'''Süt sağlığa zararlıdır ve hastalıklara sebep olabilir'' MİŞ

gulizz

Aktif Üye
Kayıtlı Üye
17 Ağustos 2009
312
4
'Süt sağlığa zararlıdır ve hastalıklara sebep olabilir''

Hadi bakalım! Süt hakkındaki bütün düşünceleriniz tepetaklak mı oldu? Tam da kızınıza "süt iç yavrum!" diye mi seslenmiştiniz? Veya tam da elinizde bol sütlü bir neskafe mi vardı? O zaman yazıyı dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum...

İddia şu: Yetişkinlerin vücudu sütü sindirmeye uygun değildir. Bu ne demek? Şu demek: Erişkin yaşta süt, sindirim sistemini bozar. Neden? Çünkü çocuklarda olan fermentler ve enzimler (laktoz, kazein, vs.) yetişkinlerde yeterli miktarlarda yoktur. Bu durumda ne olur? Vücutta gaz birikimi ve yumuşak gaitaya (büyük abdest), karın ağrılarına, şeker hastalığına, kalp ve damar hastalıklarına ve hatta yaşlı kadınlarda şimdiye kadar bilindiğinin aksine kemik erimelerine sebep olur. Süt içende vücutta zararlı fermantasyonlar ve oksidasyonlar (zararlı kimya sal reaksiyonlar) oluşur. Bu de ne demektir? Serbest radikaller demek. Peki serbest radikal ne demek? Çabuk yaşlanma demek! Yani süt bir yaşlanma nedeni. (Kaynak: Robert Cohen "MILK: The Deadly Poison. Argus Publishing)

Süt alerji nedenidir

Sürekli gazdan, yorgunluktan veya baş ağrısından mı şikayetçisiniz? Veya depresif misiniz? Belki de nedeni süt alerjisidir. İnsanlar farkında değil ama süt alerjisi en fazla görülen alerji tiplerinden. Belirtileri hafif bir mide-barsak şikayeti ya da gaz birikimi olabileceği gibi, astıma kadar varan solunum sistemi şikayetleri de olabilir. Egzama ve ciltte kızarıklıklar, uzun süren burun akıntıları ve sinüzit iltihapları, ağız ve burun içinde kapanmayan yaralar, migren ve migrene benzer baş ağrıları, eklem ağrıları ve hatta DEPRESYONLAR süte ve süt mamullerine karşı reaksiyonlar olarak sayılıyor. Süt içenlerin yorgunluk hissetmeleri laktatların bağışıklık sisteminin düzenini bozmalarından kaynaklanır. Peynir ve yoğurtta laktat fermente olduğundan (parçalandığından) süt gibi zararlı değildirler.

Kemik erimesi (osteoporoz) ve süt:

Süt tüketimi kemik erimesi için bir tedavi olarak doktorlar tarafından tavsiye ediliyor ama gerçeğin tümüyle farklı olduğu söyleniyor. En son görüşlere göre ağızdan kireç (kalsiyum) alımı ile kemik erimesi önlenemez. Kirecin vücuda girişi değil vücut tarafından alınımı önemli. Bunu da mümkün kılan ve hızlandıran Calcitonin ve Provitamin D denen hormonlar. Kilolarla kireç yesek belki zehirleniriz, böbreklerimizde taşlar oluşur, kalbimiz düzensiz atar ama kemiklerimizde fazla bir düzelme olmaz. Günlük gıdalarımızla sebze ve meyvelerden aldığımız kalsiyum yeterlidir. (Brokoli mesela) Esas olan kirecin vücuda girmesini sağlayan hormonlardır. Düzenli beslenmenin yanı sıra kemiklerdeki kan dolaşımını arttırıcı spor ve masajlar daha faydalıdır. Harvard Üniversitesinde 75.000 kadın hastada 12 sene süre ile yapılan bir araştırmada (Feskanich D, Willet C, Stampfer MJ, Golditz GA. " Milk, dietary calcium and bone fractures in women; a 12 year prospective study ". American Journal of Public Health) kemik kırıklarında ve kemik erimesinde bir azalma görülmemiş. Hatta fazla kalsiyum alanlarda daha fazla kemik kırıkları meydana geldiği gözlenmiş. Tıpta ki en son görüş şu: Sodyumlu gıdaları (sofra tuzu, gazozlu içecekler ve bazı maden suları, sucuk-sosis gibi konserve et ve diğer konserve gıdalar) ve et mamullerini azaltırsanız, bol sebze, yoğurt, peynir ve meyve yer iseniz, günlük kalsiyum ihtiyacınızı salata ve taze yeşil sebzelerden, meyve ve sebze sularından elde ederseniz kemikleriniz erimeyecek ve kırılmayacaktır.

