Katilimiz fakirlik mi?

Exorcist

Pantolonlu Bulut
Kayıtlı Üye
Katılım
12 Temmuz 2006
Mesajlar
804
Emoji Skoru
7
Hamit Köse'nin oğlu 1995'te şehit düşmüş, Elazığ'da...
Eşi, şehit ailelerinin ortak hastalığına tutulmuş o yıl:
Göz pınarları kurumuş.
Sonra örgütlenmişler aralarında... 2000'de henüz korgeneral olan Yaşar Büyükanıt'ı ziyarete gitmişler.
Hamit Bey şu soruyu sormuş:
"Komutanım, biz şehit aileleri olarak bir şeyi öğrenmeyi çok istiyoruz: Bir bürokratın, bir siyasetçinin, bir işadamının, hatta bir generalin şehit düşen oğlu var mı?"
"Yok" demiş Büyükanıt Paşa...
Köse:
"Peki kurşun adres mi soruyor da hep fakir fukarayı buluyor?" diye üstelemiş.
Bu soru üzerine Büyükanıt Paşa mendilini çıkarmış ve şehit ailelerinin karşısında hüngür hüngür ağlamış.
* * *
Devrim Sevimay'ın Vatan'daki röportajında yer alan bu ayrıntı, sorunun hep akıllarda gezen ama pek dillendirilmeyen bir boyutunu gündeme taşıyor.
Sorunun muhatabının bugün Genelkurmay Başkanı makamında oturuyor olması, durumu daha da anlamlı kılıyor.
Paşa'yı ağlatan haksızlık, şehit ailelerince giderek yüksek bir tondan dile getirilmeye başlandı.
Başbakan'ın "Askerlik yan gelip yatma yeri değil" gafıyla tepkilerin dozu yükseldi.
İlk kez "Vatan sağ olsun" demeyen, "Hakkımızı helal etmiyoruz" diye isyan eden aileler ortaya çıktı.
PKK, bu tepkilerden siyasal yarar sağlamaya çalışıyormuş; olabilir.
Bu, soru sahiplerinin acısını dindirmiyor:
"Kurşun adres mi soruyor?"
* * *
Kurşun adres mi soruyor da, Diyarbakır'daki durakta, en çok yoksul çocukları paramparça oluyor o kahpe saldırıda?
Kurşun hedef mi seçiyor da kör mayınlara çoğu kez, gariban Mehmet'lerin dermansız bacakları basıyor?
Kurşun zengin mi seviyor da, ille fukaraları gömüyor şehitliklere?.. Çelik yelekli göğüslerden sekip cılız kaburgaların arasına saplanıyor hep?
Bir şehit anasının sorduğu gibi, "Neden birileri garnizonlarda konser verirken, diğerleri dağda ölümü kovalıyor?"
Hangi bilgisayardır ki bu, en ölümcül bölgelere dağıtım yaparken ustaca ayırıyor büyük adamların yakınlarını?
Neden (mesela) Teşvikiye Camii'nden, (yine mesela) Yozgat'ın tüm camileri kadar şehit cenazesi kalkmıyor?
Yeterince kaçmayı beceren "bedelli askerler"in ödeyebildiği "bedel", bir can bedeli midir?
Parayı denkleştiremeyenler, fakirliklerinin bedelini canıyla mı ödemektedir?
Niye al bayraklı tabuta sarılanlar en çok, orduevlerine alınmayan başörtülülerdir ve neden komutanlara bir tek oğullarının cenazesinde sarılabilmektedirler?
Ergun Babahan'ın tabiriyle "şehitlikte adalet"in vakti gelmemiş midir?
* * *
"PKK istismar ediyor" bahanesiyle örtbas edilemeyecek sorular bunlar...
Üstelik sadece bir haksızlığa isyan değil, sorunun özüne inen bir bilinç de taşıyor içinde...
Acaba terörden önce ve hatta ondan çok yoksulluk mu öldürüyor çocuklarımızı?
Askere gitmeden çok, çok önce, daha rahme düşerken mi döşeniyor mayınlar?
Ya "dağdakiler"?
Onlar da "güvenlik kuvvetleriyle girdikleri çatışmada" değil, yoksulluğun pençesinde mi ölü ele geçiriliyor aslında?
Soruyu daha yalın soralım:
Derdimiz etnik mi, ekonomik mi?
Asıl katilimiz, fakirlik mi?
CAN DÜNDAR
 

1kumtanesi

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
12 Temmuz 2006
Mesajlar
127
Emoji Skoru
6
Yaş
56
şöylede sorulabilir hiç dağa çıkan bir aşiret oğlu gördünüzmü? yada şehit düşen aşiret oğlu.?
 

Mune

Nirvana
Yönetici
Super Moderator
Katılım
12 Temmuz 2006
Mesajlar
38.828
Emoji Skoru
102.579
Yaş
46
Mükemmel bir yazıydı,hani bir laf vardır ya ''Paranın gözü kör olsun'' denir işte tamda böyle söylemenin zamanı, vakti zamanında birilerinin annesi avrupa yakasında otururken biricik oğlu anadolu yakasında askerlik yapmış,gece yarıları asker ocağından çıkartılıp eğlencelere götürülmüştü,Ahhh güzel ülkemin şehit mehmetçikleri aileleriniz lüks semtlerde oturmadıkça cebinizde dolarlar reinalarda sürtmediğiniz sürece meteliğe kurşun atıp şehit düşmeye devam edeceksiniz
 
Yukarı Alt