1. Merhaba, sitemize ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz. Ücretsiz üye olmak için tıklayın...
  2. Notu Gizle

Cinsel sözlük

Konusu 'Cinsellik +18' forumundadır ve Elif tarafından 19 Aralık 2006 başlatılmıştır.

    19 Aralık 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    29.392
    Beğeni:
    16.410
    Ödül Puanları:
    488
    Biseksüel: Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan.
    Klitoris: Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar.
    Anal Seks: Cinsel organının diğer eşin anüsüne temas etmesiyle yaşanılan cinsel ilişki.
    Oral Seks: Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur.
    Mastürbasyon: Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi.
    Orgazm: Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması.
    Bakire: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.
    Bakir: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek.
    Bekâret: Cinsel deneyimi olmama durumu.
    Aseksüel: Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi.
    Heteroseksüel: Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi.
    Homoseksüel: Kendi cinsine ilgi duyan kişi.
    Lezbiyen: Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın.
    Transeksüel: Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi.
    Travesti: Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi.
    Ensest: Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması.
    Sperm: Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre.
    Penis: Erkeğin cinsel organı.
    Vajina: Kadının cinsel organı.
    Prezervatif: Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı.
    Spiral: Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç.
    Doğum kontrol hapı: Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar.
    Diyafram: Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem.
    Acil Kontrasepsiyon: Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale.
    Geri Çekme: Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi.
    Vazektomi: Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon.
    Tüplerin bağlanması: Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan “fallop” adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi.
    Takvim tutma: Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi.
    Gebelikten koruyucu iğneler: Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar.
    Ereksiyon: Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi.
    Cinsel taciz: İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak.
    Penetrasyon: Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi.
    Erken boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak.
    Geç boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.
    İktidarsızlık: Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması.
    Kısırlık: Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması.
    Nekrofili: Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik).
    Pedofili: Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık).
    Gerantofili: Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi.
    Zoofili: Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Hayvansevicilik).
    Sadizm: Cinsel ilişki sırasında acı vererek ya da acı çekerek zevk almak.
    Mazoşizm: Cinsel ilişki sırasında hakaret ederek ya da hakaret edilerek zevk almak.
    Vibratör: Titreşimli suni penis.
    Dildo: Suni penis.
    Testosteron: Erkeklik hormonu.
    Östrojen: Kadınlık hormonu

    kaynak:iskenderiye.com
     
  2. 30 Mart 2007
    Konu Sahibi : Elif
  3. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğeni:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    Eşcinsellikle İlgili Terimler

    EŞCİNSEL: Kendi cinsinden olanlara duygusal, erotik ve cinsel yönelim içinde bulunan kadın veya erkek. Eşcinsel terimi, hem kadın eşcinseller hem de erkek eşcinseller için kullanılmakla birlikte günlük hayatta daha çok, erkek eşcinselleri anlatır.


    EŞCİNSELLİK: "Homosexuality" teriminin birebir çevirisidir. Zamanında bir tıp terimi olarak tanımlanmıştır. Kadın veya erkek, kişinin erotik, cinsel, duygusal açıdan kendi cinsine yönelik olma durumudur. Toplum genelinde ve bazı ruh sağlığı profesyonellerindeki kanının aksine eşcinsellik ile transeksüalizm veya transvestik davranış birbirinin uzantısı, örneğin transeksüalizm eşcinselliğin daha aşırı bir şekli değildir.

    Bunlar ayrı düzlemlere ait olgulardır.

    GAY: Bu terim, eşcinsel kurtuluş hareketiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Başlangıçta hem kadın hem erkek eşcinselleri kapsayan bir kelime olmakla beraber, günümüzde sadece erkek eşcinseller kendileri için kullanmaktadırlar. Bu süreçte, "homoseksüellik"ten politik bir kopuş olarak tanımlanmıştır. "Homoseksüel" kelimesi, tıp tarafından tanımlanmış olduğu halde, "gay" kelimesi, aynı cinsten insanların birbirlerine karşı duygusal, erotik, cinsel yönelimleriyle yarattıkları hayat tarzını tanımlamak için, eşcinsel bireyler tarafından ortaya konmuştur. Bu kelimenin, Türkçe'ye, İngilizce'den olduğu gibi alınması 80'lere rastlar.

    LEZBİYEN: Eşcinsel kadın şair Sappho'nun yaşadığı Lesbos (Midilli) adasının isminden türetilmiş bir terim olup, duygusal, cinsel, erotik yönelimleri kendi cinsinden bireylere karşı olan kadınları tanımlamak için kullanılmaktadır.

    BİSEKSÜEL: Duygusal, erotik ve cinsel yönelimlerini kendi cinsine ve aynı zamanda diğer cinse yönelten kadın ya da erkek.

    HOMOFOBİ: Bu terim, eşcinsellere yönelik önyargı ve nefreti anlatır. Bir tür kaygı ve korku ifadesidir. Önyargılara dayalı bir çeşit ırkçılık, düşmanlık ve gay ve lezbiyenlerinlerin varlığını yadsıma, talep ve ilgilerinin meşruluğunu tanımama; kurumsal homofobi, kendini, eşcinsellik karşıtı kanunlarda, yasama organlarının, mahkemelerin dinlerin ve toplum içindeki kimi grupların yaklaşımlarında gösterir. Gay ve lezbiyenlerin yok sayılması çeşitli kurumlarca da desteklenir. Örneğin medyada aile, aşk vb. kavramların yalnızca heteroseksüellikle ilişkilendirilerek ele alınması. Cinselliğin çok katı cinsiyet rollerine ve üremeye dayalı olarak tanımlanmasının homofobinin oluşmasında etkili olduğu söylenebilir.

