Çerkez'lerin buluşma noktası...

adigehigebz

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
21 Nisan 2011
58
9
1-ÇERKESLER

Başlıca kabileleri Kabardeyler, Besleney (Besni)ler, Kemirguvey (Temirgoy-Çemguy)ler, Şapsığ (Şapsuğ)lar, Janeler, Natukhaçlar, Ubuh (Ubıh-Vubıh-Ubukh)lar, Abzah (Abzakh)lar, Bjedug (Bjedukh)lar ve Mahuş (Makhoş)lardır. XIX. yüzyılın ortalarında Çerkeslerin toplam nüfusunun ne kadar olduğu hakkında kesin bir sonuca varmak pek mümkün değildir. Çeşitli kaynaklarda verilen rakamlar 400.000 ile 1.500.000 arasında değişiyor(1).

Çerkes kabilelerini Metçunatuka dil yönünden üç ana gruba ayırıyor(2).

1- Kuzey Çerkesleri (Abzah, Hatukuay, Kemirguvey, Adamey, Mahoş, Şapsığ, Natukhaç ve Ubuh kabileleri),
2- Büyük ve Küçük Kabardeyler ile Besleneyler,
3- Abazalar.

Dil bakımından Kuzey Çerkesleri (Ubuhlar hariç olmak üzere) birbirlerini anlayabilirler. Ancak bunlar ile Abhaz-Abazalar anlaşamazlar. Ubuhlar da Abhaz-Abazalar'a daha yakın oturdukları için onların tesirleri altında kalarak Kuzey Çerkeslerinden dil yönünden farklılaşmışlardır. Bu nedenle dilciler genellikle Ubuhları Çerkesler ile Abhaz-Abazalar arasında ara yerde bulunan ve ayrı bir kabile olarak ele alırlar.

Aslında bütün Çerkes kabileleri ile Abhaz-Abazalar aynı kökten çıktıkları halde iki grup birbirlerinden genel olarak Kafkas Dağları ile ayrılmışlardır. Kuzey Çerkeslerinin yüzleri kuzeye, yani Kuban Nehri'ne doğru dönük olduğu halde, ikincilerin yüzleri ve ilişkileri daha çok Karadeniz'e ve Gürcistan istikametine dönüktü. Abhazların iç kesimlerde ve dağlar arasındaki vadilerde oturanları (Abazalar) Çerkesler ile köprü görevini görmüşlerdir. Karadeniz kıyılarında oturan Abhazlar Gürcüler'le yakın ilişkiler içerisinde oldukları gibi, aralarında onların tesiriyle Hırıstiyanlık dahi yayılmıştı(3).

a) Kabardeyler

En kalabalık Çerkes kabilesidir. Büyük ve Küçük Zelençuk havzalarından güneydoğuya doğru Vladikafkas'a kadar uzanan ve Kuma ile Terek'in yukarı kollarının suladıkları geniş bölgede otururlar.

Batı komşuları Besleneyler (ki Kabardey'in bir kolu olarak kabul edilirler), Abazalar, doğu komşuları Çeçen-İnguşlar, güney komşuları ise Karaçay-Balkarlardır(4). Büyük ve Küçük Kabardeyler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Büyük Kabardeyler Nalçik ve çevresinde, Küçük Kabardeyler ise Mozdok (Mazdek veya Mezdegü) çevresinde otururlar.
Bu kabile Kafkasya'nın en hassas noktalarından birini tutar (ki Daryal geçidinin ağzıdır burası) ve aynı zamanda Doğu ve Batı Kafkasya arasında köprü görevini yapar, burası. Ancak XVI. yy.dan itibaren genellikle Kabardey'in Rusya ile ilişkileri iyi olmuştur. Hatta Kabardeylerin prens sülalesi ile Rus çarları arasında akrabalık bağları dahi kurulmuştu. Arazilerinin Rusların saldırılarına açık olmasının onları Ruslarla iyi geçinmek mecburiyetine sürüklediğini dikkate almak lazımdır.

Bu nedenlerle Kabardeyler Ruslar'la mücadelelere diğer kabileler kadar katılmamışlardır. Ancak, bazı grupların soydaşlarının mücadelesine seyirci kalmamak için Abzahların yanında yer almış oldukları da görülmüştür.(5)

b) Besleneyler

Büyük ve Küçük Laba vadileri ile Urup (Varpa) havzasında otururlardı. Ayrıca Kuban Ovası ile Çegen, Fars ve Psefır vadilerine kadar da yayılmışlardır(6). Genellikle Kabardeyle birlikte zikredilirler. Zaten yukarıda belirttiğimiz gibi Kabardeylerin bir kolu oldukları söylenmektedir(7). Kafkas kabilelerinin en asili ve fiziksel yapı bakımından en güzel insanların çıktığı bir kabile olarak kabul edilirler. Batılarında Kemirguveyler ve Abzahlar bulunur. Güneybatı ve güneylerinde ise Barakay, Kazılbeğ, Segerey ve Başılbeğ gibi Abaza oymakları bulunur. Kuzeyden ise Besleneylerin arazisi Kuban Nehri tarafından sınırlanır(8).

c) Kemirguveyler

Kuban Nehri ile Laba ve Şagvaşe nehirleri arasındaki bölgede otururlar. Üç gruptan meydana gelirler.

