Evlenmemizi istemeyen erkek arkadaş ailesi ve kıskanan müstakbel görümce

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.

BirGonca06

Tosuncuk 💜
Üyelik İptali
ÜZGÜN
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
25 Aralık 2020
1.569
3.046
Konunun gerçek olduğunu varsayarak yorumumu yapayım ama öncesinde ben bu konuyu burada okumuştum sanki demeyi de ihmal etmiyorum. Neyse. Eğer bu Ülgen karakteri gerçekse çok şanslısınız. Ailesine karşı her gerekli cevabı anında veren, size olan sevgi ve bağlılığını da onlara çok güzel dile getiren bir genç bu. Bununla mutlu olunur, benden sınıfı geçti. Ailesiyle iyi geçinin. Kendinizi ezdirmeden, aşırı yaranma pozlarına girmeden, seviyeli, saygılı olun. Kimsesizlik ayıp ya da alınganlık yapılacak bir durum değil lütfen ağız alışkanlığı ile söylenen değimleri filan üstünüze alınıp kırılmayın. Çok da fazla ve sık görüşmeyin Pınar Abla sürekli ağlayıp zırlayıp sinir krizleri geçirecek bir tip belli ki. Onunla kat kat mesafeli olun. Mümkün oldukça görüşmeyin, uzaktan ve gerektiğinde sadece eşinize belirtin yorumunuzu Kısa ve çoğul cevaplar verin. (Biz böyle düşünüyoruz, bizim kararımız budur, öneriniz için teşekkür ederiz vb) Ve sevgilinizle mutlu bir gelecek kurun. Evli olup da koca ailesi ile çok iyi olmak diye bir durum yoktur ülkemizde. O yüzden fazlaca takılmayın onlara. İdare edilecek akrabalar olacaklar onlar. Ülgen şimdiden aradaki dengeyi kurmuş. Sorunları size fazlaca yansıtacağını sanmam. Yaşlarınız ilerledikçe daha da oturacaktır her şey. İkinize, hayatınıza ve kuracağınız yuvaya müdahale etmelerine de asla izin vermeyin. Mutluluklar dilerim
 

Acelya33

Üye
Kayıtlı Üye
26 Mayıs 2021
129
8
Öncelikle çok fazla dalga geçilmiş ilk başlardaki okuduğum yorumlara gore
Ikincisi kendi yorumum sen eşinle olan mutluluğuna bakacaksin eş ailesi ile her zaman mesafeli durmalısın öyle hediyelesme falan Onları da yapma bayramlarda seyranlarda gor yeter çok sıkı fiki olmaya hiç gerek yok Gerekirse sevilmeyen gelin ol
Fazla samimiyet emojili görüşmeler tez ayrılık getirir soğuk ve mesafeli ol emin ol size ve yuvamıza saygı gösterecekler sonunda
 

My-little-bird

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
16 Temmuz 2021
1.369
3.709
29
Merhaba güzel hanımlar. Biraz uzun olacak, şimdiden okuyanlara teşekkür ediyorum🌸



Ben Defne. 22 yaşındayım, üniversite son sınıf öğrencisiyim. Erkek arkadaşım Ülgen. O da 23 yaşında ve sınıf arkadaşıyız. 3 senelik arkadaşlık ve 1.5 senelik birlikteliğimizi evlilikle taçlandırmak istiyoruz. Şimdi, bu isteğimiz ve ilişkimiz karşısında erkek arkadaşımın ailesinin tavırlarını ve yaşadıklarımı size tane tane anlatayım.



Ülgen’in ailesi 5 kişilik. Aile evi Balıkesir’de. Anne-babası, kendisi ve iki ablası. Ülgen evin en en küçüğü. Ortanca ablasıyla 8, büyük ablasıyla 13 yaş farkları var. Ablaları evli. İkisinin de çocukları var. Ortanca abla Pınar, anne ve babayla aynı şehirde yaşıyor ve problem aslında onunla ilgili; büyük abla ise uzak bir şehirde yaşıyor ve olanlarda onun pek payı yok.



