Kategori: Sağlık

  • Çörek Otunun Faydaları

    Çörek Otunun Faydaları

    Ölümden başka her derde deva olarak bilinen çörek otunun faydaları nelerdir, kadınlar kulübü editörleri olarak sağlık köşemizde bugün bu konuya yer verdik

    Çörek Otunun Faydaları
    *Vücuda kuvvet ve zindelik verir; bal ile macun yapıp yenebilir. Kan yapıcıdır; her sabah kuru üzümle beraber yenmeli.
    *Çocukların gaz ve sancılarında; bir miktar çörekotu tohumu, bir tane hindistan ceviziyle de dövülür ve tülbente konup, çocuğun ağzına tutularak emzirilir.
    *Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır; balla yenmeye devam edilmelidir. Unutkanlığa faydalıdır, balla macun yapılıp yenmeli.
    *Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar; ekmek ve keklere katılırsa da şişlik yapmaz.
    *Böbrekteki kum ve taşları döker; şerbeti içilir veya 4 bardak suya 3 çorba kaşığı çörek otu dövülerek konur, üzerine 1 çay kaşığı sözme bal konur. Kaynatılıp süzülür. Günde üç kere 1′er çay bardağı içilir.
    *Felç ve kazıklı hummaya (tetanoz) faydalıdır; çörek otu yağı burundan faydalıdır.
    *Öksürük, balgam, nefes darlığı ve romatizmaya faydalıdır; balla karıştırılıp yenir veya macun yapılır. Grip ve nezleye, baş ağrısına; yağı burundan damlatılır veya çörek otu bir müddet sirke içinde bekletildikten sonra alınarak toz haline getirilir, enfiye gibi burna çekilir veya tohumları kavrulur, tütsüsü burna çekilir.
    *Kulak için, sonradan meydana gelen üşütme, rüzgâr alma, iltihap tıkanıklıklarında; çörek otu yağı kulağa damlatılır.
    *Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır; çörek otu sirke ile kaynatılıp ağızda gargara yapılır.
    *Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür; sirke ile kaynatılıp aç karnına içilir.
    *Basura faydalıdır; sirke ile kaynatılıp basura sürülürse veya yakılır elde edilen külü içilir veya acı kavun suyu ile merhem yapılır sürülürse faydası görülür.
    *Vücudun muhtelif yerlerinde sızısı olanlar; sabunlu sıcak su ile yıkanır, çörek otu kavrularak dövülür ve yıllanmış zeytin yağı içine konur. Bu yağ sızılı kimsenin tepesinden ayağına kadar sürülür, hasta giydirilir. Soğuk rüzgâr değmeden yatağa yatırılır, iyice terletilir. Hasta terledikten sonra sızılar geçer ve vücut ipek gibi olur.
    *Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır; çörek otu sirke ile kaynatılıp sürülür.
    *Saçları besler, kepeği önler; çörek otu yağı saçlara sürülür.
    *Çörek otu tütsüsü haşereleri öldürür.
    *Yorgunluk halini giderip zindelik verir.

    Çörek Otunun Faydaları
    Çörek Otunun Faydaları
  • Diş sağlığında doğru bilinen 4 yanlış

    Diş sağlığında doğru bilinen 4 yanlış

    Sağlıklı bir vücut için ağız ve diş sağlığının önemi gözardı edilemez. Ancak doğru bilinen birçok yanlış düşünce, insanlarda kafa karışıklığına yol açıyor. Uzmanlar diş sağlığı ile ilgili, “Sert diş fırçası dişleri beyazlatır, diş taşlarını rutin temizletmeye gerek yoktur, her hamilelikte bir diş kaybedilir, düzenli diş fırçalamak iyi bir ağız bakımı için yeterlidir.” gibi bilgilerin kesinlikle yanlış olduğunu belirtti.

    Diş Hekimi Murat Zogun, ağız ve diş sağlığına ilişkin doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.
    Sert diş fırçası dişleri beyazlatır bilgisinin kesinlikle yanlış olduğunu söyleyen Zogun,”Çünkü önemli olan fırçanın sertliği değil, fırçalama tekniğidir.Diş fırçası, sentetik kıldan yapılma olmalıdır.Kişiye uygun diş fırçalarını konusunda diş hekimleri hastalarını bilgilendirirler. Doğru teknikle,düzenli olarak fırçalamak ağız ve diş bakımı açısından oldukça önemlidir.Diş beyazlatma; çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş veya kişiye özel diş rengini bir kaç ton açmak için dişlerin yüzeyindeki gözenekli mine yapısında oluşan renkli organik ve inorganik maddelerin diş beyazlatma jelleri ile çözünmesi işlemidir.Bu nedenle dişlerin beyazlatılması da ancak diş hekimin uyguladığı yöntemle ya da ev tipi diş beyazlatma ile sağlanabilir.” dedi.

    Evde Diş Beyazlatmanın 7 Doğal Yolu İçin Tıklayınız!

    Ağız bakımı için sadece diş fırçalamak yetersiz kalır diyen Zogun, “Dişler ağız yüzeyinin yalnızca yüzde 25’ini kapladığı için, kalan yüzde 75’lik ağız yüzeyi fırça ve diş ipiyle yapılan temizlikten belli bir oranda yarar görüyor. Ulaşılamayan yüzeylerdeki bakteriler hızla çoğalarak dişlerin üzerine ve tüm ağıza yeniden yayılıyor. Bu sebeple bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası, diş fırçası ve diş ipi ile günlük, etkin bir ağız temizliği yapılabiliyor.” diye konuştu.

