• Merhaba, Kadınlar Kulübü'ne ÜCRETSİZ üye olarak yorumlar ile katkıda bulunabilir veya aklınıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Gerçekten ruh hastası mıyım?

O zaman yazın
Ben hala yüzüne söyleyemem ama msj benim kurtarıcım oluyor, biz ayrı şehirlerde yasıyoruz msjlaşmak tuhaf olmuyor
Profesyonel destek le belki biraz cesaretlenebilirsiniz
Hadi be barı bir cümlesini seçin söyleyin
Bunları hissettiğinizi biliyorum yani öyledir dimi :KK70:

Baktım baktım "ben böyleyim" kısmını seçebildim :)) ama haklısınız yazmak daha kolay deneyeceğim bunu.
 
Ben de çok minnoş bir insanken 2 senede çirkef oldum bence ikimizinde sebebi ÇOCUK tahammulumuzu sabrımızı bitirdiler zor çocukların böyle bir etkisi var malesef ins onlar büyüdükçe biz de sakinlesiriz

Çocuk elbette tüm sabrı ve tahammülü tüketiyor. Am dünyada zor çocuğa sahip olan tek kadın ben değilim. Engelli çocuğu oln anneler ne yapsın. Onlardan daha mı zor sanki yaşadıklarımız.
 
Çocuk elbette tüm sabrı ve tahammülü tüketiyor. Am dünyada zor çocuğa sahip olan tek kadın ben değilim. Engelli çocuğu oln anneler ne yapsın. Onlardan daha mı zor sanki yaşadıklarımız.
Her insan bir değil ki ayrıca engelli çocuğu olan anneler daha merhametli oluyor düşünsene çocuğun hasta olduğu zaman dünyanın en iyi annesine dönüşmüyor musun
 
Sakin ve düz yaşamak için sanırım başka bir şehirde mümkünse yalnız, yeniden başlamaya ihtiyacım var. Tabi bu, çok ütopik bir istek. Birine karşı hesapsız yaklaşımım da o kişinin bana çok ihtiyacı olduğu anda mümkün olabiliyor. Merhamet duygum, duvarı yıkıyor bir şekilde.

Biraz daha gerçekçi düşün :)
Başka şehir yok. Ama evinde değişiklik yapabilirsin.
Bana evdeki fazlalıklar yük olur mesela.
Az az az en az eşya kullanmaya ve bulundurmaya çalışırım.
Çocukların dağınıkları rahatsız etmez ama evin düzenli olması beni sakinleştirir.
Bu durum çekmecelerin içi için bile geçerli maalesef. O yüzden az eşya zaten...
Bir de serinlik beni sakinleştirir.
Evde yazın daimi klima yada cam açıktır. Biraz sıcaklık bile çok yoruyor ve geriyor.
Ortam değişikliklerinden ne sana iyi gelir?

Merhametini biraz kendine kullanmayı denedin mi? Yık artık şu duvarını, bunun acısı senden çıkıyor diyip, eşine sarılmayı? Yada yanına gidip sokulmayı? Kendin için?
 
Merhaba hatunlar
Oğlumla ilgili açtığım konular malumunuz. Bu kez konu oğlum değil. Oğlumun neden bu kadar hırçın olduğunu sorgularken, kendi değişik hallerimi düzeltmem gerektiği sonucuna vardım. Hoş, bunun için yıllardır uğraşıyorum ama belki sizin yardımınız olur. Baştan rica edeyim, "bak oğlunda sorun yokmuş senin yüzünden böyle olmuş" demeyin. Zira her daim anneliğini sorgulayan bir kişiye bunu demeniz anksiyete atağından başka bir işe yaramaz.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en kötü zamanlarından biriydi. Oğlumla şehir dışına çıktım çok zorlandım vs. Kısa yazmaya çalışacağım, okumaktan haz etmeyen insanlar için. Ben şehir dışındayken eşimle şiddetli bir tartışma yaşadık telefonda. 4 yıllık evliliğimde, evliliğimle ilgili hiçbir mevzu aileme yansımadı. Lakin bu sefer yansıdı istemesem de. Annem ilk kez böyle bir durumla karşılaştığı için şaşırdı ve korktu. Kendisi biraz da magazin sevdiğinden, size gelip konuşacağım diye tutturdu. Bittabi bu isteğinin asıl sebebi telefondaki tartışmada bahsi geçen boşanma mevzusuydu.

Annem evime geldi ve adeta bir hakim edasıyla kanepedeki yerini alarak, tatlı sert kıvamında sorular sormaya başladı. Ben konunun benimle hiç alakası yokmuş gibi halı desenlerini incelerken, annemin hakimlikten evrilip psikolog mertebesine geçiş yaptığı anda halı deseni ile ilişkimi sonlandırdım.