Benimse annem ve babam sizlere ömür. Annemi 17 yaşımda iken, babamı ise henüz 2 ay önce kaybettim. Zaten babam ile 10 yaşımdan beri görüşmüyorduk. Bir de abim var fakat aramız çok iyi değil. Sadece bazı uzak akrabalarla iletişimdeyim.



Külli irade olan ve benim elimde olmayan dağılmış ailemin, Ülgen’in ailesi için bir problem olup olmayacağını sordum. Bunu soruşum kendimi korumak içindi. Biliyorsunuz bizim ülkede anne babanı ya da vefat tarihlerini sen seçmişsin gibi yadırganıyor insanlar. Ülgen bunu anne babasıyla paylaştığında, biz böyle şeyler düşünmüyoruz o da düşünmesin, olur mu öyle şey, demişler.



Ülgen ile ilişkimizin başında Pınar abla bir sosyal medya hesabından beni takip etti. Fotoğraf beğenme, arada minik emojileşmeler gibi ufak bir iletişimimiz oluştu. Bu süreçte Pınar abla, babasına gidip “Defne bizim ailemize yakışacak bir kız, senin de onu koruyup kollayacağına, kızın gibi göreceğine inanıyorum baba” deMİŞ. Bunu Ülgen’e annesi söylemiş. Duyunca çok sevindim. Demek ki ciddiyetimizi de farkındalardı, beni de sevmişlerdi. Doğrusu ben de onları uzaktan da olsa seviyor, yaşayamadığım aile sıcaklığını bulmayı, iyi geçinmeyi çok istiyordum.





Birkaç ay sonra Pınar abla ile oluşan samimiyetimize güvenerek minik kızının doğum günü vesilesiyle anne-kız şapkası hediye alıp Pınar ablaya yolladım, Pınar abla hediyeyi açarken kızına “bak kızım yenge bize ne almış” demiş. Şapkayı kızına hâlâ giydiriyor, ben de sosyal medyadan görüyorum. Fakat Pınar abla bana hâlâ teşekkür etmedi. Hediyeleşmek benim için her zaman muhabbet artırıcı, önemli bir husus oldu. Karşılık olarak hediye beklemedim elbette. Mevzuu bu değildi. Hediye için minik bir teşekkür, mutluluğunu benimle paylaşması yeterdi. Ayıp ettiğini farkındaydım fakat unutmuştur diyerek takılmamaya çalıştım, canımı sıkmak istemedim.



İlişkimizin 3.ayında anne ve babasının 40.evlilik yıldönümü olduğu için Ülgen’le birlikte eve çiçek yolladık. Annesi çiçeği bir sosyal medya hesabında paylaşmış. Pınar abla “Kim aldı” diye sorunca da sadece Ülgen’in aldığını söylemiş. Bunu duyunca tepki gösterdim ve sebebini sordum. “Sonuçta Pınar artık evli, başka ailenin insanı, aile evindeki her şeyi bilmesi gerekmez” demiş annesi. Ben bu cevaptan asla tatmin olmadım. Pınar ablanın aile evinde olan her şeye müdahil olduğu çok aşikardı, hatta evde olanlar hakkında Ülgen’den daha çok bilgisi ve fikri vardı.



Bizim ilişkimiz pandemi sürecinde başladı. Yani bu süreci uzaktan yaşayan tüm çiftler bilir ki çok hasret çektik, üç dört haftada bir görüşebildik, yasaklar oldu hiç görüşemedik. Yılbaşı bayram hak getire, hep ayrıydık. Üstelik ikimiz de aile evinde ders çalışamıyor, okuma yapamıyorduk. Üstelik tez yazma senesi gelmişti ve Ülgen yüksek lisansa ben ise kpss’ye hazırlanacağım.



Evlenmeyi zaten okul bitmeden istiyorduk fakat bu zor süreç ile evliliği daha da erkene çekmeye karar verdik. Fakat Ülgen’in ailesi karşı çıkmaya başladı. Ülgen’e sürekli “sen daha küçüksün” diyorlardı. Özellikle Pınar ablası “daha sorumluluk sahibi bile değilsin, okulun var, ideallerin var, elin ekmek tutmuyor, askerliğini yapmadın” ve benzeri kalıp yargılar ve sivri bir dil kullanıyordu.



