• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Gerçekten ruh hastası mıyım?

anlatımına bayıldım arkadasım :KK48:

sende benım gibi mükemmelliyetçi bir yapın var ve o etrafındakileri biraz yoruyor ,

benım koca hiç böyle itiraf etmedi ama benımkının elinede bir mikrofon verseler neler anlatır kim bilir :KK70:
 
Bu iletinizde temel 3 sorunu kendiniz söylemişsiniz.
İlki, çocuğunuz hakkında sorumluluk ya da ebeveynlik paylaşımı.
Burada tek yapabileceğiniz şey, ortak karar almaktır.
Birbirinizin fikirlerine saygı duymak ve en önemlinin çocuğunuzun lehine olan her şeyde birleşmeyi teklif etmelisiniz.
İkincisi eşinizin üslup sorunu.
Bu erkeğe has bir şey değil, kaba saba insanlardan oldum olası hoşlanmam ben de ama bunu dile getirmekten başka çareniz yok.
Çünkü 3 madde sizin sivri dilinizi tetikleyen şey, eşinizin davranış ve söylemleri ise; bunu konuşmaya mecbursunuz.
O da değiştirmeye en azından dikkat etmeye mecbur.
Ben tüm konuyu şöyle bir düşündüğümde sizde sevgi eksikliği falan görmedim aksine kendinize oldukça eleştirel yaklaşırken, eşinize daha seçici ve iyi tanımlama yaptığınızı gördüm.
Bunun altında yatan şey nedir?
Farketmeden bir empoze mi söz konusu yoksa kavgalarda söylenen sözler mi bilinçaltınızda kendinizi bu evliliğin celladı gibi görmenize mi sebep oluyor?

Esasında başkalarına mevcut durumu anlatırken eşime eleştirel yaklaşmıuor oluşum, eşime has bir durum değil. Kendim her daim eleştirirken, bir başkasının eleştirmesine asla müsaade etmem. Sevdiğim insanları koruma içgüdüm çok fazla. Babamla ilgili zamanında çok sıkıntı yaşadığım halde biri "babanın da şu huyu çok kötü" dese, hemen savunmaya geçer iyi yönlerini anlatırdım. Eşime karşı da öyleyim. Asla bir başkasının kötü yönlerini söylemesine izin vermem. Bilmelerini de istemem. Bu yüzden annem tartışmamıza tanık olunca şaşırıp gelmek istedi bana.

Kendim ne kadar eleştirip yoruyorsam sevdiğim kişiyi, dışarıya karşı da bir o kadar korumacıyım.
 
Nedense benim aklıma da annenle ilişkin nasıl diye geldi...
Annemi severim, o da beni sever. Bugün olduğum kişi olmam da emeği çok fazla.
Aynı şekilde olmak istemediğim kişi olmamda da emeği çok fazla.
Annem asla sarılarak, öperek, dokunarak sevmedi. Uzaktan sevdi sanırım, buna da emin değilim çünkü sevgisini göstermedi.
Ona göre ihtiyaçlarımızı karşılamak yeterliydi. Ona sarılıp öpmek istesek, beni sarılıp öpeceginize odanızı toplayın(?) da bana iyilik olsun falan derdi.
Bayramdan bayrama çocuklarını öpen bir anne hayal et...
Bu suyun dibi bende çok karanlık. 31 yaşında, insanın hala canı yanar mı, yanıyor. Onun yaptığının aksine çocuklarıma çok sık söylüyorum sevdiğimi. Sürekli sarılıyorum. Özlüyorum. Ve canımın acısı artıyor çünkü bunu yapmadan, uAk durmaya çalışmak bunu planlamak falan çok zor. Demekki içinde yokmuş annemin. Yada sevmemiş.

