1. Merhaba, sitemize ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz. Ücretsiz üye olmak için tıklayın...
  2. Notu Gizle

Aşk + Seks = Sağlik

Konusu 'Cinsellik +18' forumundadır ve yaren_76 tarafından 8 Mart 2007 başlatılmıştır.

    8 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  1. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    Aşk+Seks=Sağlık


    Bilim adamlarına göre sevgiyle gerçekleştirilen cinsel ilişki her derde deva. Sevişme, kasları gevşetiyor, acıyı dindiriyor, kalbi çalıştırıyor, form veriyor

    MARMARA Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferruh Şimşek, sevgiyle yaşanan cinselliğin mutluluk hormonlarını harekete geçirerek vücuda sayısız fayda sağladığını dile getirdi. Cinsel ilişkinin her bedensel fonksiyon gibi eksiksiz ve doğru olması gerektiğini belirten Şimşek, cinsel rahatsızlıkları olanları bunun bir sağlık sorunu olduğu bilinciyle hekimlere başvurmaya çağırdı.

    İşte cinselliğin sağladığı yararlar:
    • Kasları gevşetir: Cinsel ilişkide doyum sağlandıktan sonra, bütün vücutta fiziksel ve ruhsal tatmin, rahatlık duygusu oluşur. Orgazm sonrası yaşanacak rahatlama, belirgin farklılıklarla ortaya çıkar.
    • Kan dolaşımını artırır: Cinsellik vücut için efordur. Aynı iki kat merdiven çıkmak ya da hafif bir egzersiz yapmak gibidir. Vücut daha fazla efor harcar. Kalp atışları hızlanır.
    • Mutluluk verir: Mutluluk veren hormonların salgılanmasına neden olur. Endorfin, serotonin ve dopamin hormonları coşkuya yol açar.
    • Acıları azaltır: Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir.
    • Formda hissettirir: Doygunluk, rahatlama ve sevginin bir sonucu olduğu için bedensel ve ruhsal katkısı vardır. Sevgiyle ve doygunlukla yapılan cinsellik formda hissettirir.
    • Olumlu düşünmeyi sağlar: Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşünceleri önleyip, olumlu bir bakış açısı verir.
    • Adeti düzenler: Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.
     
  2. 23 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  3. Yelizz

    Yelizz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2006
    Mesajlar:
    445
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    Artık ilişkiniz eskisi gibi değil. Her ne kadar ortada somut bir sorun olmasa da artık birlikte daha az vakit geçiriyorsunuz. Hatta gün geçtikçe birbirinizden uzaklaşıyorsunuz. Peki ilişkinizin ilk zamanlarında hissettiğiniz romantizmi, saflığı ve heyecanı yeniden elde etmeye ne dersiniz?

    Elbette ki zamanı geri alamaz ve durduramazsınız. Ancak ateşinizi yeniden yakabilir ve hatta alevlendirebilirsiniz. Nasıl mı? İşte size ilişkinize eski heyecanı ve tutkuyu getirecek ipuçları.

    Sevgilinize, onu her zaman sevdiğinizi hareketlerinizle ve sözlerinizle mutlaka gösterin.
    Ona duymaktan hoşlanacağı güzel sözler söyleyin.
    Nasıl tanıştığınızı, ona nasıl aşık olduğunuzu anlatan bir hikaye yazmaya ne dersiniz? Böylece onun sizin için ne anlama geldiğini bilmesini sağlayabilirsiniz.
    Geçmişteki özel anlarınızı yeniden canlandırın. Daha önceleri yaptığınız ve zamanla bıraktığınız şeyleri yapın.
    Birlikte daha fazla vakit geçirmeye çalışın. Ata binin, yemek pişirin, yürüyüşe çıkın, pikniğe gidin...
    Birlikte güneşin batışını ya da doğuşunu izleyin. Bu enfes ve romantik manzara sizi birbirinize daha da yakınlaştıracaktır.
    Haftanın en az bir akşamı özel bir gece ayarlayın. Mum ışığında şaraplarınızı yudumlayın, dans edin.. Romantik bir gece geçirin.
    Partnerinize yeniden aşık olmak için yeni yollar keşfedin. Duygularınızı hareket geçirmek için yeni şeyler deneyin.
    Romantizmin ilişkiniz için ne kadar önemli olduğuna inanın ve ilişkinizde sürprizlere yer verin.
    Partnerinize aşk kartları yollayın. Onu düşündüğünüzü bilsin.
    Ona hiç beklemediği zamanlarda küçük hediyeler alın. Onu şımartın.
    Ara sıra da olsa o işyerindeyken arayın ve onu ne kadar çok sevdiğinizi hatırlatın.
    Arabasına sevgi dolu küçük notlar bırakın.
    İşyerine seni seviyorum notuyla birlikte en sevdiği pizzayı yollayın.
    Onu hiç beklemediği bir anda onu öpün.
    Her yeni güne güzel bir öpücükle ve sevgi sözcükleriyle başlayın.
    Asla telefonu seni seviyorum demeden kapatmayın.
    Öpüşmeden asla ayrılmayın.
    Haftasonları için kaçamak planlar yapın.
    En az ayda bir birlikte köpüklü bir banyo yapın.
    Ona sevdiği yemeklerden yapın…
    Yorgunken ona masaj yapın...
    Haftada en az bir akşamı dışarıda birşeyler yaparak geçirin.
    Hiçbir zaman küs olarak yatağa girmeyin.
    Bırakın hayal gücünüz size rehberlik yapsın. Onun tanığı insandan biraz daha farklı biri olun. Kimi zaman yapacaklarınız önceden bilinmesin, sürpriz olsun.
    Gardrobunuzu yenileyin. Kendinize seksi kıyafetler ve iç çamaşırları alın.
    İlişkinize heyecan getirecek yeni öpüşme ve sevişme teknikleri öğrenin.
    Her buluşmaya sanki ilk kezmiş gibi hissederek gidin.
     