    HETEROSEKSİZM: Bir tür ırkçılıktır. Kadınlara yönelik ayrımcılık olan seksizmin (cinsiyetçilik), heteroseksüel olmayanlara yönelik halidir. Heteroseksizm, heteroseksüelliği bir zorunluluk olarak görme ve biricik varoluş biçimi olarak dayatma halidir.

    HETEROSEKSİST: Heteroseksizmi savunan kişidir. Heteroseksüellik dışında hiçbir varoluşu kabul etmez ve heteroseksüel olmayanlara şiddete varan fizik ya da psikolojik terör uygular.

    HETEROSEKSÜELLİK: Bireylerin, cinsel, duygusal ve erotik olarak karşı cinsten kişilere yönelmiş olma halidir. Kendiliğinden ve zorunlu olarak, toplumda egemen varoluştur. Bu kendiliğinden ve zorunluluk hali, heteroseksüel bireylerin kendilerini "heteroseksüel" olarak tanımlamalarına bile gerek duyulmamaktadır. Bu durumdaki bireyler, kendini "eşcinsel" ya da "heteroseksüel olmayan" diye tanımlayan bireylerin ortaya çıkmasını kavrayamamakta, "homofobik" ve "heteroseksist" olabilmektedir. Doğal olarak bu durum, bütün heteroseksüellerin heteroseksist olduğu anlamına gelmemektedir.

    TRANSEKSÜELLİK: Karşı cinse ait olma, karşı cinse benzeme isteği, kendisini karşı cinsten biriymiş gibi hissetme.

    TRANSEKSÜEL: Hem erkek hem de kadın için geçerli. Yani kişi biyolojik açıdan erkek olduğu halde kadın olmayı isteyebilir, kadın olduğu halde erkek olmayı isteyebilir. Ancak transeksüel, daha çok ruhsal eğilimler için belirleyici bir kelime. Kişinin davranışlarından çok iç dünyasında kendisini karşı cinsten biri gibi görmesi, hissetmesi. Bu yüzden transeksüelleri dış görünüşlerinden belirlemek söz konusu değil. Çünkü kendilerini karşı cinsten hissettiklerini dış görünüşlerine her zaman yansıtmazlar.

    TRAVESTİ: Daha çok dış görünüşle ve davranışlarıyla karşı cinse ait olma isteğini hissettirir. Halk arasında travesti dendiğinde daha çok kadın kılığındaki erkekler akla gelse de travesti kelimesi aslında hem erkek hem de kadın için geçerli. Travestiler, karşı cinsin eşyalarını kullanmaktan, karşı cinsin giydiği kıyafetleri giymekten, ait olmak istediği cinsin davranışını sergilemekten zevk alan kimseler. Yani bir travestiyi dış görünüşü ve davranışlarından tanımak mümkün. Halk arasında ameliyatla kadın olmamış, yalnızca dış görünümü ve davranışlarıyla kadın kimliğine bürünenleri; transeksüel de giyim ve davranışlardan öte ameliyatla kadın olanları belirlemek için kullanılan yerleşmiş kelimeler olmasına rağmen aslında ameliyat olmuş ya da olmamış kadın veya erkek için böyle bir ayrıma gidilecek bir kelime yok.

    TRANSFOBİ: Bu terim, travesti ve transeksüellere yönelik önyargı ve nefreti anlatır. Biyolojik cinsiyetinden dolayı kendisinden beklenen seksüel ve toplumsal rollere uymayarak cinsiyet değiştirenlere karşı bir tür kaygı ve korku ifadesidir.

    EŞCİNSEL BİLİNÇ: Eşcinsel olmanın eleştirel gücü yalnız bir cinsel pratiği ötekine tercih etmek olamaz. Eşcinsel olmak, toplumda cinsel hazzı düzenleyen reçeteler karşısında olduğu kadar karşıcinsel toplumun siyasal ve toplumsal yapısı karşısında da eleştirel bir tavır takınmak demektir.

    STONEWALL: 29 Haziran 1969 gecesine gönderme yapar. O gece New York'taki küçük bir gay bar'ın (Stonewall Inn) uzun süredir polis tacizine maruz kalan müşterileri bir baskın sırasında saldırıya karşılık verdiler. Başkaldırıları iki gece sürdü ve dünyadaki eşcinsel imajının bir parçası haline geldi. Stonewall, topluma karşı birleşik gay hareketinin simgesi haline gelmiştir ve çoğu Gay Pride (Eşcinsellik Gururu) kutlamasında anılmaktadır.

    GÖKKUŞAĞI BAYRAĞI (THE RAINBOW FLAG): Gay topluluğu içindeki çeşitliliği simgeler. Aynı zamanda, Rainbow Coalition gibi bir çok ilerici siyasal hareket tarafından Amerikan toplumunun tüm kesimlerinin birleşmesini ifade etmek için kullanılmıştır.