Her neyse.
Zor beğenen, duygularını ifade etmeyi zayıflık zanneden, kırgınlıklarını karşıdaki insani aşağılayarak geçiştirmeye çalışan, duygularım hakkında konuşmaktan nefret eden falan biriyim.
Eşim, aslında ailesi ile benzer süreçlerden geçmiş, ama doğru olanın bu olmadığına karar vermiş, olabildiğine açık yurekli, sevmekten utanmayan, zayıflıklarını normalleştiren, kendini kapatmaktan ziyade açarak çözen, kavga uzatmayan, susmayı bilen biri..
Şimdi iki benzer süreçten böylesine iki farklı sonuç...
benim terapim bu anlamda o oldu.
Karşımda benzer süreçten geçip sonucu farklı olan,
Hayatını yaşarken yüklerinden kurtulmuş, kendini de cevresini de mutlu etmesini bilen bir adam var.
Zaman zaman Ben özümün kötü olduğunu da düşünüyorum... çünkü bazı seyler onda çok doğal ve akışkan iken bende o kadar yapay ki.

Sanırım kelin ilacı oldu :) bilmiyorum basıl değişirsin. Bilmiyorum sebebi annen yada her neyse nasıl üstesinden gelirsin.
Sadece tek başına olmuyor.
İşin kötüsü yardım da isteyemezsin, dilin varmaz gibi geliyor :) Benim de öyle de...
Tek atımlık kursunun var.
Eşinden yana kullan. Açık açık konuş. Hatalarının altında ezilerek değil. Yaranı sarmaya yardım etsin. Kaşımaya, kanatmaya, üstüne bşr şeyler dökmeye ihtiyacın yok.
Yanında olabilecek biriyse, dürüstlüğünü takdir edip seni anlayabilecek biriyse tabi...

Muhtemelen ailemin yaklaşımının büyük etkisi oldu. Lakin ben sevgi görmekten ziyade, eleştiri ve kendi kalıplarına zorla sığdırma baskısından bu hale gelmiş olabilirim. En önemlisi de elaleme verdikleri söz hakkından dolayı. Elaleme göre şekil aldık ve onlara karşı beni asla savunmazlardı vs. Dediğin gibi bu yaralar derin, kendime karşı bile konuşamıyorum bu yaşımda.

Eşim yumuşak karından vurmaya meyilli bir tip. Ben de öyleyim de onun yapması beni daha ketum hale getiriyor. Dolayısıyla ben ona kendimi açamıyorum. Sonrasında mutlaka karşıma çıkıyor bir şekilde.
 
Madem olumden ders almiyorsun, beni bu karakterle kimse cekmez diye dusun yalnizliktan korkarsin belki.
Su yazdiklarinin 3te 1 i esimde var. bosanmak icin gun sayiyorum bazen.
Illa ki iyi yonleriniz de cok, bu yuzden kestirip atamiyoruz, ama artik hayatimizin icine etmeyin lutfen.
 
Ben de aynı sizin gibiyimdir. Karakter mi bilmiyorum ama aynı evin içinde gidip anneme sarılsam , annem şaşırır vayy sen bize sarılır mıydın diye. Eski sevgilime karşı da oyleydim , hiç opmez sarilmazdim. Hatta bazen elimi bile tutmuyorsun dediği olurdu. Şimdi ayrıldık bitti, doya doya sarılıp opemeden gitti elimden diye, içimde kaldı resmen.:bicak:

Özür dileme olayına gelince ben de hiç beceremem. Karşındaki insanı üzdüm diye oturur hüngür hüngür ağlarim ama gidip de diyemem ağzımdan çıkmaz o sözler. Keşke bana bakıp , içimi görse anlasa karşıdaki derim.

Kalbim her zaman çok kırılgan olmasına rağmen, hep ben çok güçlü biriyim diye gözükmeye çalıştım. Hatta yakın bir erkek arkadaşım , bır kere gözümden yaş geldiğini görünce ' vayy sen ağlar mıydın ya' demişti. Ne zaman ağlayacak olsam hep kimsenin goremeyecegi yerlere giderim,uzuldugum bir olay olsa aglamamak için karşımdakine öfke kusarım. Karşıya dediğim şeyler aslında beni daha çok yaralar , bir de oturur dediklerime üzülür ağlarım.

