Blog

  • Düşünce tarzınla zayıfla

    Düşünce tarzınla zayıfla

    Zayıflamak için öncelikle düşünce tarzının değiştirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar “Bilişsel Davranışçı Terapisi” ile kalıcı zayıflamanın mümkün olduğunu söylüyor.

    Kilo problemi olan herkesin bir çok diyet yöntemini kullanarak zayıflamaya çalıştığını ancak, düşünce tarzını değiştirmediği için başarısız olup, üstüne birkaç kilo daha aldığını kaydeden Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, “Bilişsel Davranışçı Terapi” yöntemiyle zayıflamanın daha kalıcı zayıflamanın mümkün olduğunu söyledi.

    Sürekli diyet yapıp kilo veremeyenlerin yaptıkları en büyük hatanın düşünce tarz ve kalıplarını değiştirememek olduğunu kaydeden Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, şunları söyledi:

    “Aslında zayıflamak için ne yapmak gerektiğini hepimiz çok iyi biliyoruz; aldığımız kalori harcadığımız kaloriden daha az olduğu zaman kilo veririz. Bu kadar basit bir formülü olmasına rağmen neden bir türlü kilo veremiyoruz veya verdiğimiz kiloyu kısa süre içerisinde geri alıyoruz? Çünkü kilo vermemize engel olan veya kilo almamıza neden olan düşünce ve davranış kalıplarımız var. Bunları değiştirmediğimiz sürece hayatımızın belirli dönemlerinde diyet yapıp, bir miktar kilo verip, sonra da bu verdiğimiz kiloları hatta çoğu zaman da daha fazlasını almaya devam ediyoruz. Bu aslında bir kısır döngü. Bu kısır döngüden çıkmak isteyenler için aslında çözüm var. Biz sürekli diyet yapıp mücadele eden, ama diyeti bıraktığında tekrar kilo alan kişilere, bir psikoterapi yöntemi olan Bilişsel Davranışçı Terapi ile zayıflamayı öneriyoruz. Tüm dünyada etkinliği kanıtlanmış olan ve yaygın olarak kullanılan Bilişsel Davranışçı Terapi, obez olan, kilo vermeyi başaramayan ama kilo vermek isteyen kişilere aslında zayıf insanlar gibi düşünmeyi ve yaşamayı öğreten bir tedavi yöntemi.”

    Bilişsel Davranışçı Terapisi konuşularak yapılıyor

    Bilişsel Davranışçı Terapi’nin diğer tüm psikoterapi türleri gibi konuşularak yapılan bir tedavi türü olduğunu söyleyen Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, bu tedavi yönteminde, bazı düşünce ve davranış kalıplarının kişinin uyumunu bozduğu temelinden hareket edildiğini belirtti. Prof.Dr. Aslıhan Dönmez şunları ekledi:

    “Bu düşünce ve davranış kalıplarını fark etmek ve bunları değiştirecek teknikler öğretmek tedavinin temel hedefidir. Obez kişilerin yaşam öykülerine baktığımız zaman, tekrarlayan bir biçimde başarısız kilo verme girişimleri olduğunu, kilo vermeyi başarabilseler bile kısa sürede verdikleri kiloyu hatta daha fazlasını geri aldıklarını görürüz. Bunun temel nedeni, kişinin kilo almasına neden olan düşünce ve davranış kalıplarını tekrarlayan bir şekilde sürdürmesidir. BDT ile temel amaç, kişinin kilo almasına veya kilo verememesine neden olan bu düşünce ve davranış kalıplarını fark etmesini sağlamak ve bunları nasıl değiştireceğine dair teknikler öğretmektir. Buna bir nevi kilo ve yemeye yönelik hayat tarzını değiştirme ve zayıf insanlar gibi düşünme ve davranmaya başlama da denilebilir. Sürekli aynı düşünce ve davranış kalıplarını kullanarak bir kısır döngü içinde dönüp durmak kilo vermenizi sağlamaz. Birkaç gün veya hafta sıkı bir diyete girersiniz, bu dönem belli ölçüde kilo veririsiniz ama tekrar aynı yeme düzeninize dönüyorsanız kilo almanız kaçınılmazdır. Kimse aldığı kaloriyi harcadığı kaloriden fazla tuttuğu sürece kilo veremez. Hem o çok sevdiğiniz yüksek kalorili, lezzetli yiyecekleri yiyip hem de zayıf kalmanız mümkün değildir. Dolayısıyla, kilo vermenin ve bunu korumanın yolu bu kısır döngü içinden çıkmaktır. Bunun için de belirli davranış ve düşünce kalıplarının değiştirilmesi gerekir.”