-sen idrak'in sana değer verip sevdiğini düşünüyor musun? Dedi eşime.

Ay ben gülerim diyecektim ki eşim nefes almadan konuşmaya başladı. İyi ki dememişim ama birazcık gülmüş olabilirim.

Benim çok sert bir insan olduğumu, asla şefkat göstermediğimi, her daim eleştirdiğimi, sürekli şikayet ettiğimi, asla memnun olmadığımı, aşırı kibirli olduğumu, kendim haricinde herkesin mükemmel olmasını istediğimi ve bu yüzden sürekli telkinde bulunduğumu söyledi. Kendim haricinde imiş çünkü ben kendimi mükemmel sandığım için hiçbir konuda çaba göstermiyor ve adım atmıyormuşum. Asla özür dilemediğimi de ekledi.

Söylediği birçok şey doğru olduğundan, her zaman yaptığım gibi öfke ile savunmaya geçmedim bu sefer. Zihnimdeki "kaydet ve sonra uygun zamanda kullan" tuşunu da devre dışı bıraktım. Kindar olduğumu da söyledi çünkü. Ruh hastası olduğumu düşündüğünü de özür dileyerek ekledi.

Şimdi diyeceksiniz ki, bunca suçlamaya sessiz mi kaldın. Tabi ki hayır. Sadece bu sefer kendimle yüzleşmekten kaçmak istemedim.

Hanımlar, öncelikli problemim hislerimi hiçbir şekilde ifade edemiyor oluşum. Sevgimi gösteremem, üzgün olduğumu belirtmem ve bunu öfkeyle baskılarım. Özür dilemekte çok zorlanırım. Zor bela dilesem de pek samimiyetsiz bir hal alır. Gerçekten kırıldıysam "ben sana kırıldım" demek yerine inanılmaz can yakan cümleler söyler, bununla yetinmez günlerce öfke kusarım. Halbuki sadece kırıldım desem, eşim özür diler zaten. Oğlumun dışında hiç kimseye sevgimi göstermiyorum. Sebebini inanın ben de bilmiyorum.

Bunun dışında özellikle son iki yılda inanılmaz çirkef bir insan oldum. Öyle ki bir kavgada eşime "öl inşallah da oğlumla mutlu olalım" dedim. Gerçekten bunu istemediğimi söylememe gerek yok sanırım. Ancak bu can yakma hissine engel olamıyorum. Özellikle kırıldığım anlarda. Sadece eşimin değil, herkesin ortak şikayetidir bu durum. "idrak bizi sevmez" halbuki seviyorum. Sadece dile getirmeyi, fiziki temas vs beceremiyorum işte.

Eşime birkaç kez beddua da ettim. Kibariye'nin annesine dönüştüğüm o anlarda eşim fazlasıyla kırılmış haklı olarak. Evliliğim zaten sallantıda. Bunda benim boşanma lafını gerekli gereksiz kullanmamın da büyük etkisi var tabi. He eşimin hataları yok mu, fazlasıyla var. Lakin konu evliliğim değil, benim bu hallerim.

Hatta daha özele girecek olursam, neredeyse hiç cinselliği başlatan taraf olmadım. İstek belirtmedim. Utangaç bir insan da değilim üstelik. Hiç durduk yere sarılmadım, sevgimi dile getirmedim. İlk öpen kişi hep eşim oldu. Durumu eşime karşı hislerime bağlayacak olan arkadaşlara önemle belirtmeliyim ki, canımı istese vereceğim kardeşime de hiç sarılmadım durduk yere. Aslında çok istedim ama yapmadım. Sadece çocuklara ve hayvanlara karşı sevgimi ve ilgimi gösterebiliyorum. Oğluma sık sık onu çok sevdiğimi söyler, öper sarılırım. Sürekli mıncıklarım. Peki benim yetişkinlerle alakalı sorunum nedir?

Aslında anlatacak çok şey var ama siz sordukça cevaplarım. Psikolog, psikiyatr önermeyin. Yıllarca denedim bu yolları, pek etki etmedi. Belli ki bu durumu kendi başıma çözmeliyim. Sahi, ben gerçekten ruh hastası mıyım?

