıkta bez kullanın.
Bebek çamaşırları temizliğinde deterjan yerine sabun veya sabun tozu kullanın ve bol su ile durulayın.
Vajinal kanama:
Kız bebeklerde çok az miktarda vajinal kanama görülebilir, bu annenin hormonlarından kaynaklanmaktadır.
Vajinal akıntı:
Berrak veya beyaz renkli bir vajinal akıntı normaldir ve birkaç gün içinde kesilir.
Burun akıntısı:
Az miktarda burun akıntısı normaldir ve bebeğin soğuk aldığı anlamına gelmez.
Gözyaşı:
Bir çok bebek 4-6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlarlar. Bu da normaldir.
Gözlerde Kızarıklık ve Çapaklanma
Gözlerde kızarıklık, çapaklanma varsa;
Bebeğinizin göz temizliğini yapmadan önce kendi el ve tırnak temizliğinizi yapın.
Kaynamış ılıtılmış suya batırılmış ve iyice sıkılmış temiz bir tülbentle içten dışa doğru silin.
Terleme:
Bebeklerin ısıyı alıp kaybettikleri yerleri başlarıdır. Bazı bebeklerin boyunlarında da terleme olabilir.
Kusma:
Beslendikten sonra bir miktar kusma normaldir.
BEBEĞİ TUTMA VE TAŞIMA
Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecek ve bebek iç güdülerinden gelen korkuyu yaşayacaktır. Bebek her kucağa alındığında onun bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gereklidir. Onu kendinizi belli etmeden kucaklamanız onu yalnızca korkutacaktır.
GİYİM:
Bazı bebekler giyinmekten ve bezlenmekten hoşlanmaz. Bunların başlıca sebepleri şunlardır:
- Soğuk bir yüzeye vücutlarının temas etmesi çıplak derilerinin havayla temas etmesi
- Kıyafetlerin başlarının üzerinden çıkarılması
- Ayaklarının havada tutulması
Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.
Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.
Derin uykuda bebek soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda bebek arada sırada kontrol edilmelidir. Bebeğin üşüdüğünün belirtileri: nefes alma hızı artar. Huzursuzdur.
Bebek daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. Ve bu halde onu sarmak içerideki soğuk kıyafetlerin izolasyonuna ve bebeğin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda bebek sıcak bir ortamda soyulmalı ve kıyafetleri değiştirilmelidir.
Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Eğer bebek çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.
BEBEĞİN TEMİZLİĞİ
Bebeklerin altları dışında sık temizlenmeye ihtiyacı yoktur. Genellikle kordon düşünceye kadar bebeğin yıkanmaması önerilir. Banyo yerine vücudunu ıslak bezle silebilirsiniz. Bu sırada burun ve kulaklara kulak temizleme çöpü sokmayınız.
İdrar ve kaka alışkanlıkları
Bebeğin ilk kakası siyah-yeşil renkli katran kıvamındadır ve mekonyum olarak adlandırılır. Eğer ilk gün kaka yapmamışsa doktor haberdar edilmelidir.
Kakanın değişmesi: Mekonyum sonrası kaka kahverengi-yeşil yarı sıvı ve içinde katı parçalar bulunan bir haldedir. Eğer kaka sizi endişelendiriyorsa bezi alın ve doktoruna sorun.
Kaka alışkanlığının oturması:
Anne sütü alan bebeklerin kakası sarı macun kıvamında olur. Fakat bazen yeşil renkli ve sıvı olabilir. Önemli olan bebeğin genel durumudur kakasının değişimi çok önemli değildir. Hazır mama alan bebeklerin kakası daha fazla ve daha yoğundur.
Kabızlık:
Biberon alan bebekler günde birkaç kez kaka yaparlar ancak meme alan bebekler birkaç gün kaka yapmadan geçirebilirler. Biberon alan bir bebek iki günde bir kaka yapıyorsa bunun sebebi genellikle suyu az içmesidir
İshal:
Biberon alan bebekte ishal başlarsa doktora görünmek gerekir eğer eşlik eden kusma da varsa acil muayene gereklidir. Gastroenterit denilen sindirim yollarının iltihabı küçük bebekler için tehlikeli olabilir. Ancak ishallerin çoğu iltihaptan değil yiyeceklerdendir.
Renk değişiklikleri:
Katı gıdaya başlamadan önce verilen bazı gıdalar kakanın renk değişikliğine yol açar.
İdrar:
Önemli olan idrarı ne kadar sık yaptığı değil yapmadığı önemlidir. Birkaç saatlik kuru kalan bebeği dikkatle izlemek gerekir. Ağlama ve sakinleştirme bebekler ağladığında genellikle bunun bir sebebi vardır.
