• İstediğin her konuda başarılı olabilirsin! Saklama Kendini…
    Detayları incelemek için tıkla!
  • Pınar Labneli Tarif Yarışması 4. Hafta yarışma başladı.
    Pınar Labne lezzetlerı yarışıyor. Her hafta birinciye süpriz hediyeler.
    Lezzetli yarışmaya katılmak için HEMEN TIKLA !..

Psikopatolojik Vakaları Anlatan Film Önerileri (Meraklısına)

Astoria

for whom the bell tolls... time marches on.
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2016
16.254
50.856
28
Burayı takip edenler. :) Size pek denk gelmeyeceğiniz bir psikopatolojik vakayı anlatan, gerçek hayatta var olduğunu da bilmenizle birlikte tüylerinizi diken diken edecek bir belgesel önerisiyle geldim.

55. Mommy Dead and Dearest

MV5BNjE4NTFiZDYtZjUxOC00YmMyLTk2ZWYtM2RhMzNjZTVmYTM2XkEyXkFqcGdeQXVyMzQxNjcxNzA@._V1_UX182_CR0...jpg


IMDB Puanı: 7.4

Yılı: 2017

Tür: Belgesel, Polisiye

Süre: 1 sa 22 dk

Yönetmen: Erin Lee Carr

Oyuncular: Gypsy Rose Blanchard, Dee Dee Blanchard, Jim Arnott

Konusu: Gerçek bir hikâye üzerine çekilen belgesel, kızına epey düşkün olarak tanınan bir annenin evinde ölü bulunması, olayın akabinde kanser ve çeşitli beyin hastalıkları bulunan 23 yaşındaki kızı Gypsy Rose’un ortak Facebook hesaplarından “Sürtük geberdi” yazan bir paylaşımda bulunması nedeniyle olayların derinine inilmesi ile başlıyor ve şoke edici gerçekler açığa çıkıyor.

(Belgesel İngilizce, Türkçe alt yazısı da yok. Dil bilmeyenler isterlerse aynı olayın uyarlanmış mini dizisi olan 2019 yapımı The Act'i izleyebilirler, 8 bölümden oluşuyor.)

(Öncelikle Google'a yazmanız gereken şey: Münchausen by Proxy Sendromu. Ne olduğunu bilmeniz gerekiyor bu belgesel için. İnanılmaz bir şey, izlerken dehşete düşmemek elde değil. Anne Dee Dee bu hastalığa sahip bir kadın ve kızını 20 yıl boyunca hasta olduğuna inandırarak istismar ediyor. Çocuğa kanser olduğunu söyleyip saçlarını kazıtmaktan tut, besinleri yutamadığını iddia ederek beslenme tüpü taktırmak, nefes alamadığını iddia ederek oksijen tüpü taktırtmaya kadar ileri gidiyor. Tekerlekli sandalyeden kaldırtmıyor. Doktorlar hiçbir hastalık belirtisi bulamasalar da Dee Dee inatla kızının hasta olduğunu söyleyerek sahte belirtiler uyduruyor. Bu şekilde insanlardan bol bol ilgi, sevgi, destek görmekle beraber pek çok hayır kurumundan da para yardımı, ev yardımı gibi destekler alıyor. Ancak kızı Gypsy büyüyor haliyle ve annesinden gizli gizli internet kullanıp sosyal medya hesapları açmaya başlıyor ve bu şekilde dış dünyayla bağlantı kurabiliyor. En sonunda netten edindiği sevgilisiyle beraber annesini öldürmesi ile bu kızın korkunç gerçekliği de açığa çıkıyor. İnanılmaz, tek kelimeyle inanılmaz. Muhakkak izlemenizi tavsiye ediyorum, belgeselini izleyemezseniz bile dizisini muhakkak izleyin derim.)
 
Son düzenleme:

benpapatya

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
19 Haziran 2014
755
796
Burayı takip edenler. :) Size pek denk gelmeyeceğiniz bir psikopatolojik vakayı anlatan, gerçek hayatta var olduğunu da bilmenizle birlikte tüylerinizi diken diken edecek bir belgesel önerisiyle geldim.

55. Mommy Dead and Dearest

Eki Görüntüle 2292828

IMDB Puanı: 7.4

Yılı: 2017

Tür: Belgesel, Polisiye

Süre: 1 sa 22 dk

Yönetmen: Erin Lee Carr

Oyuncular: Gypsy Rose Blanchard, Dee Dee Blanchard, Jim Arnott

Konusu: Gerçek bir hikâye üzerine çekilen belgesel, kızına epey düşkün olarak tanınan bir annenin evinde ölü bulunması, olayın akabinde kanser ve çeşitli beyin hastalıkları bulunan 23 yaşındaki kızı Gypsy Rose’un ortak Facebook hesaplarından “Sürtük geberdi” yazan bir paylaşımda bulunması nedeniyle olayların derinine inilmesi ile başlıyor ve şoke edici gerçekler açığa çıkıyor.

(Belgesel İngilizce, Türkçe alt yazısı da yok. Dil bilmeyenler isterlerse aynı ceğim. olayın uyarlanmış mini dizisi olan 2019 yapımı The Act'i izleyebilirler, 8 bölümden oluşuyor.)