Kalp-damar hastalıkları ve süt:

Süt kalp krizlerini ve damar sertliği riskini arttırdığı da iddia ediliyor. Neden? Çünkü süt ve süt mamulleri (tereyağı, peynir ve yoğurt) yüksek miktarda kolesterol ve yağ içerirler. Bu da damarların kireçlenmesine ve kalp hastalıklarına yol açar. Süt, çok fazla miktarlarda içilirse kanser riskini de arttırdığı söyleniyor. İçerdiği ettiği çok kuvvetli proteinler nedeni ile meme, bağırsak ve prostat kanseriyle ilişkili bulunuyor. Meme ve prostat kanseri hastalarının kanında yüksek dozda bir büyüme hormonu olan (IGF-1) çok fazla olarak mevcuttur. Bu hormon aynı zamanda sütte de çok fazla miktarlarda mevcuttur. (Daha çok süt versin diye ineğe verilen rBGH hormonu yüzünden. Avrupa'da yasak, Türkiye'deki durumu bilmiyorum) Bazı doktorlar bu büyüme hormonun kansere zemin hazırlayabileceğini öne sürüyor. Çok süt içenlerin de kanında bu hormona fazlaca rastlanmakta.

MS, kireçlenme,aizheimer

Multiple Skleroz (MS) nedenlerinden biri olarak alınan yüksek proteinler, dolayısıyla inek sütü düşünülmekte. Sütte bulunan aşırı D vitamini kirecin hücre dışı yerleşmesini hızlandırıp vücutta kireçlenmelere sebep olduğu da biliniyor. D vitamini ayrıca vücutta alüminyum birikmesine dolayısıyla Alzheimer hastalığına neden olmakta.

Peynir ve yoğurtta fermantasyon vücut dışında olduğu için fazla bir zarar söz konusu değil çünkü laktatiar artık parçalanmıştır ama yine de yüksek protein ve yağların fazla tüketimini sağlığa pek o kadar yararlı değil. Tavsiye edilen yağ miktarı % 30'u geçmeyen peynir ve % 3,5'i geçmeyen yoğurtları fazla olmamak kaydı ile tüketmek. Ayrıca piyasaya yeni çıkmaya başlayan laktozsuz sütler de bir yere kadar çare olabilir. "


KAYNAK vatan gazetesi- http://www.bodyforumtr.com/vbforum/s-t-n-zararlar-t2917.html?

PASTORİZE SÜT NEDİR?PASTORİZE SÜTÜN ZARARLARI NELERDİR?

Kutu süt üreten şirketler, sokak sütünün (diğer adıyla çiğ sütün) sokakta uzun süre gezdiğini, mikrop ürettiğini, sütçünün su kattığını, pis olduğunu söylediler. Kendi ürettikleri kutu sütler “hijyenik” koşullarda el değmeden hazırlanıyordu, söylediklerine göre.

