Beğendiğiniz kitap sözleri.

Daedra

Druid
Kayıtlı Üye
5 Temmuz 2009
1.098
9
İnsanlara ne kadar çok muhtaç olursam onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.
...
Nedense, hayatta bir müddet beraber yürüdüğümüz insanların başına bir felaket geldiğini, herhangi bir sıkıntıya düştüklerini görünce bu belaları kendi başımızdan savmış gibi ferahlık duyar ve o zavallılara, sanki bize de gelebilecek belaları kendi üstlerine çektikleri için, alaka ve merhamet göstermek isteriz.
...
İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır? Hele bunu yapmak fırsatı, bir takım ince hesaplar dolayısıyla, ancak muayyen bazı kimselere karşı kendini gösterirse.
...
Bütün teessürlerimiz, inkisarlarımız, hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin alışılmadık, beklenmedik, taraflarındadır. Herşeye hazır bulunan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?

(Kürk Mantolu Madonna, ne güzel kitaptır, elimde olsa da tüm yazılanları geçirebilsem buraya)
 

puccalicious

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
18 Ekim 2010
43
0
"pusulanın her zaman kuzeyi gösterdiği gibi bir erkeğin suçlayan parmağı her zaman bir kadını gösterir
."

Khalid Hosseini- bin muhteşem güneş
 

ra_punzel

1.67 G.K:72
Kayıtlı Üye
11 Temmuz 2012
1.242
1.364
"dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musunuz? sırf böyle en tabii hakları imiş gibi insandan birçok şeyler istedikleri için... beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil... erkeklerin öyle bir bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hulasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki... kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini farketmemek için kör olmak lazım. herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçemiyorlar. bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek... biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey veremeyiz... ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum."

"... insan, bilhassa kadın ve erkek münasebetleri o kadar karmakarışık ve arzularımız, hislerimiz o kadar anlaşılmaz ve bulanık ki, hiç kimse ne yaptığını bilmiyor ve akıntıya kapılıp gidiyor. ben bunu istemiyorum. beni yüzde yüz doyurmayan, bana tam manasıyla lüzumlu görünmeyen şeyleri yapmak, beni kendi gözlerimde küçültüyor. bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... neden? niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak? çocukluğumdan beri buna daima isyan ettim, bunu asla kabul edemedim. niçin böyleyim, niçin diğer kadınların farkına bile varmadıkları bir nokta bana bu kadar ehemmiyetli görünüyor? bunun üzerinde çok düşündüm. acaba bende anormal bir taraf mı var? dedim. hayır, bilakis belki diğer kadınlardan daha normal olduğum için böyle düşünüyorum. çünkü hayatım, sırf bir tesadüf eseri olarak, diğer kadınları mukadderatlarını tabii görmeye alıştıran tesirlerden uzak geçti. babam, ben daha küçükken öldü. evde annemle ikimiz kaldık. annem, tabi olmaya, itaat etmeye alışmış olan kadınlığın adeta bir timsali idi. hayatta yalnız yürümek itiyadını kaybetmiş, daha doğrusu bu itiyadı asla kazanmamıştı. yedi yaşında olduğum halde onu ben idare etmeye başladım. ona ben metanet tavsiye ettim, akıl öğrettim, destek oldum. böylece erkek tahakkümü görmeden, yani tabii olarak büyüdüm. mektepte kız arkadaşlarımın miskinliği, emelleri beni daime tiksindirdi. hiçbir şeyi, kendimi erkeklere beğendirmek için öğrenmedim. hiçbir zaman erkeklerin önünde kızarmadım ve onlardan bir iltifat beklemedim. bu hal beni müthiş bir yalnızlığa mahkum etti. kız arkadaşlarım benimle ahbaplık etmeyi ve fikirlerimi kabul etmeyi zevklerine ve rahatlarına aykırı buldular. hoş tutulan bir oyuncak olmak, onlara insan olmaktan daha kolay ve cazip geliyordu. erkeklerle de arkadaş olamadım. aradıkları yumuşak lokmayı bende bulamayınca müsavi kuvvetlerle karşı karşıya gelmektense kaçmayı tercih ettiler. o zaman erkek azminin ve kuvvetinin ne olduğunu gayet iyi anladım; dünyada hiçbir mahluk bu kadar kolay muvaffakiyetler peşinde koşmaz ve hiçbir mahluk bir erkek kadar hodbin, kendini beğenmiş ve kibirli, fakat aynı zamanda korkak ve rahatına düşkün değildir. bir kere bunları farkettikten sonra erkekleri sahiden sevebilmem imkansızdı. en hoşuma giden ve birçok hususlarda bana yakın olan adamların bile, küçük vesilelerle, bu kurt dişlerini göserdiklerini; her ikimize aynı derecede zevk veren beraberliklerden sonra, özür dilemeye, himaye etmeye çalışan, fakat aynı zamanda herhangi bir şekilde muzaffer olduğunu zanneden ahmakça bakışlarla yanıma sokulduklarını gördüm. halbuki acınacak halde olan, zavallılıkları meydana çıkan onlardı. hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar aciz ve gülünç olamaz. buna rağmen bu hallerini bir kuvvet tezahürü zannedecek kadar yersiz bir gururları vardır..."


sabahattin ali- kürk mantolu madonna
 

patruska

BENİM KÜÇÜK MELEGİM
Kayıtlı Üye
2 Kasım 2011
267
5
Kendine dikkat et. Büyürken, yanlışların yerine doğruları koymak istediğinde şunu anımsa:
Yapılacak ilk devrim, insanin kendi içinde yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur. İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, bir düşünce uğruna savaşmak, yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.
Yolunu yitirdiğini, şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün, onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki yaprağı gür ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgarda devrilir.
Oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta can suyu bin güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir,
olayların içinde ve üzerinde olmalısın, ancak böyle gölge ve sığınak sunabilir, ancak doğru mevsimde çiçekler ve meyvelerle donanabilirsin.

Ve sonra, önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmediğin zaman,
herhangi birine, öylece girme, otur ve bekle. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan, öyle soluk al.
Hiç bir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme, bekle ve gene bekle.
Dur, sessizce dur ve yüreğini dinle.
Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git...""

Susanna Tamaro'nun "Yüreğinin götürdüğü yere git"
 

patruska

BENİM KÜÇÜK MELEGİM
Kayıtlı Üye
2 Kasım 2011
267
5
bastırdı gögsüne yavrusunu annelerin ilki. Saçlarının kuytusuna gömdü cennet kokusunu. gögsünden ilk sütü emdigi an. Öyle yükseldi ki ruhu havva nın başı ar şı rahmana vardı. Cennetten sürgün edilmiş kadının cennet şimdi ayaklarının altındaydı la sonsuzluk hecesi nazan bekiroglu
 

ozlemarda

Şeker Prenses♔Tuz Kral♕
Kayıtlı Üye
24 Nisan 2009
3.570
4
"Yaşamak için bütün alçaklıklara boyun eğen zayıf ruhlu insanları rezil edici bir ölüm bekler. Şehadeti seçme cesareti gösteremeyen kişileri ölüm seçecektir."

Kerbela Aşk'a Belâ : Hz. Hüseyin
 

thepowerofnow

Üye
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
18 Mart 2018
91
104
Uzviyi ulvileştrmek bakırdan altın imal etmek gibi hayal. Hayatımıza salgı bezlerimiz hükmediyor.
...
Belki inananlar uzviyetin çığlıklarını dualaştırabilirler.
...
Uzviyet de tabiatın bir parçası. Ona hakim olmak için boyun eğeceksiniz önce.


Cemil Meriç - Jurnal
 
Yukarı Alt