(Öncelikle Google'a yazmanız gereken şey: Münchausen by Proxy Sendromu. Ne olduğunu bilmeniz gerekiyor bu belgesel için. İnanılmaz bir şey, izlerken dehşete düşmemek elde değil. Anne Dee Dee bu hastalığa sahip bir kadın ve kızını 20 yıl boyunca hasta olduğuna inandırarak istismar ediyor. Çocuğa kanser olduğunu söyleyip saçlarını kazıtmaktan tut, besinleri yutamadığını iddia ederek beslenme tüpü taktırmak, nefes alamadığını iddia ederek oksijen tüpü taktırtmaya kadar ileri gidiyor. Tekerlekli sandalyeden kaldırtmıyor. Doktorlar hiçbir hastalık belirtisi bulamasalar da Dee Dee inatla kızının hasta olduğunu söyleyerek sahte belirtiler uyduruyor. Bu şekilde insanlardan bol bol ilgi, sevgi, destek görmekle beraber pek çok hayır kurumundan da para yardımı, ev yardımı gibi destekler alıyor. Ancak kızı Gypsy büyüyor haliyle ve annesinden gizli gizli internet kullanıp sosyal medya hesapları açmaya başlıyor ve bu şekilde dış dünyayla bağlantı kurabiliyor. En sonunda netten edindiği sevgilisiyle beraber annesini öldürmesi ile bu kızın korkunç gerçekliği de açığa çıkıyor. İnanılmaz, tek kelimeyle inanılmaz. Muhakkak izlemenizi tavsiye ediyorum, belgeselini izleyemezseniz bile dizisini muhakkak izleyin derim.)
Aman Allahım! Bu nasıl bir film, nasıl bir hastalık böyle, inanılmaz bir şey. 1-2 gün içinde izleyeceğim. Astoria, siz olmasaydınız, böyle bir belgesele hayatta denk gelemezdim. Çoook teşekkürler
 

Astoria

for whom the bell tolls... time marches on.
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2016
16.254
50.856
28
Aman Allahım! Bu nasıl bir film, nasıl bir hastalık böyle, inanılmaz bir şey. 1-2 gün içinde izleyeceğim. Astoria, siz olmasaydınız, böyle bir belgesele hayatta denk gelemezdim. Çoook teşekkürler
Rica ederim ne demek. :) Kan dondurucu gerçekten. Detayları gördükçe şoklardan şok beğeniyorsunuz. Kız ayrı bir vaka, annesi apayrı bir vaka zaten. Hoş böyle bir annenin yanında sağlıklı bir çocuk yetişemez keza.
 

Emma3

♥️❤️♥️
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
20 Eylül 2013
2.045
3.400
37
Merhaba. Uzmani oldugunuz konuda güzel bir başlık açıp faydali bir sey yapmissiniz :) Teşekkürler. Bu aksam bir film varmis, onu izleyecegim. Izlediniz mi bilmiyorum ama isterseniz diye paylasmak istedim. İsmi Icimdeki Milyonlarca Sevgi. Yaşanmış olaydan uyarlanmis. OKB'yi anlatiyormus.

Screenshot_2019-08-05-13-23-51.png
 

Astoria

for whom the bell tolls... time marches on.
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2016
16.254
50.856
28
Merhaba. Uzmani oldugunuz konuda güzel bir başlık açıp faydali bir sey yapmissiniz :) Teşekkürler. Bu aksam bir film varmis, onu izleyecegim. Izlediniz mi bilmiyorum ama isterseniz diye paylasmak istedim. İsmi Icimdeki Milyonlarca Sevgi. Yaşanmış olaydan uyarlanmis. OKB'yi anlatiyormus.

Eki Görüntüle 2295786
Merhaba, hoşgeldiniz. Yok izlemedim, ben de izleyeyim. TRT 2 güzel filmler yayınlıyor zaten. Bilgilendirme için çok teşekkür ederim. :)
 

GangstaWalk

https://www.youtube.com/watch?v=5Pq4nGV4KQw
ÜZGÜN
Pro Üye
Doğa Severler Kulübü
3 Mart 2016
17.136
69.983
Burayı takip edenler. :) Size pek denk gelmeyeceğiniz bir psikopatolojik vakayı anlatan, gerçek hayatta var olduğunu da bilmenizle birlikte tüylerinizi diken diken edecek bir belgesel önerisiyle geldim.

55. Mommy Dead and Dearest

Eki Görüntüle 2292828

IMDB Puanı: 7.4

Yılı: 2017

Tür: Belgesel, Polisiye

Süre: 1 sa 22 dk

Yönetmen: Erin Lee Carr

Oyuncular: Gypsy Rose Blanchard, Dee Dee Blanchard, Jim Arnott

Konusu: Gerçek bir hikâye üzerine çekilen belgesel, kızına epey düşkün olarak tanınan bir annenin evinde ölü bulunması, olayın akabinde kanser ve çeşitli beyin hastalıkları bulunan 23 yaşındaki kızı Gypsy Rose’un ortak Facebook hesaplarından “Sürtük geberdi” yazan bir paylaşımda bulunması nedeniyle olayların derinine inilmesi ile başlıyor ve şoke edici gerçekler açığa çıkıyor.

(Belgesel İngilizce, Türkçe alt yazısı da yok. Dil bilmeyenler isterlerse aynı olayın uyarlanmış mini dizisi olan 2019 yapımı The Act'i izleyebilirler, 8 bölümden oluşuyor.)

