Blog

  • Vejetaryen beslenme

    Vejetaryen beslenme

    Vejetaryen kelime anlamıyla et yemeyen demektir. Et, tavuk, balık, yoğurt, süt, yumurta tüketmeyenlere vegan, süt içenlere lakto vejetaryen, et tüketmeyip sadece yumurta tüketenlere ovo vejetaryen, kırmızı et tüketmeyip sadece beyaz et tüketenlere semi vejetaryen, sadece yumurta ve süt tüketenlere lakto ovo vejetaryen denilmektedir.

    İnsan vücudu yapı itibariyle bütün besin gruplarından ihtiyacı ölçüsünde almak durumundadır ve vejetaryen kişilerin beslenmelerine daha da özen göstermesi gerekmekte.

    – Basit karbonhidrat tüketiminden kaçınılmalıdır, içeriğindeki hem yetersiz besin öğeleri hem de hızlı kilo artışını tetiklemesi nedeniyle kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

    – Vejetaryenlerde protein eksikliği görülebilmektedir,bitkisel kaynaklı proteinleri gün içerisinde bir öğünde tüketmelidirler. Kuru fasulye, barbunya, yeşil mercimek, nohut, soya fasulyesi eğer vegan değillerse yoğurt ile birlikte tüketilmelidir.

    – Eğer yumurta tüketebiliyorlarsa hergün 1 adet yumurtayı ya kahvaltıda yada sebze yemeği içerisinde veya salatada tüketmelidirler.

    – Veganlarda sıklıkla görülen kalsiyum ve demir eksikliğini önlemek için bol yeşil sebze tüketilmeli, kuruyemişlerden destek alınmalı, sebze içerisine soya ilave edilmeli.

    – Süt içmeyen veganlar da yine sütün yerine soya sütü tüketmelidir.

    – Kepekli ve mayalanmış ekmeklerden uzak durulmasında fayda var. Vejetaryenlerde görülen mineral eksikliklerini tetikleyici özelliği vardır. Diyetisyen Özlem Sert Aydın

    – Çay ve kahve tüketimini sınırlandırmak demir eksikliğini önleyecektir, özellikle yemekten hemen sonra içmeyin.

    – Soya, tüketimi açısından çok tartışılan bir besindir ama vejetaryen beslenmesinde tüketimi önerilmektedir. Özellikle zenginleştirilmiş soya ürünlerini tercih edilmesinde fayda var.

    – Kuruyemişler zengin protein içeriğiyle gün içerisinde bir ara öğünde yer almalıdır.

    – Her öğünde salata veya söğüş sebze yer almalıdır, sebzeleri pişmiş olarak değil daha çok çiğ tercih etmek ve içerisine yeşil biber, limon suyu ve domates eklemek önemli.

    – B12 eksikliği yine sık görülen bir durumdur gerekirse supleman takviyesi alınabilir.

  • Çikolata Kisti (Endometriosis) ve Tedavisi Prof.Dr.Recai PABUÇCU

    Çikolata Kisti (Endometriosis) ve Tedavisi Prof.Dr.Recai PABUÇCU

    Endometriosis hastalığının anlaşılabilmesi için endometrium dokusu ve kadınların aylık döngüsündeki değişikliklerinden kısaca bahsetmek gerekir:

    Rahim boşluğunu döşeyen epitel tabakasına endometrium dokusu (dölyatağı) adı verilmektedir. Endometrium dokusu, rahim iç duvarlarını ince bir tabaka halinde döşemektedir. Endometrium hücreleri ve bağdokusu (stroma) hücrelerinden oluşan bu doku hamileliğe hazırlık için her ay siklik değişiklikler geçirmektedir. Adet döneminde endometrium dokusu parçalanarak dökülmekte, adet kanı ile rahim ağzı ve vajina yoluyla dışarı atılmaktadır. Bununla beraber, kadınların önemli bir kısmında adet kanı tüplerin içinden geçerek karın boşluğuna da az miktarda geçmektedir. Adet kanının geri akımıyla (retrograd) karın boşluğuna geçen parçalanmış endometrium dokusu vücudun bağışıklık sistemine ait “makrofaj” hücreleri tarafından ortadan kaldırılmaktadır.

    Endometrium dokusu her ay kendini yenileme ve dökülme fazlarından geçmektedir. Bu değişiklikler beyinden ve yumurtalıklarda salgılanan hormaonların etkisiyle olmaktadır. Endometrium tabakası adet sonrası dönemde ince iken (3-5mm), takip eden günlerde ise hormonal etkilerle giderek kalınlaşarak 9–15 mm’ye kadar kalınlaşmaktadır. Adet bitimiyle endometrium dokusu rejenere olur ve giderek kalınlaşır. Yaklaşık olarak yumurta çatlamasından sonraki 5.-6. günlerde oluşan embriyo rahim boşluğuna ulaşmaktadır. Bu günlerde endometrium hamilelik için hazır hale gelmiş olması gerekmektedir; aksi halde embriyo endometriuma yerleşemez ve hamilelik oluşmaz.

    Endometriosis, rahim iç dokusunu (dölyatağı) oluşturan endometrium hücrelerinin, bu bölge dışındaki yerlerde yerleşmesidir. Endometrium hücrelerinin rahim iç bölgesi dışında yerleştiği alanlara ise ‘endometriosis odağı’ denilmektedir. Endometriosis odakları az sayıda olabileceği gibi ağır formlarında çok yayagın olarak bulunmaktadır.

