CUMA GÜNÜ PEYGAMBERİMİZE (ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED) SALAVAT GETİRELİM

Faydali

Üye
Kayıtlı Üye
11 Kasım 2016
200
222
CUMA GÜNÜ PEYGAMBERİMİZE (ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED) SALAVAT GETİRELİM

Kimki Allah Teala onu memnun ve razı etmiş olduğu halde kavuşmayı sevinçle isterse , benim üzerime(S.A.V) çokça salavatı şerife getirsin. "Cenabı Allah şöyle buyuruyor: Şüphesiz ki, Allah ve melekleri Peygambere çok salavat getirirler. Ey müminler! Sizde ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. (El-Ahzab/56)"

  • Bismillahirrahmanirrahim
    Ebû Derdâ (ra) rivayet ediyor. Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Cuma günü bana çok salavat getirin. Çünkü Cuma günü "Yev-mü'l-meşhuttur" yâni o günde melekler hazır bulunur. Sizden biriniz bana salavat getirdiğinde bitirilinceye kadar bana arz edilir.
    (Camiussağir - 1403)
  • > Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktir.
  • > Cuma günleri bana çok salavat getirin.Çünkü ümmetimin salavatları her Cuma günü bana sunulur.Ümmetimin bana en yakın olanları en çok salavat getirenleridir.
  • > Allah Teala (C.C) buyurdu: "Bir defa salavat getirene Ben ve meleklerim on defa salavat getiririz."
  • > Cuma günü ve geceleri üzerime (100) defa salavat getirenin Allah Teala (c.c) otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini(hayırlı) kabul eder.
  • > Bana salavat getirin. Nerede olursanız olun salavatınız bana ulaşır.
  • > Cuma günü üzerime (100) defa salavat-i serife getiren kimse kıyamette öyle bir nur ile gelecek ki, eğer o nur bütün mahşer ehline taksim edilse hepsine yeterdi.
  • > Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir.
  • > Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı.
  • > Karşılaşan iki mü’min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır.
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]

Okunabilecek Salavatlar:
  • ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMED
  • Salatı tefriciye
"Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil ukadü ve tenfericu bihil-kürebü ve tukdâ bihil-havâicu ve tünâlü bihir-reğâibü ve hüsnül-havâtimi ve yustaskal ğamâmu bivechihil Kerîm ve alâ âlihî ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma'lûmin lek."

"Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed'e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O'nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O'nun hürmetine elde edilir. O'nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah'ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et."

Sizin de manası hoşuna giden Salavat varsa yazabilirsiniz Allah'ın izniyle.
 
Son düzenleme:
Malum perşembe akşam ezanından sonra Cuma'ya giriş yapmış bulunuyoruz

"Allahümme salli ala seyyidina Muhammedi’nil fâtihi limâ uğlika, vel hâtimi limâ sebeka, nâsırıl hakkı bil hakkı vel hâdi ilâ sırâtikel müstakîm ve alâ âlihi hakka kadrihî ve mikdarihil azıym."

anlamı:

"Allahım! kapalılıkları açan, geçmişe son veren, hakka hakikatla destek olan, mahlukatı senin doğru yoluna ileten efendimize, o’nun âline ve ashabına, o’nun yüce kad ü kıymetince salat eyle, selam eyle ve o’nu mübarek kıl"


PEYGAMBERİMİZİN (ASM) HAYVAN SEVGİSİNDEN VE MERHAMETİNDEN PARÇALAR:


  • Davud b. Salih b. Dinar et-Temmar hazretleri, annesinden naklen anlatıyor:
    “Efendim beni, Hz. Aişe’ye (r.anha) bir miktar yemekle gönderdi. Geldiğimde Hz.Aişe’yi namaz kılıyor buldum. Bana, elimdekini koymamı işaret etti. (Ben de bıraktım). Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi. Hz. Aişe (r.anha), namazından çıkınca, kedinin yediği yerden (bir miktar) yemeği yedi. Sonra da şu açıklamayı yaptı:
    - “Rasûlullah (s.a.v.): Kedi necis değildir, o sizi çokça dolaşan birisidir” demişti. Ben ayrıca Rasûlullah’ın (s.a.v.) kedinin artığıyla abdest aldığını gördüm.” [Ebu Davud, Sünen, Taharet 38]

  • Arkadaşlarıyla beraber bir yolculukarı sırasında bir kuşun yuvasından iki yavrusunu alanları görünce hemen uyarır. Anne kuş o sırada çırpınıp durmaktadır.
-“Yavrularını alarak bu hayvanın canını kim acıttı? Verin ona yavrularını.”

