Evlenmemizi istemeyen erkek arkadaş ailesi ve kıskanan müstakbel görümce

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.

damdan

Nirvana
Kayıtlı Üye
22 Mart 2012
27.007
62.895
neden bu aileyi kattınız her adıma

neden iki ayrı ev tuttunuz

tutar evi otururdunuz okul da devam zaten

evlenmek ile birlikte yaşamanın bu aşamada sizin için farkı ne

yani eşimle bir süreçte birlikte yaşadım

biz çalışıyorduk da ama öğrenci olsaydık da yaşardık birlikte

neden iki ayrı ev vurgusu var okuduğunuz şehirde

neden zırt pırt Ülgenlere gidiliyor evli değilken

ben mi safım bilmiyorum ama üniversite sevgilisi ile birlikte yaşam böyle olmuyor bunu gayet iyi biliyorum

yani ev arkadaşınız işte, oturun birlikte, siz KPSS çalışın, Ülgen Ales çalışsın

neden aileye ille de evlenelim dediniz ki

babanızdan maaş var, Ülgen de öğrenci ailesi destek

neden evlilik isteği, Pınar tek makul kişi gibi aceleniz ne derken

baba da ılımlı görünüp oğlumu koparmasın bizden halinde, akıllı bir adam

bırak o kızı derse oğlu ile tüm ilişkisi kopar, aceleniz ne diyor sadece

kimse zaten aceleyi anlayamadı zira şu andaki haliniz ile evlilik gerçekleşince ne değişecek hayatta

babadan kalan maaş kesilecek sadece
 
Son düzenleme:

vaveyla__

Kullanıcı üyeliğini pasifleştirmiştir.
Üyelik İptali
Kayıtlı Üye
9 Temmuz 2015
3.620
9.746
22 yasinda universite son sınifken nisanlanıp 24 yasinda evlenen biri olarak sizi haklı bulamadım.

Bir kere ailenin rızası olmadan hemen aynı sehirde isiniz gucunu olmadan yasamaya baslamissiniz ve ailenin hala rizası yokken evli gibi evlerine gidip onları yemeğe davet etmissiniz. Daha ortada nisan yokken hemen evin gelini moduna girmissiniz. Aileye sizin ne dusundugunuz umrumuzda degil biz bildigimizi okuyacagiz mesaji vermissiniz. Ailede endiselenmekte haklı.

Ben esimin ailesi beni istemeye gelmeden once gormedim bile birakin evlerine gitmeyi sadece kayinvalidemi gordum o da istemeden 1 hafta once annemle bize davet ettik geldi tanistık. Annem bu gencler daha okul okuyor resmiyete bindirmek istiyorlar nisanlanmak istiyorlar ama sizin ve esinizin dusunceleri cok onemli siz ne dusunuyorsunuz bu konuda diye sordu kayinvalideme. Kayinvalidem de zaten son sıniflar biz nisanlarini yapalım 2 yıl nisanli kalirlar sonra okullarini bitirirler oglum is bulur dügünlerini yaparız dedi ve musaitseniz biz hazirligimizi yaptik istemeye gelelim dedi istemeden sonra nisan yapalim dedi. Annem de benim tek kızım nisan masraflarini biz uslenecegiz dedi. Yani ailelerin rizası vardı olmasaydı diretmez beklerdim bu kadar net söylüyorum.

Biz zaten ayrı sehirlerde okuyorduk sizin dediginiz gibi dogru duzgun gorusemiyorduk bile ders yogunlugundan ama sabretrik. okul bitince ikimizde ailemizin evine donduk dugun olana kadar da ailemizle yasadik nisanliydik bir de ancak o zaman ben evlerine gittim.

Ailesinin rizasi olmadan kendi burnunuzun dikine gitmissiniz issiz gucsuz biz kendimize hayat kuracagiz havalarina gidip sanki evin gelini gibi ziyarete gitmissiniz. Bu da aileye itici gelmiski benimde oglum beni saymayip bir kizin pesine issiz gucsuz suruklense kiz daha ortada fol yok yumurta yokken evin gelini gibi davransa bana da itici gelir.

pınara bir sey diyemeyeceğim tepkileri tabiki abartılı ama annesi ve babasının üzülmesine dayanamayip o yuzden abartılı tepkiler veriyor gibi geldi bana.
 

kristinnn

Guru
Kayıtlı Üye
6 Aralık 2010
6.158
1.542
aynı yaşlarda bir erkek kardeşim var, yeni okulu bitirdi. işi gücü yok. askerlik yok. tutup kızın biriyle yaşamaya başlayıp baba parasıyla ev kurmaya kalkar da işsiz haline bakmadan bir de evlenirse bir güzel benzetirim. buna tepki vermekle epilepsinin ne ilgisi var?
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 1749 gün geçti.

Designer31

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
22 Mart 2015
1.224
2.336
32
Roman okur gibi keyifle okudum, bakın bir gün kitabınız çıkarsa muhakkak ki istiyorum o kitabı :) Sorunlu Pınar hanım dışında, bana Ülgen’in ailesi sizin rahatsız olduğunuz konular olmasına rağmen gayet sevecen ve kibar geldiler, hayır burada öyle kayınvalideleler görümceler görüyoruz ki;

“Buna mı takıldın?” diyebilirler size. 😂😂😂

Ülgen’in ailesinin yaşı itibariyle tereddütte kalması ve endişe etmesi normal, kötü niyetli bir taraflarını görmedim, seni de gayet kabullenmişler. Bence çok kafana takma :)
 

anemoniasp

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
13 Mayıs 2021
3.496
5.688
Pandemide doğru düzgün iş yok neyle geçinip iki ev kirası ödüyorsunuz çok merak ettiğim bir konu.
Çocuğumun okulu bitmeden evlenmesini istemem. Sevgililik ve evlilik aynı şey değil.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 279 gün geçti.

Seytanolabilirim

Cok guclu bir kadin
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
24 Mart 2019
1.994
2.762
36
Merhaba güzel hanımlar. Biraz uzun olacak, şimdiden okuyanlara teşekkür ediyorum🌸



Ben Defne. 22 yaşındayım, üniversite son sınıf öğrencisiyim. Erkek arkadaşım Ülgen. O da 23 yaşında ve sınıf arkadaşıyız. 3 senelik arkadaşlık ve 1.5 senelik birlikteliğimizi evlilikle taçlandırmak istiyoruz. Şimdi, bu isteğimiz ve ilişkimiz karşısında erkek arkadaşımın ailesinin tavırlarını ve yaşadıklarımı size tane tane anlatayım.