    Normalde sadece rahim iç tabakasında bulunan endometrium dokusunun nasıl olup da başka alanlara yerleştiği kesin olarak bilinmemektedir. Yukarıda anlatıldığı gibi adet kanının geriye akımı ile karın boşluğuna geçmesinin önemli rol oynadığı bilinmektedir. Ancak, kadınların önemli bir kısmında geriye akım var iken, neden sadece bir kısmında endometriosis hastalığının oluştuğu bilinmemektedir. Karın boşluğuna ulaşan endometrium dokularını parçalayıp yok etmesi gereken bağışıklık sisteminin yetersizliği suçlanmaktadır. Sonuç olarak yok edilemeyen endometrium dokusu rahim dış yüzeyine, yumurtalıklara, tüplere, alt karın boşluğu zarlarına (periton), barsak yüzeylerine tutunarak yerleşmektedir. Retrograd akım endometriosis odaklarının oluşmasındaki en güçlü teori olmakla birlikte başka mekanizmaların da rol oynadığı düşünülmektedir (metaplazi teorisi, hematojen yayılım v.s.)

    Çikolata kisti yani endometriosis hakkında merak edilenler… Kadınlarda kısırlığa da neden olabilen çikolata kisti ihmal edilmemesi ve kısa zamanda tedavisinin yapılması gereken bir rahatsızlık. Çikolata kisti hakkında daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak istiyor, kistin kimlerde daha sık görüldüğünü, tedavisi. Çikolata kisti, belirtileri ve tedavisi aşağıdaki yazıda yer almaktadır. Vücudun hangi bölgesinde çıkar ? Cinsel ilişkiyi engeller mi ? İltihap mıdır, fiziksel bir değişim midir ? Rahim nasıl değişime uğrar ? Hangi yaşlarda ortaya çıkar ? Doğum yapmış kadınlarda görülür mü ? Gebe kalamayanlarda çikolata kisti ihtimali daha mı fazladır ? Riski arttıran faktörler nelerdir ? Yanlış beslenme, sigara gibi faktörler etkili midir ? Vücut nasıl kist oluşturur ? Ağrı duyulur mu ? Kanama olur mu ? Cinsel ilişki sırasında nasıl bir rahatsızlık yaşanır ? İlerleyen safhalarda hastaya nasıl bir zarar verebilir ? İlerleyen safhalarda neler yaşanır ? Erken teşhis önemli midir ? Ameliyat mı ilaç tedavisi mi tercih edilir ? Zor bir ameliyat mıdır ? Hangi durumlarda rahim ve yumurtalık alınır ? Kist yeniden tekrarlayabilir mi ? Önlem almak mümkün mü ? Hangi ilaçlar etkili olabilir ? Hangi sıklıkta kontrol edilmelidir ?

     

    Çikolata Kisti (Endometriosis) ve Tedavisi

    – Çikolata kisti nasıl tedavi edilir?
    – Çikolata kistinin belirtileri nelerdir?
    – Çikolata kisti tedavi edilmezse ne olur?
    – Çikolata kisti neden olur?
    – Çikolata kisti nedir?
    – Çikolata kisti kimlerde daha çok görülür?
    – Çikolata kisti tedavisinde başarı kesin midir?

    Görülme sıklığı

    Endometriosis hiç bir şikayeti olmayan, tedavisiz gebe kalabilmiş kadınlarda da bulunabildiğinden bu hastalığın kadınlarda görülme sıklığı kesin olarak bilinmemektedir. Tanısı laparoskopi veya ameliyat ile konulduğundan, bildirilen oranlar değişkenlik göstermektedir. Ancak, doğurganlık çağındaki kadınlarda görülme sıklığı %10 tahmin edilmektedir. Hamile kalma problemi olmayan kadınlara bu oran düşük iken (%1-5), gebe kalamama (infertilite) nedeniyle başvuran kadınlarda bu oran % 20-40’lara çıkmaktadır.

    Endometriosis odakları nerede ve nasıl görülmektedir ?

    Endometriosis karın içinde ve genital organlar üzerinde çok değişik tipte lezyonlara yol açmaktadır. Bu lezyonların yaygınlığına göre Evre I-II-III-IV olarak sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma bizzat laparoskopi sırasında lezyonların yerleşimi ve yaygınlığına göre yapılmaktadır. Laparoskopi yapılmadan endometriosis tanısı ve evresini tahmin etmek mümkün değildir. Minimal-Hafif (Evre I-II) endometriosis’te hastalık daha sınırlı ve başlangıç döneminde iken, Orta-Ağır (Evre III-IV) formlarında endometriosis daha yaygındır. Evre III-IV’de, genellikle karın içersinde ileri derecede yapışıklıklar ve çikolata kistleri bulunmaktadır. Her zaman geçerli olmamakla birlikte genellikle hastanın şikayetleri (kasık ağırısı, şiddetli adet sancısı, ilişkide ağrı, çocuk sahibi olamama v.s) endometriosis evresi ile orantılı olarak artmaktadır. Bununla birlikte, çok ileri endometriosiste şiddetli belirtiler olmayabileceği gibi, çok hafif formlarında şikayetler ciddi ve dayanılmaz olabilir.

    Endometriosis odaklarının yerleşim bölgeleri görülmektedir. En sık yumurtalıklarda görülür, daha sonra sırası ile rahim arkasındaki Douglas çukurunu örten periton zarında, rahmi yerinde tutan bağlarda, tüplerde, ince-kalın barsaklarda, mesanede, rahim ağzı, vajina ve dış genital organlarda görülmektedir. Nadiren göz, akciğer gibi genital organ dışı yerleşimleri de görülmektedir.

    Laparoskopi operasyonu sırasında her iki yumurtalıkta çikolata kisti görülmektedir.