Velhasıl Ülgen ile bir karar aldık. İkimiz de aile evlerimizden ayrılıp artık hayata atılmak, birbirimize yakın olmak istiyorduk ve derslerimizi toplamak için tek çaremiz bu gibiydi. Gelme amaçlarımızdan biri de ailesinin Ülgen’in büyüdüğünü kabul etmesiydi. Oğullarının tek başına bir ev geçindirebildiğini görmeleri onlara herhalde yardımcı olur diye düşündük. Ailelerin de onayını alarak okulumuzun bulunduğu şehre taşındık. Yan yana daireler tuttuk.



Taşınır taşınmaz iş aramaya başladık ve 2 aylık sürede ödevlerimiz, sınavlarımız oldu, araya ramazan girdi, tam kapanma oldu, evlerimize ve birlikte yaşamaya alışmaya çalıştık ve en mühimi babam vefat etti. Yani iş bulamamış ve evde gibi gözüküyorduk ama çok yoğunduk. Ancak 2 ay sonra Ülgen ile ailesini ziyarete gidebildik. Eve girdik, annesi Ülgen’i görünce ağıtvarî ve şiddetli bir şekilde ağladı. İnanın dışarıdan duyan evde vefat oldu sanabilirdi. Sonuçta evladı, elbette özleyecek fakat bu tepkiler bana fazla romantik ve sağlıksız geliyordu. Bu, evladını sevmekten öte, bağımlılık gibiydi sanki.



Aynı gün annesi ile mutfakta baş başa kaldığımda bana çocuklarından bahsetti. İşte büyük kızım şöyledir, Ülgen’in huyu böyledir diye. Pınar abladan bahsederken vurgulayarak “Pınar epilepsi hastası, bu yüzden üzülmesin diye tüm aile üzerine titriyoruz. Eğer sana bir şey derse, sakın üstüne alınma takılma. Yani demez de hani olursa diye diyorum. Yoksa kızım dört dörtlük bir insandır” dedi. Anladım ki ortada bir soğuk savaş vardı. Hiçbir anne bunları durup dururken demezdi.



Gerçekten de o gün Pınar ablanın bize karşı soğukluğu çok belliydi. Sohbet ederken bize dahi bakmıyordu. Bir piknik alanına gittik o gün. Ülgen’le el ele kol kola dolaştık yürüdük, bir ara Pınar abla Ülgen’e “biraz da benim koluma gir” dedi nazlı nazlı. Peşine ufak ufak laf göndermeleri yaptı kendince. Babası da “3 saatlik yolu 2 aydır gelmediniz” diye sitemde bulundu bize. Biz ise herkese normal davrandık, “yarın evimize döneceğiz zaten, tatsızlık olmasın” dedik. Hatta ben, oturduğumuz şehre tüm aileyi davet ettim ve “hep birlikte yemek yeriz, kaynaşırız” dedim, kimse cevap vermediğinde bir şeyleri anlamalıydım. Ertesi gün Ülgen’le evlerimize döndük.



Döndükten birkaç gün sonra Pınar abla Ülgen’i aradı. Konuşmaya “sen ne yapıyorsun Ülgen?” diye hesap sorarak başladı. Ailelerine benim bu kadar hızlı girmemden, her aradığında benim Ülgen’in yanında olmamdan, benim onu yemeğe davet etmemden çok rahatsız olmuş. Ne vasıfla onu yemeğe davet ediyormuşum? 40 dakika boyunca durmadan konuşmaya devam etti. Ülgen buraya gelirken onlara “işe gireceğim, derslerime yoğunlaşacağım” demiş fakat buraya benimle bekar hayatı yaşamaya gelmiş, tüm aileyi kandırmış, hatta anne ve babası Ülgen yüzünden tansiyon hastası olmuş, annesi kilolar vermiş, psikoloğa gitmiş. Ülgen’in varı yoğu ben olmuşum. Konu komşu Ülgen ne yapıyor diye sorduklarında cevap veremiyor, kız arkadaşıyla yan yana yaşıyor diyemiyor, Ülgen’den utanıyorlarmış. Ülgen “abla biz burada kötü bir şey yapmıyoruz, nasıl böyle konuşabiliyorsun, benim de Defne’nin de hakkına giriyorsun” dediğinde:

“Kusura bakma ama bana biz deme, o kız beni hiç ilgilendirmiyor, beni sadece sen ilgilendiriyorsun. Madem taşınacaktınız o kız Balıkesir’e gelseydi, onun kimsesi yok. Ama senin ailen var ve eğer okul bitmeden evlenirseniz ben yokum” dedi. Ülgen’in tek cevabı ise “büyük konuşma abla” oldu.