    THE LAMBDA (Yunanca L Harfi): New York Gay Aktivist Birliği tarafından 1970 yılında gay özgürleşmesinin simgesi olarak tasarlandı. 1974 yılında Edinburg (İskoçya)daki Gay Hakları Kurultayında, gay özgürleşmesinin uluslararası simgesi olarak benimsendi. Kimi kaynaklara göre bu simge işbirliğini (synergie) ifade ettiği için seçildi. Sinerji, bütünün kendisini oluşturan bağımsız parçalardan büyük olduğu anlayışıdır. Başka bir kaynak, bu simgenin Liberation (özgürleşme) sözcüğünün ilk harfi olduğu için seçildiğini belirtir.
    __________________
     
  4. 4 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Elif
  5. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğeni:
    28
    Ödül Puanları:
    348
    CİNSEL TERİMLER SÖZLÜĞÜ



    Acil Kontrasepsiyon: Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale.

    Anal Seks: Cinsel organının diğer eşin anüsüne temas etmesiyle yaşanılan cinsel ilişki.

    Aseksüel: Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi.

    Bakir: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek.

    Bakire: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.

    Bekâret: Cinsel deneyimi olmama durumu.

    Biseksüel: Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan.

    Cinsel taciz: İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak.

    Dildo: Suni penis.

    Diyafram: Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem.

    Doğum kontrol hapı: Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar.

    Ensest: Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması.

    Ereksiyon: Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi.

    Erken boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak.

    Gebelikten koruyucu iğneler: Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar.

    Geç boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.

    Gerantofili: Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi.

    Geri Çekme: Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi.

    Heteroseksüel: Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi.

    Homoseksüel: Kendi cinsine ilgi duyan kişi.

    İktidarsızlık: Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması.

    Kısırlık: Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması.

    Klitoris: Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar.

    Lezbiyen: Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın.

    Mastürbasyon: Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi.

    Mazoşizm: Cinsel ilişki sırasında acı çekerek zevk almak.

    Nekrofili: Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik).

    Oral Seks: Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur.

    Orgazm: Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması.

    Östrojen: Kadınlık hormonu.

    Pedofili: Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık).

    Penetrasyon: Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi.

    Penis: Erkeğin cinsel organı.

    Prezervatif: Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı.

    Sadizm: Cinsel ilişki sırasında acı vererek zevk almak.

    Sperm: Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre.

    Spiral: Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç.

    Takvim tutma: Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi.
    Testosteron: Erkeklik hormonu.

    Transeksüel: Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi.

    Travesti: Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi.

    Tüplerin bağlanması: Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan "fallop" adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi.

    Vajina: Kadının cinsel organı.

    Vazektomi: Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon.

    Vibratör: Titreşimli suni penis.

    Zoofili: Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Hayvansevicilik).
     
  6. 21 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Elif
  7. sude06

    sude06 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Mart 2007
    Mesajlar:
    39
    Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Hamile olmayan kadınlarda, ergenlik çağından menopoza kadar ayda bir vajinadan gelen kan.

    AĞIZ YOLUYLA İLİŞKİ
    Bir eşin cinsel organlarına öbür eşin ağızla temas etmesi.

    ANAL
    Makat veya makat bölgesiyle ilgili.

    Psikanaliz teorisinde, psikoseksuel gelişmenin ikinci aşaması olup, makat bölgesinden haz duyma duygularının algılanmasının başladığı dönem olarak tanımlanır.

    ANAL İLİŞKİ
    Bir eşin cinsel organlarının, öbür eşin anüsüyle temas etmesi.

    ANALİNGUS
    Ağızla anusun yalanması, okşanması.

    ANUS
    Makat.

    AREOLA
    Meme başı etrafındaki renkli halka.

    ASEKSÜEL
    Sekse karşı ilgisiz veya isteksiz olan.

    AVUÇLAYIŞ
    Bütün bir eli vajinaya veya anüse sokmak.

    BAKİR
    Cinsel ilişkide bulunmamış erkek.

    BAKİRE
    Cinsel ilişkide bulunmamış kadın.

    BAŞTAN ÇIKARTMAK
    Birini cinsel ilişkide bulunmaya ikna etmeye çalışmak.

    BEKARET
    Bakir veya bakire olma durumu.

    BESTIALITY
    Bir insanın bir hayvanla cinsel ilişkide bulunması.

    BİSEKSÜEL
    Hem kadınlarla hem de erkeklerle cinsel ilişkide bulunma isteği olan.

    Hem erkek hem de kadınla cinsel ilişkide bulunan.

    BULÛĞ ÇAĞI
    İnsanın gelişme safhasında çocukluktan yetişkinliğe girdiği dönem.

    CİNSEL ÇEKİCİLİK
    Fiziksel güzellik veya kişinin karakterinin bir başka kişiyi cinsel açıdan uyarması.

    CİNSEL İLİŞKİ
    Kadın ve erkek, erkek ve erkek veya kadın ve kadın arasındaki cinsel birleşim.

    CİNSEL KİMLİK
    Cinsel kimlik ya dişi ya da erkek'tir, ve tamamen yaratılış özelliğidir (insanların beynine kazınmıştır). (Nilgün B. Bugüner)

    CİNSEL ROL
    Ne kadar kadınsı ya da ne kadar erkeksi olduğunuzla ilgilidir, yani başkalarının sizi nasıl gördüğü ile ilgilidir, bu sonradan kazanılan - öğrenilen - bir özelliktir. (Nilgün B. Bugüner)

    CİNSEL TACİZ
    İstek dışı, itici, cinselliğe dayalı davranışlar veya sözler.