1- Kuban Nehri'ne doğru Adameyler,
2- Ciraki ve Ratazay civarında Yegerkoylar,
3- Kiraylar, Kemirguveyler'in yaşadıkları bölge kuzeyden Kuban, doğudan Besleneyler, batıdan Bjeduğlar, güneyden ise Abzahlar tarafından çevrilir(9).

d) Şapsığlar

Kuban Nehri'nin güneyindeki düzlük ile Kafkas Dağları'na kadar uzanan bölgede ve doğudan Bjeduğlar ve Abzahlar, batıdan ise Natukhaçlar'la çevrilidirler(10). Yurtlarını başlıca Psekups, Psehiş ve Pşeha ırmakları gibi Kuban'a dökülen akarsular sularlar. Şapsığların bir grubu Kafkas Dağları'nın güney eteklerinde Psizuy Vadisi'nde oturur(11). Natukhaçların da Şapsığlar'dan ayrılmış bir kitle oldukları da ileri sürülüyor(12).

Bunların Tuapse yakınlarında oturan kolonilerine "Küçük Şapsığlar", dağların kuzeyinde Kuban'a doğru oturan ana kütlelerine ise "Büyük Şapsığlar" denir(13).

e) Janeler

1778'e kadar Kuban'ın sağ sahilinde oturan Janeler, Ruslar'ın yaklaşması üzerine bu nehrin sol sahiline çekilmişlerdir. 1864'e kadar Adegum Irmağı boyunca ve Pşets ile Kholay vadilerinde, Karakubanski Adası'nda yaşadılar. Doğudan Şapsığlar, güneyden de Nakuthaçlar ile komşu idiler(14). Ancak büyük ölçüde bu iki kabileye karışarak erimiş olduklarından, göç devresinde nüfusları çok azaldı.

f) Natukhaçlar

Karadeniz kıyılarında, Taman Yarımadası'ndan kıyı boyunca Şapsığ, Ubuh ve Abzah bölgelerine kadar uzanan alanda yaşıyorlardı. Adegum, Tsemez, Taşıps, Bakan, Lieşepsin, Kudak, Nefılh (Nepif), Psıf, Khups, Prebeps vadileri Natukhaçlara ait idi. Anapa ve Novorossiski çevrelerinde daha yoğun olarak bulunuyorlardı(15). Kafkasya'da Rusya'ya karşı en faal bir biçimde karşı koyan kabileler arasında yer almışlardı.

g) Ubuhlar

Natukhaçlar, Şapsığlar, Abzahlar ve Abhaz-Abazalar arasında ve Karadeniz kıyılarına doğru uzanan bölgede oturmaktaydılar. Şagvaşe (Byelaya) ile Pşeha ırmaklarının kaynakları ve Ziguebze (Zuebze) Lou (Lon), Nige, Bath, Dagomeps, Psıkh, Şaşe (Sakhe) ve Hamiş ırmaklarının vadileri de Ubuhların bölgesinde idi. Ruslar'a en son teslim olan kabiledir. Tamamı 1864'de göç etmiş olduğundan Kafkasya'da hiç Ubuh kalmamıştır(16).

h) Abzahlar

Kabardeylerdan sonra en kalabalık Çerkes kabilesidir. Bu kabilede Ruslara karşı mücadelelerde Natukhaçlar ve Ubuhlarla birlikte en ön saflarda yer almıştır. Bu kabile içinde diğer kabilelere göre asillerin nüfuzu daha az ve sınıf farklılıkları daha az belirgindir.
Bu kabile, Kafkas Dağları'nın kuzey eteklerinde ve Kuban'ın orta mecrasına katılan kollarının suladıkları bölgede yaşarlar (Burası Batı Kafkasya'nın merkezi kesimi olduğu için tabii olarak Abzahlar da denebilir ki Ruslara karşı en önemli ve etkili mukavemet gösteren kabile olmuştur). Başlıca, 1- Şagvaşe (Khurçips, Pşeha, Pkhats, Tfiseps kolları, 2- Laba, Psizun (Psızuy-Malaya Laba) Şegupsin, Hagur, Fars kolları, 3- Psıj, Mat (Mari), Pças (Pçah) kolları, 4- Psekups ırmağı vadilerinde oturmaktaydılar(17).

i) Bjeduğlar

Doğudan Kemirguveyler, batıdan Şapsığlar, güneyden Abzahlar, kuzeyden de Kuban Nehri tarafından sınırlanırlar. Rusların XIX.yy. başlarındaki baskılarına kadar Kuban Nehri'nin kuzeyinde otururlardı. Kuban'ın güneyine göç ettikten sonra Psıkh, Mart (Psıkhomat), Pçah, Psekups, Çebi, Unabat ve Sup vadilerine yerleşmişlerdi(18). Nisbeten küçük bir kabile idi.

