Şuan 25-30 yaşında olanlar hep beraber nostaljik bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz? 90’larda çocuk olmak resim galerimizde gözlerinizin dolmasına neden olacak
sizi geçmişe götürecek resimlere yer verdik. Süper baba, tetris, tasolar, cino çikolata, Geleceğe Dönüş filmi, sulugöz sakız ve daha nicesiyle işte 90’lar
Blog
-
Geçmişe Yolculuk 90’larda Çocuk Olmak
-
Hamilelikte Kuru Üzüm Yemek Ve Faydaları
Hamile iken yediklerinize ve içtiklerinize çok dikkat etmelisiniz, çünkü aldığınız gıdalar yalnız sizi değil bebeğinizi de doğrudan etkiler. Hamilelikte üzüm yemek ve faydaları makalemizde gebeyken bu yiyeceği yemenin yararları hakkında bilgiler verdik. İster meyve olarak yiyin, isterseniz kuru şekilde tüketin yahut komposta yapıp için, her halükarda bildireceğimiz faydaları temin edebilirsiniz.
Kansızlığı Önler
Hamilelerde demir eksikliği sık karşılaşılan sağlık sorunlarındandır.
Demiri doktorunuzun bildireceği vitamin haplarıyla karşılayabilirsiniz, fakat doğal yoldan almak daha iyi değil mi? Üzüm demir ve B vitamini deposu bir yiyecektir.
Gebeliğiniz boyunca üzüm tüketerek kansızlık, yorgunluk, halsizlik, depresyon ve bunun gibi kansızlığın büyük rol oynadığı semptomlardan kurtulabilirsiniz.Kabızlığı Giderir
Peklik yani kabızlıktan dolayı kendinizi huzursuz mu hissediyorsunuz? yalnız değilsiniz!
hamile kadınların hemen hemen hepsi kabızlık ve sindirim sorunlarından muzdariptir.
Üzüm lifli yapısıyla kabızlığı önler, bağırsakları çalıştırır.İştahı Artırır
İştah eksikliği özellikle birinci ve üçüncü trimesterde, yani ilk 3 ayda ve son 3 auyda hamile kadınların en büyük sorunlarındandır. İlk trimesterde, iştahsızlığın nedeni sabah bulantılarıdır, üçüncü trimesterde ise büyüyen rahimdir. Üzüm lif, magnezyum, potasyum içeriği ile iştahınızı açıp sizi bu dertten kurtarabilir.Diş Sağlığını Korur
Diş eti iltihabı ve dişlerdeki problemler gebelerin yaşadığı sorunlardandır.
Üzüm, oleanolik asit içeriği ile sağlıklı diş ve diş etlerine kavuşmanızı sağlar.Kanseri Ve Kardiyovasküler Hastalıkları Önler
Hamilelik sırasında vücudunuz bir sürü değişim geçir.
Bütün bu değişiklikler, vücutta oksidatif stresin salgılanmasına yol açıp,
ileriki hayatınızda kanser ve kardiyovasküler hastalıklara yakalanmanıza neden olabilir.
Üzüm, antioksidan içeriği ile tüm bu sorunlardan sizi korur.Enerji Sağlar
Hamilelik sırasında, yorgunluk, halsizlik, tükenmişlik hissi günlük mesele haline gelir.
Üzüm, glikoz ve şeker içeriği ile size enerji ve güç verir.Bebeğin Kemik Gelişimine Yardımcı Olur
Hamilelikte üzüm tüketerek doğmamış bebeğinize büyük bir iyilik yapmış olursunuz!
Üzümdeki kalsiyum bebeğinizin kemiklerini güçlendirir, vitaminler ise fetusun görme yeteneğini geliştirir.İlgili Konular
Hamilelikte Folik Asit Alabileceğiniz 7 Yiyecek
Hamileyken Mutlaka Yenilmesi Gereken 9 Besin!
Hamilelikte Yumurta Yemenin Faydaları
Hamilelikte Yapılmaması Gereken 13 Şey için Tıklayın
Hamilelere 13 Uzman Önerisi için Tıklayın
Hamilelikte Temel Besin Kaynakları
Hamilelikte Bebeğin Zeka Gelişimini Etkileyen Yiyecekler Tıklayınız
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
-
Selen Soyder Saç Modası 2015
Selen Soyder Yer Gök Aşk ve Lale Devri dizileriyle yıldızı parlayan oyuncular arasında yer alır. Selen Soyder saç rengi ve modelleri 2015 resim galerimizde bu güzel oyuncunun geçmişten günümüze kullandığı saçlara yer verdik.Selen Soyder’in saçları bakır ve kızıl tonlarıdır, geçmişte ise kumral, kumral bakır gibi renkleri tercih etmiştir.
-
Doğal Klima Nasıl Yapılır? Resimli Anlatım
Klimaların cep yaktığı bu zamanda kendi klimanızı hazırlamaya ne dersiniz? doğal klima nasıl yapılır? resimli anlatım makalemizde aşama aşama evde yapabileceğiniz pratik bir serinletme yöntemine yer verdik.
Öncelikle bir vantilatör temin edin.
Marketten 2 tane 1’er litrelik su alın.
Suların kapağını açın, her birinin içlerine 2-3 yemek kaşığı tuz koyun.
Tekrar kapağı kapatıp, suları buzluğa kaldırın.
Masanın üzerine pervaneyi koyun.
Buzluktan su şişelerini çıkarıp, vantilatörün önüne yerleştirin.
Pervaneyi çalıştırın.
Vantilatörü kullanmadığınız zamanlar suları buzlukta muhafaza edin, kullanacağınız zaman çıkarın.İlgili Konular
Klimanın Zararları Tıklayınız
-
Ton Balıklı Sandviç Resimli Tarif
Balık, omega 3 deposu harika bir gıdadır. Ton balıklı sandviç resimli tarif makalemizde resimlerle bu yiyeceğin yapılışını anlattık.