    Karşı cinsi küçük düşürücü, aşağılayıcı, rahatsız edici davranışlar veya sözler.

    CİNSEL TERCİH
    Cinsel tercih ise cinselliğinizi yaşarken hangi objeye yöneldiğinizle ilgilidir. Kimi kendi cinsini tercih eder kimi karşı cinsi tercih eder, kimi sadece kendini tercih eder. Kimi cansız objelerse yönelir, kimi hayvanlara yönelir daha ötesi zarar vermeye ve dolayısıyla cinsel sapmalara kadar gider. (Nilgün B. Bugüner)

    CİNSELLİK
    İnsanların belli fiziksel özelliklerinden dolayı erkek veya kadın olarak ikiye ayrılmaları.

    Cinsel kimlik veya cinsel güç.

    CUNNİLİNGUS
    Ağızla vajinayı yalamak.

    DİLDO
    Cinsel ilişki esnasında kullanılan yapay penis.

    DİYAFRAM
    Kubbe şeklinde, plastikten oluşur. Cinsel ilişki esnasında rahim boynunu kapatıp spermlerin rahime girmelerini önler.

    DÖLÜT
    İnsanlarda, gebe kalındıktan sonra sekiz haftadan, doğmadan önceki döneme kadar anne karnında olan bebeğe verilen ad.

    DÜRTÜ
    Tabiatta bulunan, doğuştan gelen davranış özelliği olup çevreden gelen uyarıcılara tepki göstermek.

    OİDİPUS KOMPLEKSİ
    Psikanaliz teorisinde, özellikle erkek çocuğun annesine duyduğu cinsel istek ve aynı zamanda babasına, annesine duyduğu duygulardan dolayı, düşman kesilmesi.

    ELLE İLİŞKİ
    Bir eşin cinsel organlarına öbür eşin elle temas etmesi.

    EMBRİYON
    Erken gelişme safhasında olan ve özellikleri belli olmayan bir organizma.

    ENSEST
    İki kişinin, yakınlık derecesinden dolayı, evlenmeleri kanunen yasak olup, bu iki kişinin cinsel ilişkide bulunması.

    EPİDİM
    Meni üreten tüpçük ya da borucuklarda devamlı oluşan sperm hücreleri.

    EREKSİYON
    Yumuşak olan bir bölgenin etrafındaki dokuların kan ile dolması sonucu sertleşmesi. Özellikle penis ve klitoris durumu için kullanılır.

    ERGENLİK
    İnsanın gelişme safhasında çocukluktan yetişkinliğe girdiği dönem.

    EROS
    Yaşama içgüdüsü.

    Tüm cinsel dürtüleri ve istekleri kapsayan.

    EROTİK
    Cinsel istekliliği uyandırıcı.

    Cinsel aşkın egemenliği.

    EŞCİNSEL
    Hemcinsine cinsel arzu duyan.

    Hemcinsinle cinsel ilişkiye giren.

    FAHİŞELİK
    Para karşılığı erkek veya kadının karşısındakine cinsel ilişkide veya cinsel lütufta bulunması.

    FANTAZİ
    Herhangi bir isteğin veya psikolojik ihtiyacın karşılanabilmesi için kurulan düşler veya bir dizi zihinsel görüntülerin hayal edilmesi.

    FELLATİO
    Penisi ağız ile yalamak.

    FETİŞİZM
    Herhangi bir cansız objeden veya vücuttaki cinsel organlar haricinde herhangi bir bölümden tahrik olmak ve bazen de bunsuz cinsel hazza ulaşamamak.

    FROTTAGE
    Bir erkeğin, eşinin vücuduna karşın kendi vücudunu ovması.

    GERANTOFİLİYA
    Bir erkeğin, yaşlı bir kadınla cinsel ilişkiye girmeyi tercih etmesi.

    GOWPER BEZİ
    Cinsel coşku veya orgazm öncesi, erkeklerde, saydam alkalin bir sıvı salgılayan bez.

    HERMOPHRODITIC
    Hem kadın hem de erkek cinsel organları olan.

    HİMEN
    Rahim ağzını kapayan deri.

    Kızlık zarı.

    İKTİDARSIZ
    Cinsel ilişkide bulunamama. Çoğu zaman ereksiyona ulaşılamamasından ortaya çıkan bir durum.

    JENİTAL İLİŞKİ
    Bir eşin cinsel organlarının, öbür eşin cinsel organlarıyla temas etmesi.

    KISIRLIK
    Gebe bırakamama veya gebe kalamama durumu.

    KLİTORİS
    Kadının en hassas dış cinsel organı, vulvanın üst bölümünde.

    LABİA
    Kadının tenasül uzvunda dudak şeklinde kısım, dudak.

    LEZBİYEN
    Eşcinsel kadın.

    MASTÜRBASYON
    Kişinin kendisini cinsel tatmine ulaştırması.

    MAZOŞİST
    Fiziksel veya duygusal açıdan hakaret edildikçe cinsel tatmine ulaşabilen.

    Fiziksel veya duygusal açıdan hakaret edilmekten hoşlanan ve bu hakaretleri edebilecek kişileri arayan.