  • Yumurta Kabuğu ile Çamaşırlar Bembeyaz

    Yumurta Kabuğu ile Çamaşırlar Bembeyaz

    Yumurta anne sütünden sonra en sağlıklı gıdadır. Bu kadar sağlıklı bir besinin kabuklarının faydasız olması tabiki mümkün değildir. Ama Öyle bir faydası ki varki sizlerde şaşıracaksınız.

    Yumurta Kabuğu ile Çamaşırlar Bembeyaz

    Beyaz yumurtanın kabuğunu 1 gün boyunca kurutuyoruz. Bunu beyaz çamaşırlarımızı kaynattığımız suyun içerisine yada iki kat yaptığımız tülbentin içerisine 2 yumurtanın kabuğunu ekleyerek makinenin içinde çamaşırlarla birlikte yıkıyoruz. Beyaz çamaşırlarda ve özellikle tüllerin üst kısımlarında harika bir etkiye sahip. Mutlaka denemelisiniz.

     

    Ev temizliğinde püf noktaları için tıklayınız!

  • Çocuk felci aşısı ne zaman yapılır?

    Çocuk felci aşısı ne zaman yapılır?

    Çocuk felci hastalığına neden olan polio virüsü nedir? Çocuk felci aşısı ne zaman yapılır? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kılıç tüm merak edilenleri anlattı…

    ÇOCUK FELCİ (POLİO) AŞISI

    Poliyomyelit nedir?

    Poliovirüs 1,2,3 tiplerinin neden olduğu çocuk felci enfeksiyonudur. Virüs ağız yolu ile bulaşır lenf dokusunda ve barsaklarda yerleşir ortalama vakaların % 95 enfeksiyonla sonuçlanmaz. Diğer olgularda ortalama 7. günde merkezi sinir sisteminde sinir hücrelerini etkileyerek çocuk felcine sebep olur.

    Nasıl bulaşır?

    Etken insana hasta kişilerin dışkısı ile temas etmiş yiyecek ve içecekler yoluyla bulaşır. İyi yıkanmamış gıdalar ve özellikle eller bulaşmada çok önemli rol oynar.

    Belirtileri nelerdir?

    Hastalık dört klinik şeklinde kendini gösterir;

    • Büyük çoğunluğu sessiz enfeksiyon,
    • Bir kısmı grip benzeri viral bulgularla geçen enfeksiyon,
    • Üçüncü kısım aseptik menenjitgibi inflamasyon yaratmayan kalıcı olmayan enfeksiyon,
    • Son olarak sinir sisteminde hasar oluşturarak gevşek felç yapan enfeksiyon.

    Nasıl korunulur?

    El hijyenine ve gıda temizliğine dikkate edilerek bulaş engellenebilir.

    Polio aşısı;

    İki şekilde bulunmaktadır, endemik olan ve halen vakaların görüldüğü ülkelerde ağızdan OPV (canlı aşı-damla şeklinde) olarak uygulanır. Ülkemizde de 6. ay ve 18. ay sonunda aile sağlığı merkezlerinde uygulanmaktadır. Diğer aşı IPV denilen inaktif (ölü) aşıdır. Bu aşı da poliodan arındırılmış ülkelerde OPV aşısının düşük de olsa istenmeyen yan etkilerine rastlamamak adına uygulanmaktadır. Ülkemizde 5’li karma aşı şeklinde 2-4-6 ve 18. ay sonlarında yapılmaktadır.