Bence günümüz teknolojisi ile alakalı nasıl diyeceksiniz sosyal medya televizyonlar vs de etkili eşiyle yapmacık 2 fotoğraf aşkım seni seviyorumlar ay bugün de burdayım ay bu gün bunu yedik şakır şakır fotoğraflar herkese duygularını millete gösterme çabası bu adam benim yoksa cısss.. tv de ise şaha şahalı evlilik teklifleri hep zengin hayatları gösterilip onlara özendirildiğimiz için bu tip kişileri gördüğümüzde bu kadın o adamı sevmiyor elini tuttuğunu görmedim 1 kere fotoğraf atmamış ay kocasına aşkım dememiş karım beni beğenmiyor mu kocam beni sevmiyor mu düşüncesi alıyo neden gösterişe alışkınız ya bu 1.. ikincisi bende kısmen senin gibiyim bu kadar değilim fevri hareketler konusunda. Bende çabuk kızıyordum sinirleniyordum saman alevi yanıp sönen ama İnan faydası olmuyor olayı önce inceleyip sonradan taşı gediğe oturtunca daha eğlenceliymiş meğer ama bunu kendini frenleyerek düşünerek yapıp aşman gerekir
 
Biraz daha gerçekçi düşün :)
Başka şehir yok. Ama evinde değişiklik yapabilirsin.
Bana evdeki fazlalıklar yük olur mesela.
Az az az en az eşya kullanmaya ve bulundurmaya çalışırım.
Çocukların dağınıkları rahatsız etmez ama evin düzenli olması beni sakinleştirir.
Bu durum çekmecelerin içi için bile geçerli maalesef. O yüzden az eşya zaten...
Bir de serinlik beni sakinleştirir.
Evde yazın daimi klima yada cam açıktır. Biraz sıcaklık bile çok yoruyor ve geriyor.
Ortam değişikliklerinden ne sana iyi gelir?

Merhametini biraz kendine kullanmayı denedin mi? Yık artık şu duvarını, bunun acısı senden çıkıyor diyip, eşine sarılmayı? Yada yanına gidip sokulmayı? Kendin için?

Aynıyım bu hususta. Evimde çok az eşya var kalabalık yoruyor beni. Aynı şekilde düzen seviyorum, ev her daim toplu ve düzenli. Sıcaktan nefret ederim zaten yaz aylarında iyice hayattan bezmiş oluyorum. Kış ayları favorim :)

Esasında zarar gören ben oluyorum zaten. Oradan bakınca vah vah yazık eşine ne kadar çok çekiyor diye düşünüyor insanlar ki bu çok normal. Ancak davranışlarım yüzünden sevgisizlikle sınanan ben oluyorum. İstememe rağmen sevgi gösteremiyorum. Ki sarılmak, güzel sözler duymak ihtiyacım elbette. Göstermediğim gibi, bir süre sonra göremiyorum da haliyle.
 
Bence günümüz teknolojisi ile alakalı nasıl diyeceksiniz sosyal medya televizyonlar vs de etkili eşiyle yapmacık 2 fotoğraf aşkım seni seviyorumlar ay bugün de burdayım ay bu gün bunu yedik şakır şakır fotoğraflar herkese duygularını millete gösterme çabası bu adam benim yoksa cısss.. tv de ise şaha şahalı evlilik teklifleri hep zengin hayatları gösterilip onlara özendirildiğimiz için bu tip kişileri gördüğümüzde bu kadın o adamı sevmiyor elini tuttuğunu görmedim 1 kere fotoğraf atmamış ay kocasına aşkım dememiş karım beni beğenmiyor mu kocam beni sevmiyor mu düşüncesi alıyo neden gösterişe alışkınız ya bu 1.. ikincisi bende kısmen senin gibiyim bu kadar değilim fevri hareketler konusunda. Bende çabuk kızıyordum sinirleniyordum saman alevi yanıp sönen ama İnan faydası olmuyor olayı önce inceleyip sonradan taşı gediğe oturtunca daha eğlenceliymiş meğer ama bunu kendini frenleyerek düşünerek yapıp aşman gerekir

Yok ben başka hayatlarla çok ilgilenen bir insan değilim. İnsanlar göre şekillendirmem ilişkimi. Sorun benim sevgimi ve ilişkimi başkalarına değil, sevdiklerime kanıtlamıyor oluşum zaten. Daha çok aile içi bir durum.
 
Merhaba hatunlar
Oğlumla ilgili açtığım konular malumunuz. Bu kez konu oğlum değil. Oğlumun neden bu kadar hırçın olduğunu sorgularken, kendi değişik hallerimi düzeltmem gerektiği sonucuna vardım. Hoş, bunun için yıllardır uğraşıyorum ama belki sizin yardımınız olur. Baştan rica edeyim, "bak oğlunda sorun yokmuş senin yüzünden böyle olmuş" demeyin. Zira her daim anneliğini sorgulayan bir kişiye bunu demeniz anksiyete atağından başka bir işe yaramaz.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en kötü zamanlarından biriydi. Oğlumla şehir dışına çıktım çok zorlandım vs. Kısa yazmaya çalışacağım, okumaktan haz etmeyen insanlar için. Ben şehir dışındayken eşimle şiddetli bir tartışma yaşadık telefonda. 4 yıllık evliliğimde, evliliğimle ilgili hiçbir mevzu aileme yansımadı. Lakin bu sefer yansıdı istemesem de. Annem ilk kez böyle bir durumla karşılaştığı için şaşırdı ve korktu. Kendisi biraz da magazin sevdiğinden, size gelip konuşacağım diye tutturdu. Bittabi bu isteğinin asıl sebebi telefondaki tartışmada bahsi geçen boşanma mevzusuydu.