    Endometriosis odakları küçük, koyu kırmızı-mavi-siyah renkli, barut yanığına benzer oluşumlardır. Bu odaklar değişmeden kalabilir veya ilerleyebilir, bulundukları yerlerde reaksiyona neden olup etraflarındaki normal dokuları kendilerine çekerek onlara yapışabilir (örneğin rahim ve barsak sıkı bir şekilde birbirine yapışabilir) veya organlar arasında ince-kalın fibröz bantlar şeklinde yapışıklıklara yol açabilirler. Bu yapışıklıklar herhangi bir şikâyete veya kısırlığa yol açmayabileceği gibi, özellikle tüpler ve yumurtalıklar arasında yoğun yapışıklıklar hamile kalmayı zorlaştırabilir veya tamamen engelleyebilir. Bu yapışıklıklar yumurtanın tüplerin içine alınmasını, tüplerin içindeki yolculuğunu engelleyebileceği gibi dış gebelik rsikini de arttırmaktadır. Ayrıca, normal anatomik bütünlüğün bozulması, organlardaki çekilmeler, yapışıklıklar ve yer değiştirmeler şiddetli ağrılara yol açabilmektedir. Bu ağrılar belli dönemlerde (adet döneminde, ilişki esnasında) kadını rahatsız edebilir veya sürekli olabilir.

    Yumurtalıkların yüzeyinde başlayan endometriozis odakları bazen her adet döneminde yumurtalık dokusu içine kanayarak çikolata kisti (endometrioma) oluşumuna neden olabilir. Her adet döneminde nasıl rahim içerindeki endometrium dokusu hormonal değişiklikler ile kanayarak dökülmekteyse, yumurtalıktaki endometriosis odakları da kanayarak kistin zaman içersinde büyümesine yol açmaktadır. Bazen her iki yumurtalıkta çapları 10 cm büyüklüğüne kadar büyüyebilen çikolata kistleri bulunmaktadır. Ultrason muayenesinde çikolata kistlerinin tipik görünümleri vardır.

    Ultrason incelemesinde sol yumurtalıkta saptanan yaklaşık 10 cm çapında çikolata kisti (endometrioma).

    Endometriosis hastaları hangi şikayetlerle doktora başvurmaktadır ?

    En sık başvuru nedeni şiddetli ağrı ve infertilite (gebe kalamama) olmaktadır. Hastanın ağru şikâyeti periodik veya sürekli olabilir. ?iddetli kasık ve/veya bel ağrısı (kronik pelvik ağrı), adetlerin aşırı sancılı olması (dismenore), cinsel ilişkinin ağrılı olması (disparoni) veya makata vuran ağrı gibi tipik şikâyetleri olabileceği gibi hasta ağrısını atipik şikâyetlerle de dile getirebilir. Düzensiz adet kanaması, kabızlık, barsak tıkanıklıkları gibi şikayetler de yapabilmektedir. Ayrıca, hastanın hiç bir şikayeti olmadan rutin jinekolojik ve ultrason muayenesi sırasında çikolata kisti tespit edilebilir.

    Endometriosis ve Kısırlık ilişkisi

    İnfertilite (gebe kalamama) endometriosis hastalarını etkileyen önemli bir sorundur. Bu hastaların tedavisiz hamile kalmaları mümkün olmakla birlikte, özellikle hastalığın ileri evrelerinde genellikle cerrahi veya infertilite tedavileri ile yardımcı olunmaktadır. Infertilite tedavisi amacıyla ovülasyon indüksiyonu ve aşılama ilk aşamada uygulanmalıdır. Bu tedaviyle sonuç alınamayan hastalara sonraki aşamada tüp bebek uygulanmaktadır. Çikolata kisti veya endometriosis nedeniyle laparoskopi veya ameliyat yapılan hastalara cerrahi sonrası 1 yıl doğal yollarla gebe kalmaları önerilmektedir. Bu süre içinde doğal yollarla gebe kalamayan veya operasyon sırasında hamile kalmalarını engelleyecek ileri problemler saptanan hastalara tüp bebek yöntemi uygulanmaktadır.

    Çikolata Kistleri

    Endometriosis hastalığının infertiliteye yol açmasının başlıca nedenleri şunlardır:

    • Organlar arasında yapışıklıklar oluşması (özellikle, rahim, tüpler, yumurtalıklar ve barsaklar arasında)
    • Tüplerde tıkanıklılara neden olabilir
    • Çikolata kistleri olduğunda yumurtalıklarda sağlam dokuyu azaltmakta veya yumurtalıkların rezervini etkilemektedir.
    • Yumurtlalıklarda folikül gelişimi bozulmakta, hormonal düzensizlikler neden olmaktadır (luteal faz yetmezliği)
    • Embriyonun, sağlıklı gelişimini ve tutunmasını bozmaktadır.
    • Bağışıklık sisteminde değişikliklere yol açmaktadır.

    Endometriosis Tedavisi

    Endometriosis tedavisi genellikle 3 nedenle yapılmaktadır:

    • Ağrı
    • Infertilite (kısırlık)
    • Çikolata kisti

    Hastaların önemli bir kısmında birkaç neden birlikte bulunmaktadır. Kadının bekâr veya evli oluşu, çocuklarının olup olmadığı veya ilerde çocuk isteyip istemediği, yaşı ve şikâyetlerin şiddeti, tedavi seçimi ve izlenecek yol açısından önemlidir. Ayrıca, çocuk isteği varsa eşinin sperm analizi de değerlendirilmelidir.

    Tedavi şekilleri nelerdir ?