    Aşı kimlere yapılmamalıdır?

    Canlı aşıların yapılmaması gereken durumlarda (bağışıklık sistemi zayıf olan, steroid tedavisi alan, ciddi alerjik rekasiyonu olan, ciddi yanık ve ağır hastalık durumlarında) aşı yapılmamalıdır. Ayrıca etrafında bağışıklık sistemi zayıf olan kişi varsa bulaş olabileceği için OPV bu kişilere yapılmaz.

    İstenmeyen etkiler nelerdir?

    IPV’nin yan etkisi yok denecek kadar azdır, içerisinde neomisin, streptomisin ve penisilin bulunduğu için bu aşılara alerjisi olanlarda yapılmaz. OPV çok düşük oranda olsa da aşı yapılan kişide veya yakınında teması olan birinde paralizi (felç) geliştirebilmektedir.

  • Boyalı saçlara nasıl bakım yapılmalı?

    Boyalı saçlara nasıl bakım yapılmalı?

    Ooysa iş sadece boya yapmakla kalmıyor, sonrasında boyalı saça gerekli özeni göstermek gerekiyor. İşte boyalı saçların bakımıyla ilgili başlıca soruların yanıtları…

    1. Boyanırken saç temiz mi yoksa kirli mi olmalı?
    Saçınızın temiz ya da kirli olması fark etmez. Her iki durumda da iyi sonuç alabilirsiniz. Ancak boya yapmadan önce saçınızda jöle, biryantin, sprey, köpük gibi saç şekillendiricileri varsa fırça yardımıyla temizlemelisiniz. Çünkü şekillendiriciler saça yeterli miktarda boyanın nüfuz etmesini engeller. Boyanın kalıcılığı kısa süreli olur.

    2. Saç boyası saçı döker mi?
    Boya, saçı dökmez. Mevsim değişikliği, fizyolojik rahatsızlıklar, düzensiz beslenme gibi koşullar saçın dökülmesine neden olur.

    3. Cilde bulaşan boyalar nasıl temizlenir?
    Saç boyasını uygulamaya başlamadan önce saç diplerine nemlendirici krem uygulanabilir. Bekleme süresi sonunda saçlar yıkanmadan önce veya yıkandıktan sonra nemli bir pamukla boyanın ciltten temizlenmesi kolaylaşır. Nemlendirici krem uygulaması unutulursa, sabunlu bir bez ya da pamuklu yardımı ile boya temizlenebilir.

    4. Kaş ve kirpik boyanabilir mi?
    Kaş ve kirpikler hiçbir boya ile boyanmaz. Eğer kaşlarınızı boyamak istiyorsanız, özel olarak hazırlanmış kaş- kirpik boyalarını kullanın.

    5. Boya ne kadar zamanda uygulanmalı?
    Saç, ayda yaklaşık 1 cm uzar. 4 ila 5 hafta ara ile saç diplerini boyamak ve saç uçlarına rötuş yapmak gerekir.

    6. Kına olanlar boya yapabilir mi?
    Kına saçı kaplar ve saç üzerinde bir tabaka oluşturur. Kınayı saçtan çıkarmak ise mümkün değildir. Bu nedenle saçınızda kına varsa saç boyası kullanmayın.

    7. Saç renginin daha belirgin olması için saç boyasından fazla oksidasyon kremi kullanılırsa ne olur?
    Boya kutusunun içindeki reçetede yazılan miktar ve oranlar en sağlıklı sonucu almak için idealdir. Bu nedenle farklı bir karışım tavsiye edilmez.