Malzemeler
100 gram ton balığı
Yarım çay bardaağı doğranmış kereviz
1 Yemek kaşığı doğranmış turşu
2 tatlı kaşığı mayonez
1 küçük domates
Limon suyu
Dere otu
KarabiberYapılışı
Sebzeleri doğrayıp ton balığı ile karıştırın.
Mayonez, limon suyu ve dere otunu birleştirip, ton balıklı sandvçinizin sosunu hazırlayın.
Ton balığına sosu ekleyip güzelce karıştırın.
Streç filmle sarıp, yahut üzerine poşet geçirip buzdolabına soğumaya bırakın.
Sandviçinize domates dilimleri ekleyin. Domates suyu salata lezzetli bir tat katacak.
Üzerine limon sıkın.
Karabiber serpin.
Sandviç ekmeğinizin içine koyup, servis yapın.İlgili Konular
Evde Pratik Sandviç Yapımı Tıklayınız
-
Ayda 7 Kilo Verdiren Diyet Listesi
Kolay bir şekilde zayıflamak istiyorsanız mutluluk diyeti ile ayda 7 kilo verebilirsiniz.Diyetin bu isimle adlandırılmasının nedeni serotonin hormonunu artıran yiyeceklerden oluşmasındandır.
1.Gün
Kahvaltı
40 gram tam tahıllı gevrek
1 bardak yağsız sütKuşluk
1 adet meyveÖğle Yemeği
Marul, domates, kırmızı biber ile pirinç salatası ve ton balığı.Ara Öğün
1 kase yağsız yoğurtAkşam Yemeği
1 kase sebze çorbası
Derisi alınmış tavuk göğsü ızgarası2. Gün
Kahvaltı
Reçelli iki tam tahıllı tost ekmeği
Şekersiz çay veya kahveKuşluk
Meyve suyuÖğle Yemeği
Marul, domates, taze peynir ve pişmiş tavuk ile makarna salatası.Ara Öğün
Yağsız yoğurtAkşam Yemeği
Haşlanmış ıspanak ve patates
Buharda pişmiş balık3.Gün
Kahvaltı
40 gram tam tahıllı gevrek
1 bardak yağsız sütKuşluk
Muz hariç 1 adet meyveÖğle Yemeği
Havuç ve yeşil biber salatası, pilav, etAra Öğün
Yağsız yoğurtAkşam
Şehriye çorbası
Izgara hindi fileto4.Gün
Kahvaltı
Reçelli iki tam tahıllı tost ekmeği
Şekersiz çay veya kahveKuşluk
Meyve suyuÖğle Yemeği
Domates, biber ve haşlanmış patatesten oluşan salata
Ton balığıAra Öğün
Yağsız yoğurtAkşam Yemeği
Havuç püresi
Buharda pişmiş balık5.Gün
Kahvaltı
40 gram tam tahıllı gevrek
1 bardak yağsız sütKuşluk
Muz hariç 1 adet meyveÖğle Yemeği
Makarna
BalıkAra Öğün
Yağsız yoğurtAkşam Yemeği
Sebze çorbası
omlet6. Gün
Kahvaltı
Reçelli iki tam tahıllı tost ekmeği
Şekersiz çay veya kahveKuşluk
Meyve suyuÖğle Yemeği
Izgara derisiz tavuk göğsü
IspanakAra Öğün
Yağsız yoğurtAkşam Yemeği
Domates, marul ve soğandan oluşan salata
Haşlanmış yumurta7.Gün
Kahvaltı
40 gram tam tahıllı gevrek
1 bardak yağsız sütKuşluk
Muz hariç 1 adet meyveÖğle Yemeği
Domates, soğan ve taze peynir ile kavrulmuş patates salatası.Ara Öğün
Yağsız yoğurtAkşam Yemeği
Marul, havuç, domates, salatalık ve yeşil biber ile haşlanmış pirinç salatası.İlgili Konular
7 Günde 7 Kilo Diyet Listemiz İçin TıklayınızDiyetisyen Onaylı Haftada 3 Kilo Verdiren Diyet Listesi Tıklayınız
500 Kalorilik Diyet İle Haftada 4 Kilo
15 Günde 15 Kilo Verdiren Diyet Listesi Tıklayınız
12 Günde 10 Kilo Nasıl Verilir Diyet Listesi Tıklayınız
3 Ayda 40 Kilo Verdiren Diyet Listesi İçin Tıklayınız
1 Haftada 10 Kilo Diyeti
Karabuğday Diyeti Programı Tıklayınız
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
-
Siyah Noktalar İçin Yumurta Akı Maskesi Nasıl Yapılır?
Siyah noktalar pek çok nedenden oluşur. Siyah noktalar için yumurta akı maskesi resimli tarif makalemizde aşama bu maskenin yapılışını anlattık.
Malzemeler
yumurta
çatal
kase
suUygulanışı
Yumurtanın akını kaseye kırın. Sarısını ise çöpe atıp ziyan etmeyin! onu da saçınıza sürün, yumurta sarısı saçı besler, bakımını yapar ve çabuk uzamasını sağlar.
Köpük köpük olana kadar çatalla çırpın. Bu durum uzun sürebileceğinden, tv izlerken falan yapabilirsiniz.
İstenilen kıvama geldiğinde elinizi ve yüzünüzü güzelce yıkayıp, kurulayın ve cildinize maskeyi uygulayın.
Maske 10-15 dakika yüzünüzde kalsın.