Annem evime geldi ve adeta bir hakim edasıyla kanepedeki yerini alarak, tatlı sert kıvamında sorular sormaya başladı. Ben konunun benimle hiç alakası yokmuş gibi halı desenlerini incelerken, annemin hakimlikten evrilip psikolog mertebesine geçiş yaptığı anda halı deseni ile ilişkimi sonlandırdım.

-sen idrak'in sana değer verip sevdiğini düşünüyor musun? Dedi eşime.

Ay ben gülerim diyecektim ki eşim nefes almadan konuşmaya başladı. İyi ki dememişim ama birazcık gülmüş olabilirim.

Benim çok sert bir insan olduğumu, asla şefkat göstermediğimi, her daim eleştirdiğimi, sürekli şikayet ettiğimi, asla memnun olmadığımı, aşırı kibirli olduğumu, kendim haricinde herkesin mükemmel olmasını istediğimi ve bu yüzden sürekli telkinde bulunduğumu söyledi. Kendim haricinde imiş çünkü ben kendimi mükemmel sandığım için hiçbir konuda çaba göstermiyor ve adım atmıyormuşum. Asla özür dilemediğimi de ekledi.

Söylediği birçok şey doğru olduğundan, her zaman yaptığım gibi öfke ile savunmaya geçmedim bu sefer. Zihnimdeki "kaydet ve sonra uygun zamanda kullan" tuşunu da devre dışı bıraktım. Kindar olduğumu da söyledi çünkü. Ruh hastası olduğumu düşündüğünü de özür dileyerek ekledi.

Şimdi diyeceksiniz ki, bunca suçlamaya sessiz mi kaldın. Tabi ki hayır. Sadece bu sefer kendimle yüzleşmekten kaçmak istemedim.

Hanımlar, öncelikli problemim hislerimi hiçbir şekilde ifade edemiyor oluşum. Sevgimi gösteremem, üzgün olduğumu belirtmem ve bunu öfkeyle baskılarım. Özür dilemekte çok zorlanırım. Zor bela dilesem de pek samimiyetsiz bir hal alır. Gerçekten kırıldıysam "ben sana kırıldım" demek yerine inanılmaz can yakan cümleler söyler, bununla yetinmez günlerce öfke kusarım. Halbuki sadece kırıldım desem, eşim özür diler zaten. Oğlumun dışında hiç kimseye sevgimi göstermiyorum. Sebebini inanın ben de bilmiyorum.

Bunun dışında özellikle son iki yılda inanılmaz çirkef bir insan oldum. Öyle ki bir kavgada eşime "öl inşallah da oğlumla mutlu olalım" dedim. Gerçekten bunu istemediğimi söylememe gerek yok sanırım. Ancak bu can yakma hissine engel olamıyorum. Özellikle kırıldığım anlarda. Sadece eşimin değil, herkesin ortak şikayetidir bu durum. "idrak bizi sevmez" halbuki seviyorum. Sadece dile getirmeyi, fiziki temas vs beceremiyorum işte.

Eşime birkaç kez beddua da ettim. Kibariye'nin annesine dönüştüğüm o anlarda eşim fazlasıyla kırılmış haklı olarak. Evliliğim zaten sallantıda. Bunda benim boşanma lafını gerekli gereksiz kullanmamın da büyük etkisi var tabi. He eşimin hataları yok mu, fazlasıyla var. Lakin konu evliliğim değil, benim bu hallerim.

Hatta daha özele girecek olursam, neredeyse hiç cinselliği başlatan taraf olmadım. İstek belirtmedim. Utangaç bir insan da değilim üstelik. Hiç durduk yere sarılmadım, sevgimi dile getirmedim. İlk öpen kişi hep eşim oldu. Durumu eşime karşı hislerime bağlayacak olan arkadaşlara önemle belirtmeliyim ki, canımı istese vereceğim kardeşime de hiç sarılmadım durduk yere. Aslında çok istedim ama yapmadım. Sadece çocuklara ve hayvanlara karşı sevgimi ve ilgimi gösterebiliyorum. Oğluma sık sık onu çok sevdiğimi söyler, öper sarılırım. Sürekli mıncıklarım. Peki benim yetişkinlerle alakalı sorunum nedir?