    Kişiden kişiye değişebilen tedavi seçenekleri vardır:

    1. Tıbbi tedavi
    2. Cerrahi tedavi
    3. Tıbbi + Cerrahi tedavi
    4. Tüp bebek uygulamaları

    1. Medikal (ilaçla) tedavi

    Özellikle ağrı şikâyetinin giderilmesi için kullanılmaktadır. Doğum kontrol hapları, GnRH analogları, danazol, progestinler gibi hormonal etkili ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar endometriosis odaklarının baskılanması ve ağrının giderilmesi amaçlanmaktadır. Ancak ilaçlarla endometriosis odaklarının tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmadığı gibi hastalar ilaç tedavisinden sınırlı derecede yarar görmektedirler.

    Bunların arasında en etkili olan ilaç türü GnRH analoğu adı verilen iğnelerdir. GnRH analoglarının etkisiyle hipofiz bezi ve dolayısıyla yumurtalıklar baskılanmakta ve “yalancı menopoz” durumu oluşturulmaktadır.

    Endometriosis odakları hormonal etki altında geliştiğinden, yumurtalık hormonlarının baskılanması sonucu bu odaklar gerilemekte ve ağrı azalmaktadır. Bu ilaçlar genellikle ameliyattan önce veya sonra 3-6 aylık dönemlerde kullanılmaktadır. Aylık veya 3 ayda bir yapılan iğneler şeklindedir. Yan etkileri nedeniyle, bu ilaçların 6 aydan daha uzun kullanılması önerilmemektedir. Doğum kontrol hapları veya progestinler daha uzun sürelerle kullanılabilir. Genellikle, ilaçlar kesildikten sonra şikayetler tekrar başlamaktadır.

    Günümüzde ilaç tedavisinin infertilite açısından yararlı olmadığı belirlenmiştir. Bu ilaçlar kadının gebe kalmasına herhangi bir etki yapmadığı gibi zaman kaybına yol açmaktadır.

    2. Cerrahi tedavi

    Endometriosisin yol açtığı ağrı, çikolata kisti ve infertilite varlığında öncellikli tedavi yöntemi cerrahi yaklaşımdır. Cerrahi tedaviye karar verildiğinde mümkün olan her hastada, laparoskopik cerrahi tercih olmalıdır.

    Laparoskopi imkanı yoksa veya cerrahın deneyimi yeterli değilse açık ameliyat ile endometriosis tedavisi yapılabilmektedir. Laparoskopik cerrahinin klasik açık ameliyatlara göre pek çok avantajı vardır. Özellikle ilerde çocuk isteği olan hastalarda laparoskopik operasyonun bu konuda çok deneyimli ekipler tarafından yapılması gerekmektedir.

    Endometriosis hastalığının cerrahi tedavisinde amaç endometriosis odaklarının mümkün olduğunca yakılması veya tahrip edilmesi, oluşmuş yapışıklıkların giderilmesi, yumurtalıklarda çikolata kisti (endometrioma) varsa çıkartılması ve bozulan anatominin tekrar normale getirilmesidir. Endometriosis odaklarını tahrip edilmek için elektrik enerjisi veya lazer kullanılmaktadır. Özellikle yaygın endometriosis varlığında lazerin diğer yöntemlere göre belirgin bir üstünlüğü vardır. Karın içi ve genital organlar arasında oluşmuş yapışıklıkların giderilmesi ve bu yapışıklıkların tekrardan oluşmasını engellemek için gerekli önlemler alınmalıdır.

    Laparoskopik cerrahide çikolata kisti tedavisi için çeşitli cerrahi teknikler uygulanmaktadır. Ancak kistektomi tekniği (kistin tamamen çıkartılması) en etkili tedavi yöntemidir. Laparoskopide kistin sadece aspire edilmesi (içindeki sıvının boşaltılması), kist duvarını çıkartmadan sadece duvarının yakılması şeklindeki uygulamalar, veya kistin eksik çıkartılması gibi durumlarda 6 ay–1 yıl içinde kistin tekrar oluşma riski belirgin olarak artmaktadır. Başarılı cerrahi tedaviden sonra çikolata kistinin tekrarlama ihtimali çok düşüktür. Eğer hastanın bir şikayeti yoksa, 3cm altındaki çıkolata kistlerinin takip edilmesi, büyümesi durumunda cerrahi olarak çıkartılması önerilmektedir. Çikolata kistlerinin ilaçla tedavisi başarısız olmaktadır. Sadece, ameliyat öncesi kistin küçülmesi ve ameliyatın daha kolay yapılması veya ameliyat sonrası dönemde ağrı şikâyetinin giderilmesi için ilaçlar kullanılmaktadır.

    Çikolata kisti çıkartılırken sağlam yumurtalık dokusunun korunması ve zarar verilmemesi son derece önemlidir. Özellikle genç veya ilerde çocuk sahibi olamak isteyen kadınlarda gereksiz ve yanlış olarak kist beraberinde sağlam yumurtalık dokusunun çıkartılması veya kist bulunan yumurtalığın tamamen alınmasından kaçınılmalıdır. Bu durumlarda kadının yumurtalık reservi ve doğurganlık potansiyeli azaldığı gibi erken menopoz da meydana gelebilir. Günümüzde bazı seçilmiş hastalarda cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi ameliyatttan önce çikolata kistlerinin küçültülmesi veya ameliyat sonrası 3-6 aylık sürelerle kullanılmaktadır.