Ben neden böyleyim yıllardır çözemedim, ama sorsan dışardan hiçbir şeye uzulmeyen, taş kalpli, kimseyi sevmeyen biriyim. Aslında içimde ne fırtınalar kopuyor, ne kadar çok seviyorum kimse bilmiyor. Gosteremiyorum , düzeltmeyi denedim olmadı. Dışarıya güçlü görünme çabası icerisindeyim galiba, bir olay karşısında yıkılsam bile tepki vermem, sadece karsiya ofke kusarim. Kendimle baş başa kalınca salya sümük ağlarım kalbim kırıldı diye. Oysa olay anında karşındakine desene ben sana kırıldım diye , öfke kusup sonra kendi kendime, hep kırıldım hem de onu kırdım diye ağlamaya ne gerek var. Ama yok böyleyim işte.

Size pek yardımcı olmadı, resmen kendimi anlattım ama kusura bakmayın. Çok dert yandığım bir durum kendi açımdan.. Düzeltmeyi denedim ama pek duzeltemedim ben, umarım siz başarırsiniz.

Olsun en azından bazı konularda yalnız olmadığımı fark etmiş oldum. Ben de düzelmeye çabalıyorum işte, inşallah başarırım.
 
Tam konu açmaya gelmiştim ki bu başlığa rastladım. Karakterlerimiz ne kadar benziyor seninle. Ben sarılıp öpemeyişimi anneme bağlıyorum. Annem hiç sarılmaz öpmez çocukkenden beri. Ama deli gibi sevdiğini de biliyorum. Bazen eşime bakıyorum sarılıveresim geliyor ama hemen tutuyorum kendimi. Çünkü o kadar huysuz hareketleri oluyor ki, bir de ödül mü vereceğim sarılıp diyorum.

Benim eşim de çok dik. Her an kavgaya hazır. Bir de haksızken bile küserdi neyse ki onu hallettik artık küsmüyor. Ben istiyorum ki eşim öpsün sarılsın hep. O yapabilen bir insan değil dolayısıyla ben de intikam alırcasına uzak duruyorum.

Sorununa çözümüm yok. İnsan 7’sinde neyse 70’inde de odur diyorum. Böyle böyle gidecek hayatımız. Ben değişirsem kıymetim gider gibi geliyor saçma olsa da. Beni böyle tanımadı, değişirsem yalaka gibi görünürüm, ona muhtacım zanneder sanıyorum. Yapım bu yapacak bir şey yok. Ben katı o katı böyle diken üstü gidiyor işte evlilik. Ama sana bir şey diyeyim mi, bu katı duruşumuzun sebebi yine de kocalarımız. Okul yıllarımdaki sevgilim ağzımdan girer burnumdan çıkardı. İşte onu hep sarılır öperdim. Hiç diklenmezdim çünkü hep sen haklısın derdi. Bence bizim kocalar bizi idare etseler pamuk gibi kadınlar oluruz. Haketmeyene yapamıyoruz işte.
 
Benim de size benzer eski bir sevgilim oldu ve ayrıldım. Beni gercekten cok severdi bundan adım gibi emindim ama sürekli bir şikayet, yaptığım hiçbir seyi begenmemeler, eleştiriler.... Mesela bi gün kurabiye yapmıştım gidip onun icin özel kurabiye kalıbı arayıp almıştım, tüm gün uğraşmıştım ve bana ne dedi biliyor musunuz? Neden kurabiyeye elimle şekil vermemisim neden kalip kullanıp kolaya kacmisim? Ben tüm gün onun icin bu lafları duymak için uğraşmamıştım tek istediğim onu mutlu etmekti. Yani sürekli eleştiriyorsaniz ve hiçbir şey beğenmiyorsaniz bu karşı taraf için çok kırıcı gercekten. Ki o kişi de memnuniyetsiz olduğunu asla kabu etmezdi.

Ayrılırken ona aynen şunları demiştim " ben mükemmel olamam, mükemmel olmak da istemiyorum ben sadece kendim olmak istiyorum ama bu sana asla yeterli olamayacak..."

O kadar korkunc bir durum ki bu yani eşinizin neler hissettiğini anlayabiliyorum insanı içten bitiriyor, ne yapsan eksik olacağını biliyorsun bir süre sonra da içinden hiçbir şey yapasın gelmiyor hele siz sevginizi de göstermiyormuşsunuz. Peki o adam neden sizinle aynı evde mutsuz olsun ki?