İsilik:
İsilik, hafif kırmızılıktan cerahatli iltihaba kadar değişen görüntülerde olabilir. Erken dönemde hafif kırmızılıkla başlar, ama ileri dönemlerinde iltihaplı hale dönüşebilir. İsilik, bebeğin altını silerken kullanılan bezlerin yapıldığı maddelere karşı alerjiden olduğu gibi idrarın asitliğinden de kaynaklanabilir. Veya her ikisi birden de olabilir. Çözüm basittir. Ilık su en iyi çözümdür. Bebek her altını kirlettiğinde altı hemen temizlenmedir. Mümkün olduğunda altını açık bırakın ve bu halde tutun.
YENİDOĞAN TARAMA TESTLERİBelirtiler
Koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli parçasını taramalar oluşturur. Tarama testlerinin en yaygın bir şekilde uygulandığı dönem yenidoğan dönemidir Metabolik hastalığın bulgu vermeden ve geriye dönüşümsüz zararlar oluşturmadan teşhisini koymak temel amaçtır. Taramada kullanılan testler ile tanı amaçlı testler arasındaki farklılık vardır. Tarama testi sağlıkla ilgili bir sorun olabileceği konusunda uyarır. Tek başına kesin olarak hastalığın olduğunu söyleyemez. Şüphe edilen durumlarda kesin tanı koydurucu testler yapılmalıdır.
Günümüzde tarama programına alınması gerekli iki hastalık vardır. Birincisi fenilketonüri hastalığıdır. Yenidoğan bebeklerde görülen fenilketonüri hastalığı tedavi edilebilir zeka geriliklerinin en önemli nedeni olup erken konulan teşhiş ile önlenebilmektedir. Fenilketonüri, yenidoğan bebeklerin karaciğerindeki fenilalanin hidroksilaz enzim eksikliği sonucu ortaya çıkan doğumsal metabolik bir hastalıktır. Doğumda normal olan bebekte beslenmeyi takiben metabolize olamayan ve biriken fenilalanin ve artıkları giderek beyin dokusuna toksik etki gösterir. Zeka geriliği beş ve altıncı aylarından sonra belirgin hale gelir. Tedavisi fenilalaninden kısıtlı diyettir. Tedavi iyi ve yeterli sürede uygulandığı zaman çocuk beklenen zeka potansiyeline ulaşır. Bunu başarabilmek için erken tanı önemlidir.İkincisi tiroid bezinin yokluğu veya az çalışması sonucunda oluşan doğumsal hipotiroididir. Önlenebilir zeka geriliğinin önemli nedenlerinden bir diğeridir. Erken tanı ile hormon tedavisi verilerek zeka geriliği önlenebilir.
Sağlıklı zamanında doğmuş bebeklerde kan örneği ilk 7 gün içinde olmalıdır. Eğer ilk örnek ilk 24 saat içinde alındı ise, bebek 1-2 haftalık olunca yeni bir örnek alınarak metabolit birikimi ile giden metabolik hastalıklar için yeniden test edilmelidir.
Metabolik tarama amaçlı kan örneği alınması için en ideal zaman bebeğin proteinli besinler almaya başlamasından 24 saat sonrası, ilk 72 saatlik süredir. Metabolik tarama amaçlı kan örneği özel filte kağıtlarına alınır. Bu kağıtların üzerine hasta ile ilgili tüm bilgiler, adres ve telefon eksiksiz olarak yazılır. Sonuçlar iki veya üç hafta içinde belli olur. Kan örneği yetersiz ise veya şüpheli ise yeni örnek istenir.
İşitme taraması ve görme her yenidoğan bebeğe uygulanması gereken bir taramadır. Bebeğin gözlerinin ışık veya objeye fikse olup takip etmesi ile görme taraması yapılır. Prematür doğum öyküsü, ailede çocukluk çağı görme problemlerinin olması bebeğin ayrıntılı tetkiklerle taranmasını gerektirir.
Ayrıca yenidoğan döneminde gelişimsel kalça displazisi, konjenital kalp hastalıkları, hiposfadias, inmemiş testis, yarık damak, dudak gibi hastalıklar da fizik muayene ile taranabilir.
Doğuştan kalça çıkığında ise son zamanlarda ultrasonografi kullanılmaktadır ve 4-6 aya kadar kalça anormalliklerini tanımlamada duyarlıdır.
Hastanemizde her yenidoğan bebeğe ortalama beşinci gününde fenilketonüri ve TSH taraması yapılmaktadır. İşitme testi 2001 yılından itibaren hastanemizin yenidoğan rutin taramaları içine girmiştir. Doğuştan kalça çıkığı için yenidoğanlar taburcu olmadan önce muayene edilip birinci ayda kalça USG ile taranmaktadır.