    Kronik pelvik ağrı tanımı ile 6 aydan daha uzun süre devam eden ağrılar anlaşılmaktadır. ?iddetli kasık ve bel ağrısı, şiddetli adet sancısı veya ağrılı ilişki şikayeti olan kadınlarda laparoskopi sırasında ağrısını gidermeye yönelik ek işlemler de yapılmaktadır. Laparoskopik LUNA (laparoscopic uterine nerve ablation) veya presakral sinir ablasyonu ile ağrı duyumu taşıyan sinir uçları tahrip edilmektedir. Bu işlemler sonrası kadının ağrısında belirgin bir iyileşme olmaktadır.

    İnfertilite hastalarında ameliyat sonrası gebe kalma şansının en yüksek olduğu dönem ilk 1 yıldır. Ameliyat sonrası 1 yıl içersinde gebe kalamayan hastalara diğer tedavi opsiyonları sunulmalıdır. Laparoskopi sırasında infertiliteye yol açan tüm nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Lazer kullanılarak endometriosis odaklarının tahrip edilmesi, varsa yapışıklıkların giderilmesi ve tüplerin geçirgen hale getirilmesi, yumurtalıklarda çikolata kisti (endometrioma) varsa çıkartılması ve bozulan anatominin tekrar normale getirilmesi gerekmektedir. Gebe kalmak isteyen kadınlarda, ameliyat sonrası 1 içinde sonuç alınamadığı durumlarda diğer infertilite tedavilerine geçilmelidir. Eğer kadının eşinde sperm problemi varsa o zaman tedavinin seçimi farklı olabilmektedir.

    Genel prensip olarak çikolata kisti ve endometriozis operasyonlarını takip eden 6 ayda gebelik oluşmamışsa, tüpler açıksa, 2–3 kere yumurtlama tedavisi ve aşılamadan sonuç alınmazsa Tüp Bebek tedavisine geçilmelidir.

    Tüplerde problem varsa kadın yaşı 35 in üzerinde ise beklemeden derhal tüp bebek tedavisine geçilmelidir.

  • SNAP-ON SMILE

    SNAP-ON SMILE

    Ağrı yok, anestezi yok, delme yok, yapıştırıcı yok. Tedavi ve estetik diş hekimliğinde nonefraktif, iki taraflı, uygun maliyetli bir yol arayan hastalar Snap-On Smile için mükemmel adaylardır. Snap-On Smile, daha iyi hissetmek, daha iyi görünmek ve daha iyi hizmet isteyen hastalar için kolay, hızlı ve maliyeti düşük bir çözümdür. Çünkü yemek yerken bile Snap-On Smile’ı kullanabilirsiniz. Hatta sert olan gıdaları rahatlıkla yiyebilirsiniz. Snap-On Smile’i kullanan hastalar, kendilerine daha çok güvendiklerini ve daha çok öz saygı hissettiklerini bildirirler.

    Çogu kişi Snap-On Smile’ın doğal görünümünden ve kullanırken verdiği histen etkilenir, yaşam değiştiren sonuçlara yaklaşık iki haftada ulastıklarına çok memnun kalır. Bu devrim yaratan ürün, kısa ve uzun vadeli klinik sorunların genis bir yelpazede çözümü için en ideal üründür. Aynı zamanda nonefraktif tedavi seçenegi yanısıra bir tanı cihazı işlevi görür. Snap-On Smile daha ciddi diş operasyonlarından önce yüz yapısında yükselme, çıkarilabilir bir takma diş ve uzun vadede gülümsemenizi arttırma yoluyla dişlerinizi daha güzel göstermeyi amaçlayan bir üründür.

    Snap-On Smile yillarca kullanılabilir ve buna ragmen fiyati yeterince uygundur. Snap-On Smile, ihtiyaci olup tedavi konusunda kararsız olan hastalar için tedavi için harekete geçirici bir ürün olduğunu da kanıtlamıştır. Araştırmamız, Snap-On Smile ile tedaviye başlayan hastaların yüzde 40’inin daha kapsamlı tedavi edici diş hekimliğine geçiş yaptığını kanıtlamıştır.

     

    SNAP-ON SMILE | 1 SNAP ON SMILE Nedir ?

    Ürünümüz Dr.Marc Leichtung tarafından icat edilen ve 7 senedir kusursuz bir şekilde 46 ülkeye yayılan kişiye özel üretilen Dental Kozmetik bir üründür.Ürün Kristalize edilmiş Asetil Reçine hammaddesinden üretilmektedir.Çok rahat takılıp çıkarılabilen Veneer olarak tanımlanabilecek Non-invaziv bir estetik uygulamadır.

    Ürünümüz eşsiz ve alanında tek patente sahip üründür.

    Snap On Smile ile günlük yaşamınıza aynı şekilde devam edebilir.Yemek yiyebilir ve birşeyler içebilirsiniz.Ceviz kırabilir ve Elma yiyebilirsiniz.Materyalin esenkliği sayesinde dişin ekvator hattına doğru genişleyen Snap On Smile’ın kuron marginleri,ekvator hattından koleye doğru tekrar daralarak undercutlara tutunmaktadır.Bu tutunma çiğneme esnasında protezin ağızda hareket etmemesini sağlayabilecek kadar kuvvetlidir.

    Dişlerin okluzal kısımlarını açık hazırlayarak okluzyonun değişmemesini sağlamak,3 üyeye kadar blok köprügövdesi ile dişsizlikleri gidermek mümkün olan eşsiz bir üründür.

    Snap On Smile sadece 2 kısa diş hekimi ziyareti ile sahip olabileceğiniz,Ağrı,sızı,kaşıntı,yanma,kızarıklık Hassasiyet, alerjik reaksiyon,diş kesimi,delme,yapıştırma,çakma gibi işlemlerin yapılmadan mükemmel ağız görüntüsü sağlayacak tek ve gerçek Dental Kozmetik ve Estetik ürünüdür.Snap on Smile ile artık gülmekten çekinmenize asla gerek kalmamaktadır.