    Her hamilelikte bir diş kaybedilir düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Zogun, şunları ifade etti: “Anne adayında yetersiz kalsiyum alımı veya yeme bozukluğu varsa bebekler bu eksiği annenin kemiklerinden aldıkları kalsiyum ile gidermeye çalışırlar. Ancak dişlerden kalsiyum çözülmesi gibi bir durum kesinlikle doğru değildir. Hamilelikte meydana gelen diş kayıpları çoğunlukla annenin ağız bakımındaki ihmallerinden kaynaklanmaktadır. Hamilelik sırasında diş fırçalama, diş ipi ve üç ayda bir hekim kontrolü tavsiye ediliyor. İlk ve üçüncü üç ayda acil olmayan diş tedavilerinden kaçınmak gerekiyor. Ağız bakımlarını doğru ve düzenli yapan bir anne adayı için böyle bir durum söz konusu değildir.”

    Diş taşlarını rutin temizletmeye gerek yoktur fikrinin de yanlış olduğunu söyleyen Zogun, “Diş taşı temizliğinde diş yüzeyine ait olmayan maddeler (plak, diş taşı) temizlenir. Yani diş taşı temizliği yapılmış ya da yapılmamış olsun ağız ve diş bakımı yapılmadığı sürece diş taşlarının oluşumu kaçınılmazdır.Tabii ki düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunun önüne geçiyor. Ancak oluşmuş diş taşlarının mutlaka hekim tarafından temizlenmesi gerekiyor.Bu temizliğinde rutin olarak 6 ayda bir yaptırılması gerekiyor.” diye konuştu.

  • Tatilin zehir olmaması için alınması gereken önlemler

    Tatilin zehir olmaması için alınması gereken önlemler

    Yaz aylarının, havada sıcaklıklarındaki artış ve nem oranının artmasından dolayı risk grubunu oluşturan hastalar açısından çok önemli olduğunu hatırlatan Avrasya Hospital Kalp ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Bayram, özellikle yüzde 60’ın üzerindeki nemlilik oranının hastalarda oluşabilecek riskleri artırdığının altını çizdi.

    Türkiye nüfusunun yüzde 11’nin kalp ve damar hastalığı yaşadığına dikkat çeken Prof. Dr. Bayram, hastaların tatile (deniz kenarı veya yayla) çıkmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeleri gerektiğini söyledi.

