Diyet | Estetik | Güzellik / Bakım | Moda | Sağlık | Dekorasyon | Anne Çocuk | Kadın Sağlığı | Kadın
  1. Merhaba, sitemize ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz. Ücretsiz üye olmak için tıklayın...
  2. Notu Gizle

Jose Moura De Vasconcelos - Şeker Portakalı

Konusu 'Kitap Kurdu' forumundadır ve Elif tarafından 31 Aralık 2006 başlatılmıştır.

    31 Aralık 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    29.044
    Beğenildi:
    16.080
    Ödül Puanları:
    488
    Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü

    Nesneleri keşfederken

    Elele, acele etmeden sokakta yürüyorduk. Totoca bana hayatı
    öğretiyordu. Ben de, ağabeyim elimden tuttuğu ve bana birtakım
    şeyler öğrettiği için durumumdan hoşnuttum. Nesneleri bana evin
    dışında öğretiyordu. Çünkü ben evde keşiflerimi tek başıma yaparak
    kendi kendimi eğitirken; yalnız olduğum için, yanılıyordum.
    Yanılınca da eninde sonunda hep dayak yiyordum. Önceleri kimse
    beni dövmezdi. Ama sonra her şeyi öğrendiler ve zamanlarını, benim
    bir şeytan, bir başbelası, lanet olasıca bir sokak kedisi olduğumu
    söyleyerek geçirmeye koyuldular. Buna aldırdığım yoktu. Sokakta
    olmasam şarkı bile söylemeye başlardım. Şarkı söylemek güzel şey.
    Totoca, şarkıdan başka bir şey daha biliyordu: ıslık çalmayı! Ama ben
    ne kadar uğraşırsam uğraşayım, ağzımdan ses çıkmıyordu. Totoca
    ıslığın tıpkı böyle çalındığını, ama şimdilik bir ıslıkçı ağzına sahip
    olmadığımı söyleyerek beni yüreklendirdi. Yüksek sesle şarkı
    söyleyemediğim için, şarkıları içimden söylüyordum.

    Garipti ama, çok da hoş olabiliyordu. Pek küçükken annemin
    söylediği bir şarkıyı hatırlıyordum. Güneşten korunmak için başına
    sardığı bir atkıyla çamaşır teknesinin başındaydı. Beline bir önlük
    bağlamıştı ve orada saatler boyu, elleri suyun içinde, sabundan bol bol
    yaptığı köpüklerle oynar dururdu. Sonra çamaşırı sıkar, ipe kadar
    taşırdı. Bambulara bağlı olan ipe bütün çamaşırları asardı. Evin
    giderlerine yardım etmek için Dr. Faulhaber ailesinin çamaşırlarını
    yıkıyordu. Annem uzun boyluydu, zayıftı, ama çok güzeldi.
    Yanık nefis bir teni, siyah dümdüz saçları vardı. Çözüp koyverdiği
    zaman bu saçlar beline kadar inerdi. Şarkı söylemesi de çok güzeldi,
    öğrenmek için yanından ayrılmazdım.

    Ey denizcim, denizcim

    Senin için ah ederim,

    Senin için, denizcim

    Yarın ölür giderim...

    Çok kabarmıştı deniz

    Kumda koşuyordu dalgalar.

    Yola çıktı denizcim

    Çok sevdiğim denizcim...

    Yazık, denizci aşkı

    Yarım saati geçmez

    Gemi demiri aldı

    Denizcim uzaklaştı...

    Çok kabarmıştı deniz...

    O an bile bu şarkı, nedenini anlamadığım bir hüzünle doldururdu
    içimi. Totoca bana bir dirsek attı. Ayıldım.

    Nen var Zeze?

    Hiç. Şarkı söylüyordum.

    Şarkı mı söylüyordun?

    Evet.
    Link Silinmiştir.
     
İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren kadinlarkulubu.com adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.

Kadinlarkulubu.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler iletişim linkinden iletişime geçildikten sonra en geç 5 (beş) iş günü içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve avukatımız size yazılı/sözlü geri dönüş yapacaktır.