Grip aşısı mevsimi geldi çattı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da grip aşısıyla ilgili çelişkili söylentiler çıkmadan konunun uzmanı iki kişi açıklamayı yaptı. Sağlık Bakanlığı Aşı Danışma Kurulu Üyesi-İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur ile aynı bölümde görevli ve Ulusal İnfluenza Referans Laboratuarı Koordinatörü-Europan Scientists Working on Influenza (ESWI)Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Meral Akçay Ciblak; ‘Grip salgını başlamadan -özellikle riskli gruplar-Ağustos ayı sonlarında grip aşınızı mutlaka yaptırın. Aşıdan korkmayın, gripten korkun’ dedi.
——————————————
Yaz mevsimi ‘ne zaman gelecek’ derken bir de baktık ki Ağustos ayı geldi bile yani sonbahara girdik. Ayın ilk yarısından sonra değişecek iklimle birlikte salgın hastalıklarda hafif hafif sinsi yüzünü gösterdiğinde ‘Grip mi oldum, nezle mi?’ ‘Aşı olayım mı, olmayayım mı?’ ikilemleri tekrar gündeme gelecek. Tartışmalar başlamadan önce, bu konuda uzman Sağlık Bakanlığı Aşı Danışma Kurulu Üyesi-İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur ile aynı bölümde görevli ve Ulusal İnfluenza Referans Laboratuarı Koordinatörü-Europan Scientists Working on Influenza (ESWI)Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Meral Akçay Ciblak’a ‘Grip, grip aşısı ve grip aşısındaki son gelişmeleri’ sorduk. İşte en çok merak edilen sorular ve uzmanlarımızın cevapları…

‘Ağustos Ayı Sonlarında Grip Aşınızı Olun’

-Ne zaman grip aşısı olmalıyız?

Burada dikkat edilecek nokta grip salgınlığının ne zaman başladığıdır. Son 7-8 yıldır grip izlem ağı sayesinde ‘gribin ne zaman başladığını ve ne zaman bittiğini’ görebiliyoruz. ‘Eylül ayında grip aşısı olmadım. Sonrasında aşı olunmaz’ düşüncesi doğru değildir; çünkü grip aşısı sezonu kasım ayının başlangıcından nisan ayının sonlarına kadar uzayabiliyor. Önerilen ‘sezon’ başlamadan aşı olunmasıdır yani Ağustos ayı sonlarıdır. Çünkü grip aşısı etkinliğini gösterebilmesi için 10—15 gün kadar bir süre geçmesi gerekir. Salgın döneminde aşı olduğunda bu süreç geçmezse bağışıklık oluşamadığı için gribe yakalanma riski olabilir. Bu durumda da ‘Aşı oldum gribe yakalandım’ söylemini duyarız.

– Aşı nasıl seçilmelidir?

Aşıyı aslında siz seçmiyorsunuz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) her yıl toplanır ve bir sonraki sezon dolaşımda-salgına neden olabilecek virüsler konusunda tahminler yapar. Bu tahmin ve veriler bütün ilaç firmalarına aynı şekilde gönderilir. İlaç firmaları bu bilgiler ışığında aşı üretir. Hemen hemen aynı teknolojiler kullanılır. Aşı seçiminde önemli olan nokta; uygulama aşamasıdır. Yeni geliştirilen mikro-injeksiyon sistem intradermal aşı ‘iğneden korkanlar için’ çok iyi bir yöntem ve konfor sağlamaktadır.

– Aşılarda yenilikler var mı?

Yenilik olarak deri içi yoldan intradermal bir aşı geliştirilmiştir. Yeni aşı uygulama sistemi ile intradermal bölgeye daha az miktarda aşı daha fazla etki sağlayacak şekilde verilmekte, aşılanma daha az hissedilmektedir. Bu deri içi uygulama hem iğneden korkan insanların korkularını yenmesinde etkili hem de deri içi uygulamasıyla daha az miktarda antijenle daha fazla bağışıklık kazanılmaktadır.

Küçük Bir Dokunuşla ‘GRİBE KARŞI ETKİLİ KORUMA’

– Neden grip aşısında deri-içi uygulama sistemi geliştirildi?