    NEKROFİLİYA
    Ölüm ve cesetlere saplantı halinde ilgisi olan.

    Cesetlerle cinsel ilişkide bulunmak.

    ORGAZM
    Cinsel ilişkide ulaşılabilinecek en üst düzey heyecanlılık.

    Cinsel ilişkinin doruk noktası.

    OTOEROTİZM
    Bir erkeğin kendiyle sevişmeyi tercih etmesi.

    PEDOFİLİYA
    Bir erkeğin, sevişmek için çocukları seçmesi durumuna verilen ad.

    PİGMALİONİZM
    Bir erkeğin, heykelle sevişmeyi tercih etmesi.

    PORNO
    Cinsel ilişkiyi genelde güç ve şiddetle bağdaştıran yazılı, görsel malzemeler.

    REGL
    Hamile olmayan kadınlarda, ergenlik çağından menopoza kadar ayda bir rahimden gelen kan.

    PREZERVATİF
    İnce lateks, plastik veya hayvan derisinden yapılan, cinsel ilişki esnasında penisin üzerine giyilen madde. Amaç, hem hamile kalma olasılığını önlemek, hem de cinsel ilişki yoluyla bulaşabilecek hastalıkları.

    SADİST
    Fiziksel veya duygusal açıdan bir başkasına hakaret ederek/acı vererek cinsel tatmine ulaşabilen.

    Fiziksel veya duygusal açıdan bir başkasına hakaret etmekten/acı çektirmekten hoşlanan.

    SADİZM
    Sadist olma durumunu anlatan.

    SEKS
    Cinsel arzunun veya isteğin davranışlarla gösterilmesi.

    SİBER SEKS
    Bilgisayarla iletişim esnasında cinsel aktiviteler veya cinsel dürtü.

    SODOMY
    Eşcinsel ilişki, aynı zamanda anal seks demek.

    SPERMA BANKASI
    Spermanın hassasiyetle korunduğu yerler.

    SPERMİSAL
    Herhangi bir döllenme olasılığını kaldırmak için sperm öldürücü olarak kullanılan kimyasal maddelere verilen isim.

    SÜBYANCI
    Erişkin insanın çocuğa cinsel tacizde bulunması.

    Erişkin insanın çocukla cinsel ilişkide bulunması.

    SÜNNET
    Penisin uçundaki deriyi ameliyatla almak.

    TACİZ
    Bir kişiyi sürekli olarak rahatsız edip, ızdırap çektirmek.

    TECAVÜZ
    Bir başka kişiyi zorlayarak cinsel ilişkide bulunma suçu.

    TRANSSEKSÜEL
    Cinsel tercihini karşı cinsiyetten oluşturan.

    Cinsel kimliği ile cinsel organları uyumsuz olarak doğmuş insan. (Cinsel organları cinsel kimliğine uydurulana dek kişi ne erkek ne de dişidir. Transseksüeldir. Cinsel organları cinsel kimliğine uydurulan kişi artık transseksüel değil ya erkek ya da dişidir.)

    Tıbbi müdahale ile cinsiyet değiştiren.

    TRAVESTİ
    Karşı cinsin giyisilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi.

    Cinsel tercihini karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rölünü üstlenerek oluşturan kişi.

    TROLİZM
    Bir erkeğin cinsel beraberlik için iki veya daha fazla kadını seçmesi.

    UROLOGNİA
    Eşinin veya kendinin sidiğiyle oynamak.

    VİBRATOR
    Elektrikli suni penis.

    VULVA
    Kadının dış cinsel organına verilen ad.

    CİNSELLİĞİN KISA BİR TARİHÇESİ


    Foucault, Cinselliğin Tarihçesi adlı kitabında, cinselliğin hiçbir zaman bastırılmadığını ve bundan dolayı 70'li yılların cinselliğin devrim yaşadığı seneler olduğu tezinin tersini ispat etmeye çalıştı. Genelde 70'li yıllardan evvelki dönemler, psikologlar ve cinsellik üzerinde usta kalemlerin yazdığı kitap ve makalelerde, cinselliğin ayıp ve yasak olduğu tezi hep savunulmaktaydı.

    Foucault ise cinselliğin batı ülkelerinde, dönem ne olursa olsun, hep saplantı halinde olduğu kanısında. Bunu demekle şunu kastetmektedir; Batı ülkelerinde cinsellikten pek bahsedilmemesi cinselliğin, toplumdaki yerini daha da kuvvetlendirip, cinselliğe her yerde rastlanır hale gelmesini sağlamıştır. Eğer cinsellik, doğal bir olay olarak karşılansaydı, cinselliğin bugünkü toplumlarda önemi bu kadar olmazdı. Aynı zamanda, bu tarz yaklaşım olmasaydı, toplumumuzda rastladığımız değişik cinsel kimlikler de ortaya çıkmazdı kanısındadır Foucault.

    Foucault'a göre cinselliğin tarihçesine iki şekilde bakmak gerekiyor. Birinci bakış açısı; Çin, Japonya, Hindistan ve Roma İmparatorluğu'ndaki cinselliğe karşı tutumdan ortaya çıkıyor. Foucault buna "erotik sanat" adını vermektedir. Seks bir sanat, özel yaşanan bir tercübe olarak bakılıp, utanç verici veya kötü kelimelerle bağdaştırılmamaktadır. Seks gizli tutulmalıdır ama gizli tutulma sebebi burada çok önemlidir. İnanç şudur ki; eğer insan seks hayatını açıkça konuşursa, o zaman seksin gücü ve seksten alınan zevk kaybolmaya başlar.