Atılan onca çamura rağmen, bilim dünyası, sokak sütünün masum olduğunu kanıtladı. Kutu sütlerse, maruz kaldıkları “teknolojik” işlemlerin ardından neredeyse ölüyor. Hatta “öldürüyor”! Dr. Pottenger daha 1930’lu yıllarda ilginç bir deneyle bunu kanıtladı. Pottengers’ Cats – Pottenger’in Kedileri isimli eseri bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan biri kabul ediliyor.

PASTÖRİZE SÜT NEDİR?
Pastörizasyon gıda maddesi içindeki zararlı organizmaları ve bozulma etmenlerini yok etmek amacıyla uygulanan bir ısıl işlemdir. Plakalı ısı değiştiricileri kullanarak sıvı gıdaların pastörize edilmesiyle ise enerji tasarrufu sağlayarak ürünü istenilen seviyeye kısa sürede getiren bir sistemdir.

Laboratuar ortamında yapılan deneyde, gıda endüstrisinde kullanılan büyük ölçekli bir pastörizatörün laboratuar koşulları için hazırlanmış bir prototipinde çiğ süt pastörize edilmiştir.

Pastörize süt mü, çiğ süt mü?
Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, sindirilemez hâle gelmiştir.

Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.

Biberonla beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.

1930′larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.

Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.

Ama Dr. Pottenger’in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı. Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular.

Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı. Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.

Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten kaçındığı, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.

Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyhinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika’da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.

Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak “zararsız” hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.

Dr. Pottenger’in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de yayılmıştır.

Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır. İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını (yağın sütte toplanmasını) önlemek için süt “homojenize” ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolesterolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.

Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız! Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz.

Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.

Çocuklara “güçlü ve sağlıklı” büyüsünler diye pastörize sütü tıka basa içirtmek düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, bu sütler içlerindeki besin öğelerini sindiremezler. Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar.”


Dr.Şefik Atilla Ünal’ın Gönderdiği Yazıdır.
Saygıdeğer okuyucular söz konusu araştırmalar olayın sadece bir boyutunu ele almıştır ve insanlar üzerinde ne gibi etkiler yaratacağı yönünde kayda değer bir veri ve çalışma söz konusu değildir, kaldı ki pastörize edilmeden tüketilen süt ile ilgili bu güne kadar milyonlarca vaka olduğu ve bunun kayda değer bir kısmında ölümcül olabilecek derecede önemli hastalıklar gelişebildiği de tartışma götürmez bir gerçektir ve bu konuda yazar tek bir cümle dahi kurma gereği duymamıştır maalesef…! Bizzat ben görev yaptığım Niğde ilinde brucella(peynir hastalığı-çiğ süt, et ve süt ürünleriyle bulaşan bir hastalık etkenidir) enfeksiyonu geçiren hamile kadınlarda sayısız düşük ve ölü doğumlara tanık oldum… Bu konu ile ilgili Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr.Leyla Dilek Mamçu’ nun konu ile ilgili daha detaylı görüşlerini sizinle paylaşmak istedim… Saygılarımla…

Mikroorganizmalar (virüsler, bakteriler),toksinler, parazitler ve bazı kimyasal katkı maddeleri besin zehirlenmelerine yol açmaktadır. Pastörize olmayan süt ve et ürünlerinden dolayı zehirlenmeye neden olan bakterilerden bazıları şunlardır:

Salmonella: Sağlıksız koşullarda üretilen süt ve süt ürünlerinden bulaşan mikropların en önemlisidir. Gıda zehirlenmesinden tifoya kadar değişen hastalıklar yapabilir.Süt dışında, yumurta ,tavuk eti, mayonez gibi gıdalarda da bulunabilir.Mikrop alındıktan yaklaşık 6-12 saat sonra ilk belirtiler ortaya çıkar.İshalin yanı sıra , baş ağrısı, karın ağrısı ve kusma da görülür.