Artık su ile durulayabilirsiniz.ilgili konular
Siyah Noktalara Kesin Çözüm Yöntemleri Tıklayınız
Siyah Noktalardan Kurtulmanın 8 Doğal Yolu Tıklayınız
-
Sperm Sayısını Artırmak İçin Yapılması Gerekenler
Baba olmak istiyorsunuz fakat sperm sayınız mı çok düşük? sperm sayısı nasıl artar, ne yapmalı? makalemizde sperm hareketliliği için ne yapmalı?konusu hakkında bilgiler verdik.Günümüzde erkeklerde kısırlık gittikçe yaygınlaşan bir sorun olmaktadır. Bilim adamları sigara, alkol, çevre kirliliği, kötü yaşam tarzı gibi nedenlerin erkekte sperm sayısını azalttığını tespit etmişlerdir. Bu faktörlerin birlikte bulunması ise sperm üretiminde büyük bir azalma demektir.
Testislerinizin aşırı ısınmasını önleyin.Testisler sıcak oldukları zaman yeterli sperm üretemezler
Dar pantolon ve kotlar giymeyin.
Kilot yerine bol, rahat boxer şortlar giyin.
Sıcak banyo ve saunadan kaçının.Spor yaparken jockstrap iç çamaşırı giyin. Böylece topun penise gelmesi ve spermlerin ölmesi riskinden korunmuş olursunuz.
Bitkisel yağlar ile vücudunuza masaj yaptırın. Masaj vücutta kan dolaşımını artırır.
Artan kan dolaşımı sağlıklı sperm demektir.Stresle mücadele edin
Stres cinsel fonskiyonunuzu azaltarak, sperm sayısında düşüşe yol açar.
Stres hormonları testosteron üretimini düzenlemekle görevli Leyding hücrelerini bloke eder. Vücudunuzun çok fazla stres yaşandığında,sperm üretimi tamamen bile durabilir.
Uykunuzu iyi alın, yorgunluk stres hormonlarını çalıştırır ve sperm üretimini azaltır.Sigarayı bırakın.
Sigara içmek düşük sperm sayısına neden olur, spermleri yavaşlatır ve deforme eder.
Bir araştırmaya göre, sigara içen erkekler, içmeyen erkeklere göre% 22 daha az sperme sahiptir.
Esrar da spermler üzerine sigarayla benzer etkilere sahiptir.
Tüm bu zararlı alışkanlıklardan uzak durmalısınız.Alkol erkekte bulunan östrojen yani kadın hormonluğu seviyesini artırır, testeronu düşürür.
Erkekte de kadında östrojen hormonu vardır, fakat kadınlar bu hormon daha fazla salgılandığından kadın hormonu olarak bilinir.
Testeronunun düşüşü sperm sağlığına ve üretimine darbe yapar.
Güçlü spermler için asla alkol tüketmeyin.Daha az boşalın. Sık boşalma sperm sayısını düşürebilir. Vücudunuz her gün milyonlarca sperm üretir, fakat sperm sayınız düşükse, boşalma arasında mevcut spermleri depolamaya bakın.Zaruret olmadıkça mastürbasyondan uzak durun.
Toksin içeren maddelere karşı dikkatli olun. Kimyasallara maruz kalma sperm büyüklüğünü, hareketini ve sayısını etkileyebilir.
Şayet gün boyu kimyasal maddelerin olduğu bir ortamda çalışıyorsanız, uzun kollu ve eldiven ile cildinizi koruyun, yüzünü korumak için ise maske ve gözlük kullanın.İlaç kullanmadan prospektüsünü okuyun.
Bazı ilaçlar sperm sayısında azalmaya hatta kalıcı kısırlığa bile yol açabilir.
Sperm üretimi sizin için çok mühim ise, hastalanıp ilaç kullandığınızda, yan etkilerinin spermleri etkileyip etkilemediğini doktorunuza danışın.Düzenli spor yapın
Modern dünyada kapitalist sistem hakim olduğundan çalışmaktan egzersiz yapmaya kalan zaman ve fırsat azdır fakat sağlıklı spermler için spor çok mühim bir uğraştır.
Fakat egzersizde de aşırıya gitmeyin, çünkü çok fazla spor yapmak
testosteron eksikliğine neden olan adrenal steroid hormonların salınımına yol açar.Kas yapacağım, vücudumda baklavalar oluşsun diye anabolik steroid yani sentetik olarak üretilmiş testosteron türevlerini asla kullanmayın. Bu kimyasal maddeler testislerde küçülmeye ve kısırlığa yol açabilirler.Sağlıklı gıdalarla beslenin.
Yağca düşük, protein, sebze ve tam tahıllı gıdalarca yüksek bir diyet programı sizin ideal olan beslenme şeklidir.
Bol bol balık, et, yumurta, meyve ve sebze yiyin.
Fıstık, ceviz, kaju fıstığı, ayçiçeği ve kabak çekirdeği de sperm sayısını artırmakta etkili yiyecekler arasında yer alır.Soya bazlı yiyeceklerden ve asitli içeceklerden kaçının. Soyalı gıdalar vücutta hafif östrojenik etkiye sahiptir. Bu besinler kadınlar için iyi olabilir iken, erkek spermi için iyi değildir. Kola, fanta gibi yüksek fruktozlu içecekler doğurganlığı düşürür insülin direncine neden olur. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki her gün 1 litre kola içen erkekler, içmeyen erkeklerden% 30 daha az sperm stoğuna sahiplerdir.Kilo verin
Zayıflamanız düşük sperm sayısını artırmaya yardımcı olacaktır.
Fransız bilim adamlarınca yapılan araştırmaya göre obez erkekler, obez olmayan erkeklerden %42 daha az sperme sahiptirler, bu durumun nedeni bilim tarafından henüz belirlenmemiştir.