j) Hatıkoylar (19)

Küçük bir kabiledir. Osmanlı topraklarına göç eden nüfus içerisinde bu kabileye mensup kişilerden de söz edilmektedir. XVIII. yy.ın sonlarında Bjeduğlar'ın batısında ve Kuban
Nehri'nin sol tarafı ile Şagvaşe'nin sağ tarafında oturuyorlardı. Ancak XIX. yy.ın ilk yarısında daha doğuya kayarak Bjeduğlar ve Kemirguveyler'in arasına yerleşmişlerdir(20).

k) Makhoşlar

Bu kabile de küçüktür. Ancak bunlardan da bilhassa 1858-1859 yıllarında bu tarafa bir çok grubun göç etmiş olduğuna dair kayıtlara Osmanlı Arşiv belgelerinden rastlanmıştır.
Bu kabile Laba ve Şagvaşe ırmaklarının orta mecraları arasında ve Fars'ın yukarı boylarında oturuyordu. Daha önceleri ise Batınkoy'un kuzeyinde ve Laba'nın batısında oturmaktaydı(21).

2- ABHAZ-ABAZALAR

Genel olarak kıyı kesiminde oturanlar Hıristiyan iken, iç kesimlerde ve dağlar arasındaki vadilerde oturanlar (Abazalar) Müslümandır. Dilleri Çerkes kabilelerinin dillerinden oldukça farklılaştığından, Kafkas dilleri arasında ayrı bir dil grubu olarak ele alınırlar(22).
Kıyı kesiminde oturan ana Abhaz kitlesinden ayrı olarak dağlarda ve Kabardeyler ile Besleneylere yakın olarak oturan Abaza (veya Abazin)ların şivelerinde farklılıklar ortaya çıkmış ise de ana kitle ile zorluk çekmeden anlaşabilirler(23). Ancak ilişkileri ana kitleden çok Kabardeyler ve Besleneyler ile daha kuvvetli olmuştur.

Abhazlar İngur Irmağı'ndan kuzeye doğru Kafkas Dağları'nın zirvelerine ve Karadeniz kıyıları boyunca Adler'in ötesine kadar uzanan geniş bir bölgede yaşarlar. XIV.yüzyıla kadar Kuban boylarına kadar olan sahada da kolonileri vardı. Ancak kuzeyden inen Kabardeylerin baskısı sonucunda yerlerini tümüyle onlara bırakarak ana kitleleriyle Karadeniz kıyılarına inmek zorunda kaldılar. Bununla beraber Kafkas Dağları üzerinde ve Kuban Nehri ile bu nehre katılan ırmakların kaynaklarında bir kısmı kalmaya devam etti. Bunlar (yani Abazalar) kendilerini kuzey ve kuzey batıdan çeviren Kabardeyler ve Besleneylerin tesiri altına girmişler ve birincilerin egemenliğini kabul etmişlerdir(24).

Abhaz-Abazalar güney ve güney-doğudan Gürcülerle, kuzey-doğudan (aşağıdan, yukarıya doğru) Svanlar, Karaçay-Balkarlar ve Kabartaylar ile komşudurlar. Kuzeyden ise Besleneyler, Abzahlar ve Ubuhlar ile çevrili idiler(25).

İki ana kitleye ayrılırlar: Abhazlar (Kendilerine Apsuva derler), Abazalar (Abazinler, kendilerine Aşuva derler) (26).

1-Abhazlar: Karadeniz kıyıları boyunca İngur Nehri'nden, Adler'in ötesine ve hatta Soçi yakınlarına kadar uzanan kıyı şeridinde ve İngur Vadisi boyunca iç kesimlerde otururlar. Belli başlı oymakları beş tanedir; Kıyı boyunca kuzeyden güneye doğru Ciget (Ziget)ler, Abzıblar, Ahçipsular (Ahçipsa). İç kesimlerde ise kuzeyde Zamballar (Hırps veya Tzaballar), güneyde ise Aybğa(27). Bu kıyı Abhazlarının bir kısmı Rusya ile iyi geçinme politikasını benimsemiş, bir kısmı ise Çerkes kabileleri ile birlikte veya ayrı olarak Rusya'ya karşı mücadele etmiştir ki bunlar genellikle Müslüman Abhazlardır.

2- Abazalar: Kuban'ın kaynaklarına yakın olan bölgede ve yukarı boylarında otururlar. İki ana gruba ayrılırlar; I- Tapanta (Altı Kesek Abaza): Kuban kaynakları, Büyük ve Küçük Zelençuk vadilerinde otururlar. Yurtları Kuma ve Podkumuk sularına kadar uzanır. İsimlerini beylerinden alan altı gruba bölünürler. Dudaruk, Lo, Kliiç, Kyeç, Biberd ve Cantemir. II-Şkaraya (veya Aşkar): Yedi oymakdan meydana gelir: Mudavey, Kazılbeğ, Şegerey, Tam, Başılbeğ, Barakay ve Bağ(28). Bu Abazalar Rusya ile savaşa en şiddetli bir biçimde katılmışlardır(29).