Escherichia coli: Kaynatılmamış süt , uygun işlenmemiş ve pişirilmemiş etler ile pastörize edilmemiş meyve suları bu mikrobun çoğaldığı besinlerdir. Mikrop vücuda girdikten iki veya üç gün sonra şiddetli ishal, karın ağrısı ve kusma başlar. Ateş görülebilir. Genellikle dışkıda kana da rastlanır.

Brucella (Peynir hastalığı): Pastörize edilmemiş veya çiğ sütler ve hasta hayvanların etleri ile bulaşır. Özellikle kaynatılmamış sütten yapılan ve salamura süresi beklenmeden tüketilen peynirler en önemli hastalık kaynağıdır.Mikrobu aldıktan 2 hafta- 2 ay içerisinde ; geceleri yükselen ateş, eklem ve vücut ağrıları, gece terlemeleri ile başlar. Tedavi edilmezse ciddi, bazen öldürücü olabilir.

Yersinia enterocolitica: Hijyenik olmayan çiğ et ve süt, dondurma ve kontamine sularla bulaşır.Yüksek ateş, kanlı ishal, karın ağrısı şeklinde belirtilerle başlar.

Bacillus cereus: Daha çok et ve süt ürünleri, krema, puding, kurutulmuş süt, paket çorbalar, pirinç ve tahıl ürünlerinde bulunur Şüpheli gıda alımını takiben, 3-12 saat içinde başlayan sulu ishal, kusma, bulantı, mide krampları ile seyreder.

Listeria monocytogenes: Yeterince hijyenik olmayan veya pastörize edilmemiş gıdalarla bulaşır. Yumuşak peynir, dondurma da dahil olmak üzere süt ürünleri, çiğ süt, çiğ ve az pişmiş et, tavuk, deniz ürünleri ve çiğ sebzelerde bulunur. 12-24 saat içinde başlayan , mide bulantısı, kusma, ishal ve ateşle seyreder. Özellikle hamileler, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış yetişkinler için çok risklidir. Hamile kadınlarda çocuk düşürme ve ölü doğuma neden olabilir.

Campylobacter jejuni: Yeterince hijyenik olmayan veya pastörize edilmemiş çiğ et , süt, dondurma ve klorlanmamış sularla bulaşır. Ateşle birlikle ishal, karın ağrısı, aşırı gaz, mide bulantısı görülür. 2-5 gün sonra hastalık başlayabilir ve 7-10 gün sürebilir. Çiğ süt kesinlikle içilmemelidir…

Dr.Şefik Atilla Ünal a verdiği Bilgilerden dolayı Teşekkür Ederiz..

KAYNAKhttp://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/pastorize-sutun-zararlari-nedir+pastorize-sutun-zararlari-hakkinda-bilgi
 
Son düzenleme:
neye inanacağımızı şaşırdık...:26:
biri süt zararlı diyoo.biri sokak sütü içn ,biride pastörize içinn:KK53::96::95:
 
bi dönem ben de çok okumuştum buna benzer yazılar. hepsinde de sonuç olarak keçi sütü ve ürünlerini şiddetle tavsiye ediyolardı. ben bi dönem şişkinlik problemimin nedenini bulmak için inek sütü ve ürünlerini tamamen hayatımdan çıkarmış ve çok rahat etmiştim. ama özellikle pernir ve yoğurda çok düşkün olduğum için uzun sürmedi maalesef.

ama gerçekten de artık neye inanıcağımızı, ne yiyip içeceğimizi şaşırdık :44:
 
Bazı insanların laktoza karşı intoleransı vardır olay bundan ibaret, biz kedi değiliz ki laktozu çözemeyelim hayret bir şey!
 