(Öncelikle Google'a yazmanız gereken şey: Münchausen by Proxy Sendromu. Ne olduğunu bilmeniz gerekiyor bu belgesel için. İnanılmaz bir şey, izlerken dehşete düşmemek elde değil. Anne Dee Dee bu hastalığa sahip bir kadın ve kızını 20 yıl boyunca hasta olduğuna inandırarak istismar ediyor. Çocuğa kanser olduğunu söyleyip saçlarını kazıtmaktan tut, besinleri yutamadığını iddia ederek beslenme tüpü taktırmak, nefes alamadığını iddia ederek oksijen tüpü taktırtmaya kadar ileri gidiyor. Tekerlekli sandalyeden kaldırtmıyor. Doktorlar hiçbir hastalık belirtisi bulamasalar da Dee Dee inatla kızının hasta olduğunu söyleyerek sahte belirtiler uyduruyor. Bu şekilde insanlardan bol bol ilgi, sevgi, destek görmekle beraber pek çok hayır kurumundan da para yardımı, ev yardımı gibi destekler alıyor. Ancak kızı Gypsy büyüyor haliyle ve annesinden gizli gizli internet kullanıp sosyal medya hesapları açmaya başlıyor ve bu şekilde dış dünyayla bağlantı kurabiliyor. En sonunda netten edindiği sevgilisiyle beraber annesini öldürmesi ile bu kızın korkunç gerçekliği de açığa çıkıyor. İnanılmaz, tek kelimeyle inanılmaz. Muhakkak izlemenizi tavsiye ediyorum, belgeselini izleyemezseniz bile dizisini muhakkak izleyin derim.)
Bayadır bakmıyordum buraya, bir film çıkarayım diye geldim Astoria (Daha inceleyeceğim sayfalar almış yürümüş maşallah :KK200:)

Bu olayı haber olarak okuduğumu hatırlıyorum, içim kaldırmamıştı... Bir lanet gibi aman Allah'ım...
Ya bu kızın cinayetten yargılanmaması gerekiyor bile dedim ya; yargılanmamalı, artık özgür kalmalı dediğimi.

Belgesel/film şeklinde konu alınıp çekileceğinin mi çekildiğinin mi artık onun da haberini okumuştum ama "İzlerim" diyememiştim. İzleyesim var, izlemeye çekiniyorum vallahi, çok acı, uç bir gerçek...

Bunun başka örneklerini de okumuştum, yeni doğan çocuğunu ölmeyecek kadar ara ara yastık bastırarak nefessiz bırakıp, hastaneye götüren ve orada cefakar anne rolünü oynayan... Doktorun biri hatta bunun farklı bir hastalık olduğunu düşünüp araştırmak istiyor, bir başka hastalığa benzeterek; genetik bir durum olduğunu (Yeni doğanlarda ani bebek ölümleri-nefes durmalarının araştırıldığı sıralar sanırım) ve kadınla birlikte ailesi incelemeye alınıyor, diğer çocuklarında da benzer şeyler vb... Kadın ilk doğan çocuğundan itibaren sanırım 4 çocuk yapıyor ve hepsi bebeklik-çocukluk süreçleri boyunca buna maruz kalıyorlar, sonuç ölüm oluyor filan öyle bir şeylerdi.
Dikkatli bir hemşire ortaya çıkarıyor, son bebek kurtuluyor mu ölüyor mu hatırlamıyorum.
Doktora "Bakın bu çocuk da ölecek, bir an bile gözetimden ayırmamalıyız" gibi bir diyalog yaşanıyor.
Hemşire takip ediyor ve işte fark ediliyor filan ama bu süreçte çocuklar, doktorun kendini, hastalığın genetik olduğu fikriyle "Buluyorum galiba" heyecanına kaptırıp çabuk ayılamaması ve annenin vekaleten Münchausen sendromu yüzünden ölüyor.
Değişik bir olaydı, okurken kanım çekilmişti, yanlış hatırlıyor da olabilirim, olay hemen hemen buna benzer diyeyim, baya oluyor okuyalı.
Allah korusun ya.
 
Son düzenleme:

Astoria

for whom the bell tolls... time marches on.
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2016
16.254
50.856
28
Bayadır bakmıyordum buraya, bir film çıkarayım diye geldim Astoria (Daha inceleyeceğim sayfalar almış yürümüş maşallah :KK200:)

Bu olayı haber olarak okuduğumu hatırlıyorum, içim kaldırmamıştı... Bir lanet gibi aman Allah'ım...
Ya bu kızın cinayetten yargılanmaması gerekiyor bile dedim ya; yargılanmamalı, artık özgür kalmalı dediğimi.

Belgesel/film şeklinde konu alınıp çekileceğinin mi çekildiğinin mi artık onun da haberini okumuştum ama "İzlerim" diyememiştim. İzleyesim var, izlemeye çekiniyorum vallahi, çok acı, uç bir gerçek...

Bunun başka örneklerini de okumuştum, yeni doğan çocuğunu ölmeyecek kadar ara ara yastık bastırarak nefessiz bırakıp, hastaneye götüren ve orada cefakar anne rolünü oynayan... Doktorun biri hatta bunun farklı bir hastalık olduğunu düşünüp araştırmak istiyor, bir başka hastalığa benzeterek; genetik bir durum olduğunu (Yeni doğanlarda ani bebek ölümleri-nefes durmalarının araştırıldığı sıralar sanırım) ve kadınla birlikte ailesi incelemeye alınıyor, diğer çocuklarında da benzer şeyler vb... Kadın ilk doğan çocuğundan itibaren sanırım 4 çocuk yapıyor ve hepsi bebeklik-çocukluk süreçleri boyunca buna maruz kalıyorlar, sonuç ölüm oluyor filan öyle bir şeylerdi.
Dikkatli bir hemşire ortaya çıkarıyor, son bebek kurtuluyor mu ölüyor mu hatırlamıyorum.
Doktora "Bakın bu çocuk da ölecek, bir an bile gözetimden ayırmamalıyız" gibi bir diyalog yaşanıyor.
Hemşire takip ediyor ve işte fark ediliyor filan ama bu süreçte çocuklar, doktorun kendini, hastalığın genetik olduğu fikriyle "Buluyorum galiba" heyecanına kaptırıp çabuk ayılamaması ve annenin vekaleten Münchausen sendromu yüzünden ölüyor.
Değişik bir olaydı, okurken kanım çekilmişti, yanlış hatırlıyor da olabilirim, olay hemen hemen buna benzer diyeyim, baya oluyor okuyalı.
Allah korusun ya.
Çok zor izlemesi, dediğin gibi benim de izlerken kanım çekildi. Dizisine başlayıp başlamama konusunda tereddütteyim mesela. Yani işin garip yanı, anne dışarıdan tek başına, babasız, hasta çocuğunu büyütmeye çalışıyor gibi algılanıyor. Komşuları duyunca şok oluyorlar "Nasıl olabilir çok iyi biriydi" falan diye. Bazen hasta çocuğunu büyütmeye çalışan single mom'ları görünce "Lan acaba?" oluyorum yani çünkü kadın dışarıdan hiç uç bir şey göstermiyor. Bir-iki kişi kıllanıyor sadece ama kadının psikolojik sorunlu olduğu ortaya çıktığı için mi bunu diyorlar o da meçhul. Belki kadın ve kızı normal çıksalar akıllarına söyledikleri durumdan kıllandıkları gelmeyecek. Değişik vakalar Munchausen sendromları. Nişanlımla konuşmuştuk da o da Türkiyede az buz sayıda olmadığını söylemişti, dediğin gibi özellikle vekaleten olan türü yenidoğan vakalarında gözlemleniyormuş. Ama bizde tanı çok geç konabiliyormuş ne yazık ki. Bu vakada da tanının konması 20 yıl alıyor. :/
 

