Eşimden Boşanıyorum Mecburiyetten ve Maddi Manevi Yardım Önerileri Arıyorum

demlikcay

Üye
Kayıtlı Üye
14 Nisan 2018
236
614
28
Herkese merhaba. Güzel bir havanın estiği böyle tatlı bir eylül günü, çok şairane şeyler yazmak gelirdi aslında içimden. Fakat maalesef içim paramparça, kalbim darmadağın, kafam karmakarışık...


11 yıllık evliyim. Evliliğimden iki evladım var. 10 yaşında bir kız ve 6,5 yaşında kalp hastası bir oğlan. Evliliğim süresince eşimle doğru düzgün iletişim kuramadık hiç. O hep ya ailesi ile vakit geçirir, yada bilgisayarla. Ben sadece gece yatakta aklına gelirdim. Bu böyle seneler sürdü. Etraftaki insanlara karşı ise ben hep mutlu aile tablosu çizdim. Eşini çok seven aşık bir kadın ve sadakatli bir adam portresi yani. Uzunca bir süre çalışmadım ben. taa ki oğlum iki yaşına gelene kadar. oğlum iki yaşına geldiğinde bir işe girdim. yaklaşık 8-9 ay çalıştıktan sonra bir iş değişikliği yaptım. Bu yeni işimde oldukça yoğun bir tempo içindeydim ve bazı günler çalışma saatim biraz uzuyordu.

Ben boşanma kararı alma sebebimi anlatacaktım değil mi yaa, lafı dolandırmışım baya. Neyse, günlerden sonra bu yoğun iş temposu ağır geldi ve şiddetli baş ağrıları çekmeye başladım. ne ilaç, ne iğne kar etmiyor ama, öyle böyle değil. Migreni olan bir kadınım, düşünün migrenden daha berbat ağrılardı bunlar. Neyse, bigün işten izin alıp nörolojik muayeneye girdim. MR istediler, MR da maalesef gece 11 gibi bir saate randevu verdi. Neyse eşimle beraber gittik, MR çekildim falan. Sonra MR sonucunu doktora gösterme günü geldi, sabah eşim beni işe bırakmaya yeltenince dedim bugün hastaneye gideceğim ya unuttunmu diye. Neyse efenim, o gün muayenede beynimde iki adet araknoid kist olduğunu öğrendim. Bunlar birinin beynin görme merkezine, diğerinin ise beynin hafıza merkezine yakın olduğunu söylediler. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ya kör kalırsam, ya hafıza kaybı olursa felan binbir kaygı içimde. Doktor diyo bunun tedavisi yok, anca bigün bi bayılma veya felç felan olursa anca o zaman ameliyat gerekir, o güne dek yapacak bişey yok. Neyse, ben bunu duydum eve gittim. O gün de kızımın doğumgünü ve annemlerdeyiz, ablamlar falan da gelmiş hep. Benim adam yalnız karşıki dağdan serin, ne bi pasta, ne bi hediye felan, tabi benim kontrolü de sorduğu yok. Ben bi pasta sipariş ettim, yemekten sonra hepberaber yiyoruz. O sırada da ablamın eşinin iki yiğeninden bahsediliyor; ikisi de beyin tümörü sebebiyle defalarca ameliyat olmuş kişiler ve durumları oldukça sıkıntılı. Ben onları duyuyorum ama aklım beynim duygularım karmakarışık. Gece oldu, eve gittik, ben yine baş ağrısı, biraz da kaygı ile oturma odasında kanepede sabahladım. Ertesi gün işten izin alıp başka bir doktora gittim, ondan bir kaç gün sonra başka doktora. Hani tek doktorun sözüyle beklemek istemiyorum, bi tedavi ihtimali varsa diye tutunacak dal arıyorum yani. Hepsi aynı şeyleri söyledi. Bu arada işten sürekli izin aldığım için de işler aksıyor ve akşamları bir kaç saat geç çıkıyorum tabi işten. Eşim ise, bana doktor kontrolünü veya başımın ağrılarının nasıl olduğunu sormak yerine kafasında binbir farklı senaryo yazıyormuş meğer. O alışkın değil tabi, onların aile yapısı kızlar okumaz çalışmaz mantığında. Ben eşimin ileri görüşlü olduğunu sanırdım ama meğer o da o kafadaymış. Bi gün bana tuttu dedi patronunla aranda bişey mi var? Ben şok. NASIL düşünebilir böyle bişey? beni hiç mi tanımamış? Aynı yastığa baş koyduğum adam, başka biri böyle bir imada bulunsa cinayet işlemesi gerekirken nasıl olur da böyle bir şüpheye düşer? Üstelik de ben öyle işveli cilveli bir kadın değilim, aklı başında, oturup kalkmasını bilen, hatta babamın erkek gibi yetiştirdiği kızıyım ben. Neyse, dedim sen benim rahatsızlığımı hiç merak etmiyor musun? ne rahtsızlığı demesin mi? :KK70: Yahu beraber gidip MR çektirdik ya, ne zaman gittik? Neyse, en sonunda dedim, durum böyleyken böyle, beynimde iki tane kist var ve bu sebeple farklı doktorlara gittim, bu yüzden de kayıp zamanı telafi etmek için işten geç çıktığım günler oldu vs vs. Sonra dedim, ben bunu annemlere bile anlatmadım, kaygılanmasınlar diye, sen de anlatma kimseye falan dedim. Gerçekten de annem çok evhamlı kadındır, en ufak problemler annemin beyninde çığ olur. Bu söylediklerime rağmen eşim ertesi gün doktora gitmiş, doktora sormuş nesi var diye, doktor da ciddi bişey değil demiş (yada onun aklında o kadarı kaldı, bilemiyorum), sonra annemlere gitmiş hemen, demiş kızınızın beyninde kist varmış ama ciddi bişey değilmiş sordum ben doktora. Fakat bizim evde huzurumuz yok, evde yüzüme bakmıyor, yanımda yatmıyor, giyinip süslenip işe gidiyor, işten geç saatlerde çıkıyor falan filan. sonra ablamlara gitmiş, onlara da boyun büküp acitasyon yapmış biraz. Sonra eniştemin yanına gitmiş, ona da aynı şekilde tabi. Sonra telefonum bi çaldı, ablam bana ağzına geleni sayıyor. Sanırsınız patronumla yatıyorum ben. Annem babam tarumar oldular tabi. Eniştemle oturup yatak odamı konuşmak zorunda kaldım. Öyle utanç verici bir durumdu ki bu. Neyse, gel zaman git zaman bir gün yine işten bi yarım saat geç çıktığım bir gündü. Maalesef bir esnafın yanında çalışırken, hele bir de adamın siyasi bir kesime yakınlığı varsa, geleni gideni, müşterisi bitmiyor. Yine öyle bir günde eşim tuttu patronun odasına daldı. O sanıyor ki şirkette bi tek patronla ben varım. halbuki tüm teknik personel bekleme salonunda, müdürler falan da patronun odasında o sırada, toplantı var. Eşim içeri girdi, "karımın geç saatlere kadar çalışmasından ben rahatsızım, bundan sonra 4buçuk dedi mi çıkacak işten, cumartesileri de çalışma falan yok" demesin mi? ulan benim mesai 8-6 haftada 6 gün. Neyse, eşim rüzgar gibi esip gürleyip çıktı, eve gittik. Ağzımı açıp tek kelime etmedim, o da etmedi. Ertesi gün oldu, bi baktım patronda ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ rahatlığı. Bi böyle tavırlar değişik, ses tonu, imalı bakışları falan. En fazla bir ay dayanabildim. Bir ay sonra çıktım işten. İşten çıkınca da tüm maaşımı harcayıp eşimi tatile çıkardım. Tatile çıkardım diyorum çünkü biz balayına bile gitmemiştik, hiç tatile gitmedik hatta ondan başka. Neyse, benim fatura yatırmak için bile işten izin almayıp, beni hamileliğimde de bebekliyken de yürüye yürüye fatura ödemeye gönderdiği halde beni şikayet etmek için saatlerce izin alabilen kocamı affetmek için elimden geleni yapıyordum yani. Üzerinden bir zaman geçti, tatilden geldik beni yine şikayet etmiş evde bacı kardeş yaşıyoruz bilmem ne diye. Her iki üç ayda bir ablamdan eniştemden ultimatom yiyorum ama ben, kocama kadınlık yapmam yönünde. Bir zaman sonra eniştemin müdürü olduğu kurumda taşeron olarak çalışmaya başladım. ZAman zaman ek mesai oluyordu ve saati saatine mesai ücretini de veriyorlardı. Eşim bu mesaileri problem etmeye başladı bu sefer de. Neymiş, evde durmalıymışım. Halbuki kendisi işi gereği bazen de keyfi olarak işten çok geç gelir, haftasonu bile gider ve bir defa bile mesai ücreti almamıştır. Neyse, bak dedim bu mecburi, ben gelmem deme hakkım yok. Ama anlamıyor adam, her hafta her hafta kavga kıyamet. En sonunda yine bir gün annemlerde bu konuyu konuşurken birden kalktı gitti. Beni çocuklarla annemlerde bıraktı. Sanki kedi azıtır gibi. Taaaa iki gün sonra annesine çamaşır deterjanı lazım olunca aklına geldim ben. O dakikaya kadar arayıp sormadı bile. Yine de affettim. Ama gönlüm kırıldı tabi, o kırgınlıkla evliliğimizin ilk yıllarından itibaren kırıldığım herşey gözümün önünde canlanmaya başladı bir bir. ona anlattığım, anlatmadığım herşey içime dert olmaya başladı. Bu arada eniştemle biz iyice kavga halindeyiz tabi, iyice haya perdesi yırtılmış aramızda. O bana diyor ki erkek her zaman haklıdır, ben diyorum ki bana haksızlık yapan birini neden savunuyorsun ki falan. Bu adam hem anne babamın üzerinde etkisi çok büyük olan biri, hem de iş yerimde cumhurbaşkanı gibi sayılan biri. En son işyerimde bi kavga ettik eniştemle, ama herkes duyuyor bizi. Tüm mesai arkadaşlarıma rezil olmuşum. O gün eşime dedim bu son hakkın, son şansın. Ya düzelteceksin, ya batıracaksın herşeyi. Tüm ipler senin elinde artık. Dedim ben ailemle bu duruma geldikten sonra artık senin ailenle de görüşmek istemiyorum. Kendi ailemle gülüp oynayamıyorken, senin ailenle gülüp oynamak da istemiyorum. Başka bir şehirden iş bul, gidelim burdan. O da bakarım dedi ama sırf o anı kurtarmak için söylediği bişey tabi. Bu olayların üzerinden bir ay kadar geçmişti ki, oğlumuzun kalp hastası olduğunu öğrendik. Hatta o zamanlar da yine buraya yazmıştım, sizlerle paylaşmıştım. Oğlumuzun sağlığı için işten ayrılmam gerekti. Yaklaşık bir yıldan fazladır evdeyim, çalışamıyorum şuan. Fakat zaman zaman iş teklifleri geliyor. Hepsini reddetmiştim gelen tekliflerin ve eşime de anlatmıştım. Sonra bi gün yine iş teklifini reddettiğim kişilerden biri bana başka bir teklifle telefon açtı. Dedi ki çocuğun durumundan dolayı evde olman gerekiyor ve benim de evden yapılabilecek bir iş atılımım olacak, sen bu işten iyi anlarsın, ne dersin? Olur dedim, iş fikri internet haberciliği idi. Biz bunu konuşurken eşim geldi, bağıra bağıra "ne zaman bitecek bu telefon görüşmen" felan diye kızdı. Karşıdaki adam da "enişteye selam söyle, müsait olduğunda konuşalım" deyip kapattı. Eşime dedim bak evden yapacağım bir iş bu, ayda 300-400 belki daha fazla bir para geçecek elime, ev ekonomisine katkı için olabilir diyordum ben, sen neden böyle davrandın ki şimdi falan. Bana bağırdı "benden izinsiz bişey yapamazsın, benden izinsiz çalışamazsın, kimseyle konuşmayacaksın, görüşmeyeceksin, kıskanıyorum seni" falan filan. Halbuki evlendik evleneli, elektrikçisi, tesisatçısı, mobilyacısı, bakkalı, marketi, manavı vs hepsiyle ben ilgilenirim çünkü o yapmaz. Ulan dedim o kadar kıskanıyorsan o zaman erkek işi olan her işi de kendin yapacaksın, beni muhattap etmeyeceksin elin adamlarıyla falan. (O dönemde vantilatör bozulmuştu ve kalp ameliyatı olmuş bir çocuk bizimki gibi sıcak bir evde çok büyük risk altındaydı. Buna rağmen eşim altında araba olmasına rağmen vantilatörü tamire götürmedi ve ben koskoca vantilatörü alıp elimde taşıyarak tamire götürdüm getirdim. Tam 3 hafta eşimin onu tamir ettirmesini bekledik çocuklarla.)