3-GÜRCÜLER

Çoruh Vadisi'nden doğuda Alazan Irmağı ve Zakatali Mıntıkası'na kadar, kuzeyde Kafkas Dağları'nın güney eteklerinden güneyde Gümrü-Elizavetpol hattında kadar uzanan geniş bölgede yaşarlar. Kuzeyden Abhazlar, Svanlar, Ossetler, Çeçenler ve Lezgilerle komşudurlar. Güney-doğuda ise Azerilerle sınırları aşağı yukarı Nuha yakınlarından geçer. Güneylerinde Ermeniler bulunur.
Dil bakımından "Güney-Batı Kafkasya Dilleri Grubu"nu oluşturmakla birlikte 9 gruba ayrılırlar(30).

1- Asıl Gürcüler: Tiflis çevresinden ibaret olan Kartli ile doğusunda bulunan Kakheti'de otururlar. Zakatali civarında oturan İnguiller'de bu gruba dahil edilirler.
2- İmeretler: Riyon ile Yukarı Kura ırmakları arasında otururlar.
3- Gurienliler: Kutais yakınında yaşarlar.
4- Acaralar: Batum civarında yaşarlar.
5- Kevsurlar
6- Tuşlar
7- Pşavlar: Tiflis'in kuzey doğusunda otururlar,
8- Mengreller: İngur ve Riyon Irmakları arasında otururlar.
9- Lazlar: Çoruh Vadisi'nde otururlar(31).

Bunların en kalabalık grupları Asıl Gürcüler, İmeretler ve Mingrellerdir. Lazlar ve Acaralar tamamıyle Müslüman olup, Gürcüler arasında da Müslüman olanlar vardır.

Malte Brun, Gürcüler'in 1832 civarında 300.000 nüfusa sahip olduklarını ileri sürmüştür(32). A. Cevdet Paşa ise Kırım Savaşı esnasında onların 100.000 haneye yakın olup, 66.000 hanesinin Hırıstiyan, 6.000 hanesinin Müslüman, 8.000 hanesinin de putperest olduklarını belirtmektedir(33). Öte taraftan E. Orsolle (1885 civarında) yaklaşık olarak Asıl Gürcüler 1.500.000, Pşavlar 8.000, Tuşlar 5.000, Khevsurlar 7.000 nüfus olarak belirtiliyordu(34). Von Thielmann ise (1872 de) "aşağı, yukarı 900.000 nüfus" diyor (Ancak bu hesaba yalnız Kartli ve Kakheti Gürcüleri'ni dahil etmiş olacak)(35). Bryce 1877 de 550.000, 1896 da ise 800.000 rakamlarını vermiştir(36). 1897'deki resmi Rus nüfus sayımına göre ise Gürcüler'in nüfusları 1.339.100 kişi olarak hesaplanmıştır.

Gürcülerin büyük kısmı Ortodoks Hıristiyan oldukları için Müslümanlara karşı kendilerini korumak amacıyla önce Bizans İmparatorluğu ile XVII. yüzyılın başlarından itibaren de Rusya ile işbirliği yapmışlardır. Batıdan Osmanlıların, güneyden de İranlıların sıkıştırmaları karşısında Rusya'nın yardımını sağlamaya çalışmışlardır. Gürcistan'da gittikçe artan Rus nüfuzu nihayet II. İrakli zamanında (1783 de) bu ülkenin Rusya'nın himayesi altına resmen girmesine yol açmıştır. 1801 de ise I. Jorj'un saltanatı esnasında Rusya, Gürcistan Krallığı'nı ortadan kaldırarak, bu ülkeyi Rusya'ya ilhak etmiştir. Bu olay, milliyetçi Gürcülerin ayaklanmalarına yol açmışsa da Ruslar XIX. yy.ın ilk çeyreğinde çıkan bu ayaklanmaları bastırarak bu ülke üzerinde tam bir kontrol kurmuşlardır. Bundan sonra Gürcistan hem Kafkasya'yı güneyden kuşatmak, hem de Anadolu'ya saldırmak için mükemmel bir üs görevini görmüştür.
Ancak Müslüman Gürcüler ve Acaralar Rus egemenliğine boyun eğmek istememişler, sık sık ayaklanmışlardır. Çerkeslerin göçlerinden etkilendiklerinden bunların da (herhalde) çoğunluğu Osmanlı topraklarına göç etmişlerdir.

4- SVANLAR

Elbruz Dağı'nın güney eteklerinde yaşayan ve daha Strabon'un dahi bahs etmiş olduğu bu kabile XIX. yy.ın ikinci yarısında (herhalde) 15-20.000 nüfusa sahıpti(37). Dilleri Gürcüce'ye bağlanmakla beraber farklılıkları da vardır. Küçük ve çeşitli yönlerden önemi az olan kabile idi. Gerek Kafkasya'daki savaşlarda ve gerekse göçlerde herhangi bir rolleri olduğuna dair bir bilgimiz yoktur. Aralarında Hırıstiyanlık ve putperestlik yayılmış idi. 1856 da Rus egemenliği altına girmişlerdir(38).