  4. 24 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  5. EU1

    EU1 Ziyaretçi

    Seksin sadece sevk aracı olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz! İşte seksin binbir faydası...

    1. Seks bir güzellik tedavisidir. Bilimsel araştırmaların gösterdiği gibi, kadınlar seks yaptığı zaman büyük miktarda saçları parlaklaştırıp deriyi yumuşatan östrojen hormonu üretmektedir.

    2. Yumuşak, gevşemiş halde sevişmek dermatitsi, derinin tahriş olması ve deri lekelerinden muzdarip olma ihtimalini azaltmaktadır. Üretilen ter derideki gözenekleri temizlemekte ve derinize parlaklık kazandırmaktadır.

    3. Sevişmek o romantik akşam yemeğinde edindiğiniz kalorileri yakabilir.

    4. Seks yapabileceğiniz en güvenli sporlardandır. Neredeyse vücuttaki her adaleyi çalıştırıp güçlendirir. 20 tur yüzmekten daha eğlencelidir ve palet takmanız gerekmez!

    5. Seks hafif depresyon için anında etkili olan bir tedavidir. Kan akımına endorfinlerin salgılanmasını sağlar ve bu sayede şevk hissi üretir ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

    6. Ne kadar seks yaparsanız, o kadar seks önerisiyle karşılaşırsınız. Cinsel açıdan aktif vücut daha fazla miktarda feromon denilen kimyasallardan salgılar. Bu latif seks parfümü diğer cinsi delirtir!

    7. Seks dünyadaki en güvenli sakinleştiricidir. Valiumdan 10 kere daha etkilidir.

    8. Her gün öpüşürseniz dişçiye gitmeniz gerekmeyecektir. Öpüşmek tükürüğün dişlerden yemek kalıntılarını temizlemesini desteleyip çürüklere ve plaga neden olan asit düzeylerinin düşürülmesini sağlamaktadır.

    9. Seks baş ağrılarını gerçekten geçirmektedir. Bir sevişme süreci beyindeki kan damarlarını daraltan gerilimleri gevşetebilir.

    10. Bol bol sevişmek tıkanık burunları açar. Seks doğal bir antihistamindir. Astıma ve alerjiyle mücadeleyi destekler.
     
  6. 26 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  7. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    Düzenli bir cinsel yaşamın yararları

    * Kan dolaşımı düzene giriyor.

    * Baş ağrıları yok oluyor.

    * Eklem ağrıları azalıyor.

    * Seks, bir çeşit spor olduğu için genel sağlık düzeliyor.

    * Bağışıklık sistemi güçleniyor, hastalıklara karşı direnç artıyor. Örneğin, düzenli bir cinsel yaşamı olan insanlar daha az grip oluyor.

    * Haftada üç kez seks yapmak insan psikolojisini de düzeltiyor.

    * Beyinde düzenli bir şekilde salgılanan beta-endorfin hormonları sayesinde, insan kendini daha zinde, daha genç ve daha dinamik hissediyor.