Oğlanın sıcaktan sürekli burnu kanıyordu ve doktordan randevu almak konusunda kılını bile kıpırdatmamıştı eşim. Bu telefon konuşmasına verdiği tepki ve oğlanın sağlığı konusunda aşırı vurdumduymaz oluşu tuz biber ekti ve ayrılma kararı aldım. Ailesi veya arkadaşları ile ilgili konularda pervane olan adam bizim için kılını kıpırdatmıyordu cünkü. Aslında evliliğin başından beri böyleydi ama o zamanlar ben alttan alıyordum. Şimdi aynıları çocuklarıma da yapılıyor olunca bende şartel attı. Önce çocuklarla durumu paylaştım, kabul ettiler hemen. Annemle ve babamla konuştum, onlar da kabul ettiler. Ben de teklif olarak gelen işlerden birini kabul ettim ve muhtemelen 1 ay kadar sonra yeni açacakları yerde çalışmaya başlayacağım. Bir ev tuttum annemlere yakın, 1+1 küçücük bir ev. Kendisine ve ailesine de söyledim, bayramdan sonra gidiyorum ben diye. Lakin eşim hem ayrılmak istemiyorum dedi, hem de bayram tatili boyu yani bayram öncesi ve sonrasında her gün nişandan vazgeçen kardeşinin nişanını düzeltmeye çalıştı, hem de ailesi ile bayram kutladı. Kendi yuvasını toparlamak için yine tek bir hamle yapmadı. Ben de artık kararımda oldukça eminim. Boşanıyorum.