Yahu en komiği: Kuzenimin 3 yaşındaki kız çocuğu Ülgen’e neredeyse aşık. Her gidişimizde yapışır boynuna. Ben de fotoğraflarını çekip sosyal medyaya atmıştım. Ablası bu fotoğrafı ima ederek: sen benim kızımı (3yaşında) bile sevmiyorsun artık, gittin kendine yeni yeğenler buldun dedi.



Bu arada Ülgen, anne babası ile haftada 2-3 kez konuşuyor ve buraya taşındığımızdan beri her konuşmada “ablanları ara, aranı açma oğlum, bağınızı sakın koparmayın, ablanlar üzülüyor” diye tembihliyorlar. Fakat arayan zaten hep Ülgen oluyor. Annesi neredeyse her konuşmada “Pınar ablan seni çok özledi, geçen gün senin için hüngür hüngür ağladı” diyor. Yani müstakbel görümcem epey ikili oynuyor. Sivri dilini bize, tatlı dilini ve göz yaşlarını ona kıyamayan anne babasına gösteriyor.



Bu süreçte Ülgen iş buldu ve işe başladı. Ben ise babamdan bağlanan aylık ile evde durma, yaz okuluna başvurma kararı aldım.



2 hafta sonra tekrar Balıkesir’e gittik. Pınar ablanın evi, anne ve babasının evine 30 dakika kadar bir mesafede. Eve adım atar atmaz Pınar abla annesinden bizim geldiğimizi öğrenip Ülgen’i aradı ve “bana gel” dedi, “Defne’yi annemlerle bırakıp tek başına bana gel konuşalım” Ülgen kabul etmedi, “Defne’ye ayıp olur gelemem” dedi. Haliyle tartışmalar, laf sokmalar ile Pınar abla küstü. O gece Ülgen, anne babası ve ben hoş sohbetli bir gün geçiriyorduk ta ki konu evliliğe gelene kadar.



Ülgen’in babası açtı konuyu. “Bakın: ben iki kızımın da bir dediğini iki etmedim, ne istedilerse yaptım. Sevdiler, sorgulamadan bir kerede verdim ikisini de. Size de öyle yapacağım ama önce okulunuz bitsin, meslek sahibi olun, Ülgen askere gidip gelsin”dedi. Ülgen ve ben inancımız ve yaşam şeklimiz gereği en sade biçimde evlenmek istiyoruz. Kimsenin bizim için sorumluluk yüklenmesini beklemiyoruz. Maddi destek istemiyoruz. Beyaz bir elbise, beyaz bir gömlek, sevdiklerimizin evet’lerimizi duyacağı, bizimle mutlu olacağı ufak bir nikah töreni. Az eşyalı, bol kitaplı ufak bir ev, borçsuz ve huzurlu bir başlangıç istiyoruz. Yine de Ülgen’in anne babasını anlamaya ve onları kırmamaya da çalışıyoruz. Babasına çok teşekkür ederek, bizim isteklerimizin çok daha sade olduğunu güzelce anlattık. Evlenmek için bütün eşyalarımızın noksansız olmasını ya da akademisyen olmak isteyen Ülgen’in okulunun bitmesini beklersek zaten asla evlenemeyeceğimizi anlattık çünkü bunlar hiçbir zaman olmayacak. Ne evin eksiği gediği biter ne de bir akademisyenin okulu. Geçim derdi dediklerinde de şu anda zaten geçinebildiğimizi örnek veriyoruz. Karşılığında makul bir cevap alamıyoruz. Her zamanki tezler sunuluyor “durun bakalım erken daha, aceleniz ne, neden acele ediyorsunuz, daha çocuksunuz, kızlarımız hep okulları bitti meslek sahibi oldular öyle evlendiler siz de öyle yapın” vs. Askerlik muhabbetine gelince de askerlik eski zamanlardaki gibi 2-3 yıl değil, üstelik Ülgen bedelli yapmak istiyor ve zaten ben de çalışan bir kadın olacağım. Ülgen 1 yıl dahi askerlik yapsa o olmayınca darda kalacak bir konumda olmayacağım diyorum. Diyorum diyoruz ama dinlenmiyoruz, dinlensek de anlaşılmıyoruz.