Ülgen’in ailesi 5 kişilik. Aile evi Balıkesir’de. Anne-babası, kendisi ve iki ablası. Ülgen evin en en küçüğü. Ortanca ablasıyla 8, büyük ablasıyla 13 yaş farkları var. Ablaları evli. İkisinin de çocukları var. Ortanca abla Pınar, anne ve babayla aynı şehirde yaşıyor ve problem aslında onunla ilgili; büyük abla ise uzak bir şehirde yaşıyor ve olanlarda onun pek payı yok.



Benimse annem ve babam sizlere ömür. Annemi 17 yaşımda iken, babamı ise henüz 2 ay önce kaybettim. Zaten babam ile 10 yaşımdan beri görüşmüyorduk. Bir de abim var fakat aramız çok iyi değil. Sadece bazı uzak akrabalarla iletişimdeyim.



Külli irade olan ve benim elimde olmayan dağılmış ailemin, Ülgen’in ailesi için bir problem olup olmayacağını sordum. Bunu soruşum kendimi korumak içindi. Biliyorsunuz bizim ülkede anne babanı ya da vefat tarihlerini sen seçmişsin gibi yadırganıyor insanlar. Ülgen bunu anne babasıyla paylaştığında, biz böyle şeyler düşünmüyoruz o da düşünmesin, olur mu öyle şey, demişler.



Ülgen ile ilişkimizin başında Pınar abla bir sosyal medya hesabından beni takip etti. Fotoğraf beğenme, arada minik emojileşmeler gibi ufak bir iletişimimiz oluştu. Bu süreçte Pınar abla, babasına gidip “Defne bizim ailemize yakışacak bir kız, senin de onu koruyup kollayacağına, kızın gibi göreceğine inanıyorum baba” deMİŞ. Bunu Ülgen’e annesi söylemiş. Duyunca çok sevindim. Demek ki ciddiyetimizi de farkındalardı, beni de sevmişlerdi. Doğrusu ben de onları uzaktan da olsa seviyor, yaşayamadığım aile sıcaklığını bulmayı, iyi geçinmeyi çok istiyordum.





Birkaç ay sonra Pınar abla ile oluşan samimiyetimize güvenerek minik kızının doğum günü vesilesiyle anne-kız şapkası hediye alıp Pınar ablaya yolladım, Pınar abla hediyeyi açarken kızına “bak kızım yenge bize ne almış” demiş. Şapkayı kızına hâlâ giydiriyor, ben de sosyal medyadan görüyorum. Fakat Pınar abla bana hâlâ teşekkür etmedi. Hediyeleşmek benim için her zaman muhabbet artırıcı, önemli bir husus oldu. Karşılık olarak hediye beklemedim elbette. Mevzuu bu değildi. Hediye için minik bir teşekkür, mutluluğunu benimle paylaşması yeterdi. Ayıp ettiğini farkındaydım fakat unutmuştur diyerek takılmamaya çalıştım, canımı sıkmak istemedim.



İlişkimizin 3.ayında anne ve babasının 40.evlilik yıldönümü olduğu için Ülgen’le birlikte eve çiçek yolladık. Annesi çiçeği bir sosyal medya hesabında paylaşmış. Pınar abla “Kim aldı” diye sorunca da sadece Ülgen’in aldığını söylemiş. Bunu duyunca tepki gösterdim ve sebebini sordum. “Sonuçta Pınar artık evli, başka ailenin insanı, aile evindeki her şeyi bilmesi gerekmez” demiş annesi. Ben bu cevaptan asla tatmin olmadım. Pınar ablanın aile evinde olan her şeye müdahil olduğu çok aşikardı, hatta evde olanlar hakkında Ülgen’den daha çok bilgisi ve fikri vardı.



Bizim ilişkimiz pandemi sürecinde başladı. Yani bu süreci uzaktan yaşayan tüm çiftler bilir ki çok hasret çektik, üç dört haftada bir görüşebildik, yasaklar oldu hiç görüşemedik. Yılbaşı bayram hak getire, hep ayrıydık. Üstelik ikimiz de aile evinde ders çalışamıyor, okuma yapamıyorduk. Üstelik tez yazma senesi gelmişti ve Ülgen yüksek lisansa ben ise kpss’ye hazırlanacağım.



Evlenmeyi zaten okul bitmeden istiyorduk fakat bu zor süreç ile evliliği daha da erkene çekmeye karar verdik. Fakat Ülgen’in ailesi karşı çıkmaya başladı. Ülgen’e sürekli “sen daha küçüksün” diyorlardı. Özellikle Pınar ablası “daha sorumluluk sahibi bile değilsin, okulun var, ideallerin var, elin ekmek tutmuyor, askerliğini yapmadın” ve benzeri kalıp yargılar ve sivri bir dil kullanıyordu.



Velhasıl Ülgen ile bir karar aldık. İkimiz de aile evlerimizden ayrılıp artık hayata atılmak, birbirimize yakın olmak istiyorduk ve derslerimizi toplamak için tek çaremiz bu gibiydi. Gelme amaçlarımızdan biri de ailesinin Ülgen’in büyüdüğünü kabul etmesiydi. Oğullarının tek başına bir ev geçindirebildiğini görmeleri onlara herhalde yardımcı olur diye düşündük. Ailelerin de onayını alarak okulumuzun bulunduğu şehre taşındık. Yan yana daireler tuttuk.



Taşınır taşınmaz iş aramaya başladık ve 2 aylık sürede ödevlerimiz, sınavlarımız oldu, araya ramazan girdi, tam kapanma oldu, evlerimize ve birlikte yaşamaya alışmaya çalıştık ve en mühimi babam vefat etti. Yani iş bulamamış ve evde gibi gözüküyorduk ama çok yoğunduk. Ancak 2 ay sonra Ülgen ile ailesini ziyarete gidebildik. Eve girdik, annesi Ülgen’i görünce ağıtvarî ve şiddetli bir şekilde ağladı. İnanın dışarıdan duyan evde vefat oldu sanabilirdi. Sonuçta evladı, elbette özleyecek fakat bu tepkiler bana fazla romantik ve sağlıksız geliyordu. Bu, evladını sevmekten öte, bağımlılık gibiydi sanki.



Aynı gün annesi ile mutfakta baş başa kaldığımda bana çocuklarından bahsetti. İşte büyük kızım şöyledir, Ülgen’in huyu böyledir diye. Pınar abladan bahsederken vurgulayarak “Pınar epilepsi hastası, bu yüzden üzülmesin diye tüm aile üzerine titriyoruz. Eğer sana bir şey derse, sakın üstüne alınma takılma. Yani demez de hani olursa diye diyorum. Yoksa kızım dört dörtlük bir insandır” dedi. Anladım ki ortada bir soğuk savaş vardı. Hiçbir anne bunları durup dururken demezdi.