Deri bağışıklıkta önemli bir rol oynar. Aslında deri, aşıları uygulamak için hedeflenmesi gereken en doğru yerdir. Daha güçlü ve kolay bağışıklık sağlamak için önemli bir enfeksiyon hastalığı olan gribe karşı deri-içi aşı geliştirilmiştir. Mevsimsel Grip Aşısı uygulama oranları, bazı yaş gruplarında hala beklenenden düşük düzeyde kalmaktadır; yeni, kullanımı kolay ve iğnesi yok denecek kadar küçük bir grip aşısı kullanımının daha yüksek aşılanma oranları için destek sağlayabilmesi olası bir yeniliktir. Bu açıdan yeni deri-içi grip aşısı geliştirilmiştir. Sadece küçük bir dokunuşla gripten korunmak artık mümkündür.

– Kimler mutlaka aşı olmalı? Sağlık Bakanlığı bu kişilere ücretsiz mi aşı yaptırıyor?

DSÖ’nün sağlık otoriteleri kendi ülkelerinde ‘gribe yakalandığı zaman risk oluşturacak grupları’ belirler. Diabet, astım, kalp, tansiyon ve kronik hastalığı olan, 65 yaş üstü kişiler gripten sağlıklı kişilere oranla daha fazla etkilenecek riskli gruplar arasındadır. İşte bu kesimleri aşılanması hem Türkiye’de hem Avrupa ülkelerinde ücretsiz uygulanmaktadır. Ancak bu konuda 2004 yılından bu yana yeterli başarı elde edilememiştir. Yapılan anket çalışmalarında bu insanların ancak %10’nun aşılandığı saptanmıştır. Özellikle risk gruplarından 100 kişiden 10‘u ‘kendisine ücretsiz aşı olanağı sağlandığını bilmemekte ya da önemsememektedir. Böyle bir imkanın Sağlık Bakanlığı tarafından kendilerine sunulduğunun farkında bile değiller. Hekimler de yeterince önemsememektedir. ‘Abartılıyor bu konu, yaptırmanıza gerek yok’ söylemlerini sıkça duymaktayız. Hekimlerin grip konusunda eğitilmesi, bu konunun öneminin anlatılması gerekmektedir. Daha sonra risk gruplarına ‘Bakın sizin diyabet, kap, tansiyon gibi ciddi bir hastalığınız var bir de gribe yakalanırsanız sağlığınız ile ilgili büyük sorunlar yaşayabilirsiniz. Bu nedenle aşılanmanız gerekiyor.’ söylemleriyle kişilerin hekimlerden aşı talep etmeleri artırmalıdır.

-Aşıların bilmediğimiz yan etkisi var mı?

Genel olarak baktığınızda grip aşıları oldukça etkili ve ciddi yan etkileri çok düşük oranda görülen aşılardır. Zaman zaman aşılanan yerde bir kızarıklık-şişlik olabilir. Fakat, bu yan etkilerin çoğu 1-2 gün içerisinde kendiliğinden geçer.

Bu Yıl ki Grip Aşı Geçen Yılla Aynı

-Bu yılki aşılar geçen yılki aşılardan farklı mı?

Grip aşısının işlevi her yıl değişmekte daha doğrusu her sezon o yıl hangi virüs dolaşıma girecekse DSÖ bunu belirler ve bütün aşı üreticileri aynı formülde aşı üretir. ‘Benim aşım seninkinden daha iyidir’ söylemi grip aşısı için söz konusu olamaz. Bu yıl ilginç bir şekilde geçen yıl ki virüslerin hemen hemen aynısı dolaşımda olacağı varsayılarak geçen yıl ki aşının tamamen aynı içerikli aşı üretildi. Tabii, bu durumda, geçen yılki aşının aynısı ise ‘bu yıl tekrar aşılanmalı mıyım?’ sorusu akla gelebilir. Evet, bu yıl da aşılama gerekmektedir. Çünkü grip aşısının koruyuculuğu maksimum 1 yıl civarındadır.