    İkinci bakış açısı ise; batı ülkelerinden gelmektedir. Batıda tamamen farklı bir yaklaşım söz konusudur. Foucault buna "cinselliğin bilimi" adını vermektedir. 17. yüzyıldan beri batı ülkelerinde insanların cinsellikten bahsetme ihtiyacı olduğunu vurgulamaktadır. O kadar ki, sanki bu konuda konuşulmazsa seks gerçekleşmemiştir anlamını taşır gibi. Batı toplumlarında insanların cinsel kimliklerini açıkça ortaya koyma eğiliminde olduğunu da vurgulamaktadır. Bu konuda da örnek olarak eşcinselleri göstermektedir. Dindeki baskıların, yani din kuralları çerçevesinde gerçekleşmeyen cinsel yaşamın, günah olarak adlandırılmasının da ters tepip, cinsel kimlikleri ortaya çıkartmakta payı olduğunu savunmaktadır.

    16. yüzyıllarda çaba, cinsel hayatın kontrol altında tutulmasından yanaydı. Önemli olan, evli kişilerin cinsel hayatlarını kontrol altında tutup diğer cinsel ilişkilerin de kaale alınmamasıydı. Eşcinsel ilişkilerin günah olup, bu günahın zaman zaman işlendiği kanısı yaygındı. Bugünlerde ise eşcinsellik, bir cinsel kimlik olarak görülmektedir. 19. yüzyılda eşcinsel bir seçim, hayat tarzı halini almıştı.

    Foucault'un görüşüne göre, cinsel yaşamı toplumlarda belli kalıplar halinde tutmakta harcanan eforların sebebi şöyle;

    "İnsanların üremesi ve insan neslinin tükenmemesi."

    Toplumlara yerleştirilmeye çalışılan cinsel değer yargıların, cinsel kimlikleri ortadan kaldırmak için yapılmadığını, sadece ve sadece insan neslini devam ettirmek için yapıldığını savunmaktadır.

    Cinsellik konusunda belki de Foucault'un en büyük katkısı şudur; cinselliğin ve cinsel yaşamın doğal bir süreç olmadığını sadece bir sosyal yapıt olduğunu savunmasıdır. Yani cinsellik, cinsel yaşam veya eşcinselliği bulunduğumuz kültürel yapı altında inceleyebiliriz. Genel bir kavram olarak incelememizin bir anlamı yoktur.

    CİNSEL ROL VE KİMLİK



    Cinsel İstek

    Toplumumuzda erkeklerin seks peşinde koştukları kabul edilir. Arkadaşlığı başlatmanın, kur yapmanın, hatta cinsel ilişki kurma isteği içinde saldırganlaşmanın, erkeğin rolü olduğuna inanılır. Ama örneğin New Meksiko'daki Zuni yerlileri için durum farklıdır. İlk hareket kadından gelir. Geleneksel olarak Zuni erkeği, zifaf gecesini korku içinde titreyerek bekler. Trobriand Adaları'nda da kadın etkendir. Antropolog Bronizlaw Malinowski bu konuda şöyle der:

    "Genel olarak, kaba ihtirastan söz edersek, kadının daha etken olduğunu görürüz".

    Aile

    Toplumumuzda, kadını otomatik olarak anne olmaya hazırlayan kuvvetli bir annelik içgüdüsünün, kadının içinde olduğu kabul edilir. Ama Güney Denizi'ndeki bazı adalarda çocuklarla sadece erkekler oynar.

    Trobriand Adaları'nda çocuk büyütme ile ilgili bütün işler, babadan beklenir. Bebeği yıkamak, doyurmak, şefkat gösterip, kucağında gezdirmek babanın görevidir.

    Avustralya yerlileri için baba öylesine önemlidir ki; hamilelik sırasında baba ölmüşse, anne, yeni doğanı ölüme terk eder.

    Duygular

    Toplumumuzda erkeğin duygularını kontrol altında tutması beklenir. Erkekler, hislerini saklarlar; canları acıyınca veya hüzünlenince ağlayamazlar. Ama, İran'da duygusuz, duyarsız ve sezme yeteneğinden yoksun erkekler, anormal ve güvenilmez olarak tanımlanırlar. İran erkeği, geleneksel olarak, şiiri mantığa yeğler. Arkadaşlar, toplum içinde birbirini kucaklayabilir, el ele tutuşabilir (böyle bir yakınlık bizim toplumumuzda kadınlara yakıştırılır), kadınlardan ise; pratik ve serinkanlı olmaları beklenir.

    Güzellik

    Toplumumuzda kadınlar; makyaj malzemeleri, parfümler, mücevherat ve şık giysilerle erkeğe cazip görünmeye uğraşırlar. Güneybatı Pasifik Okyanusu Adaları'nda ise; çiçekler takan, kokular süren erkektir. Yeni yetme delikanlar, tören giysilerini giyip süslendikleri, parfümler sürdükleri zaman, öylesine tahrik edici olduklarına inanılır ki, kadınlar onları baştan çıkartmasın diye, büyükleri tarafından yalnız bırakılmazlar.