    8. Renk seçerken nelere dikkat etmeli?
    Saçı renklendirmeden önce istenen sonuca ulaşmak için elde edilmek istenen rengin çok iyi saptanması gerekir. Renk saptaması yaparken daha önce boyanmamış saçlar için; saçlarda beyaz yoksa veya azsa, doğal renginden bir ton açık renk seçilmelidir. Daha önce boyanmış saçlar aynı renge veya koyu renge boyanabilir. Ancak boyalı saçları olduğundan daha açık renge boyamadan önce dekolore (saçın rengini açma) işleminin uygulanması gerekir. Bu şekilde arzulanan saç elde edilmiş olunur.

  • Sezaryen kaçıncı haftada yapılır?

    Sezaryen kaçıncı haftada yapılır?

    Planlı olarak uygulanan sezaryen doğum genellikle gebeliğin 39. Haftasında yapılmaktadır. Gebelik döneminde  son adet tarihine ve ultrason güncellemelerine göre 39 hafta 0 gün olduğunda ve daha sonrasında sezaryen doğum yapmak mümkün olmaktadır. Sezaryenin daha erken yapılması ise bebek ile alakalı çeşitli risklerin artmasına yol açabilir.

    Acil sezaryen:

    Daha önceden planlanmamış acil sezaryen operasyonları anne ya da bebek ile alakalı hayatlarını riske edebilecek durumlarda uygulandığından gebeliğin herhangi bir haftasında uygulanabilmektedir. Çoğunlukla gebeliğin 34. Haftasından sonra uygulanan sezaryen doğumlarında bebek ile ilgili bir sorun meydana gelmezken 34. haftadan önce uygulanan operasyonlarda bebeğin akciğer gelişiminin tam olmaması sebebiyle solunum sorunları ve farklı sorunlar meydana gelebilmektedir.

    Gebelik haftasından önce karın katmanları ve rahmin tıpkı sezaryen doğumda olduğu gibi kesilmesi ve bebeğin alınmasına histerotomi (hysterotomy) adı verilir. Bu operasyona sezaryen isminin verilmesinin sebebi bebeğe dair hiçbir herhangi bir yaşam beklentisinin bulunmamasıdır. Histerotomi hamileliğin iptali adına uygulanan bir cerrahi müdahaledir. Bunu küretaja benzetebiliriz.

    Sezaryen  ne kadar sürede tamamlanır?

    Sezaryen operasyonları çoğunlukla 30-60 dakika arasında tamamlanmaktadır. Daha önceki doğumlarını sezaryen yapan kişilerin ameliyatı hiç sezaryen yapılmamış kişilere kıyaslar daha uzun sürmesi muhtemeldir..

    Sezaryen olan hasta kaç günde iyileşir?

    Hasta çoğunlukla bir hafta içerisinde evde günlük işlerini yapabilir.  Evinde rahat rahat oturup kalkabilir. Dikiş atılan bölgenin iyileşmesi de yaklaşık olarak 1 haftayı bulur.

    Bebek için niçin doğumun gerçekleşmesi adına  39.haftayı beklemek bu kadar önemlidir?

    Genellikle tıbbi açıdan zorunluluk teşkil etmeyen nedenler sebebiyle başvurulan sezaryen doğumlarda ciddi bir artış olmuştur. Uzmanlar sezaryenin genel olarak hamileliğin 39. Haftasında yapılmasını salık verirler. Bundan önce yapılan sezaryenlerde anne ve bebek için çeşitli sorunlarla karşılaşma riski artar.  Şayet herhangi bir problem mevcut değilse doğumun kendi kendine başlaması en sağlıklısıdır. Fakat unutulmaması gereken bazı durumlar vardır. Bebeğin gelişimi için gebeliğin her haftası ayrı önem taşımaktadır. Gebeliğin son haftaları da bebeğin gelişimi için büyük bir önem teşkil eder. Gebeliğin son haftalarında bebeğinizin beyin-akciğer gelişimi hala sürmektedir. Yani bebeğinizin ne zaman dünyaya geleceğine karar verme şansı yoktur. Tıbbi zorunluluk durumları dışında böyle bir karar şansı mümkün değildir.  Fakat  hamileliğin son haftalarında istenmeyen bir problem ile karşılaşılırsa doğumu erken  yapmak gerekebilir. Bu da sezaryen ile olur. Şayet doğumu illa ki anne adayı planlayacaksa, doğum 39. Haftadan önce yapılmamalıdır.