GangstaWalk

https://www.youtube.com/watch?v=5Pq4nGV4KQw
ÜZGÜN
Pro Üye
Doğa Severler Kulübü
3 Mart 2016
17.136
69.983
Çok zor izlemesi, dediğin gibi benim de izlerken kanım çekildi. Dizisine başlayıp başlamama konusunda tereddütteyim mesela. Yani işin garip yanı, anne dışarıdan tek başına, babasız, hasta çocuğunu büyütmeye çalışıyor gibi algılanıyor. Komşuları duyunca şok oluyorlar "Nasıl olabilir çok iyi biriydi" falan diye. Bazen hasta çocuğunu büyütmeye çalışan single mom'ları görünce "Lan acaba?" oluyorum yani çünkü kadın dışarıdan hiç uç bir şey göstermiyor. Bir-iki kişi kıllanıyor sadece ama kadının psikolojik sorunlu olduğu ortaya çıktığı için mi bunu diyorlar o da meçhul. Belki kadın ve kızı normal çıksalar akıllarına söyledikleri durumdan kıllandıkları gelmeyecek. Değişik vakalar Munchausen sendromları. Nişanlımla konuşmuştuk da o da Türkiyede az buz sayıda olmadığını söylemişti, dediğin gibi özellikle vekaleten olan türü yenidoğan vakalarında gözlemleniyormuş. Ama bizde tanı çok geç konabiliyormuş ne yazık ki. Bu vakada da tanının konması 20 yıl alıyor. :/
Kuzum, ben bu vakaları vaktinde cahil kafamla bir miktar okudum nette search ede ede.
Avrupa Yakası'nda bir Makbule sahnesi var ya; o hesap "Beni kimler hasta etti la?" diye.
Konuna bir espri olsun ekleyeyim:

Kendi annemden şüphelendim de vakti zamanında açık açık söyleyeyim sana bak, ondan biraz araştırdımdı (O da yarım yamalak tabi işte), çünkü destekleyen olaylar vardı. Ama sonunda -genç anne olmasının ve çok evhamına/başıma bir şey gelecek korkusuna yenilmesinin bir sonucunda kendisini fark edemeyip, kendisi çocuğuna zarar veren bir hale gelen, bir miktar cahil kalan- bir kadın olduğunu anladım. Çünkü annemle konuştum yani bunu ciddi ciddi "Bak sen vekaleten Münchausen sendromu olabilirsin, minik bir dozda, bi gidelim mi doktora" filan diye. :))

Bizim ülkemizde de olduğuna inanıyorum ben evet, vardır, insanın olduğu yerde her şey oluyor ve tanı neden gecikiyor onu söyleyeyim: Kültürümüz içinde bunun fark edilmesi daha da güç, çünkü psikolog tikli bir milletiz ve sağlıklı psikolojiye önem vermiyoruz. İhtimal vermeyiz yani, psikolojik sorun da neymiş? Aslında bunlar yok, hep maneviyat eksikliğinden ve yenmek tamamen insanın elinde, desteğe gerek yok deli misin sen kendin aşarsın, ilaçlar seni mahveder zaten(!). Anladın sen demek istediğimi :KK66: Yani böyle uç ve gizlenişi kolay bir hastalığa gelene kadar çok yolumuz var daha... Zaten bunu sen benden daha iyi biliyorsundur, ben de laf olsun diye işte. :))

Bu yavaş yavaş aşılıyor ya, ona seviniyorum bir yandan.

Ya garibim kıza o kadar üzüldüm ki; dile kolay 20 yıl. Olmayan hastalıkları var gibi göstermek de kolaylaşıyor tabi o ilaç döngüsüne girince. Normal nefes alıp verebilen bir kıza oksijen bağlarsan eh hasta edersin zaten vb. Ondan da zorlaşıyor tanı; anne ile çocuğu ayırıp gözlemlemeleri gerekiyor sürekli hastalanıp duran ve sebebi net bulunamayan durumları. E bu da ne kadar mümkün, anneden başka refakat edecek kim var güvenilip?
Zor bir döngü...
 
Son düzenleme:

Emma3

♥️❤️♥️
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
20 Eylül 2013
2.045
3.400
37
Merhaba, hoşgeldiniz. Yok izlemedim, ben de izleyeyim. TRT 2 güzel filmler yayınlıyor zaten. Bilgilendirme için çok teşekkür ederim. :)
Bu aralar TRT 2'nin filmlerine sardik ailecek :) Bugün hem cekik gözlü oyunculari görünce hem de psikolojik konu gecince daha da ilgimi cekti :) obsesif kisilige sahip ex pdr'ciyim ben de :) Hazir aktif calisan sizi bulmusken ozelden bir sey soracagim.
 

