Ekonomik refah ile insanların boş vakitlerini kimlerle geçirmeyi seçtikleri arasında oldukça açık bir bağlantı saptandı.

Daha fazla paraya sahip oldukça genel olarak daha az sosyal bir kişilik olmaya yatkın olursunuz. Yıllar boyunca, araştırmacılar bu duruma dair çeşitli potansiyel açıklamalar ileri sürdüler. Bunlardan birisi; yoksul insanların belirli ihtiyaçlarını karşılamak için çevrelerindeki ilişkilere ihtiyaç duymalarına karşın, ekonomik durumu iyi olanlar bu ihtiyaçları satın alabilecek durumda olmalarıyla ilişkilendirilir. Örneğin; yoksul bir aile çocuğuna göz kulak olması için komşularından ricada bulunurken, ekonomik durumu gayet iyi olan bir aile çocuğu için rahatlıkla bir bebek bakıcısı kiralayabilir. Ve böylesi durumlar için sosyal destek; malî olarak zorda olanlar için duygusal ve lojistik anlamda bir tampon desteği sağlayabilir. Yani güçlü bir sosyal ağ, yoksulluğun daimi stresine dair bir rahatlama sunabilir.
Social Psychological and Personality Science ‘da yayımlanan “Social Class and Social Worlds Income Predicts the Frequency and Nature of Social Contact” başlıklı yeni bir araştırma ise yukarıdaki hipotezlere dair farklı bir bakış geliştiriyor. Zengin insanlar boş zamanlarının büyük bir çoğunluğunu yalnız başlarına geçiriyorlar. Fakat zenginler diğer insanlarla zaman geçiriyorken, araştırmanın bulgularına göre onların sosyal yaşantıları yoksul insanlarınkinden oldukça farklı bir şekilde gelişiyor. Esasında arkadaşlarla zaman geçirmek yoksullar için bir nevî lükstür ve durumu görece iyi olan insanlar için ise çok daha erişilebilirdir.
Araştırma ekibi; verilerini iki ulusal temsil örneğinden: 2012 yılında yapılan yaklaşık 30.000 insanın verilerini toplayan General Social Survey’den ve yaklaşık 89.000 katılımcının olduğu American Time Use Survey’den elde ettiler. Ekip; verilerin analizlerini yaparken kişinin sosyal yaşamını etkileyebilecek diğer faktörleri –örneğin; yaş, cinsiyet, çalışma saatleri– kontrol altında tuttular ve aynı zamanda da ev ahalisinin büyüklüğünü (yoksul insanlar diğer aile üyeleriyle aynı evi paylaşıyor olabilir) ve şehir büyüklüğünü de (kırsal bölgelerde yaşayan insanların aile üyeleriyle vakit geçirmeleri daha muhtemeldir) hesaba kattılar.
Hesaplamaların ardından ekip; ekonomik refah ile insanların boş vakitlerini kimlerle geçirmeyi seçtikleri arasında oldukça açık bir bağlantıyı saptadılar: Gelir spektrumunun alt kısmındaki insanlar ile zenginler karşılaştırıldığında; zenginlerin gün içerisinde yoksul insanlara kıyasla yalnız başlarına 10 dakika daha fazla, arkadaşlarıyla 22 dakika daha fazla ve aile üyeleriyle ise 26 dakika daha az zaman geçirdikleri bulgusuna ulaşıldı.
Günün 24 saatten oluştuğu göz önüne alındığında, 22 dakikanın fazla bir zaman olmadığı açık, fakat bu süreyi haftalar, aylar ve yıllar seviyesinde ele aldığınızda azımsanmayacak bir zaman dilimi elde edersiniz. Araştırmacılar; varlıklı insanların komşularıyla daha az zaman geçirdiklerini ancak daha çok kendi seçtikleri topluluklarla (özel kulüpler, özel okul birliktelikleri gibi) vakit geçirdiklerini söylüyorlar.
Öte yandan, yoksullar için bu durum bir lüks halini alıyor. Sonuç olarak; yoksullar arkadaşlarından ziyade aileleriyle daha fazla vakit geçiriyorlar ya da geçirmek durumunda kalıyorlar. Yani yoksulluk; sosyal ilişkilerin de zayıflamasına sebep olabiliyor. Sosyal anlamda birbirine destek olma durumu; yoksullar için daha hayati düzeyde olsa da, bunun için fırsatları engelleyen birçok parametrenin olduğu da kesin. Fakat; her ne kadar Marx farklı bir konteks için söylemiş olsa da; “dünyanın bütün işçilerinin birleşmesi” sosyal ilişkilerin sağlığı açısından da önemli. Çünkü görünen o ki; para arkadaş satın alamıyor belki ama, daha sosyal olabilmeyi mümkün kılıyor.
bilimfili.com