Kaynak:med.fatih.edu.tr
 
Internetten edindigim bilgileri kendime arsivlemistim benim gibi acemi anneler icin bende paylasayim...


ALT DEGISTIRMENIN PUF NOKTALARI
bebeğinizin bakımını yaparken hijyene çok dikkat etmelisiniz. Hijyeni korumanın ilk şartlarından biri elinizi yıkamanızdır. Yapılan çalışmalar sonunda, özellikle bebeğinizin altını değiştirmeden öncesi ve sonra elinizi yıkamanız, oluşabilecek herhangi bir enfeksiyonu büyük ölçüde azalttığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda beslenme ve emzirme öncenizde de ellerinizi yıkamalısınız.

Yenidoğan Hemşiresi Melike Kahraman, yeni doğan bebeğinizin alt temizliği sırasında dikkat etmeniz gerekenleri aşağıdaki gibi sıralıyor.

• Bebeğinizin altını değiştirirken ilk 2 ay, kaynatılmış ve ılık suya batırılmış pamuk kullanmalısınız.

• Alt bakımında alkol içeren ıslak mendilleri tercih etmemelisiniz.

• Bebeğinizin altının temiz ve kuru olması cilt sağlığı, rahatlığı ve huzuru için oldukça önemlidir. Bebek bezinin oluşturduğu havasız ortam, nemlilik, idrar ve dışkının ciltle teması bebeğinizin cildinin tahriş olmasına neden olur. Beslenme öncesi, bebeğiniz huzursuz ise altı kirli olabilir. Böyle bir durumda mutlaka altını değiştirilmeniz gerekir.

• Bebeğinizin beslenmesiyle bağırsak hareketleri artar. Bu yüzden bebeğinizin beslenmesi sonrası da altını değiştirmeniz gerekir.

• Bebeğinizin alt bakımı, günlük bakımının en önemli bölümlerinden biridir. Günde ortalama 7–12 kez altını değiştirmeniz gerekebilir.
Yenidoğan

Yeni doğan bebekler, ilk kakalarını bazen doğum sırasında, bazen de doğumu takip eden ilk 24 saat içinde yaparlar. Bu kaka siyaha yakın, koyu yeşil renkte olur. Kakanın rengi ilk üç gün içinde değişmeye başlar. Daha yumuşak ve açık renkli olur. Bebeğinizin yeni doğan döneminde günde 6–8 kez idrar, 2–3 kez de kaka yapması normaldir.

