Yılmaz Yeşildağ şiirleri

*Lila*^^

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
6 Şubat 2008
Mesajlar
1.240
Emoji Skoru
0
EYLÜLDÜ

gittin
düşlerin sarkıyordu sırt çantamdan
eylüldü ve ağaçlar bir hüzne soyunuyordu
en küçük bir şaşkınlık bile duymadan
çocukluğunda unuttuklarını almak için geri
herhangi bir sokak lambasının
sana yanmayan yüzüne verip yüzümü
ellerime düşürdüm gizemli çiğ damlalarını.

gittin,
düşlerin sarkıyordu sırt çantamdan
eylüldü ve havada kendini asanların çığlıkları asılıydı
siyah bir perde inmişti aramıza, gece
geride denizin bitmez tükenmez çağrısı
ağlayan nergisler, çatırdayan gemici türküleri
suyu yırtan kulaçların bir de
ancak kendine dönen argonatlar.

neydi?
tükendiğini sandığımız, sonralar mı?
gecenin gözlerini bağladığı an duydum
keskin bir jilet ağzında damarlarının sesini
pelte pelte dökülüşünü yosun yapraklara
duydum, avuçlarında çırpınan kalbimin yalanlığını
sahi ben mi "öldüm cesedimi görmedim.

biliyorum,
her gidiş başlangıcıdır geri dönüşlerin, duyuyorum
avuçlarımı yakan sesinin kor yalnızlığını
bir balığın aradığını kovuklarda
-bıçkın bir balıkçı ağında unuttuğu-
ve söylencelerini deniz kızlarının.

Yılmaz YEŞİLDAĞ
 

*Lila*^^

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
6 Şubat 2008
Mesajlar
1.240
Emoji Skoru
0
HOŞÇAKAL TRENİ

Bir tanımın olmalı senin
Eksik kalmış bir ömür gibi.

Günün bungun saatlerinde çoğalan sesin
Gobi çölünde bir vahadır özlenen
İmgelerle çözersin çerkes saçlarını
söz yangını dingin sulara
Bilirsin, hangi makamı dolamıştır diline
Lila çiçeklerle beklediğin yolcu
Ve
Her kalkışında hoşçakal trenine eklemlediği
Yürek vuruşlarını bırakır
gözleriyle dudaklarının üstüne.
Bu kent üşütmesin gözyaşlarını
Bırak kendi kıyısını dövsün dalgalar
Çiz seslerini parmakaralarına sıkışan çocukların.
Zaman zamanlığını öğrenmiştir artık ve
Raylarda akan hırçın bir akşamdır
yüzüne düşen tebeşir kokulu sancılarla.

Dağlarımızda çiçekler gülüşür
-sıkı tut ellerimi-
Geceler boyu çocuk kahkahaları anlatır bizi
Kulak kesilmiş koyaklar, çılgın çocukları barikatların
Kendine tutuklu bu aşkı kutsamak için.

Ulaşamamak, çürümüş avuntuları kentlilerin
sararmış kağıtlar gibi
Çöp sepetine düşerler, doğdukları yere...

Yılmaz YEŞİLDAĞ
 
Yukarı Alt