    Snap on Smile özellikle Kozmetik Gülüş Geliştirme,Implant sonrası restorasyon,Dikey yükseltme gibi dental konularda en basit ve en uygun çözümdür.

    Dişlerinize diş hekimi tarafından hiç değilmeden üretilen bir üründür.Tek yapılması gereken düzgün bir ölçü alınması ve RX FORM’un diş hekimi tarafından doldurulması ve Isırık Referansı(Kapanış referansı) alınması ve tarafımıza gönderilmesidir.

    3 hafta sonra ürün hastaya teslim edilmektedir.2012 yılı sonuna kadar hedef üretimin Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yapılmasıdır.Bu üretim ile birlikte hastaya teslim süresi 3-5 günü geçmeyecektir.Snap on Smile gülmekten çekiniyorsanız,diş hekiminden korkuyorsanız,dişleriniz için anestezi gerektiğinde şoka giriyorsanız hayatınızı pozitif yönde değiştirebilecek en etkin üründür.

    [youtube id=”c3GRqBF5FB0″ width=”600″ height=”350″]

    Diş Eti Estetiği

    – Diş eti çekilmelerinde ne tür tedavi yöntemleri uygulanabilir?
    – Diş eti estetiği nasıl yapılır?
    – Diş etlerine estetik yaptırmak pahalı mı?
    – Hangi diş eti hastalıkları estetik müdahaleyi gerektirir?
    – Diş eti estetiği ağrı yapar mı?
    – Diş ve diş eti estetiklerinde nelere dikkat edilir?
    – Kimler diş eti estetiği yaptırabilir?
    – Diş etlerinde sık karşılaşılan estetik sorunlar nelerdir?

    Diş Estetiği Yöntemleri

    – Estetik diş hekimliğinde protez dişler nasıl kullanılır?
    – Lamine diş kaplamalarının avantajları nelerdir?
    – Estetik diş hekimliğinde hangi yöntemler kullanılır?
    – Estetik diş hekimliğinde ne tür estetik dolgular yapılabilir?
    – Diş estetiği uygulamalarında implantlar nasıl kullanılır?
    – Estetik diş tedavileri hangi durumlarda gereklidir?
    – Diş estetiğinde diş etlerinin önemi nedir?

  • 2012 Ten Rengi Oje Modelleri

    2012 Ten Rengi Oje Modelleri

    Golden Rose Fantastic Color 172 numaralı oje ile tırnaklarınızın sade ve temiz görünümüyle kendinizi çok daha güzel hissedecek, “doğala dönüş trendi”ne uyum sağlayacaksınız.

    Kolay uygulanma özelliği ve şişe tasarımıyla hem tırnaklarınıza hem göz zevkinize hitap edecek Fantastic Oje Serisi, etkili formülü sayesinde arzu edilen kalıcılığı uzun süre muhafaza edecek. Golden Rose Fantastic Color Oje serisi 172 moda rengi ile göz alıcı tırnaklar yaratarak güzelliğinizi tamamlayacak.

    Türkiye’nin her yerindeki Golden Rose Kiosk ve Shop’larından, parfümerilerden satın alabileceğiniz Golden Rose Fantastic Color Oje Serisi’nin fiyatı ise 3.50 TL

  • Gelin Şalı Modelleri 2012

    Gelin Şalı Modelleri 2012

    2012 Şal modelleriyle birlikte gelin şalı örnekleri sizlerle.

  • Şöbiyet

    Şöbiyet

    Şerbetli tatlı dendiğinde akla ilk gelenlerden biri şöbiyet. Hamur açmanın zorluğundan çekinen tatlıseverler, ev yapımı şöbiyet tabaklarına imrenerek bakmakla yetinir.

    Oysa biraz zahmet gerektirse de bu tatlıyı yapmak imkansız değil. Konuklarınıza ev yapımı şöbiyet dilimleri ikram etmek istiyorsanız bu tarifi deneyin.

    Şöbiyet için malzemeler

    – 1 kg buğday unu
    – 3 yumurta
    – 10 gr tuz
    – 50 gr nişasta
    – 1 kg sade yağ
    – 500 gr antepfıstığı içi
    – 500 gr süt
    – 50 gr irmik
    – 750 gr şeker
    – 350 gr su

    Şöbiyetin yapılışı

    Şöbiyet için hamurun hazırlanışı ve açılışı tıpkı baklava yapımındaki gibidir. Unu tezgaha dökün, ortasında bir boşluk açın. Yumurtaları tuzla çırpın, biraz sulandırarak una ilave edip yoğurma işlemine başlayın.

    Yoğurma süresince karışıma azar azar su ekleyerek kulak memesi kıvamına gelene kadar devam edin. Hazırladığınız hamuru çekerek uzatın ve iki parmak kalınlığında parçalar halinde kesin.

    Kestiğiniz hamur parçalarını elinizle yassı hale getirin, üzerlerine biraz nişasta serpin ve kenardan ortaya doğru incelterek açın. Yarıçapları 25-30 santim olacak şekilde incelttikten sonra yeniden nişastalayarak üst üste dizin. Açma işlemini bu şekilde üç kere tekrarlayın. Son yufkalarınızın eni 60, boyu 120 ile 140 santimetre arası olmalı.

    Şerbeti soğutup dökün

    10 yufkayı üzerlerine tereyağı sürerek üst üste dizin ve kenarları 7 santimetrelik kareler biçiminde kesin.

    Süt ve irmiği geniş bir tencereye alıp koyu bir kıvama gelene dek karıştırarak pişirin. Kara hamurların içlerine birer ceviz büyüklüğünde irmikli kaymak ve biraz fıstık içinden koyun.