Aynı çalışmada, boşalan obez erkeklerin menideki ölü sperm oranı %81 olarak
olarak tespit edilmiştir.Takviye hap alın
Vücudun meni üretimine yardımcı olmak için, doktorunuza da danışarak bitkisel malzemelerle yapılan hapları kullanın.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki , 26 hafta boyunca günde 5 mg folik asit ve 66 mg çinko sülfat hap alan erkeklerde, sperm sayısında neredeyse %75 gibi bir artış tespit edilmiştir.
Folik asit ve çinko sülfat DNA oluşumunda büyük önem taşımaktadır.
C vitamini ve selenyum da sperm üretimini artırmak amacıyla alınabilecek takviye ilaçlardandır.Bitkilerin gücünden yararlanın!
Passiflora incarnata bitkisi erkeğe cinsel güç verip, düşük sperm sayısını artırabilir.
Zincum Metalikum: Bu homeopatik madde, düzenli alındığında çinko seviyesini yükseltir ve sperm kalitesiyle, sperm sayısını artırmaya yardımcı olur.
Damiana, Yohinbinum: Bitkisinin erkek cinselliğini artırdığı ve kadınlarda libidoyu yükseltiğine dair bilimsel çalışmalar yapılmıştır.
Ipomoea digitata, Emblica officinalis Chlorophytum arundinaceum, Argyreia speciosa, Mucuna pruriens, Withania somnifera , Tinospora cordifolia Tribulus terrestris, Sida cordifolia ve kuşkonmaz gibi otlar, geçmişten günümüze doğal afrodizyak olarak kullanılmışlardır. Testosteron düzeylerini artırarak erektil disfonksiyon bozukluklarını düzeltirler.Klamidya ve gonore gibi bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, sperm geçişini engelleyerek kısırlığa yol açabilirlerler. Düzenli olarak CYBE testi yaptırın.
Şayet enfeksiyon nedeniyle spermlerde sorun varsa biran önce tedavi olun.
Çoğu durumda bu rahatsızlık antibiyotik tedavisiyle atlatılabilir.Erkeklerde varikosel testislerin sıcaklığını artırıp, sperm sayısının azalmasına neden olabilir.Doktora gidip, varikosel yani testislerde damar genişlemesi var mı diye tespit ettirin ve tedavi olun.
Hormon tedavisi ve ilaç kullanmayı deneyin.
Sperminizin düşük olması hormonlardaki dengesizlik nedeniyle olabilir.
Hormon tedavisi hormon düzeylerini iyileştirerek daha fazla sperm üretimine yardımcı olabilir.
Bu tedavi uzun süreç gerektirir, öncelikle yapmanız gereken bir endokrinoloji uzmanına başvurup hormonlarınızın düzgün çalışıp çalışmadığını öğrenmek olmalıdır.ilgili konular
Erkekte Sperm Sayısını Artıran Yiyecekler tıklayınız
-
Manuel Terapi Nasıl Yapılıyor?
Hipokrat’ın da kullandığı Antik Çağ’dan kalma Manuel Terapi ile ağrılarınızı azaltabilirsiniz. Doğal, ameliyatsız ve ilaçsız yöntemi Okan Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa anlattı.
HAMİLELIKTE EN ÇOK DOKTORA GİTME NEDENİ NEDİR?
Hamilelikte değişen hormon seviyeleri vücuttaki tüm sistemleri etkiliyor. Kas iskelet sistemi ise şikayetlerin ve belirtilerin en yoğun olarak görüldüğü sistem. Hamilelik döneminde gebelikle ilgili şikayetler arasında doktorlara en çok bel ve kalça çevresindeki ağrılar nedeniyle başvuruluyor. Birçok uzman tarafından “normal ve katlanılması gereken bir durum” olarak kabul edilen bu ağrılar gebelerin günlük hayatını olumsuz etkileyerek yaşam kalitelerini düşürüyor. Ağrıları normalleştiren bu travmatik süreçte artan vücut ağırlığı, omurganın taşıdığı yüklerin değişmesine ve aynı zamanda hormonların etkisi ile omurga ve çevresini saran bağlarda gevşemeye neden oluyor. Bu yüzden de bel ve kalça çevresindeki kuvvet dengesi bozuluyor.
AĞRILAR NASIL BAŞLIYOR?
Özellikle beş ile yedinci aylarda gebelerin büyük çoğunluğunda kalça ve bel ağrısı görülüyor. Karnın büyümesi ve hormonal değişimler bu durumu tetikliyor. Relaksin, östrojen ve progesteron hormonlarının salınımı artıyor. Relaksin eklem ve bağların gevşemesine neden oluyor. Östorojen ve progesteron da relaksinin etkisinin artmasına yol açıyor. Omurların içerisinde bağlar da gevşediği için kuvvet dengesi bozuluyor. Bu durum ağrıyı tetikliyor. Bel, kalça, boyun, sırt ve ellerde hissedilen ağrılar gebelerin kaderi değil. Ne yazık ki gebelerde manuel terapinin uygulandığını bilen uzman sayısı oldukça az. Gebeler, sanılanın aksine doğum sonuna kadar kalça ve bel ağrısını çekmek zorunda değil.MANUEL TERAPİ NASIL YAPILIYOR?
Örneğin hasta bize bel ağrısı şikayetiyle geldi. Önce hikayesini dinliyoruz. Bel ağrısının sebebi ne? Bir travması var mı? Bel kilitlenmesi mi oluyor veya ağrılara kulak asmamış mı? Verilen cevaplara ve muayeneye göre sinir sistemi mi kas sistemi mi ya da mekanik bir problem mi olduğunu tespit ediyoruz. Manuel terapistin dokuya dokununca normal dokuyla patolojik dokuyu hemen anlaması gerek. MR yardımıyla problemi netleştirince de soruna uygun metodu seçip tedaviye başlıyoruz.MANUEL TERAPİNİN RİSKİ VAR MI?