  • Hz. Muhammed (sav.), kedisi Müezza'yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammed'in sav. giysisinin ucunda uyuya kalmış. Alemlere rahmet olan gönderilen Hz. Muhammed (sav.)., Müezza'yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş. Hz. Muhammed sav., kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe-i Kiram Ebu Nuaym "Ya Resul o sudan kedi içti" deyince, Resulullah "Onlar en temiz ağıza sahiptirler" buyurmuş ve abdest almıştır (Hadisi Nakleden Peygamberimizin eşi Hz. Aişe (ra.)).

Daha sonra da sahabeden Kâb kızı Kebşe isimli bir hanım şöyle anlatıyor:
Eshab-ı kiramdan kayınpederim Ebu Katade'nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı. Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, "Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, "Kedi pis değildir, etrafınızda (evinizde) serbest dolaşsın buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim" dedi (Nakleden: İmam Malik, Muvatta, Taharet [2.13]-

  • Üsame ibni Zeyd'e Peygamberimiz (s.a.v.): "Ey Üsame, acıkan ciğer sahibi her hayvan hususunda dikkatli ol! Kıyamet günü Allah'a şikâyet edilirsin." demiştir.

  • Peygamberimiz (s.a.v.); yolculuk sırasında mümbit bir yere uğranıldığı vakit, hayvanın sırtından inilerek otlardan hakkının verilmesini, otsuz yerlerden de süratle geçilmesini tavsiye etmişlerdir. Hz. Enes (r.a.): "Biz bir yerde mola verince, hayvanlarımızın istirahatını sağlayıncaya kadar istirahat etmezdik." demiştir.
    Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
    “Bu hayvanlara sağlıklı olarak binin ve onları sağlıklı olarak bakınız. Yollarda, çarşı ve pazarlardaki konuşmalarınızda onları iskemle gibi kullanmayınız. Nice binekler vardır ki; binicisinden daha hayırlı ve Yüce Allah'ı daha çok zikredendir.”[664
 
Peygamberimizin (s.a.v.) merhametinden yine kıymetli parçalar...
İnsanlığa kutlu tebliğini yapmak, kendisine inanacak müminlere ulaşmak ve Taif yakınlarından imanı destek almak düşüncesiyle gittiği Taif yolculuğunda manevi oğlu Zeyd Bin Haris’e ile birlikte; İslam dinini tebliği esnasında taşlanmıştı. Taşlardan bir bahçeye sığınmış ve bu esnada da dişi kırılmıştı....

Yorgun bitkin bir halde bahçeye saklandıktan sonra rabbine şöyle yalvarıyordu. “ Allah’ım! Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi, insanlar tarafından hor ve hakir görülüşümü sana arz ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi!... Herkesin zayıf görüp üzerine yüklendiği çaresizlerin rabbi sensin… Eğer bana karşı bir gazabın söz konusu değilse, belalara ve çektiğim sıkıntılara aldırmam. Ancak senin rahmetin bunları da göstermeyecek kadar geniştir…” (İbni Hişam cilt 2, sayfa 68) diye dua etmiştir.