    * Uyku düzene giriyor. Daha rahat uyunuyor
     
  8. 26 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  9. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    “Herkese uygun bir seks takvimi yok”


    Düzenli seks hayatı kavramı, tıbbi ve sosyal açılardan bakıldığında, farklı olabilir. Sosyal olarak, kişinin eşiyle normal bir kadın-erkek ilişkisini sürdürmesidir. Tıbbi açıdan, kişinin herhangi bir partnerle düzenli aralıklarla cinsel birliktelik yaşamasıdır. Her ne kadar tarif edilmiş düzenli bir seks takvimi yoksa da, genelde seks sayısı haftada birkaç kez, bir-iki kere olarak kabul edilebilir. Seksin kalitesi ve heyecanı da, düzenli olması kadar önemlidir.

    Tıbbi olarak kabul edilen düzenli seks hayatı, her iki cinste de psikolojik ve fizyolojik olumlu etkiler yapar. Bilimsel olarak tam olarak kanıtlanmamış olsa da, düzenli cinsel yaşam genel olarak bağırsakların daha düzenli çalışmasını, adalelerin daha esnek olmasını ve kalp ritminin daha düzenli olmasını sağlar. Ayrıca, erkeklerde meni boşalmada rahatlık ve zevk duygusu oluşturur; kadınlarda ise orgazmı yakalayabilme, adetlerin daha düzenli olması, adet sancısı ve yumurtlama ağrılarının ise çok daha az düzeyde olmasını sağlar.
     
  10. 27 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  11. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.099
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Seks ilaç gibi!
    Aşk ve seks, stres hormonlarını azalttığı için vücuttaki birçok sistem olumlu etkileniyor.

    Kalp, tansiyon, şeker, bağışıklık ve sindirim sistemi sorunları azalıyor. Beyin kimyası değişiyor; özellikle endorfin hormonu insana rahatlık veriyor. Uzmanlar, 'turp gibi' olmak için sağlıklı cinselliğin de şart olduğunu söylüyorlar.

    Sevmek, sevilmek, sevişmek fiziksel ve ruhsal sağlığımızın en etkili ilaçlarından. Birçok uzman; uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için reçeteye 'aşk ve sağlıklı seks' yazıyorlar. Aşkın ve sağlıklı seksin kalp sağlığına iyi geldiğini, depresyonla mücadele ettiğini, ağrıya karşı savunmayı artırdığını, bağışıklık ve sindirim sistemini güçlendirdiğini söylüyorlar.

    Aşkla birlikte beyin kimyası değişiyor, stres hormonları baskı altına alınarak endorfin gibi insanı rahatlatıcı hormonlar salgılanıyor, tansiyon, şeker, kolesterol dengeleniyor, kalp besleniyor, bağışıklık sistemi güçlenerek pek çok mikrop ve virüse meydan okunuyor. Yani insana virüs değil, sadece aşk 'bulaşıyor'...

    Aşk, stresi azaltıyor

    Kalp hızla atar, adeta yerinden fırlar, duracak gibi olur, kalbin sesini cümle âlem duyar. 'Aşk' dendiğinde insanın aklına ilk gelen kalp oluyor nedense. Belki de aşka ilk tepkiyi kalp verdiği için bu böyle. Pek çok uzmana göre aşk, beyinde başlıyor, ancak ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz, "Beyin olayların farkına varana kadar, kalp ilk tepkileri vererek aşkı çoktan fark etmiş oluyor bile" diyor.

    'Aşk' dendiğinde akla ilk gelen kalp oluyor, oysa böbrek, karaciğer, bağırsaklar veya beyin gibi organlar da bu işin içinde. Kısaca aşkın, vücudumuzdaki bütün sistemleri harekete geçirdiğini ve sağlık açısından olumlu etkilediğini söyleyebiliriz.

    İstanbul Acıbadem Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ali Denktaş, sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzının yanı sıra, huzurlu ve mutlu bir yaşamın da kalp sağlığını olumlu etkilediğini söylüyor. Dr. Denktaş, "Aşk, stresi azaltıyor. Stresin, kalbe zarar verdiğini biliyoruz. Hırslı, stres dolu bir hayatı olan insanların kalple ilgili sorun yaşama riskleri daha yüksek. Bunun nedeni de vücutta yüksek seviyede adrenalin, yani stres hormonu salgılanması. Adrenalin, kanın pıhtılaşmasına, sonuç olarak da kalp krizine yol açabiliyor. Ama daha rahat, huzurlu bir yaşam süren insanların kalple ilgili sorun yaşama riskleri daha az" diyor. Kalp sağlığı açısından aşk işe yarayabilir, ancak Denktaş'a göre âşık olmadan önce başta sigarayı bırakmak çok daha sağlıklı... Özellikle stres hormonlarını azalttığı için aşkın, vücuttaki bütün sistemleri olumlu etkilediğini söylüyor uzmanlar.