Bu süreçte maalesef kendimi berbat hissediyorum zira evliliğim süresinde tüm sosyal hayatı cebren ve hile ile bitirilmiş bir kadınım ben, yani hiç arkadaşım yok. hepi topu üç kardeştik, biriyle küsüm ablamın, ablamın biri de şehir dışında yaşıyor. Ben ise, oğlum için çalışmamam gerekiyor ama sırf bana inadından benim telefon faturamın otomatik ödemesini bile iptal eden adamdan tek kuruş yardım göremeyeceğim belli olduğundan çalışmak zorunda kalacağım. Kendimi tükenmiş hissediyorum.

Bana bir yol gösterin lütfen. Eşi ölmüş kadına yardım var da, boşanmış kadınlara da var mı bir yardım? Yani ne bileyim, biraz devlet desteği olsa, biraz da mahkeme nafaka bağlarsa, ben de evden iş yaparım, çocuklarımın yanında olurum istiyorum. Bu devlet destekleri konusunda bilgisi olan varsa lütfen yazsın. Ayrıca evden yapabileceğim işler konusunda da lütfen bana ulaşın. Yani yazarların kitap daktilo ettirmesi de olur, mandal paketleme de olur, ne iş olursa. Bilgisayar kullanımında oldukça iyiyim. Evliliğim için tahsilimi yarım bırakmış olsam da ingilizce bölümü okudum ve dil biliyorum. Yani ne bileyim, muhasebeden anlarım. Bana ne olur bir yol gösterin. Annem babam oldukça yaşlı, kendileri ile birlikte oturmamı istediler ama ben reddettim çünkü birbirimizi çok yıpratırız bu şekilde. Ayrı ev tuttum ama bu şekilde de çocukların okula gidip gelmesi konusunda hep onlar yorulacak ve benim de gözüm arkada kalacak. Oğlum geçen yıl ameliyat oldu ve şimdi 1e başlayacak, acaba koridorda koşacakmı, kavgamı edecek aklım hep onda kalacak. Keşke evden yapabileceğim bir iş olsa ve keşke devletten alabileceğim bir yardım olsa.

Çok uzun yazdım kızlar, kusura bakmayın. Maddi manevi her türlü desteğe ihtiyacım var. Hepinizi öpüyorum.
Yazınızın tümünü okudum. İnsanın içi acıyorken pek kısa yazamıyor. Sıkıntınız üzerine tuz biber eken düşüncesizce konuşan insanlara aldırmayın.

Eşinizin problemi çalışmanız gibi görünse de buna ek bir çok itici faktör olmalı. Çünkü bu adam evinin mahremini gidip sağda solda anlatmış, sizi güçsüz bırakmak için sosyal hayatınızı elinizden almış ve ailenizin sizin yanınızda olmaması için çabalamış. Sebebi elinden kaçırma korkusu , bir gün boşanırsanız onların desteğini alamayın diye. Çalışmayın, evde oturun çabası da sizi kontrol altına alma gayesi. Gerçekten kıskanan adam sağda solda anlatmaz öyle şeyleri. Kurtulunuz kendisinden. Hastalığınız önemli değilmiş miş... Düşük varlık. Boşayın basın tekmeyi nafaka da alın.
 

cokmutlu

Dualarda buluşmak dileğiyle...
Kayıtlı Üye
9 Temmuz 2010
23
55
Yeniden merhaba. Tedbir nafakası maalesef bağlanmadı. Açıkçası o konuda kurnazlık ettiğini daha yeni anlıyorum. Çünkü hakim duruşma gününü tayin edene kadar belli bir düzende az miktar da olsa para gönderdi. Duruşma günü tayin edildi ve o günden beri kuruş gelmiyor. Tedbir nafakası sanırım bu yüzden çıkmadı. Hakim baktı ve bu adam düzenli olarak para gönderiyor zaten dedi sanırım.

Çeviri işi bizim burada elden verilen bir iş değil. Hem çok büyük bir şehir olmaması, hem de ingilizceden çok arapçaya ihtiyaç duyulması bunda etken. Başka bir şehirden çeviri işi buldum aslında ama onun için de bilgisayar ve internete ihtiyacım var. Elimde bir miktar para vardı ve bilgisayarcı bi arkadaştan bana ikinci el bi bilgisayar bulmasını istedim. Fakat hani bi laf var ya "kel kız gelin olurken çarşı pazar kapanırmış" diye, benimki de o hesap oldu. Ya temiz bilgisayar bulamadı arkadaş, ya da bulduğu satılmış çıktı. Neticede ben de elimdeki parayı harcadım. Yoksa temiz para geçecekti elime ama kısmet olmadı. Şimdi bana iş bulmak düşüyor.

Annemlerin yanına taşınmamı önerenler olmuş. Onların yanına taşınmak benim için son ihtimal. Ve bunu yaptığım gün iflas bayrağını da çektiğimi ilan etmiş olacağım. Zira annem ve babam maalesef birlikte yaşamanın çok zor olduğu insanlar. Bunu keyfe keder bişey gibi düşünmeyin. Psikolojileri, yaşam tarzları, gelen giden misafir profili çocuklarımı olumsuz etkileyecek. Hani yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmiyor gibi konuşuyor olabilirim belki ordan bakınca. Ama insan içinde olmadan bunu anlayamaz. Keşke bu denli zor insanlar olmasalardı. Gerçi bunca zaman sonra artık bana hak ve destek veriyor olmaları bile bir mucize ve benim için şükür sebebi ya neyse..
 

cokmutlu

Dualarda buluşmak dileğiyle...
Kayıtlı Üye
9 Temmuz 2010
23
55
Allah sana güç kuvvet sağlık sıhhat versin ki çocuklarının arkasında dimdik dur acaba bu sıkıntıların içinde biraz annenin yanında mı kalsan sıkıntı olur demişssin ama idareten ? Profilinde bildirimlere bak geçen kazen bir ilan yayınladı iş ilanı belki hala alım vardır
Kazen? Bildirimlere bakıyorum ama benim açtığım konudan başka bişeyle ilgili bildirim görmedim hiç.
 

Pamukannesi83

Nirvana
Kayıtlı Üye
3 Şubat 2018
14.877
61.222
Yazınızın tümünü okudum. İnsanın içi acıyorken pek kısa yazamıyor. Sıkıntınız üzerine tuz biber eken düşüncesizce konuşan insanlara aldırmayın.

Eşinizin problemi çalışmanız gibi görünse de buna ek bir çok itici faktör olmalı. Çünkü bu adam evinin mahremini gidip sağda solda anlatmış, sizi güçsüz bırakmak için sosyal hayatınızı elinizden almış ve ailenizin sizin yanınızda olmaması için çabalamış. Sebebi elinden kaçırma korkusu , bir gün boşanırsanız onların desteğini alamayın diye. Çalışmayın, evde oturun çabası da sizi kontrol altına alma gayesi. Gerçekten kıskanan adam sağda solda anlatmaz öyle şeyleri. Kurtulunuz kendisinden. Hastalığınız önemli değilmiş miş... Düşük varlık. Boşayın basın tekmeyi nafaka da alın.

