Sayfa: 20/25 İlkİlk ... 101819202122 ... SonSon
Toplam 243 adet sonuctan sayfa basi 191 ile 200 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Nazım Hikmet Ran Şiirleri

  1. Konu Sahibi : ILGINIM #191

    Yoruma açık !

    ZAFERE DAİR



    Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
    dudaklarını kanatarak
    dayanılmakta ağrıya.
    Şimdi çıplak ve merhametsiz
    bir çığlık oldu ümid...
    Ve zafer
    artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
    tırnakla sökülüp koparılacaktır...

    Günler ağır.
    Günler ölüm haberleriyle geliyor.
    Düşman haşin
    zalim
    ve kurnaz.
    Ölüyor çarpışarak insanlarımız
    — halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı —
    ölüyor insanlarımız
    — ne kadar çok —
    sanki şarkılar ve bayraklarla
    bir bayram günü nümayişe çıktılar
    öyle genç
    ve fütursuz...

    Günler ağır.
    Günler ölüm haberleriyle geliyor.
    En güzel dünyaları
    yaktık ellerimizle
    ve gözümüzde kaybettik ağlamayı :
    bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp
    gözyaşlarımız gittiler
    ve bundan dolayı
    biz unuttuk bağışlamayı...

    Varılacak yere
    kan içinde varılacaktır.
    Ve zafer
    artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
    tırnakla sökülüp
    koparılacaktır...

    1941

    NAZIM HİKMET


  2. Konu Sahibi : ILGINIM #192

    Yoruma açık !

    1 Mayıs da

    Yaşım yirmi
    Lenin sağ
    Kızıl Meydan'da
    ..........
    ..........

    ******************

    19 yaşım

    Benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım
    19 yaşım
    Sana anam gibi hürmet ediyorum
    edeceğim
    Senin ilk arşınladığın yoldan gidiyorum
    gideceğim
    Benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım
    19 yaşım
    *
    Çok uzaklarda yuvarlanıyor başım
    Oturuyor 19 yaşım
    yatağımın başucunda
    ellerimin avucunda
    bana diyor ki;
    -- kafamızda getirelim geri
    o delikanlı günleri cancazım,
    o dehşetli güzel günleri...
    *
    Köpüklü şahlanışların dönüm yeri..
    Dünyanın altıda biri;
    kan içinde doğuran ana..
    İstasyondan istasyona
    yalınayak
    tankları kovalayarak
    açlıkla yarış...
    Şarkıların boyu kilometre
    ölümün boyu bir karış...
    *
    Kafkas;
    güneş
    Sibirya;
    kar
    Seslenebildiğiniz kadar ses-
    -lenin
    24 saatte 24 saat Lenin
    24 saat Marks
    24 saat Engels
    ..........
    ..........



    Nazım Hikmet

  3. Konu Sahibi : ILGINIM #193

    Yoruma açık !

    31 Mayıs 1962

    Yoruldun ağırlığımı taşımaktan
    ellerimden yoruldun
    gözlerimden gölgemden
    sözlerim yangınlardı
    ..........
    ..........

    ************************************

    Açların Gözbebekleri

    Değil birkaç
    değil beş on
    otuz milyon

    bizim!

    Onlar
    bizim!
    Biz
    onların!
    Dalgalar
    denizin!
    Deniz
    dalgaların!

    Değil birkaç
    değil be on
    30.000.000
    30.000.000!
    Açlar dizilmiş açlar!
    Ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız
    sıska cılız
    eğri büğrü dallarıyla
    eğri büğrü ağaçlar!
    ..........
    ..........

    NAZIM HİKMET

  4. Konu Sahibi : ILGINIM #194

    Yoruma açık !

    Ağa Camii

    Ağa Camii;
    Havsalam almıyordu bu hazin hali önce
    Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce
    Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
    Allahımın ismini daha çok candan andım.
    Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
    ..........
    ..........

