Dökülen Saclarin 3 Ana Sebebi

wheatus

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
17 Haziran 2007
144
0
36
Androgenetik saç dökülmesi erkeklik hormonlarının genetik yatkınlığa sahip
saç kökleri üzerindeki etkilerinin bir sonucudur. Erkeklik hormonlarının bir
diğer adı androjenlerdir androgenetik saç dökülmesinin tanımı bundan
kaynaklanmaktadır. Androgenetik saç dökülmesinde rol oynadığı düşünülen üç
önemli faktör vardır ve bunlar birbirleriyle yakından ilişkilidir.

1. GENLER

Androgenetik saç dökülmesi kişinin kromozomlarında belli bir genetik kodun
olmasına bağlıdır. Bir veya daha fazla gen üzerinde taşınan bu kod anne veya
babadan kalıtılabilir.

Toplumda kelliğin anne tarafından aktarılan bir genin erkek çocuklarda
tanımlanmasıyla ortaya çıktığı şeklinde yaygın bir inanış vardır. Androgenetik
saç dökülmesi olan hastaların kromozomlarının genetik incelemesi bu inanışın iki
bakımdan yanlış olduğunu ortaya koymuştur: Öncelikle, androgenetik saç dökülmesi
otozomal dominant olarak kalıtılmaktadır, yani sorumlu gen(ler) anneden veya
babadan gelebilmektedir. İkinci olarak, bu genetik kod hem erkeklerde, hem de
kadınlarda tanımlanabilmekte, dolayısıyla hem kız, hem de çocuklar ileride bu
tip saç dökülmesine maruz kalabilmektedir.

Üzerinde ısrarla durulması gereken bir nokta da sorumlu gen(ler)i taşıyan
herkeste androgenetik saç dökülmesinin gerçekleşmeyeceğidir. Bir genin aktif
olabilmesi için kişinin vücudunda "tanımlanması" gerekir. Belli bir genin
tanımlanması ise hormonlar, yaş, stres düzeyi vs. gibi pek çok faktöre bağlıdır.
Dolayısıyla eğer bir kişinin saçı dökülmüyorsa bunun iki sebebi olabilir: Ya o
kişi saç dökülmesinden sorumlu gene sahip değildir, yahut varolan gen tanımlanmamıştır.

Androgenetik saç dökülmesinden tek başına sorumlu olan gen veya gen kümesi henüz
keşfedilememiştir. Fakat bilim adamları bu gen(ler)in erkeklik hormonlarının,
5-alfa redüktaz enziminin ve saç köklerindeki androjen reseptörlerinin
sentezinde etkili olduğundan şüphe duymamaktadırlar. Bunlar erkek tipi saç
dökülmesinde rol oynadığı bilinen üç ana faktördür. 5-Alfa redüktaz enzimi bir
erkeklik hormonu olan testosteronu daha aktif bir formu olan dihidrotestosterona
(DHT) çevirir. DHT de saç köklerindeki androjen reseptörlerine bağlanarak
etkisini gösterir.

Genetik mühendisliği ve tıbbi genetikteki gelişmeler sayesinde erkek tipi saç
dökülmesinden sorumlu olan gen(ler) fazla uzak olmayan bir gelecekte bulunacaktır. Bu buluş bize sadece androgenetik saç dökülmesini tedavi etme imkanı değil, aynı zamanda bunun ileride ortaya çıkma riskini yeni doğan bir bebekte bile tespit etme olanağı verecektir.