Hamileler için bu tarz ağrıların çözümlerinden biri de manuel terapi. Çünkü hamilelikte ilaç kullanılamıyor, klasik fizik tedavi cihazlarının da yan etkileri mevcut. Zarar verme ihtimali var ve tavsiye edilmiyor. Ayrıca hamileleri pozisyonlamak da oldukça zor. Çünkü yüzüstü yatamıyorlar. Dolayısıyla yan yatış pozisyonunda ya da ayakta çalışmak gerekiyor. Manuel terapinin bilinen bir riski yok. Dokuya birebir müdahalede bulunuyorsunuz. Anneye ya da çocuğa herhangi bir zararı olmuyor. Kişiye özel ve rahatsız etmeden çalışılabiliyor. İlk seanstan itibaren sonuç almaya başlıyorsunuz. Ortalama 4-5 seansta sorunun çözülmesi planlanıyor. Ağrı oluşmasının altında yatan neden hormonal değişiklikler ve bebeğe bağlı problemler olduğu için ilaç kullanmasına gerek duyulmadan huzurlu bir hamilelik geçirmesi sağlanıyor.UYGULAMA SIRASINDA HASTA AĞRI HİSSEDIYOR MU?
Hasta ağrı hissetmiyor. Seans bitiminde genelde büyük bir rahatlama ve gevşeme hissi oluyor hastalarımızda. Manuel terapi, Türkiye’de uzmanlar tarafından etkinliği çok fazla bilinmediği için son çare olarak kullanılıyor.HAMİLE KALMADAN ÖNCE ÖNLEM ALINABILIR Mİ?
Hamilelik öncesi annenin diş tedavisi yapılıyor, kan değerleri ölçülüyor ama kas ve iskelet sistemine bakılmıyor. Hamilelik öncesi ilk olarak, bel-kalça değerlendirmesinin yapılarak genel olarak anatomik yapı haritasının çıkarılması gerekiyor. Bel ve karın kasları ile dizin kontrol edilmesi önemli. Düzenli kontrol şart. Çocuk doğduktan sonra da kol kasları güçlü olmalı. Anne çocuğu sürekli emzirmek ve taşımak zorunda olduğu için kollara yük biniyor. Annenin hamilelik öncesi kollarını kuvvetlendirmesi gerekiyor. Hamilelik düşünülmeye başlandığı andan itibaren ve hamilelik sürecinde kasların kuvvetinin artırılması ile hamilelik boyunca pilates yapılması annenin daha rahat doğum yapmasını sağlıyor.Manuel Terapi nedir?
İsminden de anlaşıldığı gibi elle yapılan tedavilerin hepsine manuel terapi deniyor. Manuel terapi içinde yüzlerce farklı teknik bulunuyor. Uygulayacağımız teknikleri ilk muayenenin ardından belirliyoruz. Genellikle kas, deri altı dokusu, bağ dokusu üzerine çalışma yapılıyor. Eğer kasta yaralanma varsa o bölgedeki dolaşım düzenlenerek iyileşmenin hızlanması sağlanıyor. Yapılan uygulamalar aynı zamanda kasın esnekliğinin de artmasını sağlıyor. Yaralanma eklemde ise eklem ve onu tutan bağların üzerine uygulanan tekniklerle eklemin pozisyonunu düzenlemeye çalışıyoruz.ÖNCE MUAYENE!
Hasta, muayene için geldiğinde öncelikle omurganın duruşuna bakıyoruz. Omurgada beklemediğimiz bir eğrilik var mı değerlendiriyoruz. Sonra kasların gergin bantlarına bakıyoruz. Bel ağrısı olan hastaları, kalça seviyeleri eşit mi, yere eşit ve dengeli basıyor mu, boynunun duruşu uygun mu diye inceliyoruz. Sonra yan yatırıyoruz. Kalça kaslarının yapıştığı yerleri ve kas gövdelerine tek tek dokunarak normal formunda olup olmadığına bakıyoruz. Deri dokusu gergin mi değerlendiriyoruz. Eklemde sapmalar var mı? Eklem olması gereken yerde mi? Yaralanma ya da aşırı yüklenme var mı? Bağların uzunlukları normal mi? Mekanik bir problemden dolayı kısalmış mı? Hareketliliği azalmış mı diye bakıyoruz. Tüm değerlendirmelerin ardından özel testlere bakarak, net sonucu ortaya koyuyor ve doğru teşhisin ardından tedaviye başlıyoruz. -
Aldatıldıysanız suçu kendinizde aramayın
Ömrünüzü adadığınız, bir yastığa baş koyup, birlikte yaşlanma hayalleri kurduğunuz partnerinizin sizi aldattığını hissetseniz ya da bir adım ileri gidip, öğrendiğinizi düşünsenize! İnsan psikolojisinde büyük bir yıkıma yol açan bu duruma, günümüzde çok sık rastlanıyor. Neden aldatıyoruz? Suç kimde? Ailelerin bunda etkisi var mı? Sosyal medya aldatmaya zemin hazırlıyor mu? Tarihi, evliliklerin geçmişi kadar eski olan aldatma konusunda sorularımızı Psikoloji Elika Danışmanlık Merkezi’nden Çift ve Aile Terapisti Meryem Gül Eren yanıtladı.
BİR KİŞİ EŞİNİ/PARTNERİNİ NEDEN ALDATIR?