Aynen bu. Noktasina kadar katiliyorum
 

littlewaterspirit

Kimbilir , belki de bir gün...
Kayıtlı Üye
15 Ocak 2018
2.673
4.861
Yeniden merhaba. Tedbir nafakası maalesef bağlanmadı. Açıkçası o konuda kurnazlık ettiğini daha yeni anlıyorum. Çünkü hakim duruşma gününü tayin edene kadar belli bir düzende az miktar da olsa para gönderdi. Duruşma günü tayin edildi ve o günden beri kuruş gelmiyor. Tedbir nafakası sanırım bu yüzden çıkmadı. Hakim baktı ve bu adam düzenli olarak para gönderiyor zaten dedi sanırım.

Çeviri işi bizim burada elden verilen bir iş değil. Hem çok büyük bir şehir olmaması, hem de ingilizceden çok arapçaya ihtiyaç duyulması bunda etken. Başka bir şehirden çeviri işi buldum aslında ama onun için de bilgisayar ve internete ihtiyacım var. Elimde bir miktar para vardı ve bilgisayarcı bi arkadaştan bana ikinci el bi bilgisayar bulmasını istedim. Fakat hani bi laf var ya "kel kız gelin olurken çarşı pazar kapanırmış" diye, benimki de o hesap oldu. Ya temiz bilgisayar bulamadı arkadaş, ya da bulduğu satılmış çıktı. Neticede ben de elimdeki parayı harcadım. Yoksa temiz para geçecekti elime ama kısmet olmadı. Şimdi bana iş bulmak düşüyor.

Annemlerin yanına taşınmamı önerenler olmuş. Onların yanına taşınmak benim için son ihtimal. Ve bunu yaptığım gün iflas bayrağını da çektiğimi ilan etmiş olacağım. Zira annem ve babam maalesef birlikte yaşamanın çok zor olduğu insanlar. Bunu keyfe keder bişey gibi düşünmeyin. Psikolojileri, yaşam tarzları, gelen giden misafir profili çocuklarımı olumsuz etkileyecek. Hani yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmiyor gibi konuşuyor olabilirim belki ordan bakınca. Ama insan içinde olmadan bunu anlayamaz. Keşke bu denli zor insanlar olmasalardı. Gerçi bunca zaman sonra artık bana hak ve destek veriyor olmaları bile bir mucize ve benim için şükür sebebi ya neyse..
Umarım tez zamanda bir çıkış yolu bulursunuz. Aileniz konusunda sizi o kadar iyi anlıyorum ki.... Allah yar ve yardımcınız olsun.
 

nickynick

Guru
Kayıtlı Üye
14 Ekim 2008
226
168
avukat degılım ancak bosanma davası acılmasıyla beraber su an bır gelırınız olmadıgı ıcın davanın acılmasıyla ve sanıyorum on ıncelemeyle beraber ısınız olmadıgı ıcın sızın ve cocuklarınız ıcın ilerde arrttırılmak veya eksıltılmek uzere tedbir nafakası talep edebilir diye biliyorum ben. bır avukatla tedbır nafakası ısını konusun. en azından sureklı her ay burdan bır mıktar odeme alırsınız onun dısında evden yapılacak işlere bakarsınız.
 

Sevimlikedi

Geçici Olarak Hesap Pasiftir !
ÜZGÜN
Kayıtlı Üye
31 Temmuz 2020
255
745
29
Herkese merhaba. Güzel bir havanın estiği böyle tatlı bir eylül günü, çok şairane şeyler yazmak gelirdi aslında içimden. Fakat maalesef içim paramparça, kalbim darmadağın, kafam karmakarışık...


11 yıllık evliyim. Evliliğimden iki evladım var. 10 yaşında bir kız ve 6,5 yaşında kalp hastası bir oğlan. Evliliğim süresince eşimle doğru düzgün iletişim kuramadık hiç. O hep ya ailesi ile vakit geçirir, yada bilgisayarla. Ben sadece gece yatakta aklına gelirdim. Bu böyle seneler sürdü. Etraftaki insanlara karşı ise ben hep mutlu aile tablosu çizdim. Eşini çok seven aşık bir kadın ve sadakatli bir adam portresi yani. Uzunca bir süre çalışmadım ben. taa ki oğlum iki yaşına gelene kadar. oğlum iki yaşına geldiğinde bir işe girdim. yaklaşık 8-9 ay çalıştıktan sonra bir iş değişikliği yaptım. Bu yeni işimde oldukça yoğun bir tempo içindeydim ve bazı günler çalışma saatim biraz uzuyordu.