Aslında anlatacak çok şey var ama siz sordukça cevaplarım. Psikolog, psikiyatr önermeyin. Yıllarca denedim bu yolları, pek etki etmedi. Belli ki bu durumu kendi başıma çözmeliyim. Sahi, ben gerçekten ruh hastası mıyım?
Ayni bu bize yazdiklariniz gibi esinizi karsiniza alip konussaniz. Kendi hatalarinizi soylemeniz isteyipte soyleyemediklerinizi belirtseniz aranizda hic sorun yasanmaz inanin.
 
Aynıyım bu hususta. Evimde çok az eşya var kalabalık yoruyor beni. Aynı şekilde düzen seviyorum, ev her daim toplu ve düzenli. Sıcaktan nefret ederim zaten yaz aylarında iyice hayattan bezmiş oluyorum. Kış ayları favorim :)

Esasında zarar gören ben oluyorum zaten. Oradan bakınca vah vah yazık eşine ne kadar çok çekiyor diye düşünüyor insanlar ki bu çok normal. Ancak davranışlarım yüzünden sevgisizlikle sınanan ben oluyorum. İstememe rağmen sevgi gösteremiyorum. Ki sarılmak, güzel sözler duymak ihtiyacım elbette. Göstermediğim gibi, bir süre sonra göremiyorum da haliyle.


Yorucu, ve evet zor kadınsın.
Eşine açık olmak konusunda rahat değilsin,
Yardım çokça aldın, bu konuda almak istemiyorsun yada işe yarayacağına umudun yok.
Geriye kendin çözmen kalıyor. Aşamadığın şey benliğin mi?
Gurur mu? Yapmacık mı geliyor mesela tv izlerken eşinin kucağına başını koymak? Yada içinden mi gelmiyor?
 
Merhaba hatunlar
Oğlumla ilgili açtığım konular malumunuz. Bu kez konu oğlum değil. Oğlumun neden bu kadar hırçın olduğunu sorgularken, kendi değişik hallerimi düzeltmem gerektiği sonucuna vardım. Hoş, bunun için yıllardır uğraşıyorum ama belki sizin yardımınız olur. Baştan rica edeyim, "bak oğlunda sorun yokmuş senin yüzünden böyle olmuş" demeyin. Zira her daim anneliğini sorgulayan bir kişiye bunu demeniz anksiyete atağından başka bir işe yaramaz.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en kötü zamanlarından biriydi. Oğlumla şehir dışına çıktım çok zorlandım vs. Kısa yazmaya çalışacağım, okumaktan haz etmeyen insanlar için. Ben şehir dışındayken eşimle şiddetli bir tartışma yaşadık telefonda. 4 yıllık evliliğimde, evliliğimle ilgili hiçbir mevzu aileme yansımadı. Lakin bu sefer yansıdı istemesem de. Annem ilk kez böyle bir durumla karşılaştığı için şaşırdı ve korktu. Kendisi biraz da magazin sevdiğinden, size gelip konuşacağım diye tutturdu. Bittabi bu isteğinin asıl sebebi telefondaki tartışmada bahsi geçen boşanma mevzusuydu.

Annem evime geldi ve adeta bir hakim edasıyla kanepedeki yerini alarak, tatlı sert kıvamında sorular sormaya başladı. Ben konunun benimle hiç alakası yokmuş gibi halı desenlerini incelerken, annemin hakimlikten evrilip psikolog mertebesine geçiş yaptığı anda halı deseni ile ilişkimi sonlandırdım.

-sen idrak'in sana değer verip sevdiğini düşünüyor musun? Dedi eşime.

Ay ben gülerim diyecektim ki eşim nefes almadan konuşmaya başladı. İyi ki dememişim ama birazcık gülmüş olabilirim.

Benim çok sert bir insan olduğumu, asla şefkat göstermediğimi, her daim eleştirdiğimi, sürekli şikayet ettiğimi, asla memnun olmadığımı, aşırı kibirli olduğumu, kendim haricinde herkesin mükemmel olmasını istediğimi ve bu yüzden sürekli telkinde bulunduğumu söyledi. Kendim haricinde imiş çünkü ben kendimi mükemmel sandığım için hiçbir konuda çaba göstermiyor ve adım atmıyormuşum. Asla özür dilemediğimi de ekledi.

Söylediği birçok şey doğru olduğundan, her zaman yaptığım gibi öfke ile savunmaya geçmedim bu sefer. Zihnimdeki "kaydet ve sonra uygun zamanda kullan" tuşunu da devre dışı bıraktım. Kindar olduğumu da söyledi çünkü. Ruh hastası olduğumu düşündüğünü de özür dileyerek ekledi.