Astoria

for whom the bell tolls... time marches on.
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2016
16.254
50.856
28
Kuzum, ben bu vakaları vaktinde cahil kafamla bir miktar okudum nette search ede ede.
Avrupa Yakası'nda bir Makbule sahnesi var ya; o hesap "Beni kimler hasta etti la?" diye.
Konuna bir espri olsun ekleyeyim:

Kendi annemden şüphelendim de vakti zamanında açık açık söyleyeyim sana bak, ondan biraz araştırdımdı (O da yarım yamalak tabi işte), çünkü destekleyen olaylar vardı. Ama sonunda -genç anne olmasının ve çok evhamına/başıma bir şey gelecek korkusuna yenilmesinin bir sonucunda kendisini fark edemeyip, kendisi çocuğuna zarar veren bir hale gelen, bir miktar cahil kalan- bir kadın olduğunu anladım. Çünkü annemle konuştum yani bunu ciddi ciddi "Bak sen vekaleten Münchausen sendromu olabilirsin, minik bir dozda, bi gidelim mi doktora" filan diye. :))

Bizim ülkemizde de olduğuna inanıyorum ben evet, vardır, insanın olduğu yerde her şey oluyor ve tanı neden gecikiyor onu söyleyeyim: Kültürümüz içinde bunun fark edilmesi daha da güç, çünkü psikolog tikli bir milletiz ve sağlıklı psikolojiye önem vermiyoruz. İhtimal vermeyiz yani, psikolojik sorun da neymiş? Aslında bunlar yok, hep maneviyat eksikliğinden ve yenmek tamamen insanın elinde, desteğe gerek yok deli misin sen kendin aşarsın, ilaçlar seni mahveder zaten(!). Anladın sen demek istediğimi :KK66: Yani böyle uç ve gizlenişi kolay bir hastalığa gelene kadar çok yolumuz var daha... Zaten bunu sen benden daha iyi biliyorsundur, ben de laf olsun diye işte. :))

Bu yavaş yavaş aşılıyor ya, ona seviniyorum bir yandan.

Ya garibim kıza o kadar üzüldüm ki; dile kolay 20 yıl. Olmayan hastalıkları var gibi göstermek de kolaylaşıyor tabi o ilaç döngüsüne girince. Normal nefes alıp verebilen bir kıza oksijen bağlarsan eh hasta edersin zaten vb. Ondan da zorlaşıyor tanı; anne ile çocuğu ayırıp gözlemlemeleri gerekiyor sürekli hastalanıp duran ve sebebi net bulunamayan durumları. E bu da ne kadar mümkün, anneden başka refakat edecek kim var güvenilip?
Zor bir döngü...
Estağfurullah, ne cahili. Bazı konular hakkında benden daha bilgilisin hatta. İkimizin de birbirimizden öğreneceği birçok şey var. :) Koyduğun sahneyi biliyorum, Avrupa Yakası'nı baştan sona hatmettim zaten bu "tatil" dönemimde ehehe.

Münchausen evhamlılıktan çok çok başka ya. Annenin korumacı davranmasının sebebi orada evladını korumak olmuyor, kendini korumak oluyor. Gypsy Rose ve annesinden örnek vereyim, belgeselden yani. Gypsy Rose büyüdükçe artık yardımsız yürüyebildiğini, şeker yiyebildiğini keşfediyor ve annesinden gizli olarak bunları yapıyor. Annesi başka insanlarla konuşmasını yasaklıyor, annesinden gizli Facebook hesabı açıp oradan başka erkeklerle konuşuyor falan. Annesi bu durumları fark ettiğinde Gypsy Rose'a ağır cezalar veriyor. Evhamından yapıyor olsa ceza vermez, en fazla panikler ve kaçınmasını rica eder. Ceza vermek aslında bu durumun ortaya çıkmasından korkmaktan kaynaklı.

Psikologlarla ilgili söylediklerine katılıyorum. Sigorta işine bağlansa daha iyi olur aslında Avrupa ve Amerika'daki gibi. Bununla ilgili bir düzenleme de yok, belli eğitimler de yok. Felsefe mezunu olup aile danışmanlığı sertifikası alan adam da terapi yapmaya kalkıyor, İstanbul E-5 Otoban Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde parayı bastırıp yüksek lisans yapmasının yeterli olduğunu düşünen adam da terapi yapmaya kalkıyor. Biri 50 liradan yapıyor biri 350 liradan. Sınırları belirlenmiş değil, mesela en az 300 saat Sağlık Bakanlığı onaylı süpervizyon almak mecburi olsa ne güzel olur.
 

Zinmem

Geçici Olarak Hesap Pasiftir !
ÜZGÜN
Kayıtlı Üye
29 Temmuz 2018
2.044
4.339
Bir kaç film eklemek istiyorum. Yazılmamıştır umarım tekrar olmaz :)

Funny games
Piano teacher
Ma soeur
Martyrs

Hayli gerilimli psikolojik filmler :)
 

Astoria

for whom the bell tolls... time marches on.
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
15 Kasım 2016
16.254
50.856
28
Bir kaç film eklemek istiyorum. Yazılmamıştır umarım tekrar olmaz :)

Funny games
Piano teacher
Ma soeur
Martyrs

Hayli gerilimli psikolojik filmler :)
Yazılmamıştı :) Çok teşekkürler, ben de izleme listeme kaydediyorum hemen. Dilerim benim gibi yararlanan başkaları da olur.
 