5- ÇEÇEN-İNGUŞLAR

Esas yurtları; Vladikafkas'ın doğusuna düşen ve Terek Nehri'nin kolları olan Sunja ve Argun'un suladıkları bölgedir. Kuzeyde Terek Nehri'ne, doğuda Andi Koysu ve Argun ırmaklarının arasındaki arazinin ortalarına kadar yayılırlar. Güneyde Gürcüler'le irtibatları vardır. Batıda Daryal Geçidi ve daha güneye doğru Osetlerle komşudurlar. Doğuda ise Avarlar ve Andiler bulunur.

Genel olarak Çeçen-İnguşlar Kafkasya'nın stratejik önemi en büyük noktalarından birine sahiptirler ve bu sayede Daryal Geçidi'ni tehdit edebildikleri gibi, Doğu Kafkasya ve Batı Kafkasya arasında irtibatı korumak veya sağlamak için Kabartayların sahip oldukları avantaja bunlar da sahiptirler. Yurtları sarp, dağlık ve ormanlık olduğu için, içine girilmesi zor ve tehlikelidir (Elbette düşmanları, şimdi de özellikle Ruslar için). Ayrıca bunlar son derece savaşçıdırlar. Bilhassa arazi şartlarından yararlanarak Rus birliklerine karşı giriştikleri çete savaşı ile çok başarılı olmuşlardır(39). Dinlerine ve hürriyetlerine olan düşkünlükleri nedeniyle Şeyh Şamil'in en sadık taraftarları olmuşlardır. Sonuna kadar onun yanında savaşmışlardır. Doğu Kafkasya'nın düşmesinden sonra dahi bir çok defa Rus idaresine karşı ayaklanarak, onları uğraştırmışlardır.

Üç gruba ayrılırlar;
1- Çeçenler (Kendilerine Nokhçi derler),
2- İnguşlar (Kendilerine Galğay derler),
3- Kistler, Çeçenler ana kitleyi meydana getirirler. Argun ve Aksay havzaları ile Grozni çevresinde otururlar.

İnguşlar ikinci öneme sahiptirler ve Asa ile Sunja ırmakları arasında ve Terek Nehri'ne doğru kuzeye yayılırlar. Kistler ise hem sayıca ve hem de siyasi ve askeri yönlerden önemli değildirler. Bunlar Tuşa ve Alazan ırmaklarının kaynaklarında otururlar ve Gürcü unsurları tarafından çevrilidirler(40).

Dulaurier'ye göre (1861 de) Çeçenler (herhalde diğer gruplar da dahil olarak) 198.000 nüfusa sahip olduklarını belirtiyor(41). Orsolle 150.000 diyor (1885 de) (42). Bryce (1877 için) 115.000W Lettres..'. nin yazarı ise (1859 da) 60.000 erkek demişti(43). 1897 nüfus sayımına göre Çeçen-İnguşlar 473.906 kişi idiler. 1939 da da Çeçenler 408.000, İnguşlar 92.000, Kistler 2.000 nüfus olarak hesaplanmıştır.

Çeçen-İnguşlar'ın bir özelliği de asilzadelerin fazla bir nüfuza sahip olmayışıdır(44).

6- DAĞISTANLILAR

Tüm Doğu Kafkasya'yı kaplarlar. Ancak Kafkasya'nın yerlisi olanları (Avarlar, Lezgiler, Gazi-Kumuklar ve Darginler) daha çok dağlık bölgede yaşarlar. Hazar Denizi'ne doğru uzanan veya kuzeydoğuda Sulak ve Terek nehirlerinin aşağı mecralarını da içine alan ovalık ve düzlük (hatta daha kuzeyde step görünümü alan) kesimde Türk asıllı kabileler (Kumuklar, Azeriler, Türkmenler ve hatta Nogaylar) yaşarlar. Dağlı kabilelerin aralarında bulunan engeller (dağlar, tepeler, derin vadiler, vs.) batıdaki kadar olmasa da buradaki kabileler arasında da farklılıklar doğurmuştur. Ovaya doğru (kuzey, doğu veya güney doğu istikametinde) olan yerlerde yaşayan kabilelerin mensupları genellikle Türk kabileleri ile sıkı ilişkiler içerisinde bulunmalarından dolayı Türkçe de bildiklerinden, bu dil Doğu Kafkasya'da ortak bir anlaşma vasıtası olarak kullanılmaktadır.

Siyasi ve askeri yönden bütün dağlı kavimler gibi Dağıstanlılar da savaşçı, aktif ve hürriyetlerine düşkündürler. Bu nedenle bu bölgede (yani bütün Dağıstan'da) ovalık kesim, dağlık kesime tabi olmuştur(45). Şeyh Şamil'in Dağıstan'da en fazla dayandığı kabileler (bilhassa) Lezgiler ve daha az olmakla beraber Avarlar da dağlı kabilelerdirler.