Eşinizin çağrısına kulak verin ve yeniden destek almaya başlayın. Önceden psikojik tedaviden fayda gormedim diyorsanız başka bir psikoloğa gidin ama lütfen gidin zira karakteriniz çok zor ve karşıdaki insanları çok üzüyor.

Son olarak bence sürekli eleştirme ve memnuniyetsiz olmak dışında sizin sevgi algınız da yanlış olabilir. Kimisi kıskançlığı sevgi zanneder mesela ya da bağırış cağırış bazı insanlar için normaldir çünkü bunlar çocukluğumuzda n gelir. Belki de siz sevgiyi zayıflık olarak görüyorsunuz, ancak sevmenin güçsüzlük olmadığını anlamanız lazım yoksa hic mutlu olamazsınız hayat boyu ve kimseyi mutlu edemezsiniz. Ki bu da yine ancak terapi yoluyla düzeltilebilir

Ben yaptığı iyi şeylerde ya da bana karşı bir adım attığında eleştirel değilim yalnız. Ufacık bir jest yapsa dahi teşekkür ederim, asla eleştirmem. Ben daha çok yapmadığı şeylerle ilgili eleştiri sunuyorum. Ertelediği ya da. Hani eşim içinden gelerek benim için bir şey yapsa olumsuz tek kelam etmem. Sevincimi belli edemem sadece.
 
Mükemmel bir özeleştiri sizi tebrik ederim..
Bazı yerlerde kendimi gördüm bu da iyi geldi açıkcası.
Nitekim bana da "ya duygularını karşındakine belli et ya da bileklerini kes" deseler seçeneğim malumdur..
Ben bunu çocukluğumda yaşadıklarıma ve biraz da soğukkanlı karakterime bağlıyorum.

Bir çok insanın dövüneceği acıdan ağlayacağı durumları "tamam ya bu da geçer" diye tuhaf bir şekilde savuşturuyorum. Çoğu zaman içim tam tersini söyler...

Mecburi kürtajımda bile eşime ve aileme üzüntümü belli etmemeye çalışırken içimden "sen ne yapıyorsun saçmalamasana" diyordum. Narkozun etkisinde anıra anıra ağlarken anlaşıldı durumumun vehameti..
Bunu çok hassas ve şeffaf birisi anlayamaz. Zira ben zaten zaman zaman baya eleştiri alıyorum. Bu da bana o kişiye karşı öfke olarak geri dönüyor..

Ve gerçekten merhamet duygumu çocuklara ve hayvanlara karşı göstererek enerjimi o yöne aktararak rahatlıyorum sanki..
Ben de son zamanlarda psikolojik tedavi için araştırmaya başladım. Çünkü artık sadece bana değil yanımdakilere de zarar vermeye başladı.
Evde eşimle biraz yüksek tondan konuşsak oğlum bağırıp dikkat çekmeye çalışıyor.

Çok uzun yazmışım kusura bakmayın. Ne kadar dertliysem artık.
Nitekim yalnız değilsiniz. Sizi çok iyi anlıyorum. Çözümü bulursan yazıverin sevabına..
 
Yapı olarak sizinle aynıyım neredeyse, aileme sevdiklerime karşı hep bir duvar örerim hepsini severim bir an olsun aklımdan çıkmazlar ama öyle arayıp sormam mesela değer verdiğimi hissettirmem, eşimle normal basit bir konuyu bile çirkefe bağlayarak tartisma havasında konuşurum sakinligim yoktur ve sürekli kabarıp duran bir öfkeye sahibimdir, bu durumun esimi ciddi anlamda yıprattığını gördüm ve ufak ufak kendimi frenlemeye başladım tam başarılı olmis değilim hatta daha kat edeceğim çok yolum var ama en azından deniyorum. Bunun kaynağını da çok iyi biliyorum, küçüklükten beri aile içi kavgalar gürültülerle büyüdüm değer görmek ve sevmek sevilmek hissetirilmedi bana hiç, sevgi sözcükleri havada uçuşmaz hep bağrış çağrış sesleri yankılanırdı evde. Tamamen ailemden kaynaklı olduğunu düşünüyorum geçmişe olan öfkem ve kinim beni bu hale getirdi, uzunca zaman karakterime yerleşmiş ruhuma işlemiş bir duygu bir davranış biçim var ve bunu üzerimden söküp atmam kolay olmuyor. Sizinkinin de öyle olduğunu düşünüyorum geçmişten gelen bir öfke olabilir. Bunu kendimiz yeneceğiz yoksa etrafımızdaki herkes bilhassa eşimiz yok olup gidecek yalnızlığa mahkum olacağız.