Aldatmayı tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Genelde insanlar aldatmayı ilişkideki partnerin yetersizliğine bağlama eğilimindedir. Buna çok inanılıyor. Aldatılan kişi “Benim neyim eksik, bende neyi bulamadı, ben neyi karşılayamadım” gibi düşüncelere kapılıyor. Oysa aldatmanın ne eksiklik, ne yetersizlik, ne değersizlik, ne de güzel ya da çirkin olmakla doğrudan bir ilişkisi yok. Bu konuda çok fazla değişken var. Örneğin aldatan tarafın kişilik özellikleri önemli bir etken. İlişkide her şey yerli yerindeyken, kaliteli bir ilişki varken ve ihtiyaçlar karşılanırken de kişinin içsel dinamiklerle baş etme tarzı gereği aldatma eylemi gerçekleşebiliyor.
Diğer bir etken de ilişkideki bakılma, sevilme, korunma, önemli hissetme, duygusal, fiziksel ve düşünsel ihtiyaçlar ile birtakım özlemlerin ön plana çıkması. Özlemler, ihtiyaçlar karşılanmadığında, eksiklik olduğunda da aldatma eylemi ortaya çıkıyor. Söz gelimi eşler arasında kaliteli bir iletişim yoksa birbirlerini anlayıp, ihtiyaçlarını karşılayamıyorlarsa bu durumda bir kopma ortaya çıkıyor. İnternetin ve sosyal medyanın sık kullanımı da bu boşluğu doldurmaya hizmet ediyor. Arkadaşlık siteleri, facebook, twitter gibi mecralar anında bir talep yaratıyor ve kişiler bunu tatmine yönelebiliyor.
ALDATAN KİŞİ, ALDATILAN EŞE GERİ DÖNÜYOR
Yapılan araştırmalar, aldatma vakalarında aldatılan kişiyle sonradan evlenme oranlarının çok düşük olduğunu gösteriyor. Var olan ilişkide bir düzen, sosyal statü oluyor. Özellikle de erkeğin ihtiyaçları karşılanıyor. Erkek aldatma olayı ortaya çıktığında bunları kaybetmeyle karşı karşıya kalıyor. Onu heyecanlandıran, kaygılandıran da bu duygu. Basit bir gönül macerası için tüm bunları kaybetmeye değmeyeceğini düşünüyor.
Aldatma genç yaşlarda yaşanılırsa bununla baş etmek kolayken, ileri yaşlarda daha zor oluyor. Çünkü yeni bir ilişki kurmak, kendine partner yaratmak için zaman azalıyor.EN ÇOK ERKEKLER ALDATIYOR DEMEK DOĞRU MU? YOKSA BU DA TOPLUMSAL BİR ÖNYARGI MI?
Hayır, burada geleneksel rollerimiz çok önemli. Toplumsal cinsiyet rolü erkeğe aldatma rolünü, hakkını veriyor. Hatta erkekler arasında “Sen hiç aldatmadın mı? Bir çiçekle yaz-kış geçer mi?” şeklinde konuşmalar da geçiyor. Erkek aldatmaları yaygın. Özellikle muhafazakar, geleneksel yapıdaki, otoriter, hiyerarşinin hakim olduğu ailelerde bu durum yadırganmıyor da. Kadınlar tarafından da kabul ediliyor. Kuma, imam nikahlı eş ya da başka bir ev açma şeklindeki ilişkilere göz yumulabiliyor.
KADINLAR/ERKEKLER NEDEN ALDATIYOR? BUNUN TEMELİNDE NE YATIYOR?
Kadın aldatmasına toplumsal hoşgörü yok. Bu tür durumlarda evliliğin yeniden toparlanması, iyileştirilmesi çok da mümkün olmuyor. O noktada hem yasalar hem de Türkiye’de erkek egemen toplumun baskın olmasından kaynaklı olarak ek baskılar devreye giriyor. Kadın aldatmalarında psikoterapistlerin şöyle bir görüşü var, kadınların yüzde 25’i aldatıyor ama onlar bunu çok daha gizli yapıyor. Çünkü kadın bu durumu en yakın arkadaşıyla paylaştığında dahi dışlanıyor, reddediliyor, toplumsal önyargılara maruz kalıyor. Kadının eşini aldatması arkadaşları, yakın çevresi açısından da bir tehdit oluşturuyor. Dolayısıyla kadınlar elbirliği ile aldatan kadını dışlama eğilimine giriyor. Ancak aldatma denilince yalnızca cinsellik düşünülmemeli. Bunun içinde fiziksel, cinsel, duygusal, düşünsel boyut da var. Erkeklere gelirsek, yaklaşık yüzde 50’si aldatıyor diyebiliriz. Duygusal, düşünsel yakınlıkları da katarsanız bu oran yüzde 70’e kadar çıkabiliyor. Erkek aldatmalarının tek bir sebebi yok. Evlilikte her şey yolunda giderken bazen macera, heyecan arayabiliyorlar. Ya da antisosyal, narsistik, borderline kişilik özelliklerine sahip olup, dürtüsel kontrolü sağlayamamak, arayış içinde olmak ve bunu ilişkide tatmin edememek, bir maceraya sürüklenmek, kendilik değerini yükseltmek isteyebiliyorlar. O noktada “erkek olma” (erkek adam yapar) olgusu, arkadaşlarının aldatıyor olması ve “Senin neyin eksik?” şeklindeki zorlamalar da birer faktör olabiliyor.GEÇMİŞ DENEYİMLER BUNDA ETKİLİ Mİ?