Konuşmamız hiçbir sonuca ulaşmadan son buldu gece. Biraz sonra Ülgen ile annesi baş başa Pınar abla mevzusunu da konuştular. O gece annesi Ülgen’e “oğlum ablan kabullenemedi, Defne’yi kıskanıyor” demiş…



Ertesi sabah Pınar abla eşiyle kahvaltıya geldi. Pınar abla tam bir buz küpü, sarılmak, hoşgeldiniz demek, sohbet etmek yok. Biz gidene kadar sadece oturdu. Ve biz evlerimize döndük.



Pınar abla yine Ülgen’i aramalara, yazmaya devam etti. Ülgen gerçekten çok sabırlı ve saygılı biridir. Ablasına tane tane güzelce şunu açıklamaya çalıştı: abla bu benim hayatım, sen, bana ve ilişkime saygı duymuyorsun, ben artık küçük Ülgen değilim hayatıma müdahale edemezsin. Eğer beni gerçekten ve sağlıklı bir şekilde seviyorsan beni olduğum gibi kabul et, zihnindeki gibi değil ve sevdiğim insanla kararlarıma saygı duy. Ben zaten size senelerdir, bekar da olsam evlensem de Balıkesir’de yaşamayacağımı söylüyordum, bu bir gün muhakkak olacaktı.

Pınar abla bunlara karşılık Ülgen’e diyor ki: ben seni çok seviyorum Ülgen, delireceğim bilemezsin çok seviyorum, sen Balıkesir’den gidince aşk acısı çeker gibi oldum. Seni bu yaşına kadar kimseyle paylaşmadım. Sen benim her şeyimsin elim kolum gözüm en yakın arkadaşım sırdaşımsın. Belki de bu yüzden ters davranıyorum sana, seni çok sevdiğim için. Aklım hep sende. Senin büyüdüğünü kabul edemiyorum. Ben seni evladım gibi büyüttüm saydım sevdim. Kız arkadaşın olunca ben senden bin kat daha çok sevindim. Sen bana gelip sana saygı duymadığımı söyleyemezsin. Esas siz bana saygı duymuyorsunuz daha bana bile gelmediniz… (onu davet ettim diye o kız ne vasıfla bizi davet ediyor diyen kendisi, kıskanan, kabullenmeyen, gıyabımda kimsesiz diyen kendisi ama biz davet edilmediğimiz evine gitmedik diye saygısız oluyoruz)



Ülgen bunları anne ve babasıyla paylaşıp ablamla konuşun uyarın dediğinde anne ve babası sadece Pınar ablayı savunuyorlar. “Olacak o kadar, abla o, paylaşamıyor seni. Sen alttan al ablanı, Defne’ye de söyle o da alttan alsın. Ablan hasta, cahil. Biz onu böyle kabul ettik Defne de böyle kabul edecek. Böyle gidecek. Sakın ablana cevap verme bizi üzme, sonra bize bir şey olursa vicdan azabı çekersin” diyorlar. Evlilik konusu açılıyor, zor bela kurbandan sonra nişan olmasına ikna eder gibi olduk. Babası net konuşmayıp hâlâ “ablanlarla da bir konuşalım da bakarız” diyor. Ülgen bunu duyunca çok kızdı. Evlenecek olan biziz ablama ne soracaksın baba, dedi. Babası da olur mu öyle, diyor. Sonuçta 10 kişilik bir ailelermiş (enişteler torun torba vs) herkese danışmak gerekirmiş. Ülgen ablaları evlenirken kendisine mi sorulduğunu söylediğinde, sen o zaman küçüktün diyorlar.