2. HORMONLAR

Androgenetik saç dökülmesinin oluşum mekanizmalarında rol oynayan hormonlar
androjenler olarak da adlandırılan erkeklik hormonlarıdır. "Androjenler nasıl
kellik yapar?" sorusunun cevabını vermek çok da kolay değildir. Androjenler pek
çok yaşamsal mekanizma üzerinde önemli etkilere sahiptirler. Etkilerini diğer
hormonlar gibi hücre zarı üzerindeki veya hücre içindeki reseptörlere bağlanarak
gerçekleştirirler. Bir saç kökünü farklı türden androjenler etkileyebilir ve
vücudun farklı bölgelerindeki saç kökleri aynı androjene farklı cevaplar
verebilir. Örneğin, koltuk altındaki kılların büyümesini sağlayan androjenler,
kafa derisindeki saçların dökülmesine neden olmaktadır.
Saç dökülmesi sürecinde iki tip androjen rol oynar. Bunlar testosteron ve
dihidrotestosterondur (DHT). Dihidrotestosteron adından da anlaşılacağı üzere
bir testosteron türevidir. 5-Alfa redüktaz enziminin görevi göreceli olarak
inaktif olan testosteronu, daha aktif bir formu olan dihidrotestosterona
çevirmektir. DHT saç kökleri üzerindeki her tip androjen reseptörüne kolaylıkla
bağlanıp kuvvetli etkisini gösterebilir. Testosteronun da saç kökleri üzerinde
etkisi vardır, fakat bu DHT''ninkinden çok daha zayıf bir etkidir. Dolayısıyla
saç köklerinin içinde ve çevresinde, özellikle dermal papillada çok sayıda
bulunan 5-alfa redüktazın androgenetik saç dökülmesi sürecinin anahtar enzimi
olduğu söylenebilir.
Bu iki hormonun saç köklerindeki reseptörleriyle etkileşmeleri kafa derisini
kaplayan saçlarda bir takım değişimlere neden olur. Zaman içinde terminal
saçların büyüme (anajen) evreleri kısalır. Katajen (ara) ve telojen (dinlenme)
evrelerinin sürelerinde bir değişiklik olmadığından, sonuç olarak dinlenme
dönemindeki saç köklerinin sayısı ve oranı artar. Katajen ve telojen dönemindeki
köklerin normalde %10 olan oranı %20''ye çıkar. Daha fazla saçın dinlenme
döneminde olması da, daha fazlasının dökülmesi sonucunu doğurur. Etkilenen saç
kökleri kısalır ve incelir. Bunun sonucu olarak buralardan daha ince, kısa ve
zayıf saçlar çıkar.
Her erkek ve kadında androjen hormonları ve bunların reseptörleri mevcut olduğu
halde niçin herkeste saç dökülmesi görülmediği sorulabilir. Bu sorunun gerçekten
tatmin edici bir cevabı yoktur. Yine de bazı fikirler öne sürülmektedir ve
bunların başlıcalarına aşağıda kısaca değinilmektedir:
Androgenetik saç dökülmesi olan kişilerin saç köklerindeki androjen
reseptörlerinin sayısı normalden fazladır. Bunun sonucu olarak kanlarındaki
androjen düzeyi normal olmasına rağmen, androjenler bu kişilerin saç folikülleri
üzerinde daha belirgin bir etki yaratmaktadırlar.
Saçı dökülen kişilerin saç köklerindeki androjen reseptörleri normalden daha
hassastır. Bu da kanda normal düzeyde bulunan androjenlerin saç köklerini daha
fazla etkilemesine neden olmaktadır.
Saçların döküldüğü bölgelerde 5-alfa redüktaz enziminin aktivitesi daha
yüksektir. Dolayısıyla buralarda daha fazla testosteron dihidrotestosterona
çevrilmektedir. DHT''nin testosterona oranı ne kadar büyük olursa saç dökülmesi
de o kadar hızlı olur.

YAŞLANMA

Unutulmamalıdır ki, yukarıda bahsi geçen faktörlerin ikisi birden mevcut olsa
dahi, bu, androgenetik saç dökülmesinin başlaması için yeterli olmamaktadır.
Saçların dökülmeye başlaması için saç köklerinin belli bir süre boyunca
androjenlerin etkilerine maruz kalmaları gerekir. Bu süre kişiden kişiye,
genetik tanımlamaya ve kandaki androjen düzeyine bağlı olarak değişebilir.
Bunun yanında, kişi yaşlandıkça belli orandaki saçı kısalır ve incelir.
Androgenetik saç dökülmesine yatkınlık olsa da, olmasa da, sadece yaşa bağlı
olarak gerçekleşen bu sürece minyatürizasyon denir. Bunun sonucunda
minyatürizasyona uğrayan saçlar dökülür ve işlevsel saç köklerinin sayısında bir
azalma olur.