GangstaWalk

https://www.youtube.com/watch?v=5Pq4nGV4KQw
ÜZGÜN
Pro Üye
Doğa Severler Kulübü
3 Mart 2016
17.136
69.983
Estağfurullah, ne cahili. Bazı konular hakkında benden daha bilgilisin hatta. İkimizin de birbirimizden öğreneceği birçok şey var. :) Koyduğun sahneyi biliyorum, Avrupa Yakası'nı baştan sona hatmettim zaten bu "tatil" dönemimde ehehe.

Münchausen evhamlılıktan çok çok başka ya. Annenin korumacı davranmasının sebebi orada evladını korumak olmuyor, kendini korumak oluyor. Gypsy Rose ve annesinden örnek vereyim, belgeselden yani. Gypsy Rose büyüdükçe artık yardımsız yürüyebildiğini, şeker yiyebildiğini keşfediyor ve annesinden gizli olarak bunları yapıyor. Annesi başka insanlarla konuşmasını yasaklıyor, annesinden gizli Facebook hesabı açıp oradan başka erkeklerle konuşuyor falan. Annesi bu durumları fark ettiğinde Gypsy Rose'a ağır cezalar veriyor. Evhamından yapıyor olsa ceza vermez, en fazla panikler ve kaçınmasını rica eder. Ceza vermek aslında bu durumun ortaya çıkmasından korkmaktan kaynaklı.

Psikologlarla ilgili söylediklerine katılıyorum. Sigorta işine bağlansa daha iyi olur aslında Avrupa ve Amerika'daki gibi. Bununla ilgili bir düzenleme de yok, belli eğitimler de yok. Felsefe mezunu olup aile danışmanlığı sertifikası alan adam da terapi yapmaya kalkıyor, İstanbul E-5 Otoban Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde parayı bastırıp yüksek lisans yapmasının yeterli olduğunu düşünen adam da terapi yapmaya kalkıyor. Biri 50 liradan yapıyor biri 350 liradan. Sınırları belirlenmiş değil, mesela en az 300 saat Sağlık Bakanlığı onaylı süpervizyon almak mecburi olsa ne güzel olur.
Est. sen bu işin okulunu okuyorsun, ben kendi gizemimi çözmeye çalışıyorum kendimce, o kadar. :)
Evet farklı, mükemmel manipülasyon yetenekleri var ve arkaplanda her türlü iknaya kapalılar, olayın kontrollerinden çıkmaya başladığını hissettiklerinde korku ve öfke ile her yol mübah oluveriyor, çocuğunun büyüdüğünü görmesi bile bir eğlence değil stres kaynağı onun için çünkü 18den sonra reşit filan.
Annemde de bunu test ettiğimi hatırlıyorum; yani "Bu bir hapisse, gardiyanım nasıl? Ben nasıl?" diye. Değildi yani.

Bu kızın da erkek arkadaşı ile annesini öldürdüğünü biliyorum ve o erkek arkadaşın da bu mükemmel manipülasyondan zincirleme nasibini aldığını tahmin edebiliyorum; gardiyanından öğrendi o çocuk onu ve kaçış için kullandı; bunu kullanabilmek için önce kendi yalanına kendisi inandı... Falan filan... Çok acayip bu ruhlar deryası; anla anla, çöz çöz, yorumla yorumla bitmez, çok güzel mesleğin var çok da yakıştığını düşünüyorum belirtmeden geçemedim. İnşallah kıymetinizi bilirler de piyasadan şarlatanları adam akıllı ayıklamanın yolunu ciddiyetle ele alırlar.

İnstadan psikologluğa soyunan Çavvğla'ları tvye kadar çıkaran memleketimde, artık "Hayırlısı be gülüm" diyorum. :))
 
Son düzenleme:

Emma3

♥️❤️♥️
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
20 Eylül 2013
2.045
3.400
37
Screenshot_2019-08-17-21-30-48.png


Solaris filminin psikolojik yönü varmış, izlemedim bilmiyorum ama izlemek isteyen çıkabilir.

Screenshot_2019-08-17-21-29-36.png
 

benpapatya

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
19 Haziran 2014
755
796
Rica ederim ne demek. :) Kan dondurucu gerçekten. Detayları gördükçe şoklardan şok beğeniyorsunuz. Kız ayrı bir vaka, annesi apayrı bir vaka zaten. Hoş böyle bir annenin yanında sağlıklı bir çocuk yetişemez keza.
Astoria merhaba. Epey bir zaman oldu buraya yazmayalı. Ama boş durmuyorum; sizin önerilerinizden izlemeye devam ediyorum:))
Mommy Dead and Dearest'ı izledim. Bir kaç gün süresince bu filmin etkisini yaşadım. Bu olayla ilgili haberleri okudum. Özellikle Gipsy Rose'un aldığı hapis cezasıyla ilgili toplumda epey bir karşıt düşünceler oluşmuş. Ben ise, en azından bu ceza konusunda ne düşüneceğimi şaşırdım. (Siz filmle ilgili çok boyutlu ve güzel, isabetli yorumlar yaptığınız için, bana da kala kala ceza meselesini düşünmek kaldı:))) Gipsy, Face'teki çocukla tanıştıktan sonra kişiliğinin bambaşka bir yönü ortaya çıktı. O zamana dek, saf, anneye boyun eğmiş, güçsüz, edilgen ve çok masum, saf bir kız izlemiştim. Sanki yıllarca annesine karşı kendisini pek güzel gizlemiş gibiydi. Ama tanıştığı çocuk, Gipsy'de derinlerde saklanmış yanının ortaya çıkmasına yol açtı. Sonrasında ise Gipsy'i, gayet zeki, akılcı, sinsi, kurnaz, çok öfke biriktirmiş, manipülasyonda usta bir karakter şeklinde izledik. Aslında bu özellikleri de olan Gipsy'nin 20 yıl boyunca annesine sessiz kalması, komşulara, doktorlara oynanan oyunda annesine eşlik etmesi, bana ilginç göründü. Zaten komşuları olan anne-kız da, bu nedenle Gipsy'i hiç de mağdur göremediler ve affetmediler.