Gerçekten de o gün Pınar ablanın bize karşı soğukluğu çok belliydi. Sohbet ederken bize dahi bakmıyordu. Bir piknik alanına gittik o gün. Ülgen’le el ele kol kola dolaştık yürüdük, bir ara Pınar abla Ülgen’e “biraz da benim koluma gir” dedi nazlı nazlı. Peşine ufak ufak laf göndermeleri yaptı kendince. Babası da “3 saatlik yolu 2 aydır gelmediniz” diye sitemde bulundu bize. Biz ise herkese normal davrandık, “yarın evimize döneceğiz zaten, tatsızlık olmasın” dedik. Hatta ben, oturduğumuz şehre tüm aileyi davet ettim ve “hep birlikte yemek yeriz, kaynaşırız” dedim, kimse cevap vermediğinde bir şeyleri anlamalıydım. Ertesi gün Ülgen’le evlerimize döndük.



Döndükten birkaç gün sonra Pınar abla Ülgen’i aradı. Konuşmaya “sen ne yapıyorsun Ülgen?” diye hesap sorarak başladı. Ailelerine benim bu kadar hızlı girmemden, her aradığında benim Ülgen’in yanında olmamdan, benim onu yemeğe davet etmemden çok rahatsız olmuş. Ne vasıfla onu yemeğe davet ediyormuşum? 40 dakika boyunca durmadan konuşmaya devam etti. Ülgen buraya gelirken onlara “işe gireceğim, derslerime yoğunlaşacağım” demiş fakat buraya benimle bekar hayatı yaşamaya gelmiş, tüm aileyi kandırmış, hatta anne ve babası Ülgen yüzünden tansiyon hastası olmuş, annesi kilolar vermiş, psikoloğa gitmiş. Ülgen’in varı yoğu ben olmuşum. Konu komşu Ülgen ne yapıyor diye sorduklarında cevap veremiyor, kız arkadaşıyla yan yana yaşıyor diyemiyor, Ülgen’den utanıyorlarmış. Ülgen “abla biz burada kötü bir şey yapmıyoruz, nasıl böyle konuşabiliyorsun, benim de Defne’nin de hakkına giriyorsun” dediğinde:

“Kusura bakma ama bana biz deme, o kız beni hiç ilgilendirmiyor, beni sadece sen ilgilendiriyorsun. Madem taşınacaktınız o kız Balıkesir’e gelseydi, onun kimsesi yok. Ama senin ailen var ve eğer okul bitmeden evlenirseniz ben yokum” dedi. Ülgen’in tek cevabı ise “büyük konuşma abla” oldu.

Yahu en komiği: Kuzenimin 3 yaşındaki kız çocuğu Ülgen’e neredeyse aşık. Her gidişimizde yapışır boynuna. Ben de fotoğraflarını çekip sosyal medyaya atmıştım. Ablası bu fotoğrafı ima ederek: sen benim kızımı (3yaşında) bile sevmiyorsun artık, gittin kendine yeni yeğenler buldun dedi.



Bu arada Ülgen, anne babası ile haftada 2-3 kez konuşuyor ve buraya taşındığımızdan beri her konuşmada “ablanları ara, aranı açma oğlum, bağınızı sakın koparmayın, ablanlar üzülüyor” diye tembihliyorlar. Fakat arayan zaten hep Ülgen oluyor. Annesi neredeyse her konuşmada “Pınar ablan seni çok özledi, geçen gün senin için hüngür hüngür ağladı” diyor. Yani müstakbel görümcem epey ikili oynuyor. Sivri dilini bize, tatlı dilini ve göz yaşlarını ona kıyamayan anne babasına gösteriyor.



Bu süreçte Ülgen iş buldu ve işe başladı. Ben ise babamdan bağlanan aylık ile evde durma, yaz okuluna başvurma kararı aldım.



2 hafta sonra tekrar Balıkesir’e gittik. Pınar ablanın evi, anne ve babasının evine 30 dakika kadar bir mesafede. Eve adım atar atmaz Pınar abla annesinden bizim geldiğimizi öğrenip Ülgen’i aradı ve “bana gel” dedi, “Defne’yi annemlerle bırakıp tek başına bana gel konuşalım” Ülgen kabul etmedi, “Defne’ye ayıp olur gelemem” dedi. Haliyle tartışmalar, laf sokmalar ile Pınar abla küstü. O gece Ülgen, anne babası ve ben hoş sohbetli bir gün geçiriyorduk ta ki konu evliliğe gelene kadar.



Ülgen’in babası açtı konuyu. “Bakın: ben iki kızımın da bir dediğini iki etmedim, ne istedilerse yaptım. Sevdiler, sorgulamadan bir kerede verdim ikisini de. Size de öyle yapacağım ama önce okulunuz bitsin, meslek sahibi olun, Ülgen askere gidip gelsin”dedi. Ülgen ve ben inancımız ve yaşam şeklimiz gereği en sade biçimde evlenmek istiyoruz. Kimsenin bizim için sorumluluk yüklenmesini beklemiyoruz. Maddi destek istemiyoruz. Beyaz bir elbise, beyaz bir gömlek, sevdiklerimizin evet’lerimizi duyacağı, bizimle mutlu olacağı ufak bir nikah töreni. Az eşyalı, bol kitaplı ufak bir ev, borçsuz ve huzurlu bir başlangıç istiyoruz. Yine de Ülgen’in anne babasını anlamaya ve onları kırmamaya da çalışıyoruz. Babasına çok teşekkür ederek, bizim isteklerimizin çok daha sade olduğunu güzelce anlattık. Evlenmek için bütün eşyalarımızın noksansız olmasını ya da akademisyen olmak isteyen Ülgen’in okulunun bitmesini beklersek zaten asla evlenemeyeceğimizi anlattık çünkü bunlar hiçbir zaman olmayacak. Ne evin eksiği gediği biter ne de bir akademisyenin okulu. Geçim derdi dediklerinde de şu anda zaten geçinebildiğimizi örnek veriyoruz. Karşılığında makul bir cevap alamıyoruz. Her zamanki tezler sunuluyor “durun bakalım erken daha, aceleniz ne, neden acele ediyorsunuz, daha çocuksunuz, kızlarımız hep okulları bitti meslek sahibi oldular öyle evlendiler siz de öyle yapın” vs. Askerlik muhabbetine gelince de askerlik eski zamanlardaki gibi 2-3 yıl değil, üstelik Ülgen bedelli yapmak istiyor ve zaten ben de çalışan bir kadın olacağım. Ülgen 1 yıl dahi askerlik yapsa o olmayınca darda kalacak bir konumda olmayacağım diyorum. Diyorum diyoruz ama dinlenmiyoruz, dinlensek de anlaşılmıyoruz.



Konuşmamız hiçbir sonuca ulaşmadan son buldu gece. Biraz sonra Ülgen ile annesi baş başa Pınar abla mevzusunu da konuştular. O gece annesi Ülgen’e “oğlum ablan kabullenemedi, Defne’yi kıskanıyor” demiş…



Ertesi sabah Pınar abla eşiyle kahvaltıya geldi. Pınar abla tam bir buz küpü, sarılmak, hoşgeldiniz demek, sohbet etmek yok. Biz gidene kadar sadece oturdu. Ve biz evlerimize döndük.