    Anne karnındaki bebek için son haftalar neden önemlidir?

     

    Genellikle zamanında ve doğal miyadında dünyaya gelen bebekler, gebelik haftaları tamamlanmadan dünyaya gelen bebeklere göre daha sağlıklı olmaktadır. Doğum sırasında da erken doğan bebekler için daha fazla risk faktörü olduğu da bilinmelidir.

    kaynak: http://jinekoloji.com/sezaryen-dogum-kacinci-haftada-yapilir

  • Bebeklerin göz rengi ne zaman netleşir?

    Bebeklerin göz rengi ne zaman netleşir?

    Bebeklerin göz rengi nasıl anlaşılır? Bebeklerin göz rengi ne zaman netleşir? İşte, bu durumla ilgili merak edilen detaylar…

    Göze giren ışık miktarını büyüyüp küçülerek ayarlayan, gözbebeğimizin etrafındaki renkli kısma “iris” denir. Yakından baktığımızda da görebileceğimiz gibi ön yüzü girintili çıkıntılı, katlanmış tabakalardan oluşur. Arka yüzey ise kadife gibi düz ve yoğun koyu pigmentlidir.

    Göz rengi nasıl oluşur?

    Göz rengi, kıvrımlı ön tabakadaki pigment miktarına bağlı olarak değişkenlik gösterirken göz rengi ne olursa olsun arka tabakadaki pigment miktarı aynıdır. Ön tabakadaki pigment miktarı çok ise göz kahverengi, az ise yeşil, pigment yok ise göz mavi renkli olur. Koyu renk tenli insanların vücutları daha fazla pigment ürettiğinden göz renkleri de koyu olur.

    Bebeklerin göz rengi ne zaman değişir?

    Göz renginin görme kalitesi ile ilgisi yoktur. Ancak albinolardaki gibi arka yüzeydeki pigment eksikliği görme kalitesini etkiler. Bazı bebeklerin doğumda pigment üretimleri yeterli miktarda olmayabilir, birkaç ay içinde pigment üretimi tamamlanır ve mavimsi gri renk kahverengiye dönebilir.

    Bu değişiklik genelde ilk altı ay içinde tamamlanır, sonrasında göz renginde değişiklik olmaz. Dolayısı ile açık renkli gözler ilk altı ayda değişip koyulaşabilirken, koyu renkli gözlerde pigmentte azalma olmayacağından renginde açılma da olmaz.

    Van kedileri gibi iki göz renginin farklı oluşu (heterokromi) nadir bir genetik durum olup, görme kapasitesini etkilemez.

    Göz renginin değişmesi mümkün mü?

    Renk farkına başka bulguların eşlik edip etmediğinin göz hekimince kontol edilmesi önemlidir zira gözbebeğinin büyüklük farkının da eşlik ettiği “heterokromi” bebekte “konjenital Horner sendromu” gibi hastalıkların belirtisi de olabilir. Sonraki yaşlarda göz renginin değişimiyse ciddi hastalıkların belirtisi ya da sonucudur. Glokom krizleri yada zor geçmiş katarakt ameliayatları sonrası iris hasarına bağlı pigment kaybı renginde açılma yapabilir. Bazı glokom ilaçları pigment üretimini arttırıp renkte koyulaşma yapabilir. En ciddi ve önemsememiz gereken durum ise göz renginin çoğu kez yama şeklinde, nadiren diffüz olarak koyulaşması ile belirti veren iris melanomlarıdır. Sonuç olarak göz rengindeki değişimler ciddiye alınmalı ve hangi yaşta olursa olsun vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulmalıdır. Genel bir hatırlatma olarak hiçbir belirti ya da şikayet olmasa da ilk bir yaşta, en geç ikinci yaşta çocukların göz muayenesi mutlaka yapılmalıdır.