    Prof. Dr. Bayram, ‘’Uzun yola çıkmadan önce aracına bakım yaptırmayı ihmal etmeyenler, maalesef çoğu zaman kendilerini ihmal ederek sağlık kontrolü yaptırmamakta , kalp sağlığına gereken önemi ve özeni göstermemektedirler. Yüksek tansiyonu bulunan hastaların yarısında herhangi bir şikayetin olmaması, şeker hastalarında kalp krizinin ağrısız olabileceği, ani ölüme yol açan bazı doğumsal hastalıkların ancak hekim muayenesi ile belirlenebileceği dikkate alındığında, sağlık kontrollerinin ne derece önemli olduğu anlaşılmaktadır’’ dedi.
    TATİLİN ZEHİR OLMAMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI
    Tatilin amacının genel olarak bedenen ve ruhen dinlenmek, sıkıntı ve strese sebep olabilecek şeylerden uzaklaşmak, bedenen ve ruhen tazelendikten sonra işimize geri dönmek olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bayram, tatilin bazen sağlık açısından zehir olabildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Bayram, ‘’ Alınacak olan çok basit önlemlerle önlenebilecek sağlık sorunları konusunda ihmalkâr davranıyoruz. Bazen çok basit önlemleri almamak o tatili bize zehir edebiliyor. Yaz aylarında yüksek sıcaklık ve neme bağlı olarak gelişebilecek kalp ve damar hastalıkları, tansiyondaki ani çıkış ya da düşüşler, beyin felçleri gibi hastalıkların meydana gelmesi bazen bu basit önlemleri almamamızdan kaynaklanabiliyor’’ dedi.
    SICAKLIK VE NEM BAZI GRUPLAR İÇİN ÇOK DAHA RİSKLİ
    Prof. Dr. Bayram, sıcak ve nemli havanın koroner arter hastalığı olanlar, yani kalp krizi geçirenler, balon-stent işlemi yapılanlar, by-pass hastaları, şeker hastaları, yüksek tansiyon hastaları, böbrek yetersizliği olanlar, beyin damarlarında tıkanıklık olanlar, felç geçirenler, kolesterol yüksekliği olanlar, ailesinde kalp hastalığı olanlar, kilo fazlalığı olanlar ve şişmanlar için çok daha riskli olduğunu ifade etti. Sedanter yani durağan bir yaşam sürenlerin, egzersiz ve spor yapmayanların ya da masa başında çalışanların da risk grubu içlerisinde yer aldığını belirten Prof. Dr. Bayram, alkol ve tütün mamullerini tüketenleri de sıcak havanın ciddi zararlar verebileceği kişiler arasında gösterdi.
    YAZIN OLUMSUZ ETKİLERİNE KARŞI UYARILAR VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER
    Prof. Dr. Ali Bayram, yaz aylarının olumsuz etkilerini önlemek için alınabilecek başlıca önlemleri şu şekilde sıraladı :
    -Tatile çıkmadan önce mutlaka doktora gidin ve ve tüm sağlık kontrollerinden geçin. İlaçlarınızın yaza göre yeniden düzenlenmesi gerekebileceğini unutmayın.
    Güneş ışınlarının dik ve etkili olduğu saat 11.00-15.00 arası sokağa çıkmayın, denize girmeyin. Bu saatlerde dışarı çıkmak zorunda kalırsanız süreyi kısa tutunuz. Şehirde yaşayanların sıcaktan daha fazla etkilendiğinizi unutmayın. Sık sık duş alın.
    -Aşırı fiziksel etkinliklerden uzak durun, hafif sporları tercih edin. Egzersizleri sabah erken veya akşam saatlerinde yapın. Her gün 4-5 kilometre veya bir saat yürüyüş kalp sağlığı için çok önemlidir.
    -Önerilen saatlerde 30-60 dakika yüzmek de iyidir. Ancak müsabaka ( yarışma) tarzında yüzmekten kaçınılmalıdır. Denize aç karnına girilmelidir. Cankurtaran olmayan plajlarda veya havuzlarda denize girilmemelidir.. Tedbirli olun, açıklarda yüzmek yerine kıyılarda yüzmeyi tercih edin, arkadaşsız, yalnız başınıza denize girmeyin. Vücudunuzun sesini dinleyin, en küçük bir şikayetiniz olursa aktiviteye ara verin.
    -Güneşte fazla kalmayın, kumda güneş banyosu yapmayın.
    -Terleme ile elektrolit kaybı ( özellikle sodyum) artar. Doktorunuzun önerilerini dikkate alarak tansiyonunuz yüksek değilse bolca tuzlu ayran için.
    -Alkol ve uyuşturucu kullanımı sıcağın etkisini daha da artırmaktadır. Vücut ıssını artırdığı ve beynin ısı dengesini düzenleyen termoregülasyon merkezinin bozulmasına sebep olduğu için çeşidi fark etmeksizin tüm alkollü içeceklerden , uyuşturuculardan ve yatıştırıcılardan uzak durulmalıdır. Alkol hem terlemeyi hem de idrar miktarını artırdığı için sıvı kaybı şiddetlenir.
    -Açık renkli, hafif, rahat, bol, terlemeyi artırmayan kumaştan yapılmış giysiler tercih edilmelidir.
    -Hazmı kolay gıdalar tercih edilmeli, ağır ve yağlı yemeklerden kaçınılmalıdır. Az ve sık aralıklarla yemeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Domates, havuç ve salatalık tercih edilmelidir. Ter ve idrar yoluyla kaybedilen Potasyum’ u karşılamak amacıyla kayısı tercih edilir.
    -Yaz aylarında günlük sıvı ihtiyacı 2-3 litreyi bulmaktadır. Doktorunuz tarafından
    aksi söylenmedikçe düzenli ve bol su için. Günde en az 8 bardak su içilmelidir. Şeker hastalığı olmayanlar kavun-karpuz gibi bol su içeren gıdaları fazlasıyla tüketebilirler. Çay ve kahveyi fazla içmeyin. Soda ve maden suyu ölçülü tüketilmelidir. Aşırı miktarda soda ve maden suyu tüketilmesi tansiyonu yükseltebilir, kalp yetersizliğine neden olabilir, mevcut yetersizliği artırabilir. Sakıncası yoksa, terlemeyle oluşan sıvı ve mineral (özellikle sodyum) gereksinimini karşılamak amacıyla günde 1-2 şişe maden suyu içilmelidir.
    SICAK HAVA İLAÇ KULLANIMINI ETKİLER Mİ?
    Aşırı sıcak ve nemin metabolizmayı etkilediğinden ilaç etkinliğinin de değişebileceğini söyleyen Prof. Dr. Bayram, ‘’Tansiyon yüksekliği, kalp yetersizliği gibi nedenlerle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalar yazın daha dikkatli olmalıdır. Aşırı terleme nedeniyle , idrar söktürücü ilaç ihtiyacı azalır. Bu gibi ilaçları kullananlar yeterli ölçüde sıvı almadıklarında tansiyon düşüklüğü ve böbrek fonksiyonlarında azalma tehlikesine maruz kalırlar. Kalsiyum kanal blokeri kullananlarda ayaklarda, bilek etrafındaki ödeme yani şişkinlikler gelişebilir, mevcut şişkinlik artabilir. Bu durumda tuz alımı daha da kısıtlanmalıdır’’ dedi.
    YAYLAYA ÇIKANLARIN DA DİKKATLİ OLMASI GEREKİYOR
    Prof. Dr. Bayram, ülkemizde yaz tatili tercihi konusunda yaylacılığın da oldukça önemli bir noktada olduğunu vurguladı. Ancak yaylada yaz tatili yapmayı planlayanların da oldukça dikkatli olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Bayram, ‘’Deniz seviyesinden yükseldikçe havadaki oksijen miktarı azaldığı için
    kalp-damar hastaları, yüksek tansiyonlular, felç geçirenler, yaşlılar, akciğer rahatsızlığı olanlar son derece dikkatli olmalıdır. Bu hastalarda nefes darlığı, kalp krizi ve tansiyon yüksekliği görülebilir. Özellikle bu grup hastalar doktor kontrolünden geçmeden yaylaya çıkmamalıdır’’ ifadelerine yer verdi.

