Mikrop öldürücü ve antioksidan etkilere sahip dağ çayının, vücut direncini yükselttiği, yaz aylarında oluşan gribal enfeksiyonlara karşı tüketilebileceği bildirildi

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Tıbbi Bitkiler Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yüksel Kan, Türkiye’de yaklaşık 3 bin çeşit endemik bitkinin bulunduğunu söyledi.
Endemik bitkiler bakımından çok zengin olan Türkiye’nin, bu zenginlikte dünya ortalamaların çok üzerinde yeraldığını ifade eden Kan, fakültelerinde birçok endemik bitki türünü incelediklerini ve oluşturdukları doğal ortamlarda bu bitkileri yetiştirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

HER GÜN BİR FİNCAN YETERLİ

Yetiştirdikleri endemik türlerden birinin de dağ çayı olduğunu ve bu türün oldukça geniş kullanım alanının bulunduğunu vurgulayan Kan, şunları kaydetti:
“Üç yıllık Ar-Ge çalışması sonucunda, bitkinin doğal alanlarında alınan verimden çok daha yüksek kalitede verim aldık. Bu bitki, ilaç, gıda ve kozmetik sanayisinde kullanılıyor. İçerdiği mineral bakımından da çok zengin. Eskiden grip ve nezle sadece kış hastalığı olarak bilinirdi. Şimdi yaz aylarında da çok basit bir şekilde çeşitli enfeksiyonlara yakalanabiliyoruz. Endemik bitki olan ‘sideritis stricta’ da içermiş olduğu etkili maddeler bakımından sağlıklı bir bitki. Antioksidan etkileri çok yüksek olduğu için serbest radikallerle savaşımda vücut direncini artırarak, hastalıklara karşı korumada çok etkili. Dağ çayı bitkisini, özellikle çocuk ve yaşlılar gibi vücut direnci zayıf olanlar, yaz enfeksiyonlarına karşı tüketmeliler. Kış mevsiminde de çok rahat tüketebilirsiniz. Her gün bir fincan tüketmemiz yeterli olacaktır. Bu çayı günlük, çocuklarımıza da içirerek, onların sağlıklı yaşlanmasını sağlayabiliriz.”

ENDEMİK BİTKİLER HAYATIN PARÇASI OLMALI

Yüksel Kan, dağ çayıyla ilgili yapılan çalışmaların memnuniyet verici seviyede olduğunu, Türkiye’nin alternatif bir endüstri hammaddesi kazanacağını aktardı.

İnsanlığın sağlıklı yaşam için geçmişte içtikleri doğal bitki çaylarını, yeniden tüketime kazandırmaya çalıştıklarına dikkati çeken Kan, “İnsan-bitki ilişkilerinin incelenmesi olarak adlandırılan ‘etnobotanik’ çalışmalara bakıldığında; atalarımızın bu bitkileri çok daha düzenli şekilde kullandıklarını, günümüzde ise tıbbi endemik bitkilerden yeterli ölçüde faydalanılmadığını gördük. Son dönemlerde kaybolan bu değerlerimizi yeniden hayatımıza kazandırmaya çalışıyoruz. Daha sağlıklı bireylerin yetişmesi için endemik bitkilerin hayatımızda önemli bir yeri olmalı. Sağlıklı yaşam için alışkanlık haline getirmemiz gereken bu bitkileri şifa bulmak için değil, hastalanmamak için tüketmeliyiz” diye konuştu.