Ben boşanma kararı alma sebebimi anlatacaktım değil mi yaa, lafı dolandırmışım baya. Neyse, günlerden sonra bu yoğun iş temposu ağır geldi ve şiddetli baş ağrıları çekmeye başladım. ne ilaç, ne iğne kar etmiyor ama, öyle böyle değil. Migreni olan bir kadınım, düşünün migrenden daha berbat ağrılardı bunlar. Neyse, bigün işten izin alıp nörolojik muayeneye girdim. MR istediler, MR da maalesef gece 11 gibi bir saate randevu verdi. Neyse eşimle beraber gittik, MR çekildim falan. Sonra MR sonucunu doktora gösterme günü geldi, sabah eşim beni işe bırakmaya yeltenince dedim bugün hastaneye gideceğim ya unuttunmu diye. Neyse efenim, o gün muayenede beynimde iki adet araknoid kist olduğunu öğrendim. Bunlar birinin beynin görme merkezine, diğerinin ise beynin hafıza merkezine yakın olduğunu söylediler. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ya kör kalırsam, ya hafıza kaybı olursa felan binbir kaygı içimde. Doktor diyo bunun tedavisi yok, anca bigün bi bayılma veya felç felan olursa anca o zaman ameliyat gerekir, o güne dek yapacak bişey yok. Neyse, ben bunu duydum eve gittim. O gün de kızımın doğumgünü ve annemlerdeyiz, ablamlar falan da gelmiş hep. Benim adam yalnız karşıki dağdan serin, ne bi pasta, ne bi hediye felan, tabi benim kontrolü de sorduğu yok. Ben bi pasta sipariş ettim, yemekten sonra hepberaber yiyoruz. O sırada da ablamın eşinin iki yiğeninden bahsediliyor; ikisi de beyin tümörü sebebiyle defalarca ameliyat olmuş kişiler ve durumları oldukça sıkıntılı. Ben onları duyuyorum ama aklım beynim duygularım karmakarışık. Gece oldu, eve gittik, ben yine baş ağrısı, biraz da kaygı ile oturma odasında kanepede sabahladım. Ertesi gün işten izin alıp başka bir doktora gittim, ondan bir kaç gün sonra başka doktora. Hani tek doktorun sözüyle beklemek istemiyorum, bi tedavi ihtimali varsa diye tutunacak dal arıyorum yani. Hepsi aynı şeyleri söyledi. Bu arada işten sürekli izin aldığım için de işler aksıyor ve akşamları bir kaç saat geç çıkıyorum tabi işten. Eşim ise, bana doktor kontrolünü veya başımın ağrılarının nasıl olduğunu sormak yerine kafasında binbir farklı senaryo yazıyormuş meğer. O alışkın değil tabi, onların aile yapısı kızlar okumaz çalışmaz mantığında. Ben eşimin ileri görüşlü olduğunu sanırdım ama meğer o da o kafadaymış. Bi gün bana tuttu dedi patronunla aranda bişey mi var? Ben şok. NASIL düşünebilir böyle bişey? beni hiç mi tanımamış? Aynı yastığa baş koyduğum adam, başka biri böyle bir imada bulunsa cinayet işlemesi gerekirken nasıl olur da böyle bir şüpheye düşer? Üstelik de ben öyle işveli cilveli bir kadın değilim, aklı başında, oturup kalkmasını bilen, hatta babamın erkek gibi yetiştirdiği kızıyım ben. Neyse, dedim sen benim rahatsızlığımı hiç merak etmiyor musun? ne rahtsızlığı demesin mi? :KK70: Yahu beraber gidip MR çektirdik ya, ne zaman gittik? Neyse, en sonunda dedim, durum böyleyken böyle, beynimde iki tane kist var ve bu sebeple farklı doktorlara gittim, bu yüzden de kayıp zamanı telafi etmek için işten geç çıktığım günler oldu vs vs. Sonra dedim, ben bunu annemlere bile anlatmadım, kaygılanmasınlar diye, sen de anlatma kimseye falan dedim. Gerçekten de annem çok evhamlı kadındır, en ufak problemler annemin beyninde çığ olur. Bu söylediklerime rağmen eşim ertesi gün doktora gitmiş, doktora sormuş nesi var diye, doktor da ciddi bişey değil demiş (yada onun aklında o kadarı kaldı, bilemiyorum), sonra annemlere gitmiş hemen, demiş kızınızın beyninde kist varmış ama ciddi bişey değilmiş sordum ben doktora. Fakat bizim evde huzurumuz yok, evde yüzüme bakmıyor, yanımda yatmıyor, giyinip süslenip işe gidiyor, işten geç saatlerde çıkıyor falan filan. sonra ablamlara gitmiş, onlara da boyun büküp acitasyon yapmış biraz. Sonra eniştemin yanına gitmiş, ona da aynı şekilde tabi. Sonra telefonum bi çaldı, ablam bana ağzına geleni sayıyor. Sanırsınız patronumla yatıyorum ben. Annem babam tarumar oldular tabi. Eniştemle oturup yatak odamı konuşmak zorunda kaldım. Öyle utanç verici bir durumdu ki bu. Neyse, gel zaman git zaman bir gün yine işten bi yarım saat geç çıktığım bir gündü. Maalesef bir esnafın yanında çalışırken, hele bir de adamın siyasi bir kesime yakınlığı varsa, geleni gideni, müşterisi bitmiyor. Yine öyle bir günde eşim tuttu patronun odasına daldı. O sanıyor ki şirkette bi tek patronla ben varım. halbuki tüm teknik personel bekleme salonunda, müdürler falan da patronun odasında o sırada, toplantı var. Eşim içeri girdi, "karımın geç saatlere kadar çalışmasından ben rahatsızım, bundan sonra 4buçuk dedi mi çıkacak işten, cumartesileri de çalışma falan yok" demesin mi? ulan benim mesai 8-6 haftada 6 gün. Neyse, eşim rüzgar gibi esip gürleyip çıktı, eve gittik. Ağzımı açıp tek kelime etmedim, o da etmedi. Ertesi gün oldu, bi baktım patronda ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ rahatlığı. Bi böyle tavırlar değişik, ses tonu, imalı bakışları falan. En fazla bir ay dayanabildim. Bir ay sonra çıktım işten. İşten çıkınca da tüm maaşımı harcayıp eşimi tatile çıkardım. Tatile çıkardım diyorum çünkü biz balayına bile gitmemiştik, hiç tatile gitmedik hatta ondan başka. Neyse, benim fatura yatırmak için bile işten izin almayıp, beni hamileliğimde de bebekliyken de yürüye yürüye fatura ödemeye gönderdiği halde beni şikayet etmek için saatlerce izin alabilen kocamı affetmek için elimden geleni yapıyordum yani. Üzerinden bir zaman geçti, tatilden geldik beni yine şikayet etmiş evde bacı kardeş yaşıyoruz bilmem ne diye. Her iki üç ayda bir ablamdan eniştemden ultimatom yiyorum ama ben, kocama kadınlık yapmam yönünde. Bir zaman sonra eniştemin müdürü olduğu kurumda taşeron olarak çalışmaya başladım. ZAman zaman ek mesai oluyordu ve saati saatine mesai ücretini de veriyorlardı. Eşim bu mesaileri problem etmeye başladı bu sefer de. Neymiş, evde durmalıymışım. Halbuki kendisi işi gereği bazen de keyfi olarak işten çok geç gelir, haftasonu bile gider ve bir defa bile mesai ücreti almamıştır. Neyse, bak dedim bu mecburi, ben gelmem deme hakkım yok. Ama anlamıyor adam, her hafta her hafta kavga kıyamet. En sonunda yine bir gün annemlerde bu konuyu konuşurken birden kalktı gitti. Beni çocuklarla annemlerde bıraktı. Sanki kedi azıtır gibi. Taaaa iki gün sonra annesine çamaşır deterjanı lazım olunca aklına geldim ben. O dakikaya kadar arayıp sormadı bile. Yine de affettim. Ama gönlüm kırıldı tabi, o kırgınlıkla evliliğimizin ilk yıllarından itibaren kırıldığım herşey gözümün önünde canlanmaya başladı bir bir. ona anlattığım, anlatmadığım herşey içime dert olmaya başladı. Bu arada eniştemle biz iyice kavga halindeyiz tabi, iyice haya perdesi yırtılmış aramızda. O bana diyor ki erkek her zaman haklıdır, ben diyorum ki bana haksızlık yapan birini neden savunuyorsun ki falan. Bu adam hem anne babamın üzerinde etkisi çok büyük olan biri, hem de iş yerimde cumhurbaşkanı gibi sayılan biri. En son işyerimde bi kavga ettik eniştemle, ama herkes duyuyor bizi. Tüm mesai arkadaşlarıma rezil olmuşum. O gün eşime dedim bu son hakkın, son şansın. Ya düzelteceksin, ya batıracaksın herşeyi. Tüm ipler senin elinde artık. Dedim ben ailemle bu duruma geldikten sonra artık senin ailenle de görüşmek istemiyorum. Kendi ailemle gülüp oynayamıyorken, senin ailenle gülüp oynamak da istemiyorum. Başka bir şehirden iş bul, gidelim burdan. O da bakarım dedi ama sırf o anı kurtarmak için söylediği bişey tabi. Bu olayların üzerinden bir ay kadar geçmişti ki, oğlumuzun kalp hastası olduğunu öğrendik. Hatta o zamanlar da yine buraya yazmıştım, sizlerle paylaşmıştım. Oğlumuzun sağlığı için işten ayrılmam gerekti. Yaklaşık bir yıldan fazladır evdeyim, çalışamıyorum şuan. Fakat zaman zaman iş teklifleri geliyor. Hepsini reddetmiştim gelen tekliflerin ve eşime de anlatmıştım. Sonra bi gün yine iş teklifini reddettiğim kişilerden biri bana başka bir teklifle telefon açtı. Dedi ki çocuğun durumundan dolayı evde olman gerekiyor ve benim de evden yapılabilecek bir iş atılımım olacak, sen bu işten iyi anlarsın, ne dersin? Olur dedim, iş fikri internet haberciliği idi. Biz bunu konuşurken eşim geldi, bağıra bağıra "ne zaman bitecek bu telefon görüşmen" felan diye kızdı. Karşıdaki adam da "enişteye selam söyle, müsait olduğunda konuşalım" deyip kapattı. Eşime dedim bak evden yapacağım bir iş bu, ayda 300-400 belki daha fazla bir para geçecek elime, ev ekonomisine katkı için olabilir diyordum ben, sen neden böyle davrandın ki şimdi falan. Bana bağırdı "benden izinsiz bişey yapamazsın, benden izinsiz çalışamazsın, kimseyle konuşmayacaksın, görüşmeyeceksin, kıskanıyorum seni" falan filan. Halbuki evlendik evleneli, elektrikçisi, tesisatçısı, mobilyacısı, bakkalı, marketi, manavı vs hepsiyle ben ilgilenirim çünkü o yapmaz. Ulan dedim o kadar kıskanıyorsan o zaman erkek işi olan her işi de kendin yapacaksın, beni muhattap etmeyeceksin elin adamlarıyla falan. (O dönemde vantilatör bozulmuştu ve kalp ameliyatı olmuş bir çocuk bizimki gibi sıcak bir evde çok büyük risk altındaydı. Buna rağmen eşim altında araba olmasına rağmen vantilatörü tamire götürmedi ve ben koskoca vantilatörü alıp elimde taşıyarak tamire götürdüm getirdim. Tam 3 hafta eşimin onu tamir ettirmesini bekledik çocuklarla.)