Alt değiştirme için gerekli malzemeler

1. Alt değiştirme minderi.

2. Bir kap içinde ılık su.

3. Pamuk parçaları.

4. Temiz bez.

5. Koruyucu pişik önleyici krem.

6. Yumuşak havlu.

7. Kirli bezin konacağı ağzı kapaklı kova veya çöp torbası.

Adım adım alt değiştirme
• Bebeğinizin alt temizliği sırasında kullanacağınız tüm malzemeleri, bir elinizi bebeğinizin üzerinden çekmeden, mutlaka öteki elinizle uzanacağınız yakınlıkta olması için önceden hazırlayın.

• Bebeğinizi çok sıcak olmayan, hava akımının yoğun olmadığı bir yerde, düşmeyeceği şekilde alt değiştirme minderinin üzerine yatırın.

• Bezin yan tarafındaki cırtcırtlı bantları sökün. Kendinizden emin bir şekilde ama bebeğinizin de ayaklarını acıtacak kadar sıkmadan, sol elinizle iki ayağını kavrayıp ayaklarını yukarı kaldırın. Sağ elinizle bebeğinizin alt bezini, yukardan aşağı doğru kaydırarak alın ve bebeğinizin poposunun altına doğru katlayın. Böylece poposuna bulaşmış olan katı dışkıların çoğu beze gelecektir ve böylece siz popoyu temizlerken, eski bez örtünün kirlenmesine biraz engel olmuş olursunuz.

• Bilmelisiniz ki bebeklerin çoğu, özellikle erkek bebekler bez açıldığında hissettikleri serinlikle çiş yapmaya meyillidirler. Bunun için bezi gevşetip biraz bekleyin ki çişi gelmişse eski beze yapsın ya da yakınınızda bulunduracağınız bir peçeteyi, siz altını temizleyene kadar olası etrafı ıslatmalara karşı pipisinin üstüne koyun.

• Temizliği her zaman önden arkaya, yani bebeğiniz yatarken yukardan aşağıya doğru yapın. Karın hizasından popoya doğru yapılan temizlik, özellikle kız bebeklerin idrar yolları sağlığı için dışkının idrar yollarına bulaşmaması amacıyla önerilir. Erkek bebekler içinse önce anüs çevresini, sonra pipisini çekmeden yavaşça kaldırarak pipisinin altını, hayaların etrafını ve en son da pipisini yukardan aşağı doğru temizleyin.

• Bebeğiniz kakasını yaptıysa, alt temizliğini ılık su ile yıkayın, ancak iyice kurutmanız ve havalandırmanız gerektiğini bilin.

• Bez seçimi yaparken yıkanıp tekrar kullanılabilen bezler yerine, günümüzde yaygın olan tek kullanımlık bebek bezlerini tercih edin. Ayrıca seçtiğiniz bezin, idrarın ciltle temasını engelleyen jeller içermesine ve bariyerli olmasına dikkat edin.

• Bebeğinizin ayından ziyade kilosuna uygun ve bacaklarının rahat hareket edebileceği bezleri tercih etmelisiniz. Bebeğinizin altına bezi yerleştirdikten sonra kuru bir yumuşak havluyla, hafif dokunuşlarla, sürtmeden bebeğinizin silinen bölgelerini özellikle de kıvrımlarını kurutun.

• Ortam sıcaklığı ve vaktiniz müsaitse, bebeğinizin altını temizledikten sonra bezi kapamadan evvel bir dakika kadar açık tutmanız hem bebeğinizin hoşuna gidecektir hem de altının tam kuruduğundan emin olmanızı sağlayacaktır.

• Bezi kapatırken, erkek bebeklerin pipisini aşağı doğru yönlendirmek göbek hizasına kadar ulaşabilecek ıslaklıkları engelleyebilir.

• Bezin belini ne çok sıkın ne de çok gevşek bırakın. Mesele; iki parmağınız, bebeğinizin bezi ile göbeği arasına rahatça girebiliyorsa, bu sıkılık yeterlidir
.

Pişik ve tahrişler

Bebeğiniz doğduğunda cildi yumuşak ve pürüzsüzdür, ancak zamanla cildinin beze temas ettiği bölgede pişik adı verilen kızarıklık ve tahrişler meydana gelebilir. Hemen hemen her bebeğin karşılaştığı pişik sorunu, temel olarak bebeğinizin idrarında bulunan amonyağın, bezle birlikte sürtünmesi sonucu ortaya çıkar.