  • Tüp bebek uygulamasında ‘yaş’ başarıyı etkiliyor

    Tüp bebek uygulamasında ‘yaş’ başarıyı etkiliyor

    “35 yaşından küçük kadınlarda tüp bebekte canlı doğum oranı yüzde 35’i bulurken, 40 yaş üzerinde yüzde 5-14 gibi daha düşük oranlardadır. Buna bebek sahibi olamamanın stresini eklersek, tüp bebek uygulamasında yaşın ne kadar önemli olduğu görülmektedir”

    Tüp bebek uygulamasında başarıyı bir çok faktörün etkilediği ancak bunların başında ”kadının yaşı”nın geldiği bildirildi.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Berker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebek sahibi olamamanın günümüzün önemli bir sağlık sorununu teşkil ettiğini belirterek, aile sağlığının, toplum sağlığını oluşturduğu noktasından hareketle bebek isteyen çiftlere bu mutluluğu yaşatmanın aslında en önemli sağlık hizmetleri arasında yer aldığını söyledi.

    Bebek sahibi olmak isteyen çiftlere bu konuda en yardımcı yöntemin tüp bebek uygulaması olduğunu vurgulayan, Berker, ”doğal yoldan gebelik oranının en fazla yüzde 15-20’yi bulduğunu, tüp bebek başarısı oranlarının da bunun çok üzerinde olduğunu ifade etti.

    Tüp bebekte uygulanan tedavi yöntemlerinin, gelişen teknoloji ve gelişen teknikler sayesinde bebek sahibi olamayan çiftler için umut olarak görüldüğünü anlatan Berker, ”Fakat çiftler bir tüp bebek uygulamasından hemen pozitif bir sonuç beklemektedirler, ki bu doğru bir beklenti değildir. Burada bilinmesi gereken en önemli nokta tüp bebek tedavisinin ‘eve bebek götürülünce’ sonuçlandığıdır” şeklinde konuştu.

    Tüp bebek tedavisini sadece bir uygulama ile sınırlandırmanın doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Berker, tüp bebek uygulama sayısı arttıkça başarı oranının da yükseleceğini kaydetti.

    Tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de evlilik yaşının arttığına dikkati çeken Berker, artık çiftlerin daha geç yaşlarda bebek sahibi olmak durumunda kaldığını söyledi.

    Yaşla birlikte başarı oranı düşüyor
    Tüp bebek uygulamasında başarıyı etkileyen ”infertilite sebebi, yumurtalık kapasitesi, sperm sayısı” gibi birçok faktör bulunmakla birlikte, en önemli faktörün kadın yaşı olduğunu belirten Berken, ”tedavi uygulanacak kadının yaşı, tüp bebek tedavisinin başarısı için son derece önemlidir” dedi. Berker, şunları kaydetti: ”1-2 milyon yumurtalık rezervi ile dünyaya gelen bir kız çocuğunun yumurtalık rezervi adet görmeye başladığı yaşlarda 250-300 bine kadar düşmekte menopoz dönemine kadar hızla azalmaktadır. 37 yaşından sonra ise hem yumurtalık rezervindeki kayıp belirginleşmekte hem de yumurtanın kalitesi düşmektedir. Bir kadının hamilelik için en verimli yaşı 25-34 yaş arasıdır. Kadının yaşı ilerledikçe hem yumurta kalitesi hem de yumurta sayısı azalmaktadır, bununla beraber tedavinin başarı oranı ilerleyen yaşa bağlı olarak azalmakta, düşük riski de artmaktadır. 35 yaşından küçük kadınlarda tüp bebekte canlı doğum oranı yüzde 35 gibi yüksek bir değer iken, bu 35-37 yaş grubu için yüzde 28, 38-39 yaş grubu için yüzde 21, ve 40 yaş üzerinde yüzde yüzde 5-14 gibi daha düşük oranlardadır. Bir de bunlara bebek sahibi olamamanın stresini eklersek kadın yaşının ne kadar önemli olduğu görülmektedir.”

    Türkiye’de SGK tarafından karşılanan ve çoğul gebelikleri önlemek amacıyla transfer edilecek embriyo sayısının maksimum 2 ile sınırlandırıldığını hatırlatan Berker, ”Bu yaklaşım çoğul gebeliklerin önüne geçmekte etkilidir ancak tüp bebek başarısını da sınırlamaktadır” dedi. Tüp bebek uygulamasına hazırlanmanın hem maddi hem manevi olarak çiftlerin üzerinde bir sıkıntı oluşturduğuna işaret eden Berker, Torba Yasa tasarısı ile Türkiye’de SGK tarafından karşılanan deneme sayısının 2’den 3’e çıkarılmasına dönük çalışmaların bebek özlemiyle dolu çiftler için çok güzel bir müjde ve tarif edilemez bir mutluluk olacağını söyledi.

    Yaş sınırı 41’e çıkarılmalı
    Ayrıca halen 39 yaşla sınırlı olan tüp bebek desteğinin günümüz koşulları dikkate alınarak daha ileri yaşlara çekilmesinin önemine değinen Berker, yaş sınırının geç yaşlarda yapılan evlilikler de dikkate alınarak, 41’e çıkarılması gerektiğini kaydetti.