Oğlanın sıcaktan sürekli burnu kanıyordu ve doktordan randevu almak konusunda kılını bile kıpırdatmamıştı eşim. Bu telefon konuşmasına verdiği tepki ve oğlanın sağlığı konusunda aşırı vurdumduymaz oluşu tuz biber ekti ve ayrılma kararı aldım. Ailesi veya arkadaşları ile ilgili konularda pervane olan adam bizim için kılını kıpırdatmıyordu cünkü. Aslında evliliğin başından beri böyleydi ama o zamanlar ben alttan alıyordum. Şimdi aynıları çocuklarıma da yapılıyor olunca bende şartel attı. Önce çocuklarla durumu paylaştım, kabul ettiler hemen. Annemle ve babamla konuştum, onlar da kabul ettiler. Ben de teklif olarak gelen işlerden birini kabul ettim ve muhtemelen 1 ay kadar sonra yeni açacakları yerde çalışmaya başlayacağım. Bir ev tuttum annemlere yakın, 1+1 küçücük bir ev. Kendisine ve ailesine de söyledim, bayramdan sonra gidiyorum ben diye. Lakin eşim hem ayrılmak istemiyorum dedi, hem de bayram tatili boyu yani bayram öncesi ve sonrasında her gün nişandan vazgeçen kardeşinin nişanını düzeltmeye çalıştı, hem de ailesi ile bayram kutladı. Kendi yuvasını toparlamak için yine tek bir hamle yapmadı. Ben de artık kararımda oldukça eminim. Boşanıyorum.

Bu süreçte maalesef kendimi berbat hissediyorum zira evliliğim süresinde tüm sosyal hayatı cebren ve hile ile bitirilmiş bir kadınım ben, yani hiç arkadaşım yok. hepi topu üç kardeştik, biriyle küsüm ablamın, ablamın biri de şehir dışında yaşıyor. Ben ise, oğlum için çalışmamam gerekiyor ama sırf bana inadından benim telefon faturamın otomatik ödemesini bile iptal eden adamdan tek kuruş yardım göremeyeceğim belli olduğundan çalışmak zorunda kalacağım. Kendimi tükenmiş hissediyorum.

Bana bir yol gösterin lütfen. Eşi ölmüş kadına yardım var da, boşanmış kadınlara da var mı bir yardım? Yani ne bileyim, biraz devlet desteği olsa, biraz da mahkeme nafaka bağlarsa, ben de evden iş yaparım, çocuklarımın yanında olurum istiyorum. Bu devlet destekleri konusunda bilgisi olan varsa lütfen yazsın. Ayrıca evden yapabileceğim işler konusunda da lütfen bana ulaşın. Yani yazarların kitap daktilo ettirmesi de olur, mandal paketleme de olur, ne iş olursa. Bilgisayar kullanımında oldukça iyiyim. Evliliğim için tahsilimi yarım bırakmış olsam da ingilizce bölümü okudum ve dil biliyorum. Yani ne bileyim, muhasebeden anlarım. Bana ne olur bir yol gösterin. Annem babam oldukça yaşlı, kendileri ile birlikte oturmamı istediler ama ben reddettim çünkü birbirimizi çok yıpratırız bu şekilde. Ayrı ev tuttum ama bu şekilde de çocukların okula gidip gelmesi konusunda hep onlar yorulacak ve benim de gözüm arkada kalacak. Oğlum geçen yıl ameliyat oldu ve şimdi 1e başlayacak, acaba koridorda koşacakmı, kavgamı edecek aklım hep onda kalacak. Keşke evden yapabileceğim bir iş olsa ve keşke devletten alabileceğim bir yardım olsa.

Çok uzun yazdım kızlar, kusura bakmayın. Maddi manevi her türlü desteğe ihtiyacım var. Hepinizi öpüyorum.
Herkese merhaba. Güzel bir havanın estiği böyle tatlı bir eylül günü, çok şairane şeyler yazmak gelirdi aslında içimden. Fakat maalesef içim paramparça, kalbim darmadağın, kafam karmakarışık...


11 yıllık evliyim. Evliliğimden iki evladım var. 10 yaşında bir kız ve 6,5 yaşında kalp hastası bir oğlan. Evliliğim süresince eşimle doğru düzgün iletişim kuramadık hiç. O hep ya ailesi ile vakit geçirir, yada bilgisayarla. Ben sadece gece yatakta aklına gelirdim. Bu böyle seneler sürdü. Etraftaki insanlara karşı ise ben hep mutlu aile tablosu çizdim. Eşini çok seven aşık bir kadın ve sadakatli bir adam portresi yani. Uzunca bir süre çalışmadım ben. taa ki oğlum iki yaşına gelene kadar. oğlum iki yaşına geldiğinde bir işe girdim. yaklaşık 8-9 ay çalıştıktan sonra bir iş değişikliği yaptım. Bu yeni işimde oldukça yoğun bir tempo içindeydim ve bazı günler çalışma saatim biraz uzuyordu.