Bazı insanların laktoza karşı intoleransı vardır olay bundan ibaret, biz kedi değiliz ki laktozu çözemeyelim hayret bir şey!

konu sadece laktoz değil ki sevgili kılıçbalığı... yukarıdaki alıntıların tamamını okusaydınız anlardınızz ..
 
uht sütlerin çok zararlı olduğu söyleniyor, açıkcası bu konuda okuduğum yazılara bana mantıklı geliyor
tabii bunları yazanların sesi çok cılız, süt sektörü o kadar büyükki, o kadar büyük paralar dönüyoki
reklam bombardımanları ve annelik vicdanının sorgulması falan
gerçekten insan neye inanacağını şaşırırıyor
 
konu sadece laktoz değil ki sevgili kılıçbalığı... yukarıdaki alıntıların tamamını okusaydınız anlardınızz ..

Süt alerjisinin sebebi laktoz intoleransıdır canım...Bunlara bu kadar takılmak doğru değil çünkü dikkat edin, bir süre domates zararlıdır derler, ertesi sene dometesde antioksidanlar bulunur yararlıdır derler, sonra domatesden sıkılır çaya geçerler, fazla çay demir eskiklğine sebep olur derler sonra bir bakmışsınız çayı yere göğe koyamamışlar, bu böyle sürer gider...

1-Laktoza karşı hassasiyet gösterenler laktozsuz süt kullanabilirler...
2-Eğer süt içmenin kemik erimesine karşı bir faydası yoksa yoktur ancak bu zarar vereceği manasına gelmez
3-Ms konusunda süte gelen kadar %100 saf protein olan tavuk eti, kırmız et, balık eti, hindi eti ve yumurta var, nedir yani şimdi suçlu bunlardan daha az protein oranına sahip olan süt mü oldu?
Yetişkinlerin çoğu günde bir bardağı bırakın haftada 1 bardak bile süt içmezler, yedikleri peynir ve yoğurt oranı bellidir ancak bol miktarda et türevleri ile beslendikleride ortadadır...

4-Bundan 10 sene evvel sokak sütçülerine karşı savaş açmışlardı, şimdi sütçüler yine aziz ilan edilmiş belli ki...Açıkçası güvendiğim bir sütçü olduktan sonra sokak sütçüsünden almayı tercih ederim o ayrı...Eskiler bilirler, sütü alıp ocağa bir koydun mu üzerinde 4 parmak kaymak olurdu,tadı pastorize süte hiç benzemez hepimizde bu sütlerle büyüdük çok şükür sağlıklıyız ama şu an etrafınızdaki çocuk nesline bir bakın bakalım aynı sağlığı onlarda görebilecek misiniz? Etrafıma bir bakıyorum, genel olarak bütün çocuklar hasta bağışıklık sistemi diye bir şey yok ortada demek ki bazı şeyleri unutarak hata yapıyoruz ve maalesefki hormonlu tarıma izin verildiği ve biz rafine gıdaları hayatımızda yer vermeye devam ettiğimiz sürece sağlığımızdan olmaya devam edeceğiz...

Neymiş Amerikadaki çocuk nufusu diş problemleri ile karşı karşıyaymış, bence Amerikalıların sütten daha büyük bir problemi var çocuk nufusun büyük çoğunluğuda obezite hastası, süte kusur bulacaklarına çocuklara şeker,hamburger aburcubur yedirmekten vazgeçerlerse diş problemleri ile birlikte obezite sorunuda kalkacak ama neyse :KK1::KK1::KK1:

Kısaca, bunların hepsi birer iddia, aksi kanıtlanmadığı sürece süt masumdur ...

Not:Tepki sana değil Gulizz sadece saçma sapan haberlere sinir oluyorum...Bu konu burda kalsın, 2 sene sonra sütün yararlarını yere göğe koyamayan yazıları da ekleriz...Bu arada konuyu ikinci okuyuşum, ilkinde fazla yorum yapma gereği duymamıştım ancak gördüğün gibi mantıklı olarak düşünürseniz zaten iddiaları kolaylıkla çürütebilirsiniz...
 
Son düzenleme:
Süt iyi bir kalsiyum kaynağı mıdır?
e-Posta Yazdır
Süt iyi bir kalsiyum kaynağı mıdır?