    Bebek sahibi olmak isteyen ve tedavi sırasında ümitlenen çiftler için tüp bebek uygulamasının başarısızlıkla sonuçlanmasının üzücü bir durum olduğunu belirten Berker, ”Yalnız başarısızlıklarda ümitsiz olmamak gerekir. İlk uygulamada başarısız olmak diğer denemelerde de böyle olacağı anlamına asla gelmez. Burada önemli olan zamanı iyi kullanmaktır. Morali bozup tüp bebek tedavisini ertelemek gebelik şansını azaltır” şeklinde konuştu.

    Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormonların vücutta birikmediğini ve hastaya hiçbir risk yaratmadığını da dikkati çeken Berker, bunların vücutta zaten doğal olarak bulunan ve çok kısa bir süre kalan hormonlar olduğunu, bu nedenle hastaların birden fazla tüp bebek tedavisi yaptırmasının hiçbir sağlık sorunu yaratmayacağını bilmesi gerektiğini söyledi.

  • Hafızayı Güçlendiren Bitkiler

    Hafızayı Güçlendiren Bitkiler

    Beyine yetersiz kan gitmesi ve sağlıksız beslenme zayıf hafızaya neden olan şeylerdendir. Hafızayı güçlendiren bitkiler ile güçlü bir hafızaya kavuşabilirsiniz.
    Herkes her an her şeyi unutabiliyor. Geçmişe ait şeyler ise hafızada daha çok yer alıyor.
    Bir iş görüşmesi için randevunuzu, doktor randevunuzu, eşinizin veya çocuğunuzun doğum günü unutuyorsanız bunlar hafızaya yönelik kötü sinyallerdir.
    Beyin her şeyi hafızaya almak üzere programlanmamıştır. Normal bir beyinin kullanılabilirlik alanı kısıtlıdır. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, yüksek kan basıncı, şiddetli anemi, kafa travması, viral veya bakteriyel hastalıklar, depresyon, stres ve aşırı kaygı gibi durumlar hafızayı zayıflatan nedenlerdendir.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Hafızayı Güçlendiren Bitkiler

    Hafızayı Güçlendiren Bitkiler
    Hafızayı Güçlendiren Bitkiler

    Bacopa (brahmi) Bitkisi
    Bu bitki beyin ve işlevleri için geçmişten günümüze kullanılan bir devadır.
    Brahmi nöroprotektif özelliklere sahip güçlü bir gıdadır.
    Sinirleri yatıştırır, kasları rahatlatır, oksidatif stresi azaltarak beynin tüm fonksiyonlarını geliştirir.
    Beyni uyararak, konsantrasyonu artırır. 8 bacopa yaprağını doğrayın.
    2 bal kaşığı ile bunu karıştırın ve hafızayı güçlendirmek için her sabah bu karışımı tüketin.

    Hafızayı Güçlendiren Bitkiler
    Hafızayı Güçlendiren Bitkiler

    Ginkgo Biloba
    Ginkgo Biloba bitkisi flavonoidler ve terpenoidlerin yönünde zengin içeriği ile güçlü bir antioksidandır.
    Bu kimyasallar sinir hasarına neden olan tüm zararlı serbest radikalleri yok ederek beynin düzenli işleyişini sağlar.
    Odaklanma ve konsantre gücünü artırır ve hafızayı geliştirir. Ayrıca, kan damarlarını genişletir, beyine kan akışını artırır.
    Günde 80 mg üç kez ginkgo biloba tableti alın. Düzenli kullanımda kısa sürede olumlu sonuçlar gösterecektir.
    Düzenli kullanımla kısa sürede etkisini göreceksiniz.

    hafıza nasıl kuvvetlenir
    hafıza nasıl kuvvetlenir

    Biberiye
    Biberiye hafıza güçlendiren yiyeceklerdendir.
    Bu bitki hafıza geliştirmek için oldukça iyidir.
    Ayrıca sinir vericisinin işlevini sağlayarak optimum konsantrasyon
    seviyelerini artıran antioksidanlar ve diğer bazı bileşikler bakımından da zengindir.
    Sinir hücrelerinin hasar görmesini önler ve rejenerasyonuna yardımcı olur.
    Zararlı serbest radikalleri ortadan kaldırır ve nörolojik sorun riskini azaltır.
    Bir su bardağı suyu cezvede kaynatın, ve içine bir tepeleme tatlı kaşığı kuru biberiyeyi içine atın.
    Süzün, 15 dakika sonra bu çayı için. Günde 3 defa biberiye çayı içerek, güçlü bir hafızaya kavuşabilirsiniz.

    hafıza nasıl kuvvetlenir
    hafıza nasıl kuvvetlenir

    Tulsi (Hint Fesleğeni)
    Tulsi zihni ve bedeni iyileştiren süper bir bitkidir.
    Anti-inflamatuar ve antioksidan özellikleriyle serbest radikallerin yol açtığı iltihap ve
    zararı azaltır, sinir sağlığını korur.
    Beyni berraklaştırarak hafızayı güçlendirir. 15 tulsi yaprağını güzelce yıkayın.
    Yutmadan yavaşça çiğneyin.
    Bunu her sabah düzenli olarak yapın.

    hafızayı güçlendiren yiyecekler
    hafızayı güçlendiren yiyecekler

    Buğday Çimi
    Bu bitki hafızayı artıran bitkilerdendir.
    Buğday çimi beyindeki hücrelerin kimyasal dengesini geri kazandırır ve iyi işlemesini sağlar.
    Her sabah aç karnınıza bir bardak buğday çimi suyu için.