Pişiğin temel nedenleri

• Bebeğinizin altını sık değiştirmemeniz.

• Cildinin idrar ve kakası ile uzun süre temas halinde kalması.

• Anne sütünden mamaya ve ek besinlere geçilmesi sırasında dışkı sayısında ki artış.

• Bezinin sıkı bağlanması veya sıkı kalın giysiler giydirilmesi durumunda hassas olan cildinde tahrişe yol açar ve pişik oluşumu hızlanır.

• Bebeğin kullandığı antibiyotikler, cildi üzerinde bulunan hem yararlı hem zararlı mikroorganizmaların dengesini bozarak, mantar üremesine neden olur.


Kız bebeklerin altı nasıl değiştirilir?
Kız bebeklerde temizliğe en temiz nokta olan kasıklardan başlıyor ve bacak aralarına devam ediyoruz.

Her seferinde yeni pamuk

Kız bebeklerde vulvayı yani genital bölgeyi parmaklarımızla tutup yukarıdan aşağıya doğru çok bastırmadan bir kerede siliyoruz. Tekrar silmeniz gerekiyorsa her defasında temiz bir pamuk kullanıyoruz.

Yeni pamuk kullanarak mikroorganizmaları üriner bölgeye taşımamış oluyoruz. Her noktayı aynı bezle temizlerseniz idrar yolu enfeksiyonu riski artacaktır. Daima yukarıdan aşağıya doğru ve bir kerede siliyoruz.

Daha sonra bebeğin poposunu ve yanakları yine çok bastırmadan siliyoruz ve kirli bezini kaldırıyoruz.

Püf noktası

Bebeğimizin kremini sürdükten sonra bezini bacaklarının arasından geçirip açıyor, ortalıyor ve kakasının akmaması için her iki yana eşit miktarlarda koyuyoruz. Yapışkan bandımızı kapatıp bezin plastik olan kısmını içeri değil dışarı doğru kıvırıyoruz.

Bu kısmı içeri kıvırdığınızda cilde temas ettiği için kızaracaktır. Bunu daima alta çekiyor ardından da külotunu ya da badisini giydirerek bezini kapatıyoruz. Böylece bebeğimizi üriner sistem enfeksiyonlarından da koruyabiliyoruz.
 
Son düzenleme:
Bebeği hangi sıklıkta ve ne kadar emzirmek gerekir?Yeni doğan bebeklerde en büyük problem bebeğin beslenme zamanlarıdır. Bebek eğer küçük doğduysa, sarılığı ya da herhangi bir sağlık sorunu varsa, kendi ağlayıp emmeyi istemeyebilir.

Böyle bebeklerde eğer çok küçük bebekse saat başı, ama normal kiloda doğmuş bir bebekse 2 saatte bir gündüzleri emzirmek gerekir. Gece uykusunda 3 kilonun üzerindeki bebeklerde 3 saat uyumaya izin verilir. Ama eğer prematüre bebekse yine 2 saatte bir uyandırıp emzirmek gerekir.

Yeni doğan döneminden sonra

Yeni doğan dönemini geçtikten, yani ilk 1 ayı tamamladıktan sonra bebekler artık güçlüdür. Eğer araya giren başka bir hastalık da yoksa 3. aya kadar bebek her ağladığında emzirmek ideal olanıdır.

Gece 4-5 saate kadar uyuyabileceğini bilmek lazım. Gece uykusuna olabildiğince dokunmamak onun oluşturduğu düzeni devam ettirmek lazım.