Buradaki sığındığı bağda Addas tarafından kendilerine üzüm ikram edildi. Onun imanına vesile olduktan sonra, Taif’te karşılaştığı muameleden dolayı gönlü buruk ve üzgün bir şekilde Mekke’ye dönmek için yola çıktığında Cebrail (a.s) gelerek şöyle dedi: “Allah, insanların senin hakkında söylediklerini işitmiştir. Onların seni korumaya yanaşmadıklarını da biliyor. Sana dağların sevk ve idaresinden sorumlu şu meleği gönderdi. Ne istersen emrine amadedir.” dedi.
O melek ise; peygamberimize selam vererek şöyle dedi: “Ey Muhammed!(s.a.v.) Evet, ben bunun için buradayım. Sen istersen eğer, şu iki yalçın dağı üzerlerine çöktürüp onları helak ederim. Sen emredersen eğer, bunu hemen yaparım…” deyince;
şefkati ve merhameti eşsiz olan ve engin bir hoşgörüye sahip olan, sevgili peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) şöyle cevap verdi: “Hayır! Bunu kesinlikle istemem… Ben rabbimden onların neslinden gelecek insanlardan, sadece Allah’a ibadet eden ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil çıkarmasını diliyorum.” (Buhari, Bed’ül halk, 7) temennisinde bulunmuştur...


Yine Resul-i Ekrem (s.a.v.), Kureyş'in amansız eziyetleri karşısında canına kasteden kavmi için, "Allah! Kavmimi affet, onları hidayetine sevket. Çünkü onlar bilmiyorlar." diye hayır dua ediyordu...
Kendisine kötülük edenler kızmak karşılık vermek şöyle dursun üstelik onların iyiliğini istiyordu, hayır dua ediyordu rahmet Peygamberi (s.a.v.)...

Andolsun, size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır, çok zor gelir. O size çok düşkün, müminlere pek şefkatli ve merhametlidir.” (Tevbe, 128)...
 
Son düzenleme:
*Yukarıdaki yazıda "edenlerE" olmalıydı.

Mescid-i Nebevî’yi temizleyen fakir, zenci bir kadın vardı. Bir gün Allah Rasulü s.a.v onu göremeyince nerede olduğunu sordu. Vefat ettiğini söylediler. Hz. Peygamber s.a.v., “Bana haber vermeniz gerekmez miydi?” dedi ve mezarına gitti. İki rekât namaz kıldı, sonra şöyle dua etti:

“Allahım, bu mezarın içini nurla doldur, kıldığım namaz sebebiyle nurlandır.” (Buharî; Müslim)
Fakirlere özel ilgi gösteren rahmet Peygamberi s.a.v. ...
 
Hz. Peygamber s.a.v. bir bayram namazından sonra mescitten çıktığında çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını gördü. Fakat bir duvarın dibinde perişan kılıklı ve üzüntülü bir çocuk duruyordu. Doğruca onun yanına gitti ve;

– Yavrum, niçin üzgünsün, niçin arkadaşlarınla oynamıyorsun, dedi.

Çocuğun babası Uhud savaşında şehit olmuştu. Annesi de başka biriyle evlenince sahipsiz kalmıştı. Allah Rasulü s.a.v. çocuğun elini tuttu:

– Ben baban, Aişe annen, Fatıma kardeşin olsun ister misin, diye sordu. Çocuk sevincinden uçacak gibi oldu.

– Nasıl istemem, dedi.

Hz. Peygamber s.a.v. çocuğu alıp eve götürdü. Üstünü başını değiştirip karnını doyurdu. Sonra çocuk sevinerek sokağa çıkıp oynayan çocukların arasına karıştı...


  • ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED
  • SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM...
 
“Resul size neyi getirdiyse onu alın, neyden sizi yasaklamışsa onu terk edin.” 7/59 Kur'an ı Kerim

"Size iki şey bırakıyorum; onlara uyduğunuz sürece delalete düşmessiniz: biri Kur’an, biri Sünnetim."
( Tirmizî, Menâkıb: 31; Müsned, 3:14, 17, 26)

"Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır." Kuran Ahzab Suresi - 21

"Resûle itâ'at eden, Allah'a itâ'at etmis olur." [Nisâ 80]

"De ki, "Allah'a ve Peygambere itâ'at edin! Eger [Peygambere uymayip] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar]Elbette Allah kâfirleri sevmez." [A.0mrân 32]