    Uçlarını mektup zarfı şeklinde kapattığınız yufkaları tepsiye dizin. Tereyağının kalanını eriterek tepsiye dökün. Tüm hamurlar ıslandıktan sonra yağın fazla görünen kısmını tepsiyi hafifçe eğerek dökün.

    Fırınınızı orta ayarda ısıtın. Fırına şöbiyet tepsinizi yerleştirin ve hamurları yarım saat kadar pişirin. Şöbiyet pişerken, şerbeti için su ile şekeri karıştırıp ocakta ısıtın ve kıvamlı hale getirdikten sonra ateşten alıp soğumaya bırakın.

    Pişen şöbiyetin üzerine soğuk şerbetini dökün. Tatlı ılındığında servis tabaklarına alabilir, üzerlerini fıstıkla süsleyerek servis edebilirsiniz.

    İlgili Konular ;

    – Şöbiyet nasıl yapılır?
    – Şöbiyet tatlısı için yufka nasıl hazırlanır?
    – Şöbiyetin iç malzemesi nasıl hazırlanır?
    – Şöbiyet nasıl şerbetlenir?
    – Şöbiyet yapmak için hangi malzemeler kullanılır?
    – Şöbiyet nasıl servis edilir?
    – Şöbiyetin lezzetli olması için nelere dikkat etmeliyiz?

  • Cinsel gücü Artıran besinler

    Cinsel gücü Artıran besinler

    Bazı besinlerin karın doyurmanın yanında afrodizyak etkisi bulunduğunu belirten uzmanlar, ruhu ve libidoyu besleyen bazı sebze, meyve ve bitki gibi besinlerin bulunduğunu bildirmektedir. Yapılan araştırmalara göre, uzmanların tavsiye ettiği afrodizyak etki yaratan, cinsel isteği ve sperm kalitesini artıran yiyecekler şöyle sıralanmaktadır:

    Maydanoz, nane, tarçın, fesleğen, kekik, vanilya, hardal, roka, şalgam, zencefil, ayçiçeği, kuşkonmaz, kereviz, enginar, bezelye, yumurta, hindi, antep fıstığı, susam, badem, ceviz ve fındık, salatalık, sivri biber, havuç, soğan, domates, hindistan cevizi, bal, pekmez, kivi, muz, çilek, avokado, incir, karpuz, ahududu ve hurma. Ayrıca şeftali, armut, mango, üzüm, elma ve greyfurt da afrodizyak etkisi olan meyveler arasında kabul edilmektedir. Belirtilen meyvelerden hazırlanan meyve sularında da benzer etkilerin bulunduğu iddia edilmektedir.

    Sperm Kalitesini Olumsuz Etkileyen Unsurlar

    Diğer yandan ideal vücut ağırlığının yüzde 15 oranında, altında veya üzerinde olmak, ağır sporlar ile uğraşmak, düzenli olarak alkol kullanımı ve sigara içilmesi gibi davranışlar sperm kalitesini ve miktarını olumsuz yönde etkilemektedir.

  • Burcunuzun Takıntıları

    Burcunuzun Takıntıları

    Koç

    – Kapalı bir yerde uzun süre duramaz.
    – Kışın başına şapka, bere takmadan sokağa çıkmaz.
    – Araba kullanırken hız yapmaktan kendini alıkoyamaz.
    – Sinirlendiğinde kafasını bir yere toslamadan duramaz.

    Boğa

    – Arabaya binsin veya eve girsin mutlaka kapısını kitler.
    – Onlarca hatta yüzlerce çanta ve cüzdanı vardır ve hepsinin içinde üç beş kuruş mutlaka bulunur.
    – Parfüm sürmediği bir saat bile yoktur.
    – Çiçeksiz duramaz.
    – Kahkülsüz duramazlar. Pembe, yeşil mavi turkuaz takıntıları meşhurdur.

    İkizler

    – Ellerini, ayaklarını oynatmadan bir şey anlatamaz.
    – Cep telefonu olmadan sokağa çıkamaz.
    – Pencere açmadan bir odada duramaz.
    – Seyahat takıntısı meşhurdur.

    Yengeç

    – Çocukluk oyuncaklarını atamaz, eskiye dair ne varsa saklar.
    – Pazarlık yapmadan bir malı alamaz..
    – İşine yarar diye hiçbir şeyi atamaz..
    – Kadınları rimel sürmeden duramazlar.

    Aslan

    – Konuşurken saçıyla oynamadan duramaz.
    – Her çantasının içinde mutlaka ayna ve de cımbız vardır.
    – Altın kolye, altın saat, altın yüzük takmayı çok sever.
    – Marka takıntısı olan burçlardır.

    Başak

    – Ellerini yıkamak en büyük takıntısıdır.
    – Parfümsüz sokağa çıkmaz.
    – Dudaklarını yemek takıntısı vardır.
    – Canı sıkılmışsa, parmaklarını ritmik olarak bir yere vurarak sıkıntısını dile getirir.

    Terazi

    – İhtiyacı olsun veya olmasın dışarı çıktı mı bir şeyler almadan eve dönmez.
    – Her çantasının içinde ayrı bir makyaj malzemesi vardır.
    – Marka takıntısı ile tanınır.
    – Parfüm takıntısı meşhurdur.
    – Oturduğu yerde bacaklarını sürekli titretir.

    Akrep

    – Cinsellik en büyük takıntısıdır.
    – Marka takıntısı ile tanınır.
    – Jöle, sprey takıntıları meşhurdur.
    – Kadınları ipek çorap, ruj ve iç çamaşırına takıntılıdır.