Tüm bu sürece ben müdahil olmamama karşılık bana karşı samimi tavırları da değişti. Babası benim bulunduğum bir ortamda satmak istediği bir malı ederinden düşük fiyatta almak isteyen biri olunca “benim malım yetim malı mı” dedi. Bir yetim ve öksüz olarak, üstelik babasını kaybedeli 2 ay olmuş biri olarak gönül koymadım değil. Annesiyle sohbet ederken bekarken çok fazla dua ettiğimi, Ülgen’in de o duaların kabulu olduğunu hissettiğimi söyledim. Annesi de şanslısın oğlum çıktı karşına, dedi. Ülgen bozulup “o da benim karşıma çıktı, birbirimizi bulduk hamd olsun” dedi. O gece hüngür hüngür ağladım anne babası uyuyunca. Şimdi şimdi anlıyorum ki kimsesizliğim yüzüme vurulduğu içinmiş ağlamam.



Babası Ülgen’le yazışırken sık sık beni sorup, sizi seviyoruz, canlar vs. yazıp bir sürü minnoş emoji koyuyor. Ben hikayesine vs. cevap verdiğimde teşekkürler sevgiler yazıp bırakıyor. Erkek bir sınıf arkadaşımız var: Akif. Ülgen’in ailesi de tanıyor onu ve takipleşiyorlar. O kız arkadaşıyla fotoğraf atınca Ülgen’in babası beğenip “Allah daim etsin mutluluğunuzu inşallah💖🥰😘” vb. yorumlar atıyor. Ülgen’inse ilişkimizin başından beri yalnızca tek olduğu fotoğraflara yorum atıyor. Ülgen’in büyük ablası ise benimle olduğu hiçbir fotoğrafı beğenmiyor.



Kıskanılan ben miyim yoksa aslında Ülgen mi? Bu bir kardeş savaşı mı yoksa gelin görümce savaşı mı? Kendi hayatı, yolu, eşi çocuğu olan birinin her şeyi, eli kolu ve tüm derdi kardeşi olabilir mi? Sizce bu sağlıklı bir kardeşlik ve aile bağı mı?



En son Pınar ablası ağız ucundan özür dileyerek evlilik kararımızı desteklediğini, yakında söz nişan olursa insanların içinde Ülgen ile küs olmak istemediğini söyledi ve bu konuyu kapatalım uzamasın dedi. Fakat ben bu tavrının anne baba baskısı olduğunu düşünüyorum. Anne ve babasının tavrı hakkında yorum dahi yapamıyorum çünkü anlamlandıramıyorum. Sizlerin fikrini çok merak ediyorum. Bu süreçte en istediğim şey ailem sağ olsa bir olsak da, derdimi onlara açıp onların fikrini alsaydım oldu. Bu artık mümkün değil benim için. Buraya yazma nedenim de buydu. Burada bana bir çok abla, kız kardeş çıkacak eminim. Ve eminim yazmayı unuttuğum neler vardır.



Erkek arkadaşımın ailesine ve ablasına göstermem gereken tavır, çizmem gereken sınır nedir nasıl olmalıdır? Bunca şeyden sonra Pınar ablanın samimiyetine ne kadar güvenebilirim? Anne ve baba Pınar ablaya karşı bu kadar körken nasıl sağlıklı iletişim kurabilirim/iz? Ve en önemlisi evlilik konusunda ne yapmalıyız? Anne baba rızası önemli evet ama ortada bir engel yokken ve biz neredeyse birlikte yaşıyorken evliliğe neden diretiyorlar sizce? Evliliği bırakın, abim eşiyle birlikte tanışma daveti yolladı, 3 ay oldu, ona cevap dahi vermediler. Tanışmaktan, sözden nişandan bile neden çekiniyorlar?