Dağıstan'ın nüfusunu A. Cevdet Paşa (1878 de) 270.000 hane olarak tesbit ediyor(46). Allen-Muratoff ise "Mürid Savaşları" sırasında Doğu Kafkasya kabilelerinin nüfusunu tahminen 500.000 olarak veriyor(47). Binbaşı Nazmi ise 1956 da Dağıstan'ın Müslüman nüfusunu 1.450.000 olarak veriyor(48).

A- Avarlar

Dağıstan'ın kuzey-batısındaki Koysu Irmağı'nın Andi, Avar ve Kara kollarının kaynakları civarındaki bölgeler ile kuzeye doğru Kumuklar'ın oturdukları alçak ovaya doğru uzanan kesimde (Çir-Yurt'a kadar) yaşarlar. Güneyde ise Zakatali Mıntıkası'na kadar olan bölgede bulunurlar. Doğularında kuzeyden, güneye doğru Kumuklar, Darginler ve Gazi-Kumuklar (Laklar) güney doğularında ise Lezgiler bulunur. Kuzey-batılarında Çeçenler, güney batılarında ise Gürcüler bulunurlar.

Lezgilerden sonra Dağıstan'ın en kalabalık kabilesı Avarlar'dır.
Dil yönünden üç gruba ayrılırlar;
1- Avar,
2- Andi,
3- Dido (Tsez)(49).

En kalabalık grubu esas Avarlar meydana getirirler. Bunlar kuzeyde Sulak Irmağı'ndan (orta kesimleri) güneye doğru Zakatali yöresine kadar uzanırlar. Andiler ise Bottlih, Godoberi, Karatin, Bagvalal, Çamalal, Tindi ve Açvaçiş gibi alt gruplara ayrılırlar. Dido grubuna ise Hinuk, Çvarşin ve Kapuçinler dahildirler(50). Nüfusları ise 1939 nüfus sayımına göre (bir fikir vermek amacıyla veriyoruz) Avarlar 170.000, Andiler 30.000, Didolar 10.000 kişi olarak sayılmıştır.

Avarlar aslında Avar Hanlığı'na bağlı idiler. Hamzat Bek ve sonra da Şeyh Şamil Avarları Müridizm'e bağlamışlarsa da, Şeyh Şamil'in hakimiyetinin ortadan kalkacağının anlaşılması üzerine onu terk etmişlerdir.

B- Lezgiler

Dağıstan'ın güney-doğusunda yaşarlar Samur Nehri'nin orta ve yukarı mecralarında ve Şamahı yöresine kadar uzanan alanda yayılmışlardır. Doğu ve güney-doğuda Azeriler ile karışmışlardır. Kuzey ve kuzey-batıda Dargin, Lak ve Avarlarla komşudurlar. Türkçe bilhassa Lezgiler arasında geniş ölçüde yayılmıştır(51). Rutul, Kütin, Agul, Budukh, Dzekh, Tabasaran, Tsakhur, Udi ve Khinalug gibi alt kollara ayrılırlar(52). Kürinler ve Tabasaranlar en kalabalık gruplardırlar. Lezgiler'in toplam nüfusu hakkında ise A. Cevdet Paşa içlerindeki Türk nüfusu ile birlikte 50.000 hane derken(53), Orsolle 560.000 kişi olduklarını ileri sürmüştür(54).

Lezgiler, Çeçenlerle birlikte Şeyh Şamil'in en sadık taraftarları olmuşlardır. Ancak göç etmeleri konusunda Rusların bir baskısı ile karşılaşmadıkları gibi bunlardan çok az nüfusun göçüne dair kayıtlara arşiv belgelerinde rastlanmıştır.

C- Gazi Kumuklar (Laklar)

Dağıstan'ın merkezinde otururlar. Doğuda Darginler, batı ve kuzeyde Avarlar, güneyde de Kuralılar vardır. Kendilerine Lak (veya Lek) diyorlar(55). Bugün Akuşin, Şoradin, Kurakh, Rutul ve Dakhadayev kazalarında ve ayrıca Makhaçkale, Buynakski, Hasavyurt ve Kaspiiski'de otururlar(56). 1886 da 51.000 kişi olduklarını Orsolle ileri sürüyort.(57)

D- Darginler

Derbent Geçidi'nin kuzey-batısında, Hazar Denizi kıyılarına kadar yayılmışlardır. Kuzeylerinde Kumuklar, batılarında Avarlar en aşağıda Gazi Kumuklar, güneylerinde de Kaytaklar bulunurlar. Konuştukları dil Lezgiler'in konuştuklarına yakındır. Bu nedenle Lezgi kabileleri arasında da sayılırlar. Akuşa, Sutkur, Sırhal, Urkarak, Horakan, Kaytak (Haydak) ve Kubaçi gibi oymaklara ayrılırlar(58). Merkezleri Lavaşi kasabası idi.

Darginler'in en önemli oymakları (daha doğrusu grupları)
Kaytaklar ve Kubaçiler'dir. Bunlardan birinciler Hazar Denizi kıyılarında Buynakski ve Derbent arasında otururlar ve Türkçe konuşurlar. İkinciler ise Kubaçi Kasabası'nda ve çevresinde otururlar. Maden işçiliği ve el dokumacılığından büyük bir şöhret sahibidirler. Bilhassa geçen yüzyıllarda Kubaçi işleri Ön Asya'da büyük değer taşırdı.

