Ceyda Görk şiirleri

Marry

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
19 Eylül 2007
40
0
58
Ve Ben Seni Ne Çok Özlüyorum...

VE BEN SENİ NE ÇOK ÖZLÜYORUM...

bir koltuğa bıraktım bedenimi
kıpırtısız
kapadım gözlerimi
nihayet
gelen geceyi dinliyorum...
tütünle harmanladım sevdanı
nefes nefes
içime çekiyorum

ne çok gürültü yapıyor yıldızlar
ve ben seni
ne çok özlüyorum...

şehir uzanmış
ayaklarımın dibine sereserpe
çok uzak ışıklar
göz kırpıyor bulutlara
görüyorum
gecenin ağırbaşlı laciverdini
işveyle kışkırtıyor ayışığı
gülümsüyorum

ne çok gürültü yapıyor yıldızlar
ve ben seni
ne çok özlüyorum...

aç bir martı
kopmuş sahilden
dolanıyor bu saatte
kanatları bölüyor tenhalığını bir bacanın
irkiliyorum...
durup bana bakıyor düşünceli
hayret ediyorum
gagasını aralıyor
bir şeyler anlatıyor sanki
evet...'bekle' diyor
duyuyorum...

ne çok gürültü yapıyor yıldızlar
ve ben seni
ne çok özlüyorum...

kocaman bir ateş böceği gibi
göz alıcı ışıklarıyla
bir uçak geçiyor başımın üstünden
ardından bakıyorum...

bir eski saba geçiyor aklımdan
'seni herkesten kıskanıyorum,
kalbimi yaktın,ah...yanıyorum'
umarsız söylüyorum...

ne çok gürültü yapıyor yıldızlar
ve ben seni
ne çok özlüyorum
 

Marry

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
19 Eylül 2007
40
0
58
Niye Sevdim Seni Bu Kadar Söyler misin?

niye
niye sevdim seni bu kadar
ne vardı
neydi
nasıl oldu da
kazıdım ismini avuçlarıma
nasıl dolandın saçlarıma
batık bir tekneye tutunan yosunlar gibi,
kahretsin

niye sevdim seni bu kadar
niye
söyler misin

öldüremediler de bunca yıl kavgalarda
çaprazlara alamadılar da ara sokaklarda
seni mi yolladılar üstüme
ne yaptılarsa düşüremedikleri o pusu
sen misin

niye sevdim seni bu kadar
niye
söyler misin

zicir mi bu,ayaklarıma doladığın
yüreğimin hücresineihanet pası bir kilit asıp
dönüp gittin

sesinbileklerimi kanatıyor,
kurtaramıyorum kendimi,
etime gömülen bir kelepçesin…
hak mı bu
reva mı bu
kahretsin

çinko bir maşrapada uzatılan su
bakır çalığı bir sahanda
önüme atılan kuru ekmek gibisin

hasretsin
hasretsin biliyorum
ama yoksun nerdesin
kahretsin

niye sevdim seni bu kadar
niye
söyler misin

delirmiş fırtınam
kış basmış eylüllere hiç sormadan
kırık camlardan dökülüyor içime mısraların hala

“Yanında olsam eğer
sigaranı yüreğimle yakardım
yatıp dizlerine, boğaziçini seyreder gibi
gözlerine bakardım..”
diyen sen değil misin
kahretsin…

evet
o hiç yatamadığın dizlerim kanıyor
sigaramı parlayıp duran hasretin yakıyor
ben,bizi seyrediyorum
gözlerini aradığım hücre duvarlarımda
nerdesin

niye sevdim seni bukadar
niye
söyler misin?
 

Marry

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
19 Eylül 2007
40
0
58
İstanbul'u Sevmek Gibi Sevdim Seni Ben...

İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben..
İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım…

Neydin,
benim kaderimde nerdeydi adın,
hangi merhalesindeydin alın yazımın?

geç mi buldum,
ya henüz erken miydi aşkın?
anlamadım...

bir dolu hüzün,
bir sürü dilemma,
bir zehir bıraktın
ki panzehiri yoktu bu sevdanın…

ah can,
ah canım,
sevdalım,
imtahanım,
ben mi seni,
sen mi beni sınıfta bıraktın?

geçeri yok muydu bu sevdanın,
kaçarı yok muydu bu alışmaların?

niye İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben?
niye İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım?

ben neylerim şimdi,
ne yaparım...

bırak gitsin dediğim, hırsızım,
çağır gelsin dediğim, fermanım,
katlim elinde sultanım...

öl desen ölürdüm,
yan desen yanardım,
sev dedin sevdim,
anlamadın…

kopup gitmek miydi muradın
zifiri karanlığım?
hani hüznünde yıkardın yüzünü
her şafak söktüğünde
sabah ezanlarının?
o ezanlarda hala senin dualarım…

ah can,
ah canım,
sevdalım,
bu şehr-i istanbul gibi karışığım,
ne vazgeçebildiğim,
ne yaşadığım…

mümkünü yok ki
unutmamın…

İstanbulu sevmek gibi sevdimseni ben
İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım
 

Marry

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
19 Eylül 2007
40
0
58
Sen bu akşam hayal kurmak istiyorsun...

sen bu akşam hayal kurmak istiyorsun
biliyorum
kilometrelerce uzaktan gelen kelimelerin
virgülü noktası hecesi
sesinin buğusu ki
bir salkım kara üzüm gibi hareli
buydu anlatmak istediği
hasretten geçen trenlerin rüzgarı gibi
anılar tünelinin esir karanlığına
ok gibi saplanmak istiyorsun

satır aralarında okuma hüznümü
bırak dağınık kalsın bir bekar yatağı gibi tutkular
bir haremlik sofasının
eprimiş dantel örtülü orta masasında
isli aleviyle hala yanan bir şamdanda unuttum kendimi
altın varaklı bir endam aynasından
seyredip avunuyorum güzelliğini
bırak hayaletlerim beni avutsun

sen bu akşam hayal kurmak istiyorsun
biliyorum
lakin vakit geç güzelim
git git söyletme beni
anlatamam
yaşayamam
yaşatamam sana bendeki ben'i
yaklaştı git gide ellerim cehennem alevlerine
kıyamam
kavrulursun...

git...
git ne olursun...