    **************************************************

    Ağlamak Meselesi

    Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
    farkına bile varmadan?
    Nasıl etmeli de ağlayabilmeli
    ..........
    ..........

    **********************************************

    Alarga Gönül

    Alarga gönül:
    Demir al...
    Kırmızı bir amiral
    gibi kaptan köprüsüne çık...
    Karşında deniz:
    kaşı çatık
    sana bakan
    kocaman
    mavi bir göz...

    Alarga gönül,
    palamarı çöz...
    ..........
    ..........

    ************************************

    Angina Pektoris

    Yarısı burdaysa kalbimin
    yarısı Çin’dedir, doktor.
    Sarınehre dğru akan
    ordunun içindedir.
    Sonra, her şafak vakti, doktor,
    her şafak vakti kalbim
    Yunanistan’da kurşuna diziliyor.
    ..........
    ..........

    NAZIM HİKMET

  5. Konu Sahibi : ILGINIM #195

    Yoruma açık !

    Anlayamadılar

    Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
    Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda
    ..........
    ..........

    ******************************************

    Arhaveli İsmail'in Hikayesi

    Ateşi ve ihaneti gördük.

    Düşman ordusu yine başladı yürümeğe.
    Akhisar, Karacabey,
    Bursa ve Bursa'nın doğusunda Aksu,
    çarpışarak çekildik...
    920'nin
    29 Ağustos'u:
    Uşak düştü.
    Yaralı
    ve dehşetli kızgın
    fakat toprağımızdan emin,
    Dumlupınar sırtlarındayız.
    Nazilli düştü.

    Ateşi ve ihaneti gördük.
    Dayandık
    dayanmaktayız.

    1920 Şubat, Nisan, Mayıs,
    Bolu, Düzce, Geyve, Adapazarı:
    İçimizde Hilâfet Ordusu,
    Anzavur isyanları.
    Ve aynı sıradan,
    3 Ekim Konya.
    Sabah.
    500 asker kaçağı ve yeşil bayrağıyla Delibaş
    girdi şehre.
    Alaeddin tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler.
    Ve Manavgat istikametlerinde kaçıp
    ölümlerine giderken
    terkilerinde kesilmiş kafalar götürdüler.

    Ve 29 Aralık Kütahya:
    4 top
    ve 1800 atlı bir ihanet
    yani Çerkez Ethem,
    bir gece vakti
    kilim ve halı yüklü katırları,
    koyun ve sığır sürülerini önüne katıp
    düşmana geçti.
    Yürekleri karanlık,
    kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü,
    atları ve kendileri semizdiler...

    Ateşi ve ihaneti gördük.
    Ruhumuz fırtınalı, etimiz mütehammil.
    Sevgisiz ve ihtirassız çıplak devler değil,
    inanılmaz zaafları, korkunç kuvvetleriyle,
    silâhları ve beygirleriyle insanlardı dayanan.
    Beygirler çirkindiler,
    bakımsızdılar,
    hasta bir fundalıktan yüksek değillerdi.
    Fakat bozkırda kişneyip köpürmeden
    sabırlı ve doludizgin koşmasını biliyorlardı.
    İnsanlar uzun asker kaputluydu,
    yalnayaktı insanlar.
    İnsanların başında kalpak,
    yüreklerinde keder,
    yüreklerinde müthiş bir ümit vardı.
    İnsanlar devrilmişti, kedersiz ve ümitsizdiler.
    İnsanlar, etlerinde kurşun yaralarıyla
    köy odalarında unutulmuştular.
    Ve orda sargı,
    deri
    ve asker postalları halinde
    yan yana, sırtüstü yatıyorlardı.
    Koparılmış gibiydi parmakları saplandığı yerden
    eğrilip bükülmüştü
    ve avuçlarında toprak ve kan vardı.

    ..........
    ..........



    Nazım Hikmet

  6. Konu Sahibi : ILGINIM #196

    Yoruma açık !