Pınar abla yine Ülgen’i aramalara, yazmaya devam etti. Ülgen gerçekten çok sabırlı ve saygılı biridir. Ablasına tane tane güzelce şunu açıklamaya çalıştı: abla bu benim hayatım, sen, bana ve ilişkime saygı duymuyorsun, ben artık küçük Ülgen değilim hayatıma müdahale edemezsin. Eğer beni gerçekten ve sağlıklı bir şekilde seviyorsan beni olduğum gibi kabul et, zihnindeki gibi değil ve sevdiğim insanla kararlarıma saygı duy. Ben zaten size senelerdir, bekar da olsam evlensem de Balıkesir’de yaşamayacağımı söylüyordum, bu bir gün muhakkak olacaktı.

Pınar abla bunlara karşılık Ülgen’e diyor ki: ben seni çok seviyorum Ülgen, delireceğim bilemezsin çok seviyorum, sen Balıkesir’den gidince aşk acısı çeker gibi oldum. Seni bu yaşına kadar kimseyle paylaşmadım. Sen benim her şeyimsin elim kolum gözüm en yakın arkadaşım sırdaşımsın. Belki de bu yüzden ters davranıyorum sana, seni çok sevdiğim için. Aklım hep sende. Senin büyüdüğünü kabul edemiyorum. Ben seni evladım gibi büyüttüm saydım sevdim. Kız arkadaşın olunca ben senden bin kat daha çok sevindim. Sen bana gelip sana saygı duymadığımı söyleyemezsin. Esas siz bana saygı duymuyorsunuz daha bana bile gelmediniz… (onu davet ettim diye o kız ne vasıfla bizi davet ediyor diyen kendisi, kıskanan, kabullenmeyen, gıyabımda kimsesiz diyen kendisi ama biz davet edilmediğimiz evine gitmedik diye saygısız oluyoruz)



Ülgen bunları anne ve babasıyla paylaşıp ablamla konuşun uyarın dediğinde anne ve babası sadece Pınar ablayı savunuyorlar. “Olacak o kadar, abla o, paylaşamıyor seni. Sen alttan al ablanı, Defne’ye de söyle o da alttan alsın. Ablan hasta, cahil. Biz onu böyle kabul ettik Defne de böyle kabul edecek. Böyle gidecek. Sakın ablana cevap verme bizi üzme, sonra bize bir şey olursa vicdan azabı çekersin” diyorlar. Evlilik konusu açılıyor, zor bela kurbandan sonra nişan olmasına ikna eder gibi olduk. Babası net konuşmayıp hâlâ “ablanlarla da bir konuşalım da bakarız” diyor. Ülgen bunu duyunca çok kızdı. Evlenecek olan biziz ablama ne soracaksın baba, dedi. Babası da olur mu öyle, diyor. Sonuçta 10 kişilik bir ailelermiş (enişteler torun torba vs) herkese danışmak gerekirmiş. Ülgen ablaları evlenirken kendisine mi sorulduğunu söylediğinde, sen o zaman küçüktün diyorlar.



Tüm bu sürece ben müdahil olmamama karşılık bana karşı samimi tavırları da değişti. Babası benim bulunduğum bir ortamda satmak istediği bir malı ederinden düşük fiyatta almak isteyen biri olunca “benim malım yetim malı mı” dedi. Bir yetim ve öksüz olarak, üstelik babasını kaybedeli 2 ay olmuş biri olarak gönül koymadım değil. Annesiyle sohbet ederken bekarken çok fazla dua ettiğimi, Ülgen’in de o duaların kabulu olduğunu hissettiğimi söyledim. Annesi de şanslısın oğlum çıktı karşına, dedi. Ülgen bozulup “o da benim karşıma çıktı, birbirimizi bulduk hamd olsun” dedi. O gece hüngür hüngür ağladım anne babası uyuyunca. Şimdi şimdi anlıyorum ki kimsesizliğim yüzüme vurulduğu içinmiş ağlamam.



Babası Ülgen’le yazışırken sık sık beni sorup, sizi seviyoruz, canlar vs. yazıp bir sürü minnoş emoji koyuyor. Ben hikayesine vs. cevap verdiğimde teşekkürler sevgiler yazıp bırakıyor. Erkek bir sınıf arkadaşımız var: Akif. Ülgen’in ailesi de tanıyor onu ve takipleşiyorlar. O kız arkadaşıyla fotoğraf atınca Ülgen’in babası beğenip “Allah daim etsin mutluluğunuzu inşallah💖🥰😘” vb. yorumlar atıyor. Ülgen’inse ilişkimizin başından beri yalnızca tek olduğu fotoğraflara yorum atıyor. Ülgen’in büyük ablası ise benimle olduğu hiçbir fotoğrafı beğenmiyor.



Kıskanılan ben miyim yoksa aslında Ülgen mi? Bu bir kardeş savaşı mı yoksa gelin görümce savaşı mı? Kendi hayatı, yolu, eşi çocuğu olan birinin her şeyi, eli kolu ve tüm derdi kardeşi olabilir mi? Sizce bu sağlıklı bir kardeşlik ve aile bağı mı?



En son Pınar ablası ağız ucundan özür dileyerek evlilik kararımızı desteklediğini, yakında söz nişan olursa insanların içinde Ülgen ile küs olmak istemediğini söyledi ve bu konuyu kapatalım uzamasın dedi. Fakat ben bu tavrının anne baba baskısı olduğunu düşünüyorum. Anne ve babasının tavrı hakkında yorum dahi yapamıyorum çünkü anlamlandıramıyorum. Sizlerin fikrini çok merak ediyorum. Bu süreçte en istediğim şey ailem sağ olsa bir olsak da, derdimi onlara açıp onların fikrini alsaydım oldu. Bu artık mümkün değil benim için. Buraya yazma nedenim de buydu. Burada bana bir çok abla, kız kardeş çıkacak eminim. Ve eminim yazmayı unuttuğum neler vardır.



Erkek arkadaşımın ailesine ve ablasına göstermem gereken tavır, çizmem gereken sınır nedir nasıl olmalıdır? Bunca şeyden sonra Pınar ablanın samimiyetine ne kadar güvenebilirim? Anne ve baba Pınar ablaya karşı bu kadar körken nasıl sağlıklı iletişim kurabilirim/iz? Ve en önemlisi evlilik konusunda ne yapmalıyız? Anne baba rızası önemli evet ama ortada bir engel yokken ve biz neredeyse birlikte yaşıyorken evliliğe neden diretiyorlar sizce? Evliliği bırakın, abim eşiyle birlikte tanışma daveti yolladı, 3 ay oldu, ona cevap dahi vermediler. Tanışmaktan, sözden nişandan bile neden çekiniyorlar?