    Peki âşık olunca vücutta neler oluyor? Başlıca hangi sistemler harekete geçiyor, organlar arasındaki bu 'zincirleme kaza' nasıl gerçekleşiyor?

    İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ, aşkın, insanı genel anlamda rahatlattığını söylüyor. Prof. Dr. Karşıdağ, "Aşk insanı çok rahatlatan, vücuda huzur ve denge veren, günlük hayatta aslında çok gereksiz olup da kafamıza taktığımız birçok olumsuz şeylerin baskılanmasını sağlayan bir duygu. İnsan huzurlu bir aşk yaşadığında stres faktörü belirgin bir şekilde azaldığı için, pek çok sistemin yanında özellikle şeker metabolizması olumlu bir şekilde etkilenir. Vücutta denge uyandıran, huzur veren her şey direkt olarak sağlığı da olumlu etkiler. Dolayısıyla huzurlu, dengeli, iyi yaşanan bir aşk, kesinlikle sağlığı olumlu etkiler" diyor.

    Keyifli hormonlar salgılanıyor

    Hormonlar da olumlu bir şekilde 'alt üst' oluyor insan âşık olunca. Âşık olunca çok keyifli hormonların salgılandığını belirten uzmanlar, özellikle endorfin hormonundan söz ediyorlar. Prof. Karşıdağ, "En çok bilinen hormonlardan bir tanesi endorfin... Endorfin insanı rahatlatan, huzur veren bir hormon. Örneğin diyabet hastalığında bir ensülin hormonları, bir de ensülin karşıtı, yani adrenalin, kortizol gibi stres hormonları var. Bu hormonların vücutta fazla miktarda salgılanması, şeker dengesini bozuyor. Vücutta stres hormonlarını salgılatan her durum, bütün sistemleri bozacaktır. Tansiyon yükselir, beslenme bozuklukları ortaya çıkar, kalp atışları hızlanabilir, uykusuzluk başlayabilir, gerginlik yaşanabilir, tüm bunlara neden olan şey stres hormonlarıdır. Kabızlık gibi çeşitli sindirim bozuklukları ortaya çıkabilir. Ama stres hormonlarının geri plana düşmesiyle, daha huzurlu, daha dengeli bir ruh halinin ortaya çıkmasıyla beraber birçok sistem olumlu etkilenecektir.

    Aşk, kardiyovasküler sistemi etkileyebilir, tansiyon daha düzene girebilir, özellikle de bağışıklık sistemi güçlenir. Çünkü stres hormonları, özellikle de kortizol geri plana düşmeye başlar" diyor. Aşk, vücudun bütün sistemlerini etkiliyor.

    Peki beyinde tam olarak neler oluyor? Beynin farklı bölümlerinin aşkın oluşumunda farklı rol oynadığını belirten Psikiyatr Özkan Kobak, "Beynin dış yüzeyi olan beyin korteksi, duyusal ve cinsel yaşadıklarımızı ve öğrendiklerimizi kaydediyor. Frontal korteks, yani beynin ön bölgesi kişisel eğilimlerimizde, duygusal ve cinsel seçimlerimizde rol oynuyor. Beynin bazal gangliyonlar denilen çekirdekleri ise ilişkiyi, cinsel işlevi başlatma ve zevk almada uyarıcı bölgeler. Duygularımızı yönlendirmede en önemli bölge limbik sistem. Limbik sistem de koku, işitme, görme ve doku hislerinin edinilmesinde ve duygusal çekimde önemli bir bölge. Hormonlar da aşk oluşumunda büyük katkı sağlıyorlar. Bunların başında testosteron ve östrojen geliyor. Melatonin uyarıcı hormon, progesteron, prolaktin artışı cinsel çekim ve eylemleri güçlendiriyor" diyor. Yeni bir araştırmadan da söz ediyor Kobak: "Romantik aşkın beyinde nasıl bir etki yarattığını öğrenmek için birtakım denekler kullanılmış. Bu deneklere sevgililerinin fotoğrafları gösterilmiş ve daha sonra beyin görüntüleme teknikleriyle beyinde nerelerin harekete geçtiği tespit edilmeye çalışılmış. Medial insüla denilen beynin orta bölgesi ve beynin ön bölgelerinde daha fazla kan akımı ve hareketlenme görülmüş. Endorfinler de çok önemli. Bunlar daha çok morfin benzeri etki yapan birtakım hormonlar. Bu hormonlar ağrıları hafifletir, vücut direncini artırır, kişinin daha enerjik, pozitif, mutlu olmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir. Aşık olunca ayaklarımızın yerden kesilmesini işte bu hormonlar sağlıyor aslında. Aşk aslında uyuşturuyor bizi".