Şimdiden hepinize çok teşekkür ederim.
Hepsini okumamakla birlikte olayı az çok anladım, belki çok duydunuz ama daha küçüksünüz tek sebep bu. Okurken başta kendi hikayemi oluyorum zannettim. Okul devam ederken ben de nişanlanmak istiyordum(çok afedersiniz bok mu vardı diyorum şu an). Her neyse oğlanın ailesi karşı çıkıyordu. Şimdi anlıyorum sorun bende değildi sadece çok erken ve aceleci davranıyordum. He sonra ne oldu evlendik benim okulum bitince, sonra altı ay sonra ayrı yaşamaya başladık anlaşmalı boşanma şartını sağlayınca da boşandık. O zamanlar benim için bu konu çok önemliydi. O seviyor ben seviyorum niye evlenmiyoruz niye karşı çıkıyorsunuz falan diye düşman sayıyordum hepsini. Şimdi baktığımda acele edecek ne vardı diyorum. Kardeşime de tavsiyem işe başlamadan evlilik kararı alma. Bu klişe ama çok doğru bi aşama. Barındırdığı anlam şu; ekonomik özgürlüğüne kavuşmadan insan kendini tanıyamıyor. ÖZetle; acele etmeye hiç gerek yok, bırak onlar senin peşinden koşsun kızım evlenmiyor musunuz desin. Eğer sen ısrar etmeyi bırakıp her şeyi ağırdan almaya başlarsan onlar da tavır değiştirecektir.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 105 gün geçti.



Princess Caroline

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
20 Temmuz 2020
239
280
Umarım Pınar bu siteye üye değildir yoksa işiniz yaş. Onun dışında abla sorunlu evet ama bence de erken evlilik için. Çocuk önce okulunu bitirsin askerliğini yapsın, bir düzen kurulsun sonra gerisi gelir zaten. O sırada siz de aileyi daha iyi tanır ona göre davranırsınız.
 

nscckts

Her insan yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.
Pro Üye
Anneler Kulübü
28 Nisan 2014
45.609
116.211
35
Annesi abla konusunda en basta uyarmıs kızım rahatsız bırsey derse anlayışına sıgınırım demıs tabiri caizse

Ailesinin yasınız Kucuk askerliğini yap meslegını eline al demeleri de son derece haklı ve makul evlilik ne bilmiyorsunuz Allah rahmet eylesin aileniz yasasaydı onlarda size aynı seyı soyleyecektı 7 yıllık evli bir anne olarak yazıyorum bizde genc olduk kendimi sızın yerinize de koydum emin olun

Sorun sanıp yazdığınız seylerin basıt ve ailesinin acele etmeyin lafının ne kadar haklı tespit oldugunu olgunlastıgınızda anlayacak bırgun sizde Cocugunuza benzer sekılde akıl vereceksiniz

Yasınız cok Kucuk biraz daha boyle devam edin en azından 2 sene bekleyin evlilik kacmıyor sonucta
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 2459 gün geçti.

Lepistess1

Yeni Üye
Kayıtlı Üye
11 Temmuz 2021
64
40
30
Yaşlarınız çok küçük 22 23 yaşlardaki olan beklentiler 1 yıl sonra bile değişebiliyor, askerlik yapılmamış okullar bitmemiş bence evlilik konusunda aile haklı mesleklerinizi elinize alınca en azından okul bitince evliliği düşünün. Abla ve aile tavrına gelirsek mesafeli olmalısın başka türlüsü olmaz. Zaten anne de uyarmış. Biraz aileyi dinleseniz aslında ailesi size karşı tavır almayacak gibi.
 

Katibin Ruhu

Yavrum çok iyisin, üzerler seni. 😈
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
19 Mayıs 2020
26.507
102.236
33
Benim kuzen de 24 yaşında falandı evlendiğinde, karısı da kendisi de evlilik sorumluluğunu kaldıramadı, boşanıyorlar. Bi de bebek var üstelik. Teyzem herşeylerini yapmıştı, üstelik bana bakın kafasına falan da girmemişti. Olan ona oldu. Kızlarım 23 yaşında evlenecem dese sen kafayı mı yedin derim. Yapamayıp gelecekleri kapı yine benim, tasası yine bana düşecek. Ülgen'in ailesi haklı, ne evliliği oturun oturduğunuz yere. Beraber yaşamaya da benzemez, çok kişiden duyuyorum, evlilik çok farklı bir oluşum. Sorumluluklar çok fazla.
 