    İş ve Meslek

    Toplumumuzda aileyi koruma ve ekmek parasını kazanma görevi, özellikle erkeğe verilmiştir. Kadınların ise; örneğin, bir fizik laboratuvarında çalışmak için güçsüz ve narin olduğu iş hayatında, başarılı olacak kadar kavgacı olmadıkları savunulur. Ama bazı Afrika ülkelerinde, örneğin Sengal, Gambia ve Kenya'da en ağır çiftlik işlerini kadınlar yapar. Hatta bu ülkelerde bir erkek, o gün ağır bir iş yapmışsa, "Kadın gibi çalıştı" denir.

    Batı toplumlarında, yakın zamanlara kadar kadınların bir meslekte başarılı olmaları beklenmezdi, onlar için en iyi işin, evlenmek ve aile sahibi olmak olduğu düşünülürdü. Nijerya'da ise; bir kadının bir sanat öğrenmesi veya ticaretle uğraşması olağandır. Yoruba Yerlileri'nde bir kız, geçimini sağlamadan evlenmeye hazır sayılmaz. Sonuç olarak dünyanın üçte ikisinde ticaret, kadınların yönetimindedir. Bu örnekler, iş ve meslek konusunda kadın ve erkek arasında kesin bir bölünmenin olmadığını gösteriyor.

    Toplumumuzda çocuklar "kim" olacaklarını ve "neye" benzeyeceklerini çok çabuk öğreniyorlar. Dört yaşındaki çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada, çocuklardan çoğunun iki cinsiyet için yapılmış oyuncakları doğru bir şekilde ayırabildikleri görülmüştür.

    Çocukların kız veya erkek olarak sosyal rollerini öğrendikleri ilk yer yuvalarıdır. Sonra okul, bu ilk bilgileri kuvvetlendirir. Yıllardır, okutulan ders kitapları, kadın ve erkeği kalıplaştırmıştır. 1970'lerde Kaliforniya'da okutulan bir kitapta, yuva ile ilgili 18 öyküden 12'sinde, anne önlüklü resmedilmiştir ve görevlerinin yemek pişirmek, dikiş dikmek, bulaşık yıkamak veya ütü yapmak olduğu belirtilmiştir. Baba ise genelde işten eve dönerken resmedilmiştir.

    Daha büyük öğrenciler için hazırlanan ders kitaplarında da durum farklı değil. Kadınların çalıştığı belirtilse bile, bu; sekreterlik, öğretmenlik, garsonluk veya kütüphane memurluğu gibi geleneksel mesleklerle sınırlandırılmıştır. Buna karşın erkeklerin, her tür işi yapmaya uygun olduğu izlenimi verilmektedir.

    Kızların, okulda erkeklere oranla daha başarılı olduğu, genel olarak bilinir. Bunun bir nedeni, buluğ çağından sonra hormonlarında meydana gelen değişiklikler olabilir. Ama, Ann Oakley, bunu başka türlü açıklıyor:

    "Bu, büyüyünce oynayacakları role alışmaya başladıkları çağdır. Erkek rolünde başarı, kadın rolünde ise rahatlık hedeflenmiştir".

    Yapılan araştırmaların sonucunda kızların, erkeklerle yarışarak eğitimlerine devam ederlerse, dişiliklerini ve sevimliliklerini yitirmekten korktukları anlaşılmıştır. Ayrıca, yüksek kişisel başarının, geleneksel ev kadını imajı ile ters düştüğüne inanılır.

    Toplumumuzdaki delikanlılar da cinsel kimlikleri kalıplaşarak büyürler. Birçok erkek çocuğu, ev ortamında saldırgan davranışlara ve oyunlara yüreklendirilir. Futbol ve hokey gibi sporlar, şiddet duygusunu güçlendirir. Ergenlik çağındaki erkek çocukları, tehlikeli ve toplum dışı olaylara cesaretle girebilirler. Bu nedenle, genç erkekler arasında cinayet ve yaralama oranı yüksektir. 21 yaşında ölen gençlerin %68'i erkektir. Daha ileri yaşlarda da ne pahasına olursa olsun, başarma zorunluluğunun getirdiği stres yüzünden, kalp krizi ve felç riski erkeklerde, kadınların iki katıdır.

    Özellikle maço erkekler, her türlü insani ilişkiyi bir yarışa çevirirler. İş, oyun ve seks hayatı daha yüksek puanlar alabilecekleri ortamlardır. Hatta daha kötüsü, adeta savaş alanlarıdır:

    "Cinsel ilişki sadece şahane ve mükemmel bir şey değil, aynı zamanda öldüren bir şeydir. İnsanlar yatakta birbirlerini öldürürler"

    Norman Mailer

    Güney Denizleri'ndeki adalara ilk gelen Hıristiyan misyonerler, buradaki yerli halkın nasıl cinsel ilişkiye gireceklerini tam olarak bilmediklerini gördüler.