    Yay

    – Erkekler takım elbiseden nefret eder. Nikah memurunun önünde bile giymeyi bile reddedebilir.
    – Mavi ve mor renkleri giymeden duramaz. Bu onda takıntı hali almıştır.
    – Küçük ve kapalı alan takıntısı vardır.
    – Loto, toto, altılı ganyan, milli piyango takıntıları meşhurdur.
    – Seyahat takıntısı müthiştir.

    Oğlak

    – Erkekleri top sakal, fular, kol düğmesi ve saat takmadan duramaz.
    – Alıştığı parfümden başkasını kullanmama takıntısı vardır.
    – Sürekli bildiği yerlere gitme takıntısı meşhurdur.
    – Sürekli not alma takıntısı vardır.

    Kova

    – Maddi durumu ne olursa olsun tek taş yüzük takma takıntısı meşhurdur.
    – Her türden onlarca marka gözlüğü vardır.
    – Işıksız duramazlar.
    – Elektronik malzeme takıntıları meşhurdur.

    Balık

    – Ayakkabı merakı ünlüdür. Onlarca hatta yüzlerce ayakkabısı vardır.
    – Volta atma takıntıları vardır.
    – Bağdaş kurup oturma takıntıları vardır.
    – Kadınları ojesiz duramazlar.
    – Çay, kahve içmeden güne adım atamazlar.

  • Japon perde modelleri 2012

    Japon perde modelleri 2012

    2012 Ev Perde Modelleri ve Trendlerine bir göz atalım.

  • Ayrılık Acısı

    Ayrılık Acısı

    Ayrılık acısı hayatınızı mı kararttı? Üzülmeyin, yalnız değilsiniz. Başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır.

    Ayrılıklar hep acı verir ve zaman en iyi ilaçtır. Yaşamakta olduğunuz bu sürecin ‘geçici’ bir süreç olduğunu bilmelisiniz.

    1. Gereksiz bütün iletişimi kesin.

    Çok gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden çocuğunuz varsa veya aranızda henüz kapatmadığınız parasal ve maddi konularınız vs. o kişiyle (sadece bu konuları konuşmak amacıyla) temas kurabilirsiniz.

    Ama ortak arkadaş ve dostlarınızla sohbetlerinizde bile o kişiden bahsetmeyin. Ortak sosyal çevre nedeniyle aynı ortamlara girmeniz gerekiyorsa nazikçe selamlaşmak dışında o kişiyle yalnız kalmayın ve konuşmayın.

    2. Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği objelerden derhal kurtulun.

    Hediyeler, notlar, mektuplar vs. Bunları ayrıldığınız kişiye geri vermeyin. Maddi değeri olmayan eşyaları atın.

    Satılabilecek olanları (giysiler vs.) satın veya hayır kurumlarına bağışlayın. Hiçbir koşulda bunların size geri gelmeyeceğinden emin olun.

    3. Arkadaşlarınızla daha sık vakit geçirin.

    Zor zamanlarda arkadaş desteği önemlidir. Ama arkadaşlarınızı ağlama duvarına çevirmeyin. Onlarla birlikte yapacağınız başka etkinlikler sizi oyalayacaktır.

    4. Hemen başka bir ilişkiye atlamayın!

    Çivi çiviyi söker diyerek hemen başkasıyla ilişkiye giren insanlar vardır. Ama bu yanlıştır!

    Başka insanlarla tanışmak tamam ama başka insanlarla duygusal ve cinsel ilişkiye başlamak için çok yanlış bir dönemdesiniz. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.

    5. Eğlenceli ve yaratıcı bir şeyler yapın.

    Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize başlayın

    6. Ayrıldığınız kişinin hiç hoşlanmadığınız negatif yanlarını düşünmeye çalışın.

    İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır. Ayrılık acısı yaşarken insanlar hep ‘yaşanan mutlu günleri’ düşünür ama bu düşüncenin size bir yararı olmaz.

    Kendinize “Ayrılmamız iyi oldu, çünkü…” diye başlayan bir liste yapın. Ayrılık sürecini bir ‘arınma’ süreci olarak düşündüğünüzde psikolojik değişiminizi olumlu bir raya oturtabileceksiniz.

    7. Ayrıldığınız kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kağıda yazın.

    Bu kağıdı asla o kişiye göndermeye kalkmayın! Bu kağıdı bir süre sakladıktan sonra yok edin gitsin.

    Ayrıldığınız kişiye artık duygularınızı açıklamanın anlamı yoktur. Çünkü o artık sizin duygularınızı önemsemediği için sizin hayatınızdan çıkıp gitti.

    Ona olan duygularınızı açıklamanız onu geri getirmez. Aksine sizi zayıf ve patetik gösterir.

    8. Yalnız kalmaktan korkmayın.

    Dünyanın sonu değil bu. Bu sizin yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde.

    Kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl olsa bulacaksınız.

    9. Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş olmayı falan düşünmeyin.

    Ayrılırken “dost kalmak” nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost kalabilirler.

    Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar verebileceksiniz. Daha önce değil.

    10. Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye sardırmayın!

    Acınız unutmak için başkasıyla seks yapmaya da kalkmayın. Hiçbir faydası olmaz!

    Yaşadığınız bu acılı sürecin en iyi ilacı zamandır. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı ve nazik olun.

    Ayrılıktan ötürü kendinizi suçlamayın. Bu deneyimden bir şeyler öğrenmeye çalışın. Yaşananların bir hata değil, ileriye giden yolda yaşadığınız bir öğrenme süreci olduğunu düşünün.