Ben boşanma kararı alma sebebimi anlatacaktım değil mi yaa, lafı dolandırmışım baya. Neyse, günlerden sonra bu yoğun iş temposu ağır geldi ve şiddetli baş ağrıları çekmeye başladım. ne ilaç, ne iğne kar etmiyor ama, öyle böyle değil. Migreni olan bir kadınım, düşünün migrenden daha berbat ağrılardı bunlar. Neyse, bigün işten izin alıp nörolojik muayeneye girdim. MR istediler, MR da maalesef gece 11 gibi bir saate randevu verdi. Neyse eşimle beraber gittik, MR çekildim falan. Sonra MR sonucunu doktora gösterme günü geldi, sabah eşim beni işe bırakmaya yeltenince dedim bugün hastaneye gideceğim ya unuttunmu diye. Neyse efenim, o gün muayenede beynimde iki adet araknoid kist olduğunu öğrendim. Bunlar birinin beynin görme merkezine, diğerinin ise beynin hafıza merkezine yakın olduğunu söylediler. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ya kör kalırsam, ya hafıza kaybı olursa felan binbir kaygı içimde. Doktor diyo bunun tedavisi yok, anca bigün bi bayılma veya felç felan olursa anca o zaman ameliyat gerekir, o güne dek yapacak bişey yok. Neyse, ben bunu duydum eve gittim. O gün de kızımın doğumgünü ve annemlerdeyiz, ablamlar falan da gelmiş hep. Benim adam yalnız karşıki dağdan serin, ne bi pasta, ne bi hediye felan, tabi benim kontrolü de sorduğu yok. Ben bi pasta sipariş ettim, yemekten sonra hepberaber yiyoruz. O sırada da ablamın eşinin iki yiğeninden bahsediliyor; ikisi de beyin tümörü sebebiyle defalarca ameliyat olmuş kişiler ve durumları oldukça sıkıntılı. Ben onları duyuyorum ama aklım beynim duygularım karmakarışık. Gece oldu, eve gittik, ben yine baş ağrısı, biraz da kaygı ile oturma odasında kanepede sabahladım. Ertesi gün işten izin alıp başka bir doktora gittim, ondan bir kaç gün sonra başka doktora. Hani tek doktorun sözüyle beklemek istemiyorum, bi tedavi ihtimali varsa diye tutunacak dal arıyorum yani. Hepsi aynı şeyleri söyledi. Bu arada işten sürekli izin aldığım için de işler aksıyor ve akşamları bir kaç saat geç çıkıyorum tabi işten. Eşim ise, bana doktor kontrolünü veya başımın ağrılarının nasıl olduğunu sormak yerine kafasında binbir farklı senaryo yazıyormuş meğer. O alışkın değil tabi, onların aile yapısı kızlar okumaz çalışmaz mantığında. Ben eşimin ileri görüşlü olduğunu sanırdım ama meğer o da o kafadaymış. Bi gün bana tuttu dedi patronunla aranda bişey mi var? Ben şok. NASIL düşünebilir böyle bişey? beni hiç mi tanımamış? Aynı yastığa baş koyduğum adam, başka biri böyle bir imada bulunsa cinayet işlemesi gerekirken nasıl olur da böyle bir şüpheye düşer? Üstelik de ben öyle işveli cilveli bir kadın değilim, aklı başında, oturup kalkmasını bilen, hatta babamın erkek gibi yetiştirdiği kızıyım ben. Neyse, dedim sen benim rahatsızlığımı hiç merak etmiyor musun? ne rahtsızlığı demesin mi? :KK70: Yahu beraber gidip MR çektirdik ya, ne zaman gittik? Neyse, en sonunda dedim, durum böyleyken böyle, beynimde iki tane kist var ve bu sebeple farklı doktorlara gittim, bu yüzden de kayıp zamanı telafi etmek için işten geç çıktığım günler oldu vs vs. Sonra dedim, ben bunu annemlere bile anlatmadım, kaygılanmasınlar diye, sen de anlatma kimseye falan dedim. Gerçekten de annem çok evhamlı kadındır, en ufak problemler annemin beyninde çığ olur. Bu söylediklerime rağmen eşim ertesi gün doktora gitmiş, doktora sormuş nesi var diye, doktor da ciddi bişey değil demiş (yada onun aklında o kadarı kaldı, bilemiyorum), sonra annemlere gitmiş hemen, demiş kızınızın beyninde kist varmış ama ciddi bişey değilmiş sordum ben doktora. Fakat bizim evde huzurumuz yok, evde yüzüme bakmıyor, yanımda yatmıyor, giyinip süslenip işe gidiyor, işten geç saatlerde çıkıyor falan filan. sonra ablamlara gitmiş, onlara da boyun büküp acitasyon yapmış biraz. Sonra eniştemin yanına gitmiş, ona da aynı şekilde tabi. Sonra telefonum bi çaldı, ablam bana ağzına geleni sayıyor. Sanırsınız patronumla yatıyorum ben. Annem babam tarumar oldular tabi. Eniştemle oturup yatak odamı konuşmak zorunda kaldım. Öyle utanç verici bir durumdu ki bu. Neyse, gel zaman git zaman bir gün yine işten bi yarım saat geç çıktığım bir gündü. Maalesef bir esnafın yanında çalışırken, hele bir de adamın siyasi bir kesime yakınlığı varsa, geleni gideni, müşterisi bitmiyor. Yine öyle bir günde eşim tuttu patronun odasına daldı. O sanıyor ki şirkette bi tek patronla ben varım. halbuki tüm teknik personel bekleme salonunda, müdürler falan da patronun odasında o sırada, toplantı var. Eşim içeri girdi, "karımın geç saatlere kadar çalışmasından ben rahatsızım, bundan sonra 4buçuk dedi mi çıkacak işten, cumartesileri de çalışma falan yok" demesin mi? ulan benim mesai 8-6 haftada 6 gün. Neyse, eşim rüzgar gibi esip gürleyip çıktı, eve gittik. Ağzımı açıp tek kelime etmedim, o da etmedi. Ertesi gün oldu, bi baktım patronda ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ rahatlığı. Bi böyle tavırlar değişik, ses tonu, imalı bakışları falan. En fazla bir ay dayanabildim. Bir ay sonra çıktım işten. İşten çıkınca da tüm maaşımı harcayıp eşimi tatile çıkardım. Tatile çıkardım diyorum çünkü biz balayına bile gitmemiştik, hiç tatile gitmedik hatta ondan başka. Neyse, benim fatura yatırmak için bile işten izin almayıp, beni hamileliğimde de bebekliyken de yürüye yürüye fatura ödemeye gönderdiği halde beni şikayet etmek için saatlerce izin alabilen kocamı affetmek için elimden geleni yapıyordum yani. Üzerinden bir zaman geçti, tatilden geldik beni yine şikayet etmiş evde bacı kardeş yaşıyoruz bilmem ne diye. Her iki üç ayda bir ablamdan eniştemden ultimatom yiyorum ama ben, kocama kadınlık yapmam yönünde. Bir zaman sonra eniştemin müdürü olduğu kurumda taşeron olarak çalışmaya başladım. ZAman zaman ek mesai oluyordu ve saati saatine mesai ücretini de veriyorlardı. Eşim bu mesaileri problem etmeye başladı bu sefer de. Neymiş, evde durmalıymışım. Halbuki kendisi işi gereği bazen de keyfi olarak işten çok geç gelir, haftasonu bile gider ve bir defa bile mesai ücreti almamıştır. Neyse, bak dedim bu mecburi, ben gelmem deme hakkım yok. Ama anlamıyor adam, her hafta her hafta kavga kıyamet. En sonunda yine bir gün annemlerde bu konuyu konuşurken birden kalktı gitti. Beni çocuklarla annemlerde bıraktı. Sanki kedi azıtır gibi. Taaaa iki gün sonra annesine çamaşır deterjanı lazım olunca aklına geldim ben. O dakikaya kadar arayıp sormadı bile. Yine de affettim. Ama gönlüm kırıldı tabi, o kırgınlıkla evliliğimizin ilk yıllarından itibaren kırıldığım herşey gözümün önünde canlanmaya başladı bir bir. ona anlattığım, anlatmadığım herşey içime dert olmaya başladı. Bu arada eniştemle biz iyice kavga halindeyiz tabi, iyice haya perdesi yırtılmış aramızda. O bana diyor ki erkek her zaman haklıdır, ben diyorum ki bana haksızlık yapan birini neden savunuyorsun ki falan. Bu adam hem anne babamın üzerinde etkisi çok büyük olan biri, hem de iş yerimde cumhurbaşkanı gibi sayılan biri. En son işyerimde bi kavga ettik eniştemle, ama herkes duyuyor bizi. Tüm mesai arkadaşlarıma rezil olmuşum. O gün eşime dedim bu son hakkın, son şansın. Ya düzelteceksin, ya batıracaksın herşeyi. Tüm ipler senin elinde artık. Dedim ben ailemle bu duruma geldikten sonra artık senin ailenle de görüşmek istemiyorum. Kendi ailemle gülüp oynayamıyorken, senin ailenle gülüp oynamak da istemiyorum. Başka bir şehirden iş bul, gidelim burdan. O da bakarım dedi ama sırf o anı kurtarmak için söylediği bişey tabi. Bu olayların üzerinden bir ay kadar geçmişti ki, oğlumuzun kalp hastası olduğunu öğrendik. Hatta o zamanlar da yine buraya yazmıştım, sizlerle paylaşmıştım. Oğlumuzun sağlığı için işten ayrılmam gerekti. Yaklaşık bir yıldan fazladır evdeyim, çalışamıyorum şuan. Fakat zaman zaman iş teklifleri geliyor. Hepsini reddetmiştim gelen tekliflerin ve eşime de anlatmıştım. Sonra bi gün yine iş teklifini reddettiğim kişilerden biri bana başka bir teklifle telefon açtı. Dedi ki çocuğun durumundan dolayı evde olman gerekiyor ve benim de evden yapılabilecek bir iş atılımım olacak, sen bu işten iyi anlarsın, ne dersin? Olur dedim, iş fikri internet haberciliği idi. Biz bunu konuşurken eşim geldi, bağıra bağıra "ne zaman bitecek bu telefon görüşmen" felan diye kızdı. Karşıdaki adam da "enişteye selam söyle, müsait olduğunda konuşalım" deyip kapattı. Eşime dedim bak evden yapacağım bir iş bu, ayda 300-400 belki daha fazla bir para geçecek elime, ev ekonomisine katkı için olabilir diyordum ben, sen neden böyle davrandın ki şimdi falan. Bana bağırdı "benden izinsiz bişey yapamazsın, benden izinsiz çalışamazsın, kimseyle konuşmayacaksın, görüşmeyeceksin, kıskanıyorum seni" falan filan. Halbuki evlendik evleneli, elektrikçisi, tesisatçısı, mobilyacısı, bakkalı, marketi, manavı vs hepsiyle ben ilgilenirim çünkü o yapmaz. Ulan dedim o kadar kıskanıyorsan o zaman erkek işi olan her işi de kendin yapacaksın, beni muhattap etmeyeceksin elin adamlarıyla falan. (O dönemde vantilatör bozulmuştu ve kalp ameliyatı olmuş bir çocuk bizimki gibi sıcak bir evde çok büyük risk altındaydı. Buna rağmen eşim altında araba olmasına rağmen vantilatörü tamire götürmedi ve ben koskoca vantilatörü alıp elimde taşıyarak tamire götürdüm getirdim. Tam 3 hafta eşimin onu tamir ettirmesini bekledik çocuklarla.)