    Aşk Mönüsü

    Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
    sen ülkemin yaz geceleri gibisin
    ..........
    ..........

    ************************************************

    Ayağa Kalkın Efendiler

    Behey! kaburgalarında ateş bir yürek yerine
    idare lambası yanan adam!
    Behey armut satar gibi
    san'atı okkayla satan san'atkar!
    Ettiğin kâr
    kalmayacak yanına!
    ..........
    ..........

    NAZIM HİKMET

  7. Konu Sahibi : ILGINIM #197

    Yoruma açık !

    Bahar Gülü

    Akşamdı
    Adı bahar mı gülmü güz mü ilkgörüşte gülmeye başlamıştı biraz dalgın sesi titrek selam vermemiştim oysa belkide kırdım istemeyerek hızlı hızlı yürüyordu
    ..........
    ..........

    ************************************************** ****

    Belki Ben

    Belki ben
    o günden
    çok daha evvel,
    köprü başında sallanarak
    bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım.
    Belki ben
    o günden
    çok daha sonra ,
    matruş çenemde ak bir sakalın izi
    ..........
    ..........

    ************************************************** *
    Ben İçeri Düştüğümden Beri

    Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
    Ona sorarsanız: ’Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...’
    Bana sorarsanız: ‘On senesi ömrümün...’
    Bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
    Bir haftada yaza yaza tükeniverdi
    Ona sorarsanız: ’Bütün bi hayat...’
    Bana sorarsanız: ‘Adam sende bi hafta...’
    Katillikten yatan Osman; ben içeri düştüğümden beri
    Yedibuçuğu doldurup çıktı.
    Dolaştı dışarda bi vakit,
    Sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar.
    ..........
    ..........

    NAZIM HİKMET

  8. Konu Sahibi : ILGINIM #198

    Yoruma açık !

    Ben Sen O

    O, yalnız ağaran tanyerini görüyor ben ağaran tanyerinide,
    ..........
    ..........

    ***************************************

    Bir Şehir

    Bir kaç yokuş tırmandım bir iki dönemeç döndüm ve yürüdüm
    burnumun doğrusuna yürüdüm yürüdüm
    bir kapı açıldı girdim
    yitirdim kendimi kendi içimde
    bilmediğim bir şehir
    görmediğim biçimde evleri
    kimi karınca yuvası kimi bomboş
    kimi baştan aşağı pencere kimi kör duvar
    ..........
    ..........

    *********************************************

    Bir Dakika

    Deniz durgun göl gibi, gitgide genişliyor
    Sular kayalıklarda nurdan izler işliyor,
    Engine sarkan gökler baştan başa yıldızlı..
    Şimdi göğsümde kalbim çarpıyor hızlı hızlı.

    Göklerden bir yıldızın gölgesi düşmüş suya
    ..........
    ..........

    **************************************************

    Bir Komik Adem

    Gözleri, kulakları, elleri, ayaklarıyla,
    han hamam, apartıman ve konaklarıyla,
    çatal, bıçak, tabak ve bardaklarıyla,
    16 sayfaları, baskı makinaları-tanklarıyla,
    yamak ve yardaklarıyla
    hücuma kalktılar! ..
    hele içlerinde öyle bir tanesi var,
    öyle bir tanesi var ki:
    İnsanın yüzüne öyle bakar,
    Öyle melûl bakar ki:
    toka edersin eline papelini.
    Ve sıkar sıkmaz onun belini
    sivri dilli, zilli bir bebek gibi çırpar elini..

    O komik bir âdemdir.
    Portakal oğlu zâdemdir.
    *

    Han, hamam, apartıman ve konaklarınızla,
    çatal, bıçak, tabak ve bardaklarınızla,
    ..........
    ..........

    NAZIM HİKMET

  9. Konu Sahibi : ILGINIM #199

    Yoruma açık !

    Bir Yolculuk Üstüne

    Açıyoruz kapıları,
    kapıyoruz kapıları,
    geçiyoruz kapılardan
    ..........
    ..........