7- OSETLER (ASETİNLER)

Aslen Alanlardan geldikleri kabul edilmektedir(59). Dilleri de İranlıların diline çok yakındır(60). Ancak Kafkas dillerinin etkileri altında önemli değişiklikler geçirmiştir(61).

Kafkasya'da Daryal Geçidi'nin güney ağzında otururlar. Doğularında Çeçenler, kuzeylerinde İnguşlar ve Kabartaylar, batılarında Abazalar ve Gürcüler bulunur. Güneyden de yine Gürcülerle komşudurlar. Onlara Çerkesler Kuşha, kendileri ise Iron derler.

Daryal Geçidi'nden başka Liakkva ve Ksa vadilerinde, güneyde Kura'ya doğru Uruk, Fiag-Don ve Ardon ile Yukarı Terek boylarında da yaşarlar.

İki gruba ayrılırlar;
1- İron,
2- Digor.

Bir ayrı grupları da Yukarı Kura'nın sağ kıyısı ile Trialet Dağı'nda ve Borjom'un doğusunda oturuyor.(62)

Ossetlerin çoğunluğu Hıristiyan olduğu için ne Rusya'ya karşı olan mücadeleye, ne de göç hareketine etkili bir şekilde katılmamışlardır. Yalnız Müslüman olanları (ki sayıca çok az oldukları anlaşılıyor) aslen Osset olan Gen. Musa Kundukhov ile birlikte göçe katılmışlardır.

Nüfusları konusunda Orsolle'de (p.20) 110.000, Bryce de (p.54, 1877) yalnız İronlar 30.000, Mülter-Hyvarnat'da(63) ise 60.000 ile 110.000 rakamları veriliyor. 1897 nüfus sayımına göre 67.300 kişidirler.

8- TATLAR (PADARLAR)

Safeviler tarafından Bakü, Kuba, Şamahı, Derbent ve Zakatali mıntıkalarında yerleştirilmiş olan İranlılardır. Pehlevi Dili'ni konuşurlar. 1877'den önce 64.656 kişi, 1897 de ise 91.300 nüfusa sahip oldukları ileri sürülüyor(64).

9- KUMUKLAR

Kuzeyde Terek Nehri'ne kadar, güneyde de Makhaçkale'nin güneyine kadar uzanan alçak arazide otururlar. Genel olarak Dağıstan'ın kuzey-doğu ve doğusundaki Hazar Denizi'ne kadar uzanan düzlükleri işgal ederler.

Kafkasya'ya ne zaman ve nasıl geldikleri kesin olarak bilinmemektedir. Onları Hazarlara, Kimaklara, Gazi-Kumuklara ve hatta Karaçay-Balkarlara bağlayanlar bulunmaktadır(65). Ayrıca Hazar Denizi kıyılarında oturdukları ve kıyıdaki "kum"dan kaynaklanan "Kumuk" ismini aldıklarını ileri sürenler dahi vardır (66). Makhaçkale, Kaspiiski, Hasavyurt, Babayurt, Buynakski ve hatta İzberbaş şehirleri Kumukların yaşadıkları alana dahildirler.
Kumuk Türkçesi üç lehçeye ayrılıyor;
1- Buynak,
2- Hasavyurt,
3- Kaytak(67).

Nüfusları ise 1880 de 80.000, 1926 da yaklaşık 150.000 olarak hesaplandığı halde 1959'daki resmi sayımda 134.967 nüfus çıkmıştır(68).

10- KARAÇAY-BALKARLAR (MALKARLAR) (69)

XIII.-XV.yüzyıllar arasında Kabartayların doğuya doğru yayılmalarına kadar Kuban, Terek ve Kuma nehirlerinin orta ve yukarı mecralarında ve onlara katılan akarsuların boylarında geniş bir sahada yaşıyorlardı. Ancak Kabartayların baskısı ile Kafkas Dağları'nın zirvelerine doğru çekilmek zorunda kalmışlar ve Elbruz Tepesi'nin etrafındaki sarp ve yüksek araziye yerleşmişlerdir.

Bunların da kaynakları pek belli değildir. Her iki boy da genellikle bir arada zikredilirler. Zaten aralarında çeşitli yönlerden bakıldığında pek bir fark yoktur. Hazarlar, Bulgarlar veya Kıpçaklardan geldiklerine dair çeşitli görüşler vardır(70).

Bunlar çevrelerinin genel olarak Çerkes-Abaza kabileleri tarafından çevrili olmasından dolayı, geniş ölçüde onların etkileri altında kalmışlar ve yarı Çerkesleşmişlerdir. Ruslara karşı da mücadele etmişler ve önemli oranda nüfusları da Anadolu'ya göç etmiştir.
1866 da Karaçaylar 13.400, Balkarlar ise 10.100 kişi idi. 1897 de birinciler 27.000, ikinciler 23.100 kişi olmuştur.(71) 1959 da Karaçaylar 81.000, Balkarlar ise 42.000 kişiye yükselmişlerdir.