Eğer erkeğin/kadının yetiştiği köken ailede aldatma olgusu varsa, ki genelde bizim gördüğümüz kuşakları takip eden bir aldatma olgusu var, örneğin baba anneyi aldatmışsa aynı şey çocuklarda da görülebiliyor. Sonraki kuşakta da bu devam edebiliyor. Tabii sadece bununla sınırlamamak gerekiyor. Bildiğiniz gibi hem kadınların hem de erkeklerin yaşam döngüsünde önemli bazı değişimler yaşadıkları süreçler var. Kadınlar menopoza, erkekler de andropoza girdiği dönemde yeni bir ilişki arayışına girilebiliyor. Bu daha çok erkeklerde görülüyor. Çünkü o dönemde yaşlanmaya bağlı bedensel, hormonal ve cinsel güçteki değişiklikler erkeği kaygılandırabiliyor. Gücünü kaybetme kaygısıyla yeniden bir ilişkiye yönelebiliyor. Özellikle uzun süreli evliliklerde bir de bakıyorsunuz ki erkek kendine çok genç bir partner bulmuş.BU TÜR İLİŞKİLERE DAİR GENELLEMELER VAR MI?
Elbette, örneğin iş ortamı! Ancak unutulmaması gerekiyor ki kişiler “ben eşimi aldatayım, onu sevmiyorum, bir başkası olsun” diyerek başlamıyor ilişkilerine. Düşünün çalışma arkadaşlarınızla yaklaşık sekiz saat aynı ortamı paylaşıyorsunuz. İş arkadaşlarınızı eşinizden daha çok görüyor, daha çok şey paylaşıyor, birtakım sıkıntılara aynı anda maruz kalıyor, sevinçleri paylaşıyor, adeta dert ortağı oluyorsunuz. O kişi her an yanı başınızda, yemekte de, çay-kahve içerken de birliktesiniz… Bu ilişki orada bir duygudaşlık, arkadaşlık, dostluk olarak başlıyor. İlk zamanlar değil ama bir süre sonra iki taraf da duygusal bağ geliştirdiklerini fark ediyor. Kadın danışanlarımın çoğu iş yerindeki arkadaşına ilgi duyduğunu, bunu bir tehlike olarak gördüğünü söyleyerek geliyor. Kadınlar çoğu zaman fiziki aldatma boyutuna gelmeden, bu fikri, isteği fark ettiğinde dahi bize başvurabiliyor. Çünkü bir de bakıyorlar ki iş yerindeki adamı ya da kadını daha çok özlüyor, pazartesileri işe hevesle gidiyorlar. Eğer mevcut ilişkide duygusal, cinsel, iletişimsel eksiklikler de varsa iş yerindeki bu yakınlaşmalar çabucak üçüncü kişi ilişkisine yani aldatmaya dönüyor.ALDATMA ANLAŞILABİLİR Mİ?
İlişkiler iki kişiliktir ve adanmışlık vardır, bu nedenle üçüncü kişiyi kabul etmez. Bu bağlılığa bir başkası girdiğinde, otomatik olarak duygusal, zihinsel bir uzaklaşma ortaya çıkıyor. Aslında bu noktada bir kişi değil, sır devreye giriyor. Çünkü eşten gizli, saklı bir şeyler oluyor. Bu, erkeklerde çoğu zaman suçluluk duygusunu ortaya çıkarıyor. Kimi zaman, bu duyguyla kendilerine eziyet edip, pişmanlık yaşıyorlar ama diğer kadından da vazgeçemiyorlar. Bunu telafi etmek için de eşleriyle olan ilişkilerine daha çok özen göstermeye başlıyorlar. Ama öte yandan bunu hakkı olarak görenler de var. Özellikle ataerkil ve hiyerarşik ailelere mensup erkekler eşlerini suçluyor. Eve geç gelme, maddi katkıyı azaltma, agresiflik, suçlama gibi davranışlar ortaya çıkıyor.Erkekler aldatmaya dair daha çok ipucu verebiliyor. Bunlar her zamankinden farklı kaygı, pişmanlık, agresiflik, sinirlilik, çabuk heyecanlanma benzeri davranışlar olabiliyor. Öz bakımına, kilosuna dikkat ediyor, sigarayı bırakmaya çalışıyor, farklı kıyafetler alıyor, banyoda ya da ayna karşısında geçirdiği zaman artıyor. Genelde çok tipik olsa da çift telefon kullanımı başlıyor çünkü hayatlar ikiye bölünüyor. Kadınlar bunu daha rahat gizleyebiliyor. Erkekler duygularını kamufle etme konusunda başarısız kalıyor. Özel dedektifler de bunu söylüyor. Çünkü kadınlar daha seçici oluyor. Önce duygusal yakınlaşma, sonrasında cinsellik devreye giriyor. Dolayısıyla duygusal bağlanma evresinde, dedektifler aldatmayı ispatlamakta zorlanabiliyor.
ALDATAN EŞ NASIL HATALAR YAPIYOR?
Erkek aldatması telefon parolası, bilgisayar şifresi, sınırlara yönelik hassasiyet, bireyselliğe verilen önemin artması gibi işaretlerle kendini gösterebiliyor. En önemlisi de duygusal bir mesafe ortaya çıkıyor, cinsellikte azalma oluyor. Diğer kişiyle yaşanan cinsellik, eşle olanı etkiliyor. Eşi tatile, şehir dışına gönderip evden uzaklaştırma artıyor. Kadınlar bunu fark ediyor. Ama kadın aldatmasında bunun anlaşılması daha zor. Çünkü eşini aldattığının ortaya çıkması halinde kadının hayatına yönelik bir tehdit de var. Böyle durumlarda erkeğin cinayete dair argümanı “sadakatsizlik” oluyor. Bu durum mahkemede ispatlamasına dahi gerek duyulmadan hafifletici hüküm sayılıyor. Kadın boşanmak isterse ilk sorulan soru “Başka biri mi var?” oluyor. Çünkü erkek bunun asla kendinden ya da ilişkideki bir eksiklikten kaynaklanabileceğini düşünmüyor, gönül bağının kopmuş olabileceğini kabul etmek istemiyor.Günümüzde insanlar aldatmaların internet ve sosyal medyanın varlığı, kadınların geniş hak ve özgürlüklere sahip olması nedeniyle daha çok görüldüğünü düşünüyor. Oysa aldatma insanlık tarihinden bu yana var. Evlilik kurumunun başlamasıyla birlikte aldatma da başladı. Sadece günümüzde daha yaygın, açıktan ve görülebiliyor. Oysa Osmanlı’da da, Selçuklular’da da vardı…
ALDATMANIN ÖĞRENİLMESİ İLİŞKİYİ NASIL ETKİLİYOR?