Okuduklarıma göre, cinayeti işleyen sevgilisi müebbet gibi bir ceza almış. Aslında en masum olan, ceza ehliyeti olamayacak tek kişi, bence o.

Neyse...çok zor bir konu, çok zor bir sendrom. Sanırım tedavi edilemez bir şey bu.
 

benpapatya

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
19 Haziran 2014
755
796
Önermek istediğim başka bir film ise bu "dönüşüm terapileri" şarlatanlığı ile ilgili. Cinsel yönelimi heteroseksüelliğin dışında olan (gay, lezbiyen vs.) çocukları alarak Tanrı'nın onları sevmediğine, hissettiklerinin "Şeytan'ın isteği" olduğuna inandırarak bu çocukları heteroseksüel yapmaya çalışan "eşcinsellik dönüşüm terapileri"ni konu alan, bu dönüşüm terapilerine ailesi tarafından gönderilmiş Garrard Conley'in anılarından uyarlanmış gerçek bir hikaye. Bu konuda önyargınız varsa kırabileceğinizi düşündüğüm bir film de ayrıca.

51. Boy Erased



IMDB Puanı: 7.0

Yılı: 2018

Tür: Biyografi, Dram

Süre: 1 sa 55 dk

Yönetmen: Joel Edgerton

Oyuncular: Lucas Hedges, Nicole Kidman, Russell Crowe

Konusu: Garrard Conley’in aynı adlı otobiyografik kitabından uyarlanan film, ABD’nin Arkansas kasabasında görevli bir papazın oğlu olan ve tıpkı ailesi gibi dindar olarak yetiştirilen Jared’in 19 yaşında gay olduğunu itiraf etmesi üzerine ailesinin yoğun baskıları sonucunda zorla bir “eşcinsel dönüşüm terapisi”ne gönderilmesini ve orada yaşadığı dramatik olayları konu alıyor.
Bu da bir başka güzel film öneriniz. İzledim. Beğendim. Ama eşcinsel dönüşüm terapisi denen şey, pek komik bir şeymiş. Ciddiye alınır hiç bir yanını göremedim. İnternette G. Conley'i ve filmi araştırdım. İlginç şeyler çıktı. Filmin sonunda geçen yazıda gördüm; dönüşüm terapisi veren terapist (gerçi belgesi filan yok ya, işte lider diyeyim), gerçek hayatında bir gay'miş ( terapilerde o da ters yönlü bir dönüşüme uğramış:)) ve kendi cinsiyetinden birisiyle evlenmiş. Çok sinsice sürdürmüş terapistliği.
 

benpapatya

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
19 Haziran 2014
755
796
Dizi olarak In Treatment var. Bir psikoterapistin hastalarıyla olan seanslarını içeriyor her bir bölüm. Onu önerebilirim. Filmlerde genelde terapi sahneleri çok kısa tutuluyor ama güzel sahneleri olan birkaç tane önerebilirim.

Jimmy P. (2013)
A Dangerous Method (2011): Çok iyi sahneler yok ama Freud ve Jung ilişkisini anlayabilmek açısından fena değil.
Mad to be Normal (2017)
In treatment!! Bayıldım, çok sevdim. 3 sezonu da izleyiverdim. Her bölüm ayrı bir hikaye, her biri ayrı bir tartışma konusu. Keşke her bir hastanın seansları itibariyle size yazsaydım da fikirlerinizi alsaydım. Ama arka arkaya ve saatlerce bölümleri izlemeye dalınca böyle bir fırsat yaratamadım.

İz bırakan en çok şu oldu bende; Paul bir terapi veren ve terapi alan kişi olarak ne kadar farklı özelliklere sahip. Hastalarıyla seanslarında bilgi, eğitim birikimini, terapi kurallarını samimi bir şekilde kullanıyor/uyguluyor (Gerçi Laura'da terapi kurallarını çiğnedi) kendi terapilerine sıra gelince, öfkelerini, kararsızlıklarını, bir türlü istediği adımları atamayışı, hatta kendine karşı yabancılığı, başarısız eş-evlat ilişkilerini , babasıyla son ana kadar ilişkisizliği seçmiş ve çocukluk travmasını giderememiş olmasını görüveriyoruz. Gina ve Adele ile o tartışmaları neydi öyle, değil mi?

Ama bir de şunu hissettim; Paul, hastalarına gerçekten samimiyetle yardımcı olmaya çalışan, çok empatik birisiydi. Profesyonel kalabildi mi? Bence pek kalamadı. Bu, en çok Sunil vakasında ortaya çıktı. Sunil ile özdeşleştirdi kendisini. Onun terapisinde, terapist olmayan Paul'ü yansıttı. İyi bir terapist olmak, gerçekten çok zor olmalı. Yani terapiye, sadece profesyonel birikim ve değerlendirmelerini getirip, kendi kişisel yanlarını dışarda tutabilmek, çok zor olmalı.

In Treatment'ın tadı damağımda kalınca buna benzer başka diziler araştırdım ve Gipsy karşıma çıktı. Onu da bir solukta bitirdim. Jean, kişisel sorunları, zaafları için psikologluğu kullanan bir kadın. Çok tehlikeli olabilen, zeki ve kurnaz, manipülatörlükte usta bir karakter. Aidiyet duygusu yok, ne eşine, ne çocuğuna, ne annesine. Merhameti ve sevebilme potansiyeli zayıf, bencil birisi. Sizce, Jean'in tanısı ne olabilir?

