Kadınların Yarattığı Sessiz Ekonomiler;Instagram’a Yansımadan Büyüyen Mikro İşler!​

Sosyal medyada her şeyin ışıl ışıl göründüğü bu çağda, aslında asıl büyüyen bazı işler hiç görünmüyor. Filtrelerden, etkileşim kaygısından ve kusursuz karelerin savaşından uzakta, evlerin içinde, mutfakların köşesinde, bavulların diplerinde ya da telefonun notlar uygulamasında sessizce filizlenen, çoğu zaman sahibinin bile “Ben bir iş kurdum galiba,” diye geç fark ettiği küçük ekonomiler var. Ve ilginçtir, bu görünmez ekonomilerin büyük kısmı kadınların ellerinde yavaşça şekilleniyor.


Bu ekonomiler öyle gösterişli değil. Kimse sabah kahvesinin yanına #bosslady etiketi eklemiyor. Kimse satış ekran görüntüsü paylaşmıyor, hatta çoğu zaman satış çıktısının yazıcısı bile yok. Ama minik adımlarla büyüyen, para kazandıran, hatta bazen bir hanenin tüm ekonomisini yavaşça toparlayan küçük işler olarak sessiz sessiz ilerliyorlar. Çünkü burada mesele şov değil, ihtiyaçtan doğan yaratıcılık.

Mesela bir kadın düşün, instagram’da aktif değil hatta profil fotoğrafında bile çiçek resmi duruyor. Buna rağmen mahallenin tüm çocuklarının doğum günü süslemeleri ondan geçiyor. Çünkü komşunun komşusu “Sen çok güzel paket yapıyorsun” dediğinden beri mutfak tezgâhının bir köşesi minyatür bir atölyeye dönmüş durumda. Faturası basılı değil, logosu yok, ama bir mahalle ekonomisini ayakta tutacak kadar düzenli iş akıyor. Kıymık kıymık kazandığı paralarla önce bir mutfak robotu alıyor, sonra çocuğunun kurs ücretini ödüyor, kimse bilmiyor, ama o biliyor.

Yine başka bir evde, sabahın en sessiz saatlerinde, herkes uyurken bilgisayarının karşısında kelimelerle dans eden bir kadın var. Yazdığı şeyler büyük romanlar değil, bazen bir blog yazısı, bazen küçük bir markanın ürün açıklaması, kimi zaman da “Şu metni biraz daha tatlı hale getirir misin?” diyen bir müşterinin isteği. Ne bir ofisi var ne de kendini yazar diye tanıtacak bir özgüveni, ama not defterine yazdığı ay sonu kazancını görünce kendi kendine gülümsüyor. İnsanlara görünmeyen işi, onun için görünür bir güç kaynağına dönüşüyor.

Bu sessiz ekonomilerin en büyüleyici tarafı, çoğunun tamamen doğal bir şekilde ortaya çıkması. Kadınların hayatı zaten bin parçaya bölünmüş halde, çocuk bakımı, iş, yemek, ev düzeni, aile büyüklerinin ihtiyaçları, kendi ufak tefek hayalleri ve o parçaların arasındaki minik boşluklarda kadınların içinden ince bir yaratıcı damar akıyor. Kimisi bunu örgüye döküyor, kimisi dijital tasarıma, kimisi de sadece insanlarla kurduğu naif iletişime dönüştürüyor. Sonra bu minik beceriler, fark edilmeden, talebe dönüşüyor, talep büyüdükçe iş büyüyor, iş büyüdükçe kadın güçleniyor, ama tüm bunlar hâlâ sessizce oluyor.

Instagram’a hiç yansımadan büyüyen bu işler, aslında çok daha gerçek. Filtreye ihtiyaç duymuyor, çünkü mütevazı bir güce sahipler. Herkesin paylaştığı kadar kazanmıyorlar, herkesin övdüğü kadar popüler değiller, ama bir kadının hayatına attığı küçük bir omuz, çoğu zaman bir sosyal medya postundan daha sağlam bir dönüşüm yaratabiliyor. Kimi zaman bu işler, evin içindeki güç dengesini bile değiştiriyor. “Ben de para kazanıyorum,” cümlesi öyle hafif söyleniyor ama yarattığı özgüven, kadınların içinde görünmeyen bir dağ gibi yükseliyor.
En ilginç olanı ise şu, bu sessiz işlerin çoğunda kadınlar girişimci etiketi taşımıyor çünkü kendilerini öyle hissetmiyorlar. Hatta bazıları yaptıklarını iş bile saymıyor, “ufak tefek bir şeyler işte,” diyorlar. Oysa o ufak tefek şeyler, ekonominin arka sokaklarında dolaşan küçük bir ışıltı gibi, koca koca şirketlerin unuttuğu bir alanı besliyor, insani ilişkiyi, çünkü büyük markaların kaybettiği en önemli şey samimiyet. Kadınların sessiz ekonomilerinde ise bu samimiyet doğal olarak var. Gösteriş yok, sahte vaat yok, üst düzey stratejiler yok, sadece iyi niyetle yapılan işler ve insanların birbirine duyduğu güven var.

Bu nedenle bu mikro işler, hayatın içindeki çatlaklardan sızıp büyüyor. Kimi zaman bir komşu sohbetinde başlıyor, kimi zaman bir WhatsApp grubunda, kimi zaman da bir öğretmenin “Sen çok güzel yapıyorsun, diğer anneler de ister,” demesiyle. Ve o an, kadınların içinde acaba? ile başlayan yolculuk, sessiz bir ekonominin ilk adımı oluyor. Kimi bir yıl içinde büyüyüp butik bir markaya dönüşüyor, kimi küçük kalmayı tercih ediyor ama düzenli bir ek gelir sağlıyor. Her iki durumda da kazanan kadın oluyor ama bazen en çok kazanan özgüveni oluyor.

Bugün birçok kadın işini büyütmeden önce, sessizce şekillendirmeyi tercih ediyor. Bazısı paylaşmaya çekiniyor, bazısı göz değmesin diye saklıyor, bazısı ise henüz kendi işine kendisi bile tam inanmıyor. Ama bu saklı büyüme döneminin ayrı bir sihri var, kimse onları izlerken gergin hissetmiyorlar. Bir iş nasıl olgunlaşırsa, bu mikro işler de öyle olgunlaşıyor, kabuğunun içinde, kendi hızında, gerektiği kadar büyüyerek.

Belki de bu yüzden Instagram’a yansımadan büyüyen ekonomiler daha kalıcı oluyor. Çünkü onların varoluş sebebi övgü değil ihtiyaç, üretkenlik ve kendini değerli hissetme duygusu. Gösterişsiz bir başarı, en çok içten gelen tatminle besleniyor. Kadınlar bu sessiz ekonomileri büyütürken yalnızca para kazanmıyor, kendilerine yeniden temas ediyor, kendi güçlerini yeniden tanıyor ve çoğu zaman fark etmeden hayatlarının ritmini de değiştiriyorlar.

Belki toplumun büyük bir kısmı bu mikro ekonomileri görmüyor ama önemli değil. Sessiz büyüyen her iş, bir kadının hayatına biraz daha nefes, biraz daha alan açıyor. Ve belki de gerçek değişim tam burada gizli gösterişsiz, filtresiz, tamamen kendi kendine büyüyen, minik ama etkili kadın ekonomilerinde.

Ve belki de en büyük güç, kadınların sessizce büyüttüğü bu görünmez ekonomilerin bir gün kendi ışığını kendiliğinden yakacak olmasıdır!