Kaos yaratıyor. Çünkü ilişki güven, inanç, samimiyet, içtenlik üzerine kuruluyor. Aldatmanın ortaya çıkmasıyla birlikte ilk anda şok yaşanıyor. Kişinin iç dünyası sarsılıyor, referans kaynakları kayboluyor. Neye, kime inanacağını bilemiyor. Yaşadığı güven kaybı öyle bir savrulmaya neden oluyor ki hem kendisine, hem insanlara hem de hayata dair güveni sarsılıyor. Güven kaybı ölüm acısını andırıyor. Bu travma ruhsal dünyada ciddi bir kırılma yaratıyor. Neye güveneceğini bilememek! Güvendiğiniz, aldatmayacağını düşündüğünüz adam ya da kadın size yalan söyleyip, ihanet ediyor. Yani o adanmışlığa, bağlılığa karşı geliyor. Boşluk duygusu! Ölümler de geride bir boşluk duygusu yaratıyor.SONRASINDA GÜVEN İLİŞKİSİ YENİDEN SAĞLANABİLİYOR MU?
Elbette! Genelde insanlar aldatmaların evliliği bitireceğini düşünüyor ama aslında bu buzdağının görünen yüzü. Biz terapide o görünen yüze bakmıyoruz. Çifti birbirine bağlayan dinamiklere, ilişkinin güçlü ve zayıf yanlarına, çiftin ilişkiyi onarabilme gücü ve arzusuna yoğunlaşıyoruz. Başlangıçta güvenmek zor olsa da, çiftler bebek adımlarıyla yeniden ve bu kez daha sağlam biçimde birbirlerine yeniden güvenmeyi öğrenebiliyor. Bu süreç bir çift terapisti eşliğinde, her şeyin konuşulabildiği bir ortamda yaşanarak aşılabiliyor.TEK GECELİK YA DA UZUN SÜRELİ İLİŞKİLER ARASINDA FARK VAR MI?
Yok ama dünya çapında da kabul gören bir kanıya göre aldatmaların en zararsız olanı özellikle hayat kadınlarıyla yaşanan tek gecelik ilişkiler. Bunun istisnası eşcinsel ilişkiler. Bu durum çok yaralayıcı oluyor. Evliliği yıkan boyuta gidebiliyor ve onarılması çok zor. Örneğin bir erkeğin başka bir erkekle birlikte olması eş için kabul edilemiyor. Tek gecelik ilişkiler ise genelde affediliyor. Kadınların özelinde konuşmak gerekirse onların affedemediği duygusal bağlanmanın olduğu, uzun süreli ilişkiler. Bu durum eşler için çok yıkıcı. Gelecekte birlikte yaşlanma fikrinin kaybolmasına yol açıyor. Kadın yalnızlık, dışlanmışlık, terk edilmişlik duygularını hissediyor. Uzun soluklu olmayan, kaçamak biçimindeki aldatmalar sonucu çiftler terapiye geldiğinde gözlemlediğim ise aldatmadan iyileşmeye daha kolay geçilebildiği. Hatta aldatma öncesi ilişkiden daha tatminkar, sağlam ve keyifli bir ilişki kurulabiliyor. Sağladığımız güvenlik ortamında aldatma sorunundan onları uzaklaştırıyor ve “Sizi bu noktaya ne getirdi?” sorusunun cevabını arıyoruz. Bu durumda ilişkiler daha iyiye gidebiliyor.
SÜREKLİ TETİKTE OLMAK İLİŞKİDEKİ SAMİMİYETİ ETKİLEMIYOR MU?
Bu ilk zamanlarda görülüyor. Eğer birlikte devam etmeye karar verilirse ilk günlerde ilişkiyi yeniden inşa etmek için iki tarafın da ciddi olarak zaman harcaması, birbirine vakit tanıması gerekiyor. O süreçte birbirilerine karşı anlayış, sabır, açıklık, samimiyet ve hoşgörüye çok fazla ihtiyaç duyuluyor. Güven ve inancı yeniden inşa edebilmek için her iki tarafın da emek harcaması gerekiyor. İlişkiyi onarmak için doğru, açık ve dürüst davranmayı, doğru iletişimi öğrenmek zorunda kalıyorlar. Sonrasında ilişki yeniden oturmaya başlıyor. Terapistin uygun müdahaleleri ve yaratılan güvenli ortamla çiftler kendilerini gözden geçirip, ilişkileri için sorumluluk almaya başlıyor. Terapi odasında yaşananlar bir yandan da değişim ve dönüşüm için çifte fırsat sunabiliyor. Bu süreçteki yeni yaşantılar ve deneyimler sonucu, yeniden başlama ve devam etme arzusu harekete geçebiliyor.BİR KEZ ALDATAN BUNU TEKRARLAR MI?
Geleneksel, dini öğelerin ağır bastığı ailelerde ya da kadının çalışmadığı durumlarda erkek aldatması örtbas ediliyor. Yaşanılan sadakatsizlik geniş aileye açıklanıyor, onlar devreye giriyor, erkek uyarılıyor ve olayın üstü kapatılıyor. Aldatmaya neden olan sebep ele alınmadığı için de bu davranış tekrarlanabiliyor. Benim ve meslektaşlarımın ortak kanısı bu yönde oluyor. Çünkü orada soruna yönelik bir çalışma yapılmıyor.