Şimdi diyeceksiniz ki, bunca suçlamaya sessiz mi kaldın. Tabi ki hayır. Sadece bu sefer kendimle yüzleşmekten kaçmak istemedim.

Hanımlar, öncelikli problemim hislerimi hiçbir şekilde ifade edemiyor oluşum. Sevgimi gösteremem, üzgün olduğumu belirtmem ve bunu öfkeyle baskılarım. Özür dilemekte çok zorlanırım. Zor bela dilesem de pek samimiyetsiz bir hal alır. Gerçekten kırıldıysam "ben sana kırıldım" demek yerine inanılmaz can yakan cümleler söyler, bununla yetinmez günlerce öfke kusarım. Halbuki sadece kırıldım desem, eşim özür diler zaten. Oğlumun dışında hiç kimseye sevgimi göstermiyorum. Sebebini inanın ben de bilmiyorum.

Bunun dışında özellikle son iki yılda inanılmaz çirkef bir insan oldum. Öyle ki bir kavgada eşime "öl inşallah da oğlumla mutlu olalım" dedim. Gerçekten bunu istemediğimi söylememe gerek yok sanırım. Ancak bu can yakma hissine engel olamıyorum. Özellikle kırıldığım anlarda. Sadece eşimin değil, herkesin ortak şikayetidir bu durum. "idrak bizi sevmez" halbuki seviyorum. Sadece dile getirmeyi, fiziki temas vs beceremiyorum işte.

Eşime birkaç kez beddua da ettim. Kibariye'nin annesine dönüştüğüm o anlarda eşim fazlasıyla kırılmış haklı olarak. Evliliğim zaten sallantıda. Bunda benim boşanma lafını gerekli gereksiz kullanmamın da büyük etkisi var tabi. He eşimin hataları yok mu, fazlasıyla var. Lakin konu evliliğim değil, benim bu hallerim.

Hatta daha özele girecek olursam, neredeyse hiç cinselliği başlatan taraf olmadım. İstek belirtmedim. Utangaç bir insan da değilim üstelik. Hiç durduk yere sarılmadım, sevgimi dile getirmedim. İlk öpen kişi hep eşim oldu. Durumu eşime karşı hislerime bağlayacak olan arkadaşlara önemle belirtmeliyim ki, canımı istese vereceğim kardeşime de hiç sarılmadım durduk yere. Aslında çok istedim ama yapmadım. Sadece çocuklara ve hayvanlara karşı sevgimi ve ilgimi gösterebiliyorum. Oğluma sık sık onu çok sevdiğimi söyler, öper sarılırım. Sürekli mıncıklarım. Peki benim yetişkinlerle alakalı sorunum nedir?

Aslında anlatacak çok şey var ama siz sordukça cevaplarım. Psikolog, psikiyatr önermeyin. Yıllarca denedim bu yolları, pek etki etmedi. Belli ki bu durumu kendi başıma çözmeliyim. Sahi, ben gerçekten ruh hastası mıyım?
Ruh hastası filan değilsiniz de, bence eşiniz bir nebze haklı olabilir kinci haliniz sinirli haliniz nasıl yansıyorsa demek ki. O başka bir şekilde daha ağır bir dille ifade etmiş ama psikolojik desteğe ihtiyacınız olduğu kesin. Siz değişirseniz dünya değişir.
 
Merhaba hatunlar
Oğlumla ilgili açtığım konular malumunuz. Bu kez konu oğlum değil. Oğlumun neden bu kadar hırçın olduğunu sorgularken, kendi değişik hallerimi düzeltmem gerektiği sonucuna vardım. Hoş, bunun için yıllardır uğraşıyorum ama belki sizin yardımınız olur. Baştan rica edeyim, "bak oğlunda sorun yokmuş senin yüzünden böyle olmuş" demeyin. Zira her daim anneliğini sorgulayan bir kişiye bunu demeniz anksiyete atağından başka bir işe yaramaz.

Geçtiğimiz hafta hayatımın en kötü zamanlarından biriydi. Oğlumla şehir dışına çıktım çok zorlandım vs. Kısa yazmaya çalışacağım, okumaktan haz etmeyen insanlar için. Ben şehir dışındayken eşimle şiddetli bir tartışma yaşadık telefonda. 4 yıllık evliliğimde, evliliğimle ilgili hiçbir mevzu aileme yansımadı. Lakin bu sefer yansıdı istemesem de. Annem ilk kez böyle bir durumla karşılaştığı için şaşırdı ve korktu. Kendisi biraz da magazin sevdiğinden, size gelip konuşacağım diye tutturdu. Bittabi bu isteğinin asıl sebebi telefondaki tartışmada bahsi geçen boşanma mevzusuydu.

