Tedavi olurken tecavüze uğrayan kadınlar var

Vajinusmusun Türkiye’de pek çok çiftin hayatını kararttığını ve bu nedenle çok istismar edildiğini ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Vajinismuslu çiftlerde uygulanabilecek doğru bir cinsel terapi; sadece penisin vajene girmesinin başarılması ile değil, çiftin sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşantıya kavuşması ile de ilgilenen bir terapi yaklaşımıdır. Böyle bir cinsel terapi, cinselliğin mekanik bir sürece dönüşmesini sağlıklı bulmaz. Oysa muayenehanede cinsel birlikteliği yaşatmak, çoğu zaman sorumluluğu üzerlerinden atmak düşüncesine sahip kişilerin uygun bulduğu bir yöntem olarak cinselliği mekanik bir eyleme dönüştürür. Uygulanan bu yöntem geçici başarıya odaklıdır. Zaten korku, güven sorunu olan ve cinselliğe yönelik olumsuz duygu ve düşünceleri olan bir bireyi muayenehane gibi güvensiz bir ortamda cinsel ilişkiye yönlendirmek bu bireyin bilinçdışı süreçlerinde yıpranmalara, daha çok suçluluk ve utanma duygularının ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu duygular içerisinde olan bireylere uygulanan bu yöntem bir çeşit tecavüz olarak dahi algılanabilir. Yani tedavi olurken tecavüze uğrayan kadınlar var. Bozulan ruhsal dengeyi sağlamak, cinsel eğitim vermek, düşünce ve duygu alışverişi kurmak, çiftlerin veya bireylerin kendilerini tanımalarını sağlamak, cinsel çatışmaları çözümlemek, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginlikleri azaltmak, çiftler arasındaki ilişkileri iyileştirip olgunlaştırmak, gevşeme, güven duyma, konuşma, dokunma, aşk oyunları, kendine güvenme ve kendine yardım tekniği konusunda bilgilendirmek gibi birçok kavramı içinde barındıran cinsel terapi ile muayenehanede gerdek arasında uçurumlar vardır. Kadın ve erkek arasında sevginin ve zevkin bir paylaşımı olan cinsellik, birlikte yaşanacak bir hazzı esas almalı ve ideal bir ortam içerisinde yaşanmalıdır. İdeal ortam, muayenehane gibi hastalığı öne çıkaran ve çiftin sığındığı bir yer ol maktan çok; cinsel aktiviteleri destekleyen ve ego güçlerinin en iyi şekilde kullanımına fırsat tanıyan akılcı bir ortam olmalıdır. Bu ortam cinsel egzersizleri yapmayı sağlayacak tüm kaynakların en ideal şekilde hasta için düzenlenip kullanıldığı bir atmosferi tanımlamalıdır. Bu nedenle çiftler bu uygulamaları evlerinde, kendi rahat, güvenli ve ideal ortamlarında yapmalıdır. Telefonlar kapatılmalı, ışıklar rahatsız etmeyecek bir seviyeye getirilmeli, odanın ısısı dengelenmeli, kapılar kilitlenmeli, yani özel ve rahat bir mekân yaratılmalıdır. Kişiler ruhsal yönden rahat, huzurlu ve mahremiyet duygusu içerisinde olmalıdır. Muayenehaneler, ne kadar uygun yapılandırılmış olurlarsa olsunlar, bireyselliğe, mahremiyete, duygusal güvenliğe saygının ihlal edilebileceği ortamlardır. Bu nedenle CİSED olarak bu tür tek seanslık tedavileri uygun ve etik bulmuyoruz ve halkımıza da tavsiye etmiyoruz.Buradan halkımıza sesleniyoruz: “Muayenehanede veya ofiste gerdek olmaz!” Bunu yapanlara lütfen inanmayınız. Cinsel terapistler, hekimler, psikologlar hastanın mahremiyetine saygı duyulmalı ve hiçbir şekilde cinselliğe bizzat aracılık yapamamalıdır.” dedi.
Tedavi yöntemleri toplumsal yapımızı dikkate almalıdır
Uygulanan tedavi yöntemlerinin toplumsal yapımızı dikkate alarak belirlenmesi gerektiğini savunan CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Yeşil; “Tek seansta, kadına sakinleştirici, kas gevşetici ve ağrı giderici ilaçlar, kayganlaştırıcı ve lokal uyuşturucu kremler ve pomatlar verildikten sonra, hekim muayenesinde ve onun telkinleri ve gözetimi altında gerdeğe girilmesi Türk örf ve adetlerine ve tıbbi etiğe uygun bir tedavi yöntemi değildir. Bu tür uygulamaları daha önce de kınamıştık. Avrupa Birliği’nin bazı ülkelerinde ve ABD’de doktorun gözü önünde cinsel ilişkiye girme ve sorunları yerinde tespit ederek çözmeyi hedefleyen cinsel tedavi merkezleri olduğunu biliyoruz. Fakat burası Türkiye; Batı dünyası ile bir kültür ve anlayış farkımız var. Etik açıdan uygun araştırmalar sonucu elde edilmiş olsa bile bilimsel bilginin uygulanmasında bundan yararlanacak insanların sosyal ve kültürel değerlerinin göz önüne alınması gereklidir. Diğer ülkelerdeki uygulamalar, muayenehanede cinsel ilişkiyi haklı gösterecek birer bilimsel kanıt ya da teşvik unsuru olarak asla kullanılmamalıdır. Türk ruh sağlığı profesyonelleri olarak kendi toplumsal yapımıza, örf ve adetlerimize uygun tedavi yöntemlerini tercih etmeliyiz. Çünkü Cinsel Haklar Bildirgesi’ne göre; cinsellik her insanın kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan mahremiyet, duygusal ifade gibi temel insan ihtiyaçlarının doyumuna bağlıdır. Cinsel haklar özgürlüğe, onura ve her bir insanoğlunun eşitliğine dayalı evrensel insan haklarıdır. Cinsel haklar tanınmalı, teşvik edilmeli, saygı gösterilmeli ve toplumlar tarafından savunulmalıdır. Cinsel sağlık bilimi bu cinsel hakların tanındığı ve saygı duyulduğu ortamlarda uygulanmalıdır. Niyeti ne olursa olsun her çeşit cinsel zorlama ve istismar cinsel özgürlüğün dışındadır. Cinsel mahremiyet hakkı, başkalarının cinsel haklarına müdahale edilmediği sürece cinsel yakınlaşma konusunda bireysel karar verme ve davranma hakkını içerir. Bundan dolayı cinsel tedavilerin etik ilkelerinin oluşturulması ve istismarın önlenmesi, cinsel sağlık bilimi ile ilgilenenlerin mesleki uygulamaları için cinsel terapistin ve hastanın haklarını korumayı amaçlayıcı standartların getirilmesi gerekir. Ayrıca cinsel eğitim, danışmanlık, cinsel terapi ve cinsellik araştırmaları için etik kuralların olması ve bu etik kurallara her zaman uyulması gerekmektedir. Aksi durumlarda tedaviye muhtaç insanlarımız, bu tedavileri uygulayan profesyoneller ve cinsel sağlık bilimi zarar görebilir.” dedi.