Şimdiden hepinize çok teşekkür ederim.
Ay içim şişti. Bacım hiç mi erinmedin bunu yazarken, bana kall geldi. Bunu yazana kadar KPSS çalıssan kazanırsın
 


Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 45 Kg. ile 61 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 156 cm. Başlangıç Kilom :65 Kg. Şimdiki Kilom :65 Kg.

Milana22

Nirvana
Kayıtlı Üye
27 Mart 2017
15.343
61.523
Yavrucum başın sağolsun , anne babana Allah rahmet eylesin , konuda en haklı kişi pınar abla , bence siz onun sözünü dinleyin , kadın ne yapacağını şaşırmış size doğru yolu gösterebilmek için , tonla duygu sömürüsü bile yapmış , çok gencsiniz evlilik için , hiçbir şeyin kaçtığı yok , önce okulunuzu bitirin , Ülgen askere gitsin , sonra yapın ne yapacaksaniz
 

vesikaliyarim

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
10 Kasım 2014
8.059
14.226
42
Bu yazıyı 22 yaşında biri yazmışsa ben de kadın değilim...
Bi de ciddi ciddi cevap vermişiniz :))
"Tane tane anlatayım" demiş, tam ileri yaş kafası...
 


Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 51 Kg. ile 69 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 166 cm. Başlangıç Kilom :82 Kg. Şimdiki Kilom :76.6 Kg.

Peynirdelisi

Popüler Üye
Kayıtlı Üye
31 Ekim 2013
4.764
8.355
Merhaba güzel hanımlar. Biraz uzun olacak, şimdiden okuyanlara teşekkür ediyorum🌸



Ben Defne. 22 yaşındayım, üniversite son sınıf öğrencisiyim. Erkek arkadaşım Ülgen. O da 23 yaşında ve sınıf arkadaşıyız. 3 senelik arkadaşlık ve 1.5 senelik birlikteliğimizi evlilikle taçlandırmak istiyoruz. Şimdi, bu isteğimiz ve ilişkimiz karşısında erkek arkadaşımın ailesinin tavırlarını ve yaşadıklarımı size tane tane anlatayım.



Ülgen’in ailesi 5 kişilik. Aile evi Balıkesir’de. Anne-babası, kendisi ve iki ablası. Ülgen evin en en küçüğü. Ortanca ablasıyla 8, büyük ablasıyla 13 yaş farkları var. Ablaları evli. İkisinin de çocukları var. Ortanca abla Pınar, anne ve babayla aynı şehirde yaşıyor ve problem aslında onunla ilgili; büyük abla ise uzak bir şehirde yaşıyor ve olanlarda onun pek payı yok.



Benimse annem ve babam sizlere ömür. Annemi 17 yaşımda iken, babamı ise henüz 2 ay önce kaybettim. Zaten babam ile 10 yaşımdan beri görüşmüyorduk. Bir de abim var fakat aramız çok iyi değil. Sadece bazı uzak akrabalarla iletişimdeyim.



Külli irade olan ve benim elimde olmayan dağılmış ailemin, Ülgen’in ailesi için bir problem olup olmayacağını sordum. Bunu soruşum kendimi korumak içindi. Biliyorsunuz bizim ülkede anne babanı ya da vefat tarihlerini sen seçmişsin gibi yadırganıyor insanlar. Ülgen bunu anne babasıyla paylaştığında, biz böyle şeyler düşünmüyoruz o da düşünmesin, olur mu öyle şey, demişler.



Ülgen ile ilişkimizin başında Pınar abla bir sosyal medya hesabından beni takip etti. Fotoğraf beğenme, arada minik emojileşmeler gibi ufak bir iletişimimiz oluştu. Bu süreçte Pınar abla, babasına gidip “Defne bizim ailemize yakışacak bir kız, senin de onu koruyup kollayacağına, kızın gibi göreceğine inanıyorum baba” deMİŞ. Bunu Ülgen’e annesi söylemiş. Duyunca çok sevindim. Demek ki ciddiyetimizi de farkındalardı, beni de sevmişlerdi. Doğrusu ben de onları uzaktan da olsa seviyor, yaşayamadığım aile sıcaklığını bulmayı, iyi geçinmeyi çok istiyordum.





Birkaç ay sonra Pınar abla ile oluşan samimiyetimize güvenerek minik kızının doğum günü vesilesiyle anne-kız şapkası hediye alıp Pınar ablaya yolladım, Pınar abla hediyeyi açarken kızına “bak kızım yenge bize ne almış” demiş. Şapkayı kızına hâlâ giydiriyor, ben de sosyal medyadan görüyorum. Fakat Pınar abla bana hâlâ teşekkür etmedi. Hediyeleşmek benim için her zaman muhabbet artırıcı, önemli bir husus oldu. Karşılık olarak hediye beklemedim elbette. Mevzuu bu değildi. Hediye için minik bir teşekkür, mutluluğunu benimle paylaşması yeterdi. Ayıp ettiğini farkındaydım fakat unutmuştur diyerek takılmamaya çalıştım, canımı sıkmak istemedim.



İlişkimizin 3.ayında anne ve babasının 40.evlilik yıldönümü olduğu için Ülgen’le birlikte eve çiçek yolladık. Annesi çiçeği bir sosyal medya hesabında paylaşmış. Pınar abla “Kim aldı” diye sorunca da sadece Ülgen’in aldığını söylemiş. Bunu duyunca tepki gösterdim ve sebebini sordum. “Sonuçta Pınar artık evli, başka ailenin insanı, aile evindeki her şeyi bilmesi gerekmez” demiş annesi. Ben bu cevaptan asla tatmin olmadım. Pınar ablanın aile evinde olan her şeye müdahil olduğu çok aşikardı, hatta evde olanlar hakkında Ülgen’den daha çok bilgisi ve fikri vardı.



Bizim ilişkimiz pandemi sürecinde başladı. Yani bu süreci uzaktan yaşayan tüm çiftler bilir ki çok hasret çektik, üç dört haftada bir görüşebildik, yasaklar oldu hiç görüşemedik. Yılbaşı bayram hak getire, hep ayrıydık. Üstelik ikimiz de aile evinde ders çalışamıyor, okuma yapamıyorduk. Üstelik tez yazma senesi gelmişti ve Ülgen yüksek lisansa ben ise kpss’ye hazırlanacağım.



Evlenmeyi zaten okul bitmeden istiyorduk fakat bu zor süreç ile evliliği daha da erkene çekmeye karar verdik. Fakat Ülgen’in ailesi karşı çıkmaya başladı. Ülgen’e sürekli “sen daha küçüksün” diyorlardı. Özellikle Pınar ablası “daha sorumluluk sahibi bile değilsin, okulun var, ideallerin var, elin ekmek tutmuyor, askerliğini yapmadın” ve benzeri kalıp yargılar ve sivri bir dil kullanıyordu.