Eşim de hep bir gün yalnız kalacaksın der. Muhtemeldir ki çocukluk travmalarının eseriyiz ama değişmek lazım, en azından yaşayabilecek ölçüde.
 
Tedavi olman gerekli. Bir rahatsızlık var ama ne olduğunu uzman bilir.

Gittim uzmana yıllarca, bir sürü teşhisim var halihazırda efem :)

Üzgünüm ama rahatsızlığınızın adı narsizim tedavisi çok zor olan ama imkansız değil lütfen tedavi olun en önemlisi kendi kusurlarınızla meşgul olun ve daha da önemlisi hoşgörü kazanın çünkü ben de bi narsistle evliyim. Ve inanın çok zor

Aha narsist de oldum çok şükür :)
 
Zor kadınsın idrak
Ama geç değil bunları yapabilirsin
Eşin senin en yakının
Ondan çocuk bile yaptın, uzak durmana neden olan nedir?
Ufaktan başla, sen sarılsan, sen öpsen acaba karşılığında olumsuz tepki ile mi karşılaşmaktan korkuyorsun?
Çocuklar ve hayvanlara sevgiyle yaklaşınca geri çevrilmeyeceğini bildiğinden rahatsındır belki.
Kendini zorlasan da eşine biraz daha özen göstermelisin.
Kim sürekli eleştirilmek ister ki?
Sen bence bunu biraz düşün :KK66:
Düzelmeyecek bir şey yok, hadi sevgi kelebeği gibi gezme etrafta ama eşin bu ya senin sevgine ilgine ihtiyacı olan biri. En azından gardını ona karşı indirmelisin biraz.

Reddedilmek benim için yıkım olur zaten :) hiç reddedilmedim ama inanılmaz hırslanırdım muhtemelen. Belki dediğin gibidir, reddedilme korkusudur. Çünkü, nadiren adım attığımda aynı adımı görmezsem çok sinirleniyorum.
 
bence siz narsist bir insansınız ve ancak çocuğunuzun sizi zorlayan durumu sizin kibrinizi kırabiliyor.Eşinize çok üzüldüm 3 günlük dünya sizin gibi birisi ile imtihan halinde.

Teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz yorumunuzla. Hemen tövbe edip, dumanlar içinde beliren ak sakallıya kibrimi teslim ettim. Eşim de yazık ne yapsın belki cenneti kazanır bana sabrederek. Herkesin imtihanı farklı işte. İmtihan dünyası.
 
Öl demek oğlumla tek yaşayım demek ne kadar ağır ve kırıcı cümleler 25yıllık evlilik hayatımda kullanmadım siz daha evliliğini in başındasınız belki gizli despresyondasınız ama sanırım duygusal olarak iyi değilsiniz eşinize acıdım bu şekilde devam etmeyin eşinizin size karşı
Sevgisi biter
 
Son zamanlarda Sevgimden pek emin değilim. Sevgim bittiği için mi, sürekli savaş halinde olduğumuz için mi emin değilim bilmiyorum. Bu yüzden ani karar vermekten kaçınıyorum...

bir süre savaşmamayı denesen:) en azından kendin için duygularını tartmak için.
ben senin bu hallerinin çocukluktan geldiğine inanıyorum yetiştirilme tarzın, baskı vs. bir şey olmalı.
temel güdünün sana acınmasını istemediğin olduğu kanısındayım.
 