3. aydan sonraysa, anne sütünün mideden boşalma zamanının 2-2,5 saat olduğunu biliyoruz. Bebeği bir düzene koymak anlamında minimum 2 saatte bir, eğer dayanabiliyorsa 2,5 saatte bir emzirmek yeterlidir.
alinti: Bebeği hangi sıklıkta ve ne kadar emzirmek gerekir? - UZMAN TV

Bebeğin doyduğunu nasıl fark ederiz?
Bebek aç olduğunda anne göğsünü çok iştahlı bir şekilde kavrar, emmesi giderek yavaşlar, doyduğunda da bırakır. Yalnız 3. ay civarında bebeklerin çevre ilgileri çok arttığında karnı doymasa bile ilk 2 dakikayı emdikten sonra gelen ses, görüntü, insan, ışık gibi dikkatini dağıtan şeylerle göğsü tam doymadan bırakabilir.

Karanlık, sakin bir ortam

Bu hareket anneyle bebek arasında problem yaratabilir. Tam doymadığı için saat başı ağlayacaktır, dikkatini dağıtıp sık göğsü bıraktığı için gaz problemi olacaktır. Eğer bu tür bir sorunla karşılaşılırsa, olabildiğince sakin, kimsenin olmadığı, uyaranın az olduğu bir ortamda 5 dakika emzirmek bebek için yeterli olacaktır.

Bebeğin doyduğunu en iyi anlama yolunuz bezinin kontrolüdür. Günde eğer 3-4 kez idrarla dolu bez alıyorsanız, anne sütüyle emdiği sürece sarı, yarı kıvamlı, günde 3-4 kez kaka yapıyorsa bebeğiniz doyuyor demektir.

Bebek beslendikten sonra gazı nasıl çıkarılır?
Genelde önerilen bir göğsü emdikten sonra bebeğin gazını çıkarıp ikinci göğsü vermek ve sonra tekrar gazını çıkarmaktır.

Doğru yöntem

Normalde uygulanan, bebeği göğüs altı ve karın bölgesi omza gelecek şekilde yatırıp, sırtına hafif hafif vurmaktır. Ama bu işi en fazla 2-3 dakika yapmak gerekir. Bebek gaz çıkarmadıysa başı hafifçe yukarıda olacak şekilde yan yatırıp o şekilde 1-2 dakika daha yaptıktan sonra eğer çıkaramıyorsa bırakmak ideal yöntemdir.

Her bebek ağızdan gaz çıkarmaz. Bir kısmı bu işi tamamen bağırsak gazı şeklinde, bir kısmı da emdikten 10-15 dakika sonra çıkarır. Burada önemli olan gazını çıkarırken kusabileceği için bebekleri yan yatırmaktır.

Sık kusan bebekler

Eğer sık kusan bebeklerse mideden, ağza yemek gelmesini, mama gelmesini engellemek için de mutlaka 40-45 derece açı olacak şekilde, baş biraz daha yukarıda olacak konumda yatırmaktır
 
