Tüm a$kLar ayNıyDı..Deği$enSe Sadece ßizDik..

B

busra_tuna

Ziyaretçi
  • Konu Sahibi: busra_tuna
  • #1
Yazdıkça benliğimin kaybolduğu, gözlerimin daha çok uçurumlara daldığı, şehrin en kalabalık anlarında bile kulaklarımın sağırlaştığı, bir daha yazmasam keşke diyerek yazıyorum.
Yazıyorum savunmasız, bir iç çekişle dalgınlığımdan geri dönerek..

İçimde anıların birikintisi. Anlatılmıyor cümleler, harfler azalıyor birer birer.

Yetmiyor yetemiyor...

Bağışlamayı dileyip, yüreğimin kapısında yalvaran gözlerinin tüm yakarışları iyi niyetli ve kanatan çizikler bırakırken içime, ben bütün varlığımla bütün hücrelerimle yanıyorum...

Gözlerimdeki kendimi zorluyorum her adımda daha çok yalnızlığı sürüklüyorum ardımdan, nereye gitsem karşıma fırtınalarım çıkıyor...

Hayalleri birbirine katmış bir şehrin gölgesinde ne kadar çoğullaşabiliriz ki daha fazla? Bir tarafımız o en güzel anılar için yanarken, öbür yanımıza soğuk vurmaz mı?

Yüreğinden apansız sıçrayışlar gibi giderken, gülümseme değildi o dudağındaki kıvrım.
Öptüğüm yerde bıraktığım izindi gör ve hatırla istediğim.

Gecelerce uykusuz kaldım yalnızlığıma..
Gök yarıldı, şimşekler çaktı üstüme...
Nefessiz, ışıksız kaldım karanlık sokaklarda..

Bu gece kopan fırtınalarımdan kesilen bir bilet var şimdi elimde. Benim yağmurlarım başka bir şehre kim bilir kimlere çıkacak bu yokuş yollara..

Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde...
Gidiyorum kokun hala üzerimde...
Sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar...
Bir kendim bir ben gidiyorum...

Yokluğum bastırınca, sözler bitince yokladık bir bir kapıları.
Kimileri açıldı, kimilerinden biz giremedik. Bir karanlığın içinde yeni birilerinin düşlerini çektik içimize.
Yeniden yaşandı, yeniden geldik o aynanın önüne, hiçbir elveda sonsuza dek sürmedi. Senin yerin başkaydı diye söyledik hepsine, hepsi için aynıydı.

ve tüm aşklar aynıydı herzaman...
değişense sadece bizdik...
 

minasera

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
7 Mart 2007
Mesajlar
373
Emoji Skoru
1
  • Konu Sahibi: busra_tuna
  • #2
aşkta yarın yoktur sevgili
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...

Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...

Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...

Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım. ..

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

Cezmi ERSÖZ
 
B

busra_tuna

Ziyaretçi
  • Konu Sahibi: busra_tuna
  • #3
Link Silinmiştir.

Canım foruma koyduğum denemeler bu başlık altında..ama sen ağla diye değil senağlama
 

Mahbile

Acem Kızı
Kayıtlı Üye
Katılım
12 Temmuz 2006
Mesajlar
1.391
Emoji Skoru
6
Yaş
37
  • Konu Sahibi: busra_tuna
  • #4
senağlamasenağlamasenağlama
 
B

busra_tuna

Ziyaretçi
  • Konu Sahibi: busra_tuna
  • #5
insan neden ona deger veren insanları önemsemez ki? neden üzer onları? neden insan susar? yüzüne söyleyemediklerini neden forumlarda paylaşabilir sadece? neden mektuplar gitmesi gereken adreslere gidemez? yazılmamış mektuplar neden sadece akıllarda kalır? seni seviyorum dediğin kişi neden hiçbir zaman seni sev-e-mez? neden hep almak isterler ve hiçbir şey vermemek? neden biz kadınlar bu kadar verici ve hoşgörülüyken erkekler de bir o kadar kırıcı ve yıkıcı olmak zorunda? neden-neden-neden-neden?
Yalnış kişiyi seçtiğin yada doğru kişiyle karşılaşamadığın için...:bbo:
 
Yukarı Alt