    Op. Dr. Fatma Altınsoy 

  • İlişkide başarının 5 altın kuralı

    İlişkide başarının 5 altın kuralı

    Bir ilişkiye başlamak kadar devam ettirebilmek de çok önemli. Başarılı bir ilişki sürdürebilmek içinse her iki tarafında uyması gereken kurallar var.

    Mutlu başlayan her ilişki mutlu devam edecek diye bir kural yok. Ama uygulayabilceğiniz basit bazı kurallarla mutlu ve daha sağlıklı bir ilişki geliştirip devam ettirmeniz mümkün. Başarılı bir ilişkinin 5 altın kuralını Evlilik ve Çift Danışmanı Uzman Psikolog Gamze Eser anlatıyor.

    1-Olumlu bakış açısı önemlidir

    Çiftler karşılaşacakları sorunları çözme yönünde eğilim gösterirlerse ilişkileri kolayca zenginleşip gelişir. Oysa bir tarafın olumsuz, sorun odaklı yaklaşımı hem diğer tarafı zorlayacak hem çözümsüzlükle sonuçlanacaktır. Bu nedenle hayata bakış açınızı gözden geçirmeniz ve ilişkinizde olumlu bakış açısına sahip olmanız elzemdir.

    2-Şeffaf olun

    Teknoloji çağında bireysel sırların kolayca ifşa olduğu gerçeğinden hareketle ilişki ile ilgili açık olmak, şeffaflık, sır saklamamak çok önemlidir. ”Nasıl olsa önemsemez, haberi olmasa da olur,” düşüncesi ile saklanan sırlar açığa çıktığında ilişkiyi bitirebilirler.

    Kendimiz için önemli olan bir konunun partnerimiz için önemsiz olduğu yanılgısı karşılıklı olarak sır saklamayı, gerçeği gizlemeyi beraberinde getirir. Bu nedenle her konuda şeffaf olmak çok önemlidir.

    3-Sosyal çevreye saygı duymak önemlidir

    Özellikle evli çiftlerde eşlerin ailelerinin olumsuz tutumu boşanmayla sonuçlanabilecek etkiler yaratabilir. Eşin yanında olmak, ailesine karşı kendilerinin de bir aile kurduğunu ifade etmek tepkiye yol açsa da bir süre sonra kabullenme ile sonuçlanacaktır.

    Eşlerin ailelerinin sınırlarını bilmesi, müdahalelerinde bir yanlış varsa çift olarak aynı görüşte ve kararlılıkla tutum belirlenmesi hem ilişkiyi güçlendirir hem de dışarıdan gelecek olumsuz enerjiyi bertaraf eder.

    4-Sorumlulukları paylaşın

    Eşlerin mümkün olduğunca dengeli bir biçimde sorumlulukları paylaşması; bunu yaparken haz aldıkları işleri seçmeleri ilişkilerin sağlığı için çok önemlidir. Bir taraf sürekli sorumluluk alıyor, diğer taraf bundan kaçınıyorsa bir süre sonra sorunlar baş gösterecektir. “Her şeyi ben yapayım,”düşüncesi de ”hiçbir şeye elimi sürmeyeyim,” düşüncesi de sağlıklı değildir.

    Konuşarak, uzlaşarak sorumlulukların paylaşılması; ara sıra görev değişimi yapılması olumlu sonuçlar doğurur. Aşırı sorumluluk alan birey bir süre sonra bıkkınlık ve yorgunluk hissedeceğinden depresyona girmesi kaçınılmazdır. Yerine getirilmeyen sorumluluklar da ilişkinin bitmesine neden olur.