Son düzenleme:
BEBEĞİMİZİ GİYDİRMEK
Bebek giysileri seçerken kullanışlı ve rahat olmasına dikkat edin, modayı ikinci plana atın. Sentetik malzemelerden yapılan giysiler bebeğin cildini tahriş edebilir. Her zaman yumuşak, kolay giydirilip çıkarılabilen ve düğme kullanılmayan giysileri tercih edilmelidir. Bebek düğmeleri yutabilir.
Bebeğin büyümesini engelleyecek giysiler kullanılmamalı, onun yerine omuz kısmı ayarlanabilen giysiler, tek parçalı belsiz tulumlar, beli elastik pantolonlar, kenarları geniş giysiler tercih edilmelidir. İlk 3-4 ay için pamuklu tulum giysiler tercih edilmelidir. 2-3 haftadan sonra zıbın yerine pamuklu atlet ya da kısa kollu badiler daha uygun olabilir. Ayaklarına mutlaka çorap, başına şapka giydirilmelidir. Kıyafetlerin etiketleri kesilmeli, bebeğin giysileri yetişkinlerinden ayrı yıkanmalı ve özel bebek deterjanları kullanılmalıdır. İlk 6 aya kadar bebek giysilerinin dikiş yerleri içten ve dıştan ütülenmelidir.
Bebeği kolaylıkla giydirebilmek için kolay giyilip çıkarılabilecek giysiler seçilmelidir. Yakası geniş olan ve boyundan geçerken zorlanmayacak, kolları bol ve az miktarda kapama gereken ler tercih edilmelidir. Kurdeleleri veya bağları olan giysiler bağcıklar bebeğin boynuna dolanabileceği için tehlikelidir.
Bebeğiniz ve sizin için giydirmeyi kolaylaştırabilecek bazı ipuçları:
Bebeğinizi yatak, karyola veya değiştirme masası gibi düz bir yüzeyde giydirin. Bebeğiniz oturabildiğinde ise kucağınızda giydirin. Bebeğe giysisini giydirirken yakasını ve boynu iyice açın. Giysiyi boyundan geçirirken mümkün olduğunca açmaya ve germeye çalışın ve kulaklarla buruna takılmasına engel olun. Bebek kafası giysinin içinde kaldığında ürküp huzursuz olabilir, bunu ‘anne neredeymiş’, ‘işte buradaymış’ gibi cümlelerle oyun haline getirin. Giysilerin kollarını giydirirken kol bölümünün içinden elinizi geçirerek bebeğinizin elini tutun ve çekin.
Giyside fermuar varsa kapatırken bebeğin cildini sıkıştırmamaya dikkat edin. Bebeğin giysilerini çıkarırken sırtını ve başını destekleyerek önce başını çıkarın. Daha sonra yakasını açın. Daha sonra yakasını açın ve yüzünden uzak tutarak kafasından sıyırın. Bebeği giydirip soyarken konuşarak oyalayın. Ne yaptığınızı, giydirdiğiniz giysinin ne renk olduğu, vücut parçalarının neler olduğu gibi konularda konuşarak bebeğinizin öğrenmesini uyarın.
Bebeği ne kadar giydirelim?
Çevrenizdeki sizi ve bebeği seven insanlar, örneğin büyükanneler yeni anneye çok güvenmezler ve bebeğin az giydirildiğini düşünürler. Oysa bebeğin fazla giydirilmesine gerek yoktur ve aşırı giyim bebeğin ısı dengesini bozar. Bebeğin ısınıp ısınmadığını anlamak için ellerini ölçü olarak almak doğru değildir. Bebeklerin elleri ve ayakları vücudunun diğer yerlerinden daha soğuktur ve bunun nedeni dolaşım sisteminin yeterince olgunlaşmamış olmasıdır. Bebeğiniz hapşırdığında üşüdüğünü düşünmeyin; güneş ışığına tepki veriyor veya burnunu temizliyor olabilir. Yabancılara değil bebeğinize kulak verin. Bebeğinizin üşüdüğünden şüpheleniyorsanız elinizin tersiyle bebeğinizin ensesini, kollarını ve giysilerin altında kalan bölgeleri kontrol edin.
Her türlü hava koşulunda ısıtılması gereken tek yer bebeğin başıdır; bebeğin başı örtülmediğinde ısı kaybı fazla olur ve çoğu bebek başında yeteri kadar saç olmadığı için üşür. Sıcak günlerde de siperli şapka takarak bebek güneşten korunmalıdır.
Soğuk havada bebeği giydirirken birkaç hafif kat giysi tek bir kalın giysi tabakasından daha iyi korur. Ayrıca sıcak yerlerde üstteki katı çıkarma imkanı olur.Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.Derin uykuda bebek soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda bebek arada sırada kontrol edilmelidir.

Bebeğin üşüdüğünün belirtileri:
nefes alma hızı artar.
Huzursuzdur.
Bebek daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. Ve bu halde onu sarmak içerideki soguk kiyafetlerin izolasyonuna ve bebegin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda bebek sicak bir ortamda soyulmali ve kiyafetleri degiştirilmelidir. Fazla sicakliginin farkinda olun.Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kaçının.
Eğer bebek çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.
 
Son düzenleme:
Tesekkurler kizlar guzel bilgiler tecrubesiz annelere faydali seyler bende en cok bebegi giydirmekten korkuyorum sanki biyerini incitecekmisim gibi geliyor :sinifsinif:
 
X