    Aşk hormonları harekete geçirerek mutlu ve sağlıklı olmamızı sağlıyor. Aşk bittiğinde ise kendimizi mutsuz, sağlıksız, güçsüz, bitkin ve hasta hissetmemizin nedeni de zaten bütün bu hormonların aniden geri çekilmesi... Aşk, vücutta bir takım değişikliklerin olduğu ve farklı bir ruh haline girdiğimiz bir durum. Ancak uzmanlara göre bu durum sonsuza dek sürmüyor. Kobak, "Beyindeki değişiklikler, hissettiğiniz olumlu hava, endorfinlerin salgılanması, kalbin hızlı hızlı atması, ilelebet sürmüyor. Kimisinde bu durum 6 ay, kimisinde 2 sene sürebiliyor. Ama yeni bir çalışmaya göre bu 'pozitif havanın' ortalama 2 sene sürdüğünden söz ediliyor. Daha sonra yavaş yavaş bu dinginleşiyor ve aşkın yerini oturmuş bir sevgi, paylaşım, güvene dayalı bir sevgi alıyor" diyor.

    Peki "Aşkımız hiç bitmedi" diyenler yalan mı söylüyor? Uzmanlara göre bunu söyleyenler aslında sevgi, güven ve huzuru, "aşk" olarak nitelendiriyor...

    Aşkın yan etkileri de var

    Mevsimlerin de çok büyük etkisi var duygu durumumuza. Yani "Ben her bahar âşık olurum" gibi sözler boşuna söylenmemiş. Çünkü özellikle de bahar ve yaz mevsimleri, melatonin uyarıcı hormon salgılanmasını, bu dönemlerde kişilerin duyguları çok daha yoğun hissetmesini ve çok daha kolay âşık olmasını sağlıyor.

    Aşkın fizyolojisinden söz eden Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nörofizyolog Dr. Sabri Derman, bu mekanizmanın genellikle, beyindeki çeşitli fonksiyonları uyaran, artıran ve keskinleştiren hormonların ve nörotransmitter denen sinirler arası uyarıları ileten kimyasal maddelerin artması şeklinde işlediğini söylüyor. Özellikle dopamin, adrenalin, oksitosin ve feniletilamin gibi bileşimlerden söz eden Derman, âşık olunduğunda iştah kapanması veya uyku düzeninin bozulmasını da beyindeki ilgili merkezlerin etkilenmesinden dolayı ortaya çıktığını vurguluyor.

    Derman, "Aşk süresince insanların sadece duyguları değil, görsel, işitsel, kokusal ve dokunsal algıları, bunlarla ilgili verilerin belleğe geçirilmesi de güçlenir. Sevgili ile ilgili en önemsiz sözler ve ayrıntılar belleğe öncelikli olarak geçer ve yerleşir. Sadece duyular değil, duygular da şiddetli solunum, nefes artışı, kalp atım sayısı artması, terleme, ağız kuruluğu, midede ağrılar, kaslarda zayıflık ve titremelere yol açabilir. Merkezi sinir sisteminin duygularla ilgili limbik sisteminde ve bağlantılı bölgelerdeki tüm reaksiyonların artması ve keskinleşmesi, sadece mutluluk ve haz veren duyuların ve duyguların değil, üzüntü ve acı verenlerin de aşırı şekilde algılanmalarına ve tepki görmelerine neden olur" diyor. Yani başkası söylese duymayacağınız veya aldırmayacağınız bir sözcük devasa anlam ve önemler kazanabilir, gülüp geçeceğiniz olaylar ise pek çok davranış bozukluğuna, hatta ayrılık ve intiharlara dahi yol açabilir.