    5-Sadakat olmazsa olmaz

    Sadık olmanın ilk koşulu yalan söylememektir. Aldatmanın her türü ilişkiyi kopma noktasına getirebilir. Ekonomik bağımsızlığı olmayan eş zorunluluk nedeniyle aldatılmayı kabullenmiş gibi görünse de eşine karşı saygı ve sevgisi zamanla azalacak hatta yok olacaktır. Aldatan eş ise durumu gizlemeye çalışırken daha çok yalana başvuracak partnerinin güvenini kaybedecektir.

  • Göbeği eriten beş içecek!…

    Göbeği eriten beş içecek!…

    Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kışın kazakların altında saklanan göbekler kendini belli etmeye başladı.

    Takvim’de yer alan habere göre diyetler ve egzersizleri düz bir karın için yardım ederken içeceğimiz 5 içecek bizi göbek yağlarımızdan kurtarıyor. İşte o içecekler…

    SU – AROMALI SU
    Su tüketiminin sağlık ve kilo vermek açısından faydalarını hepimiz biliyoruz. Su içme alışkanığını bir türlü edinemiyorsanız suyunuzun içine taze nane, greyfurt, portakal ve limon gibi kalorisi düşük olan sebze ve meyvelerle aroma katın.

    GREYFURT SUYU
    İçerdiği C vitaminleri sayesinde bağışıklığımızı kuvvetlendiren greyfurt kilo vermemiz ve göbek yağlarmızdan kurtulmamız için de fayda sağlıyor. Doygunluk hissi veren greyfurt metabolizmayı hızlandırıyor ve yağ yakma sürecini hızlandırıyor.

    NANE ÇAYI
    Rahatlatıcı ve yenileyici özellikleriyle tüketilen nane çayının göbek düzleştirici etkisi vardır. Vücuda giren yağlı yiyeceklerin sindirilmesine ve şişkinlik sorununuzun ortadan kalkmasına yardımcı olan nane çayını hergün tüketin.

    YEŞİL ÇAY
    Uzmanlar tarafından sağlığımız üzerinde onlarca etkisi kanıtlanan yeşil çay içindeki kateşin ve antioksidanlar sayesinde karın bölgemizdeki yağlardan kurtulmaya yardımcı oluyor.

    SICAK ÇİKOLATA
    Ne kadar şaşırtıcı olsa da bitter çikolata da zayıflamaya yardımcı oluyor. Değişik bir içecek alternatifi olarak bitter çikolatadan, sıcak çikolata yapın ve kahvaltınızda tüketin. İştahınızın kapandığını göreceksiniz.

  • Makyajda son trend: Strobing

    Makyajda son trend: Strobing

    Cildinize mükemmel bir parlaklık kazandırmayı amaçlayan “Strobing”, makyaj uygulamalarının en son trendi.

    Makyajda kontur ve aydınlatma ya da ışık ve gölge teknikleri Kim Kardashian’la birlikte çok moda oldu. Tüm dünyada çılgınlar gibi uygulandı. Çok şart olmamasına rağmen günlük makyajın bir parçası gibi görüldü. Ancak normalde küçük kusurları kapatmak için çok iyi bir teknik olsa da yanlış uygulandığında gerçekten kötü bir görüntü oluşmasına da neden olabiliyor. Kontur, yüz hatlarınızı daha belirgin yapar ancak bu daha kadınsı görünürken, Strobing makyaj sizin cildinizi ışıldatarak daha genç sağlıklı ve taze bir görünüme kavuşmanızı sağlar.

    Özellikle yazın bu ışıltıyla tabaka halinde makyaj yapmadan çok daha az dokunuşla ferah, taze ve güzel görünebilirsiniz. Strobing aslında highlighting uygulamasının yeni adı yani yeni modası. Zaten bildiğimiz aydınlatma tekniklerini gölgelendirme yani kontur olmadan uyguladığınızda ve bunu ışıltılı ürünlerle yaptığınızda Strobing Makyaj yapmış olursunuz. Ancak yanlış uygulanırsa nemli, yani “dewy” görüntü terli gibi görünmenize sebep olabilir.