Gipsy, bende psikolog ve psikiyatristliğin, bazı profesyonellerde çok tehlikeli bir enstrümana dönüşebileceğini düşündürdü.
 

benpapatya

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
19 Haziran 2014
755
796
Burayı biraz boşlamışım. Biraz Woody Allen filmlerinden önerilerde bulunmak istiyorum. :)

43. Wonder Wheel (Dönme Dolap)



IMDB Puanı: 6.2

Yılı: 2017

Tür: Dram

Süre: 1 sa 41 dk

Yönetmen: Woody Allen

Oyuncular: Kate Winslet, Justin Timberlake, Juno Temple

Konusu: Film, 1950’lerde Coney Adası’ndaki bir lunaparkın kalabalığı içinde hayatları kesişen dört karakterin hikayesini anlatıyor. Daimi duygusal dalgalanmalar yaşayan, bir dönemin aktrisi, şimdilerin garsonu nevrotik Ginny, onun atlı karınca operatörü, kaba saba kocası Humpty, babası Humpty ile uzun yıllar konuşmamış olsa da şimdi onun evinde gangsterlerden saklanan 26 yaşındaki güzeller güzeli Carolina ve oyun yazarı olmanın hayaliyle yaşayan, yakışıklı ve genç cankurtaran Mickey Rubin. Wonder Wheel, 1950’lerin tablo gibi güzellikleri ile dolu Coney Adası’nı fon alan bir ihtiras, şiddet ve ihanet hikayesi.

(Woody Allen filmlerinde genel olarak nevrotik kadın karakterleri kullanmayı sever ve daha psikanalitik bir bakış açısı vardır. Bu filmi sevenler de olmuş, sevmeyenler de. Bir Midnight In Paris değil muhakkak ama ben sevdiğimi söyleyebilirim. Kate Winslet'in muhteşem bir şekilde canlandırdığı Ginny, nevrotik biraz da histriyonik bir karakter ve genel olarak sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanan birisi. Burada daha önce önerisinde bulunduğum Sunset Bulvarı filmindeki Norma Desmond karakterine aşırı benziyor. Bununla beraber Ginny'nin oğlunda da piromani -bilerek ve isteyerek yangın çıkarma- ile bir arada davranım bozukluğu görüyoruz. Karakterlerin sahip olduğu psikopatolojik bozukluklar ve altında yatan travmaları rahatça gözlemleyeceğiniz bir film. Spoiler vermek istemedim ama izleyenler olursa kendimce bir analiz yazısı yazabilirim.)

44. Blue Jasmine (Mavi Yasemin)



IMDB Puanı: 7.3

Yılı: 2013

Tür: Dram

Süre: 1 sa 38 dk

Yönetmen: Woody Allen

Oyuncular: Cate Blanchett, Alec Baldwin, Peter Sarsgaard

Konusu: New York'lu çekici ve göz alıcı bir ev hanımı olan Jasmine Francis, milyarder kocası Hal ile birlikte son derece gösterişli bir yaşam sürmektedir. Yatırımcı olarak çalışan Hal, son işlerinden birinde battığında, parasını bu denli cömertçe harcaması nedeniyle büyük bir mali krizin içine sürüklenir ve iflas etmenin eşiğine gelir. Jasmine evden ayrılır ve bir süreliğine San Francisco'nun taşrasında yaşayan üvey kız kardeşinin yanına gider. Tek çıkış yolu burada hayatını tekrar düzene sokup, zenginlik ve lüks içerisinde yaşamaktır. Bu süreçte modacı olarak kısa yoldan zengin olmayı ya da varlıklı birileriyle tanışmayı dener ancak içerisinde bulunduğu depresyona alkol ve antidepresan bağımlılığı da eklenince kendisini büyük bir karmaşanın tam ortasında bulur.

(Cate Blanchett'e En İyi Kadın Oyuncu Oscar ödülünü kazandıran bu film, Woody Allen'ın en sevdiğim ikinci filmi. Birincisi Paris'te Gece Yarısı tabi ki ehehe. İsim neden Blue Jasmine derseniz, Blue yani Mavi psikolojide depresyonu, melankoliyi temsil eder. Jasmine zaten ana karakterimizin ismi malumunuz. Ana karakterimiz Jasmine, narsisistik biraz da histerik bir karakter. "Kocişimsiz Ben Bir Hiçim Sendromu"na yakalanmış bir kadını Cate Blanchett'in muhteşem performansı ile izleyebilirsiniz. Spoiler vermemek için o kadar kendimi kasıyorum ki, ehehe)
Dönme Dolap'ı da izledim. Güzeldi. Çocuğun yangın çıkarmasının bir bozukluk olarak tanımlandığını bilmiyordum. Böyle yangın çıkartan, bir şeyleri geri dönülemez şekilde harap eden bir insan, aslında nasıl bir mesaj vermektedir sizce? Yani neden bunu, bu yok etmeyi yapar? Özellikle bir çocuktan ziyade, bir yetişkin neden böyle bir şey yapar? Öyle kişiler var ki, yangın yoluyla olmasa da, başka yollarla (sözleriyle, tavırlarıyla, tercihleriyle veya fiziksel şekilde uygulayarak) bir şeyleri kül haline getirebiliyorlar. İşin garibi de benim bildiğim bu insanlar, bir şeyi kül haline getirmekteyken kendileri de çok acı çekiyorlar, hatta nerdeyse kendilerini de kül yığınına dönüştürüyorlar. Yeniden doğmanın veya yeniyi oluşturmanın tek yolunun, mevcudu kül etmekten geçtiğini düşünmelerinden midir acaba? Gerçi, bu örneklediğim durum, filmdeki çocuğun yangın çıkarmasından farklı bir durum.