    Derman, "Özellikle mantık, sağduyu, çok yönlü düşünsel becerilerin yönetildiği beynin frontal lobundaki işlevsel değişiklikler, âşıkların 'herkesi kör, elâlemi aptal saymalarına' neden olur, normal zamanda almayacakları riskleri almalarına ve çıkarsamalar, genellemeler, zihinsel silmeler yapmalarına sebep olur" diyor. Derman'a göre aslında aşk, beyinde birtakım 'hasarlara' yol açıyor. Derman, "Beyinlerinin ilgili bölgelerinde hasar oluşması veya kimyasalların etkilerini ortadan kaldıran maddeler, aşkla ilgili duyu ve duygu fırtınalarını da bloke edebilirler. Mesela birçok antidepresan ilaç orgazmı ve ejekülasyonu zorlaştırabilir, kan basıncı düşürücüler ereksiyon sorunu yaratabilir, diğer ilaçlar duygusal küntleşmelere yol açabilir. Öte yandan alkol ve ecstacy, amfetamin gibi merkez sinir sistemini zehirleyecek derecede uyarabilen maddeler, cinsellik ve aşkla ilgili dürtü ve duyguları da arttırırlar ya da azdırırlar. Aşkın sağlıksız etkileri, özellikle tek taraflı veya dengesiz olunca, olumsuz duyguların ve yol açtıkları bedensel işlevlerdeki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkar" diyor.
     
  12. 27 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  13. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.099
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Cinselliğin püf noktaları
    Her insan kendisinde var olan potansiyel zevkin tadını olabildiğince çıkarmak ister. Ancak bunun da kendine göre bazı püf noktaları vardır. Herşeyden önce bir ilişkiye hazırlanırken sakin olmak, bunun bir güç göstergesi ya da mücadele olmadığını kabul etmek ve insanın kendisiyle ve eşiyle barışık olması çok önemlidir. Bir de bunlara ek olarak aşağıdaki noktalara göz atarsanız mutlu olmamanız için hiçbir sebep yok!


    Cinsel ilişkiden önce tüm kızgınlıklarınızı unutun. Sakinleşin. Siz rahatlarsanız eşiniz de rahatlayacaktır.
    Önsevişme, siz birbirinize dokunmadan önce başlar. Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik her ikinizin de enerjisini artırır.
    Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Vücut enerjisinin başka bir rakibi olmamalı. Dolu mideyle cinsel ilişki spermi azaltır ve hazımsızlığa neden olur. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Aksi takdirde vücut bunları ısıtmaya çalışarak cinsel enerjiyi de harcar.
    Yorgun, aç ve kızgınken cinsel ilişkiden kaçının.Harcanan enerji dengesizliğe neden olabilir.
    Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir.
    Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir.
    Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır.
    Cinselliği teşvik edici ek ilaç ya da maddeler kullanmayın. Kendi silahlarınızı kullanın.
    Vajinaya çok güçlü yüklenmeyin. Bu beraberinde bitkinlik, vajinada duygusuzluk ve ağrı getirebilir.
    En iyi sevişme zamanı bahardır. Spermin en fazla olduğu dönemdir.
    Mekanik seksten kaçının. Cinsel ilişki bir şölen olmalıdır. Kadının masturbasyon aracı olarak kullanılması cinsel enerjinizin geri dönüşümünü engeller.
    Hareketleri planlamaktan kaçının. Sürpriz ve doğaçlama olmasına fırsat verin
     
  14. 27 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  15. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.099
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    İçimizi bir veriş, bir sunuş kıvancıyla doldurabildiği gibi vermeye can attığımız armağanları eşimize sunmaktan bizi alıkoyan bir korku da yaratabilir.

    Cinsellik bize, bir kendine güven duygusu da verebilir; bizi sıkıntıya, kaygılara da boğabilir. İstekle gerçekleşen bir cinsel yaklaşım da vardır; çeşitli isteksizliklere karşın cinsel ilişki kurmak da. Cinsellik kişinin gururunu okşayan bir şey de olabilir; kişiyi utançtan utanca sürükleyen bir şey de! Cinsellik, yatağımızı her şeyin ötesinde bir sevgiyle doldurabilir; suçluluk duygusundan, korkudan, öfkeden doğan yumruklarıyla sevgiyi yataktan da kovabilir.

    Kendimize dikkatli bir gözle bakarsak, geçirdiğimiz günün her saatiyle ilgili duyguların cinsel birleşmeye yansıdığını görürüz. Öğleden sonra yaptığımız, sonuçsuz kalmış bir tartışma bizim cinsel birleşmeye bir öfke tortusuyla yaklaşmamıza yol açabilir. Ya da sabahleyin aldığımız bir doğum günü armağanı, bir güzel dost mektubu, pırıltısını ve sevincini o geceki cinsel eylemimize katar. Öte yandan, evliliğin başlangıcında ortaya çıkan ve yıllar boyu sürüp giden anlaşmazlıkların kızgınlığı ve hıncı ile bunların etkileri kolayca hatırlanabilir. Oysa evlenmeden, hatta birbirimizi tanımadan çok önceki yılların birikimi olan birçok duyguların da yatağımıza sızmakta olduğunu... bu eski duyguların bugün hâlâ yaşama ve sevme yöntemlerimize etki yaptığını kavrayıp bunları ayrımlamak zordur.