Velhasıl Ülgen ile bir karar aldık. İkimiz de aile evlerimizden ayrılıp artık hayata atılmak, birbirimize yakın olmak istiyorduk ve derslerimizi toplamak için tek çaremiz bu gibiydi. Gelme amaçlarımızdan biri de ailesinin Ülgen’in büyüdüğünü kabul etmesiydi. Oğullarının tek başına bir ev geçindirebildiğini görmeleri onlara herhalde yardımcı olur diye düşündük. Ailelerin de onayını alarak okulumuzun bulunduğu şehre taşındık. Yan yana daireler tuttuk.



Taşınır taşınmaz iş aramaya başladık ve 2 aylık sürede ödevlerimiz, sınavlarımız oldu, araya ramazan girdi, tam kapanma oldu, evlerimize ve birlikte yaşamaya alışmaya çalıştık ve en mühimi babam vefat etti. Yani iş bulamamış ve evde gibi gözüküyorduk ama çok yoğunduk. Ancak 2 ay sonra Ülgen ile ailesini ziyarete gidebildik. Eve girdik, annesi Ülgen’i görünce ağıtvarî ve şiddetli bir şekilde ağladı. İnanın dışarıdan duyan evde vefat oldu sanabilirdi. Sonuçta evladı, elbette özleyecek fakat bu tepkiler bana fazla romantik ve sağlıksız geliyordu. Bu, evladını sevmekten öte, bağımlılık gibiydi sanki.



Aynı gün annesi ile mutfakta baş başa kaldığımda bana çocuklarından bahsetti. İşte büyük kızım şöyledir, Ülgen’in huyu böyledir diye. Pınar abladan bahsederken vurgulayarak “Pınar epilepsi hastası, bu yüzden üzülmesin diye tüm aile üzerine titriyoruz. Eğer sana bir şey derse, sakın üstüne alınma takılma. Yani demez de hani olursa diye diyorum. Yoksa kızım dört dörtlük bir insandır” dedi. Anladım ki ortada bir soğuk savaş vardı. Hiçbir anne bunları durup dururken demezdi.



Gerçekten de o gün Pınar ablanın bize karşı soğukluğu çok belliydi. Sohbet ederken bize dahi bakmıyordu. Bir piknik alanına gittik o gün. Ülgen’le el ele kol kola dolaştık yürüdük, bir ara Pınar abla Ülgen’e “biraz da benim koluma gir” dedi nazlı nazlı. Peşine ufak ufak laf göndermeleri yaptı kendince. Babası da “3 saatlik yolu 2 aydır gelmediniz” diye sitemde bulundu bize. Biz ise herkese normal davrandık, “yarın evimize döneceğiz zaten, tatsızlık olmasın” dedik. Hatta ben, oturduğumuz şehre tüm aileyi davet ettim ve “hep birlikte yemek yeriz, kaynaşırız” dedim, kimse cevap vermediğinde bir şeyleri anlamalıydım. Ertesi gün Ülgen’le evlerimize döndük.



Döndükten birkaç gün sonra Pınar abla Ülgen’i aradı. Konuşmaya “sen ne yapıyorsun Ülgen?” diye hesap sorarak başladı. Ailelerine benim bu kadar hızlı girmemden, her aradığında benim Ülgen’in yanında olmamdan, benim onu yemeğe davet etmemden çok rahatsız olmuş. Ne vasıfla onu yemeğe davet ediyormuşum? 40 dakika boyunca durmadan konuşmaya devam etti. Ülgen buraya gelirken onlara “işe gireceğim, derslerime yoğunlaşacağım” demiş fakat buraya benimle bekar hayatı yaşamaya gelmiş, tüm aileyi kandırmış, hatta anne ve babası Ülgen yüzünden tansiyon hastası olmuş, annesi kilolar vermiş, psikoloğa gitmiş. Ülgen’in varı yoğu ben olmuşum. Konu komşu Ülgen ne yapıyor diye sorduklarında cevap veremiyor, kız arkadaşıyla yan yana yaşıyor diyemiyor, Ülgen’den utanıyorlarmış. Ülgen “abla biz burada kötü bir şey yapmıyoruz, nasıl böyle konuşabiliyorsun, benim de Defne’nin de hakkına giriyorsun” dediğinde:

“Kusura bakma ama bana biz deme, o kız beni hiç ilgilendirmiyor, beni sadece sen ilgilendiriyorsun. Madem taşınacaktınız o kız Balıkesir’e gelseydi, onun kimsesi yok. Ama senin ailen var ve eğer okul bitmeden evlenirseniz ben yokum” dedi. Ülgen’in tek cevabı ise “büyük konuşma abla” oldu.

Yahu en komiği: Kuzenimin 3 yaşındaki kız çocuğu Ülgen’e neredeyse aşık. Her gidişimizde yapışır boynuna. Ben de fotoğraflarını çekip sosyal medyaya atmıştım. Ablası bu fotoğrafı ima ederek: sen benim kızımı (3yaşında) bile sevmiyorsun artık, gittin kendine yeni yeğenler buldun dedi.



Bu arada Ülgen, anne babası ile haftada 2-3 kez konuşuyor ve buraya taşındığımızdan beri her konuşmada “ablanları ara, aranı açma oğlum, bağınızı sakın koparmayın, ablanlar üzülüyor” diye tembihliyorlar. Fakat arayan zaten hep Ülgen oluyor. Annesi neredeyse her konuşmada “Pınar ablan seni çok özledi, geçen gün senin için hüngür hüngür ağladı” diyor. Yani müstakbel görümcem epey ikili oynuyor. Sivri dilini bize, tatlı dilini ve göz yaşlarını ona kıyamayan anne babasına gösteriyor.



Bu süreçte Ülgen iş buldu ve işe başladı. Ben ise babamdan bağlanan aylık ile evde durma, yaz okuluna başvurma kararı aldım.



2 hafta sonra tekrar Balıkesir’e gittik. Pınar ablanın evi, anne ve babasının evine 30 dakika kadar bir mesafede. Eve adım atar atmaz Pınar abla annesinden bizim geldiğimizi öğrenip Ülgen’i aradı ve “bana gel” dedi, “Defne’yi annemlerle bırakıp tek başına bana gel konuşalım” Ülgen kabul etmedi, “Defne’ye ayıp olur gelemem” dedi. Haliyle tartışmalar, laf sokmalar ile Pınar abla küstü. O gece Ülgen, anne babası ve ben hoş sohbetli bir gün geçiriyorduk ta ki konu evliliğe gelene kadar.