Vücut Kitle İndeksim (VKI) tavsiye edilen VKI değer aralığının üstünde.
Boyuma göre tavsiye edilen VKI aralığında olmam için ağırlığımın 43 Kg. ile 58 Kg. arasında olması gerekir.
Boyum : 153 cm. Başlangıç Kilom :85 Kg. Şimdiki Kilom :74 Kg.

ayshece3506

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
19 Ocak 2021
609
1.103
Eğer anlattıklarınız gerçekse sevgiliniz sizin yanınızda görünüyor, aileyle problemleri çözmek bu anlamda daha kolay olur. Fakat böyle bir sitede bu kadar isim ve mekan vermeniz hoş değil bence, insanların özel hayatı bu, adreslerine kadar vermişsiniz neredeyse, hoş bir şey değil.
 

Bebeğimin doğacağı muhtemel tarih : 10-04-2023

Hamileliğimin 14. haftası içindeyim.
Bebeğimi kucağıma almama 185 gün kaldı.

Önümüzdeki 3 gün içinde bebeğinizin dalağı, karaciğer tarafından denetlenen eski kan hücrelerinin kaldırılması ve antikor üretimi gibi fonksyioları üstlenecek. Hamilelik hormonları bağırsak kaslarını gevşettiği ve sindiriminizin daha yavaş ve az verimli olduğu için kabızlık yaşamanız muhtemeldir. Bebeğinizin cildi çok ince olduğu ve damarları deri üzerinde gözüktüğü için bebeğinizin vücudu lanugo adı verilen inci tüyle kaplanır. Bebeğinizin tırnakları iyice oluştu ve bebeğiniz kollarını ve bacaklarını hareket ettiriyor. Bugünlerde ultrasonda bebeğinizi baş parmağını emerken görebilirsiniz. Uyurken yastığınızı yükseltmeniz reflü ve mide ekşimesi sorununuza yardımcı olabilir.

Bebeğimin yaklaşık ağırlığı : 45 gr. - Yaklaşık boyu : 74 mm. (Baştan Popoya)

Hamilelik Günlüğünü İmza alanına eklemek için tıklayın

merakliblog

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
9 Mayıs 2021
2.248
2.724
30
Uzun olacağını en başında belirttim. İnsanlar bu platformu dertleşmek fikir almak için kullanıyorlar. Sizi derdime ikna edemediğim için kusura bakmayın artık.
Anne babanın durumu benimkiyle benzer delirtirler adamı. Evlilik konusunda ne zaman isterseniz o zaman yapmaya çalışın ikna işi erkek arkadaşında olsun sen karışma. Pınar kankine de he he yok yok ne çok samimi ol ne tersle ne yapış. Eline koz verme çünkü kullanır. Yazışmalarını da sakla iftiralara karşı.
Resmiyetin devam etsin bazı şeyleri duyma görme, kayınvalidene yakınlaşmaya çalış ama baktın çok dirençli zorlama. Evlenince de sınırlı gelir gidersiniz bitti gitti.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 276 gün geçti.

Poseidon7

Yinecokhaklıyım 😶
Anneler Kulübü
Kayıtlı Üye
23 Mayıs 2020
921
1.634
Abla için bir şey diyemicem ama evlilik için erken demeleri çok normal. Şuan her şey tozpembe görünüyor. Az eşyalı, çok kitaplı sade nikahlı evliliğiniz borçlar biriktiğinde, iş bulamama stresi eklendiğinde Bi de üstüne çocuk olduğunda hiç de öyle hayal ettiğiniz gibi olmicak. Önce meslek edinin. Sevginiz gerçekse önünde sonunda evleneceksiniz zaten. Acele etmek yanlış kararlardan bşka bir şey getirmez. Evlenenlerin de başı göğe ermiyor.
 

-adre-

nosce te ipsum...
Anneler Kulübü
Doğa Severler Kulübü
Kayıtlı Üye
30 Haziran 2013
16.838
10.603
Yaslariniz küçük. 3 4 yıl bekleyin. Evlilik sadece cinsellik değil.
 

Hamilelik günlüğü : Doğumdan bu güne 2451 gün geçti.

Durum
Mesaj gönderimine kapalı.