Süt iyi bir kalsiyum kaynağı mıdır?

Sağlam kemiklerimiz olması için mutlaka süt tüketmemiz gerektiği söylenir. Çocukların kemiklerinin daha iyi gelişmesi, büyüklerin ise kemik erimesi (osteoporoz) olmamaları için bol süt içmeleri önerilir? Bu neredeyse tabu kabul edilen olgu ne kadar doğru acaba?

Bültenimizin bu sayısındaki süt konulu ikinci yazıda editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın sözü edilen konuyu irdeliyor.
Süt iyi bir kalsiyum kaynağı mıdır?

Yaygın kanının aksine hayır! Gerçi içinde yüksek miktarda kalsiyum var ama fosfor miktarı da yüksek olduğu için kalsiyum/fosfor oranı 1:1 gibi. Halbuki bu oranın anne sütünde de olduğu gibi 2:1 ya da daha fazla olması gerekir. Birçok yeşil yapraklıdaki oran da aşağı yukarı bu kadardır (tabloya bakınız). Anlayacağınız çocuklarınızın ve de kendinizin kemiklerinin kuvvetli olması için mutlaka yeşil yapraklı yiyecekleri tüketin.





Kalsiyum Fosfor Magnezyum Sodyum Potasyum
Yoğurt 121 95 12 46 155
İnek sütü 117 92 18 44 137
Maydanoz 67 48 26 46 521
Roka 120 60 21 44 137
Semizotu 65 44 68 45 494
Dereotu 208 66 55 61 738
Ispanak 99 49 79 79 558
Pazı 51 46 81 213 379



Tablo 1. Çeşitli yiyeceklerdeki mineral miktarları (mg/100 g)
Süt ya da süt ürünleri iyi bir magnezyum kaynağı mıdır?

Magnezyum da kalsiyum gibi kemik gelişimi için oldukça önemli bir mineraldir. Vücutta yeteri kadar faydalı olabilmesi için yiyeceklerdeki kalsiyum/magnezyum oranının 2:1’den fazla olmaması gerekir. Halbuki süt ve süt ürünlerindeki kalsiyum/magnezyum oranı yaklaşık 8:1 ile 12:1 arasında değişir. Buna karşılık etler, kuru yemişler, sebzeler, meyvelerde kalsiyum/magnezyum oranı yaklaşık 1:1’dir.
Süt tüketmeyen çocuğun sağlığı bozulur mu?

Her memelinin sütü kendi yavrusunadır. 5-6 milyon yıllık insanlık tarihinin sadece son 10000 yılında insanlar başka memelilerin sütünü içmişlerdir. Kendi annelerinin sütünü ise sadece hayatlarının ilk 2 yılında emerler, daha sonraları hiç süt tüketmezlerdi. Fosil incelemeleri taş devri insanlarının kalın ve kırığa dirençli sağlam kemiklerinin olduğunu göstermektedir. Bu devre ait kemik örneklerinde osteoporoz yok denecek kadar azdır.
Çok kalsiyum alınırsa kemik daha sağlam olur mu?

1986 yılında Harvard’daki araştırıcılar kalsiyum alınması ile kalça kırıkları arasında doğrudan bir ilişki saptanışlardır (1). Bu çalışmaya göre alınan kalsiyum miktarı artıkça kırıklar da aynı oranda artmıştı.

İsveçte yapılan bir çalışmada menopoz sonrası kadınlarda (50-85 yaş) süt tüketimi fazlalığının kırıkları azaltmadığı saptanmıştır(2).

Benzer şekilde ABD’de hemşireler üzerinde yapılan araştırmada gerek süt gerekse de süt dışı kalsiyum tüketimi fazlalığının kalça kırıklarını azaltmadığı tespit edilmiştir (3).