Oğlanın sıcaktan sürekli burnu kanıyordu ve doktordan randevu almak konusunda kılını bile kıpırdatmamıştı eşim. Bu telefon konuşmasına verdiği tepki ve oğlanın sağlığı konusunda aşırı vurdumduymaz oluşu tuz biber ekti ve ayrılma kararı aldım. Ailesi veya arkadaşları ile ilgili konularda pervane olan adam bizim için kılını kıpırdatmıyordu cünkü. Aslında evliliğin başından beri böyleydi ama o zamanlar ben alttan alıyordum. Şimdi aynıları çocuklarıma da yapılıyor olunca bende şartel attı. Önce çocuklarla durumu paylaştım, kabul ettiler hemen. Annemle ve babamla konuştum, onlar da kabul ettiler. Ben de teklif olarak gelen işlerden birini kabul ettim ve muhtemelen 1 ay kadar sonra yeni açacakları yerde çalışmaya başlayacağım. Bir ev tuttum annemlere yakın, 1+1 küçücük bir ev. Kendisine ve ailesine de söyledim, bayramdan sonra gidiyorum ben diye. Lakin eşim hem ayrılmak istemiyorum dedi, hem de bayram tatili boyu yani bayram öncesi ve sonrasında her gün nişandan vazgeçen kardeşinin nişanını düzeltmeye çalıştı, hem de ailesi ile bayram kutladı. Kendi yuvasını toparlamak için yine tek bir hamle yapmadı. Ben de artık kararımda oldukça eminim. Boşanıyorum.

Bu süreçte maalesef kendimi berbat hissediyorum zira evliliğim süresinde tüm sosyal hayatı cebren ve hile ile bitirilmiş bir kadınım ben, yani hiç arkadaşım yok. hepi topu üç kardeştik, biriyle küsüm ablamın, ablamın biri de şehir dışında yaşıyor. Ben ise, oğlum için çalışmamam gerekiyor ama sırf bana inadından benim telefon faturamın otomatik ödemesini bile iptal eden adamdan tek kuruş yardım göremeyeceğim belli olduğundan çalışmak zorunda kalacağım. Kendimi tükenmiş hissediyorum.

Bana bir yol gösterin lütfen. Eşi ölmüş kadına yardım var da, boşanmış kadınlara da var mı bir yardım? Yani ne bileyim, biraz devlet desteği olsa, biraz da mahkeme nafaka bağlarsa, ben de evden iş yaparım, çocuklarımın yanında olurum istiyorum. Bu devlet destekleri konusunda bilgisi olan varsa lütfen yazsın. Ayrıca evden yapabileceğim işler konusunda da lütfen bana ulaşın. Yani yazarların kitap daktilo ettirmesi de olur, mandal paketleme de olur, ne iş olursa. Bilgisayar kullanımında oldukça iyiyim. Evliliğim için tahsilimi yarım bırakmış olsam da ingilizce bölümü okudum ve dil biliyorum. Yani ne bileyim, muhasebeden anlarım. Bana ne olur bir yol gösterin. Annem babam oldukça yaşlı, kendileri ile birlikte oturmamı istediler ama ben reddettim çünkü birbirimizi çok yıpratırız bu şekilde. Ayrı ev tuttum ama bu şekilde de çocukların okula gidip gelmesi konusunda hep onlar yorulacak ve benim de gözüm arkada kalacak. Oğlum geçen yıl ameliyat oldu ve şimdi 1e başlayacak, acaba koridorda koşacakmı, kavgamı edecek aklım hep onda kalacak. Keşke evden yapabileceğim bir iş olsa ve keşke devletten alabileceğim bir yardım olsa.

Çok uzun yazdım kızlar, kusura bakmayın. Maddi manevi her türlü desteğe ihtiyacım var. Hepinizi öpüyorum.
Öncelikle Rabbım yardımcın olsun
SED YARDIMI nı bir araştırır mısın belki işine yarar
 

Yazarhanim

The Pursuit of Happyness!!!
Anneler Kulübü
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
20 Ocak 2021
758
1.507
Konu sahibini merak ediyorum. İyi misiniz nasılsınız? Oğlunuz nasıl oldu. Hayatınız düzene girdi mi? İnşallah çok iyi çok mutlusunuzdur. Allah yardımcınız olsun 🌷