    Sabırlı misyonerler, Amerikan yerlilerine, cinsel birleşme için en doğru pozisyon olarak, erkeğin yukarıda, kadının ise altta olduğu pozisyonu öğrettiler. Bu, hem görüntü olarak erkeğin üstün olduğu fikrini yansıtmaktadır, hem de ancak üreme faaliyetine yetecek kadar az cinsel tahrike yol açmaktadır.
    Cinsel davranışlar, bir toplumun genel yapısı ve diğerleri hakkında iyi bir fikir verir. Örneğin; Samoa halkı, misyoner pozisyonunu kullanmaz. Onların kültüründe, kadın ve erkek, Avrupalı hemcinslerine oranla daha eşittir. Eşitliğe inanıyorlarsa, kadın niye hep altta kalsın?

    Bu pozisyonda, kadın, erkeğin ağırlığı altında ezilirken rahat hareket edemez. İki cins de serbestçe aktif olabilse ve daha çok zevk alıp, daha çok zevk verebilse daha iyi olmaz mı? Ayrıca cinsel ilişki kurmanın asıl maksadı bu değil mi?

    Bu, nerede olduğunuza bağlıdır. Cinsel ilişkiler, sosyal ilişkilerle şekillenmiştir. Erkek ve kadının karşıt olarak kabul edildiği kültürlerde genellikle iki cinsel kod vardır. Bu çifte standart, iki cins arasındaki güç dengesinin hangi yönde ağır bastığını göstermektedir.

    Arap dünyasında, erkek tarafı ağır basmaktadır. Araplar, kadınların cinsel yönlerinin daha kuvvetli olduğuna inanmalarına karşın, zengin bir erkeğin dört kadınla evlenmesine izin verirler. Böylece, birçok toplumsal gerginlik meydana gelmiş olur.

    Erkekler, kadının cinselliği kontrol altında tutulmazsa, oluşturdukları toplumun ve aile yapılarının bozulacağından korkmaktadırlar.

    Sonuç olarak, Arap kadını tamamen tecrit edilir. Hatta, yer yer amaçla bazı yollar kullanılmaktadır:

    Klitorektomi: Kadın sünneti. Bu uygulamada genç kızların klitorisi kısmen veya tamamen yapılan bir ameliyatla alınır.

    İnfibulasyon: Kadın cinsel organındaki dış dudaklar birbirine dikilmekte, böylece meşru olmayan cinsel ilişkiye engel olunmaktadır. Yakın tarihlere kadar, Arap kadınlarının tahminen %90'ı, cinsel duyarlılıklarını yitirmeleri için sünnet edilirdi. Bir Sudan kaynağından, bu işlemin faziletleri şöyle açıklanmıştır:

    "Kadın sünneti, kadınları seksin kölesi olmaktan kurtarır, onların asıl kaderi ve görevi olan anneliği tam olarak yerine getirmelerini sağlar".

    Cinsel bir organın köreltilmesinin psikolojik etkileri de görülür. İngiltere'de Viktorya çağında kadınlar, cinsel yaşantılarına karışılmasına tepki olarak, ülke çapında sekse karşı ilgisizleştirler. Zamanımızın ünlü doktorlarından William Acton'un bu konudaki fikri şöyle:

    "Kadınların çoğu cinsel konularla fazla ilgili değillerdir. Erkekler bu konuya daima düşkündür, kadınlar ise ara sıra... Yuva sevgisi, çocuk sevgisi ve ev işleri onların tek heyecanlarıdır...".

    Bu tepki kampanyasının sonunda, seks konusundaki cehalet, öylesine inanılmaz boyutlara ulaştı ki, dört İngiliz kadınından ancak biri, bir klitorisinin olduğunu ve klitorisin seksten alınan zevki artırdığını biliyordu.

    Bilgisizliğin yanı sıra korku ve suçluluk duygusu da yaratılıyordu. Viktorya döneminde İngiliz tıp dünyası, arkasına hükümeti ve kiliseyi alarak, kadınları, seksten aldıkları zevki pahalıya ödeyecekleri konusunda uyarıyordu. Doktorlar, cinsel ilişki sırasında hareket ederse kadının çocuğu olmayacağını, kuvvetli cinsel tahriğin hayatı kısalttığını, kadınların mastürbasyon yapmasının sağlıksız olduğunu ve oral seksin ağızda kansere neden olduğunu iddia ediyorlardı.
     
  8. 16 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : Elif
  9. SSEVXIXL

    SSEVXIXL Aktif Üye Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Slm arkadaşlar ben bugün üye oldum oplin nedir bilen var mi
     
  10. 6 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Elif
  11. DingiltereKralicesi

    DingiltereKralicesi Makyaj Günlüğü... Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    6.735
    Beğeni:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    0plin : Kadınların göğüslerinin sarkmamasını ve aşağıya doğru sarkarak oluşabilecek tahrişlerin önlenmesini sağlayan, sadece silikonlu sütyenlerde bulunan ve sütyenin alt tarafını komple kaplayan U seklindeki demir cubuğun ismidir.
     
  12. 19 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Elif
  13. meLikee_

    meLikee_ Ziyaretçi

    bu sözLük çok ii cidden !!!
     
  14. 21 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Elif
  15. EU1

    EU1 Ziyaretçi

    guzel bı sozluk ellerınıze saglıkkk yararlı olcagna ınanıyorum
     
  16. 11 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Elif
  17. BEBS

    BEBS Ziyaretçi

    çok faydalı buldum.ellerinize sağlık arkadaşlar
     
  18. 30 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Elif
  19. safir43

    safir43 Ziyaretçi

    domalma ne demek bilen varmı?