    STROBING NASIL UYGULANIR?

    Amacı mükemmel bir parlaklık elde etmek olan Strobing makyajın doğru kullanılması için aşağıdaki önerilerimi dikkate alabilirsiniz.
    – İyi bir nemlendirici kullanarak cildinizi makyaja hazırlayın.
    – Cildinize en yakın tonlarda highlighter yani aydınlatıcı kullanın.
    – Aydınlatıcıyı yalnızca ışığın yüzünüzde aydınlattığı noktalara uygulayın: Elmacık kemikleriniz, şakaklarınız, alın veya kaş kavisi üstü, kaş altı, burun köprüsü, burun ucu, gözlerin burun köprüsüne yakın iç köşesi, dudak üstü.
    – Likit veya pudra ürün kullanıyorsanız mutlaka önce elinizin üzerinde fazlasını alın. Ürünü
    bütün yüzünüze yaymamaya dikkat edin.
    – Eğer cildiniz yağlıysa alnınıza ve çenenize asla uygulamayın.
    – Highlighterı uyguladıktan sonra bir fırça veya süngerle çok iyi dağıtın.
    – Cildiniz yağlıysa mutlaka mat ürünler kullanın.
    – Yoğun ışıltılı highlighter yerine kendinden çok az ışıltı içeren aydınlatıcı kullanın.
    – Parlak cildinizle floresan gibi parlamamak için makyajınızın bazından, fondötenine
    kadar mat ürünler tercih edin.
    – Sivilce veya kızarıklıklarınızın üzerine de highlighter uygulamayın. Tüm dikkati bu
    bölgelere çekmek istemezsiniz.

  • Ev dekorasyonunda İskandinav stili

    Ev dekorasyonunda İskandinav stili

    Temelinde basit ve minimalist çizgileri barındıran stilin ana vatanı Danimarka, Norveç, İsveç ve Finlandiya’yı kapsayan İskandinav Ülkeleri. Basit ama fonksiyonel dekorasyonlar, güçlü görsel efektler, misafirperver rahat koltuklar, rengârenk parlayan aksesuar ve yastıklar, okuma ve keyif köşeleri, enstrümanlar, şömineler… Ortamı her an canlı ve hareketli tutan objelerle tasarlanmış basit ve şık mekânlar…

    BEYAZIN BÜYÜSÜ

    İskandinav stilinin en önemli özelliği; beyaz duvarların eşlik ettiği, yine beyaz ağırlıklı açık renk eşyaların hâkimiyetinde olmasıdır. İskandinav ülkelerinin bol karlı soğuk hava şartlarını simgelercesine, hem duvarlarda hem de eşyalarda beyaz renk en çok tercih edilendir.

    SICAK AHŞAP DOKUNUŞLAR

    Ahşap dokunuşlar İskandinav stilinin olmazsa olmazlarından. Mekanda kullanılan ahşap mertekler, paravanlar, masif mobilyalar, sandalye ve koltuklar, beyazın büyüsüyle harmanlanıp sıcacık bir mekân yaratılmasına izin verir.

    SADE AMA EĞLENCELİ

    İskandinav stili sade olduğu kadar eğlencelidir de. Renkli halılar, sanatsal objeler, hayvan figürlü yastıklar, gitar ve piyano gibi müzik aletleri, hand made battaniyeler. Rahat konforlu koltuklarda, şömine karşısında sıcak dost sohbetleri için idealdir.

    AYDINLIK MEKANLAR

    Aydınlatmanın oldukça önemli olduğu İskandinav tarzında, tasarım lambaderler, abajurlar, avizeler rahatlıkla kullanılabilir. Mekanda değişik tarzlarda birden fazla aydınlatma kullanıldığına şahit olabilirsiniz.

    ahsap_3742 aydinlik_4032 beyaz_7379 iskandinav stili ev dekorasyonu yeni-sezon-iskandinav-tarzi-ev-dekorasyonu-dizaynlari-500x332