Merhaba hatunlar
Oğlumla ilgili açtığım konular malumunuz. Bu kez konu oğlum değil. Oğlumun neden bu kadar hırçın olduğunu sorgularken, kendi değişik hallerimi düzeltmem gerektiği sonucuna vardım. Hoş, bunun için yıllardır uğraşıyorum ama belki sizin yardımınız olur. Baştan rica edeyim, "bak oğlunda sorun yokmuş senin yüzünden böyle olmuş" demeyin. Zira her daim anneliğini sorgulayan bir kişiye bunu demeniz anksiyete atağından başka bir işe yaramaz.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en kötü zamanlarından biriydi. Oğlumla şehir dışına çıktım çok zorlandım vs. Kısa yazmaya çalışacağım, okumaktan haz etmeyen insanlar için. Ben şehir dışındayken eşimle şiddetli bir tartışma yaşadık telefonda. 4 yıllık evliliğimde, evliliğimle ilgili hiçbir mevzu aileme yansımadı. Lakin bu sefer yansıdı istemesem de. Annem ilk kez böyle bir durumla karşılaştığı için şaşırdı ve korktu. Kendisi biraz da magazin sevdiğinden, size gelip konuşacağım diye tutturdu. Bittabi bu isteğinin asıl sebebi telefondaki tartışmada bahsi geçen boşanma mevzusuydu.

Annem evime geldi ve adeta bir hakim edasıyla kanepedeki yerini alarak, tatlı sert kıvamında sorular sormaya başladı. Ben konunun benimle hiç alakası yokmuş gibi halı desenlerini incelerken, annemin hakimlikten evrilip psikolog mertebesine geçiş yaptığı anda halı deseni ile ilişkimi sonlandırdım.

-sen idrak'in sana değer verip sevdiğini düşünüyor musun? Dedi eşime.

Ay ben gülerim diyecektim ki eşim nefes almadan konuşmaya başladı. İyi ki dememişim ama birazcık gülmüş olabilirim.

Benim çok sert bir insan olduğumu, asla şefkat göstermediğimi, her daim eleştirdiğimi, sürekli şikayet ettiğimi, asla memnun olmadığımı, aşırı kibirli olduğumu, kendim haricinde herkesin mükemmel olmasını istediğimi ve bu yüzden sürekli telkinde bulunduğumu söyledi. Kendim haricinde imiş çünkü ben kendimi mükemmel sandığım için hiçbir konuda çaba göstermiyor ve adım atmıyormuşum. Asla özür dilemediğimi de ekledi.

Söylediği birçok şey doğru olduğundan, her zaman yaptığım gibi öfke ile savunmaya geçmedim bu sefer. Zihnimdeki "kaydet ve sonra uygun zamanda kullan" tuşunu da devre dışı bıraktım. Kindar olduğumu da söyledi çünkü. Ruh hastası olduğumu düşündüğünü de özür dileyerek ekledi.

Şimdi diyeceksiniz ki, bunca suçlamaya sessiz mi kaldın. Tabi ki hayır. Sadece bu sefer kendimle yüzleşmekten kaçmak istemedim.

Hanımlar, öncelikli problemim hislerimi hiçbir şekilde ifade edemiyor oluşum. Sevgimi gösteremem, üzgün olduğumu belirtmem ve bunu öfkeyle baskılarım. Özür dilemekte çok zorlanırım. Zor bela dilesem de pek samimiyetsiz bir hal alır. Gerçekten kırıldıysam "ben sana kırıldım" demek yerine inanılmaz can yakan cümleler söyler, bununla yetinmez günlerce öfke kusarım. Halbuki sadece kırıldım desem, eşim özür diler zaten. Oğlumun dışında hiç kimseye sevgimi göstermiyorum. Sebebini inanın ben de bilmiyorum.

Bunun dışında özellikle son iki yılda inanılmaz çirkef bir insan oldum. Öyle ki bir kavgada eşime "öl inşallah da oğlumla mutlu olalım" dedim. Gerçekten bunu istemediğimi söylememe gerek yok sanırım. Ancak bu can yakma hissine engel olamıyorum. Özellikle kırıldığım anlarda. Sadece eşimin değil, herkesin ortak şikayetidir bu durum. "idrak bizi sevmez" halbuki seviyorum. Sadece dile getirmeyi, fiziki temas vs beceremiyorum işte.