Günde 200 mg gibi son derece düşük kalsiyum tüketimi olan (önerilen miktar günde
1000-15000 mg’dır. Güney Afrikalılarda kemik kırıkları yılda 7/100,000’den daha azdır (4).

Çok süt tükettikleri için fazla kalsiyum alan topluluklarda ise osteoporoz ve kemik kırıkları çok önemli bir halk sağlığı problemidir (5).

Bütün bu çalışmalardan anlaşılacağı üzere kalsiyum takviyesi tek başına kemiği sağlamlaştırmaz. Hatta diğer mineral (magnezyum, potasyum) ve vitaminleri ( D, C, K, B12, folik asit vb) yeteri almayan, bazı mineralleri (fosfor, sodyum) ise fazla alan kişiler fazla kalsiyum alsalar da kemik kırıklarından kurtulamazlar.
Osteoporozdan korunmak ve sağlam kemiklere sahip olmak için neler yapmak gerekiyor?

* Her fırsatta hareket edin ve spor yapın (en önemli faktör)
* Yeteri kadar güneşlenin; haşlanmadan dengeli güneşlenmenin zararı olmadığı gibi birçok faydası vardır. Güneşsiz aylarda ya da güneşe maruz kalmayanlara D vitamini takviyesi yapılmalıdır
* Proteinli gıdalardaki asitleri sebze meyve gibi alkali gıdaları tüketerek dengeleyin
* Unlu ve şekerli gıdaları yemeyerek insülin direncinizi kırın
* Lahanalar, marul, kıvırcık, turp, şalgam vb gibi sebzeler ve probiyotik içeren gıdaları alarak K vitamini yetersizliğini (eksiklik bir kemik hormonu olan osteokalsini azaltır) önleyin.
* C vitamini (taze sebze ve meyveler), magnezyum (koyu yeşil yapraklılar), folik asit (taze sebze) ve B12 vitamininden (hayvani gıdalar) zengin gıdalar ile beslenin Sodyumdan fakir potasyumdan zengin gıdalar yiyinAşırı fosfor içerikleri nedeni ile gazlı içecekler içmeyin. beslenmebülteni . com
 
Son düzenleme:
tablo bozuk çıkmış düzeltemedim ama anladınız siz onu:KK1:
 
tablo bozuk çıkmış düzeltemedim ama anladınız siz onu:KK1:


:KK1::KK1::KK1::KK1: Gayet net, süte gelene kadar daha neler var denilebilecek bir yazı olmuş...Ben sütü bu kadar savunuyorum tabii ama süt içiyormusun diye sorsanız hayır derim:KK1::KK1::KK1:
 
bence bu hikayelerle toplumu oyalıyorlar ben onu bunu bilmem bizim bir akrabamız sadece süt içerdi 92 yaşında öldü oda iyi bakılsaydı ölmezdi daha yani soğuk tan sıcaktan koruyan olmadı
 
:KK1::KK1::KK1::KK1: Gayet net, süte gelene kadar daha neler var denilebilecek bir yazı olmuş...Ben sütü bu kadar savunuyorum tabii ama süt içiyormusun diye sorsanız hayır derim:KK1::KK1::KK1:

canım tabloda yoğurt ve özelliklede yeşil sebzelerde daha çok kalsiyum potasyum vs var deniyor, zaten sütteki kalsiyumu vucud almıyor deniyor, her canlının sütü kendi yavrusu için diğer canlılara faydası yok deniyor
valla bana süt karşıtı yazılar mantıklı gelmeye başladı ama çocuğuna içiriyomusun desen evet içiriyorum çünkü emin olamam en azından azalttım ama külliyen yanlış bi beslenme uygulamak istemem çocuğuma

ama net olarak kendi çocuğumdaki gözlemim çok sütün ona iyi gelmediği, azalttım bende günde 1 bardaktan fazla vermiyorum, zaten doktoruda demir emilimini engellediği için 1 bardaktan fazla verme demişti


kendim içiyomuyum hayır, sevmem, yoğurt peynir yerim daha iyi, hem onlardan faydalı probiyotikleride almış olurum
 