  • Sütyen göğüslere zararlı mı?

    Sütyen göğüslere zararlı mı?

    Son günlerde ünlü kadınlar arasında sütyen giymeme modasının başlaması, bazı kadınların ise gece gündüz sütyen takma alışkanlığı akıllara bu soruyu getiriyor.

    Son günlerde kamuoyunda tartışılan kadın iç giyiminin nadide bir parçası sütyeni, bazı kadınlar yararlı, bazı kadınlar ise zararlı olduğunu savunuyor. Acaba sütyen takmak göğüs sağlığı ve estetiği açısından zararlı mı yoksa yararlı mı? Bu konudaki sorularımızın cevaplarını Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği (ISAPS) üyesi Estetik Cerrah Op. Dr. Metin Kerem yanıtlıyor.

    Op. Dr. Metin Kerem: “Sütyen kullanmanın meme sağlığına kesinlikle bir zararı yoktur. Aksine normal boyutlarda ve üzerinde göğüslere sahip olan her kadın sütyen kullanmalıdır. Düzenli sütyen kullanımı göğüs sarkmasını geciktiren bir faktördür.”diyor. Sütyen gerekliliğinin göğüs boyutu ile bire bir ilişkili olduğunu söyleyen Dr. Metin Kerem, küçük göğüslü kadınların bu anlamda daha rahat olabileceğini söylüyor: “Küçük göğüsler daha hafif olduğundan yer çekiminden daha az etkileniyor ve kolay kolay bozulmuyorlar. Bu anlamda küçük göğüslü kadınlar aslında çok daha şanslı. Çünkü gebelik ve emzirme dönemlerinden sonra dahi bu tip göğüsler daha çabuk toparlanıyor. Bir problem olsa dahi bunu basitçe bir meme protezi yerleştirerek çözebiliyoruz, oysa ki iri göğüslü kadınlar özellikle doğum sonrası küçültme veya dikleştirme gibi daha detaylı operasyonlara ihtiyaç duyabiliyorlar” diyor

    Göğüs Sağlığı ve Bakımı İçin Tıklayınız!

    Peki ya sütyen kullanılmazsa ne olur?

    Dr. Metin Kerem, sütyen kullanmılmazsa göğüslerin yer çekimine yenik düşeceğini belirtiyor. Sütyen kullanımının amaca göre değişeceğini söylüyor ve ekliyor: “Günümüzde pek çok kadın sütyeni göğüslerini dik ve dolgun göstermek için kullanıyor ki bu da çoğu zaman anlaşılıyor. Özellikle gece elbisesi, gelinlik gibi özel kıyafetlerde sütyen dolguları çok itici durabiliyor. Bu tür elbiseleri taşımanın en güzel yolu sütyensiz olmak, ancak bunun için genelde bizim yardımımız gerekiyor. Meme protezi operasyonu yaptıran kadınların ilk yaptığı şey bu sütyenlerle vedalaşmak oluyor.

    Doğal göğüs boyutu iri olan kadınlar ise bunu saklamak için sütyen kamuflajına başvurabiliyorlar.” Dr. Kerem, sütyen seçiminin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, sütyenin göğüslerin en iyi dostu olduğunu sözlerine ekliyor. Sütyensiz giyimin moda olsa bile devamlı olarak sütyensiz olmanın doğru olmadığını belirtiyor. Yerçekimine karşı koymanın ise en etkili yolunun ise düzenli sütyen kullanmak olduğunu vurguluyor.

  • Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Gözler en hassas organımızdır bu nedenle özel bakım gerekir.
    Göz kanlanması bitkisel tedavisi gözlerinde kanlanmaya yaşayan kişilere deva olmak için, herbalist önerilerinden oluşan, en etkili doğal tedavi yollarından derlenmiştir.
    Gözlerde kanlanma genetik, alerjik, mikrobik vb nedenlerden olabilir. Sebebi ne olursa olsun göz kanlanması bitkisel tedavisi bu dertten kurtulmakta size yol gösterecektir

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi
    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Salatalık
    Salatalık, göz kanlanması bitkisel tedavisi için en etkili yollardandır.
    İnce dilimlenmiş salatalığı, gözleriniz kapalı haldeyken, göz kapaklarınıza koyun,
    en az 10 dakika bekleyin.
    Salatalığın ferahlatıcı etkisi gözlerinizdeki kanlanmayı geçirecektir.

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi
    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Gül Suyu
    Göz kanlanması bitkisel tedavisi çözüm önerilerinden biri de gül suyudur.
    Hemen etki göstermesi için isterseniz gül suyu ile gözlerinizi günde 2-3 kez yıkayın veya
    bir parça pamuğa gül suyu koyup günde en az 10 dakika göz kapaklarınıza bunu uygulayın.

    Göz kanlanması neyin belirtisi? yazımızı okumak için tıklayınız

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi
    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Bal
    Bir tatlı kaşığı bala biraz toz karabiber ekleyin.
    Bu iki gıdayı güzelce karıştırın ve gözlerinizde kanlı bölgeye uygulayın.
    10 dakika gözünüzde tuttuktan sonra soğuk su ile yüzünüzü yıkayın.
    Bu formül derdinize deva olacaktır.