Ülgen’in babası açtı konuyu. “Bakın: ben iki kızımın da bir dediğini iki etmedim, ne istedilerse yaptım. Sevdiler, sorgulamadan bir kerede verdim ikisini de. Size de öyle yapacağım ama önce okulunuz bitsin, meslek sahibi olun, Ülgen askere gidip gelsin”dedi. Ülgen ve ben inancımız ve yaşam şeklimiz gereği en sade biçimde evlenmek istiyoruz. Kimsenin bizim için sorumluluk yüklenmesini beklemiyoruz. Maddi destek istemiyoruz. Beyaz bir elbise, beyaz bir gömlek, sevdiklerimizin evet’lerimizi duyacağı, bizimle mutlu olacağı ufak bir nikah töreni. Az eşyalı, bol kitaplı ufak bir ev, borçsuz ve huzurlu bir başlangıç istiyoruz. Yine de Ülgen’in anne babasını anlamaya ve onları kırmamaya da çalışıyoruz. Babasına çok teşekkür ederek, bizim isteklerimizin çok daha sade olduğunu güzelce anlattık. Evlenmek için bütün eşyalarımızın noksansız olmasını ya da akademisyen olmak isteyen Ülgen’in okulunun bitmesini beklersek zaten asla evlenemeyeceğimizi anlattık çünkü bunlar hiçbir zaman olmayacak. Ne evin eksiği gediği biter ne de bir akademisyenin okulu. Geçim derdi dediklerinde de şu anda zaten geçinebildiğimizi örnek veriyoruz. Karşılığında makul bir cevap alamıyoruz. Her zamanki tezler sunuluyor “durun bakalım erken daha, aceleniz ne, neden acele ediyorsunuz, daha çocuksunuz, kızlarımız hep okulları bitti meslek sahibi oldular öyle evlendiler siz de öyle yapın” vs. Askerlik muhabbetine gelince de askerlik eski zamanlardaki gibi 2-3 yıl değil, üstelik Ülgen bedelli yapmak istiyor ve zaten ben de çalışan bir kadın olacağım. Ülgen 1 yıl dahi askerlik yapsa o olmayınca darda kalacak bir konumda olmayacağım diyorum. Diyorum diyoruz ama dinlenmiyoruz, dinlensek de anlaşılmıyoruz.



Konuşmamız hiçbir sonuca ulaşmadan son buldu gece. Biraz sonra Ülgen ile annesi baş başa Pınar abla mevzusunu da konuştular. O gece annesi Ülgen’e “oğlum ablan kabullenemedi, Defne’yi kıskanıyor” demiş…



Ertesi sabah Pınar abla eşiyle kahvaltıya geldi. Pınar abla tam bir buz küpü, sarılmak, hoşgeldiniz demek, sohbet etmek yok. Biz gidene kadar sadece oturdu. Ve biz evlerimize döndük.



Pınar abla yine Ülgen’i aramalara, yazmaya devam etti. Ülgen gerçekten çok sabırlı ve saygılı biridir. Ablasına tane tane güzelce şunu açıklamaya çalıştı: abla bu benim hayatım, sen, bana ve ilişkime saygı duymuyorsun, ben artık küçük Ülgen değilim hayatıma müdahale edemezsin. Eğer beni gerçekten ve sağlıklı bir şekilde seviyorsan beni olduğum gibi kabul et, zihnindeki gibi değil ve sevdiğim insanla kararlarıma saygı duy. Ben zaten size senelerdir, bekar da olsam evlensem de Balıkesir’de yaşamayacağımı söylüyordum, bu bir gün muhakkak olacaktı.

Pınar abla bunlara karşılık Ülgen’e diyor ki: ben seni çok seviyorum Ülgen, delireceğim bilemezsin çok seviyorum, sen Balıkesir’den gidince aşk acısı çeker gibi oldum. Seni bu yaşına kadar kimseyle paylaşmadım. Sen benim her şeyimsin elim kolum gözüm en yakın arkadaşım sırdaşımsın. Belki de bu yüzden ters davranıyorum sana, seni çok sevdiğim için. Aklım hep sende. Senin büyüdüğünü kabul edemiyorum. Ben seni evladım gibi büyüttüm saydım sevdim. Kız arkadaşın olunca ben senden bin kat daha çok sevindim. Sen bana gelip sana saygı duymadığımı söyleyemezsin. Esas siz bana saygı duymuyorsunuz daha bana bile gelmediniz… (onu davet ettim diye o kız ne vasıfla bizi davet ediyor diyen kendisi, kıskanan, kabullenmeyen, gıyabımda kimsesiz diyen kendisi ama biz davet edilmediğimiz evine gitmedik diye saygısız oluyoruz)



Ülgen bunları anne ve babasıyla paylaşıp ablamla konuşun uyarın dediğinde anne ve babası sadece Pınar ablayı savunuyorlar. “Olacak o kadar, abla o, paylaşamıyor seni. Sen alttan al ablanı, Defne’ye de söyle o da alttan alsın. Ablan hasta, cahil. Biz onu böyle kabul ettik Defne de böyle kabul edecek. Böyle gidecek. Sakın ablana cevap verme bizi üzme, sonra bize bir şey olursa vicdan azabı çekersin” diyorlar. Evlilik konusu açılıyor, zor bela kurbandan sonra nişan olmasına ikna eder gibi olduk. Babası net konuşmayıp hâlâ “ablanlarla da bir konuşalım da bakarız” diyor. Ülgen bunu duyunca çok kızdı. Evlenecek olan biziz ablama ne soracaksın baba, dedi. Babası da olur mu öyle, diyor. Sonuçta 10 kişilik bir ailelermiş (enişteler torun torba vs) herkese danışmak gerekirmiş. Ülgen ablaları evlenirken kendisine mi sorulduğunu söylediğinde, sen o zaman küçüktün diyorlar.



Tüm bu sürece ben müdahil olmamama karşılık bana karşı samimi tavırları da değişti. Babası benim bulunduğum bir ortamda satmak istediği bir malı ederinden düşük fiyatta almak isteyen biri olunca “benim malım yetim malı mı” dedi. Bir yetim ve öksüz olarak, üstelik babasını kaybedeli 2 ay olmuş biri olarak gönül koymadım değil. Annesiyle sohbet ederken bekarken çok fazla dua ettiğimi, Ülgen’in de o duaların kabulu olduğunu hissettiğimi söyledim. Annesi de şanslısın oğlum çıktı karşına, dedi. Ülgen bozulup “o da benim karşıma çıktı, birbirimizi bulduk hamd olsun” dedi. O gece hüngür hüngür ağladım anne babası uyuyunca. Şimdi şimdi anlıyorum ki kimsesizliğim yüzüme vurulduğu içinmiş ağlamam.