Son düzenleme:
bence bu hikayelerle toplumu oyalıyorlar ben onu bunu bilmem bizim bir akrabamız sadece süt içerdi 92 yaşında öldü oda iyi bakılsaydı ölmezdi daha yani soğuk tan sıcaktan koruyan olmadı

peki o akraba UHT kutu süt mü içiyodu, yoksa geleneksel, sütü sağ ve kaynat yönteminden sonra mı içiyodu, önemli olan bu bence
 
peki o akraba UHT kutu süt mü içiyodu, yoksa geleneksel, sütü sağ ve kaynat yönteminden sonra mı içiyodu, önemli olan bu bence

Ben tahmin hakkımı kullanıyor ve kaynatılmış süt diyorum...Bir kaç mesaj evvel yazmıştım, eski sütlerin tadı ile uht sütlerin hiç alakası yok...Bilemiyorum arkadaşlar şu an benim için sorun yok ama çocuğum olduğunda ne halt edeceğim bilemiyorum:KK59:
 
Ben tahmin hakkımı kullanıyor ve kaynatılmış süt diyorum...Bir kaç mesaj evvel yazmıştım, eski sütlerin tadı ile uht sütlerin hiç alakası yok...Bilemiyorum arkadaşlar şu an benim için sorun yok ama çocuğum olduğunda ne halt edeceğim bilemiyorum:KK59:

yani... zaten UHT nin geçmişi ne kadar ki, 92 yaşındaki birisi sürekli ondan kullanıyor olsun, insanlığa bakıldığında yeni denecek bi teknoloji,

samimiyetine inandığım ve aynı zamanda beslenme uzmanı olan bi doktorun yazısı:

C.Paşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi.

Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.

Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.

Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.

Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ''otoimmün-kendi dokularını tahrip edici'' hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.

Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ''Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler'' dedi.

SÜT, KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRI MI?

Aydın, ''Süt, sağlam kemiklere neden olur'' yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu. Kaynakwh webhatti.com: Hangi sütü içmek daha tehlikeli

Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:

''Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.''

Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.

SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN

Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:

''Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.'' Kaynakwh webhatti.com: Hangi sütü içmek daha tehlikeli
 
tabii ki sokak sütü içiyordu ama inekleri komşularınındı yani belli bir kaynaktan alınan süt fazla diğer inek sütleriyle karıştılımamış olması bana doğru geliyor
 
tabii ki sokak sütü içiyordu ama inekleri komşularınındı yani belli bir kaynaktan alınan süt fazla diğer inek sütleriyle karıştılımamış olması bana doğru geliyor

tabii canım, UHT market sütlerinin insana bi faydası olmadığı kanıtlandı zaten, hatta hiç bi süt firması bi yayınlanan makalelere itiraz bile etmedi, kendileride kabul ediyolar yani
 
gerçekten kafam karıştı, yaşadığım yerde güvenerek süt alabileceğim bir yer yok, daha doğrusu gözümle görmeden inanamıyorum, geçen bir yerde okumuştum bir kasiyer hanım yaşlı bir adamın gelip marketten 25 kutu en ucuz sütten aldığını sonra o sütleri dışarıda güğümlere boşaltıp sağma süt diye insanlara sattığını anlatmıştı, günlük süt almaktan başka şansım kalmıyor
 
Ahmet Aydın ın ' 7 den 70 e taş devri ' kitabı süt konusunda çok ciddi bilgiler içeriyor . Bana çok mantıklı gelmişti . Hazır sütlerin sanıldığı kadar yararlı olmadığına inanıyorum bende . Fakat çevremde güvenerek alabileceğim süt satan yer yok . Mecburen ihtiyaç duydukça marketten alıyorum .
 
X