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi
    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Yeşilçay
    Çoğumuzun evinde poşet yeşil çaylardan vardır.
    Bu poşet çayı soğuk suya atıp bekletin.
    Gözlerinizi kapatın ve göz kapaklarınızın üzerine soğuk yeşil çay poşedini bırakın

    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi
    Göz Kanlanması Bitkisel Tedavisi

    Rezene tohumları
    Bir cezve suya biraz rezene tohumu atıp kaynatın, ardından süzün.
    Soğuyana kadar bekleyin.
    Bu suyla günde 2-3 kez gözlerinizi yıkayın.

  • Ayaklarda Mantar Bitkisel Tedavisi

    Ayaklarda Mantar Bitkisel Tedavisi

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, herbalistlerin tavsiyelerinden oluşan, ayaklarda mantar bitkisel tedavisi yazımızı ,ayak mantarından doğal yoldan kurtulmak isteyen kişiler için hazırladık, bu bilgileri uygulayarak kısa sürede şifa bulabilirsiniz.

    Ayak mantar enfeksiyonları ayak tabanları, ayak tırnak ve ayak parmakları arasındaki alanı kapsar.
    Bu oldukça bulaşıcı bir enfeksiyondur ve kolayca kişiden kişiye yayılır.
    Mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda gelişirler ve enfeksiyon yüzme havuzları, soyunma odaları ve spor salonları mantarın bulaşma alanlarındandır.
    Ciltte yoğun kaşınma ve yanma olur. Deri pul pul ve tahriş bir görüntedir.
    Enfeksiyonun daha da yayılmasını engellemek için, ayakları kuru tutmak mühimdir.Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, herbalistlerin tavsiyelerinden oluşan, ayaklarda mantar bitkisel tedavisi yazımızı ,ayak mantarından doğal yoldan kurtulmak isteyen kişiler için hazırladık, bu bilgileri uygulayarak kısa sürede şifa bulabilirsiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi
    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi

    Sarımsak
    Sarımsak, antibakteriyel ve antifungal özellikleri
    ile mantarla mücadelede en etkili ve hızlı yöntemdir.
    Bu bitki içeriğindeki ajoene elementi mantarları
    kökünden yok eder ve tekrarlamasını önler.
    10-20 diş sarımsağı ezin, bir kap sıcak suya atın ve ayaklarınızı
    bu suda 20 dakika bekletip, temiz bir havluyla güzelce kurulayın.

    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi
    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi

    Çay Ağacı Yağı
    Çay ağacı yağı her türlü mantar ve bakteriyel enfeksiyondan kurtulmakta çok etkilidir.
    Ayrıca kaşıntı ve ağrılı durumlarda da büyük rahatlama sağlar.
    Antifungal, antibakteriyel ve iltihap önleyici birleşimi ile mantarı kısa sürede tedavi eder.
    Biraz organik çay ağacı yağı birazda zeytinyağını karıştırıp
    pamuğa bandırın ve parmaklarınızın arasına bu yağı
    günde iki üç kez olmak üzere düzenli olarak uygulayın.
    Kısa sürede enfeksiyon geçecektir.

    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi
    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi

    Elma Sirkesi
    Elma sirkesi anti fungal ve anti mikrobiyal özellikleri ile
    ayak mantarını tedavidi bir numarala devalardandır.
    Bu sirke hücre yenileyici yapısı ile hasarlı cildi tedavi etmekle kalmayacak,
    enfeksiyonun yeniden oluşmasını önleyecektir.
    Bir kaba veya leğene eşit miktarda su ve ve elma sirkesi koyun.
    Ayaklarınızı, bu suda her gün yarım saat bekletin.
    İsterseniz günde iki kezde olur.
    Birkaç haftada ayak mantarından kurtulmanızda yardımcı olacaktır. 

    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi
    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi

    Soğan
    Her türlü ayak mantarı rahatsızlığında, soğan antifungal
    ve anti bakteriyel özellikleri ile bu rahatsızlığa deva olur.
    Yapmanız gereken yalnızca bir parça soğanı mantarlı bölgeye sürmektir.
    Bu uygulamaya her iki saatte bir devam edin.
    Mantarınızdan tamamen kurtulana kadar soğanla tedaviye devam edin.

    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi
    ayaklarda mantar bitkisel tedavisi

    Karbonat
    Karbonat ayaktaki mantardan kaynaklı yanma ve kaşıntı için hızlı rahatlama sağlar.
    bir tatlı kaşığı karbonata biraz su ekleyip macun kıvamına getirin.
    Ayağınızda mantar olan tüm bölgelere uygulayın.
    Bu macun ayağınızda kurusun.
    Dökülmeye başlarsa, bir kat daha sürün.
    Karbonat iltihap dolu kabarcıkları kurutmakla kalmayacak, mantarı kökünden yok edecektir.
    Düzenli kullanım ile kısa sürede mantardan kurtulabilirsiniz.