Babası Ülgen’le yazışırken sık sık beni sorup, sizi seviyoruz, canlar vs. yazıp bir sürü minnoş emoji koyuyor. Ben hikayesine vs. cevap verdiğimde teşekkürler sevgiler yazıp bırakıyor. Erkek bir sınıf arkadaşımız var: Akif. Ülgen’in ailesi de tanıyor onu ve takipleşiyorlar. O kız arkadaşıyla fotoğraf atınca Ülgen’in babası beğenip “Allah daim etsin mutluluğunuzu inşallah💖🥰😘” vb. yorumlar atıyor. Ülgen’inse ilişkimizin başından beri yalnızca tek olduğu fotoğraflara yorum atıyor. Ülgen’in büyük ablası ise benimle olduğu hiçbir fotoğrafı beğenmiyor.



Kıskanılan ben miyim yoksa aslında Ülgen mi? Bu bir kardeş savaşı mı yoksa gelin görümce savaşı mı? Kendi hayatı, yolu, eşi çocuğu olan birinin her şeyi, eli kolu ve tüm derdi kardeşi olabilir mi? Sizce bu sağlıklı bir kardeşlik ve aile bağı mı?



En son Pınar ablası ağız ucundan özür dileyerek evlilik kararımızı desteklediğini, yakında söz nişan olursa insanların içinde Ülgen ile küs olmak istemediğini söyledi ve bu konuyu kapatalım uzamasın dedi. Fakat ben bu tavrının anne baba baskısı olduğunu düşünüyorum. Anne ve babasının tavrı hakkında yorum dahi yapamıyorum çünkü anlamlandıramıyorum. Sizlerin fikrini çok merak ediyorum. Bu süreçte en istediğim şey ailem sağ olsa bir olsak da, derdimi onlara açıp onların fikrini alsaydım oldu. Bu artık mümkün değil benim için. Buraya yazma nedenim de buydu. Burada bana bir çok abla, kız kardeş çıkacak eminim. Ve eminim yazmayı unuttuğum neler vardır.



Erkek arkadaşımın ailesine ve ablasına göstermem gereken tavır, çizmem gereken sınır nedir nasıl olmalıdır? Bunca şeyden sonra Pınar ablanın samimiyetine ne kadar güvenebilirim? Anne ve baba Pınar ablaya karşı bu kadar körken nasıl sağlıklı iletişim kurabilirim/iz? Ve en önemlisi evlilik konusunda ne yapmalıyız? Anne baba rızası önemli evet ama ortada bir engel yokken ve biz neredeyse birlikte yaşıyorken evliliğe neden diretiyorlar sizce? Evliliği bırakın, abim eşiyle birlikte tanışma daveti yolladı, 3 ay oldu, ona cevap dahi vermediler. Tanışmaktan, sözden nişandan bile neden çekiniyorlar?



Şimdiden hepinize çok teşekkür ederim.
Şu tabloda erkek ailesini haksız bulmadım.
23 yasında son sınıfta kardesim evlilik diye tuttursa kız da bilmiş Bi kız olsa ben de müdahale ederdim. Bu arada kibar insanlar.
 

burcubahar0635

what u get is what u give
Kayıtlı Üye
20 Ağustos 2015
5.909
14.413
O kadar çok gereksiz detay vermişsiniz ki. Özet oğlunu kıskanan evlendirmek istemeyen aile konu bundan ibaret. Beni yanlış anlamayın da sizin anne babanız olmadığı için belki de bu kadar acele ediyosunuz. İnsanlar da bi tane oğullarını şatafatla evlendirmek, ellerinden gelenin en iyisini zamanı gelince yapmak istiyo olabilirler. Bilmiyorum benim de erkek evladım var evleneceği zaman benim de iki tane lafımı takmasa gönül koyarım veya kız da olsaydı aynı şekilde. Bu demek değil ki baştan sona onların dediği gibi olsun. Böyle durumlarda az da olsa etraftaki insanların da gönlünü yapmak gerekir siz tamamen kendi doğrularınızla yaşamak istiyosunuz bence bu doğru değil. Üstelik erkek arkadaşınız gerçekten askerlik yapmamış mesleğini eline almamış evlilik öyle kolay bişi değil.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 1795 gün geçti.

Cordelia

💙♥️💛💚 MasterFit 💙♥️💛💚
Pro Üye
22 Ocak 2013
32.537
167.067
Ülgen ne demek ilk defa duydum. Abla kardeşiyle konuşuyor siz nasıl duyuyorsunuz?

Bunları merak ettim.
Size akıl verecek yeterlilikte değilim. Yorumum yok.
 


MrsDelfino

Popüler Üye
Pro Üye
Doğa Severler Kulübü
31 Aralık 2017
5.052
14.004
26
Aile neden bu kadar dahil bu ilişkiye ya? Ben senelerce sevgilimle aynı evde yaşadım. 6 yıldır beraberiz daha geçende annesiyle görüntülü konuştuk öyle tanışmış olduk. Sevgilimi arayınca selam söyle diyorum, yanındayken görüntülü ararsa uzatıyor bana da bir iki merhaba nasılsın bu kadar. Bizimki de ciddi ilişki ama yumurta kapıya dayanana kadar görüşmem de samimi de olmam. Evlerine gitmeler, ablasına hediye göndermeler falan. Ben okurken bunaldım. Bu kadar dahil olurlarsa tabi ki ilişkinize karışma hakkı bulurlar. Mesafe her zaman iyidir.

Belki eş ailesiyle iyi olmak istediniz. Yerlerini tutamaz ama belki bir anlamda kendi ailenizin olmayışından dolayı onlarla samimi olmak isteniz, onların ailesine katılmak istediniz. Benim de annem Alzheimer hastası 8 yıldır. Açıkçası samimi olabileceğim bir kayınvalidem olmasını isterim. Ama işte olunabilecek aileler var olunamayacak aileler var. Sizi kendi kızları gibi görebilecek insanlar değillermiş.
 


Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 52 Kg. ile 70 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 168 cm. Başlangıç Kilom :92 Kg. Şimdiki Kilom :87 Kg.

f621997

Guru
Kayıtlı Üye
30 Eylül 2008
69
131
Ablanın tepkileri aşırı evet ama siz de bu aile ile fazla yüzgöz olmuşsunuz. Evlenmeden bu kadar gitmek gelmek neden? Keşke erkek arkadaşınız ile ve yalnızken kaliteli vakit geçirme yolları bulsanız. Telefonda konuşulan herşeyden haberiniz var, sanki ailesinin yanına her gidiş sizinle. Bu biraz garip değil mi? Bırakın yalnız gitsin ısrar dahi etse gitmeyin. Biraz aileye yalnız geçirebilecekleri ortam olsun. Yaşınız da genç iş bulun, hayatınızı yoluna koyun, kariyer yapın. Zaten yan yana evlerdesiniz bugünlerin keyfini çıkarın.
 
Durum
Mesaj gönderimine kapalı.