"Allah'a ve Resûlüne karsi gelen, apaçık bir sapıklığa düşmüs olur." [Ahzâb 36]

"Size kitabi, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi ögreten bir Peygamber gönderdik.) [Bakara 151]

"Kur'âni insanlara açiklayasin diye sana indirdik." [Nahl 44]


"Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin...” (Nisa / 59

“İçinizden kim Allah’a ve Rasulüne itaat eder ve salih amel işlerse,...” (Ahzab / 31)


"Benden sonra nebi gelmeyecek, alimler gelecek, halifeler gelecek, onlara tabi olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur." (Sahih buhari 1409,
sahih buhari 181)

“Ey iman etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezanı okunduğu zaman, hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camiye koşunuz. Alışverişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, size, başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızk bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hatırlayınız ki, kurtulabilesiniz!” Cuma Suresi
 
Son düzenleme:
"Kim, Kehf sûresinin evvelinden on âyet ezberlerse, Deccâl'den korunmuş olur." Hadis-i Şerif (Müslim, Müsâfirûn, 257; Ebû Dâvud, Menâhim, 14; Tirmizi, Fiten, 59; İbn Mâce, Fiten, 33). (Arapçası ve anlamı da dahil.) Okumak da ezberlemeye bir adımdır.
Kehf Suresi'ni, cuma gecesi ve gündüzü okumanın çok faziletli olduğuyla ilgili hadisler vardır.

Ben şimdilik anlamını aktarayım:

18-KEHF:

"1 - Hamd, o Allah'a mahsustur ki kulu (Muhammed'e) kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.

2 - Onu dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin.

3 - Onlar orada sürekli kalacaklardır.

4 - Ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.

5 - Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

6 - (Ey Muhammed!) Demek onlar, bu söze (kitaba) inanmazlarsa, onların peşinde üzüle üzüle kendini helak edeceksin!

7 - Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim.

8 - Şüphesiz biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak yapacağız.

9 - Yoksa sen Ashab-ı Kehf'i ve Rakim'i (isimlerinin yazılı bulunduğu taş kitabeyi) şaşılacak âyetlerimizden mi sandın?

10 - O gençler mağaraya sığınınca şöyle dediler: "Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla."
 
"Cumaya perşembe gününden hazırlanın." [Hatib] Hadis i Şerif. İnşaAllah o zaman Perşembeyi sünnet olarak oruçlu geçirebiliriz, pazartesi perşembe oruç tutmak sünnetmiş ya, hem hazır günler kısa iftar vakti yakınken kaza oruçlarımızı da tutabiliriz
 
Peygamberimiz s.a.v. ve kız çocuğu sevgisi

O rahmet Peygamberi s.a.v. herkesin kız çocuğunu küçümsediği istemediği bir zamanda ve toplumda kız çocuklarını çok sevdi, değer verdi ve sevilip değer verilmesini tavsiye etti...

Peygamberimiz s.a.v. kızının ismini Zeynep koyacak kadar kız çocuğunu çok çok seven babaydı... Zeyn Arapça zinet, mücevher demek eb-ebi baba demek yani ZEYN-EB = BABASININ MÜCEVHERİ ...
* * *

CAHİLİYE DEVRİNDE KIZ ÇOCUĞU VE SONRASI
Bir gün birisi, Peygamberimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) huzuruna gelerek cahiliye devrine ait bir vahşiliğini anlatır:
– ” Ya Resulallah! Biz cahiliye devrinde kız çocuklarımızı diri diri toprağa gömerdik. Benim de bir kız çocuğum vardı.”
Ve devam eder anlatmaya
Adam bunu anlatırken Sevgili Peygamberimiz ve yanındakiler hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı...
Orada oturanlardan birisi:
-“Be adam, Rasulullahı, çok üzdün!” deyince, Rasulullah adama;
-“Bir daha anlat” dedi.
Adam olayı bir kere daha anlattı. İki cihan güneşi Peygamberimizin(sallallahu aleyhi ve sellem) gözlerinden süzülen yaşlar mübarek sakalından aşağıya damla damla akıyordu…
İslam’dan önceki insanların bir çoğunun hali bu idi. Onlar en az bu kadar vahşi ve acımasızdı. Bizleri İslam ile şereflendirip kalplerimize iman ve merhameti yerleştiren Rabbimize sonsuz şükürler olsun.

"Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!""Kendisine verilen müjde yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!" Nahl Suresi 58 ve 59
"Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman," "Hangi suç yüzünden öldürüldün diye." Tekvir Suresi 8 ve 9
* * *

EVLİLİKTE RIZA
Ensar’dan Hidame’nin kızı Hansa, Hz. Âişe’nin huzuruna girer ve şu şikâyette bulunur:

“Babam itibarını arttırmak için beni kardeşinin oğlu ile evlendirdi. Ben ise istemiyorum.”

Hazret-i Âişe, “Resulullah (a.s.m.) gelinceye kadar bekle.” diye oturtur. Resulullah (a.s.m.) teşrif edince, Hz. Âişe durumu ona anlatır. Resulullah (a.s.m.) hemen kızın babasını çağırtır ve evlenme yetkisini kıza verir.

Bunun üzerine Hansâ Resulullaha (a.s.m.) şöyle der:

“Yâ Resulallah! Ben babamın yaptığı bu nikâhı kabul ediyorum, ancak babaların, kızlarına evlilikte böyle yetkisinin olmadığını bildirmek istedim.” (Neseî, Nikâh: 36, Buhari, Müslim)
* * *

  • ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED.
  • SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM...
 
İnsanlar, dinde çeşitli gruplara bölündüler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.) [Müminun 53]

Peygamber efendimiz s.a.v., hakkı bâtıldan ayırmak için nasıl dua edileceğini, ümmetine öğretmek için, şu duayı okurdu: (Allahümme erinel hakka hakkan ve erinel bâtıla bâtılan = Allah’ım, bana hakkı hak olarak, bâtılı da, bâtıl olarak tanıt!"

Resulullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) bildirdiği şu duayı da okumalıyız: (Allahümme, yâ mukallibel kulûb, sebbit kalbî, alâ dînik = Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak Sensin. Kalbimi, dininde sabit kıl"

(Yâ Rabbî, doğru yoldan sapmaktan ve başkalarını saptırmaktan, haktan kaymaktan ve başkalarını kaydırmaktan sana sığınırım.) [Taberanî]

(Yâ Rabbî! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et!) [Mektubat-ı Rabbânî]

"Allah'ım, Senden hidayet ve doğruluk isterim." (Müslim)

"Allah'ım! Senden yararlı bilgi, hoş rızık, kabul edilmiş amel isterim." (İbn Mace)

8. "Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, bana afiyet ver ve bana rızk ver." (Müslim)

9. "Allah'ım, günahlarımı bağışla, bana merhamet et, hidayet et, bana afiyet ver, rızk ver." (Müslim)

10. "Allah'ım, yaptığım şeylerin şerrinden ve yapmadığım şeylerin şerrinden Sana sığınırım." (Müslim)

11. "Zorlu beladan, bedbahtlıktan, kötü kaderden ve düşmanların şamatasından Allah'a sığınırım." (Buharî-Müslim)

12. "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru." (Buharî-Müslim)

"Allah'ım, nimetinin elden çıkmasından, afiyetinin ters dönmesinden, ansızın azabına uğramaktan ve her türlü gazabından Sana sığınırım." (Müslim)

“Müslümana arız olan hiçbir fenalık, hastalık, keder, hüzün, eza, iç sıkıntısı, hatta bir diken batması yoktur ki, Allahu Tealâ bu musibetlerden birisi sebebiyle o müslümanın suçlarına ve günahlarına kefaretkılmasın.”


Resûl-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki:

“Allah’ın en sevdiği dua, kulun şöyle demesidir:

– Allahım!
Ümmet-i Muhammedin hepsine, merhametinle muamele eyle.”

(Râmuzu’l-Ehadîs)


  • ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED.
  • SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM...
 
X