  • Lazer Burun Ameliyatı

    Lazer Burun Ameliyatı

    Uzun zamandır dergi ve gazetelerde “Lazer Burun Ameliyatı” başlığı altında pek çok makale ve doktor röportajına denk geldim. Mutlaka siz de bir tanesine rastlamış hatta burun ameliyatı olmak isteyen arkadaşınızla bunu paylaşmış bile olabilirsiniz. Bir yenilikmiş gibi gösterilen bu “trendlerin” arkasında durmak yerine hastaların doğru bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

    Bu masala inanmayın diyorum. Neden mi? Çünkü lazerle burun ameliyatı yapılması söz konusu değil. İster açık ister kapalı yöntemle olsun lazer, burun estetiğinde cerrahın buruna şekil verirken kullanabileceği bir yöntem değildir. Çünkü içerdeki doku buna elverişli değildir.

    Uzun zamandır yapılan pek çok ameliyatta cildin sıkılığını kazanması ve kalınlaşmasını sağlamak için ameliyatı tamamladıktan ve dikişleri attıktan sonra cilt üstüne lazer uygulaması yapıyoruz veya açık teknik burun estetiği ameliyatında burun ucunda kesi yapılırken kullanılabilir. Fakat bu bir yenilik değil, hastanın iyileşme sürecine katkıda bulunan bir araç sadece. Yıllardır da birçok doktor bunu uyguluyor. Bunu yeni bir yöntemmiş gibi gösterip bir “trend” yaratma uğruna yanlış bilgilendirmelerden kaçınmanın daha doğru olduğuna inanıyorum.

    İşte bu yüzden de sıkça hastalarımdan duyduğum ve dergilerde okuduğum bu “garip yeniliğin” bir yöntem olmadığını okuyucu ve hastalarla buradan paylaşmak istedim.

    Burun estetiği ameliyatı sürecinde cerrahın burnu şekillendirmek için lazer kullanarak ameliyatı yapması gibi bir yenilik, cihaz, medikal alet gibi bir buluş şimdilik söz konusu değil. Bir yenilik olduğunda bunu bir trend gibi yaymak yerine yöntemi kullanarak alınan sonuçlara odaklanılmasını daha sağlıklı buluyorum.

    Sevgiyle,

    Op. Dr. Güncel Öztürk

    Burun estetiği forum sayfamız için tıklayın!

  • Ayak Yanmasına Bitkisel Çözüm

    Ayak Yanmasına Bitkisel Çözüm

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık ayak yanmasına bitkisel çözüm makalemizi siz bu dertten muzdarip hastalara şifa olması için hazırladık, ayak yanmasına bitkisel çözüm yazımızdaki yöntemleri uygulayarak kısa sürede bu dertten kurtulabilirsiniz.

    Ayaklarda yanma yaygın bir sorundur ve kişinin hayat kalitesini düşürür.
    Ayaklarda yanmanın çeşitli nedenleri vardır, diyabet, vitamin eksikliği, kan hastalıkları,
    alkol tüketimi, menopoz vb. Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık ayak yanmasına bitkisel çözüm makalemizi siz bu dertten muzdarip hastalara şifa olması için hazırladık, ayak yanmasına bitkisel çözüm yazımızdaki yöntemleri uygulayarak kısa sürede bu dertten kurtulabilirsiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    Ayak Yanmasına Bitkisel Çözüm

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Kekik
    Kekik ayak yanmasına bitkisel çözümlerdendir.
    Bir kovaya su koyun içine kekik ekleyin
    ve ayaklarınızı bu suda yarım saat bekletin.

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Sirke
    Bir kap suya biraz sirke ekleyin ve ayaklarınızı bu suda bekletin.
    Günde en az iki kez bu yöntemi uygulayarak şifa bulabilirsiniz.

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Soğuk Su
    Soğuk su yanan ayaklara diğer bir çözüm yoludur.
    Bir kap soğuk suya ayaklarınızı sokup bekletin.
    Fakat ayaklarınıza soğuk buz uygulaması yapmak olmaz,
    etkili olanı soğuk sudur.

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Yoğurt
    Yoğurt ayak yanmasına en etkili çözümlerdendir.
    Ayak yanmanız olduğu zaman yoğurt yiyin kısa sürede rahatlayacaksınız.

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Meyve
    Meyve ve meyve sularını her gün tüketmek ayak yanmanıza çözüm olacaktır.

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Zencefil
    Zencefil yanmasına bitkisel çözümdür.
    Bir parça zencefil tüketmek kan dolaşımını uyarır.
    Düzenli kan dolaşımı demek, ayak yanmasının tedavisi demektir.
    Diğer alternatif zencefil suyunu, hindistan cevizi ya da zeytinyağı ile karıştırın.
    Bunlar ayaklarınıza masaj yapın.
    Temelli şifa için her gün ihmal etmeden muhakkak yapılmalıdır.

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Alıç Bitkisi
    1 yemek kaşığı alıç bitkisini bir bardak kaynamış suya atıp demleyin.
    Bu çaydan günde 2-3 defa için.
    Kısa sürede şifaya kavuşacaksınız

    ayak yanmasına bitkisel çözüm
    ayak yanmasına bitkisel çözüm

    Bitkisel Yağlar
    Bir kap suya, nane, lavanta veya biberiye yağından bir kaç damla damlatın.
    Yalnız bu yağların piyasada sahtesi çok organik yağ bulmalısınız.
    20-30 dakika ayaklarınızı bu suda tutun.
    Hintyağı ayak yanmasına bitkisel çözümdür, direk ayaklara sürülebilir.