    **************************
    Biz

    kulede bir başına bir adam oturur
    önünde milyonlarca düğme var
    düğmenin birine bastı mıydı
    bizlerden biri ya kolunu kaldırır
    ya adam öldürür
    ya çişini eder

    tereci tere satar
    biz vatan satarız

    biz kurşuna dizeriz düşünceyi
    ..........
    ..........

    *******************************

    Bu Dünyada

    Bu dünyada ne çok güzel kadın var
    kızlar hele.
    ..........
    ..........

    **********************************
    Büyük Taarruz

    Dağlarda tek tek
    ateşler yanıyordu.
    Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
    sayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    ..........
    ..........

    NAZIM HİKMET

  10. Konu Sahibi : ILGINIM #200

    Yoruma açık !

    Ceviz Ağacı İle Topal Yunus'un Hikayesi

    Burda bir dostumuz var:
    Çerkeş'in
    Kavak köyünden.
    Büyük kitaplar gibi
    içinde bir şeyler saklı.
    Akıllı adamlara
    ajans haberlerine
    ve bilmeceye meraklı.
    Adı: Yunus.
    Ateşimizi yakıp
    suyumuzu veriyor.
    Ağaçlardan
    ve günlerden konuşuyoruz.
    Herhal ilerdedir
    yaşanacak günlerin
    en güzelleri.
    Şimdilik
    sohbetimizde kederi:
    kesilip
    satılmış
    bir ceviz ağacının...

    Onu tanıyoruz:
    avlunun içinde
    kapının solundaydı.
    Ve altı yaşında
    dalından düştü Yunus,
    topallığı ondandır.

    Öküzler topalları sever,
    çünkü topallar ağır yürürler.
    Öküzler topalları sever,
    ceviz ağaçları sevmez topalları:
    çünkü topallar sıçrayamazlar yemişlere,
    çünkü üzerlerine çıkıp
    silkeleyemezler dalları.
    Ceviz ağaçları sevmez topalları...

    Bir acayiptir muhabbet bahsi:
    mutlaka kendini dereye atmaz
    sevilmeyenlerin hepsi.
    İnsanların hünerleri çoktur:
    insanlar
    sevilmeden de sevmesini bilirler...

    Bir acayiptir muhabbet bahsi,
    bir acayiptir
    ceviz ağacı ile
    topal Yunus'un hikâyesi...

    ..... Cevizlerini Eylülde döker,
    yaprakları yeşil dururdu Kasıma kadar.
    Ve Çerkeş yolu üzerinden
    sabah namazı ışıyıp geldiği zaman,
    kadınlardan önce uyanırdı dalları.
    Altından geçerken düşünürdü Yunus...

    ..... Düşünmek:
    ne mukaddes bir iş
    ne felâket
    ne de bahtiyarlıktı,
    ve ölüm:
    mutlaka varılıp dönülmeyen,
    fakat üzerinde düşünülmeyen
    bir köydü Yunus için...

    ..... Cevizlerini Eylülde döker,
    yaprakları yeşil dururdu Kasıma kadar.
    ..........
    ..........



    Nazım Hikmet

Sayfa: 20/25 İlkİlk ... 101819202122 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16-09-2009, 18:16
  2. Kuvayi Milliye Destanı Nazım Hikmet
    By ÖzgürCe in forum Şiir
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-01-2008, 00:56
  3. Ressam nazım hikmet
    By ressam1970 in forum Resim
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03-06-2007, 00:31

Yetkileriniz

  • Yeni konular gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap yazamazsınız
  • Mesajınıza eklentiler ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  
Önemli uyarı, mesajlaşma yöntemi dönem dönem yönetim tarafından kontrol edilmektedir !
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren kadinlarkulubu.com adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.

Kadinlarkulubu.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim linkinden iletişime geçildikten sonra en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve avukatımız size yazılı/sözlü geri dönüş yapacaktır.