11- NOGAYLAR

Aslında Nogaylar Kafkasya'da XVIII.yüzyılın sonlarında ortaya çıktılar(72). Daha XV.yy.ın ortalarında Küçük Nogay Ulusu Kuban Nehri'nin kuzeyine gelmişse de daha güneye inmemişti. 1771 de Ruslar Yedisan ve Bucak Nogaylarından üç kabileyi daha Kuban boylarına sürdüler. Daha sonra bir kabile daha bunlara katıldı. Burada General Suvorov'un katliamından kurtulabilenler Soğucak Kalesi'nde bulunan Ferah Ali Paşa'ya başvurdular. Kendilerinin Kabartay arazisinde ve Osmanlı topraklarında yerleştirilmelerini istediler. Ferah Ali Paşa'da onlardan (gerektiğinde) hem Çerkeslere ve hem de Ruslara karşı yararlanabileceğini düşünerek onların bu isteklerini kabul etti. Bunlardan 10.000'i Hacılar Kalesi yanında, 10.000'i Hatukuay arazisinde, 10.000'i Laba Nehri boyunda, 10.000'i de Anapa Kalesinin liman başında ve iki saatlik mesafede yerleştırildiler(73).
Nogayların Dağıstan dahilinde kalanlarının 1959'daki mevcutları 38.582 kişi idi. Bugün Dağıstan'ın dışında Krasnodar ve Stavropol eyaletlerinde oturanlar da bulunmaktadır. Bunlar Kazak ve Karakalpaklarla aynı Türkçeyi kullanırlar(74). Nüfuslarının büyük kısmını göçlerde kaybetmişlerdir.
 

mirve10

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
29 Mart 2012
3
0
Merhaba,bende Şapsığ'lardanım balıkesirliyim ancak kocaelinde yaşıyorum.Paylaşımınızı çok beğendim.Videoyu izlemek için tıkladım bu sayede birçok çerkez düğünü ve kliplerini izleme fırsatı buldum.İnanılmaz rahatlatı bu müzikler beni.Bende özellikle tüm çerkezlerin ağlatan kafeyi tüm versiyonları ile dinlemelerini tavsiye ederim.Telefonumun müziği ağlatan kafe her çaldığında heyecanlanırım.Herkezi de büyüler bu müzik.
 

DrAdige

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
29 Ağustos 2011
362
7
merhaba canım... bildigim kadarıyla abzehler 12 adige boyundan biri, tam emin değilim ama 12 adige boyu tek bir dil olarak adigece geçiyor diye biliyorum yanılıyor da olabilirm
Anladım.. Kusura bakmayın geç yazıyorum ama :KK70: adigece kelımesını babamda soyledı ama aramama ragmen ne bır dil bulabildim ne de abzeh bir arkadaş yinede aydınlattıgın için teşekkürler..
 

DrAdige

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
29 Ağustos 2011
362
7
:nazar: Ben Kabardeyim ve aslında adigeyiz. Ortak dil adigece ama ağız farklılığı gibi bişey oluyor ve kabardeyce ayrı bir dil olmuş. Çeçence abazaca lezgıce vs. Abzehce diye yazınca bişey bulamaman bundandır. Ailende hala konusanlar varsa eğer dilini en güzel öyle öğrenebilirsin canım. Çünkü bildiğin gibi bizim alfabemiz kiril. Ama kelimelerin latin karşılığı tellaffuzu bozuyor ve ortaya acayip bi durum çıkıyor. Her yaz 15 20 gün köyüne gidebilsen keşke (tabi köyünde konusuluyorsa bazı köyler artık hep türkçe konusuyormus dil bilen azmış bizim köyümüzde türkçe bilen çok az o yuzden rahatız) dinleye dinleye bi bakmışsın şakır şakır konusuyorsun :KK9:
Bende yaz'ın gelmesini bekliyorum dil öğrenmek için.. Ben kökümüzü soyumuzu unutmak ıstemıyorum dilini herşeyini öğrenmek istiyorum.. inşallah öğrenirim birinden.. Kabardeylerle aynıymış ama konuşma farklılıkları varmış biliyorum..
 

adigehigebz

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
21 Nisan 2011
58
9
Bende yaz'ın gelmesini bekliyorum dil öğrenmek için.. Ben kökümüzü soyumuzu unutmak ıstemıyorum dilini herşeyini öğrenmek istiyorum.. inşallah öğrenirim birinden.. Kabardeylerle aynıymış ama konuşma farklılıkları varmış biliyorum..
İnşallah öğrenirsin canım =)) Bazı minik farklılıklar oluyor tabi ama geneli aynı =)
 

azemet

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
16 Mayıs 2012
199
2
kızlaaaaar ben de varım. hatıkoyum. ama maalesef dilimizi öğrenemedim. dil öğrenme konusunda nedense pek yeteneksizim :KK70:
 
Yukarı Alt