Eşime birkaç kez beddua da ettim. Kibariye'nin annesine dönüştüğüm o anlarda eşim fazlasıyla kırılmış haklı olarak. Evliliğim zaten sallantıda. Bunda benim boşanma lafını gerekli gereksiz kullanmamın da büyük etkisi var tabi. He eşimin hataları yok mu, fazlasıyla var. Lakin konu evliliğim değil, benim bu hallerim.

Hatta daha özele girecek olursam, neredeyse hiç cinselliği başlatan taraf olmadım. İstek belirtmedim. Utangaç bir insan da değilim üstelik. Hiç durduk yere sarılmadım, sevgimi dile getirmedim. İlk öpen kişi hep eşim oldu. Durumu eşime karşı hislerime bağlayacak olan arkadaşlara önemle belirtmeliyim ki, canımı istese vereceğim kardeşime de hiç sarılmadım durduk yere. Aslında çok istedim ama yapmadım. Sadece çocuklara ve hayvanlara karşı sevgimi ve ilgimi gösterebiliyorum. Oğluma sık sık onu çok sevdiğimi söyler, öper sarılırım. Sürekli mıncıklarım. Peki benim yetişkinlerle alakalı sorunum nedir?

Aslında anlatacak çok şey var ama siz sordukça cevaplarım. Psikolog, psikiyatr önermeyin. Yıllarca denedim bu yolları, pek etki etmedi. Belli ki bu durumu kendi başıma çözmeliyim. Sahi, ben gerçekten ruh hastası mıyım?



bu kadar olmasada sizi anlayabiliyorum
Ben eşim sayesinde biraz yumuşadım
Bu dünyada bir tek eşime sarıldım, öpebildim, seni seviyorum dedim, ilgi gösterdim.
Anneme çok düşkünüm, eşimle tanıştıktan sonra anneme yaklaşabiliyorum
Benim en büyük ilacım, kavga anında onun beni çözmesi ve anlaması oldu.
Yani aynı sizin gibi yıktım söyledim can acıttım asla özür dilemedim, ve sustum öyle bir suskunlukki öldü zannedersiniz. Amaa sinirim geçtimi kedi gibi oldum, o zmn anladı, sarıldı, tüm acısıyla bana böyle dedin hiç mi sevmiyosun artık beni dedi, kavga sebebini anlatmam bile, kırıldığını anlattı, o geldikçe ben anladım, şimdi daha rahatım en azından adım atabiliyorum, oda bana kızmıyor bekliyor, bu konuda tek ilaç onun sizi anlaması ve aslında sevginize güvenmesi
 
Birde benim annem sever öperdi ilgiliydi ama baba konusunda sorunluyum ben ona bağlıyorum.


Birde oğlunuz bu halinizden etkilenmiş olabilir, bence profesyonel destek şart.


Beni yıllar içinde en çok rahatlatan şey gerçekten severek arastırarak okuyarak sevgiyi yaşamaya çalışmak oldu. Hayatta her yerde sevgiyi görebilmek oldu.
 
seni eşime çok ama çok benzeetim,
ailesinde ne gördyüse şuan evliliğnde de aynı,
yazdıkalrını aynen yazmayacağım her kelimesi aynı,
bi bayanın bu karakterde bi erkeğe katlanması çok daha zor,

ama eminm ki bi tedavisi vardır madem siz de rahatszsınız
 
Yazınızı okurken sanki kendimi gordum. Eşime hiç hakaretlerimi abartmıyorum ama herşeyi birebir yaşıyorum. Hatta bazen bebeğime de soğuk davranmaktan korkuyorum. Ailem bir kedim var onu hep kıskanır, kedin kadar sevilmiyoruz diye halbiki onlar için canımı veririm ama belli edemiyorum.
Neyse çözümünü bilmiyorum ama sebebi universite için yurtdışına çıktım ve insanlardan çok darbe yedim, parasız kaldım, evsiz kaldım, çalışma konusunda kullanildim...vs ve bunlar benim içimdeki insanî yönün bir kısmını öldürdü. Böyle olmayı sevmesemde olduğum kişi artık bu..
 
Back
X