Antiviraller İlk 48 Saat İçinde Kullanılmalıdır

-Gribe karşı anında etkili olacak bir tedavi yöntemi var mı? Böyle bir tedavi neden bulunamıyor?

Gribe karşı mucizevi tedavi yok. Grip salgını olduğu dönemlerde diğer solunum yolları enfeksiyonları da gündeme geliyor. Grip semptomları başladıktan sonraki ilk 48 saat içinde tedavide antivirallerin ilaçların kullanılması gerekiyor. Antiviraller oldukça kısıtlı ve karşı direnç gelişimi hızlıdır. Dünyanın herhangi bir yerinde antiviral ilaçlara karşı direnç kazanmış bir virüs bütün dünyada yaygın hala gelebilir. Bu durumda elimizde olan antiviraller etkinliğini yitirdiği için çok dikkatli olmak gerekiyor. Bunun içinde DSÖ antivirallerin ancak hastaneye yatan ağır vakalarda riskli bireylerde uygulanmasını uygun görüyor.

-Aşı olduğu halde grip geçirenler olabilir mi?

Solunum yollarında 200’den fazla mikroorganizma var. Bunlar grip benzeri solunum yolu enfeksiyonu oluşturur. Gripten ne farkı var ya da grip aşısı onlara da karşı korur mu? Hayır, grip aşısı onlara karşı korumaz onların aşısı yok. Onların içerisinden sadece influenza etkenine karşı aşı bulunmaktadır. Bu aşı bizi sadece gribe karşı korur. Diğer enfeksiyon etkenlere karşı açığız. Bu nedenle grip aşısı olmuş ve gribe karşı korunmakta olan bir birey diğer solunum etkenleri ile temas ederse yine burun akıntısı ateş, nezle hali, ateş, gibi bir tablo ortaya çıkıyor. ‘Ben aşı oldum yine de gribe yakalandım’ ‘bu ne biçim-etkisiz aşıymış, güvenmiyorum ya da sevmiyorum’ söylemlerinin yayılmasının bir sebebi de budur. Aslında bu tablo grip değil. Nezle, soğuk alınlığı ya da diğer virüs veya mikroorganizmaların oluşturduğu tablolardır. Soğukalgınlığı ve benzeri durumlarda başta dolgunluk hissi, kulak ağrısı gibi komplikasyonlar gelişirken, gripte zatürre, sinüzit, ensefalit, bronşit gibi daha ciddi komplikasyonlar gelişir. Ayrıca grip altta yatan kronik hastalığı olanların hastalıklarını daha kötü hale getirerek (örn. Diyabet, kroner arter hastalığı) ölümlere neden olabilir.

Anı Halsizlik&Yüksek Ateş= Grip

-Gribin farkı nedir?

Gribin nezleden ve soğukalgınlığından klinik bağlamda farklı iki önemli özelliği var. Bir yüksek ateş. 39 dereceye kadar yüksek ateş ile seyreden hastalık büyük olasılıkla griptir, nezle değildir. İkincisi; grip çok ani başlar ve aşırı halsizlik yapar. Halka arasında ‘paçavra’ denilen hakikaten insanı aniden yatağa düşüren solunum yolu enfeksiyonlarının grip olma olasılığı çok yüksektir. Elbette ateşi düşük seyreden grip olguları da var. Ama ateşin çok yükseldiği nezle ya da soğuk algınlığı vakaları yok.

-Grip başlangıcında vitamin desteği yararlı mıdır?

Sağlıklı yaşam elbette vücut direncini artırır. ‘Ben her mevsim portakal suyu içerim, sihirli formülüm var.’ Bu uygulamaların hiçbir zararı yoktur. Ama bunların bilimsel olarak yararları da kanıtlanmamıştır. Yapılan deneylerde c vitaminin grip virüsü üzerinde bir etkisi olmayacağını göstermiştir.

-Grip kadar ciddi hatta ölümlere neden olabilen bu hastalık için tek bir mesaj vermek gerekseydi ne derdiniz?

Ciddi sonuçlara hatta ölümlere neden olan grip hastalığından korunmanın en etkili yolu; aşı olmaktır.