Annem evime geldi ve adeta bir hakim edasıyla kanepedeki yerini alarak, tatlı sert kıvamında sorular sormaya başladı. Ben konunun benimle hiç alakası yokmuş gibi halı desenlerini incelerken, annemin hakimlikten evrilip psikolog mertebesine geçiş yaptığı anda halı deseni ile ilişkimi sonlandırdım.

-sen idrak'in sana değer verip sevdiğini düşünüyor musun? Dedi eşime.

Ay ben gülerim diyecektim ki eşim nefes almadan konuşmaya başladı. İyi ki dememişim ama birazcık gülmüş olabilirim.

Benim çok sert bir insan olduğumu, asla şefkat göstermediğimi, her daim eleştirdiğimi, sürekli şikayet ettiğimi, asla memnun olmadığımı, aşırı kibirli olduğumu, kendim haricinde herkesin mükemmel olmasını istediğimi ve bu yüzden sürekli telkinde bulunduğumu söyledi. Kendim haricinde imiş çünkü ben kendimi mükemmel sandığım için hiçbir konuda çaba göstermiyor ve adım atmıyormuşum. Asla özür dilemediğimi de ekledi.

Söylediği birçok şey doğru olduğundan, her zaman yaptığım gibi öfke ile savunmaya geçmedim bu sefer. Zihnimdeki "kaydet ve sonra uygun zamanda kullan" tuşunu da devre dışı bıraktım. Kindar olduğumu da söyledi çünkü. Ruh hastası olduğumu düşündüğünü de özür dileyerek ekledi.

Şimdi diyeceksiniz ki, bunca suçlamaya sessiz mi kaldın. Tabi ki hayır. Sadece bu sefer kendimle yüzleşmekten kaçmak istemedim.

Hanımlar, öncelikli problemim hislerimi hiçbir şekilde ifade edemiyor oluşum. Sevgimi gösteremem, üzgün olduğumu belirtmem ve bunu öfkeyle baskılarım. Özür dilemekte çok zorlanırım. Zor bela dilesem de pek samimiyetsiz bir hal alır. Gerçekten kırıldıysam "ben sana kırıldım" demek yerine inanılmaz can yakan cümleler söyler, bununla yetinmez günlerce öfke kusarım. Halbuki sadece kırıldım desem, eşim özür diler zaten. Oğlumun dışında hiç kimseye sevgimi göstermiyorum. Sebebini inanın ben de bilmiyorum.

Bunun dışında özellikle son iki yılda inanılmaz çirkef bir insan oldum. Öyle ki bir kavgada eşime "öl inşallah da oğlumla mutlu olalım" dedim. Gerçekten bunu istemediğimi söylememe gerek yok sanırım. Ancak bu can yakma hissine engel olamıyorum. Özellikle kırıldığım anlarda. Sadece eşimin değil, herkesin ortak şikayetidir bu durum. "idrak bizi sevmez" halbuki seviyorum. Sadece dile getirmeyi, fiziki temas vs beceremiyorum işte.

Eşime birkaç kez beddua da ettim. Kibariye'nin annesine dönüştüğüm o anlarda eşim fazlasıyla kırılmış haklı olarak. Evliliğim zaten sallantıda. Bunda benim boşanma lafını gerekli gereksiz kullanmamın da büyük etkisi var tabi. He eşimin hataları yok mu, fazlasıyla var. Lakin konu evliliğim değil, benim bu hallerim.

Hatta daha özele girecek olursam, neredeyse hiç cinselliği başlatan taraf olmadım. İstek belirtmedim. Utangaç bir insan da değilim üstelik. Hiç durduk yere sarılmadım, sevgimi dile getirmedim. İlk öpen kişi hep eşim oldu. Durumu eşime karşı hislerime bağlayacak olan arkadaşlara önemle belirtmeliyim ki, canımı istese vereceğim kardeşime de hiç sarılmadım durduk yere. Aslında çok istedim ama yapmadım. Sadece çocuklara ve hayvanlara karşı sevgimi ve ilgimi gösterebiliyorum. Oğluma sık sık onu çok sevdiğimi söyler, öper sarılırım. Sürekli mıncıklarım. Peki benim yetişkinlerle alakalı sorunum nedir?

Aslında anlatacak çok şey var ama siz sordukça cevaplarım. Psikolog, psikiyatr önermeyin. Yıllarca denedim bu yolları, pek etki etmedi. Belli ki bu durumu kendi başıma çözmeliyim. Sahi, ben gerçekten ruh hastası mıyım?
'Aile dizimi' konusunu araştırır mısınız?
 