    Çocukluğumuzdan kalma duyguları, bilerek ya da bilmeyerek, cinsel eyleme, eşimize beslediğimiz sevgiye (ya da sevgisizliğe) yansıtmamız kabildir. Örneğin sevginin verilebilecek, inanılabilecek bir şey olduğunu hissetmek gibi. Bu tür duygular çocukluğumuzda ana babamızdan gördüğümüz sevgiden kaynaklanır. Onlar bizden karşılıksız, hiçbir şey beklemeden sıcak, sağlam bir sevgi verebilmişlerse biz de büyüyünce kurduğumuz yakın ilişkilerde köle olmadan, kölelik beklemeden sıcak ve sağlam bir sevgi göstermeyi başarabiliriz.

    Çocukluktan kaynaklanan birçok duygu cinsel yaşamda ve evlilikte başımıza irili ufaklı dertler açar. Bu duygular şiddetle arzulayıp elde edemediğimiz çeşitli doyumlarla ilgili olabilir. Çocukluğumuzda yeterince sevilip beğenilmemişsek yetişkinliğimizde kendine güvenemeyen biri olup çıkabiliriz. Çocuklukta son derece önemli olan sevilme arzumuza kavuşamamışsak şimdi bize sunulan sevgiye inanıp güvenmekte güçlük çekeriz.

    Çocukluğumuzun korkuları da cinsel yaşamımızı ve evliliğimizi etkileyebilir. Bunlar, gerçek olayların doğurduğu korkular olabildikleri gibi, çocukluk hayallerinin yarattıktan da olabilir. Gözümüzde canlandırdığımız dehşetli şeyler, karabasanlar, ödümüzü koparan cezalar; cinsellikle ilgili her şeyimize suçluluk ve utanç gölgesi düşüren korkular; kendimize olan güvenimizi sarsıp sevilmeye layık olmadığımızı bize fısıldayan kuşkular, hep bu çocukluktan kalan tortulardır.

    Küçüklüğümüzde baş gösteren öfke ve hınçlar da yetişkinlik yaşantımıza yansıyabilir. Kardeşlerimize, annemize, babamıza duyduğumuz kızgınlığı şimdi eşimizden çıkartabiliriz. Bunun bilincinde değilizdir belki de. Hatta o ilk öfkeleri çoktan unutmuşuzdur. O öfke anlarında neler duyup düşündüğümüz de belleğimizden iyice silinmiş olabilir. Çoğumuzun anımsadığı, "Ben de evden kaçarım o zaman pişman olurlar." düşüncesidir. Çocukların öfke anlarında düşledikleri renkli ve heyecanlı öç alma yöntemleri gerçekleşmediği gibi anılardan da çarçabuk silinir, gider. Ne var ki bilinçaltında yaşarlar.

    Böyle hayallerin yıllar yılı içimizde gizli olarak yaşayabilmesi kimimize doğal, kimimize ise garip gelecektir. Ne var ki bunlar çoktan unutulmuş oldukları halde tam cinsel ilişki sırasında dirilip bizimle birlikte yatağa girebilirler. Bizimle birlikte sofraya oturup eşimizle aramızdaki bir metrelik mesafeyi birkaç kilometreye çıkartabilirler. Ufacık bir kusur piresini kocaman bir suç devesine dönüştürebilirler. Kökü geçmişte olan bu tür duygular bilinçdışı da olsalar cinsel eylemlerimiz sırasında bizi rahatsız ederler.

    Oysa biz burada, bugünü yaşamaktayız! Geri dönüp her şeyi yeni baştan kurmamıza imkân yoktur. Evliliğimiz çok eski de olsa, ancak "bugün"le işe başlayabilir, onarımı ancak "bugün"den başlatabiliriz. Geçmişteki olayların üstünde durmanın en önemli yararı "bugün"ümüze ve "yarın"larımıza ışık tutmalarını sağlamaktır
     
  16. 30 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  17. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    Sex sadece sevk aracı olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz! İşte seksin binbir faydası…

    1. Seks bir güzellik tedavisidir. Bilimsel araştırmaların gösterdiği gibi, kadınlar seks yaptığı zaman büyük miktarda saçları parlaklaştırıp deriyi
    yumuşatan östrojen hormonu üretmektedir.

