Çocukların fütursuzca, korkakça, adice, alçakça, şerefsizce öldürüldüğü bir dünyada yaşamaya devam ediyoruz. Beton zemin üzerinde kuş gibi çırpınan onlarca çocuğu gördünüz mü? Ölmek için rahat bir yatak bile bulamayan savaşın çocukları… Çıldıracağım! öldürmek nasıl bu kadar kolay olabilir! Nasıl bir cana bu kadar kolay kıyılabilir? 6 aylık, 1-2-3-4-5-6………. yaşlarında masum yavrular. Anneleri o savaşın, o korkunun arasında hangi zorluklarla büyütttü o yavruları? Ne yedi, ne içtiler? Üzerlerine buz konulmuş tazecik bedenler. Annesi süslü saç tokaları bulamamışta çamaşır lastiğiyle bağlamış saçlarını. Güzel gözlü kuzularım, cennetin çocukları…Iki cocuk annesi olarak, o annelerin acisini tasavvur edemiyorum bile, cok can yakici.Nazli yavrulari son nefeslerini kucaklarinda veriyor.Allah hicbirimize evlat acisi yasatmasin..
“Katliamın ortakları” o kadar çok ki... Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, dün Ankara’da katıldığı toplantıda şunları da söylüyordu:
“Eğer Suriye’de Esad’ın kimyasal silah kullanmak suretiyle öldürdüğü kişiler gayrimüslim olsaydı veya Mısır’da Sisi’nin eli kanlı katillerinin onun talimatıyla öldürdükleri, şehit ettikleri gayrimüslim olsaydı acaba Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesi bir araya gelip hiçbir şey söylemeden dağılır mıydı? Zulmü, zalimi cesaretlendiren açıklamalar yapabilirler miydi? Ona destek olurlar mıydı?”
“Suriye’de olan vahşet karşısında her şey bitmiştir. Eğer dünya bu vahşete seyirci kalmayı içine sindiriyorsa artık yeryüzünde 10 milyara yakın insan da olsa bu insanlar ölmüştür demektir. Bu insanların hakkını, hukukunu temsil ettiğini söyleyen devletler yoktur demektir.”
“Birleşmiş Milletlerin, uluslararası toplumun zulme, zalime dur demesi için daha kaç masum çocuğun, kadının, insanın ölmesi lazım. Suriye’de zulmün, akan kanın bitmesi için daha kaç tane sabinin, kaç tane insanın hayatını kaybetmesi lazım. Biri çıksın, bunu da açıklasın.”
Başta BM olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi, yani; “Amerika, Çin, Rusya İngiltere ve Fransa” da; gerek Mısır’da, gerek Suriye’de işlenen “cinayet”lerden, “katliam”lardan dolayı “suçlu”durlar, “suç ortakları”dırlar!..
Gerçekten de;
“Mısır’da 5 bin, Suriye’de 100 bin Müslüman” değil de, “Mısır’da 5, Suriye’de 10 Hıristiyan veya Musevi” ölseydi, BM’nin daimi üyeleri bu kadar “umursamaz” olabilirler miydi?..