1. Merhaba, sitemize ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz. Ücretsiz üye olmak için tıklayın...
  2. Notu Gizle

Cinselliği yanlış anlıyoruz

Konusu 'Cinsellik +18' forumundadır ve utopia tarafından 19 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    19 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : utopia
  1. utopia

    utopia Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Nisan 2007
    Mesajlar:
    132
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    Yıllardır Türkiye'nin bilinçaltında cinsellikle ilgili kazılar yapan dünyaca ünlü seksolog Dr. Akif Poroy'a göre memleketin bir türlü durulmayan, "huzur ve güven" hattına geçemeyen siyasal ikliminin ve her türlü fanatizmin yeşermesine zemin sağlayan "agresif" toplumsal yapısının altında cinselliği yanlış algılamamız yatıyor!


    "İşin içinde ruh yoksa, cinsel aktiviteye ruh da dahil olmuyorsa cinsel doyum yaşayamazsınız. Skor peşinde koşarak cinsel doyum sağlanmaz! Hep aç kalırsınız. Cinsel doyum yoksa agresyon artar. Türkiye'nin pek çok sorununun altında cinselliğin doğal bir eylem olarak algılanmayışı yatıyor."

    İnce yüz hatlarına göre geniş çerçeveli gözlüğü ve her daim önü iliklenmiş kareli ceketi ve papyonuyla "tipik" bir bilim adamı! Heyecanını, öfkesini ve neşesini kontrol edebilen usta bir konuşmacı aynı zamanda. Türkiye'nin ve hatta dünyanın sayılı seksologlarındanDünya Seksoloji Birliği üyelerinden biri olan Dr. Akif Poroy sadece Türkiye'de değil Almanya ve Amerika'da da katıldığı sempozyumlarda adından söz ettiren bir uzman. Yıllardır yaşadığı toplumun bilinçaltında "cinsel kazılar" yapan başka türlü bir "arkeolog" aslında. Onlarca kitabından biri bu coğrafya üzerinde cinselliğin algılanışını araştırdığı "Türkiye'de Cinsellik" adlı çalışması. Siyasal ve toplumsal gerginliğin arttığı bugünlerde Akif Hoca'nın kapısını çaldık ve "iç meselelerimizde" cinsel sorunların etkisi nedir, ne kadardır öğrenelim istedik

    - Türkiye'nin genel bir cinsellik algısı var mıdır? Nasıl görüyoruz ve nasıl yaşıyoruz cinselliği?

    Türkiye'nin Doğu ve Batı kültürleri arasında olması önemli. Tanzimat'la beraber Batılılaşma olgusuyla beraber kravat taktık, şapka giydik ama kafamızın içi doğal olarak Doğulu kaldı. Tanzimat'ın getirdiği pozitif yönler olduğu gibi negatif yönler de oldu. Bir kültürden çıkıp başka bir kültüre geçme çabaları meselaBu da kafamızı karıştırdı ve bu karışıklık her anlamda hâlâ sürüyor. Cinsellik algısı da bundan doğal olarak nasibini aldı. Bin yıldır Müslümanız, öncesinde Şamanizm var. Şamanizm'e baktığımızda kadının yeri hem cinsellikte hem aile kurumunda çok önde. Kadın erkek eşit. Şamanist dönemde Türkler'de birden fazla evlilik yok. Harem yok. "Kadının sözünden çıkan yanlış yola gider" anlayışı var. Kadın şimdi de önemli ama ancak erkeğin annesi olarak, "kayınvalide" olduğu zaman.

    - Şamanizm'de cinsellik nasıl yaşanıyor?

    Tıpkı Uzakdoğu felsefesinde olduğu gibi kadın ve erkek cinsellikte eşit. Kadın da erkek de yarım olduğunu biliyor. Cinsellik birleşmeyi sağlıyor. Adı üstünde "birleşme"Adeta tanrısal bir huşu ile yaşanıyor cinsellik. Bugün bizim cinsel sorunu olan hastalarımıza önerdiğimiz bir Uzakdoğu öğretisi olan ve yavaş sevişme tekniklerini içeren Tantra seksi, aslında Orta Asya'da Tatar seksi olarak biliniyor mesela 1210 yılından bir seramik fotoğrafı koymuştum kitaplarımdan birine. Orta Asya'da çıplak olarak kadınlı erkekli nehirde yüzen insanlar var.

    Arkadan atlılar geçiyor. Sonra yine o devirlerde bir Arap gezgini Orta Asya'ya gidiyor, Aral gölü civarınaBurada Türkler'in çıplak olarak suya girdiklerini anlatıyor. Şamanizm'de insanlar doğaya dönük, doyumlu bir cinsellik yaşıyor. Üstelik tek eşliliğin hakim olduğu bir dönem. Bu doğal algı zaman içinde değişti.

    - Türkiye'nin cinselliği algılayışıyla ilgili bugünkü durum ne peki?

    Şehir hayatında tamamen yüzü Batı'ya dönük hatta bu halin abartılı yaşandığı bir hal, kırsalda ise gittikçe daha da karanlığa giden bir durum var. Bir tarafta "Düzeyli bir ilişkimiz var" deyip yılda 30 sevgili değiştirenler, bir tarafta hâlâ "başlık parası"yla bir nevi kölelik sistemini sürdürenlerOrtaçağ'daki esir pazarları gibi.

    - Şehirdeki cinsellik algısının "arızaları"ndan bahsedelim mi önce

    Kadın-erkek ilişkisi maddiyata dayanıyor şu an. Kimse kimseye kendini özveriyle sunmuyor. Gerçekten ilgi göstermiyor. Dikkat edin artık şehirli, kendi ayakları üzerinde duran kadınlar bile kendilerine şiddet gösteren hatta döven erkeklerle birlikte oluyor. Çünkü o kendisinden daha güçlü.

    Maddi olarak da statü olarak da. Şehirli kadın ayakları yere bastıkça daha çok güç talep eder oldu. Kadın sevgi ve şefkat sembolüdür ama şehirli ve kariyer sahibi kadınlar artık daha çok güç ve entrika peşinde. Doğal olarak bu durum erkeğin de kafasını karıştırıyor.

    Erkek, güç talep eden kadına şefkat gösterdiğinde "çekici" olmuyor. Şehirde insanlar artık daha serbestçe cinsel deneyim yaşıyor ama herkes yine mutsuz. Halk arasında "abazan" tabiri vardır ya, cinselliği doğallıkla, özveriyle ve aşkla yaşamadıktan sonra "abazanlık" baki kalıyorHer ne kadar sık ve farklı deneyimler yaşasanız da!