Denedim ama sonra geyik yapmaya başlıyorum kendimi kurtarmak adına. O daha fena oluyor. Mesela hadi bu sefer sevişmek istediğini sen söyle diye kendimi hazırlıyorum. O kadar kasılıyorum ki ağzımdan "benimle cenabet olmaya da var mısın" gibi bir şey çıkıyor. Sonra hoş geldin Mahmut abi.
Ya cok hossun :) leoparli tayt giy gır gır yap o anlar zaten :KK73:

Ya bisey demeden yanasmayi denesen ? Git sarıl öpüver. Yada duvar köşesine sıkıstır :KK71:
 
Anne konusu çok karışık. Severim kendisini ama öfkem de var birçok konuda. Bitmek bilmiyor o öfke.


Öfkenizin ana kaynağını bulmanız lazım. İçinizdeki öfke öyle bir hal almış ki tüm hayatınızı etkiliyor. küçüklüğünüzde bir yetişkine gösterdiğiniz sevgiden dolayı aldığınız bir tepki içinize kapanmanıza neden olmuş olabilir mi? Ya da sevginizi gösterip de karşılık bulamadığınız?

Psikolog önermeyin demişsiniz,etki görmedim demişsiniz ama bence kendinize uygun birini bulamamışsınız. İyi bir psikoterapist (psikolog değil psikoterapist) bulsanız aslında çok fayda sağlarsınız. Bence bir düşünün.
 
Yorucu, ve evet zor kadınsın.
Eşine açık olmak konusunda rahat değilsin,
Yardım çokça aldın, bu konuda almak istemiyorsun yada işe yarayacağına umudun yok.
Geriye kendin çözmen kalıyor. Aşamadığın şey benliğin mi?
Gurur mu? Yapmacık mı geliyor mesela tv izlerken eşinin kucağına başını koymak? Yada içinden mi gelmiyor?

Aslında bazen içimden geliyor hatta özeniyorum pıtırcık çiftlere :) gururun dozu biraz fazla bende. Eşimin beni kırmasını ya da söylediği kötü sözleri unutup yaklaşırsam gurursuzluk yapmış, kendimi yok saymış gibi hissediyorum. Affetme özelliğim pek yok. He affetmiyorum da sürekli bunları düşünüp hayatı zindan mı ediyorum, hayır. Çoğunlukla unutuyor ve yok sayıyorum. Önemsemiyorum kötü olayları. Ancak o anlarda hissettiğimi unutamıyorum.
 
Yani çocuğunuz yaramaz değilmiş, gergin, huzursuz ve mutsuzmuş.

Çocuğunuz sizin küçülmüş haliniz.
Henüz kendisini kontrol etmeyi bilmediği için davranışları aşırı.

Siz yetişkin olduğunuz için, çocuğunuz benzeri davranışları baskılamaya çalışıyorsunuz.

Eşinize beddua edecek kadar çıldırmanız -haklı sebepleriniz olsa bile- aile ortamındaki gerilim, mutsuz bireylerden yayılan kötü elektrik vs çocuğunuzun gidişatını olumsuz etkilemiş.

Önceliğiniz çocuğunuzun ve sizin huzurlu olmak olmalı. Mutluluk peşinden gelir.

Dr lar sadece destektir, çare yine kendinizde.

Bugüne kadar her ne yaşadıysanız unutun ve kendinizi, eşinizi, ailenizi affedin her şey için.

Çocuğunuza karşı olan olumlu ve güzel her davranışı, herkese uygulayın. Oğlunuzu öpünce peşinden eşinizi de öpün, içinizden gelmese de yapın, zamanla alışacaksınız.
Oğlunuzla güldüğünüz, eğlendiğiniz aktiviteleri çoğaltın.
Herkese sarılın, öfkenizi değil sevginizi çoğaltın.

Kinci olabilirsiniz, affetmeyin ama unutun. Unutursanız hafiflersiniz.

Size olumlu katkı sağlayacak şeylere odaklanın, olumsuzluklardan uzak durmaya çalışın.

Yatarken, kalkarken, herhangi bir işle meşgul olurken kendinize olumlu telkinlerde bulunun. "Mutluyum, huzurluyum, sinirli değilim, gergin değilim, sarılmayı seviyorum, gülmeyi seviyorum vb"

Zamanla bu sözleri beyniniz otomatik komut olarak algılayıp sizi bu hislere yönlendirecek.

Ben test ettim, onayladım. Gerçekten etkili oluyor.

Bir dönem sadece uyku hapıyla uyuyabilen bir insanken, bu olumlu telkin metoduyla başı yastığa daha değmeden uyuyan insana dönüştüm.

Idrakyollariiltihabi Idrakyollariiltihabi
 
Back
X