    2. Yumuşak, gevşemiş halde sevişmek dermatitsi, derinin tahriş olması ve
    deri lekelerinden muzdarip olma ihtimalini azaltmaktadır. Üretilen ter
    derideki gözenekleri temizlemekte ve derinize parlaklık kazandırmaktadır.

    3. Sevişmek o romantik akşam yemeğinde edindiğiniz kalorileri yakabilir.

    4. Seks yapabileceğiniz en güvenli sporlardandır. Neredeyse vücuttaki her
    adaleyi çalıştırıp güçlendirir. 20 tur yüzmekten daha eğlencelidir ve palet
    takmanız gerekmez!

    5. Seks hafif depresyon için anında etkili olan bir tedavidir. Kan akımına
    endorfinlerin salgılanmasını sağlar ve bu sayede şevk hissi üretir ve
    kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

    6. Ne kadar seks yaparsanız, o kadar seks önerisiyle karşılaşırsınız. Cinsel
    açıdan aktif vücut daha fazla miktarda feromon denilen kimyasallardan
    salgılar. Bu latif seks parfümü diğer cinsi delirtir!

    7. Seks dünyadaki en güvenli sakinleştiricidir. Valiumdan 10 kere daha
    etkilidir.

    8. Her gün öpüşürseniz dişçiye gitmeniz gerekmeyecektir. Öpüşmek tükürüğün
    dişlerden yemek kalıntılarını temizlemesini desteleyip çürüklere ve plaga
    neden olan asit düzeylerinin düşürülmesini sağlamaktadır.

    9. Seks baş ağrılarını gerçekten geçirmektedir. Bir sevişme süreci beyindeki
    kan damarlarını daraltan gerilimleri gevşetebilir.

    10. Bol bol sevişmek tıkanık burunları açar. Seks doğal bir antihistamindir.
    Astıma ve alerjiyle mücadeleyi destekler
     
  18. 31 Mart 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  19. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    En güzel zevk: Seks!


    Uzmanlar, kadın-erkek bütün insanların üreme ve orgazm arayışında olduğunu söylüyor. Bu görüşe göre; yaş ilerledikçe cinsellik üreme aracı olmaktan çıkıp, haz kaynağı haline geliyor.

    Cinsel yaşamın altın dönemi: 30'lu yaşlar

    Yaş ilerledikçe cinsel isteğin azaldığı görüşü uzmanlara göre sadece bir önyargı. Uzmanlara göre, kadın ve erkek, 30 yaşına kadar gençliğinin ve cinsel gücünün doruğunda. Ancak bu üremeye ve orgazma yönelik. 30 yaşından sonra gerek sosyal, gerekse ruhsal açıdan farklılıklar başlıyor.

    Daha iyi öğrenme şansı
    30’lu yaşlardan itibaren sosyal baskılardan bireysel olarak kurtulunduğunu ve tabuların azaldığını vurgulayan uzmanlar, cinselliğin bu yaşlarda artık doğurganlıktan ve üretkenlikten çok haz almaya geçtiğini vurguluyor. Özellikle kadınlarda; orta yaşlara adım atma, bu çağda cinsellikten daha zevk alınan ve bağımsızca yaşanan olgu haline geliyor.

    Cinsellik bir haktır
    Uzmanlar, orta yaş sonrasında da, isteğin kaybolmadığını belirterek, önyargılarla hareket edilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, "Cinsellik kadın için de, erkek için de bir haktır." İleri yaşlarda cinselliğin olmaması gibi bir şey söz konusu olamaz. Cinsellik yaş arttıkça üreme aracı değil haz haline geliyor.

    Modern insan az sevişiyor
    Cinsel bilgilerin araştırıldığı, sorgulandığı günümüzde yapılan bir araştırma, modern insanın çok fazla cinselliği yaşayamadığı ortaya koyuyor. Kinsley Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre, erkeklerle birlikte yaşayan kadınların yüzde 42’si haftada iki - üç defa seks yapıyor. Uzmanlar bunun nedeni olarak, modern kadının seks yapamayacak kadar meşgul olmasını gösteriyor.

    Kadın yorgun düşüyor 50 yıl önce kadınların çoğunun evlerinde oturduğunu ve televizyonun bu kadar yaygın olmadığını belirten araştırmacılar, modern yaşamın kadına seks yapacak enerji ve zaman bırakmadığı görüşünde birleşiyor.