Meal Günlüğüm

(Rabbimiz)! Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.
FATİHA,5
Fâtiha’nın 5. âyeti, dua etmeden önce fedakârlığın zorunlu olduğunu gösterir. Tıpkı Fâtır 35:10’da belirtildiği gibi, “güzel sözler Allah’a yükselir; (ancak) onları Allah’a yükselten şey ise sâlih ameldir.” İşte Fâtiha 1:5’teki ilk cümle “sâlih ameli”, ikincisi ise “dua ve isteği” karşılamaktadır. Bu âyet, “ben adına, tek kişi için veya ferde yönelik” değil, “biz adına, hepimiz için, toplum menfaatine yönelik” isteklerde bulunmayı öğretmekte, Müslümanlara sadece kendileri için değil, başkalarıyla beraber ve onların da hayrına yaşamayı öğretmeyi amaçlamaktadır.
 
Gayb, “duyularla algılanamayan şey” demektir. Daha genel bir ifadeyle “insanın gözlem ve deney sınırları dışında kalan şey”e gayb denir. Gayb bazen Yüce Allah’ın zatı, kıyamet, mahşer gibi idraki aşan mutlak hakikatlere denir; bazen melek gibi idrak edilebilir olduğu halde görülemeyen şeylere denir; bazen de kıssalarda olduğu gibi muhatabın gıyabında olan olaylara denir. Buradan hareketle, gaybın geçmişle ilgili olan kısmı olduğu gibi, hal/şimdiki zaman ve gelecekle ilgili olan çeşitleri de vardır, diyebiliriz. Bu çeşitliliğe sahip olması nedeniyledir ki Kur’ân’da el-ğayb kelimesinin çoğul kalıbı olarak el-ğuyûb kelimesi de kullanılmaktadır.
 
Siz ölü (cansız) iken size hayat veren Allah’ı nasıl oluyor da inkâr ediyorsunuz! Sonra sizi öldürecek, sonra sizi (tekrar) diriltecek ve sonunda yalnızca O’na döndürüleceksiniz.
BAKARA,28
 
(Ey İsrailoğulları)! Kitab’ı (Tevrat’ı) tilavet ettiğiniz (okuyup aktardığınız) hâlde kendinizi unutup iyiliği (başka) insanlara mı emrediyorsunuz!1 Akıl etmiyor musunuz?
BAKARA,44
 
Olur tabii ki, Ayrıca önemli olan kaç tane hatim yaptğın değildir, Kuranı ne kadar doğru anladığın ve anladığını ne kadar uyguladığındır, bu da meal ve tefsir okumadan kulaktan duyma bilgilerle imkansızdır.
Daha ilk olucak zaten Allah nasip ederse . Ama bkac kez okumak şart gbi özümsemek icin . Allah kabul etsin ❤☻
 
el-kitab kelimesiyle kastedilen Hz. Musa’ya verilen “vahiy”dir; el-furkân ise o vahyin doğruyu yanlıştan ayırt ediciliği ve peygamberlerin bu özellikte oluşlarıdır.
 
“Asanın taşa vurulması” ifadesi, esasında herhangi bir iş için fedakârlıkta bulunmayı sembolize eder. Demek ki su içmek veya suya kavuşmak için sadece yağmur duasına çıkmak yeterli olmaz. Taşları kırıp pınarlar, kaynaklar bulup çıkarmak gerekir. Asıl su içilecek yerler bu tür kaynaklar ve pınarlardır. Yüce Allah kuru kaya parçalarından bile su kaynaklarının çıkmasını sağlar; yeter ki insanlar üzerlerine düşen görevi yapsınlar. Yöneticiler iyi ve çalışkan insanlar olsunlar ve başlarında Hz. Musa gibi bir başkan olsun. Böyle olursa insanlar çalışırlar ve tabir caizse ekmeğini taştan bile çıkartırlar.
 
Ümmi kavramı sanıldığı gibi “okuma-yazma bilmeyen” değil, “el-Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmeyen”, “kitap ehlinden olmayan” veya “Mekkeli” demektir. Buna göre söz konusu kavram, el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn şeklinde çoğul kalıpta bu ayette “Kitab'ı (Tevrat’ı) bilmeyenler”, Âl-i İmrân 3:20, 75’te “kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar”, Cum‘a 62:2’de “Mekkeliler” anlamına gelmekte, el-ümmî şeklinde tekil kalıpta ise A‘râf 7:157-158’de “Hz. Muhammed” için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed’in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat’ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Zaten Bakara 2:79. ayette "ümmîler" denen bu kişilerin kitapla ilgili bilgileri kendi elleriyle yazıp Yüce Allah’a iftira ettiklerinden söz edilmektedir.
 
Cehennem geçici bir ıslah mekânı değil, ebedi bir cezalandırma yeridir. Cehennemde kalış süresinin ebedî olduğu bilgisi verilen ayetlerdeki hâlidîne fîhâ, hâlidîne fîhâ ebedâ ifadeleri de bunun bir delilidir. Ayrıca Kur’an’da cehennemden çıkışın olmadığına dair mesajlar da bu vesileyle unutulmamalıdır.
 
Hani biz, İsrailoğulları’ndan “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; ana babaya güzel davranacaksınız; yakınlara, yetimlere ve yoksullara (iyilik yapacaksınız)” diye söz almıştık. (Ayrıca) "insanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın ve zekâtı verin!" Sonunda azınız hariç, yüz çevirerek dönüp gitmiştiniz.
BAKARA,83
 
Son düzenleme:
İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alanlardır. (Bu yüzden) azapları hafifletilmeyecek ve kendilerine yardım edilmeyecektir.
BAKARA,86
 
Son düzenleme:
X